T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM 20. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2024/415 - 2026/570 T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20.HUKUK DAİRESİ ESAS NO : 2024/415 KARAR NO : 2026/570 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ANKARA 5. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ TARİHİ : 27/12/2023 NUMARASI : 2023/144 E. - 2023/558 K. DAVANIN KONUSU : Marka İle İlgili Kurum Kararının İptali, Hükümsüzlük Taraflar arasında görülen davada Ankara 5. Fikri v…
T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM 20. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2024/415 - 2026/570 T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20.HUKUK DAİRESİ ESAS NO : 2024/415 KARAR NO : 2026/570 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ANKARA 5. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ TARİHİ : 27/12/2023 NUMARASI : 2023/144 E. - 2023/558 K. DAVANIN KONUSU : Marka İle İlgili Kurum Kararının İptali, Hükümsüzlük Taraflar arasında görülen davada Ankara 5. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 27/12/2023 tarih ve 2023/144 E. - 2023/558 K. sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davacı tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü: TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ : Davacı vekili, müvekkilinin "..." ibareli 2018/45815 ve 2007/31753 sayılı markaların sahibi olduğunu, davalının 2021/069569 sayılı "..." ibareli marka başvurusuna karşı 2018/45815 sayılı "..." ibareli markasına dayalı olarak gerçekleştirdiği itirazların davalı Kurum tarafından dava konusu YİDK kararı ile nihai olarak reddedilmesinin haksız ve hukuka aykırı bir işlem olduğunu, zira taraf markalarının esas unsurları olan “...” ve “...” ibareleri arasındaki harf ve dizin ayniyetinin markaları görsel, işitsel ve kavramsal açılardan yakın benzer kıldığını, dava konusu edilen markanın davacının tescilli markasının serisi olarak algılanacağını, bunun yanında dava konusu edilen markanın kapsamına davacının markasının tescilli olduğu 22.sınıf emtiaların satışı hizmetlerinin de girdiğini, böylece taraf markaları arasında emtia benzerliği şartının da gerçekleştiğini, markaların kullanılacağı ürünlerin hitap ettiği tüketici kitlesinin dikkat seviyesi de göz önüne alındığında markalar arasında karıştırılma ihtimalinin bulunduğunu, ayrıca müvekkilinin 1976 yılından beri tekstil sektörünün öncü kuruluşları arasında yer aldığını, ürünlerinin ve markalarının tüketici tarafından iyi bilindiğini, davacının markasının yakın benzerinin davalı şahıs adına tescil edilmesi halinde davalının, davacının markasının tanınmışlığından haksız bir fayda sağlayacağını, davalının kendisine davacının tanınmış markasına bu derecede benzer bir markayı seçmiş olmasının davalının kötü niyetini ve davacı ile haksız rekabet yapma saikini ortaya koyduğunu ileri sürerek, TÜRKPATENT YİDK’nın 27.01.2023 tarih 2023-M-1014 sayılı kararının iptaline, 2021/069569 sayılı markanın tescil edilmesi halinde hükümsüzlüğüne karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı ... vekili, karşılaştırılan markaların görsel, işitsel ve kavramsal açılardan birbirlerinden farklı olduklarını, aralarında karıştırılma ihtimalinin bulunmadığını, ayrıca davacının SMK m.6/5 ve m.6/9 hükümlerinin uygulanması koşullarının oluştuğunu ispat edemediğini savunarak, davanın reddini istemiştir. Diğer davalı Şirket vekili, taraf markaları arasında görsel, işitsel ve kavramsal açılardan büyük farklılıklar bulunduğunu, zira davalının markasında “...” kelime öbeğinin bütünleşik olarak algılandığını, bu markada uyuşmazlık konusu “...” ibaresinin tek başına ön plana çıkartılmadığını, davalının markasında geçen “...” kelimesinin yumuşak çizgi, “...” kelimesinin “yumuşaklık/yumuşak dondurma”, “...” kelimesinin ise de “koleksiyonlar” anlamına geldiğini, davacının markasında geçen “...” kelimesinin ise herhangi bir anlamının olmadığını, taraf markaları arasında karıştırılma ihtimalinin bulunmadığını, davacı taraf her ne kadar “tanınmışlık” ve “kötü niyet” iddialarında bulunmuş ise de bu iddialarını destekler herhangi bir bilgi veya belgeyi sunmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamından, her ne kadar davacı taraf dava dilekçesinde 2007/31753 sayılı markasından da bahsetmekte ise de, davacının TÜRKPATENT nezdindeki itirazlarına mesnet almadığı bu markasının hükümden düşmüş olduğu ve hükümsüzlük davası yönünden SMK m.6/1 hükmü kapsamındaki bir incelemeye konu edilemeyeceği değerlendirildiğinden, söz konusu markanın değerlendirme dışında bırakıldığı, davacının 2018/45815 sayılı markasının tescilli olduğu 22. sınıftaki emtialar ile, dava konusu markanın tescili kapsamına giren 35. sınıf altında 22. sınıfa giren aynı emtiaların satışı hizmetlerinin benzer bulunduğu, bu nedenle“Müşterilerin malları elverişli bir şekilde görmesi ve satın alması için ‘Halatlar, ipler, ip merdivenler, hamaklar, balık ağları. Çadırlar, tenteler, brandalar, yelkenler, araç örtüleri (araç şeklini almamış olanlar). Tekstilden mamul ambalaj torbaları. Kauçuk ve sentetik olmayan döşeme doldurma malzemeleri (yün, pamuk dahil). Tekstil amaçlı sentetik elyaflar, işlenmemiş büküm elyafları, cam elyaflar’ın bir araya getirilmesi hizmetleri (belirtilen hizmetler perakende, toptan satış mağazaları, elektronik ortamlar, katalog ve benzeri diğer yöntemler ile sağlanabilir)” emtiaları yönünden somut uyuşmazlıkta emtia benzerliği şartının gerçekleştiği, diğer emtialar yönünden ise bu şartın gerçekleşmediği, karşılaştırılan markaların başlangıç kısmında yer alan “... ...” ve “...” ibareleri arasındaki harf ve dizin ortaklıklarının, karşılaştırılan işaretleri görsel, işitsel ve kavramsal açılardan “benzer” olarak nitelendirilebilecek derecede bir yakınlaştırma sağlamadığı, davalının markasında geçen diğer kelime unsurlarının, markanın başlangıç kısmında geçen bu ibarelerle aynı yazım karakterinde ve puntolarla yazılmış olması nedeniyle, markanın tek/esas unsuru olan kelime öbeğinin bir bütün olarak algılandığı, “...” ve “...” ibarelerinin bu bütünleşik kelime öbeğinde geçen “...” orijinal ibaresinden daha düşük seviyede markasal ayırt ediciliği haiz olduğu ve davacının da markasal hüviyette ayırt ediciliği düşük “...” ve “...” ibarelerini kullandığı markasına, yoğun, ciddi ve yaygın kullanım neticesinde ekonomik olarak korunması gereken bir değer kattığının dosya kapsamında ispatlanamadığı, karşılaştırılan markalar arasında ilişkilendirilme ihtimali dahil karıştırılma tehlikesinin bulunmadığı, davacının dava ve marka işlem dosyasına sunmuş olduğu belge ve delillerden, davacının “...” markasının piyasa payı, tekstil/iplik sektöründeki bilinirliği, davacının bu markanın tanıtımına yaptığı yatırımlar vs. anlaşılamadığından, davacının bu markasının tanınmış olduğundan bahsedilmesinin mümkün görülmediği, bununla birlikte dava konusu marka ile davacıya ait marka arasında işaret benzerliği de bulunmadığından SMK m.6/5 hükmü koşulunun somut olayda gerçekleşmediği, davaya konu marka ile itiraza/hükümsüzlüğe mesnet markanın iltibas tehlikesi oluşturacak derecede benzer olmadığı, bunun haricinde davalı şahsın kötü niyetle hareket ettiğini gösterir somut olgu da ileri sürülmediğinden kötü niyet iddiasına dayalı istemlerin yerinde bulunmadığı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ : Davacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde, başvuru markasının esas unsuru "... ..." ibaresinin müvekkilinin markaları ile neredeyse birebir aynı olduğunu, "..." ve "..." kelimelerinin ayrı yazılmasının ve diğer kelime unsurlarının dava konusu markaya yeterli derecede ayırt edicilik katmadığını, taraf markalarının kapsamlarındaki emtiaların da benzer olduğunu, aralarında SMK'nın 6/1.maddesi anlamında karıştırılma ihtimalinin bulunduğunu, müvekkilinin markalarının tanınmışlık kazandığını, ilgili tüketici kesiminin dava konusu markayı müvekkilinin markalarının serisi olarak algılayacağını, dava konusu markanın müvekkilinin markalarının tanınmışlığından haksız yarar sağlamasının kaçınılmaz olduğunu, bu durumun dürüst ve bozulmamış rekabetin korunması hükmüyle bağdaşmadığını, başvurunun kötüniyetle yapıldığını ileri sürerek, yerel mahkemenin kararının istinaf incelemesi yapılarak kaldırılmasını ve davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir. GEREKÇE : Dava, itirazın reddine dair YİDK kararının iptali ve marka hükümsüzlüğü istemine ilişkindir. İnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. Dosya kapsamı, mevcut delil durumu ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı, tescilli bir marka ile başvuru konusu işaret arasında iltibasa sebebiyet verebilecek derecede benzerlik olup olmadığının, her ikisinin ayırt edici ve baskın unsurları gözetilerek münferit unsurlardan ziyade bütünü itibariyle bıraktığı izlenimin dikkate alınarak belirleneceği, buna göre "..." ibareli başvuru ile davacının itirazına mesnet "..." ibareli marka arasında 6769 sayılı SMK'nın 6/1 maddesi anlamında ortalama alıcılar nezdinde görsel, işitsel ve anlamsal olarak bıraktıkları genel izlenim itibariyle ilişkilendirilme ihtimalini de içerecek şekilde karıştırılma tehlikesinin bulunmadığı, zira başvuru markasında, davacı markasında da yer alan "..." ve "..." kelimelerinin ön plana çıkarılmadığı, kullanılan sair kelime unsurları ile dava konusu markanın bütünsel bir algı yarattığı, böylece dava konusu başvuruda, itiraza mesnet "..." ibareli markaya nazaran yeterli düzeyde ayırt edicilik sağlandığı, SMK'nın 6/5.maddesi koşullarının gerçekleşmediği ve davalının marka başvurusunun kötüniyetle yapıldığının ispat olunamadığı anlaşılmakla, davacı vekilinin istinaf başvurusunun esas yönünden reddine dair hüküm kurmak gerekmiştir. HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda belirtildiği üzere; 1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 732,00-TL maktu istinaf karar ve ilam harcından, davacı tarafından istinaf başvurusunda yatırılan 427,60-TL istinaf karar ve ilam harcının mahsubu ile bakiye 304,40-TL'nin davacıdan tahsili ile Hazineye irat kaydına, 3-İstinaf aşamasında davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin davacı uhdesinde bırakılmasına, 4-İstinaf aşamasında duruşma açılmadığından taraflar lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oybirliği ile 26/03/2026 tarihinde HMK 361. maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde Yargıtay temyiz yolu açık olmak üzere karar verildi. GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 06/04/2026 Başkan Üye Üye Katip Bu belge 5070 sayılı Yasa hükümlerine göre elektronik olarak imzalanmıştır.