T.C. ANTALYA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 16. HUKUK DAİRESİ KARAR TARİHİ:10/12/2025 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ:ANTALYA 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ KARAR TARİHİ:18/05/2022 DAVANIN KONUSU:İtirazın İptali GEREKÇELİ KARAR YAZIM TARİHİ:10/12/2025 İlk derece mahkemesinin kararı süresi içerisinde istinaf edilmiş olduğundan dosya içerisinde bulunan belgeler okunup incelendi. Üye hakimin görüşü değerlendiri…
T.C. ANTALYA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 16. HUKUK DAİRESİ KARAR TARİHİ:10/12/2025 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ:ANTALYA 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ KARAR TARİHİ:18/05/2022 DAVANIN KONUSU:İtirazın İptali GEREKÇELİ KARAR YAZIM TARİHİ:10/12/2025 İlk derece mahkemesinin kararı süresi içerisinde istinaf edilmiş olduğundan dosya içerisinde bulunan belgeler okunup incelendi. Üye hakimin görüşü değerlendirildi. GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: DAVACININ İDDİALARININ ÖZETİ: Davacı vekili, Antalya 2.İcra müdürlüğü'nün ... sayılı dosyasına davalı aleyhine başlatılan icra takibine haksız ve kötü niyetli olarak yapılan itirazın İptali ile alacağın %20 sinden aşağı olmamak üzere kötü niyet tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. DAVALININ SAVUNMALARININ ÖZETİ: Davalı vekili, mahkemenin görevine itiraz ettiklerini, zira söz konusu uyuşmazlığın ticari bir dava niteliğinde olmadığını, Tüketici Mahkemelerinin görevli olduğunu, hak ve taleplerin zamanaşımına uğradığını, takibe konu olan sözleşmedeki imzayı ve dolayısıyla borcu kabul etmediklerini, müvekkilinin sadece en baştaki 2013 senesindeki genel kredi sözleşmesini kefil olarak imzaladığını, dosyada görünen bir kısım belgelerde de müvekkilinin adı ve altında imzalarının bulunduğunu, bu imzaları müvekkilinin hatırlamadığını, bütün imzaların kabul edilme şansı olmadığını, belge asılları sunulduğu takdirde daha net cevap verebileceklerini, müvekkiline gerekli hatırlatma ve bilgilendirme yapılmadığını, rakam belli olmadığını, sözleşmede yazan rakamın sonradan doldurulduğunu, müvekkilinin bu rakama kefil olmadığını, sözleşmedeki tarihler arasında da çelişki olduğunu, bir kısım evrakların 02/09/2013 tarihini yazarken bir kısmında 12/02/2013, diğerinde de 29/08/2013 tarihinin bulunduğunu, davacının dava dilekçesine sunduğu eklerden anlaşıldığı üzere kredi borçlusu ...'in bir değil birkaç tane Genel Kredi Sözleşmesi yaptığının anlaşıldığını, dava konusu alacağında Bitkisel Üretim İşletme Kredisi olarak geçtiğini, müvekkilinin bu sözleşmelerde imzası bulunmadığını, haklı ve usulüne uygun hesap katı ve ihtarı olmadığını, usulüne uygun şekilde temerrüde düşürülmediğini, asıl borçlulardan alacak tahsil edilmeden kefile başvurulamayacağını belirterek davanın reddine karar verilmesini istemiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonunda; "...Davacı banka ile dava dışı asıl borçlu ... arasında 10.02.2013 tarihli ve ... numaralı Kurumsal Bankacılık Hizmetleri Sözleşmesi ile 05.09.2013 tarihli ve ... numaralı Kurumsal Bankacılık Hizmetleri Sözleşmesi, 12.02.2013 tarihli ... numaralı ve 5.000,00 TL limitli genel kredi sözleşmesi ile 02.09.2013 tarihli ... numaralı ve 45.000,00 TL limitli genel kredi sözleşmesi imzalandığı sabittir. Davalı taraf sözleşme ve eklerindeki imzanın kendisine ait olmadığını ileri sürmüş ise de İstanbul Adli Tıp Kurumu Fizik İhtisas Dairesinin 12/02/2022 tarihli raporunda bu iddianın doğru olmadığı, imzaların davalıya ait olduğu saptanmıştır. Rapor dosya kapsamına uygun ve yeterli bulunduğundan davalı vekilinin itiraz gerekçeleri yerinde ve makul görülmemiştir. Davalı 02.09.2013 tarihli sözleşmeyi 45.000,00 TL limitle müşterek borçlu ve müteselsil kefil sıfatıyla imzalamıştır ve el yazısıyla bu hususu doğrulamıştır. Ayrıca, 29.08.2013 tarihinde genel kredi sözleşmesi bilgilendirme formunu incelemek üzere teslim aldıklarına dair imzaları da bulunmaktadır. Bu nedenle davalı vekilinin bu husustaki itirazları yerinde görülmemiştir. Bu nedenle Genel Kredi Sözleşmesine bağlı kefalet sözleşmesinin 01.07.2012 tarihinde yürürlüğe giren 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunun 582 ve 583. maddelerine uygun olarak düzenlendiği ve geçerli olduğu kabul edilmiştir. Bilirkişi tarafından dava dışı asıl kredi borçlusu ...’e 28.06.2018 tarihinde ... numaralı yıllık %23,50 akdi faiz oranı ile 41.000,00 TL limitli 28.06.2019 tarihinde 52.818,94 TL tek taksit ödemeli 12 ay vadeli zirai işletme kredisi açıldığı ve kullandırıldığı, krediye hiç geri ödeme olmadığı tespit edilmiştir. Isparta 3. Noterliğinin 28.08.2019 tarih ve ... yevmiye numaralı kat ihtarnamesinin dosyada bulunan noter tebligat mazbatasından da anlaşıldığı üzere 05.09.2019 tarihinde tüm sorumlulara edildiği, ihtarnamede süre verilmediği, bu nedenle davalının 06.09.2019 tarihi itibariyle temerrüde düştüğü kabul edilmiştir. Yine bilirkişi tarafından davacı bankanın fiilen uyguladığı akdi faiz oranının % 23,50 olduğu, bu faiz oranına % 50 ilave edildiğinde temerrüt faiz oranının % 35,25 olduğu tespit edilmiş, mahkememizce de bu tespit kabul edilmiştir. Bilirkişi tarafından yapılan hesaplama sonunda davacı bankanın davalıdan 52.971,49.-TL asıl alacak, 1.919,12.-TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 54.890,61.-TL alacaklı olduğu tespit edilmiştir. Bu rapora itibar etmemek için bir neden görülmemiştir. Davacı bankanın icra takibindeki talebi ise; asıl alacak 60.506,75.-TL, işlemiş faiz 2.983,89.-TL olmak üzere toplam 64.490,64.-TL'dir. Bu durumda davacı bankanın talep edebileceği alacağının; fazlaya ilişkin talepler reddedilerek 52.971,49.-TL asıl alacak, 1.919,12.-TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 54.890,61.-TL olmak üzere toplam 54.890,61.-TL olduğu kabul edilerek aşağıdaki hüküm kurulmuştur. ..." şeklinde karar verilmiştir. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Karara karşı, davacı vekili ve davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; hükme esas alınan rapora itibar etmemek için bir neden göremediklerini ancak davalı tarafın kötü niyetli şekilde takibe itiraz etmesi ödemeyi uzatmak amacında olması sebebiyle davanın tam kabul edilmesi gerektiğini istinaf nedenleri olarak ileri sürmüştür. Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; Müvekkilinin sadece en baştaki 2013 senesinde düzenlenen genel kredi sözleşmesini kefil olarak imzaladığını, dosyaya konu evrakların tümünde müvekkilinin imzasının bulunmadığını, imza incelemesi kapsamında dosyaya eklenen bilirkişi raporunda imza örnek görüntülerinin olmadığını, hangi hususta farklılık ve benzerlik olduğunun raporda tespit edilememesinin aynı zamanda net kanaat oluşmaması sebepleri ile bilirkişi raporunun hükme esas alınmasının hatalı olduğunu istinaf nedenleri olarak ileri sürmüştür. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ ve GEREKÇE: Dava, genel kredi sözleşmesinden kaynaklı alacağın tahsili için başlatılan ilamsız takipte davalı kefil tarafından yapılan itirazın iptali istemine ilişkindir. Mahkemece yukarıda yazılı gerekçeyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Dairemizce istinaf incelemesi, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. Takibe dayanak borcun doğumuna sebep olan 02.09.2013 tarihli genel kredi sözleşmesinde davalı kefil adına atılı imzanın davalıya ait olduğu hususu, hüküm kurmaya elverişli, bilimsel yöntemlere uygun ve denetime açık olan Adli Tıp Kurumu raporu ile sabit olduğundan davalının bu yöndeki istinaf başvurusu yerinde değildir. Bankacı bilirkişi raporunda, davalı tarafından imzalandığı tespit edilen 02.09.2013 tarihli 45.000 TL limitli genel kredi sözleşmesine dayanılarak 28.06.2018 tarihinde zirai işletme kredisi kullandırıldığı, bu krediye hiç ödeme yapılmadığı, sözleşmede yer alan " akdi faiz oranının %50 fazlasının temerrüt faizi olarak uygulanacağı" hükmü gereği fiilen uygulanan akti faiz oranı esas alınarak uygulanması gereken temerrüt faizinin %35,25 olarak belirlendiği ve kat tarihi itibarıyla asıl alacağın 52.971,49 TL, işlemiş faizle birlikte toplam alacağın 54.890,61 TL olduğu tespit edilmiş, Mahkemece bu tutar üzerinden davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Hükme esas alınan bankacı bilirkişi raporunda kefilin kefil olduğu miktarın 45.000,00 TL ile sınırlı olduğu konusunda herhangi bir değerlendirme yapılmadığı ve hesaplamaların kefalet limiti gözetilmeksizin yapıldığı anlaşılmış, Mahkemenin bu hususu gözden kaçırarak eksik incelemeyle yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz bulunmuş davalı vekilinin istinaf başvurusu kabul edilmiştir. Davacı vekilinin istinaf başvurusunun incelenmesinde, davacı vekilinin istinaf sebebi olarak sadece, takibi uzatmak kastıyla yapılan kötü niyetli itiraz nedeniyle davanın tam kabul edilmesi gerektiğini ileri sürdüğü, bunun dışında başkaca bir sebep ileri sürmediği gibi hükme esas alınan rapora itibar etmemek için bir neden göremediklerini de ayrıca belirttiği, davacının itirazının bulunmadığı rapora göre davanın kısmen kabul edildiği anlaşıldığından davacının istinaf başvurusu yerinde bulunmamıştır. Mahkemece yapılacak iş, davalının kefalet limiti gözetilerek hesaplama yapılması konusunda bilirkişiden ek rapor alınmak suretiyle oluşacak sonuç dairesinde karar verilmesidir. Sonuç olarak, davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine, davalı vekilinin istinaf başvurusunun ise esastan kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının 6100 sayılı HMK'nın 353/1-a-6 maddesi gereğince kaldırılmasına karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM:Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davacı vekilinin ilk derece mahkemesinin kararına ilişkin istinaf başvurusunun ESASTAN REDDİNE, 2- Davalı vekilinin ilk derece mahkemesinin kararına ilişkin istinaf başvurusunun ESASTAN KABULÜNE, 3-6100 sayılı HMK'nın 353/1-a-6 maddesi gereğince ANTALYA 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ'nin 18/05/2022 tarih ve ... Esas ... Karar sayılı kararının KALDIRILMASINA, 4-6100 sayılı HMK'nın 353/1-a-6 maddesi gereğince davanın yeniden görülmesi için dosyanın ilk derece mahkemesine GÖNDERİLMESİNE, 5-492 sayılı Harçlar Kanunu gereğince peşin olarak yatırılan istinaf karar harcının ilk derece mahkemesince talebi halinde davalıya İADESİNE, 6-Taraflar tarafından yapılan istinaf yargılama giderinin ilk derece mahkemesinde yapılacak yargılama sonunda dikkate ALINMASINA, 7-İstinaf incelemesi duruşmasız yapıldığından vekalet ücreti takdirine YER OLMADIĞINA, 8-6100 sayılı HMK'nın 333. maddesi gereğince peşin alınan ve harcanmayan istinaf gider avansının ilk derece mahkemesince ilgiliye İADESİNE, 9-Kararın ilk derece mahkemesince taraflara TEBLİĞİNE, Dair, 6100 sayılı HMK'nın 353/1-a-6 maddesi gereğince dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oybirliğiyle ve HMK'nın 353/1-a maddesince kesin olarak karar verildi. ...