T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 23. HUKUK DAİRESİ T.C. A N K A R A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ 23. H U K U K D A İ R E S İ (D Ü Z E L T E R E K Y E N İ D E N E S A S H A K K I N D A K A R A R) ESAS NO : 2021/284 KARAR NO : 2026/506 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I BAŞKAN : ... ... ÜYE : ... ... ÜYE : ... ... KATİP : ... ... İNCELENEN KARARIN: MAHKEMESİ : Eskişehir Asliye Ticaret Mahkemesi TARİHİ : 17/07/2018 ES…
T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 23. HUKUK DAİRESİ T.C. A N K A R A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ 23. H U K U K D A İ R E S İ (D Ü Z E L T E R E K Y E N İ D E N E S A S H A K K I N D A K A R A R) ESAS NO : 2021/284 KARAR NO : 2026/506 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I BAŞKAN : ... ... ÜYE : ... ... ÜYE : ... ... KATİP : ... ... İNCELENEN KARARIN: MAHKEMESİ : Eskişehir Asliye Ticaret Mahkemesi TARİHİ : 17/07/2018 ESAS-KARAR NUMARASI : 2014/727E., 2018/647K. DAVA : İstirdat KARAR TARİHİ : 04/03/2026 YAZIM TARİHİ : 04/03/2026 Taraf vekillerince istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine, Hukuk Muhakemeleri Kanunu (HMK) 352. maddesi uyarınca yapılan ön inceleme sonucu eksiklik bulunmadığı anlaşılmakla, istinaf incelemesinin dosya üzerinde yapılmasına karar verilerek dosya incelendi. GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ : Davacı vekili özetle: Müvekkili şirketin elektrik piyasasında elektrik üretim faaliyeti gösteren ve perakende elektrik satış lisansı sahibi olan tüzel kişi olduğunu, Elektrik piyasası lisans yönetmeliğinin 30. maddesi uyarınca ürettiği elektriği serbest tüketicilere satma hakkına sahip olduğunu, davalı şirketin, müvekkili şirketin müşterilerinin sayaçlarını okuyarak davacının müşterilerine sattığı elektriğin miktarını, dolayısıyla dönem tahakkukuna esas endeksleri belirlediğini, davalı şirketin müvekkili şirkete verdiği bu hizmete perakende satış hizmeti denildiğini, davalı şirketin bu hizmet karşılığı alacağı bedeli taraflar arasındaki sistem kullanım anlaşması uyarınca verdiği diğer hizmetlerle birlikte fatura düzenleyerek tahsil ettiğini, ancak sayaç okuma bedelinin sayaç başına sabit bir ücret olması gerekirken davalı şirketçe tüketilen enerji miktarı üzerinden nispi ücret olarak tahsil edildiğini, iptal edilen kurul kararında geçen perakende satış hizmet bedelinin taraflar arasında imzalanan sistem kullanım anlaşmasının unsuru olduğunu, EPDK tarafından çıkarılan kurul kararları taraflar arasındaki sözleşmeye doğrudan uygulanmakta olduğunu, Danıştay 13. Dairesinin iptal kararının da taraflar arasındaki sözleşmeye doğrudan uygulandığını, bu sebeple Danıştay'ın iptal kararı neticesinde 875 sayılı kurul kararının "PSH" uygulamasına dayanak yaptığı kısmı iptal olduğu için ve de iptal kararı geçmişe etkili olarak karar hiç alınmamış gibi bir hukuki sonuç doğurduğu için davalının 875 sayılı Kurul kararının uygulandığı 01.09.2006 ile 31.12.2010 tarihleri arasındaki dönemde PSH uygulaması ve buna bağlı olarak TL/kWh şeklinde fazladan aldığı bedellerin hukuki dayanaktan yoksun kaldığını ileri sürerek, 2006 Eylül ayı ve 2010 yılı Mart ila Aralık dönemleri arasında fazladan perakende satış hizmet bedeli 54.988,26.-TL'nin ödeme tarihlerinden itibaren işleyecek gecikme zammı ile işlemiş ve işleyecek gecikme zammının KDV'si ile birlikte davalıdan tahsilini talep etmiştir. Davalı vekili özetle: 6446 sayılı elektrik piyasası kanunu ve 4628 sayılı kanun uyarınca elektrik faturalarında yer alan diğer bedeller gibi dava konusu edilen perakende satış hizmet bedelini belirleme yetkisinin EPDK'ya ait olduğunu, müvekkili şirketin tarifelere uyma yükümlülüğünün gereği olarak kurum tarafından belirlenen bedelleri tahsil ettiğini, bu nedenle davada müvekkiline husumet yöneltilmesinin doğru olmadığını, davacı şirketin kendisine düzenlenen faturalara süresinde itiraz etmediğini, ödeme esnasında da herhangi bir ihtirazi kayıt ileri sürmediğini, sonradan bu bedellerin iadesini talep etmesinin doğru olmadığını, ayrıca davacının taleplerinin zamanaşımına uğradığını, davanın reddi gerektiğini, söz konusu dönemlerde faturalarda yer alan diğer bedeller gibi perakende satış hizmet bedellerinin de bu kurul kararları çerçevesinde tüketicilerden tahsil edildiğini, perakende satış hizmet bedelinin tüketicilerden tahsilinin dayanağı yukarıda sayılan kurul kararları olduğundan tarife metodolojisinin söz konusu hükmünün Danıştay tarafından iptali sonrasında ilgili dönemde alınan bedellerin hukuka aykırı hale geldiği iddiasının doğru olmadığını, dava konusu dönemde tüm dağıtım sistemi kullanıcıları perakende satış hizmet bedelinin tamamını ödemekte iken hali hazırda uygulanan sabit ücretin sadece sayaç okumaya ilişkin olduğunu, davacının Danıştay kararına dayanarak hak iddia etmesinin mümkün olmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir. İlk derece mahkemesince; "... davalı ... tarafından davacı adına düzenlenen faturalardan Eylül 2006-Aralık 2010 dönemine ilişkin perakende satış hizmet bedeli (PSHB) olarak her sayaç başına sabit ücret hesaplanması gerektiği halde EPDK'nın 24.08.2006 tarih 875 sayılı kararı ile tüketilen enerji miktarına göre değişik miktarda PSHB'yi davacıdan tahsil ettiği anlaşılmaktadır. Danıştay 13. Dairenin 06.04.2011 tarih 2008/2695 e 2011/1368 karar sayılı kararında PSH bedelinin abone grubuna ve tüketim enerji miktarına göre değişiklik gösterecek maliyetler olmadığı ve bu nedenle abone başına sabit ücret uygulanması gerektiğinden bahisle EPDK'nın anılan kararının iptaline karar verilmiştir. İptal kararları geriye yürür ve hiç alınmamış gibi eski durum kendiliğinden geri gelir. İptal edilen karar davacıdan başka kişileri de ilgilendirecek nitelikte ise davada taraf olmayan fakat iptal edilen kararla ilgisi bulunan 3. Kişileri de etkileyeceği doktrinde kabul edilmektedir. Bu nedenlerle yukarıda belirtilen bilirkişi kurul raporları ile belirlendiği üzere davalının davacıdan 30.935,64.-TL'lik PSH bedelini fazladan tahsil ettiği ve bu bedeli davalının davacıya iade etmesi gerektiği anlaşıldığından..." davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle: Davacının serbest tüketici olmadığını, serbest tüketici olmayan veya serbest tüketici olmamasına rağmen tedarikçisini seçmemiş tüm tüketicilere EPDK tarafından belirlenen ulusal tarife ile belirlenen birim fiyatlarının uygulanacağını, müvekkilinin EPDK'nın düzenleyici işlemleri kapsamında hareket ettiğini, EPDK tarafından hukuka aykırı işlem tesis edilmesinde kusurlarının bulunmadığını, müvekkili şirketten PSH fark bedeli adı altında herhangi bir bedelin tahsil edilmemesi gerektiğini, davacı tarafından EPDK'ya karşı tam yargı davası açılabilecekken müvekkili şirketin işbu davada hasım gösterilmesinin hukuka aykırı olduğunu, 6446 sayılı Kanun'da yapılan değişikliğin hukuki anlam ve sonuçlarının hukuka aykırı bir şekilde değerlendirildiğini belirterek; ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını talep etmiştir. Katılma yoluyla istinaf yasa yoluna başvuran davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle: 6183 sayılı Kanun’un 51.maddesine göre ödeme tarihlerinden itibaren işleyecek gecikme zammı ile birlikte işlemiş ve işleyecek gecikme zammının KDV’sini talep ettiklerini, ilk derece mahkemesinin gerekçeli kararında yasal faize hükmedilmiş olup taleplerine ilişkin hiçbir gerekçe de sunulmadığını belirterek; fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydı ile bilirkişi raporuyla haksız olarak fazladan tahsil edildiği sabit olan PSH bedelinin müvekkili şirkete iadesini, ödeme tarihinden itibaren, sistem kullanım sözleşme gereğince amme alacaklarına uygulanan gecikme zammı ve işlemiş ve işleyecek gecikme zammına eklenecek Katma Değer Vergisi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ, HUKUKİ SEBEP VE GEREKÇE: Dava, taraflar arasındaki sistem kullanım sözleşmesi uyarınca ödenen faturalarla ilgili bir kısım ödemelerin iadesi istemine ilişkindir. 1-Davalı ... ile davacı tedarik şirketi arasında Sistem Kullanım anlaşması imzalandığı, davacı tedarik şirketinin Elektrik Tedarik Sözleşmesi imzaladığı abonelerine elektrik satışı yaptığı, elektrik dağıtım ve sayaç okuma görevi de bulunan davalı ... şirketinin abonelerin tüketim bedellerini davacı tedarik şirketine bildirdiği, davacının da abonelerine tüketim bedeli, tüketim miktarı baz alınarak hesaplanan dağıtım bedelleri (dağıtım, iletim, kayıp, sayaç okuma, psh bedelleri) ve diğer fonlar (TRT Fonu, Enerji Fonu, Belediye Tüketim Vergisi) içeren elektrik faturaları düzenleyerek bu tutarları abonelerinden tahsil ettiği, abonelerinden tahsil ettiği tüketim bedeline göre hesaplanan kâr payından sonra kalan tüketim bedelleri ve dağıtım bedellerini, davalı şirketçe her ay düzenlenen faturaya dayalı olarak toplu şekilde davalıya ödediği, fon bedellerini de ilgili kurumlara ödediği anlaşılmıştır. Elektrik dağıtım şirketleri tarafından tüketilen kwh bazında nisbi tahsil edilen PSHB’nin yasal dayanağının ortadan kalkması nedeni ile davalının nisbi ücret ile maktu ücret farkı kadar zenginleştiği, zenginleşmenin davacı aleyhine değil doğrudan tüketici aleyhine olduğu ancak davacı aleyhine tüketiciler tarafından bu bedelin tahsili için dava açılması ve davacı tarafından ödenmesi halinde bu bedeli talep edebileceği, davacının bu bedeli tüketiciye ödediğine ilişkin bir iddia da ileri sürülmediğine göre, mahkemece davanın reddine karar verilmesi gerekirken, kabulüne karar verilmesi doğru görülmemiştir. (Yargıtay 6. HD 2025/2300 E, 2025/4497 K sayılı ilamı) Bu durumda Dairemizce, davalı vekilinin başvurusunun kabulüne, HMK'nın 353/(1)-b.2. maddesi uyarınca, İlk derece Mahkemesi kararını düzelterek, davanın reddine dair yeniden esas hakkında karar verilmesi gerekmiştir. 2- Verilen kararın niteliğine göre davacı vekilinin istinaf itirazlarının incelenmesine yer olmadığına karar verilmiştir. HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere: 1-) Davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile: HMK m. 353/1.b.2 gereğince, Eskişehir Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2014/727E., 2018/647K. sayılı, 17/07/2018 tarihli KARARINI DÜZELTEREK YENİDEN ESAS HAKKINDA KARAR VERİLMESİNE, Buna göre: " Davanın reddine, Alınması gereken 732 TL harcın peşin olarak alınan 939,10 TL harçtan düşümü ile fazla alınan 207,10 TL harcın kararın kesinleşmesi ve istek halinde davacıya iadesine. Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına, gider avansının kullanılmayan kısmının karar kesinleştiğinde gideri içerisinden karşılanarak davacıya iadesine. Davalı tarafından yapılan 60,50-TL yargılama giderinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, A.A.Ü.T. uyarınca 45.000-TL vekalet ücretinin davacıdan alınıp davalıya verilmesine." 2-) Davacı vekilinin istinaf itirazlarının incelenmesine yer olmadığına, 3-Peşin alınan istinaf karar harcının karar kesinleştiğinde ve talep halinde taraflara iadesine. 3-)HMK m. 359/4 gereğince kararın taraflara resen tebliğine; tebliğ, harç tahsil müzekkeresi yazılması ve gider avansı iadesi işlemlerinin Dairemiz tarafından yapılmasına, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda HMK m. 361 gereğince tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde, kararı veren bölge adliye mahkemesi hukuk dairesine yahut temyiz edenin bulunduğu yer bölge adliye mahkemesi hukuk dairesine veya ilk derece mahkemesine verilebilecek bir dilekçe ile Yargıtay nezdinde TEMYİZ YOLU AÇIK olmak üzere oybirliğiyle karar verildi. 04/03/2026 Başkan ... Üye ... Üye ... Katip ...