T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 14. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO: 2022/944 KARAR NO : 2025/1545 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: İSTANBUL 15. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ: 16/02/2022 NUMARASI : 2018/763 Esas - 2022/132 Karar DAVANIN KONUSU: Tazminat (Acentelik Sözleşmesinden Kaynaklanan) Taraflar arasındaki tazminat davasının ilk derece mahkemesince yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerle davanın usulden red…
T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 14. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO: 2022/944 KARAR NO : 2025/1545 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: İSTANBUL 15. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ: 16/02/2022 NUMARASI : 2018/763 Esas - 2022/132 Karar DAVANIN KONUSU: Tazminat (Acentelik Sözleşmesinden Kaynaklanan) Taraflar arasındaki tazminat davasının ilk derece mahkemesince yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerle davanın usulden reddine dair verilen karara karşı, davacı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine Dairemize gönderilmiş olan dava dosyası incelendi, gereği konuşulup düşünüldü. TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ Davacı vekili, dava dilekçesinde özetle; taraflar arasında imzalanan 22.12.2015 tarihli acentelik sözleşmesi ile müvekkiline belirsiz süreli olarak Mersin ve çevresi acenteliğin verildiğini, müvekkilinin yıllarca işlerini sorunsuz şekilde yürüterek davalı şirketin müşteri portföyünün genişlemesinde büyük rol oynadığını, müvekkili sigorta acentesinin üretim tablosuna göre üretim eksikliği gibi bir nedenle karşılaşılmasının mümkün olmayacağını, buna rağmen davalı tarafından keşide edilen Beyoğlu 17. Noterliğinin 16.05.2017 tarihli ihtarı ile acentelik sözleşmesinin 16.08.2017 tarihinde feshedileceğinin bildirildiğini, davalı tarafından müvekkiline her ay farklı olmak üzere toplam 37.412,42 TL komisyon ödemesi yapıldığını, ihtarda sözleşmesinin fesih ihbarın tebliğinden itibaren itibaren 3 aylık süre fesih olmuş sayılacağını ve acentelik sözleşmesine istinaden verilmiş vekaletnamenin hükümsüz kalacağının ihtar edilmesine karşın ihtarname henüz müvekkiline tebliğ edilmeden, müvekkilinin acentelik ekranın kapatıldığını, müvekkilinin bu sebeple poliçe düzenleyemediğini ve önemli derecede zarara uğradığını, TTK'nın 122. maddesine göre sözleşmenin sona ermesinden sonra müvekkilin müşterilerden menfaat sağlamaya devam etmesi halinde uygun bir tazminat ödenmesi gerektiğini, anılan madde uyarınca müvekkilinin, feshi haklı gösterecek bir eylemi olmadan sözleşmenin feshi nedeniyle denkleştirme alacağı hakkedildiğini, 5684 sayılı Sigortacılık Kanunu'nun 23/16. maddesinde de benzer bir düzenleme bulunduğunu, müvekkilinin acente olarak önemli bir müşteri portföyünü davalıya kazandırdığını ileri sürerek, şimdilik 5.000,00 TL denkleştirme tazminatının faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili, savunmasında özetle; davacının aynı konuda İstanbul 18. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2017/618 esas sayılı dosyası ile açmış olduğu ve halen derdest bir davası bulunduğunu, davacının 22.12.2015 tarihli sözleşmeye istinaden müvekkilinin acentesi iken üretim yetersizliği/ verimsizlik sebebi ile 3 ay önceden bildirilmek kaydı ile acentelik sözleşmesinin feshedildiğini, müvekkilinin tazminatı gerektiren bir davranışı bulunmadığını, davacıya münhasır acentelik verilmediğini, sözleşmenin 37. maddesinde davacıya münhasır acentelik verilmediğinin yazıldığını, davacının başka başka acentelikler ve diğer sigorta aracıları ile teşkilat kurup çalışabileceğini, TTK'nın 104 ve 113/2.maddelerine göre sadece münhasır acentelere has kılınmış olan bir tazminat belirlendiğini, TTK ve Sigortacılık Kanunu' gereğince denkleştirme isteminde bulunulabilmesi için acentelik sözleşmesinin sona ermesi gerektiğini, dava konusu olayda bu şartın gerçekleşmediğini, taraflar arasındaki acentelik sözleşmesinin dava tarihi itibarı ile sona ermediğini ve halen devam ettiğini, Sigortacılık Kanununun 23/16. maddesi ve TTK'nın 122. maddesinde acentenin portföy hakkının, acentelik sözleşmesinin sona ermiş olması, acentelik sözleşmesinin sona ermesinde acentenin kusuru olmaması, sigorta şirketinin, sigorta acentesinin portföyü sayesinde önemli menfaatler elde etmiş olması, hakkaniyetin gerektirmesi şartlarının bir arada gerçekleşmesine bağlandığını, ancak ilk şart olan sözleşmenin sona ermesi şartının gerçekleşmemesi nedeniyle diğer şartların araştırılmasına gerek bulunmadığını, tazminatın, acentenin son beş yıllık faaliyeti neticesinde aldığı yıllık komisyon ve diğer bedellerin ortalamasını aşamayacağını, sözleşme ilişkisinin beş yıldan daha az sürmüş olması durumunda faaliyetin devamı sırasında ortalama değerin esas alınacağını savunarak, davanın reddine karar verilmesini istemiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda; "...İstanbul 18. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2017/618 Esas sayılı dava dosyasının incelenmesinde; davacının ve davalının aynı olduğu, uyuşmazlığın da yine davalı sigorta şirketi tarafından sözleşmenin feshedilmesi sebebiyle davacıya denkleştirme tazminatı ödenmesi istemine ilişkin olduğu, acentelik sözleşmesinin dava tarihi itibariyle henüz sona ermediği için davacının denkleştirme tazminatı talep hakkı bulunmadığından, davanın 29.05.2019 tarihinde reddine karar verildiği, huzurdaki davanın ise 15.08.2018 tarihinde açıldığı anlaşılmıştır.Huzurdaki dava ile İstanbul 18. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2017/618 Esas sayılı dosyasındaki davanın taraflarının, konusunun ve dava sebeplerinin aynı olduğu anlaşıldığından, 6100 sayılı HMK'nın 114/1-ı. Maddesi uyarınca dava şartı yokluğundan, davanın usulden reddine karar vermek gerekmiştir..." gerekçesiyle davanın reddine, karar verilmiştir. Bu karara karşı, davacı vekilince istinaf başvurusunda bulunulmuştur. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ Davacı vekili, istinaf başvuru dilekçesinde özetle; Taraflar arasında imzalanan 22.12.2015 tarihli acentelik sözleşmesi ile müvekkile belirsiz süreli olarak Mersin ve çevresi acenteliği verildiğini, müvekkilinin uzun yıllar boyunca işlerini sorunsuz şekilde yürüterek, davalı şirketin müşteri portföyünün genişlemesinde büyük rol oynadığını, TTK'nnı 121.maddesine göre belirsiz süreli acente sözleşmelerinin 3 ay önceden ihbarda bulunmak şartı ile her zaman ve haklı sebebin varlığı halinde 3 ay beklemeden feshedilebileceğinin düzenlendiğini, sözleşmenin 13.maddesinde de paralel bir düzenleme getirildiğini, davalının keşide ettiği Beyoğlu 17. Noterliğinin 16.05.2017 tarihli ihtarı ile acentelik sözleşmesinin 16.08.2017 tarihinde feshedileceğinin bildirildiğini, davalının herhangi bir sebep göstermeksizin 3 ay öncesinde sözleşme feshederek sebep göstermeden olağan fesih yolunu kullandığını, ihtar tebliğ edilmeden müvekkilin sigorta ekranın kapatıldığını, resmi kurum cevabına göre acenteliğin 12.05.2017 tarihinde kapatıldığını, Müvekkilince 18.Asliye Ticaret Mahkemesinde açılan davanın 11.06.2019 tarihli gerekçeli kararı ile, dava tarihi itibariyle sözleşmenin feshedilmemesi dikkate alınarak davanın reddine karar verildiğini, 29.05.2019 tarihli oturumda, fesihten önce açılan takip edilmediğine ilişkin beyanın duruşma tutanağına yazıldığını,Davalının 16.05.2017 tarihinde gönderdiği fesih yazısı ile müvekkilinin acenteliğinin 16.08.2017 tarihinde sonlandırılacağını bildirildiğini, işlemin 16.08.2017 tarihi itibari ile geçerlilik kazandığından TTK'nın 122/4. maddesi uyarınca denkleştirme tazminatını talebinin bir yıl içinde ileri sürülmesi gerektiğinden ve 15.08.2018 tarihinde denkleştirme tazminatının talep edilerek davanın usulüne uygun açıldığını,Derdestliğin oluşması için tarafları ve konuları aynı olan iki davanın görülmekte olması gerektiğini, sözleşme feshedildikten sonra doğan dava açma hakkı çerçevesinde ve süresi içinde denkleştirme tazminatı talebinin İstanbul 15.Asliye Ticaret Mahkemesindeki davada ileri sürüldüğünü, denkleştirme tazminatına ilişkin TTK'nın 122.maddesi ile Sigortacılık Kanun'unun 23. maddesinde belirlenen şartların gerçekleştiğini, bilirkişi incelemesinde 30.936,00 TL tazminat belirlendiğini, Bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek, kararın kaldırılmasına ve davanın kabulühe karar verilmesini istemiştir. İNCELEME VE GEREKÇE Dava, acentelik sözleşmesinin feshi nedeniyle denkleştirme tazminatının tahsili istemine ilişkindir. İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda davanın usulden reddine karar verilmiş; bu karara karşı, davacı vekilince, yasal süresi içinde istinaf başvurusunda bulunulmuştur.İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi uyarınca, ileri sürülmüş olan istinaf nedenleriyle ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır. Taraflar arasında 22.12.2015 tarihinde düzenlenen acentelik sözleşmesi ile acentelik ilişkisi kurulmuştur. Sözleşme ile davacı, davalı şirket adına çeşitli alanlarındaki sigorta poliçelerinin düzenlenmesi ve bedellerinin tahsiline ilişkin esaslar belirlenmiştir. Sözleşmenin 31.maddesinde bu sözleşmenin taraflarca herhangi bir sebep gösterilmeksizin 3 ay öncesinden diğer tarafa gönderilecek iadeli taahhütlü mektupla veya noterden ihtarname ile fesih edilebileceği düzenlenmiş ve TTK'nın 121.maddesine paralel bir düzenleme yapılmıştır. Sözleşmenin 32. maddesinde ise davalı şirketin derhal fesih hali acentelik sözleşmesinin davalı sigorta şirketince gönderilen Beyoğlu 17. Noterliğinin 09.05.2017 tarih, ... yevmiye numaralı ihtarı ile feshedildiği bildirilmiştir. İhtarda sözleşmenin tebliğden itibaren 3 ay sonra feshedilmiş sayılacağı bildirilmiştir. Davacı vekili, fesihten sonra 11.07.2017 tarihinde İstanbul 18. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2017/618 Esas sayılı dosyasında aynı taleplerle denkleştirme tazminatı talep etmiştir. Dava dosyasının işlemsiz bırakılmasından sonra mahkemece dosyanın işlemden kaldırıldığı, davacının, 3 aylık yasal süre içinde harcını da ödeyerek davayı yenilediği görülmüştür. Yenilemeden sonraki 29.05.2019 tarihli oturumda davacı vekilinin, bu davanın fesih tarihinden önce açıldığını kabul ederek davayı takip etmediği, davalının davayı takip ettiği ve mahkemece davanın reddine karar verildiği görülmüştür. HMK'nın 123.maddesi gereğince, davacı, hüküm kesinleşinceye kadar, ancak davalının açık rızası ile davasını geri alabilir. Davalının açık rızası olmadan açılan bir davanın geri alınması mümkün değildir. Diğer yandan HMK'nın 150.maddesine göre tarafların duruşmaya gelmemesi halinde dosyanın işlemden kaldırılacağı, davalının katılması halinde, davayı takip edip etmeyeceğinin sorulacağı açıktır. Davacının, 05.12.2018 tarihli oturumda işlemden kaldırılan dosyayı yenilemesi ve yenilemeden sonraki ilk oturum olan 29.05.2019 tarihinde davayı takip etmediğini belirtmesi esasında HMK'nın 123.maddesi kapsamında davanın geri alınması niteliğinde olup davalı vekilinin bu durumu kabul etmemesi nedeniyle davanın geri alınmadığı kabul edilmelidir. Tarafların hazır olması ve davalı vekilinin davayı takip ettiğini beyan etmesi nedeniyle HMK'nın 150.maddesinin de uygulanamayacağı açıktır. Bu durumda 29.05.2019 tarihinde ve sonrasında denkleştirme tazminatına ilişkin bir dava bulunduğu, davanın reddedildiği, redde ilişkin gerekçeli kararın 11.06.2019 tarihinde yazıldığı ve bu kararın henüz kesinleşmediği anlaşılmıştır. Buna rağmen davacı vekilince 15.08.2018 tarihinde önceki dosya ile aynı taleplerle bu davayı açtığı ve denkleştirme tazminatı talep ettiği anlaşılmaktadır. Mahkemece yapılan bilirkişi incelemesinde denkleştirme tazminatı alacağının 30.936 TL olduğu anlaşılmaktadır. Yukarıdaki dosyaya ilişkin açıklamalardan görüleceği üzere İstanbul 18. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2017/618 Esas sayılı dosya 04.03.2019 tarihinde yenilenmiş ve duruşması 29.05.2019 tarihine ertelendiği, aynı alacaklı ilgili taraflar arasında derdest bir dava bulunmasına rağmen derdest dava varken 15.08.2018 tarihinde bu davanın açıldığı görülmektedir. Bu davanın açıldığı tarihte, fesihten önce açılmış olsa da bir denkleştirme tazminatı talepli dava bulunmaktadır. HMK'nın 114/1-ı maddesinde aynı davanın daha önce açılmış ve halen görülmemekte olmaması bir dava şartı olarak düzenlenmiştir. Yapılan tüm açıklamalardan tarafları aynı olan İstanbul 18. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2017/618 Esas sayılı dosyasında 11.07.2017 tarihinde denkleştirme tazminatı talep edildiği, bu davada mahkemece 29.05.2019 tarihinde, davanın fesihten önce açıldığı gerekçesiyle davanın reddine karar verildiği, bu dava derdestken davacı vekilinin aynı taleplerle bu kez 15.08.2018 tarihinde bu davayı açtığı her iki davanın tarafları ve dava konusunun tamamen aynı olduğu, davalı dilekçesinde de hiç bir değişiklik yapılmadığı, bu davanın açıldığı tarihte ve halen önceki davanın derdest olduğu, derdest bir davanın ikinci kez açılmasının dava şartı engeli nedeniyle mümkün olmadığı anlaşılmakla ilk derece mahkemesinin hüküm ve gerekçesi yerinde olduğundan, davacı vekilinin yerinde görülmeyen tüm istinaf başvuru nedenlerinin reddine karar verilmiştir. Açıklanan bu gerekçelerle, HMK'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararı usul ve yasaya uygun olup, davacı vekilinin istinaf sebepleri yerinde görülmediğinden, davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine dair aşağıdaki hüküm verilmiştir. HÜKÜM: Açıklanan bu gerekçelerle; 1-HMK'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca, davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine,2-Davacı yatırılan istinaf başvuru ve peşin karar harçlarının Hazineye gelir kaydına; bakiye 534,70 TL istinaf karar harcının davacıdan tahsiline,3-Davacı tarafından yapılan kanun yolu giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,4-Gerekçeli kararın ilk derece mahkemesince taraf vekillerine tebliğine,5-Dosyanın kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine dair;HMK'nın 353.1.b.1 maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, 02.10.2025 tarihinde, oy birliğiyle ve kesin olarak karar verildi. KANUN YOLU : HMK'nın 362/1.a maddesi uyarınca dava değeri itibariyle karar kesindir.