T.C. ANTALYA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 16. HUKUK DAİRESİ T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ:DENİZLİ 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ KARAR TARİHİ:25/11/2022 DAVANIN KONUSU:İtirazın İptali GEREKÇELİ KARAR YAZIM TARİHİ:03/10/2025 İlk derece mahkemesinin kararı süresi içerisinde istinaf edilmiş olduğundan dosya içerisinde bulunan belgeler okunup incelendi. Üye hakimin görüşü değerlendirildi. GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: D…
T.C. ANTALYA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 16. HUKUK DAİRESİ T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ:DENİZLİ 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ KARAR TARİHİ:25/11/2022 DAVANIN KONUSU:İtirazın İptali GEREKÇELİ KARAR YAZIM TARİHİ:03/10/2025 İlk derece mahkemesinin kararı süresi içerisinde istinaf edilmiş olduğundan dosya içerisinde bulunan belgeler okunup incelendi. Üye hakimin görüşü değerlendirildi. GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: DAVACININ İDDİALARININ ÖZETİ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin karşı tarafa telefon sattığını ve satmış olduğu telefonlara ilişkin fatura kestiğini, lakin şimdiye kadar müvekkiline ödeme yapılmadığını bu nedenlerle davalıya karşı Denizli 4. İcra Müdürlüğünün ... sayılı takip dosyasıyla icra takibi başlattıklarını, davalının itirazı üzerine takibin durduğunu, itirazın haksız ve hukuka aykırı olduğunu bu nedenlerle icra takibine yapılan itirazın reddine, takibin devamına %20 den aşağı olmamak kaydıyla icra inkar tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. DAVALININ SAVUNMALARININ ÖZETİ: Davalı taraf cevap dilekçesi sunmamıştır. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonunda özetle; "..Somut olayda, davacı ile davalı arasında telefon alışverişi olduğu, davacının keşide ettiği faturayı davalının ticari defterlerine kaydettiği ve yasal süre içerisinde faturaya itiraz etmediği; davacı taraf ticari defter ve kayıtlarının yerine ilişkin bildirimde bulunmadığından incelenemediği; fakat mevcut bilirkişi raporunda davacının dava konusu faturayı BS formu ile vergi dairesine bildirdiğinin belirtildiği, davalı işletme esasına göre defter tuttuğundan BA formu tutma zorunluluğu bulunmadığı bu nedenle vergi dairesinde buna yönelik bir kaydın bulunmadığı anlaşılmıştır. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun 21. maddesine göre; fatura düzenlenmesi için öncelikle taraflar arasında akdî bir ilişkinin bulunması gerekir. Madde hükmüne göre faturanın bir alacağın mevcudiyetine delil teşkil etmesi, karşı tarafa tebliğinden itibaren sekiz gün içinde hiçbir itiraza uğramamış olması koşuluna bağlıdır. Bunun için de öncelikle taraflar arasındaki sözleşmesel ilişkinin varlığının kanıtlanmış olması gerekir. Davalının sözleşmesel ilişkiyi inkâr etmesi durumunda davacının öncelikle aralarındaki akdî ilişkiyi yani alım-satım ilişkisini ispat etmesi gerekmektedir. Bu nedenle, bir satım ilişkisinde davacı taraf sattığı malın miktarını ve alıcıya teslimini, davalı taraf ise yaptığı ödemeleri usulüne uygun bir şekilde ispat etmek zorundadır. Başka bir deyişle, İcra takibi faturaya dayalı başlatılmış olduğundan davada fatura ve içeriğinin teslim edildiğini ispat yükü davacıya, teslim olgusunun ispatından sonra bedelinin ödendiğini ispat yükü ise davalıya aittir. Buna göre somut olayımızda, davacı akdi ilişkiyi ve malın alıcıya teslimini, davalı ise satım bedelini ödediğini ispat yükü altındadır. Davalı her ne kadar cevap dilekçesi sunmayarak davacı tarafın davaya konu iddialarını inkar etmiş sayılmış ise de; davalının davaya konu faturayı ticari defterlerine kaydetmiş olması taraflar arasındaki akdi ilişkiyi kanıtlamaktadır. Zaten davalı tarafça yargılama sırasındaki beyan ve itirazlarında da akdi ilişki kabul edilmiş; fakat teslim olgusu inkar edilmiş; davacı tarafça teslim gerçekleşmediğinden telefon fatura bedellerinin ödenmediği savunulmuştur. Yukarıda açıklandığı gibi, taraflar arasındaki akdi ilişki ispatlanmış olup, davacı tarafın malları teslim ettiğini usulünce ispatlaması gerekir. Dava değeri itibariyle tanık deliliyle ispat mümkün değildir( HMK 200). Davacının davalıya mal satıp teslim ettiğini yazılı delillerle ispatlaması gerekmektedir. Malların teslim edildiği iddiasına yönelik yazılı bir delil sunulmadığı gibi davacı taraf yemin deliline de dayanmayacağını bildirmiştir. Buna göre davacı tarafın fatura konusu telefonların davalıya teslim edildiğini usulünce kanıtlayamaması nedeni ile davalının fatura bedelini davacıya ödeme borcunun dosya kapsamında sabit olmadığı kanaatine varılarak davacının davasının reddine karar vermek gerekmiştir. (Emsal ilam için bknz: Yargıtay Hukuk Genel Kurulu 2017/(19)11-937 Esas 2021/357 Karar sayılı 25.03.2021 tarihli kararı)" şeklindeki gerekçe ile davanın reddine karar verilmiştir. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Karara karşı, davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; ispat külfetinin davalıda olduğunu, dava bir itirazın iptali davası olduğnudan, davalının, müvekkiline fatura borcu olmadığını ispatla mükellef olduğunu, mahkemenin hukuki nitelendirme yapan bilirkişi raporunun etkisinde kaldığını, davalının savunmasını her aşamada genişlettiğini beyan ederek, kararın kaldırılmasını talep etmiştir. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ ve GEREKÇE: Dava, itirazın iptali istemine ilişkindir. Dairemizce istinaf incelemesi, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. İtirazın iptali davası, müddeabihi takip konusu yapılmış ve borçlunun itiraz etmiş olduğu alacak olan, normal bir alacak (eda) davasıdır (Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, 2013/19-2415 Esas, 2015/2335 Karar; Yücesoy Yılmaz, Yasemin, Ticari Nitelikteki-Tacirler Arasındaki- Satış Sözleşmelerinde Satış Bedelinin Tahsili için Açılan İtirazın İptali Davaları, Ankara 2014, Turhan Kitapevi, s. 2-3). Bu davada, ispat yükü kural olarak davayı açan alacaklıda olup, alacaklı alacağını ispatla yükümlüdür. Genel hükümler dairesinde her türlü delille ispat edilecek alacak ta yine takip talepnamesine konu olan ve borçlu yanca itiraza uğrayan alacaktır(Yargıtay Hukuk Genel Kurulu., 2006/19-260 Esas, 2006/251 Karar). İstinaf incelemesine esas dosyada da istinaf eden davacı vekilinin beyanının aksine ispat külfeti davacı taraftadır. Davacı taraf ticari defterlerini sunmamıştır. Davalının sunduğu kayıtlar mahkemece bilirkişi aracılığı ile incelettirilmiştir. Davalı ikinci sınıf tacirdir ve işletme defteri tutmaktadır. İşletme defteri 6102 sayılı TTK’nın 64. maddesinde belirtilen defterlerden değildir (Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, 2017/(19)11-1662 Esas 2021/1357 Karar). İşletme defterine alınan mallar, emtia, belge ile yapılan masrafları gider olarak, yapılan satışlar da gelir olarak kaydedilir, işletme defteri tek taraflı kayıt sistemine göre tutulur, ödemelerin ve tahsilatlar deftere işlenmez. Somut dosyada, yapılan bilirkişi incelemesinde, faturanın demirbaş alışı olarak kayıtlı olduğu ancak telefonların davalıya teslim edildiğine dair bir belgenin dosyada bulunmadığı belirtilmiştir. Hem işletme defterinin niteliği hem de kayda dayanak bir belgenin olmayışı karşısında (Ticari defterlerle ilgili emsal karar kıyasen; Yargıtay 19. Hukuk Dairesi., 2017/5491 Esas, 2018/5733 Karar), malların tesliminin davacı tarafça dosya kapsamında ispat edilemediği, savcılık ifadesinde de davalının açıkça malların teslim edildiğine dair bir kabulünün olmaması karşısında, mahkemece ispat edilemeyen davanın reddine karar verilmesi yerinde görülmekle, davacı vekilinin istinaf başvurusu yerinde görülmemiştir. Tüm açıklamalar ışığında; HMK'nın 359/3 maddesi uyarınca; dosya kapsamındaki yazı, belge ve bilgilere, yasaya uygun gerektirici nedenlere, ilk derece mahkemesi kararının gerekçesinde dayanılan delillerle, delillerin tartışılması sonucu maddi olay ve hukuki değerlendirmede usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına, HMK'nın 355/1 maddesi gereği incelemenin istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılıp, re'sen gözetilmesi gereken, kamu düzenine herhangi bir aykırılığın da bulunmamasına, kararın usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğunun anlaşılmasına göre; davacı vekilinin istinaf itirazları yerinde görülmediğinden HMK'nın 353/1-b-1 maddesi gereğince istinaf başvurusunun esastan reddine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM:Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davacı vekilinin ilk derece mahkemesi kararına ilişkin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE, 2-492 sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gerekli 615,40 TL istinaf karar harcından peşin olarak yatırılan 80,70 TL harcın mahsubu ile bakiye 534,70 TL istinaf karar harcının davacı taraftan tahsili ile Hazine'ye GELİR KAYDINA, harç tahsil müzekkeresinin ilk derece mahkemesince YAZILMASINA, 3-Davacının istinaf başvurusu nedeniyle yaptığı yargılama masraflarının kendi üzerinde BIRAKILMASINA, 4-Kullanılmayan istinaf gider avansının 6100 sayılı HMK'nın 333. maddesi uyarınca ilk derece mahkemesince ilgilisine İADESİNE, 5-İstinaf incelemesi dosya üzerinden yapıldığından vekalet ücreti takdirine YER OLMADIĞINA, 6-Kararın ilk derece mahkemesi tarafından taraflara TEBLİĞİNE, Dair, 6100 sayılı HMK'nın 353/1-b-1 maddesi gereğince dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oybirliğiyle miktar itibariyle kesin olarak karar verildi. ...