T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 45. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO: 2021/1815 KARAR NO : 2025/1060 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: İSTANBUL 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ: 17/02/2021 ESAS NO: 2017/528 KARAR NO : 2021/98 DAVA: İtirazın İptali KARAR TARİHİ: 01/10/2025 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 353 ncü maddesi uyarınca dosya incelendi, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; taraflar arasında …
T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 45. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO: 2021/1815 KARAR NO : 2025/1060 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: İSTANBUL 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ: 17/02/2021 ESAS NO: 2017/528 KARAR NO : 2021/98 DAVA: İtirazın İptali KARAR TARİHİ: 01/10/2025 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 353 ncü maddesi uyarınca dosya incelendi, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; taraflar arasında davalı şirketin araçlarının sigorta işlemlerini yapmak üzere anlaşma yapıldığını, davaya konu alacağın sigorta işlemlerinin yapılması safhasında müvekkili tarafından ödenen poliçe/sigorta bedellerinin davalı tarafından kendisine ödenmemesinden kaynaklandığını, 23.06.2012 - 02.03.2013 dönemlerine ait poliçeler ve ödeme listesinde yapılan sigorta, tarihi, araç plakası ve yapılan ödemelerin açıkça görüldüğünü, müvekkili ile davalı şirket arasında uzun zamandır ticari ilişki olup bu nedenle oluşan güven ilişkisine dayanarak sigorta primlerinin davalı şirket tarafından kendisine ödeneceğini düşünerek sigorta primlerinin müvekkili tarafından ödendiğini, ancak davalının daha sonra sigorta primlerini ödemeyerek aleyhine başlatılan İstanbul 21. İcra Dairesi'nin ... E. sayılı icra takibine haksız itiraz ettiğini beyanla, icra takibine yapılan itirazın 13.071,00 TL asıl alacak üzerinden iptali ile icra inkar tazminatına karar verilmesini talep etmiştir. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacı şirket acentalık kapsamında ... Bankası A.Ş. ve ... Bankası A.Ş. tarafından verilen üç ayrı kredi kartlarından mail order sistemi ile müvekkilinin hesabından usulsüz çekimler yaparak müvekkilini dolandırdığını, bu sebeple davacı hakkında İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı'nın 2013/73100 Soruşturma numaralı dosyasından şikayette bulunulduğunu, davacının işlediği suçu gizlemek için müvekkili hakkında sanki bir alacağı varmış gibi İstanbul 21. İcra Dairesi'nin ...E. sayılı dosyasından müvekkili aleyhine icra takibi başlattığını, İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı'nın 2013/73100 Soruşturma numaralı dosyasından yapılan şikayet üzerine davacı şirket yetkilisi hakkında İstanbul 21. Asliye Ceza Mahkemesi'nin 2017/48 E. sayılı dosyasından TCK'nın 245. maddesindeki istinaden dava açıldığını, davacı müvekkilinin kendi araçlarının sigortalanması için davacıya verdiği kredi kartı bilgilerini davalı şirket yetkilisi mail order sistemini kullanarak davalı müvekkil şirkete ait hesaplardan müvekkil şirket ile ilgisi olmayan üçüncü kişilerin araç, gayrımenkul ve diğer malvarlığı ve rizikolarını sigortaladığını, davacının müvekkilini yaklaşık 150.000.00 TL zarara uğrattığını, bu kapsamda birçok icra takibi ve dava açıldığını, iddia edilen borcu kabul anlamına gelmemek kaydı ile müvekkili temerrüte düşmediğinden faiz oranına, faiz talebine açıkça itiraz ettiklerini, iddia edilen alacağın zamanlaşımına uğradığını, talep edilen icra inkar tazminatı talebinin alacağın likit olmayıp yargılamayı gerektirmesi nedeniyle haksız olduğunu, davacı sigorta acentesinin kötü niyetli olduğunu savunarak davanın reddini ve kötüniyet tazminatına hükmedilmesini istemiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile, İİK'nın 67. maddesinde düzenlenen itirazın iptali davasında, ihtilaf davacı alacaklının davalıdan takip sebebi itibariyle alacaklı olup olmadığı, alacaklı ise miktarının tespiti konularından kaynaklanmakta olup ispat yükünün davacıda bulunduğu, tüm dosya kapsamı, alınmış olan bilirkişi raporları hep birlikte değerlendirildiğinde davacının alacaklı olduğunu iddia ettiği ve davalının nam ve hesabına prim ödediği sigorta poliçelerinin müşahas hale getirip getiremediği, dolayısıyla alacağını ispat edemediği gerekçesiyle Davanın REDDİNE karar verilmiştir. İSTİNAF SEBEPLERİ Davacı vekili istinaf dilekçesinde; taraflar arasında cari hesap ilişkisi şeklinde devam eden bir ilişki kapsamında poliçe bedellerinin taksit tarihlerinde yada düzenlendiği tarihlerde davalı şirket kredi kartlarının bakiyelerinin yetersiz olduğu durumlarda davalı şirketin düzenlenen poliçeler sebebiyle taksitle ödeme planında aksaklık yaşamaması ve poliçe iptali ile karşılaşmaması adına poliçe bedellerinin davacı tarafından ödendiğini, İstanbul 21. Asliye Ceza Mahkemesinin 2017/48 E. sayılı dosyasından davacı şirket yetkilisi ...i hakkında beraat kararı verildiğini, bu hususun gerekçede yer almadığını, dava dosyasına sunulan davalı şirket adına düzenlenen sigorta poliçelerinde adına poliçe düzenlenenin davalı şirket olduğu ve poliçeyi düzenleyen sigorta acentesi ile ödemenin nasıl ve hangi kredi kartından yapıldığı açıkça yazılı olduğunu, dolayısıyla dava dosyasında yer alan sigorta poliçeleri, poliçelerin davalı şirket adına düzenlendiğini ve poliçe bedellerinin davalı adına davacı tarafından ödendiğini açıkça ispat ettiğini, dolayısıyla hükme esas alınan bilirkişi raporundaki hatalı değerlendirmelerin ve mahkeme kararının taraflarınca kabulünün mümkün olmadığını, davacı sigorta acentesinin davalı gibi müşterilerden sigorta poliçe bedeli haricinde başkaca bir bedel tahsil edemeyeceğini, acentelerin ücretlerinin ise sigorta şirketi tarafından acentelere ödendiğini, bu sebeple davacı şirketin acenteliğini yaptığı sigorta şirketi adına düzenlenen poliçelerin davacı şirket ticari defterlerinde gözükmesi gibi bir durumun olmadığını, bilirkişi raporuna itiraz dilekçesindeki haklı taleplerlerinin göz ardı edilerek eksik inceleme sonucu haksız ve hukuka aykırı bir karar verildiğini belirterek, kararın kaldırılmasını ve davanın kabulünü talep etmiştir. DELİLLERİN DEĞERLENDİRMESİ VE GEREKÇE Dava, sigorta poliçesi prim alacağının tahsili amacıyla başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkindir. Davaya konu İstanbul 21. İcra Dairesi'nin ... E. sayılı dosyası incelendiğinde; takip alacaklısının ..., borçlunun ise ... Ürünleri San. Ve Tic. Ltd. Şti. olduğu, 14.454,00 TL üzerinden 23.03.2016 tarihinde başlatılan icra takibinde,"23/03/2016 tarihli ... Ürünleri San. Ve Tic. Ltd. Şti.ne yapılan sigortalardan dolayı ödenmeyen bakiye prim alacağı 14454.00 TL" borcun sebebine dayanıldığı, ödeme emrinin takip borçlusuna 28.03.2016 tarihinde tebliğ edildiği, 28.03.2016 tarihinde borca itiraz edildiği, 2004 sayılı İcra ve İflas Kanununun 67 nci maddesinin birinci fıkrası uyarınca 1 yıllık hak düşürücü süre içinde itirazın iptali davasının açıldığı tespit edilmiştir. İlk Derece Mahkemesince sigortacılık uzmanı ve mali müşavirden oluşan bilirkişi heyetinden aldırılan 09.04.2018 tarihli raporda:" ...davacı ile davalı arasında davacı şirketin iddialarına göre davalının izin ve bilgisi dahilinde davalı şirket araçlarının sigorta işlemlerinin yapıldığı, buna mukabil davalının yapılan işlemlerin bilgisi dışında ve izinsiz olarak yapıldığı nedeniyle davacı hakkında İstanbul CBS'nin 2013/73100 soruşturma sayılı dosyası üzerinden şikayette bulunması akabinde İstanbul 21. Asliye Ceza Mahkemesi'nin 2017/48 Esas sayılı dosyası üzerinden dava açıldığını ve bu davaya konu iddianame ile davacının davalının kredi kartlarını haksız ve hukuksuz kullanmak suretiyle davalıyı 150.000,00 TL zarara uğrattığının iddia edildiği, buna mukabil davacının İstanbul 21. İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı dosyası üzerinden davalı aleyhine takip başlattığını, itirazla takibin durduğu, kural olarak davacının defter ve kayıtlarında davalı adına düzenlenen sigorta poliçeleri için elde edilen komisyon gelirlerinin yer alması gerektiğinden davacının defter ve kayıtları üzerinde inceleme yapılması gerektiğini ve ancak davacının rapor tarihine kadar defter ve belgelerini sunmadığı, keza davalının defter ve belgelerinde de düzenlendiği iddia olanan sigorta poliçelerine ilişkin kayıtların mevcut olmadığı, buna rağmen mahkemece davalının haklı görülmesi halinde 13.071,00 TL asıl alacağın 3.954,60 TL işlemiş faiz ile birlikte tahsili gerektiği tespit edilmiştir..." şeklinde kanaat bildirilmiştir.İlk Derece Mahkemesince sigortacılık uzmanı ve mali müşavirden oluşan önceki heyetten farklı bilirkişi heyetinden aldırılan 26.02.2020 tarihli raporda:" Davacı tarafa 06.02.2020 tarihinde mail yoluyla 20 12-2013 defter tasdik bilgileri Cari muavinleri, Poliçelerin yevmiye defterlerindeki muhasebe kayıtları (29 adet), poliçelerin ödendiğine dair ödeme belgeleri istenmiş olup tarafımıza herhangi bir bilgi yada belge sunulmamıştır. Trafik sigortası İçin kredi kartı ile tahsilat yapıldığına dair makbuz bulunduğu, bu durumda sigorta şirketi açısından sigorta sözleşmesi kurulmuş olduğu, fakat acentenin hangi talimata istinaden poliçe tanzim ettiği ve poliçe primini kendisinin ödediğinin anlaşılamadığı, Yine kasko sigorta poliçesinin hangi talimata dayanılarak tanzim edildiğinin anlaşılamadığı, Uyuşmazlık konusu poliçelerin iptal edilip edilmediği, iptal edilmemişler ise primlerinin dava dışı sigorta şirketlerine aktarılıp aktarılmadığı, davacı ile dava dışı sigorta şirketleri arasındaki Cari hesapta bu poliçelere ilişkin davacının borçlu gözüküp gözükmediği hususlarının aydınlatılması gerektiği, Dava konusu poliçeler yönünden 3 ay içerisinde prim bedelinin talep edildiğine dair dosyada belge bulunmamakla, dava dışı sigorta şirketlerinin sigorta sözleşmesinden caymış sayılıp sayılmayacağı hususunda takdirin Yüce Mahkeme'de olduğu..." şeklinde kanaat bildirilm aynı bilirkişi heyetinden alınan 08.12.2020 tarihli ek bilirkişi raporunda ise:"..Davacı vekili 16.05.2020 tarihli bilirkişi ön raporuna ilişkin beyan ve itiraz dilekçesinde "davacı şirketin acenteliğini yaptığı sigorta şirketi adına düzenlenen poliçelerin davacı şirket yevmiye defterinde gözükmesi gibi bir durum olmadığını” ifade etmiştir. Şirket varlıklarından yani bankasından ya da kasasından bir işlem olduğunda ya da şirket adına bir ödeme söz konusu olduğunda bu ödemenin şirket kayıtlarında pörünmemesi muhasebe uygulama usul ve esaslarına aykırı bir durum oluşturur. Çünkü ortada şirketi ilgilendiren bir parasal işlem söz konusudur. Davalı adına davacı tarafından bir ödeme yapıldıysa davacı kayıtlarında davalıdan alacaklı olduğunun görünüyor olması gerekir. Davacı vekili 09.10.2020 tarihli dilekçesinde “70.287,86 TL nakit, 5.618,34 TL davacı şirketin diğer müşteri kartlarından, ... sigorta acentesi sahibi ... 'e ait kredi kartından ödenen 7.764,76 TL olmak üzere toplamda 23.670,96 TL davalı şirket adına davacı şirket tarafından ödendiğini iddia etmektedir. Bu durumda davacının yevmiye kayıtlarında görünmeyen talep ettiği alacak rakamı açısından nihai takdir mahkemenize ait olmak üzere davacının 16.03.2020 tarihli dilekçesinde belirtliği gibi “sigorta poliçelerinin ait olduğu sigorta şirketlerinden bu poliçelerin ödenip ödenmediği, ödenen tutarların ne kadar olduğu, ödenen poliçe bedellerinin nasıl ve kim tarafından yapıldığının” talep edilmesi ile alacak miktarının olup olmadığı ortaya çıkacaktır. Doğrudan davacı tarafından yapılan bir ödeme alması durumunda davacının kayıtlarında davalıdan alacaklı olması gerekirken kayıtlarda bu alacağın tespit edilmesinin, görünmesinin mümkün olmadığı davacı tarafça beyan edildiğinden mali yönden incelenecek başkaca bir husus bulunmamaktadır." belirtilmiştir.Taraf şirketlerin yetkilerinin müşteki ve sanık olarak yer aldığı İstanbul 21. Asliye Ceza Mahkemesinin 2017/48 E. sayılı dosyasında kredi kartının izinsiz kullanılması suçuna yönelik yapılan yargılama ile bu doğrultudaki iddialara yönelik icra dosyaları ve itirazın iptaline ilişkin davaların iş bu davadaki uyuşmazlık konusu poliçeler ile ilgili ve bağlantılı olmadığı, iş bu davadaki uyuşmazlığı etkileyecek nitelikte olmadığı anlaşılmıştır.İlk Derece Mahkemesince 04.12.2017 tarihli ön inceleme duruşması ara kararı ile taraflara HMK'nın 140. maddesi uyarınca sunmadıkları belgeleri sunması için kesin süre verilmiş, 26.12.2018 tarihli celsede davacı vekiline prim alacağının hangi sigorta poliçelerinden kaynaklandığını liste halinde anlaşılır olarak bildirmesi için kesin süre verilmiş, müteakip 29.05.2019 tarihli celsede de HMK'nın 194. maddesi kapsamında benzer şekilde ara karar kurulmuş ve son olarak 30.09.2020 tarihli celsede aynı ara karar tekrar kurularak davacı vekiline aynı konuda kesin süre verilmiştir. Davacı vekili de aynı mahiyetteki bu ara kararlar uyarınca ilk olarak 08.01.2019 tarihinde, daha sonra 11.06.2019 tarihinde ve son olarak 09.10.2020 tarihinde ayrı ayrı dilekçeler ekinde poliçeler ile bir takım evraklar sunmuştur. Davacı vekilinin dilekçelerinde belirttiği üzere davalı adına ... Sigorta A.Ş.'den 18 ve ... Sigorta A.Ş.'den de 11 adet poliçenin 29.05.2012 - 02.03.2013 tarihinde düzenlendiği, davacının bu 29 adet poliçe bedeli olan 40.063,00 TL'nin ödemesini yaptığı, davacı tarafça farklı tarihlerde 26.992,00 TL kendi kredi kartı veya gösterdiği kredi kartı ile ödendiği, davalının 13.071,00 TL borcunun olduğu bildirilmiştir. İlk Derece Mahkemesince bu sigorta şirketlerine ayrı ayrı müzekkereler yazılarak poliçeler ve ödeme belgeleri istenilmiş, ... Sigorta A.Ş.'nin 03.07.2019, ... Sigorta A.Ş.'nin ise 20.08.2019 tarihinde ayrı ayrı cevabi yazıları ile ekli poliçe ve ödeme kayıtlarına ilişkin belgeler göndererek dosya arasına alındığı görülmüştür.Taraflara ait ticari defter ve kayıtlara göre davacının davalıdan alacağı bulunmamakta olup, davacının kendi kayıtlarının bu şekilde olduğu bilirkişi heyetince tespit edilmiştir. Davacı vekili gerek yargılama sırasında sunduğu dilekçeler gerekse de istinaf dilekçesinde dile getirdiği üzere sigorta poliçeleri ve bu poliçelerin ödeme kayıtlarının dikkate alınmasını ve bu kayıtlar itibariyle davalıdan alacaklı olduğunu iddia etmektedir. ... Sigorta A.Ş.'nin 03.07.2019 tarihli cevabi yazısına göre davacı vekilinin bildirdiği poliçeler davalı şirket adına düzenlenmiş ve 9 adet poliçe bedeli ..., 2 adet poliçe bedeli ise ...tarafından ödenmiştir.... davalı şirket yetkilisidir. ... ise davacı vekilinin beyanına göre ... Sigorta acentası olup davacı adına ödeme yapılmıştır. ... Sigorta A.Ş.'nin 20.08.2019 tarihli cevabi yazısına göre ise poliçeler davalı şirket adına düzenlenmiş ve davalı şirket, davalı şirket yetkilisi ...adına kredi kartlarından ödenmiştir. Yani dava konusu davacı tarafça prim borcunun ödendiği bildirilen poliçe bedellerinin hiçbir davacı veya yetkilisi adına kayıtlı kredi kartları veya nakit olarak ödeme yapıldığını gösterir kayıt bulunmamaktadır. Davacı vekili son olarak ara karar uyarınca 09.10.2020 tarihli dilekçe ekinde sunduğu tek taraflı hazırlanan tabloda dava dışı yukarıda isimleri bildirilen kişilere ait kredi kartlarından yapılan ödemelerin davacı adına yapıldığı bildirilmiş ise de, bu ödemelerin davacı adına yapıldığını gösteren herhangi bir belge ve delil dosya kapsamında bulunmamaktadır. Davada ispat yükünün davacı taraf üzerinde olduğu ve dava değeri itibariyle senetle ispat kuralının geçerli olduğu uyuşmazlıkta davacının davasının ispat edemediği kanaatine varılmakla davanın reddine dair karar verilmesinde herhangi bir isabetsizlik görülmemiştir.Açıklanan sebeplerle; incelenen mahkeme kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu anlaşıldığından, davacı vekilinin istinaf başvurusunun 6100 sayılı Kanunun 353 üncü maddesinin birinci fıkrasının (b) bendinin (1) numaralı alt bendi uyarınca esastan reddine karar vermek gerekmiştir. H Ü K Ü M: Gerekçesi yukarıda izah edildiği üzere; 1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun 6100 sayılı Kanunun 353/1.b.1 alt bendi uyarınca ESASTAN REDDİNE,2-Davacı tarafından yatırılan istinaf başvurma harcının Hazineye irat kaydına,3-Karar tarihi itibariyle Harçlar Kanunu gereğince davacıdan alınması gereken 615,40 TL istinaf karar harcının davacı tarafından yatırılan 59,30 TL 'nin mahsubu ile bakiye 556,10 TL harcın davacıdan tahsili ile Hazineye irat kaydına,4-İstinaf yargılama giderlerinin davacı üzerinde bırakılmasına, 5-Yatırılan gider avansından kalan kısmın davacıya ilk derece mahkemesince iadesine,6-İstinaf yargılaması sırasında duruşma açılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,7-Kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğine,Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, 6100 sayılı Kanunun 362/1.a bendi gereğince kesin olmak üzere oybirliği ile karar verildi.01/10/2025