İSTİNAF KARAR TARİHİ: 31/12/2025 Taraflar arasında görülen dava neticesinde ilk derece mahkemesince verilen hükmün davalı tasfiye memuru ... vekilince istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü; TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle, idareleri Gençlik ve Spor Bakanlığı tarafından Türkiye Basketbol Federasyonu Başkanlığının 01.01.2013-31.12.2019 tarihleri arasındaki işlemlerini…
T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 43. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO: 2025/1128 KARAR NO : 2025/2074 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: İSTANBUL 10. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ: 09/04/2025 NUMARASI : 2025/51 Esas - 2025/321 Karar DAVA: Şirketin İhyası İSTİNAF KARAR TARİHİ: 31/12/2025 Taraflar arasında görülen dava neticesinde ilk derece mahkemesince verilen hükmün davalı tasfiye memuru ... vekilince istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü; TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle, idareleri Gençlik ve Spor Bakanlığı tarafından Türkiye Basketbol Federasyonu Başkanlığının 01.01.2013-31.12.2019 tarihleri arasındaki işlemlerinin genel teftişi neticesinde düzenlenen 08.04.2021 tarih H. ..., ... ve ... sayılı Genel Teftiş Raporunun 39 maddesi gereği tespiti yapılan, davalı yana hukuka aykırı şekilde ödenen ve kurum zararına yol açan bedelin fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik 750.000 USD tutarının ... LİMİTED ŞİRKETİ, ..., ..., ... 'den tahsili için İstanbul 32 Asliye Hukuk Mahkemesi 2024/77 Esas sayılı alacak davası açıldığını, İstanbul 32. Asliye Hukuk Mahkemesi 2024/77 Esas sayılı dava dosyasında, ... Limited Şirketi'nin ticaret sicilinden silindiğinin tespit edildiğini, İstanbul 32 Asliye Hukuk Mahkemesi 2024/77 Esas sayılı dava dosyasında, taraflarınca 16.01.2025 tarih ve 2 numaralı celsenin iki numaralı ara kararında şirketin ihyası için dava açmaya Yetkisi verildiğini, İstanbul 32. Asliye Hukuk Mahkemesi 2024/77 Esas sayılı sayılı dava dosyasında, yargılamanın devamı ve hükmün infazı sürecinde sonuç alınabilmesini teminen Mahkemeden ...Limited Şirketi (Vergi No: ...)'nin ihyasını talep zorunluluğunun hasıl olduğunu, dava dışı ... Limited Şirketi'nin ticaret sicilindeki kaydı TTK'nın ilgili hükümleri gereği 02.10.2019 Tarihinde Tasfiye işlemleri sona erdiğinden terkin edildiğini, 6335 sayılı kanun ile 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’na eklenen geçici madde 7 hükmü gereğince (Ticaret sicilinden kaydı silinen şirket veya kooperatifin alacaklıları ile hukuki menfaatleri bulunanlar haklı sebeplere dayanarak mahkemeye başvurarak şirket veya kooperatifin ihyasını isteyebilir. ) iş bu davalarına devam etmek için terkinine karar verilen şirketin ihyasına karar verilmesi için iş bu davayı açmak gereğinin hasıl olduğunu, nitekim Nitekim İstanbul 32. Asliye Hukuk Mahkemesi 2024/77 Esas sayılı dava dosyasında açtığımız alacak davasında davalılar müteselsilen sorumlu olduklarından ve biri hakkında davanın reddine karar verilmesi diğerleri hakkında davanın reddine karar verilmesi sonucunu doğuracağını, bu bakımdan idarelerinin alacağına kavuşması için terkinine karar verilen şirketin ihyasına karar verilmesinin hukukun gereği olduğunu belirterek ..Limited Şirketi( Vergi No: ...)'nin ihyasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir. CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle, Ticaret Sicili Müdürlüğünün, TTK.m.32 ve Ticaret Sicili Yönetmeliği m.34 hükmü çerçevesinde işlem yaptığını, Tasfiye sürecinde yetki ve sorumluluğun şirket “tasfiye memuru”nda olduğunu, tasfiye memurları tarafından tasfiye prosedürünün eksik bırakılmış olması memurların sorumluluğunun gerektiğini, tasfiye memurlarının alacaklıların haklarını korumakla görevli olduğunu, henüz muaccel olmayan veya hakkında uyuşmazlık bulunan borçların notere depo edilmesi ya da kafi bir teminat ile karşılanması gerektiğini, bu yapılmadan şirketlerin tasfiye süreci sonuçlandırılıp, bakiyeler mevcut pay sahiplerine dağıtılmış ve şirket kayıtları sicilden terkin edilmiş ise, terkin işlemlerinin iptali ile şirket tüzel kişiliği ihya olunarak tasfiye sürecine yeniden geçilebildiğini, tasfiye memurlarının iddia edilen eksik işlemlerini, davalı Sicil Müdürlüğü’nün tespit etmesinin mümkün olmadığını, Mahkemenin davanın esası ile ilgili vereceği karara davalı Sicili Müdürlüğünün uyacağını, TTK m. 545/1’de düzenlendiği üzere, davalı Ticaret Sicili Müdürlüğü tasfiye memurlarının bildirimi ve başvurusu üzere işlem yapmış olup, bu kapsamda herhangi bir sorumluluğunun bulunduğunun kabul edilmesi kanuna aykırı olacağını, nitekim tasfiye memurlarının, kanundan ve esas sözleşmeden doğan yükümlülüklerini kusurlarıyla ihlâl ettikleri takdirde, şirkete ve şirketin alacaklılarına karşı sorumlu olduğu düzenlendiğini, olağan tasfiye sürecinden kaynaklanan, şirketin kurucusu ve tasfiye memuru olan; tasfiye sürecinde açılan davaya rağmen şirketin ticaret sicilinden silinmesini talep eden tasfiye memurunun kusurundan dolayı Ticaret Sicili Müdürlüğünün sorumluluğunun bulunmadığını, Mahkemece dava konusu şirketin ek tasfiyesine karar verilmesi durumunda TTK m. 547/2 gereğince tasfiye memuru atanmasının zorunlu olduğunu, TTK m. 547/2'ye göre, mahkemece istemin yerinde olduğuna kanaat getirilmesi durumunda şirketin ek tasfiye amacıyla ticaret siciline yeniden tescili ile birlikte bu işlemlerin yapılması için son tasfiye memurlarının veya yeni bir veya birkaç kişinin tasfiye memuru olarak atanması gerekir. Zira Kanun'un gerekçesinde de ifade edildiği üzere, önceki tasfiye memurlarının görevi terkin işlemiyle birlikte sona erdiğini, bir başka husus olarak da, ek tasfiye kapsamındaki işlemlerin gerçekleştirilmesi maksadıyla atanacak tasfiye memurunun/memurlarının TTK m. 536'da düzenlenen şartları haiz olması gerektiğini, buna göre Mahkemece atanacak temsile yetkili tasfiye memurlarından en az birinin Türk vatandaşı olması ve yerleşim yerinin Türkiye'de bulunmasının şart olduğunu, davalının davanın açılmasına sebep olmadığını, bu nedenle “yargılama giderleri” ve “vekalet ücreti”nden sorumlu tutulamayacağını, davalı sicil müdürlüğünün dava açılmasına sebep olacak herhangi bir işlem yapmadığını, tasfiye sürecinde eksik olarak yapıldığı iddia edilen işlemlerin muhatabı tasfiye memurları olduğunu, bu nedenle “yasal hasım” konumunda bulunan davalının, “yargılama masrafları”ndan sorumlu tutulamayacağını, davanın açılmasına sebebiyet vermeyip de davanın niteliği gereği "Yasal Hasım" konumunda bulunan davalı aleyhine yargılama giderlerine ve vekâlet ücretine hükmedilemeyeceğini belirterek haksız ve yasal dayanaktan yoksun davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI: Mahkemece "..Davanın kabulüne, İstanbul Ticaret Sicil Müdürlüğü nezdinde ... sicil numarasıyla kayıtlı TASFİYE HALİNDE ... . LTD. ŞTİ'nin İstanbul 32. Asliye hukuk Mahkemesinin 2024/77 E sayılı dosyasındaki iş ve işlemlere münhasır ihyasına," karar verilmiştir. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ : Davalı tasfiye memuru ... vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; tarafının tasfiye memuru olarak atanmasının usul ve yasaya aykırı olup mahkemenin kararının kabul etmesinin mümkün olmadığını, yine mahkeme davacının ihyası talep edilen şirketler ile karşılıklı davası olduğu yaklaşık olarak ispat edildiğinden anılan yasa hükmü gereğince davacının ihya talebinin anılan dava ile sınırlı olmak üzere davasının kabulüne karar vermiş ise de bahsi geçen davada yaklaşık ispat durumunun söz konusu olmayıp mahkemenin usule ve hukuka aykırı bir karar verdiğini, istinaf başvurularının kabulü ile kararın kaldırılmasını, yeniden yargılama yapılarak davanın reddine karar verilmesini, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ve istinaf etmiştir. GEREKÇE : Dava,TTK'nın 547. Maddesi uyarınca tasfiye sonucu ticaret sicilinden terkin edilen şirketin derdest dava nedeniyle tüzel kişiliğinin ihyası istemine ilişkindir. İlk derece mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiş, bu karara karşı davalı tasfiye memuru tarafından, istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.TTK'nın 547. maddesi gereğince " (1) Tasfiyenin kapanmasından sonra ek tasfiye işlemlerinin yapılmasının zorunlu olduğu anlaşılırsa, son tasfiye memurları, yönetim kurulu üyeleri, pay sahipleri veya alacaklılar, şirket merkezinin bulunduğu yerdeki asliye ticaret mahkemesinden, bu ek işlemler sonuçlandırılıncaya kadar, şirketin yeniden tescilini isteyebilirler. (2) Mahkeme istemin yerinde olduğuna kanaat getirirse, şirketin ek tasfiye için yeniden tesciline karar verir ve bu işlemlerini yapmaları için son tasfiye memurlarını veya yeni bir veya birkaç kişiyi tasfiye memuru olarak atayarak tescil ve ilan ettirir". Alacaklıların çağrılması ve korunması başlıklı 541/3 maddesinde " şirketin, henüz muaccel olmayan veya hakkında uyuşmazlık bulunan borçlarını karşılayacak tutarda para notere depo edilir" hükümleri düzenlenmiştir.Şirketlerin tüzel kişiliği ticaret sicilinden terkin ile sona ermektedir. şirketin tasfiye işlemlerinin eksiksiz ve tam olarak yapılması halinde tüzel kişiliğin sona ermesinden söz edilecektir. Tüzel kişiliğin son bulması sonucunu doğuran fesih ve tasfiye işleminin hatalı veya eksik olması halinde gerçek anlamda tasfiyeden söz etmek mümkün olmayıp bu durumda bundan zarar görenler veya o işlemi gerçekleştirenler tasfiyenin kaldırılmasını ve şirketin ihyasını talep etme hakkına olacaktır.Ek tasfiye niteliği gereği yeni bir hukuki durum yaratmayıp, tasfiye aşamasında ihmal edilen veya eksik yapılan işlerin tamamlanmasına imkan sağlayarak tasfiyenin gerçek anlamda tamamlanmasına hizmet eden geçici bir tedbir niteliğindedir.Somut olayda ihyası talep edilen Tasfiye Halinde ... Ltd. Şti. İstanbul Ticaret Sicil Müdürlüğü'nde kayıtlı iken tasfiyeye girdiği, tasfiye memuru davalının 02/10/2019 tarihinde şirketin tasfiye kapanışı yapılarak ticaret sicilden kaydının terkin edildiği, davacı tarafından ihyası istenen şirket aleyhine kurum zararının tahsili için İstanbul 32. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2024/77 Esas sayılı dosyanın derdest olduğu anlaşılmıştır.Davalı tasfiye memuru davacının açtığı davada yaklaşık ispat bulunmadığını madığını, belirterek şirketin ihyasını gerektiren koşulların oluşmadığını ileri sürmüş is de ileri sürülen bu husular eldeki davada incelenmesi gereken bir konu olmayıp devam eden derdest davanın konusunu oluşturduğundan, davalı tasfiye memuru vekilinin tasfiyenin usulüne uygun yapıldığı ve şirketin ihyasını gerektiren koşulların oluşmadığı yönünde ileri sürülen istinaf sebebi yerinde görülmemiştir.Bu hale göre davacının anılan dava dosyası nedeniyle şirketin ihyasını istemekte haklı ve hukuki hukuki yararı bulunduğundan terkin edilen şirket yönünden ek tasfiye koşulları oluştuğu anlaşılmakla mahkemece davanın kabulü ile davaya konu şirketin ihyasına, TTK 574/2 maddesi uyarınca son tasfiye memuru olan davalının tasfiye memuru olarak atanmasına karar verilmesinde bir isabetsizlik bulanmamaktadır.Açıklanan nedenlerle HMK 'nın 355. Maddesi uyarınca kamu düzenine aykırılık ve istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılan istinaf incelemesi sonunda davalı tasfiye memurunun yerinde görülmeyen istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. KARAR : Yukarıda ayrıntısı ile açıklanan nedenlerle; 1-Davalı tasfiye memurunun istinaf başvurusunun HMK'nın 353(1)b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE, 2-Davalı tasfiye memuru tarafından başvuru sırasında istinaf karar harcı peşin olarak yatırıldığından başkaca harç alınmasına yer olmadığına, 3-Davalı tasfiye memuru tarafından istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına, Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda, HMK'nın 362(1)ç maddesi uyarınca kesin olarak oy birliğiyle karar verildi. 31/12/2025