11. Hukuk Dairesi 2010/6705 E. , 2011/16859 K. "" MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi Taraflar arasında görülen davada Konyu 4. Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 25/02/2010 tarih ve 2009/297-2010/66 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları…
**11. Hukuk Dairesi 2010/6705 E. , 2011/16859 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi Taraflar arasında görülen davada Konyu 4. Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 25/02/2010 tarih ve 2009/297-2010/66 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü: Davacı vekili, davalı şirket tarafından müvekkilinden para tahsil edildiğini, geri istenmesine rağmen verilmediğini, Essen Asliye Hukuk Mahkemesinden verilen kararda, davalı şirketin 7.670,35 EURO anaparayı 01.01.2001 tarihinden itibaren işleyecek % 5 faizi ile birlikte müvekkiline ödemesine karar verildiğini, kararın davalıya tebliğ edilerek kesinleştiğini, davanın alacak davası olup münhasıran Türk Mahkemelerinin yetkisine girmediğini, şartlarının gerçekleştiğini ileri sürerek, yabancı mahkeme kararının tenfizine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili, Türkiye'nin Lahey Sözleşmesinin 10. maddesine çekince koyması nedeniyle doğrudan tebliğin mümkün bulunmadığını, kararın, usulüne uygun tebliğ edilmemesi nedeniyle, bu haliyle kesinleşmediğini, yabancı mahkeme kararının Türk kamu düzenine aykırı olduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir. Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, karar tebliği postaya verilmek suretiyle yapıldığından ve usulüne uygun olmadığından kararın kesinleşmediği; TTK'nın 329. maddesinde Anonim Şirketlerin kendi hisse senetlerini temellük edemeyeceğinin, 405. maddesinde ise anonim şirket pay sahiplerinin sermaye olarak şirkete verdiklerini geri isteyemeyeceklerinin düzenlendiği, bu düzenlemelere aykırı olarak verilen kararın kamu düzenine açıkça aykırı olduğu gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir. Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir. Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına, yabancı mahkemem kararının tenfiz edilebilmesi için kararın Lahey Sözleşmesi hükümleri uyarınca kesinleşmesinin gerekmesine, somut olayda ise tenfizi talep edilen kararın Lahey Sözleşmesi uyarınca yetkili makamlar aracılığıyla tebliğ edilmeyip, posta yoluyla tebliğ edilmesi nedeniyle kesinleşmediğinden mahkemece sırf bu nedenle davanın reddine karar verilmesi gerekirken, ayrıca yerinde bulunmayan diğer gerekçelerin de davanın reddine dayanak yapılması doğru değil ise de yukarıda belirtildiği üzere usulünce kesinleştirilmiş bir karar bulunmadığından yerinde olan bu gerekçeye göre, davacı vekilinin tüm temyiz itirazlarının reddi ile kararın onanmasına karar vermek gerekmiştir. SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin bütün temyiz itirazlarının reddi ile hükmün ONANMASINA,