Hukuk Genel Kurulu 2021/467 E. , 2023/1063 K. "" MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2019/358 E., 2020/22 K. KARAR : Asıl ve birleşen davaların reddine ÖZEL DAİRE KARARI : Yargıtay 8. Hukuk Dairesinin 27.09.2018 tarihli ve 2018/2002 Esas, 2018/16429 Karar sayılı BOZMA kararı 1. Taraflar arasındaki birleştirilerek görülen elatmanın önlenmesi, kâl ve ecrimisil davalarından dolayı yapılan yargılama sonunda ... 1. Asliye Hukuk Mahkemesince verilen asıl ve birleşen davaları…
**Hukuk Genel Kurulu 2021/467 E. , 2023/1063 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2019/358 E., 2020/22 K. KARAR : Asıl ve birleşen davaların reddine ÖZEL DAİRE KARARI : Yargıtay 8. Hukuk Dairesinin 27.09.2018 tarihli ve 2018/2002 Esas, 2018/16429 Karar sayılı BOZMA kararı 1. Taraflar arasındaki birleştirilerek görülen elatmanın önlenmesi, kâl ve ecrimisil davalarından dolayı yapılan yargılama sonunda ... 1. Asliye Hukuk Mahkemesince verilen asıl ve birleşen davaların ayrı ayrı reddine ilişkin karar, asıl davada davacı ... vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Yargıtay 8. Hukuk Dairesince yapılan inceleme sonunda bozulmuş, Mahkemece Özel Daire bozma kararına karşı direnilmiştir. 2. Direnme kararı asıl davada davacı ... vekili tarafından temyiz edilmiştir. 3. Hukuk Genel Kurulunca dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği düşünüldü: I. YARGILAMA SÜRECİ Asıl Dava 4. Asıl davada davacı vekili, müvekkilinin maliki olduğu ... ili, ... ilçesi, ... mahallesi 5838 ada 7 No.lu parsele komşu ve davalıya ait 8 parsel sayılı taşınmaz üzerindeki binanın durumunun belirlenmesi amacıyla yapılan tespitte müvekkiline ait 7 No.lu parsele 9.05 m2 tecavüzün tespit edildiğini ileri sürerek davalının müvekkiline ait 7 No.lu parsele müdahalesinin menine, taşkın binanın kâline, fazlaya ilişkin haklarını saklı tutarak 5.000,00 TL ecrimisilin kanuni faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. 5. Asıl davada davalı vekili, itiraz etmeleri nedeniyle tespit raporuna istinaden davanın kabulüne muvafakatlerinin bulunmadığını, taşınmazın bulunduğu alanda pafta kayması bulunması nedeniyle mahkemece yeniden yapılacak keşifte kadastral öncesi mevcut olan sınırlar ile pafta sınırlarının örtüşmediğinin anlaşılacağını, bu hatanın parsel maliklerinin kusurlarından değil tüm parsellerde mevcut olan kaymanın adadaki yapıların tarihi özellik taşıması ve birinci derecede sit alanı içinde kalması dolayısıyla mevcut kadastral çalışmalar öncesi sınırlara itibar edilmeyip adaya mahsus hazırlanan pafta uyarınca parsel oluşturulmasından ve bu parselizasyona herkesin yasa gereği rıza göstermesi ile ortaya çıkan bir durumdan yani ada içindeki binanın tarihi eser niteliği taşıması nedeniyle tarihi dokunun bozulmaması için gösterilen özen sonucunda kadastro elemanlarının yaptıkları hatalardan kaynaklandığını, davacının iddia ettiği bir tecavüz varsa bu tecavüzün yeni olmadığını, ada ve parseldeki yapılaşmanın en az 100-200 yıllık olduğunu, o tarihten beri eski ve yeni malikleri tarafından nizasız fasılasız kullanıldığını, davacının kötüniyetli olup tecavüzün önlenmesi ve yıkım kararı verildiğinde tarihi doku bozulacağından Eski Eserleri Koruma Kanunu’na göre kararın uygulanmasına fiilen imkân olmadığını, tüm adadaki parseller kaydığından uyuşmazlığın mahkemece değil, 2859 sayılı Kanun gereği davacının kadastro müdürlüğüne müracaat etmesiyle çözülmesi gerektiğini belirterek davanın reddini savunmuştur.