İSTİNAF KARAR TARİHİ: 16/10/2025 Taraflar arasındaki İtirazın İptali davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın hak düşürücü süre nedeniyle reddine yönelik olarak verilen hükme karşı süresi içinde davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine dosya içerisindeki tüm belgeler okunup, incelendi, gereği konuşulup düşünüldü. TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle;Dava dışı asıl …
T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 43. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO: 2024/1842 KARAR NO : 2025/1406 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: İSTANBUL 9. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ: 06/11/2024 NUMARASI : 2023/246 Esas - 2024/654 Karar DAVA: İtirazın İptali İSTİNAF KARAR TARİHİ: 16/10/2025 Taraflar arasındaki İtirazın İptali davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın hak düşürücü süre nedeniyle reddine yönelik olarak verilen hükme karşı süresi içinde davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine dosya içerisindeki tüm belgeler okunup, incelendi, gereği konuşulup düşünüldü. TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle;Dava dışı asıl alacaklı ... ... Tüketici ... A.Ş. ile davalı dışı kredi lehtarı (asıl borçlu) ... Ve Loistik Hizm. İnş. San. Tic. Ltd. ŞTİ. arasında otomobil kredisi sözleşmesi imzalandığını, işbu sözleşmeyi davalı/kefilinde müteselsil kefil sıfatıyla imzaladığını, kredi taksitlerinin düzenli olarak ödenmemesi üzerine Beyoğlu 46. Noterliğinin 12.02.2010 tarih ve ... yevmiye no.lu ihtarnamesi ile kredi hesabı kesilip kat edildiğini, akabinde davalı kefil aleyhine İstanbul 6.İcra Md. ... E. sayılı dosyası ile ilamsız icra takibi açıldığını, diğer yandan davanın konusu olmayan taşınır rehnin paraya çevrilmesi yoluyla İstanbul 34.İcra Md. ... E. sayılı dosyası ile başka bir icra takibi daha başlatıldığını, davalı kefil ilamsız icra takibinden dolayı yetkiye, asıl borca ve takibin tüm fer’ilerine itirazları üzerine takibin durduğunu, sözleşmenin 19 m. göre müvekkilin ticari defter ve kayıtlarının kesin delil olacağı, sözleşmenin 22 m. altında kefalet hükmünün düzenlendiğini, müvekkilin ilamsız icra takibinden dolayı 40.745,65 TL alacak üzerinden itirazın iptaline, takibin devamına ve %20’den az olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesini talep ve dava etmiştir. CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; daha önce İstanbul 34.İcra Md. ... E. sayılı dosyası ile ... plakalı rehinli taşıt aracının paraya çevrilmesi yoluyla takip açıldığını, 20.10.2012 tarihinde araç üzerinden haczin kaldırıldığını, takip eden 12.03.2020 tarihinde davalı kefil aleyhinde İstanbul 6.İcra Md. ... E. sayılı dosyası ile ilamsız icra takibi açıldığını, en son işlemin 30.10.2012 tarihinde yapıldığını, bu tarihin zamanaşımı başlangıç tarihi olması gerektiğini, davanın süresi içinde açıldığını, tesis edilen kefaletin 818 sayılı B.K’nun 484 m. kapsamında geçerli olduğunu, kefaletin türü sözleşme üzerinde açıkça müteselsil kefil olarak gösterildiğini, kat ihtarıyla muacceliyet şartının gerçekleştiğini, talep edilen faizin sözleşmeye uygun olduğunu belirtilerek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI: İstinaf incelemesine konu kararı veren ilk derece Mahkemesince eldeki dava hakkında yapılan yargılama sonunda, "..davacının kredi sözleşmesinden kaynaklı alacağın tahsili için davalı hakkında icra takibi yaptığı, takibe itiraz edilmesi üzerine eldeki davanın açıldığı, davaya konu Vdf Kredi Sözleşmesinin 21/05/2009 tarihinde imzalandığı, TBK m.598'e göre davalının kefaletten kaynaklanan sorumluluğunun 21/05/2019 tarihinden itibaren kendiliğinden ortadan kalktığı, davacı tarafça İstanbul 34.İcra ... E. sayılı dosyası ile asıl borçlu hakkında icra takibi yapılsa da davalı kefil hakkında 10 yıllık süre içerisinde icra takibi yapılmadığı, davalı hakkında ilk takibin İstanbul Anadolu 18.İcra Müdürlüğünün ... E.sayılı dosyası ile yapıldığı gözetilerek gerek takip tarihi gerek dava tarihi itibariyle TBK m. 598'de düzenlenen 10 yıllık hak düşürücü sürenin dolmuş olduğu gözetilerek, davanın hak düşürücü süre nedeniyle reddine" karar verilmiştir. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ : Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; dava dışı ... ... Tüketici ... A.Ş. ile yapılan 209017091 -Ticari Kredi Sözleşmesine istinaden asıl borçlu... ve Lojistik Hizmetleri İnş. San. Tic. Ltd. Şti. lehine kredi tesis edilmiş ve kullandırıldığını, ...'ın müşterek borçlu ve müteselsil kefil sıfatıyla işbu borçtan sorumlu bulunduğunu, sözleşme uyarınca ödemelerin gerçekleşmemesi üzerine borçlulara Beyoğlu 46. Noterliğinin 12/02/2010 tarihli ... yevmiye numaralı ihtarname gönderildiğini, söz konusu ihtarname, davalının sözleşme adresine gönderilmiş olup, sözleşmede yer alan kanuni ikametgaha ilişkin hüküm gereği ihtarnamenin sözleşme adresine ulaştığı tarihin, tebliğ tarihi olarak kabulü gerektiğini, sözleşme uyarınca ödemelerin gerçekleşmemesi üzerine borçluların temerrüde düştüğünü, akabinde müvekkili ... ... Yönetim A.Ş.'nin alacağı temlik aldığını, kullandırılan kredi alacaklarının tahsili amacıyla İstanbul Anadolu 18. İcra Müdürlüğü’nün ... Esas sayılı dosyası ile icra takibi başlatıldığını, ... tarafından yetkiye, takibe, borca, faize ve ferilerine itiraz edildiğini, yetki itirazı neticesinde borçlular aleyhine yapılan takip ... yönünden İstanbul 6. İcra Müdürlüğü'nün ... E. Sayılı dosyasına taşındığını, haklı takibi sürüncemede bırakmak ve müvekkili şirketin alacağına kavuşmasını kötü niyetli engellemek maksadıyla borçlu/davalı tarafından takipteki borcun tamamına, fer'ilerine, faize ve faiz oranına itiraz edilmiş olup, Mahkemece iptali gerektiğini, ancak mahkeme kefilin sorumluluğunun zaman aşımına uğradığı gerekçesiyle esastan ret kararı verdiğini, bu kararın hatalı olup mahkemece kaldırılması gerektiğini, asile karşı işlemekte olup da kesilen zamanaşımının kefile karşı da kesilmiş olacağını, ticari kredi sözleşmesi kaynaklı alacaklarının zamanaşımına uğramadığını, davanın kabulü gerekirken esastan reddedilmesinin hukuka ve usule aykırı olup kararını istinaf merciince kaldırılarak davanın kabulüne karar verilmesini, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin karşı yana tahmiline karar verilmesini talep ve istinaf etmiştir. GEREKÇE :Dava; kredi sözleşmesi kapsamında kullandırılan kredinin tahsili istemiyle başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali davasıdır.İlk derece mahkemesince yukarıdaki gerekçelerle davanın hak düşürücü süre nedeniyle reddine karar verilmiş, karara karşı davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.Davacı tarafından davalı ve dava dışı borçlu hakkında, İstanbul 34.İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyası ile tahsilde tekerrür olmamak kaydıyla, 12.03.2020 tarihinde başlatılan İstanbul Anadolu 18. İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı takip dosyasında verilen yetkisizlik kararı üzerine İstanbul 6. İcra Müdürlüğünün ... esas sayılı dosyasında 21.999,86 TL asıl alacak, 17.853,13 TL işlemiş faiz, 892,66 TL BSMV olmak üzere toplam 40.745,65 TL'nin tahsili istemiyle ilamsız takip yapılmış, itiraz üzerine takip durmuştur.Davacı tarafça, 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu(İİK)'nun 67. maddesi uyarınca itirazın iptaline karar verilmesi istemiyle eldeki dava açılmıştırİstinafa gelen uyuşmazlık temelde; icra takibine konu edilen kredi sözleşmesi nedeniyle davalının sorumlu olup olmadığı noktasındadır. Dosya kapsamından dava dışı ... ... Tüketici ... A.Ş. ile dava dışı... ve Lojistik Hizmetleri İnş. San ve Tic. Ltd. Şti arasında 21.05.2009 tarihinde tüketici kredisi ve rehin sözleşmesi imzalanmış olup, davalının bu sözleşmede kefil olarak ismi ve imzası bulunduğu, davalının kefil olduğu kredi miktarının 37.450 TL olduğu, davalı hakkında Beyoğlu 46. Noterliğinin 12.02.2010 tarih ve ... yevmiye nolu ihtarnamesi ile 21.11.209 tarihli taksit ödenmediğinden tüketici kredisi hesabının kat edildiğinin bildirildiği görülmüştür.6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu(HMK)'nun 142. Maddesinde, ön inceleme duruşması tamamlandıktan sonra, hâkim tahkikata başlamadan önce, hak düşürücü süreler ile zamanaşımı hakkındaki itiraz ve def’ileri inceleyerek karara bağlayacağı düzenlenmiştir. Hak düşürücü süre, itiraz niteliğinde olup, taraflarca her zaman ileri sürülebileceği gibi hakim tarafından da taraflarca ileri sürülmese dahi her zaman resen nazara alınması gerekir. Hak düşürücü sürenin varlığı halinde hak maddi anlamda sona erer. Zamanaşımı ise, bir def'dir ve hakim tarafından resen nazara alınması mümkün olmayıp, savunma yoluyla cevap süresi içerisinde ileri sürülebilir. Zamanaşımının varlığı ise alacağı eksik borç haline getirir. Dolayısıyla hak düşürücü sürenin söz konusu olduğu hallerde hak sona ermiş olduğundan artık zamanaşımına uğradığı kabul edilebilecek bir alacak bulunmaz. Dolayısıyla hem hak düşürücü süre hem de zamanaşımının aynı anda bulunması halinde öncelikle hak düşürücü sürenin incelenmesi gerekir. 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun (TBK) 598. maddesinde, “Bir gerçek kişi tarafından verilmiş olan her türlü kefalet, buna ilişkin sözleşmenin kurulmasından başlayarak on yılın geçmesiyle kendiliğinden ortadan kalkar. Kefalet, on yıldan fazla bir süre için verilmiş olsa bile, uzatılmış veya yeni bir kefalet verilmiş olmadıkça kefil, ancak on yıllık süre doluncaya kadar takip edilebilir. Kefalet süresi, en erken kefaletin sona ermesinden bir yıl önce yapılmak kaydıyla, kefilin kefalet sözleşmesinin şekline uygun yazılı açıklamasıyla, azamî on yıllık yeni bir dönem için uzatılabilir." hükmü düzenlenmiş olup, anılan kanuni düzenlemeye göre 10 yılın geçmesiyle kefalet ortadan kalkacağına göre maddi anlamda hak sona erdiğinden bu 10 yıllık süre hak düşürücü süre niteliğindedir. 6101 sayılı Türk Borçlar Kanununun Yürürlüğü ve Uygulama Şekli Hakkındaki Kanun'un 5.maddesinde "Türk Borçlar Kanununun yürürlüğe girmesinden önce işlemeye başlamış bulunan hak düşürücü süreler ile zamanaşımı süreleri, eski kanun hükümlerine tabi olmaya devam eder. Ancak, bu sürelerin henüz dolmamış kısmı, Türk Borçlar Kanunu'nda öngörülen süreden uzun ise, yürürlüğünden başlayarak Türk Borçlar Kanunu'nda öngörülen sürenin geçmesiyle, hak düşürücü süre veya zamanaşımı süresi dolmuş olur" düzenlemesi yer almaktadır. Yargıtay 11. HD'nin 2020/7503 E- 2022/4265 K sayılı, 31/05/2022 tarihli emsal karar içeriğinde de belirtildiği üzere Türk Borçlar Kanunu ile hak düşürücü süre veya özel bir zamanaşımı süresi ilk defa öngörülmüş olup da başlangıç tarihi itibarıyla bu süre dolmuşsa, hak sahipleri Türk Borçlar Kanunu'nun yürürlüğe girdiği tarihten başlayarak bir yıllık ek süreden yararlanırlar. Ancak, bu ek süre, Türk Borçlar Kanunu'nda öngörülen süreden daha uzun olamaz. Buna göre Türk Borçlar Kanunu 01.07.2012 tarihinde yürürlüğe girmiş olup, ilk defa öngörülen hak düşürücü süreler en geç 01.07.2013 tarihi itibariyle sona ermiş bulunmaktadır.Hak düşürücü süreyle ilgili olarak genel bir düzenleme bulunmamaktadır. Bununla birlikte çeşitli kanuni düzenlemeler ile bir kısım haklar için öngörülmüştür. Hak düşürücü süre ifadesinden anlaşılacağı üzere bu kurum; ilgili hakkın düşmesi, sona ermesi, ortadan kalkması sonucunu doğurmaktadır. Kanun koyucu, zamanaşımını kesen ve durduran sebepleri 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun 153. ve 154.maddelerinde hüküm altına almasına karşın hak düşürücü süreye ilişkin bu şekilde bir düzenleme getirmemiştir. Zamanaşımının durması ve kesilmesine ilişkin bu düzenlemelerin kıyas yoluyla hak düşürücü sürelere uygulanması da mümkün değildir. Bu doğrultuda zaman aşımından farklı olarak hak düşürücü sürelerin durması ve kesilmesi söz konusu olmamaktadır. Ancak bu genel kurala ilişkin hak düşürücü sürelerin durmaması, kesilmemesi hususunda istisnai durumlar da söz konusu olabilmektedir. Somut olayda davalının kefaleti, dava dışı ... ... Tüketici ... A.Ş. ile dava dışı... ve Lojistik Hizmetleri İnş. San ve Tic. Ltd. Şti arasında 21.05.2009 tarihli kredi sözleşmesine dayalı olduğundan kefalet borcunun sona ermesiyle ilgili olarak 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu hükümlerinin uygulanması gerekir. Buna göre kefalet sözleşmesinin imzalandığı tarihten itibaren 10 yıllık süre, davaya konu olan 12.03.2020 tarihli icra takibinden önce sona ermiş, davalının kefalete dayalı sorumluluğu esasen 21.05.2019 tarihinde kendiliğinden ortadan kalkmıştır. Kanunda kefile başvuru süresi olarak öngörülen 10 yıllık süre, hak düşürücü bir süre olup, zamanaşımı süresi gibi durması ve kesilmesi söz konusu olmadığından, taşınır rehnin paraya çevrilmesi yoluyla İstanbul 34.İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyası ile başlatılan icra takibinin hak düşürücü süreye bir etkisi yoktur. Bu nedenle mahkemece davanın hak düşürücü süre nedeniyle reddine karar verilmesinde isabetsizlik yokturHMK'nın 355. Maddesi uyarınca kamu düzenine aykırılık ve istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılan istinaf incelemesi sonunda; ilk derece mahkemesi kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu anlaşıldığından davacı vekilinin yerinde görülmeyen istinaf başvurusunun reddine dair aşağıdaki şekilde karar verilmiştir. KARAR : Yukarıda ayrıntısı ile açıklanan nedenlerle;1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353(1)b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,2-Davacı tarafından başvuru sırasında istinaf karar harcı peşin olarak yatırıldığından başkaca harç alınmasına yer olmadığına,3-Davacı tarafından istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda, HMK'nın 362(1)a maddesi uyarınca kesin olarak oy birliğiyle karar verildi.16/10/2025