7. Hukuk Dairesi 2011/18 E. , 2011/3439 K. Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün, Yargıtayca incelenmesi davacı tarafından istenilmekle, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dosya incelendi, gereği görüşüldü: Dava, taşınmaz üzerinde bulunan muhdesatların aidiyetinin tespiti istemine ilişkindir. Mahkemece davanın kısmen kabulüne karar verilmiş; hüküm, davacı tarafından temyiz edilmiştir. 1-Duraksamadan belirtmek gerekir ki; 3402 sayılı Kadastro Kanunu…
**7. Hukuk Dairesi 2011/18 E. , 2011/3439 K.** **"İçtihat Metni"** Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün, Yargıtayca incelenmesi davacı tarafından istenilmekle, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dosya incelendi, gereği görüşüldü: Dava, taşınmaz üzerinde bulunan muhdesatların aidiyetinin tespiti istemine ilişkindir. Mahkemece davanın kısmen kabulüne karar verilmiş; hüküm, davacı tarafından temyiz edilmiştir. 1-Duraksamadan belirtmek gerekir ki; 3402 sayılı Kadastro Kanununun 12/3 maddesi hükmünde kadastro tutanaklarının kesinleştiği tarihten itibaren 10 yıl geçtikten sonra bu tutanaklarda belirtilen haklara sınırlandırma ve tespitlere karşı kadastrodan önceki hukuki sebeplere dayanarak dava açılamayacağı açıklanmıştır. Bu sürenin hak düşürücü nitelikte olduğu ve taraflarca öne sürülmese bile mahkemece kendiliğinden değerlendirileceği kuşkusuzdur. Öte yandan; taşınmaz üzerinde daha önce mevcut bulunan bir muhdesata yeni bölümler ilave edilmesi, oturulabilir hale getirilmesi veya mevcut muhdesatın bakım ve onarımının yaptırılması bağımsız bir muhdesat meydana getirme niteliğinde olmayıp mevcut muhtesatın daha kullanılır hale gelmesini, bir başka deyişle muhdesattan sağlanacak faydanın artmasını sağlayan işlerdir. Mevcut muhtesata yeni bölümler ilave edilmesi veya mevcut muhtesatın bakım ve onarımının yaptırılması muhtesatın bu işleri yapan kişiye ait olması sonucunu doğurmaz. Bu tür işlerin yapılması için harcanan giderler muhtesatın değerini artıran faydalı ve zorunlu giderlerdendir. İyileştirici nitelikteki bu giderleri tek başına karşılayan taşınmaz malik ya da maliklerinin koşullarının varlığı halinde bu giderlerden paylarına düşen kısmını B.K. 61 ve onu izleyen maddeleri hükmüne ve sebepsiz zenginleşme kurallarına göre açacağı eda nitelikli bir alacak davası ile taşınmazın diğer maliklerinden isteyebileceği kuşkusuzdur. İyileştirme giderlerini yapan taşınmaz malik ya da maliklerinin taşınmazın ortaklığının giderilerek satılması ve muhdesattan yararlanmalarının son bulması ile istenebilir hale gelecek bu giderler için eda nitelikli alacak davası açma ... mevcut iken önceden açacağı bir dava ile iyileştirme giderlerinin tespitini istemekte hukuki yararı bulunduğundan da söz edilemez. Aynı şekilde bütünleyici parça niteliğinde olmayıp her zaman için ana taşınmazdan sökülüp götürülebilen ve taşınmazdan ayrılması mümkün olan eşyalar da teferruat niteliğindedir. Somut olaya gelince; davacı tarafın muhdesat niteliğindeki ev ve ağaçlar dışındaki istek kalemlerinin iyileştirme gideri ve teferruat niteliğinde olduğu anlaşılmaktadır. Bu nitelikteki istek kalemlerinin tespit davasına konu edilemeyeceği kuşkusuzdur. Öte yandan dava konusu iki katlı ev niteliğindeki muhdesatın üzerinde bulunduğu 1030 parsel sayılı taşınmazın kargir ev ve hefkere niteliği ile tapuya kayıtlı olduğu, muhdesatın zemin katının kadastro tespitinden önce meydana getirildiği ve taşınmazın tespitinin kesinleştiği gün ile davanın açıldığı gün arasında 3402 sayılı Kadastro Kanununun 12/3 maddesi hükmünde sözü edilen kamu düzenine ilişkin, 10 yıllık hak düşürücü sürenin geçtiği anlaşılmaktadır. Davanın hak düşürücü süreden sonra açıldığının belirlenmesi halinde salt bu nedenle davanın reddine karar verilmesi gerekirken, aksi halin kabulünde dahi zemin kata davacı tarafça yapılan harcamaların az yukarıda açıklandığı şekilde iyileştirme gideri niteliğinde olduğu tartışmasızdır. Az yukarıda açıklanan nedenlerle; davacı tarafın iyileştirme gideri ve teferruat niteliğindeki istek kalemlerine ve ev niteliğindeki muhdesatın zemin katına ilişen ve yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının REDDİNE, 2-Davacı tarafın dava konusu iki katlı ev niteliğindeki muhdesatın ikinci katına yönelik temyiz itirazlarına gelince; mahkemece iki katlı evin %26'sının davacıya ait olduğuna karar verilmiş ise de varılan sonuç davanın niteliğine ve dosyada toplanan delillere uygun düşmemiştir. Tespit davalarının niteliği gereği muhdesat hakkında böyle bir oranlama yapılmasına olanak yoktur. Kaldı ki; toplanan delillerden dava konusu evin ikinci katının davacı tarafından tek başına meydana getirildiği anlaşılmaktadır. Hal böyle olunca; dava konusu bina niteliğindeki muhdesatın zemin üstü katının davacı tarafından meydana getirildiğinin de tespitine karar verilmesi gerekirken, delillerin taktirinde yanılgıya düşülerek, davanın niteliğine aykırı biçimde yazılı şekilde hüküm kurulması isabetsiz, davacı tarafın temyiz itirazları bu nedenle yerinde görüldüğünden, hükmün (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, peşin ödenen 658,65 TL harcın istek halinde davacı tarafa iadesine, 24.05.2011 gününde oybirliği ile karar verildi.