T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 23. HUKUK DAİRESİ T.C. A N K A R A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ 23. H U K U K D A İ R E S İ (E S A S I İ N C E L E M E D E N K A R A R I N K A L D I R I L M A S I) ESAS NO : 2021/1005 KARAR NO : 2026/817 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I BAŞKAN : ... ... ÜYE : ... ... ÜYE : ... ... KATİP : ... ... İNCELENEN KARARIN: MAHKEMESİ : Ankara 9. Asliye Ticaret Mahkemesi TARİHİ : 23/02/2021…
T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 23. HUKUK DAİRESİ T.C. A N K A R A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ 23. H U K U K D A İ R E S İ (E S A S I İ N C E L E M E D E N K A R A R I N K A L D I R I L M A S I) ESAS NO : 2021/1005 KARAR NO : 2026/817 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I BAŞKAN : ... ... ÜYE : ... ... ÜYE : ... ... KATİP : ... ... İNCELENEN KARARIN: MAHKEMESİ : Ankara 9. Asliye Ticaret Mahkemesi TARİHİ : 23/02/2021 ESAS-KARAR NUMARASI : 2019/386E., 2021/108K. DAVA : Tazminat KARAR TARİHİ : 10/04/2026 YAZIM TARİHİ : 10/04/2026 Davacı vekili tarafından istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine, Hukuk Muhakemeleri Kanunu (HMK) 352. maddesi uyarınca yapılan ön inceleme sonucu eksiklik bulunmadığı anlaşılmakla, istinaf incelemesinin dosya üzerinde yapılmasına karar verilerek dosya incelendi. GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ : Davacı vekili özetle: Müvekkilinin davalı kooperatifin 2012 yılından beri üyesi olduğunu, kooperatife toplam 145.000,00 TL civarı ödeme yapmasına rağmen dairelerin tesliminin yapılmadığını, mahkeme aracılığı ile yapılan tespitte davacıya düşen yer inşaatının sadece %15'nin tamamlandığı ve değerinin 10.086,90 TL olduğunun belirlendiğini, ayrıca ruhsata aykırı yapılan kısımlar nedeniyle de idarî para cezasının söz konusu olabileceğinin tespit edildiğini, davalı gerçek kişilerin kooperatifin yönetim kurulu üyeleri olduğunu ve haksız eylemleri sebebiyle müvekkilinin zarara uğramasına sebebiyet verdikleri için onların da sorumlu olduğunu, davalı kooperatifin 23/03/2019 tarihli genel kurulunda kooperatif tasfiyesinin kararlaştırıldığını öne sürerek, davacının uğradığı zarar nedeniyle yaptığı ödemeler tarihindeki dolar kuru üzerinden hesaplanarak şimdilik 50.000,00 TL'nin ticarî faizi ile birlikte davalılardan tahsiline karar verilmesini, talep ve dava etmiştir. Davalı ... özetle: Davanın husumet yönünden reddi gerektiğini, davacının kooperatiften talepte bulunması için öncelikle kendi edimini yerine getirmesi gerektiğini, davalı kooperatifin davacıya bir borcu olmadığı gibi davacının kooperatife borcu olduğunu savunarak; haksız açılan davanın reddini talep etmiştir. Davalı ... ... özetle: Davanın husumet yönünden reddi gerektiğini, davacının kooperatiften talepte bulunması için öncelikle kendi edimini yerine getirmesi gerektiğini, davacının alacağı bulunması halinde dahi alacağın bir yıl sonra yapılacak genel kurulda görüşülmesi gerektiğini talebin bu aşamada talep edilebilir olmadığını, davalı kooperatifin davacıya bir borcu olmadığı gibi davacının kooperatife borcu olduğunu savunarak; davanın reddini talep etmiştir. İlk derece mahkemesince: "... davacı, davalıların edimlerini yerine getirmemeleri ve kooperatif üyeleri arasında eşit işlem ilkesine uymamalarını zararın nedeni olarak göstermiştir. Bu iddianın dayanağı olarak Karaburun SHM'nin 2018/6 D.İş sayılı dosyası gösterilmiştir. Sözü edilen tespit dosyasında, ... ve altı arkadaşının esas itibariyle bağımsız bölümlerin mevcut tamamlanma oranlarını ve diğer hususların tespitini istedikleri; iki ortağa ait bağımsız bölümde bu oranın %68, ikisinde %63, birisinde %35 iken ...'a isabet eden bağımsız bölümde %39 olduğuna dair rapor tanzim edildiği, izlenmiştir. Davacı ...'ın şikâyeti nedeniyle şüpheliler ..., ... ... ve ... hakkında, Ankara C. Başsavcılığının 08/09/2020 tarih ve 2018/166470 soruşturma, 2020/22492 iddianame sayılı 'iddianame' düzenlenmiştir. İddianame iki iddiaya dayanmıştır. Bunlar: a) sipariş avansları hesabında mal ve hizmet teslimi olmaksızın yasal fatura ve ödeme belgesi olmadan 7 firmaya toplamda 1.335.975,28 TL avans adı altında kooperatif parasının verilmesi, b) 7 üyenin düşük aidat ödemesine karşılık bu üyeler hakkında yasal takibat başlatılmayıp diğer üyelerin mağduriyetine sebebiyet verilmesidir. Kooperatif yönetim kurulunun, kooperatif amaçlarının gerçekleşmesi ve ortakların çıkarlarının korunması ile ilgili olarak yasalara, anasözleşme hükümlerine ve genel kurul kararlarına göre işleri titizlikle yürütmek ve kooperatifin başarısı ve gelişmesi yolunda gereken çabayı göstermek zorundadırlar. Davacı, zarar iddiasını, davalı kooperatif yöneticilerinin görevlerini edimlerini yerine getirmemesi ve ortaklar arasında eşit işlem yapılmaması olgusuna dayandırmıştır. Davacıya isabet eden bağımsız bölümün seviyesinin bir kısım ortaklara kıyasla daha yüksek olduğu Karaburun SHM'nin 2018/6 D.İş sayılı dosyasındaki rapordan görülmüştür. Bir an için rapordaki seviye tespitinin gerçeği yansıtmadığı varsayılsa bile bazı ortaklara isabet eden bağımsız bölümlerde inşaat seviyesindeki eksiklik ya da eşit işlem yapılmaması olması eylemleri, 'dolaylı zarar' kapsamında olacaktır. Yönetim kurulu üyelerinin yasa ve anasözleşme hükümlerine aykırı davranışları ile ortaklığın malvarlığını azaltan veya kötüleştiren davranışları, ortaklar ve alacaklıların dolaylı zarar görmesine yol açar. Zira, bu tür tasarruflar payları oranında ortakları etkiler. Başka bir anlatımla, ortaklığın doğrudan doğruya zarar görmesi, ortakların dolaylı zararıdır. Davaya konu olayda, davacının mal varlığında doğrudan bir azalmanın oluşmadığı, davacının doğrudan değil, kooperatifin zarara uğraması dolayısıyla zarar görmüş olacağı açık olup davacının tazminini talep ettiği zarar da bu dolaylı zararın tazminine dairdir. Ancak, ortak TTK’nın 555/1. maddesi uyarınca dolaylı zarar dolayısıyla açtığı davada hükmedilecek tazminatı kendisi adına değil, ortaklığa verilmesi yönünde talepte bulunabilir. Bu sebeple, davalı kooperatif hakkında açılan davanın, pasif husumet ehliyeti yokluğundan dolayı usulden reddine; davalı gerçek kişiler hakkındaki davanın ise koşulunun bulunmamasından dolayı reddine..." karar verilmiştir. Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle: Davalı kooperatif dava dilekçelerine hiç cevap vermezken, diğer davalılardan ... ve ...’nin verdikleri cevap dilekçelerinde müvekkilinin uğradığı zararın "dolaylı zarar" olduğuna dair hiçbir itirazlarının bulunmadığını, savunmalarda bulunmayan gerekçelerle ret kararı verildiğini, ilk derece mahkemesince kooperatif inşaatının yapıldığı mahalde keşif ve bilirkişi incelemesi yaptırılıp ödemelerin yapıldığı yıllara göre inşaatın maliyetinin tespiti gerektiğini, kooperatif dışındaki davalılar olan ... ve ... bakımından davanın ret sebebinin gerekçeli kararda gösterilmediğini, vekalet ücretinin hatalı olduğunu beyan ederek, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını talep etmiştir. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ, HUKUKİ SEBEP VE GEREKÇE: Dava, kooperatif üyesi olan davacının inşaatların bitmemesi nedeniyle zararının tazmini istemine ilişkindir. 1163 sayılı Kooperatifler Kanunu’nun 59/3. maddesinde; "Yönetime veya temsile yetkili şahısların kooperatife ait görevlerini yürütmeleri esnasında meydana getirdikleri haksız fiillerden doğan zararlardan kooperatif sorumludur" hükmüne yer verilmiş, 62/1. maddesinde ise yönetim kurulu üyelerinin görevleri belirtilmiş, yönetim kurulunun, kooperatif amaçlarının gerçekleşmesi ve ortakların çıkarlarının korunması ile ilgili olarak yasalara, anasözleşme hükümlerine ve genel kurul kararlarına göre işleri titizlikle yürütecekleri ve kooperatifin başarısı ve gelişmesi yolunda gereken çabayı göstermekle görevli oldukları açıklanmıştır. 62/3. maddesinde ise; "Yönetim Kurulu üyeleri ve kooperatif memurları, kendi kusurlarından ileri gelen zararlardan sorumludurlar" hükmüne yer verilmiştir. Aynı Kanun'un 98. maddesi yollaması ile dava tarihinde yürürlükte bulunan 6102 sayılı TTK'nın 553. maddesinde yöneticilerin ortağa karşı da sorumluluğu düzenlenmiştir. Yönetim kurulu üyelerinin yasa ve anasözleşme hükümlerine aykırı davranışları ile ortaklığın malvarlığını azaltan veya kötüleştiren davranışları, ortakların dolaylı zarar görmesine yol açar. Zira, bu tür tasarruflar payları oranında ortakları etkiler. Başka bir anlatımla, ortaklığın doğrudan doğruya zarar görmesi, ortakların dolaylı zararıdır. Yöneticilerin eylemleri sonucunda ortakların ortaklığın zararından müstakil olarak gördükleri zararlar da söz konusudur. Anılan zarar türünde ortaklığın zarar görüp görmemesinin bir önemi bulunmamaktadır. Esasen, bu zararın üçüncü kişinin gördüğü zarardan tek farkı, ortak olmanın sonucu olmasıdır. Ortaklar doğrudan zarara ilişkin tazminatın kendisi adına hükmedilmesini isteyebilirler. Somut olayda kooperatife üye olduğunu iddia eden davacı, kendisine üyeliği nedeniyle isabet eden taşınmazın bitirilmemesi ve kooperatifçe borç tahakkuk ettirilmesi ve bunun hukuka aykırılığı iddiasıyla tazminat talep etmiştir. Dava dilekçesi anlatımından ve sonuç talepten davacının ödediği bedellerin iadesini istediği ancak üyelikten ayrıldığına dair iddiasının bulunmadığı anlaşılmaktadır. Mahkemece dava, sadece yönetici sorumluluğu davası olarak nitelendirilerek yukarıda açıklanan yasal düzenleme karşısında hatalı olarak usulden ret kararı verilmişse de; davacının taleplerinin hangi davalı bakımından ne olduğuna yönelik net olmadığı, kooperatifin da davalı olarak gösterildiği ve ödentilerini de talep ettiğine dair beyanların bulunduğu, zararın içeriğinin anlaşılmadığı görülmüştür. Bu kapsamda; her bir davalı yönünden davacının davasının sebeplerinin, zarar iddiasının kaynağının açıklatılması, üyeliğinin devam edip etmediğinin belirlenmesi ile buna göre varsa zararının nitelendirilmesi gerektiğinden, HMK 356/1,a,6 uyarınca davacı yanın istinaf isteminin kabulü ile kararın kaldırılmasına karar verilmiştir. HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere: 1-) Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK m. 353/1.a.6 gereğince kabulü ile: Ankara 9. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2019/386E., 2021/108K. sayılı 23/02/2021 tarihli kararın kaldırılmasına ve davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren mahkemeye gönderilmesine, 2-) Peşin alınan istinaf karar harcının davacıya karar kesinleştiğinde ve talep halinde iadesine, 3-) İstinaf yasa yoluna başvuran tarafından istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin İlk Derece Mahkemesi tarafından hükümle birlikte değerlendirilmesine, 4-) HMK m. 359/4 gereğince kararın tebliği, harç tahsil müzekkeresi yazılması ve gider avansı iadesi işlemleri ile m. 302/5 gereğince kesinleşme kaydı ve kesinleşme kaydı yapılan kararların yerine getirilmesi için gerekli bildirimlerin ilk derece mahkemesi tarafından yapılmasına, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda HMK m. 353/1.a ve 362/1.g gereğince KESİN olmak üzere oybirliğiyle karar verildi. 10/04/2026 Başkan ... Üye ... Üye ... Katip ...