İSTİNAF KARAR TARİHİ: 26/09/2025 Taraflar arasında görülen dava neticesinde ilk derece mahkemesince verilen hükmün davalı vekilince istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü; TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davalı ile arasında devamlı olarak mal alım satımı gerçekleştirildiğini, davalı tarafından davacıya yüksek bedelli mal siparişi verildiğini ve siparişlerin hepsinin…
T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 43. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO: 2022/419 KARAR NO : 2025/1225 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: İSTANBUL 10. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ: 19/10/2021 NUMARASI : 2019/404 Esas - 2021/804 Karar DAVA: İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) İSTİNAF KARAR TARİHİ: 26/09/2025 Taraflar arasında görülen dava neticesinde ilk derece mahkemesince verilen hükmün davalı vekilince istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü; TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davalı ile arasında devamlı olarak mal alım satımı gerçekleştirildiğini, davalı tarafından davacıya yüksek bedelli mal siparişi verildiğini ve siparişlerin hepsinin davacı tarafından eksiksiz olarak zamanında karşı tarafa teslim edildiğini, davalının davacıya olan 505.158,71 TL bedelindeki borcunun 472.221,19 TL'lik kısmının ödediğini, kalan 32.937,52 TL borcun davacıya ödenmediğini, bunun üzerine davalı aleyhine İstanbul 20.İcra Müdürlüğünün ... E. sayılı dosyası ile icra takibi başlatıldığını, itiraz üzerine takibin durduğunu, davalının itirazının haksız olduğunu beyanla, haksız itirazın iptali ile takibin devamına, itirazın da kötü niyetli olan borçlunun alacağının %20'sinden az olmamak üzere kötü niyet tazminatı ödemesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacının davalıdan bir alacağı bulunmadığını, bu nedenle davanın haksız ve hukuka aykırı olduğunu, davacı ile davalı arasında 2018 yılında ticaret gerçekleştirilmiş olup, bu alacağa yönelik ödemelerin davalı tarafından gerçekleştirildiğini ve cari hesap bakiyesinin 0 olarak ticari ilişkinin sona erdiğini, hal böyleyken itirazın iptali talebinin yersiz olduğunu beyanla, haksız davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI : İstinaf incelemesine konu kararı veren ilk derece Mahkemesince eldeki dava hakkında yapılan yargılama sonunda, " , ...Yapılan yargılama, davacı tarafın iddiaları, davalının beyanları, tanzim olunan bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; davacının sebze halinde ticari faaliyette bulunduğu, davalının ise sebze üreticisi olduğu, taraflar arasındaki alım satım sonucu davacı tarafından davalı adına faturalar düzenlendiği, taraflar arasındaki uyuşmazlığın, davacının fatura alacağını tahsili için başlattığı icra takibine davalının itirazı noktasında toplandığı, mahkememizce yaptırılan bilirkişi incelemesi sonucu tanzim olunan ve mahkememizce de kabul gören bilirkişi raporuna göre, davacının davalıdan 1.236.169,77TL değerinde mal aldığı, 139.919,46TL tutarında tahsilat yaptığı, davalı şirketten 166.034,04TL tutarında komisyon kesintisi yaptığı, davalı şirkete 1.242.992,71TL tutarında ödemede bulunduğu, davacının davalıdan 32.937,52TL alacaklı bulunduğu, davalıya verilen kesin süreye rağmen ticari defter ve kayıtların ibraz edilmediği, bu nedenle HMK 222/3.maddesi uyarınca davacı ticari defter ve belgelerindeki kayıtlara itibar edilmesi gerektiği, davacının işbu alacağının tahsili için başlattığı icra takibine davalının itirazının haksız olduğu anlaşılmakla, davacının davasının KABULÜ İLE, davalının İstanbul 20. İcra Müdürlüğü' nün ... esas sayılı takip dosyasına yapmış olduğu itirazın iptaline, takibin takip talebindeki miktar ve şartlar ile aynen devamına, ayrıca alacak belirlenebilir olduğundan İİK 67/2 mad uyarınca %20 oranında icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya ödenmesine, " karar verilmiştir. Bu karara karşı davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ : Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; bu nedenle usulsüz arabuluculuk sürecine dayanan davanın, dava şekil şartı eksikliğinden reddi gerektiğini, müvekkil şirket ile davalı şirket arasında 2018 yılında ticaret gerçekleştiğini, bu alacağa yönelik ödemelerin müvekkil şirket tarafından gerçekleştirildiğini ve cari hesap bakiyesi 0 olarak ticari ilişkinin sona erdiğini, taraflar arasında alacak borç olduğunu gösteren BA/BS formları bulunmadığını, davacının haksız bir alacak talebinde bulunduğunu, davalı şirkete ait serada gerçekleşen sel felaketi ve buna bağlı oluşan ticari zararlar nedeniyle mali sıkıntılar yaşandığını, fakat sonrasında ticari durumunun düzeltildiğini ve muaccel hale gelen borçların ödendiğini, davacının da alacağının bu dönemde ödendiğini, hal böyleyken itirazın iptali kararının yersiz ve haksız olduğunu, ilk derece mahkemesinin vermiş olduğu icra inkar tazminatının likit olmayan bir alacağa dayanan icra takibinin ve buna bağlı olarak açılan itirazın iptali davasının, aynı mahiyette reddi gereken haksız ve mesnetsiz bir karar olduğunu beyanla, ilk derece Mahkemesince verilen kararın kaldırılmasını ve davanın reddine karar verilmesini talep ve istinaf etmiştir. GEREKÇE : Dava; ticari satım sözleşmesinden kaynaklanan açık hesap alacağının tahsili istemiyle başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkindir. İlk derece mahkemesinde davanın kabulüne karar verilmiş, karara karşı davalı vekili tarafından yukarıda yazılı sebepler ile istinaf başvurusunda bulunulmuştur.İstinafa gelen uyuşmazlık temelde, davacının takibe konu açık hesap nedeniyle davalıdan alacaklı olup olmadığı, davalının ödeyip ödemediği, arabuluculuk dava şartının yerine getirilip getirilmediği noktasındadır. Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliği'nin 24/3. maddesinde ise "Taraflara ait iletişim bilgileri, görevlendirilen arabulucuya adliye arabuluculuk bürosu tarafından verilir. Arabulucu bu iletişim bilgilerini esas alır, ihtiyaç duyduğunda kendiliğinden araştırma da yapabilir. Elindeki bilgiler itibarıyla her türlü iletişim vasıtasını kullanarak görevlendirme konusunda tarafları bilgilendirir ve ilk toplantıya tarafları ve varsa avukatlarını birlikte davet eder. Bilgilendirme ve davete ilişkin işlemlerini belgeye bağlar. Arabulucu taraflara ulaşamaması hâlinde, ulaşmak için hangi yolları denediğini ve hangi sebeplerle ulaşamadığını son tutanakta belirtir." şeklinde düzenleme bulunmaktadır. Görüldüğü üzere mevzuatta davet mektubunun gönderimi için bir usul şartı yoktur. Kargo, alma haberli posta, adi posta, kayıtlı elektronik posta, elektronik posta, SMS, telefon, görüntülü görüşme gibi yöntemlerin biri ya da birkaçı tercih edilebilir. Somut olayda arabulucu tarafından arabuluculuk ilk oturum tutanağında davalıya başvuru formunda bulunan telefon numarası ile ulaşılamadığı, şirket yetkililerine ilişkin telefon numaralarından da itibata geçilemediği ve şirkete 28.05.2019 tarihinde iadeli taahhütlü davet mektubu gönderdiğini, tebligatın alınmış olmasına rağmen 18.06.2019 tarihli toplantıya mazeretsiz olarak toplantıya katılmadığının arabuluculuk son tutanağında yazılı olduğu anlaşılmış olup, davalının arabuluculuk davetinin usule aykırı olduğuna yönelik 6325 sayılı kanun kapsamında bir başvurusu olduğuna ilişkin dosyada delil bulunmamaktadır. Bu durumda arabuluculuk son tutanağına göre davalının arabulucu tarafından yapılan usulüne uygun bildirime rağmen mazeretsiz olarak toplantıya katılmaması sebebiyle arabuluculuk faaliyetinin sona erdirildiği anlaşıldığından davalının usulsüz arabuluculuk süreci nedeniyle davanın şekil şartı eksiliğinden reddi gerektiğine ilişkin itirazı yerinde görülmemiştir.Davacı tarafça davalı hakkında, İstanbul 20. İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyası ile "cari hesap alacağı" borcun sebebi gösterilerek 32.937,52 TL alacağın tahsili istemiyle 30/11/2018 tarihinde ilamsız icra takibi başlatılmış, itiraz üzerine takip durmuştur. Mahkemece tarafların ticari defterleri üzerinde inceleme yapılmasına karar verilmiş, davacı taraf ticari defterlerini incelemeye sunmuştur. Davacının lehine delil olma vasfına sahip ticari defterleri üzerinde yapılan incelemede davacının takip tarihi itibariyle davalıdan 32.937,52 TL alacaklı olduğu belirtilmiştir. Davalı borcu ödediğini beyan etmiştir.Somut olayda ödeme iddiası bulunduğuna göre ispat külfeti davalının üzerinde olup, davacının ticari defterlerinde davalının ödemesine ilişkin herhangi bir kayıt bulunmamaktadır. Mahkemece taraf defterlerinin incelenmesine karar verilmiş, davalı ticari defterlerini sunmadığı, incelene davacı defterlerinde davalının ödemesine ilişkin herhangi bir kayıt bulunmadığı, ödemeye ilişkin istinaf aşamasında da herhangi bir belge sunulmadığından, davalı taraf ödeme iddiasını ispatlayamadığından Mahkemece davanın kabulüne karar verilmesinde bir isabetsizlik görülmemiştir.Ayrıca, icra inkar tazminatına hükmedilebilmesi için takibe konu alacağın likit olması zorunludur. Her uyuşmazlığın kendine özgü özelliklerine göre değişmekle birlikte, bir uyuşmazlıkta alacağın likit olup olmadığı belirlenirken alacak ve onun borçlusu birlikte değerlendirilmelidir. Buna göre, likit bir alacaktan söz edilebilmesi için ya alacağın gerçek miktarının belli ve sabit olması ya da borçlusu tarafından belirlenebilmesi için bütün unsurların bilinmesi veya bilinmesinin gerekmekte olması; böylece, borçlunun borç tutarını tahkik ve tayin etmesinin mümkün bulunması; başka bir ifadeyle, borçlunun yalnız başına ne kadar borçlu olduğunu tespit edebilir durumda olması gerekir. Gerek borç ve gerekse borçlu bakımından, bu koşullar mevcut olduğunda ortada likit bir alacak bulunduğu kabul edilmelidir. Eldeki davada, dava konusu fatura alacağı likit (belirlenebilir) olup, mahkemece hükme esas alınan miktar üzerinden davacı yararına icra inkar tazminatına hükmedilmesinin şartları oluştuğundan Mahkemece icra inkar tazminatına hükmedilmesinde bir isabetsizlik görülmemiştir.HMK'nın 355. Maddesi uyarınca kamu düzenine aykırılık ve istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılan istinaf incelemesi sonunda; ilk derece mahkemesi kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu anlaşıldığından davalı vekilinin yerinde görülmeyen istinaf başvurusunun reddine karar vermek gerekmiştir. HÜKÜM:Yukarıda açıklanan nedenlerle: 1-Davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353(1)b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,2-Davalı tarafından başvuru sırasında peşin olarak yatırılan 561,97 TL harcın, alınması gerekli olan 2.247,96 TL harçtan mahsubu ile bakiye 1.685,99 TL istinaf karar harcının davalıdan alınarak hazineye irat kaydına,3-Davalı tarafından istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda, HMK'nın 362(1)a maddesi uyarınca kesin olarak oy birliğiyle karar verildi. 26/09/2025