T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20. HUKUK DAİRESİ T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20.HUKUK DAİRESİ ESAS NO : 2023/1754 KARAR NO : 2025/1907 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R BAŞKAN : ... (...) ÜYE : ... (...) ÜYE : ... (...) KATİP : ... (...) İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ANKARA 4. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ TARİHİ : 12/07/2023 NUMARASI : 2022/63 E. - 2023/311 K. DAVANIN KONUSU : Markaya tecavüzün önlenmesi/kaldırılması, ticaret unvanının terkini, mad…
T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20. HUKUK DAİRESİ T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20.HUKUK DAİRESİ ESAS NO : 2023/1754 KARAR NO : 2025/1907 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R BAŞKAN : ... (...) ÜYE : ... (...) ÜYE : ... (...) KATİP : ... (...) İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ANKARA 4. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ TARİHİ : 12/07/2023 NUMARASI : 2022/63 E. - 2023/311 K. DAVANIN KONUSU : Markaya tecavüzün önlenmesi/kaldırılması, ticaret unvanının terkini, maddi-manevi tazminat, hükmün ilanı Taraflar arasında görülen davada Ankara 4. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 12/07/2023 Tarih ve 2022/63 Esas - 2023/311 Karar sayılı kararın Dairemizce incelenmesi taraflar tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü: TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ : Davacı vekili, müvekkili şirketin 14 Aralık 2002 tarihinde otomotiv servis, bakım, onarım, yedek parça vb. işlerle iştigal etmek üzere Ankara’da kurulduğu, “...” markasının müvekkili ile özdeşleştiği, 2020/26276 sayılı "..." asli unsurlu markanın da müvekkiline ait olduğunu, müvekkili adına tescilli “...” markasının müvekkilinin rızası dışında davalı şirket tarafından unvan, tabela ve internet ortamında aynı alanda, müvekkili ile iltibas yaratacak şekilde kullanıldığını, bu kullanımın marka hakkına tecavüz oluşturduğunu, bir an için marka hakkına tecavüz bulunmadığı kabul edilse bile davalının eylemlerinin haksız rekabet hükümlerine de aykırılık teşkil ettiğini, karşı tarafa bu kullanımların sonlandırılması için ihtarname gönderildiği halde hukuka aykırı fiillere son verilmediğini, davalı şirket yetkilisi aleyhine yapılan şikâyet üzerine Ankara Cumhuriyet Savcılığı’nın 2021/189804 soruşturma nolu dosyasında alınan bilirkişi raporunda da davalının kullanımlarının davacının marka hakkına tecavüz oluşturduğunun belirtildiğini, davalı şirket yetkilisi aleyhine Ankara 1. FSHCM’nin 2022/55 E. sayılı dosyası üzerinden dava açıldığını ileri sürerek, ihtiyati tedbir talebinin kabulü ile karar kesinleşinceye kadar davacı şirkete ait “...” markasının davalı tarafından ticaret unvanında, internet ortamında, ürün, tabela, basılı evrak vb. şekillerde kullanımının durdurulmasına, davanın kabulü ile davacıya ait “...” markasının aynısı ya da benzerinin davalı şirketin unvan, tabela, basılı evrak, her türlü ürün üzerinde ve internet ortamında kullanımının önlenmesine, “...” ibaresinin davalı şirketin ticaret unvanından terkinine, 100 TL maddi tazminat ile 50.000 TL manevi tazminatın dava tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile davalıdan tahsiline, hükmün ilanına karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı firma vekili, tarafların ticaret unvanlarının farklı olduğu, müvekkili şirketin tüm firma yayım ve çıktılarında “... ...” ibaresi ile şekli unsurunu birlikte kullandığını, davacı şirketin oto tamirinden tamamen uzak, ayrı bir endüstri haline gelmiş tasarım işini konu alan görsel paylaşımlarda bulunduğunu, davalı şirketin asli faaliyet alanı oto sanayi sektöründe tamirat hizmeti olduğundan, davacı markası ile davalı kullanımlarının şekil, kelime, anlam ve telaffuz farklılıklarının yanısıra hizmetler yönünden de birbirinden farklı bulunduğunu, markalar arasında karıştırılma ihtimali ve marka hakkına tecavüz fiillerinin bulunmadığını, oto kuaför veya tamirat sektöründe tüketici dikkatinin yüksek olduğunu, tarafların marka tescil ve başvurularının farklı sınıflara ilişkin olduğunu, “... ...” markası altında faaliyet gösteren davalı işletmenin 07.01.2020 tarihinde faaliyete geçtiğini, buna karşılık davacı şirketin marka tescil başvurusunu 02.03.2020 tarihinde yaptığını savunarak, davanın reddini istemiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamından, davacı tarafın 02/03/2020 tarihinde başvurusu yapılan , 18/04/2021 tarihinde tescil edilen 37. sınıfta "Şekil+ ... Otomotiv Ltd.Şti." ibareli tescilli ve korunan markasının bulunduğu, davacı tarafın 11/12/2001 tarihinde ... Motorlu Araçlar ve Servis Sanayi Ticaret Limited Şirketi adı altında "..." ibaresini ticaret unvanının klavuz unsuru olarak kaydettiği, şirketin amaç ve konuları arasında “her türlü kara nakil vasıtalarının alımı, satımı, konusu ile ilgili servis istasyonları ve tesislerin kurulması ve işletilmesi, her türlü oto yedek parçalarının imalatı, ithalat, ihracat ve pazarlaması” faaliyetlerinin de bulunduğu, davalı tarafın ise 07/01/2020 tarihinde ... adı altında "..." ibaresini ticaret unvanının klavuz unsuru olarak kaydettiği, şirketin amaç ve konuları arasında “her türlü kara, hava ve deniz nakil vasıtalarının tamir, bakım, boya ve bütün servis hizmetlerini vermek, aksesuar montajı yapmak,… iç ve dış temizliklerini yapmak…, alım ve satımını yapmak, araç kiralama faaliyetlerinde bulunmak…” faaliyetlerinin bulunduğu, ancak davalı taraf, davacının markasının başvurusunun yapıldığı 02/03/2020 tarihinden daha önce 07/01/2020 tarihinde ... adı altında "..." ibaresini ticaret ünvanının klavuz unsuru olarak kaydettiği, şirketin amaç ve konuları arasında “her türlü kara, hava ve deniz nakil vasıtalarının tamir, bakım, boya ve bütün servis hizmetlerini vermek, aksesuar montajı yapmak,… iç ve dış temizliklerini yapmak…, alım ve satımını yapmak, araç kiralama faaliyetlerinde bulunmak…” faaliyetlerinin de bulunduğu tespit edildiğinden TTK madde 50' de " Usulen tescil ve ilan edilmiş olan ticaret unvanını kullanma hakkı sadece sahibine aittir." hükmünden de hareketle davacının tescille kendisine koruma sağladığı "..." ibareli markasından daha önce davalının fiilen de kullandığı aynı ibareyi ticaret unvanının klavuz unsuru olarak tescil ettirdiği anlaşıldığından davalı açısından marka tecavüzü eyleminin sabit görülmediği, nitekim davalı firma yetkilisinin de benzer bir gerekçe ile Ankara 1 FSHHM.nin 2022/55 Esas, 2022/374 karar sayı ile beraat ettiği, haksız rekabet açısından, davacı tarafın, tescilli ticaret unvanına dayanarak karşı taraf eyleminin haksız rekabet oluşturduğunu iddia ettiği, davacı tarafın 11/12/2001 tarihinde ... Motorlu Araçlar ve Servis Sanayi Ticaret Limited Şirketi adı altında "..." ibaresini ticaret unvanının klavuz unsuru olarak kaydettiği, benimsenen kısmı ile bilirkişi heyeti kök ve ek raporunda özetle "Davalıya ait işletmenin tabelası ve sosyal medya hesaplarında kullanılan “...” esas unsurlu markanın “kara araçları tamir ve bakım hizmetleri” sunumunda “markasal nitelikte” kullanıldığı, davalının bu kullanımlarının aynı zamanda davacının iş ürünleri, faaliyetleri veya işleri ile karıştırılmaya yol açacak nitelikte olduğu kanaatine varılmıştır." görüşüne iştirak edilerek davalının "..." şeklinde klavuz unsurlu ticaret ünvanı tescilli de olsa kendisinden çok daha önce ticaret unvanının kılavuz unsuru "..." şeklinde tescil edilen ibareyi aynen seçip ".... başkasının iş ürünleri, faaliyetleri veya işleri ile karıştırılmaya yol açacak nitelikte davranış ve faaliyetleri " TTK 54 ve devamındaki haksız rekabet eylemi sayıldığı, maddi tazminat dava dilekçesinde 100 TL olarak talep edilip marka tecavüzü davası reddedilmekle lisans hesabı da esas alınamayacağı, haksız rekabete dayalı davacı tarafın talep miktarının üzerinde maddi zarar gördüğü sonucuna varılmakla beraber taleple bağlılıktan bu orana hükmedildiği, her iki tarafın tescilli ticaret ünvanları, tescil tarihleri, faaliyet alanları, davalının diğerine verilebilecek zararın boyutu ve davacı üzerinde doğurabileceği etkileri dikkate alınıp takdiren 10.000 (onbin) TL manevi tazminat takdir edildiği, marka tecavüzü davasınınn reddedildiği ve diğer yönden haksız rekabet açısından ise davalının tescilli ticaret ünvanı terkin edilmekle beraber henüz kesinleşmediği, TTK 50. maddesi uyarınca kesinleşmediği sürece davalının kullanım hakkının kanundan kaynakladığı gerekçesiyle, davanın kısmen kabulüne, davalı tarafın ... ibaresinin ticaret unvanının kılavuz unsuru, iş yeri tabela ve sair ürünlerinde ve faaliyetlerinde kullanımı haksız rekabet oluşturduğundan bu kullanımlarının önlenilmesine, durdurulmasına, davalı firmanın ticaret unvanında kılavuz unsur olarak yer alan ... ibaresinin ticaret sicilinden terkinine, 100,00 TL maddi tazminatın ve takdiren 10,000 TL manevi tazminatın dava tarihinden itibaren davacıdan alınıp, davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin manevi tazminat talebinin reddine, kararın hüküm özetinin Türkiye genelinde yayınlanın ve tiraji 100.000 adedin üzerinde olan bir gazete de masrafı sonradan davalı taraftan talep edilmek üzere 1 kez ilan edilmesine, marka tecavüzü iddiasına yönelik açılan davanın reddine, davacı tarafın ihtiyati tedbir talebinin reddine karar verilmiştir. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ : Davacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde, müvekkili Şirket'in 11/09/2023 tarihinde otomotiv servis bakım, onarım, yedek parça vb işlerle iştigal etmek üzere Ankara'da kurulduğunu, davalı Şirket'in kullandığı unvan ve tabelanın müvekkiline ait marka, unvan ve tabeladan hiçbir farkının bulunmadığını, bu durumun karıştırılma ihtimaline yol açtığını, davalının kara araçları tamir ve bakım hizmetlerindeki kullanımının marka tecavüzü oluşturduğunun bilirkişi raporunda da açıklandığını, bu nedenle marka tecavüzü davasının reddinin hatalı olduğunu, mahkemece lisans hesabı dikkate alınmayacaksa bu durumda haksız rekabet hükümlerine göre maddi zararın belirlenmesi için ayrıca bilirkişi incelemesi yaptırılması ve bu miktar üzerinden harcın ikmal edilmesi için süre ve imkan tanınmasından sonra karar verilmesinin gerektiğini, takdir edilen manevi tazminat miktarının çok düşük olduğunu, dava dilekçesindeki asli taleplerinin marka tecavüzü yönünden olduğunu, bu talep kabul görmezse haksız rekabet hükümlerine göre karar verilmesini istediklerini, bu nedenle davalı lehine marka tecavüzünün reddi nedeniyle vekalet ücretine hükmedilmesinin hatalı olduğunu ileri sürerek, yerel mahkemenin kararının istinaf incelemesi yapılarak kaldırılmasını ve davanın tümden kabulüne karar verilmesini istemiştir. Davalı vekili istinaf başvuru dilekçesinde, mahkemece haksız rekabet yönünden hukuka aykırı hüküm kurulduğunu, ticaret unvanında karıştırılma ihtimali bulunması halinde, terkin yerine ticaret unvanına ek yapılması yönünde alternatif bir çözüm yolu varken unvan terkinine karar verilmesinini hatalı olduğunu (TTK m 45), davacının dava açarken marka tecavüzünün giderilmesi, buna bağlı maddi ve manevi tazminat talebiyle dava açtığını, haksız rekabetin men'i ve ref'i ile buna bağlı unvan terkini talebinde usulen bulunmadığını, bu yönden sessiz kaldığının kabulünün gerektiğini, haksız rekabet açısından mahkemece kabul kararı verilmesinin taleple bağlılık ilkesine aykırı olduğunu ileri sürerek, yerel mahkemenin kararının istinaf incelemesi yapılarak kaldırılmasını ve davanın reddine karar verilmesini istemiştir. GEREKÇE : 1- Dava, markaya tecavüzün önlenmesi/kaldırılması, ticaret unvanının terkini, maddi-manevi tazminat ile hükmün ilanı istemlerine ilişkindir. İnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. Dosya kapsamı, mevcut delil durumu ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla, taraf vekillerinin aşağıdaki bentlerin kapsamı dışında kalan sair istinaf sebeplerinin esas yönünden reddine dair hüküm kurmak gerekmiştir. 2- Yerel mahkemece davacının tescille kendisine koruma sağladığı "..." ibareli markasından daha önce davalının fiilen de kullandığı aynı ibareyi ticaret unvanının klavuz unsuru olarak tescil ettirdiği gerekçesiyle marka tecavüzüne dayalı istemler yönünden davanın reddine, davalı eyleminin haksız rekabet teşkil ettiği gerekçesiyle buna bağlı istemler yönünden davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Ne var ki dava dilekçesinin içeriğinde haksız rekabetle ilgili bir takım açıklamalarda bulunulmakla birlikte, gerek konu kısmı gerekse istem sonucunda haksız rekabete davalı bir talebin bulunmadığı, HMK'nın 26. maddesi uyarınca hakimin talepten fazlasına veya başka bir şeye karar veremeyeceği, Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 29.11.2007 tarih, 2006/7490 E., 2007/15087 K. sayılı ilamının da aynı yönde olduğu gözetildiğnde, ilk derece mahkemesince hüküm kısmında "Davalı tarafın ... ibaresinin ticaret unvanının kılavuz unsuru, iş yeri tabela ve sair ürünlerinde ve faaliyetlerinde kullanımı haksız rekabet oluşturduğundan bu kullanımlarının önlenilmesine, durdurulmasına" şeklinde karar verilmesi doğru olmamış, davacı vekilinin ve davalı vekilinin bu yöne değinen istinaf itirazları haklı bulunmuştur. 3- Davacı vekilinin diğer istinaf itirazlarının incelenmesine geçince, 6769 sayılı SMK'nın 29. maddesinde marka hakkına tecavüz sayılan fiiller düzenlenmiş olup, bu kapsamda marka sahibinin izni olmaksızın markanın veya ayırt edilemeyecek kadar benzerinin kullanılması markaya tecavüz teşkil eder. Somut olayda davacı tarafın 37. sınıf hizmetleri kapsayan "Şekil+ ... Otomotiv Ltd.Şti." ibareli "..." asli unsurlu 2020/26276 sayılı markası 18/04/2021 tarihinde tescil edilerek marka başvuru tarihi olan 02/03/2020'den itibaren koruma altına alınmıştır. Davalı tarafın "..." çekirdek unsurlu ticaret unvanı davacının marka başvurusundan önce 07/01/2020 tarihinde ticaret siciline tescil edilmiş ise de, bu tarihten davacının marka tesciline kadar tespit edilmiş markasal kullanımları bulunmamaktadır. Davalının dosya kapsamına yansıyan dava konusu "..." ibareli "kara araçlarının servis ve bakım hizmetleri" yönünden faaliyet gösteren bir işletme olduğu tespit edilmiştir. Davacıya ait “...” ibaresinin davalı tarafın işletme tabelasında ve sosyal medya hesaplarında gerçekleşen markasal kullanımları, davacının 02/03/2020 tarihli marka başvurusundan sonraki tarihli ve bilirkişi raporlarında da açıklandığı üzere davacının markasının tescil edildiği 37.sınıfla benzer hizmetlere ilişkin olduğundan, SMK'nın 29.maddesi anlamında markaya tecavüz teşkil ettiği açıktır. Kaldı ki mahkemece yaptırılan bilirkişi incelemesi ile de tespit edildiği üzere, davalı tarafın ticaret unvanını tescil edildiği şekilde değil, "..." ibaresini öne çıkaracak şekilde, ticaret unvanından farklı ilavelerle ve markasal hüviyette kullandığı anlaşılmaktadır. Bu şekilde bir kullanımın, davacının marka hakkına tecavüz teşkil edeceği tabiidir. Keza davalının ticaret unvanının davacının marka tescilinden önceki tarihli olması da kendisine markasal bir üstün hak bahşetmeyecektir. Dolayısıyla mahkemece marka tecavüzü iddiasına yönelik açılan davanın reddine karar verilmesi doğru olmamıştır. Bu kapsamda talep edilebilecek maddi tazminat tutarı konusunda mahkemece alınan 07.02.2023 tarihli bilirkişi raporunda, davacının zararı, SMK'nın 151/2-c maddesi uyarınca hesaplanmış ve buna göre davacı tarafın talep edebileceği miktarın 79.182,00 TL olduğu açıklanmıştır. Söz konusu hesaplama, usul ve yasaya uygun olduğu gibi bu miktar, zararın tam olarak belirlenemediği hallerde, hakimin tazminatı hakkaniyete uygun olarak belirleyeceğine ilişkin TBK'nın 50. maddesi kapsamında, Dairemizce hakkaniyete de uygun bulunmuştur. Ne var ki işbu dava maddi tazminat talebi yönünden 100,00 TL dava değeri bildirilerek açılmış ve bu değer ıslah edilmemiş olduğundan, Dairemizce de taleple bağlı kalınarak 100,00 TL maddi tazminata hükmedilmesi gerekmiştir. Öte yandan, davacının marka hakkının ihlali nedeniyle 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu'nun 149/1-ç maddesine dayalı olarak manevi tazminat talebinde bulunabileceği tabiidir. Ancak özel durumlar göz önünde tutularak hükmedilecek manevi tazminat miktarı adalete uygun olmalıdır. Bu tazminatın sınırı onun amacına göre belirlenmelidir. Takdir edilecek miktar, mevcut halde elde edilmek istenen tatmin duygusunun etkisine ulaşmak için gerekli olan kadar olmalıdır. 22.06.1976 günlü ve 7/7 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı’nın gerekçesinde de takdir edilecek manevi tazminatın tutarını etkileyecek özel hal ve şartlar açıkça gösterilmiştir. Bunlar her olaya göre değişebileceğinden, hakim bu konuda takdir hakkını kullanırken ona etkili olan nedenleri de karar yerinde objektif ölçülere göre isabetli bir biçimde göstermelidir. Açıklanan hususlar dikkate alındığında davalının marka tecavüzü nedeniyle davacı tarafça talep edilen 50.000 TL manevi tazminat tutarının dosya kapsamı ile hakkaniyete uygun bulunduğu kabul edilerek, anılan tutar hüküm altına alınmıştır. Yine unvan terkini talebi yönünden de dava dilekçesinde açıkça davacının adına tescilli ticaret unvanına da dayandığı ve davalının ticaret unvanının terkinini de talep ettiği anlaşılmaktadır. HMK'nın 33. maddesi uyarınca hâkim, Türk hukukunu resen uygular. "..." ibareli ticaret unvanı 11/12/2001 tarihinde davacı adına ticaret siciline tescil edilmiş olup, davalının ticaret unvanının da 07/01/2020 tarihinde ticaret siciline tescil edildiği açıktır. Bu durumda her ne kadar davacının markasının 18/04/2021 tescil tarihi, davalının ticaret unvanının 07/01/2020 tescil tarihinden sonra olduğundan, davacının markasına dayalı unvan terkini talebinde bulunması mümkün değil ise de, davalının aynı faaliyet alanında "..." ibareli ticaret unvanını seçip tescil ettirmesinin, ticari dürüstlüğe aykırılık teşkil edeceği ve TTK'nın 52. maddesi uyarınca davacının ticaret unvanına dayanarak, davalının ticaret unvanından ilgili ibarenin terkinini isteyebileceği gözetildiğinde, davacının davalının ticaret unvanından "..." ibaresinin terkini talebinin de haklı bulunduğu sonucuna varılmıştır. Ayrıca mahkemece davacının ihtiyati tedbir talebinin de reddine karar verilmiş ve davacı tarafça bu yönde bir istinaf itirazında bulunulmamış olduğundan, mahkemece kurulan ihtiyati tedbir talebinin reddi kararı da aynen muhafaza edilmiştir. HMK.'nın 353/1-b-2. maddesine göre, yargılamada eksiklik bulunmamakla beraber, kanunun olaya uygulanmasında hata edilip de yeniden yargılama yapılmasına ihtiyaç duyulmadığı takdirde veya kararın gerekçesinde hata edilmişse "düzelterek yeniden esas hakkında" duruşma yapılmadan karar verilmesi gerektiği düzenlendiğinden, taraf vekillerinin istinaf başvurularının kabulü ile HMK 'nın 353/1-b-2. maddesi uyarınca ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına karar verilerek davanın kabulüne dair aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir. HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda belirtildiği üzere; 1-Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle, taraf vekillerinin diğer istinaf itirazlarının HMK'nın 353/1-b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE, 2-Yukarıda (2) ve (3) nolu bentte açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin ve davalı vekilinin istinaf başvurularının HMK'nın 353/1-b-2 maddesi gereğince KABULÜ ile Ankara 4. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi 12/07/2023 gün ve 2022/63 Esas - 2023/311 Karar sayılı kararının KALDIRILMASINA, 3-Davanın KABULÜ ile davacıya ait “...” markasının davalı şirketin unvan, tabela, basılı evrak, her türlü ürün üzerinde ve internet ortamında KULLANIMININ ÖNLENMESİNE, 4-“...” ibaresinin davalı şirketin TİCARET UNVANINDAN TERKİNİNE, 5-100,00 TL maddi tazminatın dava tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, 6-50.000,00 TL manevi tazminatın dava tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, 7-Hüküm özetinin Türkiye genelinde yayınlanın ve tiraji 100.000 adedin üzerinde olan bir gazete de masrafı sonradan davalı taraftan talep edilmek üzere 1 kez ilan edilmesine, 8-Davacı tarafın ihtiyati tedbir talebininde reddine, 9-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 3.422,33 TL nispi karar ve ilam harcından peşin alınan 80,70-TL’nin düşümü ile kalan 3.341,63-TL bakiye karar ve ilam harcının davalıdan tahsili ile Hazineye irat kaydına, 10-Davacı kendisini vekille temsil ettirdiğinden maddi tazminat yönünden karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT hükümlerine göre belirlenen 100,00-TL, kabul edilen manevi tazminat yönünden karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT hükümlerine göre belirlenen 40.000,00-TL, kabul edilen diğer talepler yönünden karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT hükümlerine göre belirlenen 40.000,00 TL olmak üzere toplam 80.100,00-TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 11-Davacı tarafından ilk derece yargılaması sırasında yapılan 2.550,00-TL bilirkişi ücreti, 267,50-TL tebligat ve posta gideri, istinaf aşamasında yapılan 172,50-TL tebligat ve posta ücreti, 738,00-TL istinaf kanun yoluna başvurma harcından oluşan toplam 3.728,00-TL yargılama giderine, 80,70-TL peşin harç, 80,70-TL başvurma harcı eklenerek oluşan toplam 3.889,40-TL'nin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 12-Davalı tarafından yapılan yargılama giderlerinin uhdesinde bırakılmasına, 13-Yatırılan ve kullanılmayan gider avansının, hükmün kesinleşmesini müteakip re'sen taraflara iadesine (HMK m.333), 14-Davacıdan peşin olarak alınan 269,85-TL istinaf karar ve ilam harcının, karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacıya iadesine, 15-Davalıdan peşin olarak alınan 269,85 TL maktu ve 609,23 TL nispi olma üzere toplam 879,08 TL istinaf karar ve ilam harcının karar kesinleştiğinde ve istek halinde davalıya iadesine, 16-İstinaf aşamasında duruşma açılmadığından taraflar lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oybirliği ile 16/10/2025 tarihinde HMK 361. maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde Yargıtay temyiz yolu açık olmak üzere karar verildi. GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 12/11/2025 Başkan ... Üye ... Üye ... Katip ...