10. Ceza Dairesi 2021/4860 E. , 2024/16031 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ:Asliye Ceza Mahkemesi SAYISI : 2016/64 E., 2016/171 K. SUÇ : Kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma HÜKÜM : Ceza verilmesine yer olmadığına TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ: Bozma Sanık hakkında kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği tem
**10. Ceza Dairesi 2021/4860 E. , 2024/16031 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ:Asliye Ceza Mahkemesi SAYISI : 2016/64 E., 2016/171 K. SUÇ : Kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma HÜKÜM : Ceza verilmesine yer olmadığına TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ: Bozma Sanık hakkında kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin, hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü: I. HUKUKÎ SÜREÇ A. Sanık hakkında, kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan dolayı başlatılan soruşturmada, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 6545 sayılı Kanun ile değişik 191 inci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca İzmir Cumhuriyet Başsavcılığınca 22.08.2014 tarihli kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı ile birlikte tedavi ve denetimli serbestlik tedbiri kararı verilmiştir. B. Sanığın, kendisine yüklenen tedavi ve denetimli serbestlik tedbirinin gerektirdiği yükümlülüklere uygun davranmadığının bildirilmesi üzerine, İzmir Cumhuriyet Başsavcılığının, 06.01.2016 tarihli iddianamesi ile sanığın 5237 sayılı Kanun’un 191 inci maddesinin birinci fıkrası ve 53 üncü maddesi uyarınca cezalandırılması istemiyle kamu davası açılmıştır. C. İzmir 38. Asliye Ceza Mahkemesinin 09.03.2016 tarihli ve 2016/64 Esas, 2016/171 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında kullanmak için uyuşturucu madde bulundurmak suçundan 5237 sayılı Kanun'un 192 nci maddesinin ikinci fıkrası ve 5271 sayılı Kanun'un 223 üncü maddesinin dördüncü fıkrasının (a) bendi uyarınca resmî makamlar tarafından haber alınmadan önce etkin pişmanlık göstererek uyuşturucu maddenin ele geçirilmesini kolaylaştırdığından bahisle ceza verilmesine yer olmadığına karar verilmiştir. II. TEMYİZ SEBEPLERİ Cumhuriyet savcısının temyiz isteği özetle; sanığın üzerindeki uyuşturucu maddeyi şüphe üzerine durdurulmasından sonra polise teslim etmesinin etkin pişmanlık olarak kabul edilemeyeceği, bu nedenle mahkûmiyetine karar verilmesi gerekirken ceza verilmesine yer olmadığına karar verilmesinin usul ve esas yönünden kanuna aykırı bulunduğuna ilişkindir. III. OLAY VE OLGULAR 14.07.2014 tarihli kolluk tutanağında sanığın olay günü kuşku üzerine durdurulduğu, kimlik sorgusunda aranan şahıslardan olmadığının anlaşılmasından sonra herhangi bir arama veya soruşturma işlemi yapılmadan, sanığın maddeyi bu şekilde çıkartıp verdiği, kolluk görevlisinin herhangi bir makul şüphe göstermeyen sanığın durdurularak üzerinde bir suç unsuru bulunup bulunmadığını sorması işleminin, Ceza Muhakemesi Kanunu ve Adlî ve Önleme Aramaları Yönetmeliği kapsamında "adli veya önleme araması" sayılmayacağı, bu işlemin 2559 sayılı Polis Vazife ve Selahiyet Kanunu'nun 4/A maddesindeki durdurma ve kimlik sorma işlemi olarak kabul edilebileceği, 5237 sayılı Kanun'un 192 nci maddesinin ikinci fıkrasının, kullanmak için uyuşturucu veya uyarıcı madde satın alan, kabul eden veya bulunduran kişinin, resmî makamlar tarafından haber alınmadan önce, bu maddeyi kimden, nerede ve ne zaman temin ettiğini merciine haber vererek uyuşturucu veya uyarıcı maddenin ele geçirilmesini kolaylaştırırsa, hakkında cezaya hükmolunmayacağını düzenlediği, yargılamaya konu olayda sanığın durdurulduğu, Ceza Muhakemesi Kanunu ve Adlî ve Önleme Aramaları Yönetmeliği kapsamında alınmış bir arama kararı bulunmadığından üzerinin aranmadığı, makul şüphe olmadığından üzerinin aranmasını gerektirir neden de görülmeyerek sadece kendisine sorulduğu, sanığın da kimlik tespitinden sonra yoluna devam edecek iken üzerindeki uyuşturucu maddeyi kendiliğinden verdiği, sanığın üst aramasını gerektirir herhangi bir makul kuşku bulunmadan, adli arama kararı alınması gerektiği halde arama kararı alınmadan yapılan aramanın hukuka aykırı olacağı, böyle bir arama sonucu bulunan ve suçun maddi konusunu oluşturan kanıtların ya da suçun maddi konusunun hukuka aykırı yöntemle elde edilmiş sayılacağı, hükme esas alınamayacağı, bu durumda hukuka aykırı yapılacak arama ile ele geçecek uyuşturucu madde ile sorumlu tutulamayacak olan sanığın uyuşturucu maddeyi, resmi makamların haber almasından önce ele geçmesini kolaylaştırması nedeniyle 5237 sayılı Kanun'un 192 nci maddesinin ikinci fıkrasından yararlandırılmasının gerektiği, gerekçesiyle sanık hakkında ceza verilmesine yer olmadığına karar verildiği anlaşılmıştır. IV. GEREKÇE 5237 sayılı Kanun’un 67 nci maddesinin ikinci fıkrasının (d) bendi uyarınca zamanaşımı süresini kesen son işlemin sanığın iddianame gereği Mahkemece savunmasının alındığı 26.02.2016 tarihi olduğu ve temyiz inceleme tarihi itibarıyla dava zamanaşımı süresinin dolmadığı, kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararının zamanaşımı süresini durduran bir işlem olmadığı, belirlenmiştir. 14.07.2014 tarihli olay tutanağına göre; saat 22.00 sıralarında durumundan şüphelenilerek durdurulan sanığın yapılan sorgulamasında aranan şahıslardan olmadığının anlaşıldığı, üzerinde suç unsuru bulunup bulunmadığı sorulduğunda sanığın eşofman cebinden çıkardığı suça konu uyuşturucu maddeyi kendi rızası ile görevlilere teslim ettiğinin belirtildiği, sanığın da savunmasında tutanak içeriğini doğruladığı, uyuşturucu maddenin sanık üzerinde herhangi bir arama yapılmadan sanık tarafından teslim edildiği, dolayısıyla ayrıca bir arama kararı ya da yazılı arama emri alınmasına gerek bulunmadığı, suçun delili ve konusunu oluşturan suç konusu maddelerin ele geçirilip muhafaza altına alınmasının hukuka uygun olduğu ve hukuka aykırı bir delilden söz edilemeyeceği ve sanığın eyleminin sübut bulduğu, şüphe üzerine durdurulması nedeniyle de sanık hakkında ancak 5237 sayılı Kanun'un 192 nci maddesinin üçüncü fıkrasının tartışılması gerekeceği, aynı maddenin ikinci fıkrasının uygulanma koşulunun bulunmadığı, bu kapsamda da, sanık hakkında, 14.07.2014 tarihli eyleme ilişkin, 6545 sayılı Kanun'un 68 inci maddesi ile değişik 5237 sayılı Kanun'un 191 inci maddesinin ikinci ve üçüncü fıkraları uyarınca, kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı ile birlikte verilen denetimli serbestlik tedbiri kararının içeriğinde itiraz süresinin belirtilmediği, sanığın bu karara 15 gün içinde itiraz hakkı bulunduğuna ilişkin, itiraz süresinin ve merciinin gösterilmemesi suretiyle usulüne uygun bir yasa yolu bildirimi yapılmadığı için 22.08.2014 tarihli kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararının kesinleşmediği ve kovuşturma şartlarının oluşmadığı dikkate alınarak, 5271 sayılı Kanun'un 223 üncü maddesinin sekizinci fıkrası gereğince kovuşturma şartının gerçekleşmesini beklemek üzere, zamanaşımı süresi içinde, kamu davasının durmasına ve gerekli tebligat işlemlerinin tamamlanarak, kararın infazına devam edilmesi için dosyanın Cumhuriyet Başsavcılığına gönderilmesine karar verilmesi gerektiği gözetilmeksizin, yargılamaya devamla sanık hakkında ceza verilmesine yer olmadığı kararı verilmesi hukuka aykırı görülmüştür. V. KARAR Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle İzmir 38. Asliye Ceza Mahkemesinin 09.03.2016 tarihli ve 2016/64 Esas, 2016/171 Karar sayılı kararına yönelik Cumhuriyet savcısının temyiz isteği yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesi gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA, Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 15.02.2024 tarihinde karar verildi.