T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 14. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO: 2022/1227 KARAR NO : 2026/34 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: İSTANBUL 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ: 01/03/2022 NUMARASI : 2018/320 Esas - 2022/157 Karar DAVANIN KONUSU: İtirazın İptali (Antrepo Sözleşmesinden Kaynaklanan) Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının ilk derece mahkemesince yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerle davanın r…
T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 14. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO: 2022/1227 KARAR NO : 2026/34 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: İSTANBUL 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ: 01/03/2022 NUMARASI : 2018/320 Esas - 2022/157 Karar DAVANIN KONUSU: İtirazın İptali (Antrepo Sözleşmesinden Kaynaklanan) Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının ilk derece mahkemesince yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerle davanın reddine dair verilen karara karşı, davacı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine Dairemize gönderilmiş olan dava dosyası incelendi, gereği konuşulup düşünüldü. TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ Davacı vekili, dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin antrepolarda ardiye ve gümrük işlemleri hizmeti verdiğini, davalının 25/06/2002 tarihinde 6.415 kg/130 kap ağırlındaki eşyasını müvekkili antreposuna teslim ettiğini ve aynı tarihte özet beyanın verildiğini, 282,10 kg kısmının ithal işlemlerinin tamamlanarak 27.06.2002 tarihli gümrük giriş beyannamesi kapsamında antrepodan çekildiğini, kalan kısmın 25.06.2002 tarihinden itibaren müvekkili antrepoda muhafaza altında olduğunu, müvekkilinin 25.06.2002-31.05.2005 dönemini kapsayan ardiye ücretinin tahsili için davalı aleyhine açtığı davanın müvekkili lehine sonuçlandığını, kararın temyiz aşamasından geçerek kesinleştiğini, bu kez 31.05.2005-30.03.2012 dönemini kapsayan alacağı için açtığı davanın karar aşamasında olduğunu, antrepoda bulunan davalı şirkete ait emtia hakkında gümrük müdürlüğünce 18.04.2012 tarihinde imha kararı alındığını, imha komisyonu gözetiminde 28.09.2012 tarihinde davalıya ait ürünlerin imha edildiğini, imha masraflarının müvekkili tarafından karşılandığını, bu bedelin davalı adına düzenlenen 17.10.2012 tarihli fatura ile davalıya yansıtıldığını, bunun yanında emtianın imha tarihine kadar antrepoda muhafaza altında tutulduğundan bu dönem için doğmuş olan ardiye ücretinin de aynı tarihli başka bir fatura ile davalıdan istendiğini, ödenmeyen 2 adet faturadan kaynaklı alacağın tahsili için davalı aleyhine başlatılan icra takibinin itiraz sonucu durduğunu ileri sürerek, itirazın iptali ile takibin devamına ve icra inkar tazminatına karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili savunmasında özetle; alacağın zamanaşımına uğradığını, davacının eşyayı gümrük mevzuatına göre işleme tabi tutarak tasfiye etmediğini, antrepo ücretine konu faturada antrepo giriş ve çıkış tarihlerinin belirtilmediğini, talep edilen ücretin de fahiş olduğunu, davacının lehine sonuçlanıp kesinleşen karar hakkında Anayasa Mahkemesine bireysel başvuruda bulunulduğunu, diğer dava dosyasının da Yargıtay’da olduğunu, müvekkilinin imha masraflarından sorumlu tutulamayacağını, işlemi faiz talebinin yerinde olmadığını savunarak, davanın reddine ve kötü niyet tazminatına karar verilmesini istemiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda; "...Davacı tarafından davalı adına 17.10.2012 tarihli 316779 seri nolu “Diğer yansıtma geliri, imha masrafı” açıklamalı 7.552,00 TL bedelli fatura ve 17.10.2012 tarihli 309227 seri nolu “Gümrüklü Depolama Ardiye Ücreti” açıklamalı 5.185,00 TL bedelli fatura olmak üzere 2 adet faturanın düzenlenmiş olduğu, bu faturaların davalı tarafça kabul edilmeyerek iade edilmesi üzerine bu iki adet faturaya dayalı olarak davalı aleyhine icra takibine girişildiği, İstanbul 31. İcra Müdürlüğü'nün 2013/30181 E. sayılı icra dosyasında; takip alacaklısı davacı tarafından davalı borçlu aleyhine 23.12.2013 tarihinde 12.737,00 TL asıl alacak ve 1.568,42 TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 14.305,42 TL alacağın asıl alacağın takip tarihinden itibaren %11 reeskont avans faizi ile birlikte tahsilinin istendiği, takip dayanağı olarak “2 adet faturanın ” gösterildiği, davalının süresi içinde borca ve ferilere itiraz etmiş olduğu, icra dosyası içeriğine göre borçlu tarafından tebliğ için gider avansı yatırılıp itiraz dilekçesi alacaklıya tebliğ edilmemiş olduğundan davanın 1 yıllık hak düşürücü süre içinde açılmış olduğu görülmüştür.Mahkememizce bekletici mesele yapılmasına karar verilen; İstanbul 4. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 02.11.2017 tarihli, 2016/282 Esas; 2017/1116 Karar sayılı ilamına göre; davalının kusuru nedeniyle davacının işlettiği antrepoda eşyanın kalmasından dolayı (davalının sorumluluğunun 20/03/2006'da sona erdiği) davacının, 31/05/2005 - 20/03/2006 arasındaki 293 günle sınırlı olmak üzere gümrük mevzuat ve tasfiye tüzüğü hükümlerine göre 8.517,00 TL alacağı olduğuna hükmedilmiş ve bu ilam Yargıtayca onararak kesinleşmiştir.Bu haliyle mahkememizce görülen dava içeriğindeki taleplerden antrepo ücretine yönelik talebin 30.03.2012-28.09.2012 tarihleri arasında 6.133 kg emtia için biriken 208 günlük döneme ilişkin olduğu, davalının sorumluluğunun 20/03/2006'da sona erdiğinin anlaşılması karşısında antrepo ücretine yönelik davalının sorumluluğunun kalmadığı anlaşılmıştır. Davacı ayrıca 6.133 kg emtia için imha masraflarını da talep etmiştir. Davalının kusuru nedeniyle davacının işlettiği antrepoda eşyanın kalmasından dolayı davalının sorumluluğunun 20/03/2006'da sona erdiği nazara alınarak imha şartlarının oluştuğu tarih itibariyle yürürlükte bulunan Tasfiye Tüzüğü'nün 25.maddesinin 4.fıkrası uyarınca dava konusu eşyanın tasfiye işlemleri sonucu satılamadığından yok etme işlemine tabi tutulması karşısında davacı muhafaza edenin imha masraflarından sorumlu olması gerektiği de gözetilerek bu talep yönünden de davanın reddine karar vermek gerekmiştir. Dava red ile sonuçlanmış olmasına rağmen davacının dava açmakta kötü niyetli olduğu ispatlanamadığından; davalının kötü niyet tazminatı talebinin şartları oluşmadığından..." gerekçesiyle davanın reddine, davalının kötü niyet tazminatı talebinin şartları oluşmadığından reddine, karar verilmiştir. Bu karara karşı, davacı vekilince istinaf başvurusunda bulunulmuştur. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ Davacı vekili, istinaf başvuru dilekçesinde özetle;Davalının müvekkili firma antreposuna getirmiş olduğu toplam 130 kaplık eşyadan 10 kaplık kısmını yasal prosedürleri tamamlanarak müvekkili firmanın antreposundan çektiğini ancak yurda girişine izin verilmeyen 120 kaplık kısmının ise bilinçli bir şekilde müvekkili firmaya ait antrepoda kaderine terk edildiğini, eşyanın antrepoya geldiği 25.06.2002 ile 31.01.2005 tarihleri arasındaki işlemiş antrepo ücret alacağı ile ilgili davanın İstanbul Anadolu 1. ATM'nin 2010/450 Esas, 2012/265 Karar sayılı dosyası ile müvekkili şirket lehine neticelendiğini, yasal prosedürleri tamamlayarak sahibi bulunduğu emtiayı antrepodan çıkarmayan eşya sahibinin oluşacak olan antrepo ücretinden dolayı sorumlu olacağı kararına varıldığını, Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 2008/4741 ESas, 2009/9976 Karar sayılı ilamında gümrük işlemlerini yapmayan alıcı firmanın ayıplı olduğu tespit edilen malları derhal gümrük işlemlerini tamamlayarak iade mükellefiyetini yerine getirmeyen ve malların gümrükte dolayısıyla antrepoda kalmasına sebebiyet veren alıcı kusurundan dolayı meydana gelecek taleplere karşı davalının sorumlu olduğu, davacı antrepo sahibi ile gümrük idaresinin tasfiyeyi gerçekleştirmemiş olmasından dolayı antreponun işgalinden ötürü istenecek ücrete etkisi olmayacağı şeklinde karar oluşturulduğunu, karar dayanağının davalı firmanın bilerek ve isteyerek ürünlerini müvekkili firma antreposunda kaderine terk etmesi, gerekli prosedürleri tamamlayarak müvekkili firma antreposundan çekmemiş olması nedeniyle tasfiyeye tabi tutmaması ya da mahrece iade etmemesi ile ilgili sorumluluk oluşturduğunu, mahkemece emsal karar ve gerekçesinin incelenmemiş olduğunu,değerlendirilmediğini bu nedenle kararın kaldırılması gerektiğini, dava konusu ardiye ücretinin çoğalmasında antrepo sahibi davacının müterafik kusuru bulunmadığı sonucuna emsal Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin ilgili kararlarında da yer verildiğini, emsal kararların dikkate alınmadığını, herhangi bir bilirkişi incelemesi yoluna gidilmediğini, hukuki bir açıklama yapılmaksızın İstanbul Anadolu 4. ATM'nin kesinleşmiş kararına atıf yapıldığını, davanın ret kararının belli olmadığını, hukuki gerekçesinin anlaşmazlığın çözümü ve itiraz gerekçelerinin ortaya konulabilmesi için ayrıntılı şekilde düzenlenmesi gerektiğini, gümrük yönetmeliğinin 56.maddesinde; düzenlemelerin mevcut olduğunu, hiçbir yasal gerekçe gösterilmeksizin imha masrafları ile ilgili olarak önceki karardan farklı şekilde kısmi dahi olsa davanın kabulü yönünde karar oluşturulmamasına itiraz ettiklerini, önceki mahkeme kararında imha masraflarında davalı firmanın sorumlu olduğuna karar verildiğini, imha masraflarının sorumluluğunun müvekkili firmada bulunmasına ilişkin yasal bir gerekçenin kararda yer almadığını, müvekkilinin defter ve kayıtları üzerinde inceleme yapılması halinde davalı firmanın ürünlerinin imha edildiği tarihte yaklaşık 15 ayrı firmaya ait ürünlerin depodan çıkarılarak tasfiye edildiği, gümrük müdürlüğü tarafından düzenlenen evrak içeriğinden anlaşılacağı üzere imha masrafları dışında nakliye masraflarınında müvekkili firmaya fatura edildiğinin görüleceğini ancak düzenlenen fatura içeriğinin sadece davalı firmanın ürünlerini imha ve nakliye masrafları ile ilgili olmaması sebebinden dolayı fatura içeriğinde davalı firmaya rücu edilecek kısmın ürünlerin ağırlıkları ve kap sayıları imha ile ilgili harcanan emek göz önüne alınarak oran yolu ile tespit edildiğini ve bu rakamın davalı firmaya rücu edildiğini, ürünlerin imha edilmesi ile ilgili doğan masraftan sorumluluğun ürünlerin sahibi olan davalı firmaya ait olduğunu, bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının usule ve yasaya aykırı olduğunu belirterek, kararın kaldırılmasına ve davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir. İNCELEME VE GEREKÇE Dava, antrepo ücretinden ve imha masraflarından kaynaklanan alacağın tahsili amacıyla girişilen ilamsız icra takibine karşı yapılan itirazın İİK'nın 67. maddesi uyarınca iptali istemine ilişkindir. İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda davanın reddine karar verilmiş; bu karara karşı, davacı vekilince, yasal süresi içinde istinaf başvurusunda bulunulmuştur.İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi uyarınca, ileri sürülmüş olan istinaf nedenleriyle ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır.Dosya kapsamından, davalı şirketin ithal ettiği 6.415 kg/130 kap ağırlındaki emtianın 25/06/2002 tarihinde davacının antreposuna teslim edildiği ve aynı tarihte özet beyanın verildiği, davalı alıcı tarafça emtianın 282,10 kg’lık kısmın ithal işlemleri tamamlanarak 27.06.2002 tarihinde antrepodan çekildiği, kalan 6.133 kg emtianın 25.06.2002 tarihinden itibaren davacının antreposunda muhafaza altında kalan 6.133 kg emtianın 28.09.2012 tarihinde imha edildiği konusunda uyuşmazlık bulunmamaktadır. Davacı, 30.03.2012 ile 28.09.2012 tarihleri arasında 6.133 kg emtia için biriken 208 günlük antrepo ücretini ve imha masraflarını davalıdan talep etmiştir.İstanbul 4. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 02.11.2017 tarihli, 2016/282 Esas; 2017/1116 Karar sayılı kararı ile, Yargıtay bozma ilamına uyularak yapılan yargılama ve benimsenen bilirkişi raporu doğrultusunda, davalının kusuru nedeniyle davacının işlettiği antrepoda eşyanın kalmasından dolayı sorumluluğunun 31.05.2005-20.03.2006 arasındaki 293 günle sınırlı olmak üzere, gümrük mevzuatı ve tasfiye tüzüğü hükümlerine göre, 8.517,00 TL olduğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.Karar Yargıtay 19. Hukuk Daire'sinin 2018/1059 Esas, 2019/4744 Karar ile 14.10.2019 tarihli ilamı ile onanmıştır. Kesinleşen İstanbul Anadolu 4. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2016/282 Esas, 2017/1116 karar ve 25.09.2014 tarihli kararı ile davalının kusuru nedeniyle davacının işlettiği antrepoda eşyanın kalmasından dolayı davalının sorumluluğunun 20.03.2006 tarihinde sona erdiği, davacının 31.05.2005 - 20.03.2006 tarihleri arasındaki 293 günle sınırlı olmak üzere gümrük mevzuat ve tasfiye tüzüğü hükümlerine göre 8.517,00 TL alacağı olduğunun kabulü ile bu miktardaki alacağa yönelik icra takibine karşı yapılan itirazın iptaline karar verilmiştir. Davacı iş bu davada, 17.10.2012 tarihli fatura ile 5.185,00 TL bedelli gümrük depolama ardiye ücreti ile aynı tarihli imha masrafı olarak 6.400,00 TL faturadan oluşan asıl alacağı ile birlikte işlemiş faiz talebinde bulunmuştur. Ardiye ücretine ait faturanın 31.05.2005 tarihinden imha tarihi olan 28.09.2012 tarihine kadar dönem için talep edildiği anlaşılmaktadır. Yukarıda ayrıntılı şekilde yer verilen ve kesinleşen mahkeme kararı gereğince, davacının talep etmekte haklı olduğu ardiye ücret alacağı ve süresi belirlenmiş ve buna dair açılan dava kabul edilmiştir. Bu durumda davacının başkaca bir ardiye ücreti alacağının varlığından söz edilemeyeceğinden takip konusu ardiye ücretine dair alacak kaleminin reddinde bir isabetsizlik görülmemiştir. Davacının dava konusu takip alacak kalemlerinden bir diğeri ise 17.10.2012 tarihli imha masraflarına ilişkin KDV dahil toplam 7.552,00 TL tutarındaki fatura alacağıdır. Gümrük ve Ticaret Bakanlığı İstanbul Gümrük ve Ticaret Bölge Müdürlüğü - Erenköy Gümrük Müdürlüğünün 10.04.2015 tarihli cevabı yazılarından, 17.04.2012 tarihli imha kararı ile birlikte ürünlerin 28.09.2012 tarihinde imha edildiği anlaşılmaktadır. Davacı şirket tarafından Erenköy Gümrük Saymanlığı Müdürlüğüne 800,00 TL tutarında memur yolluklarına dair ücret ödenmiştir. Alındı belge örneği dosya içerisine ibraz edilmiştir. Belge tarihi 28.09.2012 tarihli olup bedelin tahsil edildiği ifade edilmiştir. Davalı şirket tarafından, takibe konu edilen faturalar 20.11.2012 tarihli noter ihtarnamesi ile davacı şirkete iade edilere kabul edilmemiştir. 21.03.2016 tarihli bilirkişi heyet raporunda; davacı firmaya ait gümrüklü genel antrepoda geçici depolanan eşya statüsünde bulunan davalı firmaya ait 130 Kap, 6415 kg. eşyadan; 10 Kap, 379,10 kg. ses tecrit edici mineral yün levha ile döküm kasası cinsi eşya olarak 27/06/2002 tarihinde serbest dolaşıma giriş beyannamesiyle Erenköy Gümrük Müdürlüğünden işlemleri tamamlanarak davalı firma tarafından ithal edildiği, davacı firmanın bu işleme isabet eden ardiye ücretini tahsil ettiğinin anlaşıldığı, davacı firmaya ait gümrüklü genel antrepoda geçici depolanan eşya statüsünde kalan 120 Kap ve 6036 kg. eşya için davalı firma tarafından eşyaların deniz yoluyla Türkiye'ye gelmiş olması nedeniyle 45 günlük yasal süresi içerisinde herhangi bir rejim beyanında bulunulmadığı ve gümrükçe onaylanmış bir işlem veya kullanıma tabi tutulmadığı ve bu nedenle de eşyaların 12/08/2002 tarihi itibariyle tasfiyelik hale geldiğinin anlaşıldığı, öte yandan yansıtma-imha masrafı faturası gözetildiğinde; davacının 7.552,00 TL imha masrafını eğer kendisi katlandığını ispatlarsa davalıya rücu edebileceği, imhanın 28.09.2012 tarihli olup; dosyada imha için yapılan sarflardan sadece 800,00 TL “memur yolluğu” sarfı görüldüğü; aşan kısmın davacı yanca ispatı gerektiği, davacının imha masrafları adı altında talep ettiği 6.752,00 TL alacağın ispatı gerektiği, İşbu davanın itirazın iptali davası olduğu gözetilerek davacının ancak 800,00 TL alacağı bakımından itirazının iptali cihetine gidilebileceği, fazlaya dair imha giderini ispat etmesi gerektiği, faturada imha - yansıtma bedeli olduğu belirtildiği ancak fatura içeriğinin nasıl oluştuğunun açık olmadığı, takip tarihine kadar işlemiş faiz talebinin yerinde olmadığı belirtilmiştir. Mahkeme, Dairemizin kaldırma kararı öncesinde 28.02.2017 tarihli vermiş olduğu hükümde, imha masrafı olarak tespit edilen 800,00 TL takip alacağının kısmen kabulüne karar vermiştir. Saklama sözleşmeleri dava tarihinde yürürlükte bulunan TBK'nın 561 vd. maddelerde olay tarihinde yürürlükte bulunan Mülga 818 sayılı BK'nın 463 vd. maddelerinde düzenlenmiştir. Mülga 818 sayılı TBK'nın 464 maddesinde; mudinin borçlarına yer verilmiştir. Söz konusu düzenlemede, mudinin müstevide akdin icrasıyla zaruri irtibatı olan bütün masrafları tediye etmekle mükellef olduğu, mudinin meydana gelen zararı kendi kusuru olmaksızın vukua geldiğini ispat etmedikçe tazmin etmekle mükellef olduğu belirtilmiştir. TBK'nın 562. maddede, saklatanın borçları başlığı ile söz konusu düzenlemeye yer verilmiştir. Somut davada, davalı taraf saklatan konumundadır. Sözleşmenin ifasının zorunlu kıldığı bütün masrafları ödemekle yükümlüdür. TBK'nın 564. maddesinde, geri verme başlığı ile saklama sözleşmesinde bir süre belirlenmiş olsa bile saklayanın saklatanın her zaman ileri sürebileceği istemi üzerine saklananın bütün çoğalmaları ile birlikte geri vermekle yükümlü olduğu, ancak saklatanın saklayanın belirlenen süreyi dikkate alarak yapmış olduğu masrafları ödemekle yükümlü olduğu belirtilmiştir. Yukarıda yer verilen bilirkişi raporunda, eşyaların 12.08.2002 tarihi itibariyle tasfiyelik hâle geldiği ifade edilmiştir Bu belirleme kapsamında saklayanın ancak 12.08.2002 tarihi itibariyle yapmış olduğu masraflardan sorumlu olduğunun kabulü gerekir. İmha işlemi ise 28.09.2012 tarihinde gerçekleştirilmiştir. Davacının kabulünde olduğu üzere, aynı gün itibari ile birden fazla şirkete ait ürünün imha edildiği de belirtilmiş olmasına göre davacının imha masraflarına dair talebinin de reddine dair kararda hakkaniyete aykırılık görülmemiştir. Kaldı ki buna dair fatura konusu alacak ispat edilememiştir. Bilindiği üzere fatura düzenlenmesi, tek başına alacağın varlığını ispata yeterli değildir.Açıklanan bu gerekçelerle, HMK'nın 353/1.b.1 hükmü uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine dair aşağıdaki hüküm verilmiştir. HÜKÜM:Yukarıda açıklanan gerekçelerle; 1-HMK'nın 353/1.b.1. maddesi uyarınca, davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine, 2-Davacı tarafından yatırılan istinaf başvuru ve peşin karar harçlarının Hazineye gelir kaydına, bakiye 651,30 TL istinaf karar harcının davacıdan tahsili ile Hazineye gelir kaydına, 3-Davacı tarafından yapılan kanun yolu giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına, 4-Gerekçeli kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğine, 5-Dosyanın kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine dair; HMK'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, oy birliğiyle ve kesin olarak karar verildi. 15.01.2026 KANUN YOLU: HMK'nın 362/1.a. maddesi uyarınca, dava konusunun miktarına göre karar kesindir.