6. Ceza Dairesi 2025/6577 E. , 2025/10912 K. "" MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi SAYISI : 2022/112 E., 2023/41 K. SUÇLAR : Hukuki alacağı tahsil amacıyla tehdit, hakaret HÜKÜMLER : Mahkûmiyet İTİRAZNAME GÖRÜŞÜ : Onama İTİRAZA KONU KARAR : Düzeltilerek onama Yargıtay 6. Ceza Dairesinin, 04.11.2025 tarihli ve 2023/16850 Esas, 2025/9342 Karar sayılı kararına karşı Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 26.11.2025 tarihli ve 6 - 2023/35518 sayılı itirazı üzerine yapılan inceleme neti…
6. Ceza Dairesi 2025/6577 E. , 2025/10912 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi SAYISI : 2022/112 E., 2023/41 K. SUÇLAR : Hukuki alacağı tahsil amacıyla tehdit, hakaret HÜKÜMLER : Mahkûmiyet İTİRAZNAME GÖRÜŞÜ : Onama İTİRAZA KONU KARAR : Düzeltilerek onama Yargıtay 6. Ceza Dairesinin, 04.11.2025 tarihli ve 2023/16850 Esas, 2025/9342 Karar sayılı kararına karşı Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 26.11.2025 tarihli ve 6 - 2023/35518 sayılı itirazı üzerine yapılan inceleme neticesinde; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 308/1. maddesinde belirtilen kanunî süresinde yapılan itiraz başvurusu üzerine dava dosyası, aynı Kanun’un 308/2. maddesi gereği Dairemize gönderilmekle, gereği düşünüldü: I. İTİRAZ SEBEPLERİ Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının itiraz başvurusu, sanıklar hakkında kazanılmış hakları korunurken "5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 307'nci maddesinin 5'inci fıkrası uyarınca, hükmolunan 6 Ay Süreli Hürriyeti Bağlayıcı Cezanın, 3 ay 22 gün hapis cezası üzerinden infazına," bentlerinin çıkarılması ve her bir sanık için ayrı ayrı hüküm fıkralarına "Sanığın önceki hükümlerden kaynaklanan kazanılmış hakkı nedeniyle, 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 326/son maddesi uyarınca sanığın 3 ay 22 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına" cümlesinin eklenmesi suretiyle hükmün düzeltilerek onanmasına karar verilmesinin yerinde olmadığı, ilk derece mahkemesinin uygulamasının bu konuda yerinde olduğundan bu hususta Düzeltilerek Onama kararının kaldırılmasına karar verilmesi talebine ilişkindir. II. GEREKÇE Çorum 3. Ağır Ceza Mahkemesinin 15.02.2023 tarihli ve 2022/112 Esas, 2023/41 Karar sayılı ilamına ilişkin olarak, sanıkların 27.12.2018 tarihli önceki hükümden kaynaklanan kazanılmış hakları nedeniyle ayrı ayrı kazanılmış haklarının gözetilmesinde hukuka aykırılık bulunmamaktadır. Bilindiği üzere sanıklar hakkındaki mahkûmiyet hükümleri kesinleştikten sonra ceza fişi düzenlenerek sanığın adli sicil kayıtlarına işlenir; cezalara ilişkin ilgili kanun maddeleri ve ceza miktarları tek tek bu kayda yazılarak sicile işlenir. Ancak, Mahkemelerce verilen hükümlere ilişkin gerekçe kısmı bu sicillere işlenemez. Örneğin 5237 sayılı Kanun'un 106 ıncı maddesinde yer alan tehdit suçundan 1 yıl 8 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verilen bir sanık, beraat etmesi gerektiği gerekçesiyle hükmü temyiz etmemiş ise aleyhe temyiz olmadığı için hakkında verilen ceza kesinleşecektir. Ceza kesinleştiği takdirde sanığın sicil kaydına bu ceza 1 yıl 8 ay hapis cezası olarak işlenecek ve adli sicil kaydında bu ceza görülecektir. Sanık beraat etmesi gerektiği gerekçesiyle bu hükmü temyiz ettiğinde ise, Yargıtay ilgili Dairesinin yaptığı inceleme sonucu, suçun mesela tehdit suçundan daha ağır cezayı gerektiren yağma suçunu oluşturduğu gerekçesi ile bozulması halinde,1412 sayılı Kanun'un 326/son. madde metninde yazdığı gibi uygulama yapılarak örneğin, sanığın cezası daha ağır cezayı gerektiren suçtan yani yağma suçundan 10 yıl hapis olarak değil de mevcut kazanılmış hakkı nedeniyle cezası hüküm fıkrasına 1 yıl 8 aya indirilmek suretiyle sicil kaydına işlenecektir. Eğer Cumhuriyet Başsavcılığının itirazında olduğu gibi "infazda gözetilir" denilerek cezanın yağma suçunun gerektirdiği şekliyle örneğin hakim hüküm fıkrasında mesela yağma nedeniyle sanık hakkında 10 yıl hapis cezası verip hüküm fıkrasında 10 yıl hapsi bırakırsa kararın kesinleşmesi durumunda sanığın adli sicil fişine göre adli sicil kaydında 10 yıl hapis cezası görülecektir. Bu durumun sebebiyet vereceği sıkıntıları yine bir örnekle açıklayacak olursak; 1136 sayılı Avukatlık Kanun'u 5. maddesine göre, Kanun'un 5 (a) bendinde yazılı hallerden birinin varlığı halinde avukatlık mesleğine kabul istemi reddolunur. Buna göre; (Değişik: 23/1/2008-5728/326 md.) Türk Ceza Kanunu'nun 53 üncü maddesinde belirtilen süreler geçmiş olsa bile; kasten işlenen bir suçtan dolayı iki yıldan fazla süreyle hapis cezasına ya da Devletin güvenliğine karşı suçlar, Anayasal düzene ve bu düzenin işleyişine karşı suçlar (…) zimmet, irtikâp, rüşvet, hırsızlık, dolandırıcılık, sahtecilik, güveni kötüye kullanma, hileli iflas, ihaleye fesat karıştırma, edimin ifasına fesat karıştırma, suçtan kaynaklanan malvarlığı değerlerini aklama veya kaçakçılık suçlarından mahkûm olmak,..." şartını içermektedir. Yani sayılan suçlar hariç iki yıllık hapis cezasını aşan mahkûmiyeti olan kişiler avukatlık mesleğini icra edemeyecektir. Suç işleyen sanığın avukat olması halinde yağma suçu Avukatlık Kanun'un 5. maddesinde sayılan suçlardan olmadığı için 2 yılın üzerinde hapis cezasını gerektirir bir cezası olması halinde sanığın mesleğine engel bir hal bulunacaktır. Buna karşın iki yılın üzerinde bir cezasının bulunmaması halinde mesleğine engel herhangi bir hal bulunmayacaktır. Sanık tehdit değil de yağma suçundan ceza alsa ve adli sicil kaydında 1 yıl 8 ay hapis cezası aldığı görülürse söz konusu avukat, avukatlık mesleğinde bir kesinti olmadan görevine devam edebilecektir. İtirazda belirtildiği gibi "infazda gözetilir" denmesi halinde ise sanığın adli sicil kaydında 10 yıl hapis cezası görülecek ve 10 yıl boyunca bu kişi mesleğini ifa edemeyecektir. Bu ahvalde sanık ilk kararı temyiz etmeseydi, avukatlık mesleğini ifa edebilecekti. Aynı şekilde 657 Sayılı Devlet Memurları Kanunu 48/5, 98/b, 125/E maddelerinde benzer hükümler mevcuttur. Yağma memuriyete engel suçlardan sayılmamıştır. Tehdit suçundan 1 yılın altında ceza alan bir devlet memuru verilen kararı temyiz etmez ise görevine devam edebilecektir. Halbuki sadece sanık tarafından, beraat etmeli kanaatinde olduğundan kararı temyiz ederse bu karar eylemin yağma suçunu oluşturduğundan bahisle bozulması halinde eğer yağma suçunun cezası verilir ve orada bırakılırsa infazda gözetilecek ibaresi ceza fişine yazılamadığından yazılsa bile infaz kabiliyeti bulunmadığından kişi 1 yılın üzerinde hükümlü görüleceğinden memuriyeti bitecektir. İki sonucun aynı olmadığı açıktır. Kanun koyucu tarafından zaman zaman sadece cezaların miktarı dikkate alınarak şartlı salıverme, infazın ertelenmesi, uzlaşma, arabuluculuk, basit yargılama usulü, seri yargılama usulü ve benzeri gibi çok sayıda düzenleme yapılmaktadır. Sanık, hakkında verilen ilk kararı "beraat etmeliydim" diye temyiz etmese idi cezası 1 yıl 8 ay olarak görüneceğinden sicil fişlerinde de bu şekilde olacağından yapılacak lehe düzenlemelerden istifade edebilecektir. Oysa itiraz olunduğu üzere o durumun kabul edilmesi halinde kişinin sabıka kaydında 10 yıl hapis cezası görüneceğinden sonradan yapılacak bu veya benzeri yöndeki herhangi bir düzenlemeden sanık istifade edemeyecektir. Kaldı ki 1412 sayılı Kanun'un 268/3 ve 326/son maddeleri oldukça açıktır: 1412 sayılı Kanun'un 326/son; "Hüküm yalnız sanık tarafından veya onun lehine Cumhuriyet savcısı veya 291 inci maddede gösterilen kimseler tarafından temyiz edilmişse yeniden verilen hüküm, evvelki hükümle tayin edilmiş olan cezadan daha ağır olamaz.." 1412 sayılı Kanun'un 268/3; " Hüküm fıkrasında; 253 üncü maddeye göre verilen kararın ne olduğunun, uygulanan kanun maddelerinin, verilen ceza miktarının, kanun yollarına başvurmanın mümkün olup olmadığını tereddüte yer vermeyecek şekilde açıkça gösterilmesi gerekir." Açıkça görüldüğü üzere 1412 sayılı Kanun'un 268/3 fıkrasında verilecek ceza miktarının hükümde hiçbir tereddüde yer vermeyecek şekilde açık olması gerektiği açık açık düzenlenmiştir. Açıkça görüldüğü üzere 5271 sayılı Kanun'un 232/6 fıkrasında verilecek ceza miktarının hükümde hiçbir tereddüde yer vermeyecek şekilde açık olması gerektiği açık açık düzenlenmiştir. İtirazda olduğu gibi kazanılmış hak olarak hükümde ceza miktarı gösterilmeyip sadece "infazda gözetilir" şeklindeki bir ifadede hükümde hukuki bir netlik olmayacağı açıktır. Çünkü infaz hukuku ile ceza hukuku birbirinden farklı iki hukuk dalıdır ve infaz hukukunda tanığın infaz olacak cezası şahsi durumlarına göre veya işlediği suçun niteliklerine göre farklılıklar gösterebilmektedir. Özellikle kişinin cezası infaz edilirken cezaevinde işleyeceği disiplin cezasını gerektiren suçlar veya benzeri nedenlerin ortaya çıkması halinde çok daha fazla ceza yatması söz konusu olmaktadır. Bu durum hükümde kesinlikle tereddüte mahal vermeyecek netlik kuralına açık aykırılık teşkil etmektedir. İnfaz kişiden kişiye, mükerrerlik durumuna, infaz sırasında meydana gelen durumlara ve içtima hükümlerine göre farklı sonuçlar doğurabilir. Ayrıca cezaların içtima kararı verilerek yapılan infazlarda da sonuçlar farklı olmaktadır. Bu nedenle, sanık aleyhine sonuç doğurması teknik olarak her zaman mümkündür. Kanun koyucu bunu gözeterek, ceza miktarının kazanılmış hak teşkil edeceğini 1412 sayılı Kanun'un 326/ son. maddesinde “Hüküm yalnız sanık tarafından veya onun lehine Cumhuriyet savcısı veya 253 nci maddede gösterilen kimselerce temyiz edilmişse, yeniden verilen hüküm, önceki hükümle belirlenmiş olan cezadan daha ağır olamaz.” şeklinde açıkça yazmak suretiyle bu durumu düzenlediğinden, yine 1412 sayılı Kanun'un 268/3. fıkrasıda sanığın aleyhe temyiz olmaması nedeniyle kazanmış olduğu ceza miktarının tereddüte mahal vermeyecek şekilde ve hüküm fıkrasında açık olarak gösterilmesi gerektiğinden, bu nedenle 1412 sayılı Kanun'un 268/3 ve 1412 sayılı Kanun'un 326/ son maddesindeki açık düzenlemeler nedeniyle aksi halin açık kanun hükmüne aykırılık oluşturacağı ve sanığın da aleyhine sonuçlar doğuracağı açık olduğundan sanık aleyhine yorumla bu duruma gidilemeyeceği, dolayısıyla kazanılmış hakkın ceza miktarı olarak hükümde gözetilmesi gerektiği belirlenmekle, düzeltilerek onama kararı verilen Dairemiz kararında usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmadığından, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı itirazının yerinde olmadığına dair aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. III. KARAR 1. Gerekçe bölümünde belirtilen nedenle Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı İTİRAZININ oy birliğiyle REDDİNE, 2. 5271 sayılı Kanun’un 308/3. maddesi uyarınca Yargıtay 6. Ceza Dairesinin, 04.11.2025 tarihli ve 2023/16850 Esas, 2025/9342 Karar sayılı düzeltilerek onama kararı ile ilgili itirazı incelemek üzere dava dosyasının, Yargıtay Ceza Genel Kuruluna gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına tevdiine, 09.12.2025 tarihinde karar verildi.