11. Hukuk Dairesi 2022/4698 E. , 2024/1327 K. İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : Kayseri Bölge Adliye Mahkemesi 6.Hukuk Dairesi SAYISI : 2022/740 Esas, 2022/789 Karar İHBAR OLUNAN : Müflis Beğendik Mağaza İşletmeleri Tic. San. A.Ş. Adına İflas Memurları; 1. Ferhat Yakıcı 2.... 3.... DAVA TARİHİ : 24.05.2021 HÜKÜM : Esastan ret İLK DERECE MAHKEMESİ : Kayseri 1.Asliye Ticaret Mahkemesi SAYISI : 2021/389 E., 2021/1192 K. Taraflar arasındaki anonim şirket hisse devrinin pay defterine …
**11. Hukuk Dairesi 2022/4698 E. , 2024/1327 K.** **"İçtihat Metni"** İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : Kayseri Bölge Adliye Mahkemesi 6.Hukuk Dairesi SAYISI : 2022/740 Esas, 2022/789 Karar İHBAR OLUNAN : Müflis Beğendik Mağaza İşletmeleri Tic. San. A.Ş. Adına İflas Memurları; 1. Ferhat Yakıcı 2.... 3.... DAVA TARİHİ : 24.05.2021 HÜKÜM : Esastan ret İLK DERECE MAHKEMESİ : Kayseri 1.Asliye Ticaret Mahkemesi SAYISI : 2021/389 E., 2021/1192 K. Taraflar arasındaki anonim şirket hisse devrinin pay defterine kaydı (tescili) davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir. Kararın taraf vekilleri tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; dava dışı Beğendik Mağaza İşletmeleri Tic. San. A.Ş.'nin davalı şirketteki hisselerinin tamamının 90.000,00 TL bedel karşılığında davacı tarafından 30.06.2020 tarihinde imzalanan kayyım onaylı hisse devir sözleşmesi ile devir alındığını ancak davalı şirketin, devir eden şirketin iflasına karar verildiği, müflisin tasarruf ehliyetinin bulunmadığı ve dava dışı Beğendik Mağaza İşletmeleri Tic. San. A.Ş.'nin davalı şirkette bulunan 6 adet 15.000,00 TL'lik hissenin iflas masasına bildirildiği nedenlerine dayanarak söz konusu devir işleminin pay defterine işlenmesine ilişkin talebi yerine getirmediğini, davalı şirkete keşide edilen ihtarname ile iflas kararından önce yapılan devrin hukuken geçerli olduğu, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu (6102 sayılı Kanun)'nun 490 ıncı maddesi uyarınca nama yazılı payların herhangi bir sınırlandırmaya bağlı olmaksızın devir edilebildiği, bu durumda ihtarnamenin tebliğinden itibaren en geç 3 gün içerisinde pay devrinin pay defterine işlenerek tescilinin sağlanması, aksi halde aleyhe ifa davası açılacağının ve tüm zararın da talep edileceğinin bildirildiğini, davalı tarafından keşide edilen cevabi ihtarnamede ise, nama yazılı hisse senedinin devir alana teslimi olmaksızın ayrıca bir kağıda yapılan temlikname ile devredilemeyeceğinin, iflas kararından önce muhatabın böyle bir talebi olmadığının, iflastan önce böyle bir devrin yapılmadığının, devir sözleşmesinin sonradan düzenlenmesinin muhtemel olduğunun, iflasın açılmasıyla borçlunun masaya dahil mallar üzerinde tasarruf yetkisi olmadığının ve gerçek bir devir söz konusu olsa bile pay defterine işlenmesinin mümkün olamayacağının bildirildiğini, halbuki söz konusu hisse devir sözleşmesinin devir eden şirketin iflasına karar verilmeden önce imzalanmış olduğunu, o dönemde devir eden şirketin tasarruflarının kayyum onayına tabi olduğundan hisse devir sözleşmesinin kayyum tarafından da onaylandığını, davalının hisse devrinin iflastan sonra yapıldığına dair iddiasının 17.07.2020 tarihinde görevi sona eren kayyumun görevi sona erdiği halde sonradan sözleşmeye onay verdiği anlamını taşıdığını, buna ilişkin her türlü talep ve dava haklarını saklı tuttuklarını ileri sürerek dava dışı Beğendik Mağaza İşletmeleri Tic. San. A.Ş'nin, davalı şirkette bulunan hisselerinin tamamının davacı ...Ş.'ye devrinin davalı şirketin pay defterine işlenmesine, ticaret siciline tesciline, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; hisselerin toplam piyasa değeri ve kar payı toplamı üzerinden davanın eksik harcının tamamlanması gerektiğini, davalı şirketine yasal mükellefiyetini yerine getirdiğini, dava ile hiçbir ilgi bağının bulunmadığını, bu hisselerin davacı üzerine veya müflis şirket üzerinde olmasının davalının açısından hiçbir öneminin bulunmadığını, bu itibarla iflas masasının davaya dahil edilmesinin veya davanın iflas masasına ihbarının gerektiğini, hisse sahibi Beğendik Mağaza İşletmeleri Tic. San. A.Ş. hakkında İstanbul 3. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2020/290 E. sayılı kararı ile 16.10.2020 günü saat 14:44 itibarıyla iflasına karar verildiğini ve şirket hakkında iflas dosyası açıldığını, hisse devrinin pay defterine işlenmemesinin keyfi olmadığını, iflas kararından önce de davacının devir talebinin söz konusu olmadığını, iflas kararından çok sonra 22.02.2021 günü devir keyfiyetinin davalı şirkete bildirildiğini, geçerli bir hisse devir sözleşmesinin olmadığını savunarak davanın reddini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dava konusu senetlerin nama yazılı pay senetleri olduğunu, 6102 sayılı Kanun'un 489 ve 490'ıncı maddelerinde hamiline ve nama yazılı senetlerin ne şekilde devredileceğinin düzenlendiği, buna göre somut olay çerçevesinde nama yazılı pay senetlerinin ciro ve teslim ile devredilebileceği ve devrin şirkete karşı pay defterine kayıt ile hüküm ifade edeceği, somut olayda dava konusu senetlerin davacı tarafça devir alındığı iddia olunan tarihte davalı şirketin henüz pay senetlerini veya pay senetleri yerine geçecek ilmuhaberleri bastırmadığı ve hak sahiplerine teslim etmediği, bu durumda pay senetlerinin zilyetliğinin devri hukuken ve fiilen mümkün olmadığı, ancak davacı tarafça dava dışı Beğendik Mağaza İşletmeleri Tic San A.Ş.'nin davalı şirketteki hisselerinin alacağın temliki hükümlerine göre kayyım onayı ile ve adi yazılı sözleşme ile temlik alınmasının mümkün olduğu, davacının adi yazılı sözleşme sunduğu, diğer yandan gerek davacı tarafça gerekse müflis Beğendik Şirketi tarafından iflas tarihinden önce payın devir edildiğinin davalıya bildirilmediği, bu nedenle Beğendik Şirketi iflas etmeden önce davalının payları davacı adına pay defterine kayıt (tescil) etme imkan ve yetkisinin bulunmadığı, iflas tarihinden sonra ise artık müflis şirketin devir işlemini bildirme hususunda tasarruf yetkisi bulunmadığı, zira iflasın açıldığı tarihten itibaren müflise ait tüm hak ve alacakların iflas masasına geçtiğini, iflas idare memurları tarafından dava tarihinden önce davalıya yöneltilen bir devir bildirimi de bulunmadığı, bu bildirimin yapılabilmesi için davacının müflis şirkete karşı dava yöneltmesi gerektiği, somut olayda ise müflis şirkete karşı açılan bir dava bulunmadığı, 2004 sayılı İcra ve İflas Knunu(2004 sayılı Kanun)'nun 198 inci maddesi hükmü uyarınca dava dışı Beğendik Şirketi'nin davalıya olan hisse devir borcunun para alacağına dönüştüğünü ve artık hisselerin davacı adına tescilinin istenemeyeceğini, ayrıca davacının hisselerin bedelini Beğendik Şirketine ödemiş olması durumunda para alacağı için müflis Beğendik Şirketi'ne karşı dava açması gerektiği, ancak bu davanın muhatabının da davalı olmadığı gerekçesiyle davanın pasif husumete ilişkin dava şartı yokluğu nedeni ile reddine karar verilmiştir. IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuştur. B. İstinaf Sebepleri 1. Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; 30.06.2020 tarihli hisse devir sözleşmesinin 16.10.2020 tarihli iflas kararından önce olduğunu, söz konusu bu sözleşmenin tasarrufi bir işlem olduğu ve kayyum onayı ile birlikte geçerli olduğu mahkeme tarafından tespit edildiğini, devir sonunda borçlu, devirden ister haberdar olsun ister olmasın devralan devredilen alacağı kazanacağını, devredenin, devredilen alacak üzerinde bir hakkı kalmadığından onun iflası halinde bu alacak iflas masasına kaydedilmeyeceğini, hisse devir sözleşmesinin imzalanmasıyla beraber söz konusu payların devralan müvekkili şirkete geçmiş ve hukuki işlemin tasarruf aşamasının gerçekleşmiş olduğunu, hisse devrinin muhataba bildirimi için yasal bir süre öngörülmediğini, ayrıca bu bildirimin mutlaka devir eden tarafından yapılması yönünde de yasal bir zorunluluk bulunmadığını, hisse devrinin geçerli bir sözleşme ile iflas kararından önce gerçekleşmiş olmasından sonra davacı müvekkil şirketin dava dışı devir eden şirketten herhangi bir talep veya alacağı bulunmadığını,kaldı ki geçerli bir hisse devrinin pay defterine işlenmesi borcu davalı şirkete ait bir borç olduğunu, dava dışı Beğendik A.Ş.'nin davalı şirket nezdindeki paylarını devretmesi neticesinde tüm hak ve alacakların davacı müvekkili şirkete geçtiğini, 30.06.2020 tarihli devir sözleşmesinin imzanlaması ile birlikte Beğendik A.Ş.'nin söz konusu paylar üzerinde tasarruf ehliyeti kalmadığını, bu devrin davalı şirketin onayına da tabi olmadığını, davalı şirketin kendilerine iletilen devir sözleşmesi uyarınca payların davacı şirket adına tescilini sağlamakla yükümlü olduğunu, paylar üzerinde herhangi bir tasarruf yetkisi olmayan Beğendik A.Ş. ve iflas idare memurlarının pay defterine tescil talebinde bulunmasının beklenemeyeceğini belirterek kararın kaldırılmasını istemiştir. 2. Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; hisse senetlerinin piyasa değeri üzerinden nispi vekalet ücretine hükmedilmesi gerektiğini, ayrıca harcın da buna göre tamamlanması gerektiğini belirterek kararın kaldırılmasını istemiştir. C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davalı yanın istinaf başvurusu yönünden; İlk Derece Mahkemesinin 28.12.2021 tarihli nihai kararının davalı vekiline 15.01.2022 tarihinde usulüne uygun olarak tebliğ edildiği, ancak davalı vekilince 2 haftalık istinaf süresi dolduktan sonra 02.02.2022 tarihinde nihai karara yönelik istinaf başvurusunda bulunulduğu gerekçesiyle davalı vekilinin istinaf başvurusunun süresinde yapılmamış olması nedeniyle usulden reddine, davacı yanın istinaf başvurusu yönünden ise; davacı ile dava dışı Beğendik Mağaza İşletmeleri Tic. San. A.Ş. arasındaki hisse devir sözleşmesinin 30.06.2020 tarihli olduğu, bu devirden sonra dava dışı Beğendik Mağaza İşletmeleri Tic. San. A.Ş.'nin 16.10.2020 tarihinde iflasına karar verildiği, iflasın Ticaret Sicil Gazetesinde 02.11.2020 tarihinde ilan edildiği, ilan tarihine dek pay devrinin pay defterine tescili hususunda davalı şirkete yapılan herhangi bir başvurunun bulunmadığı, dosyadaki bilgi ve belgelere göre pay devrinin davalı şirkete 22.02.2021 tarihinde, yani iflasın ilanından itibaren 3 aydan fazla süre sonra bildirildiği, halbuki 2004 sayılı Kanun'un 336'ncı maddesine göre müflisin mallarını ellerinde bulunduran veya müflise borçlu olan üçüncü şahısların, iflasın açıldığına dair ilana muttali oldukları tarihten itibaren bir ay içinde o malları iflas idaresi emrine vermeleri gerektiği, iflasın alacaklıların hakları üzerindeki etkilerine ilişkin 2004 sayılı Kanun'un 198'inci maddesi uyarınca, davacının alacağının para alacağına dönüşmüş olması nedeniyle müflis şirketten olan hisse bedeli alacağının iflas masasından talep etmesi gerektiği, dolayısıyla ilk derece mahkemesi kararında herhangi bir isabetsizlik ve usul ve yasaya aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; hisse devrinin, dava dışı Beğendik Mağaza İşletmeleri Tic. San. A.Ş. hakkında verilen 16.10.2020 tarihli iflas kararından önce "Mahkeme kararı ile her türlü işlem ve tasarrufu kayyum onayına tabi tutulan Beğendik Mağaza İşletmeleri Tic.San. A.Ş.'ne atanan kayyumun onayı ile" 30.06.2020 tarihli sözleşme neticesinde gerçekleşmiş olduğunu, bu sözleşmenin tasarrufi bir işlem olarak geçerli olduğunu, dolayısıyla sözkonusu payların, bedeli mukabilinde devralan müvekkili şirkete geçtiğini ve böylece hukuki işlemin tamamlandığını, şirketin devre konu payların pay defterine kaydını kendiliğinden yapamayacağını, ilgililer özellikle hisseleri devralan tarafından talepte edilmesi gerektiğini, ancak hisse devrinin davalı şirkete bildirimi için yasal bir süre öngörülmediğini, zaten bu bildirimin kurucu değil bildirici nitelikte bir işlem olduğunu, ayrıca devir sonucunda borçlu devirden haberdar olsun ya da olmasın devralanın devredilen alacağı kazanacağını, devredenin devredilen alacak üzerinde bir hakkı kalmadığından iflası halinde bu alacağın iflas masasına kaydedilemeyeceği, hisse devri geçerli bir sözleşme ile iflas kararından önce gerçekleştikten sonra artık müvekkili şirketin dava dışı devir eden şirketten herhangi bir hak veya alacağı bulunmadığını, kaldı ki geçerli bir hisse devrinin pay defterine işlenmesi borcunun davalı şirkete ait bir borç/yükümlülük olduğunu, diğer yandan hisse devrinin davalı şirketin onayına tabi olmadığını, davalı şirketin kendilerine iletilen devir sözleşmesi uyarınca payların davacı şirket adına tescilini sağlamakla yükümlü olduğunu belirterek kararın bozulmasını istemiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, dava dışı Beğendik Mağaza İşletmeleri Tic. San. A.Ş.'nin, davalı şirkete ait hisselerinin davacı tarafça devralındığı hususunun pay defterine kaydı isteminin yerinde olup olmadığı ve davacının davalının ortağı sayılıp sayılmayacağına ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 6102 sayılı Kanun'un 490, 494, 498, 499, 647 nci maddeleri, 6098 sayılı Kanun'un 183 üncü maddesi. 3. Değerlendirme 1.Dava, dava dışı Beğendik Mazağa İşletmeleri Ticaret Sanayi ve Anonim Şirketi'nin davalı şirkete ait hisselerinin davacı tarafça devralındığı hususunun davalı şirket pay defterine kaydedilmesi talebine ilişkin olup, İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiş, Bölge Adliye Mahkemesince de davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. 2.6102 sayılı Kanun'un 490 ıncı maddesi, anonim şirketlerde nama yazılı payların devrini düzenlemekte olup nama yazılı paylar, kanunda veya esas sözleşmede aksi yazılı olmadıkça herhangi bir sınırlamaya bağlı olmadan devredilebilir. Nitekim maddenin ikinci fıkrasında nama yazılı hisse senetlerinin ciro yoluyla devredileceğinin öngörülmüş olması, alacağın temliki yoluyla devrine engel değildir. Bu nedenle esas sözleşmede devir şekli hakkında herhangi bir hüküm yoksa nama yazılı hisse senetleri, 6098 sayılı Kanun'un 183 üncü ve devamı hükümlerine göre alacağın temliki yoluyla da devredilebilir. Özetle nama yazılı senetlerin alacağın temliki yoluyla devrinde devredenin beyanı, mahiyeti itibariyle alacağı temlik edenin beyanıyla aynı olup 6102 sayılı Kanun'un 647 nci maddesinin ikinci hükmünden anlaşılacağı üzere, beyanın nereye yazıldığının önemi yoktur. Senedi devreden şahıs, devir beyanını bu senet üzerine yazılabileceği gibi, başka bir kağıt üzerine de yazabilir. 3.Ortaklığa karşı ancak pay defterinde kayıtlı bulunan kimse ortak sıfatını haizdir. Pay devri, ortaklığa karşı ancak pay defterine kayıtla hüküm ifade eder (Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 27.10.2015 Tarihli 2014/15601 E. 2015/11180 K. sayılı ilamı). Pay defteri ise, 6102 sayılı Kanun'un 64 üncü maddesinin dördüncü fıkrası uyarınca ticari defterlerden olup, pay defterinin tutulması, açılış ve kapanış onayları ile saklanması bakımından anlam taşır, yoksa pay defterinin özel olma karakterini etkilemez ve pay defterine yapılan kayıtlara kurucu nitelik kazandırmaz (Gönen Eriş, Ticari İşletme ve Şirketler, 3.Baskı, s.2569). 4.Anonim şirketler için önemli bir kavram olan “pay”, üç anlamda kullanılır. Bunlardan ilki esas sermayenin bir parçasını ifade etmesidir. Esas sermayenin pay sayısına bölünmesi sonucu oluşan ve nominal (itibari) değeri olan her bir birim birer payı oluşturur. Pay sayısının ve nominal değerinin esas sözleşmede gösterilmesi zorunludur. Bir diğer anlamıyla pay; pay sahipliği konumunu yani ortaklık sıfatını ifade eder. Ortaklık sıfatından kaynaklanan hak ve borçlar paya bağlıdır. Pay elde edilirken ortaklık sıfatı da kazanılmış olur. Payın devredilmesi halinde ortaklık sıfatı ve buna bağlı hak ve borçlar da devredilmiş olur. Üçüncü anlamıyla pay; bir kıymetli evrak niteliğindeki pay senetlerini (hisse senetlerini) ifade eder. Hamiline düzenlenmiş paylar hariç olmak üzere, payın bir senede bağlanması zorunluluğu yoktur. Senede bağlanmamış paylar “çıplak pay” olarak adlandırılmıştır (Fatih Bilgili, Şirketler Hukuku, 2.basım, 2012, s.240,241 ). 5.Dava konusu senetlerin davacı tarafça devralındığı iddia edilen tarihte davalı şirketin henüz pay senetlerini veya pay senetleri yerine geçecek ilmuhaberleri bastırmadığı ve hak sahiplerine teslim etmediği tespit edilmiştir. Diğer yandan, anonim şirket tarafından henüz pay senedi ihraç edilmemiş olması ve ilmühaber dahi çıkarılmaması, anonim şirkette pay devrine engel teşkil etmeyecektir. Anonim ortaklığın çıplak paylarının devri konusunda Türk Ticaret Kanunu'nda bir hüküm bulunmamakla birlikte, payın devredilebilirliği ilkesi uyarınca, çıplak payın da senede bağlanmış paylar gibi serbestçe devredilebileceği, bu devrin 6098 sayılı Kanun'un 183 üncü maddesine göre alacağın temliki hükümleri çerçevesinde olacağı kabul edilmiştir. (Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 12.11.2014 Tarih 2014/11-801 E. 2014/891 K. sayılı ilamı). Alacağın temliki tasarrufi bir işlem olduğu için, bununla çıplak pay devralana geçmektedir. Şekil olarak bedeli tam ödenmiş çıplak payın devri, payın devredildiğini içeren yazılı bir temlik beyanının devralana verilmesi ile söz konusu olacaktır. 6.Somut olayda, davacı ile devreden dava dışı şirket arasında 30.06.2020 tarihli hisse devir sözleşmesi yapıldığı, devrin kayyum tarafından onaylandığı, bu devirden sonra devreden şirketin 16.10.2020 tarihinde iflasına karar verildiği ve bu kararın 02.11.2020 tarihinde Ticaret Sicil Gazetesi'nde ilan edildiği, iflasın ilanından sonra pay devrinin 22.02.2021 tarihinde davalı şirkete bildirildiği, davalı şirketin de davacının pay defterine kayıt talebine ilişkin kendi tasarruf ehliyeti bulunmadığı gerekçesiyle 21.04.2021 tarih ve 2021/234 sayılı yazısı ile reddettiği, yine Beğendik Mağaza İşletmeleri Ticaret Sanayi A.Ş.'nin davalı şirket bünyesinde 6 adet 15.000 TL'lik hisse senedinin bulunduğunu bildiren aynı 21.04.2021 tarihli ve 2021/233 sayılı yazının düzenlenerek 26.04.2021 tarihinde icra müdürlüğüne ibraz edildiği, böylece devrin davalı kayıtlarına işlenmediği ve davacının kayıtlarda ortak görünmediği, diğer yandan hisselerin nama yazılı olduğu, usulüne uygun devrin yapılıp bedelinin ödendiği anlaşılmaktadır. 7. Bu durumda davacı, davalı şirkete karşı pay devrinin kaydı için başvurabilecektir. Ayrıca borsaya kote edilmiş nama yazılı paylar yönünden, 498'inci maddesi uyarınca; şirket, devralanın pay sahibi olarak tanınması istemini, istemi aldığı tarihten itibaren yirmi gün içinde reddetmezse devralanı, pay sahibi olarak tanımış sayılır. Borsaya kote edilmemiş nama yazılı paylar yönünden ise, 6102 sayılı Kanun'un 494'üncü maddesi hükmünde; "Devir için gerekli olan onay verilmediği sürece, payların mülkiyeti ve paylara bağlı tüm haklar devredende kalır." şeklinde belirtilmiştir. Devir için şirketçe gerekli onay verilmediği taktirde, devre konu payların mülkiyeti ve paya ilişkin haklar devredende kalacaktır. Ancak, devir sözleşmesi şirket dışında kalan devreden ile devralanı hukuken bağlar. Maddenin üçüncü fıkrasında davalı şirket, talepten itibaren üç ay içerisinde onaylama işlemini reddetmemişse veya red haksız ise, şirketin onay verdiğinin kabul edilmiş sayılacağı düzenlenmiştir. Şirket onay vermeyi haksız olarak reddetmişse onay verilmiş sayılacaktır. Devralanın pay sahibi olarak tanınması istemine ilişkin bir şekil şartı ise öngörülmemiştir. Somut olayda dava konusu hisseler, 30.06.2020 tarihinde ve devredenin iflasından önce devralan davacıya geçmiştir. Artık davacı, usulüne uygun şekilde devredilmiş ve bedeli ödenmiş payların sahibidir. Şirketin kayıt talebini kendi tasarruf ehliyeti bulunmadığı gerekçesiyle reddi haksızdır. 8.Sonuç olarak, İlk Derece Mahkemesince, davanın pasif husumete ilişkin dava şartı yokluğu nedeni ile reddi ve bu karara karşı davacı yanın istinaf başvurusunun esastan reddi doğru olmamış, kararın bozulmasına karar verilmesi gerekmiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeple; 1. Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA, 2. İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA, Peşin alınan temyiz karar harcının istek halinde ilgiliye iadesine, Dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 21.02.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.