T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 13. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO:2025/2251 Esas KARAR NO:2026/168 Karar T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ:BAKIRKÖY 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO:2022/144 Esas - 2025/857 Karar TARİHİ:15/09/2025 DAVA:Tazminat (Haksız Fiilden Kaynaklanan) KARAR TARİHİ:29/01/2026 İlk derece Mahkemesinde yapılan inceleme sonucunda verilen karara karşı istinaf kanun yoluna başvurulmuş…
T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 13. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO:2025/2251 Esas KARAR NO:2026/168 Karar T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ:BAKIRKÖY 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO:2022/144 Esas - 2025/857 Karar TARİHİ:15/09/2025 DAVA:Tazminat (Haksız Fiilden Kaynaklanan) KARAR TARİHİ:29/01/2026 İlk derece Mahkemesinde yapılan inceleme sonucunda verilen karara karşı istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla dava dosyası incelendi: TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMASININ ÖZETİ:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Davacı tarafından 11.09.2009 tarih ve ... sayılı faturaya istinaden davalılardan ...plaka sayılı 2010 model ... marka, ... 3,0 tipinde araç 106.845,19 Euro (235.754,59 TL) bedel ile satın alındığını, dava konusu aracın 02.11.2017 tarihinde seyir halindeyken aniden durması sonucu kilitlenerek tekrar çalışmadığını, aracın davalıların servisinde incelenmesi sonucu motor arızası olduğu tespit edilerek 63.000.-TL onarım bedeli ve 1.000.-Büro servis ücereti talep edilmesi üzerine davacı tarafından aracın gizli ayıplı olduğu, aracın motor sandığının değiştirilmesi bedeli olarak 1.000 TL, aracın motorunun değiştirilmesi sebebiyle araçta meydana gelen değer kaybı olarak 1.000 TL, aracın kullanılamadığı 62 günlük süre karşılığında oluşan iş kaybına tekabül olarak emsal bir aracın 62 günlük ticari kira bedeli olarak 1.000 TL, aracın kullanılamadığı 62 günlük süre için, peşin ödenmiş olan kasko bedelinden dolayı oluşan zarar sebebiyle 500 TL, aracın kullanılamadığı 62 günlük süre için, peşin ödenmiş olan trafik sigortası bedelinden dolayı oluşan zarar sebebiyle 100 TL, aracın kullanılamadığı 62 günlük süre için, peşin ödenmiş olan motorlu taşıtlar vergisi bedelinden dolayı oluşan zarar sebebiyle 400 TL olmak üzere, toplamda 4.000 TL nin dava konusu aracın motoru değiştirilmiş olarak müvekkiline teslim edildiği tarih olan 04/01/2018 tarihinden itibaren işleyecek ticari temerrüt faiziyle beraber davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile maddi tazminat olarak taraflarına ödenmesine karar verilmesini ve tüm dava masrafları ile vekalet ücretinin davalılar üzerinde müştereken ve müteselsilen yükletilmesine karar verilmesini fazlaya ilişkin dava ve talep hakları saklı kalmak üzere talep ve dava etmiştir.Davalılar vekili cevap dilekçesinde özetle; Ayıp iddialarını kabul etmemekle birlikte taleplerin zamanaşımına uğradığını, davacının iddialarının aksine dava konusu aracın garanti süresinin 3 yıl veya 100.000 km olmadığını, davacı tarafından da bu yönde bir garanti belgesi sunulamadığını, 9 yıl önce satın alınan dava konusu aracın garanti süresinin dolduğu göz önünde bulunduruldığında dava konusu taleplerin zamanaşımına uğradığını, dava konusu araçta üretim hatasından kaynaklanan herhangi bir ayıp bulunmadığını, 9 yıla yakın bir süredir kullanılagelen bir aracın gizli ayıplı olduğu iddiasının hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, dava konusu aracın arızalandığı sırada 8 yaşında olması itibariyle, kullanım ömrünün sonuna yaklaşmakta olan bir araç ve bu zamana kadar kullanım yılı ve kilometresi dikkate alındığında gizli ayıplı bir aracın yıllar boyunca herhangi bir sorunu olmadan kullanılmasının mümkün olmadığını, dava konusu aracın periyodik bakımlarının yetkili serviste düzenli olarak yaptırılmadığını veya yetkisiz serviste yaptırıldığını, davaya konu araçta davacı iddialarının aksine üretimden kaynaklanan ve hukuken “ayıp” olarak nitelenebilecek herhangi bir kusur bulunmadığını, gıyaplarında yapılan ve taraflarına tebliğ dahi edilmeyen tespit raporunun hükme esas alınmasının mümkün olmadığını belirterek, davanın öncelikle zamanaşımı nedeniyle usulden, aksi halde esastan reddine karar verilmesini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARININ ÖZETİ:İlk Derece Mahkemesi 15/09/2025 tarih ve 2022/144 Esas - 2025/857 Karar sayılı kararında;"...Mahkememizce istinaf kaldırma kararı sonrası, istinaf ilamında belirtilen hususlarda yeni bir bilirkişi incelemesi yapılması yoluna gidilmiş olup, bu kapsamda oluşturulan yeni heyetten alınan 22.01.2024 ve 12.12.2024 tarihli raporları kapsamında davacının satın aldığı aracın üretimden kaynaklı gizli ayıplı olarak değerlendirilmesi gerektiğinin belirtildiği ve bu suretle arızanın teknik sebebinin ve ayıbın niteliğinin belirlendiği, istinaf ilamında belirtilen TBK 225 ve 231. Maddeleri kapsamında davalıların zamanaşımı def'i ve buna bağlı satıcının ağır kusur durumunun yönünden denetime açık değerlendirme yapılması için heyete konusunda uzman bilirkişinin eklenmesi suretiyle alınan 04/08/2025 tarihli bilirkişi raporu kapsamında dava konusu araçtaki ayıbın belirli kullanım süresi sonucunda ortaya çıkmış olduğu, satış esnasında bilinmesinin mümkün olmadığı bu nedenle davalıların aracın gizli ayıbından dolayı ağır kusur veya iğfal durumlarının bulunmadığı değerlendirilmiştir. Mahkememizce yapılan değerlendirmede, davacının dava konusu aracı 11.09.2009 tarihinde satın aldığı, 17.11.2009 tarihinde devraldığı, bu devir alma tarihinden itibaren TBK 231. Maddesi gereği 2 yıllık süresinin geçmesiyle davacının ayıba bağlı taleplerinin zamanaşımına uğradığı, davalıların bu süreyi kaldıran ağır kusurlarının , davranışlarının bulunduğuna dair dosya kapsamında kanıtlanmanın sağlanamadığı anlaşıldığından davanın reddine karar verilmesi gerekmiştir. Davacının ayıba bağlı olduğunu belirttiği ve bilirkişi ek raporunda da genel hükümler çerçevesinde tazminat talebi kapsamında değerlendirilebilecek aracın onarımda kaldığı süre boyunca yoksun kalınan araç mahrumiyeti ne bağlı tazminat talebinin, yine ödenen ....-.... bedeli, ... vergi bedeline ilişkin taleplerinin dosyaya celp edilen bilgi ve belgelerden davacıya ikame araç tahsis edildiğinin anlaşılması ile birlikte talep edilemeyecek kalemlerden olması sebebiyle ve değer kaybına ilişkin talebinin de yapılan bilirkişi incelemelerinde motor değişimi nedeniyle aracın ikinci el değerinde azalma olmayacağı belirlendiğinden bu yöndeki taleplerinin de reddi gerekmiştir." gerekçesi ile, ''1-Davanın REDDİNE;'' karar verilmiş ve karara karşı davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; yerel mahkemenin hükme esas aldığı ve atıf yaptığı 04/08/2025 tarihli bilirkişi raporunun hukuki yorumlamalar, açıklamalar, nitelendirmeler, tespitler ve tavsiyeler içerdiğini, bu durumun hukuka aykırı olduğunu, Mahkeme gerekçesinin yasada ve içtihatlarda belirtildiği şekilde açık olmadığını, gerekçeli kararın sadece şekli açıdan gerekçe içerdiğini, delillerin ne suretle değerlendirildiği, delillerin hukuki niteliği, uygulanacak hukuki kuralların somut olaylara uygulanış şekli gibi konulara yer verilmediğini, yerel mahkemenin söz konusu bilirkişi raporunun lehe olan kısmına itibar etmediğini ve 2 yıllık zaman aşımı süresinin dolduğundan bahisle davayı reddettiğini, raporun (v) maddesinde lehe değinilen 10 yıllık zaman aşımı süresine neden itibar etmediği hususunda gerekçeli karar içerisinde ayrıntılı ve tatmin edici bir değerlendirme yapmadığını, dosya içerisinde mevcut olan bilirkişi raporlarıyla ispatlandığı üzere davalıların satmış oldukları araçta üretimden kaynaklı olarak motor arızası oluştuğunu, işbu arızanın aracın ilk alındığı anda bilinebilmesinin müvekkil açısından imkansız bir durum olduğunu ve zaman içerisinde aracı kullandıkça bu sorunun aniden ortaya çıktığını, oysa ki davalıların satmış oldukları benzer araçlarda işbu sorunun birçok kez gündeme geldiğini ve yargılamalara konu olduğunu, zira söz konusu araçlarda üretimden kaynaklı motor arızalarının kronik bir hal aldığını ve bu konuda davalıların birçok davada davalı sıfatı ile yargılandıklarını, UYAP üzerinden yapılacak sorgulamalar ile de davalıların benzer binlerce davada davalı sıfatına sahip olduklarının görülebileceğini, hal böyle olunca da davalıların araçlarındaki kronik sorunu bildikleri, bu sorunları bilmelerine rağmen de söz konusu araçları satmaya devam ettikleri, satılmış olan araçları geri çağırıp tespit edilen sorunları giderme yönünde bir girişimde bulunmadıkları gerçeği karşısında davalıların ağır kusurunun varlığının kabul edilmesi gerektiğini, diğer yandan araçtaki motor arızasının üretim kaynaklı olduğu, bu durumda ortaya çıkan gizli ayıp nedeniyle davalının ağır kusurlu olduğu ve ayıbın hile ile davacıdan gizlendiğinin kabulünün gerektiğini, TBK madde 231/2 uyarınca ayıbı bilmesine rağmen satıcı bunu alıcıdan gizlemişse veya açıkça ortaya çıkabilecek nitelikte bir ayıbı ciddi ihmal sonucu fark etmemişse bu durumda ağır kusurlu sayılacağını ve zamanaşımı korumasından yararlanamayacağını, bu halde TBK'nın 146. maddesi uyarınca on yıllık genel zamanaşımı uygulanacağını ve alıcının dava hakkının iki yıl değil, on yıl içinde sona ereceğini, Mahkemece ek bilirkişi raporunun hatalı yorumlandığını, gizli ayıpların doğası gereği teslim anında tespiti mümkün olmadığından ve satıcının mesleği sebebiyle ayıbı bildiğinin veya bilmesi gerektiği doğrultusunda kabulünün gerektiğini, bu kabul karşısında ise müvekkilin korunması ve dava konusu uyuşmazlık hakkında TBK m. 146’daki on yıllık zamanaşımı süresinin uygulanması gerektiğini ileri sürerek kararın kaldırılmasını talep etmiştir. İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ:HMK'nın 355. maddesine göre istinaf incelemesi; istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırılık görüldüğü takdirde ise resen gözetilmek suretiyle yapılmıştır. Dava; davacı tarafından satın alınan dava konusu aracın gizli ayıplı olduğu iddiası ile araçtan yapılan onarıma ilişkin ödenen bedelin ve uğranılan maddi zararın tahsili talebine ilişkindir. Mahkemece 28/10/2019 tarih ve 2018/355 esas - 2019/977 karar sayılı ilamı ile davanın kısmen kabulüne,davacının aracın onarım bedeline ilişkin talebin kabulü ile diğer tazminat taleplerinin reddine karar verildiği, kararın davalılar vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine Dairemizin 02/02/2022 tarih ve 2020/61 esas-2022/154 karar sayılı ilamı ile, "....Bu durumda mahkemece, olayın akabinde yapılan delil tespiti dosyası içerisindeki belgeler, tespitler ve bilirkişi raporu da incelenmek suretiyle, arızanın teknik olarak sebebi, buna göre aracın gizli ayıplı olup olmadığı, söz konusu arızanın meydana gelmesinde davalının ağır kusurunun ya da iğfal durumunun bulunup bulunmadığı hususlarında, ayrıca davalı tarafın rapora itirazlarının da değerlendirildiği ek rapor veya yeni bir heyetten rapor alınarak, dosya kapsamına göre davalı tarafın zamanaşımı def'i de gerekçesi açıklanmak suretiyle tartışılarak sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, eksik inceleme ile karar verilmesi doğru görülmemiştir...." gerekçesiyle kararın kaldırılmasına karar verildiği, Dairemiz kaldırma kararından sonra Mahkemece yapılan yargılama sonucunda onarım bedeline ilişkin talebin zamanaşımı nediyle, diğer maddi tazminat taleplerinin esastan reddine karar verilmiş, karara karşı davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur. 6098 Sayılı TBK'nın 231. maddesi hükmüne göre, satıcı daha uzun bir süre için üstlenmiş olmadıkça, satılanın ayıbından doğan sorumluluğa ilişkin her dava, satılandaki ayıp daha sonra ortaya çıksa bile, satılanın alıcıya devrinden başlayarak iki yıl geçmekle zamanaşımına uğrar. Alıcının satılanın kendisine devrinden başlayarak iki yıl içinde bildirdiği ayıptan doğan defi hakkı, bu sürenin geçmiş olmasıyla ortadan kalkmaz. Satıcı satılanı ayıplı olarak devretmekte ağır kusurlu ise iki yıllık zamanaşımı süresinden yararlanamaz.Somut uyuşmazlığa konu aracın 1 numaralı davalıdan 17/11/2009 tarihinde satın alındığı, 2 numaralı davalının ithalatçı olduğu, aracın 02/11/2017 tarihinde 74435 km iken arızalandığı ve çekici ile servise getirildiği, servis kaydına göre aracın motorunun yatak sardığının tespit edildiği, otomobilin motorunda oluşan kapsamlı arıza motor ömrüne kıyasla erken safhada ortaya çıktığı, sunulan servis evraklarından arızanın bakım eksikliği kaynaklı olmadığı ve kullanım ile ilgili olmayacağı, maldan yararlanmayı engeller ve önemli nitelikte olduğu, zaman içinde kullanım ile ortaya çıktığı ve üretim kaynaklı olduğu, satın alma esnasında idrakının mümkün olmadığı ve gizli ayıplı olduğu, gerçekleştirilen motor onarımı ile arızanın giderildiği, davalıların söz konusu ayıbı bilerek gizledikleri veya ağır kusurlu olduklarının kabul edilemeyeceği Mahkemece alınan tüm kök ve ek raporları ile tespit edilmiştir.Gerçekten de aracın satın alınma tarihinden 8 yıl kullanıldıktan sonra ortaya çıkan söz konusu arıza sebebiyle davalıların ağır kusurlu olduklarının veya arızayı bilerek gizlediklerinin kabul edilmesi mümkün olmadığı gibi buna ilişkin somut bir delil dosyaya sunulmamıştır.Davalılar aleyhine bu hususta başka davalar açılması ya da ayıbın gizli ayıo niteliğinde olması tek başına ağır kusurlu olduklarını göstermemektedir. Bu durumda dava konusu aracın onarım bedeline ilişkin 09/04/2018 tarihinde açılan iş bu davanın 2 yıllık zamanaşımı süresi dolduktan sonra açıldığı aşikardır. Davacı tarafından aracın 3 yıllık veya 100.000 km garantisi olduğu iddia edilmiş, araca ilişkin garanti belgesi dosyaya sunulmamıştır.Davalı tarafından emsal olarak sunulan garanti belgesine göre garanti süresi 3 yıl veya 100.000 km (hangisi önce dolarsa) olup, söz konusu araç için garantinin de aynı şekilde kabul edilmesi halinde dava tarihi itibariyle bu garanti süreside dolmuş olup, daha uzun bir süre için garanti verildiği iddia ve ispat edilmemiştir. Bilirkişi raporunda dava konusu araca ait servis evraklarında otomobilin paslanma garantisinin 19/11/2015-999999km, boya garantisinin 19/11/2012-999999km ve fabrika garantisinin 19/11/2012-100000km olduğunun tespit edildiği, ancak dava konusu arızanında söz konusu garantiler kapsamında olmadığı anlaşılmıştır. Mahkemece bilirkişi raporları serbestçe değerlendirilerek söz konusu hususlar açıkça gerekçeli kararda izah edilmiş olup, davacı vekilinin aksi yöndeki istinaf sebepleri yerinde görülmemiştir.Davacının onarım bedeline ilişkin talebi dışındaki maddi tazminat taleplerine ilişkin davanın Dairemizin kaldırma ilamından önce Mahkemece 28/10/2019 tarih ve 2018/355 esas - 2019/977 karar sayılı ilamı ile reddine karar verildiği, bu red kararına karşı davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmadığı ve davalılar lehine kazanılmış hak oluştuğu dikkat alınarak Mahkemece kaldırma ilamından sonra bu taleplere ilişkin inceleme yapılmaması gerekirken tekrar araştırma ve inceleme yapılması yerinde olmamış ise de bu husus sonuca etkili olmadığından kaldırma sebebi yapılmamış ve davacı tarafından bu talepler hakkında verilen karara karşı istinaf başvurusunda da bulunulmadığı anlaşılmakla inceleme konusu yapılmamıştır.Sonuç itibariyle; ilk derece mahkemesi hüküm ve gerekçesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmadığı gibi, kamu düzenine aykırılık da saptanmadığından, davacının istinaf başvurusunun 6100 Sayılı HMK'nun 353/1-b1 maddesi uyarınca esastan reddine karar vermek gerekmiştir. HÜKÜM:Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Davacının istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK' nın 353/1-b-1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-Harçlar Kanunu gereğince istinaf eden tarafından yatırılan istinaf kanun yoluna başvurma harcının hazineye gelir kaydına, 3-Karar tarihi itibariyle Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 732,00 TL istinaf karar harcından istinaf eden tarafından peşin olarak yatırılan 615,40 TL harcın mahsubu ile bakiye 116,60 TL'nin davacıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına, 4-İstinaf yargılama giderlerinin istinaf talep eden üzerinde bırakılmasına, 5-Artan gider avansı bulunması halinde karar kesinleştiğinde avansı yatıran tarafa iadesine,Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda HMK'nın 361/1. maddesi gereğince kararın taraflara tebliğ tarihinden itibaren iki haftalık yasal süre içerisinde Yargıtay temyiz yasa yolu açık olmak üzere 29/01/2026 tarihinde oy birliği ile karar verildi.