11. Hukuk Dairesi 2009/370 E. , 2010/6069 K. MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi Taraflar arasında görülen davada Adana 2.Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 14.10.2008 tarih ve 2004/59 - 2008/424 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm…
**11. Hukuk Dairesi 2009/370 E. , 2010/6069 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi Taraflar arasında görülen davada Adana 2.Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 14.10.2008 tarih ve 2004/59 - 2008/424 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü: Davacı vekili, davalı şirketin ortağı olan müvekkiline 31.03.2003 tarihli genel kurul toplantısında kararlaştırıldığı gibi birinci taksit kar payının ödenmesine rağmen ikinci taksit kar payı olan 538.376.020.000-TL'nın ödenmediğini, tahsiline yönelik başlatılan takibin davalının itirazı üzerine durduğunu ileri sürerek, itirazın iptali ile icra inkar tazminatının tahsilini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili, davanın reddini savunmuştur. Mahkemece, toplanan kanıtlar ve bilirkişi raporuna göre, davalı şirket yönetim kurulunun şirket genel kurulunca alınan ve takibe konu 2. temettü dağıtılması kararını erteleme yetkisinin bulunmadığı, yetki gaspı niteliğindeki bu erteleme kararının yasal ve yerinde bir karar olmadığı, imtiyaz sözleşmesinin feshi ve arkasından gelen işlemlerin, basiretli bir tacir gibi davranmayan, kendi kusurlu davranışları ile buna neden olan davalı şirketin, bu kusurlu davranışlarının mücbir sebep niteliğinde ona hukuki bir koruma yaratmayacağı gerekçesiyle, davanın kabulüne karar verilmiştir. Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir. Dava, kâr payı alacağının ikinci taksitinin tahsiline yönelik yapılan icra takibine itirazın iptali istemine ilişkin olup, davacının ortak olduğu davalı şirketin 31.03.2003 tarihli genel kurul toplantısında ortaklara kâr payı dağıtılmasına, belirlenen kâr paylarının birinci taksitinin 20.05.2003, ikinci taksitin ise 19.09.2003 tarihinde ödenmesine karar verilmiş; iptal edildiği veya yoklukla malul olduğu savunulmayan ve dosya kapsamından kesinleştiği anlaşılan bu karar uyarınca davacı adına tahakkuk eden kâr payının birinci taksiti ödenmiştir. Kâr payının ikinci taksitinin ödenmesi zamanı gelmeden 3096 sayılı Kanun kapsamında faaliyet gösteren davalı şirketin 09.03.1998 tarihli imtiyaz sözleşmesi, dava dışı Enerji ve Tabi Kaynaklar Bakanlığı tarafından 12.06.2003 tarihinde tebliğ edilen yazı ile feshedilmiş, işletilen tesislere ve bu tesislerin mütemmim cüzleri ile işletme faaliyeti için gerekli tüm araç ve gereçlere el konulmuştur. Ayrıca, Şişli Cumhuriyet Başsavcılığı’nın 31.07.2003 tarih ve 2003/30350 Hazırlık sayılı kara paranın aklanması soruşturması dolayısıyla aynı yer 2. Sulh Ceza Mahkemesi’nin 2003/391 Müteferrik kararı ile 4208 sayılı Kanun kapsamında tedbiren mevduat hesaplarına, hisse senetlerine, diğer gerçek ve tüzel kişiler nezdindeki kiralık kasa mevcutları da dahil olmak üzere hak ve alacaklarının dondurulmasına, bunlar üzerindeki tasarruf yetkilerinin tamamen kaldırılmasına, mal, kıymetli evrak, nakit ve diğer değerlerin zaptına karar verilmiştir. Bu gelişmelerden sonra da davalı şirketin yönetim kurulu 11.09.2003 tarih ve 21 sayılı kararı ile imtiyaz sözleşmesinin haksız feshi ve dava dışı Bakanlığın şirketin döner varlıklarını yaratan duran varlıklarını haksız ve hukuksuz bir şekilde müsadere ettiği gerekçesiyle uyuşmazlığa konu kâr payının ikinci taksitinin genel kurulda belirtilen tarihte ödenmesinin, bu işlemin iptali için Danıştay’da açılan davanın sonuçlanmasına kadar ertelenmesine, bu kararın yapılacak ilk genel kurul toplantısında şirket ortaklarının tasvibine sunulmasını kararlaştırmıştır. Davacı, adına tahakkuk eden kâr payının ikinci taksitinin ödenmediği iddiasıyla 29.12.2003 tarihinde icra takibi başlatmıştır. Davalı vekili, yukarıda açıklanan hususlardan bahsederek davacıya ödeme yapılmasının hukuken ve fiilen mümkün olmadığını savunmuştur. Taraflar arasındaki çekişme, davacının hak ettiği kâr payının ikinci taksiti olan tutarı ödenmesi gereken 19.09.2003 günü veya takip tarihi itibariyle talep edip edemeyeceği noktasında toplanmaktadır. Anonim şirketlerde kâr payının nasıl ve hangi şartlarda ödeneceğine karar verme yetkisi, genel kurula aittir. İcra organı olan yönetim kurulunun bu kararı kendiliğinden değiştirme veya erteleme hakkı bulunmamaktadır. Dolayısıyla davalının yönetim kurulunun kâr paylarının ikinci taksitinin ödenmesini erteleme kararı yerinde değildir. Ancak, ikinci taksitin muacceliyetinden önce tedbiren de olsa davalı şirketin tüm malvarlığı 4208 sayılı Kanun kapsamında dondurulmuş, dolayısıyla yönetim kurulunun tasarruf yetkileri de ortadan kaldırılmıştır. Esasen, bu tedbir kararına rağmen icra organı olan yönetim kurulunun ortaklara ödeme yapması da bu kurulun üyelerinin hukuki ve cezai sorumluluklarını doğuracak bir durumdur. O halde, mahkemece verilen tedbir kararı uyarınca davalı şirketin tüm malvarlığının dondurulduğu, her türlü tasarruf yetkisinin askıya alındığı, kâr payının ikinci taksitinin genel kurulda belirtilen günde veya dava tarihi itibariyle ödenmesi bakımından davalı şirket açısından hukuki ve fiili engelin bulunduğu dikkate alınıp sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiş, kararın bozulması gerekmiştir. SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davalı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 31.05.2010 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.