11. Hukuk Dairesi 2009/3356 E. , 2010/10102 K. "" MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi Taraflar arasında görülen davada Yozgat 2.Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 30.12.2008 tarih ve 2008/810 - 2008/793 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakl…
**11. Hukuk Dairesi 2009/3356 E. , 2010/10102 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi Taraflar arasında görülen davada Yozgat 2.Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 30.12.2008 tarih ve 2008/810 - 2008/793 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü: Davacı vekili, davalı şirketin müvekkilinden para tahsil ettiğini ve ödemediğini, müvekkili tarafından davalı şirket aleyhine Hamburg Asliye Hukuk Mahkemesi'nde açılan alacak davasının kabulüne karar verildiğini, kararın kesinleştiğini ve apostil şerhi ile onandığını ileri sürerek, Alman Hamburg Asliye Hukuk Mahkemesi tarafından verilen kararın ve masraf tespitine ilişkin ek kararın tenfizini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili, ilamın Türk Mahkemelerinin münhasıran yetkisi dahilinde olan bir konu olduğunu, yetkinin kamu düzenine ilişkin olması nedeniyle kararın tenfizinin mümkün olmadığını, yabancı mahkemenin kararı gıyapta verdiğini ve müvekkilinin savunma hakları da kısıtlandığını, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. Mahkemece, davacının Alman mahkemelerinde açtığı davada davalı şirkette ortaklığının bulunduğu kabul edilerek karar verildiği, ancak yerel Türk mahkemesinde açılan alacak davalarının davacının şirkete karşı ortaklık ilişkisinin kurulmadığı, şirket ortağı bulunmadığı gerekçeleri ile TTK 405/2. maddesinde "Pay sahipleri sermaye olarak şirkete verdiklerini geri isteyemezler, tasfiye payına müteallik hakları mahfuzdur" şeklinde yasal düzenleme karşısında reddedildiği, kararların Yargıtay'ca onaylandığı, yasal düzenleme karşısında yabancı mahkeme kararının tenfizine karar verilmesi halinde açıkça Türk yasalarına aykırı bir durum oluşacağı ve kamu düzenine de aykırı olacağı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir. Dava, yabancı mahkeme kararının tenfizi istemine ilişkin olup, mahkemece dava tarihinde yürürlükte bulunan 2675 sayılı MÖHUK’nun 38. maddesinin (c) bendi uyarınca, yabancı mahkeme hükmünün Türk kamu düzenine açıkça aykırı olduğu gerekçesiyle istemin reddine karar verilmiştir. Yabancı mahkemelerden hukuk davalarına ilişkin olarak alınmış ve kesinleşmiş ilamlar hakkında, yetkili mahkemenin tenfiz kararı verebilmesi için 2675 sayılı MÖHUK’nun 38/c maddesi (yeni 5718 sayılı Kanun’un 54/c maddesi) uyarınca, hükmün kamu düzenine açıkça aykırı bulunmaması gereklidir. Kendisine karşı tenfiz istenen tarafın savunma haklarının ihlali ise kamu düzenine aykırılıktan bağımsız bir tenfiz engeli olarak, 38/d maddesinde (yeni 54/ç maddesi) düzenlenmiştir.