7. Hukuk Dairesi 2012/1407 E. , 2012/6619 K. Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün, Yargıtayca incelenmesi davacı tarafından istenilmekle, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dosya incelendi, gereği görüşüldü: Dava taşınmaz üzerinde bulunan muhdesatın aidiyetinin tespitine ilişkindir. Mahkemece kanıtlanmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacı tarafından temyiz edilmiştir. Duraksamadan belirtmek gerekir ki; aidiyet tespiti dav…
**7. Hukuk Dairesi 2012/1407 E. , 2012/6619 K.** **"İçtihat Metni"** Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün, Yargıtayca incelenmesi davacı tarafından istenilmekle, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dosya incelendi, gereği görüşüldü: Dava taşınmaz üzerinde bulunan muhdesatın aidiyetinin tespitine ilişkindir. Mahkemece kanıtlanmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacı tarafından temyiz edilmiştir. Duraksamadan belirtmek gerekir ki; aidiyet tespiti davaları kendine özgü davalardan olup dava sonucunda istihsal edilecek ilamın icra ve infaz kabiliyeti bulunmamaktadır. Bunun doğal sonucu olarak bu davaların uygulama alanı sınırlıdır. Taşınmaz üzerinde bulunan muhdesat yönünden derdest ortaklığın giderilmesi davası ya da kamulaştırma işlemi bulunmadığı takdirde bu dava görülemez. Kural olarak, öğretide ve yerleşik Yargıtay uygulamasında aidiyetin tespiti davaları için eda davası açılmasının mümkün olduğu hallerde, tespit davası açılmasında hukuki yararın bulunmadığı kabul edilmiştir. Bu hukuksal olguların ışığı altında duraksamasız belirtmek gerekirse hukuki yarar dava koşuludur. Somut olaya gelince; toplanan delillerden davacı tarafın davalı ile komşu olduğu taşınmaz sınırına ağaç diktiğini, kestiği bir kısım ağaçların dava konusu olduğunu, taşınmaz üzerinde başkaca ağaçlarının da bulunduğunu öne sürerek muhdesatın mülkiyetinin kendisine ait olduğunun tespiti talebiyle görülen davayı açtığı anlaşılmaktadır. Şu halde dava onusu taşınmazlar hakkında yapılan bir kamulaştırma işlemi veya açılmış bir ortaklığın giderilmesi davası bulunmadığı, tespit davası açılabilmesine imkan tanıyan 1086 sayılı HUMK 567 ve Kamulaştırma Kanunun 19.maddesi hükmünün somut olayda uygulanmasına imkan olmadığı gözetildiğinde, davacının tespit davası açmakta hukuki yararının olmadığı kuşkusuzdur. Hal böyle olunca; mahkemece hukuki yarar bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmesi gerekirken, işin esası incelenerek yazılı gerekçeyle davanın reddine karar verilmesi isabetsiz ise de, bu yanılgı sonuca etkili olmadığından, davacının yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddi ile gerekçesi bakımından yanılgılı ancak sonucu bakımından doğru olan hükmün ONANMASINA, harç peşin alındığından yeniden harç alınmasına yer olmadığına, 02.10.2012 gününde oybirliği ile karar verildi.