T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20. HUKUK DAİRESİ T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20.HUKUK DAİRESİ ESAS NO : 2026/299 KARAR NO : 2026/506 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R BAŞKAN : ... ... ÜYE : ... ... ÜYE : ... ... KATİP : ... ... İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ANKARA 13. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 27/11/2025 NUMARASI : 2015/4 E. - 2025/877 K. DAVANIN KONUSU : Haksız Rekabetin Men'i, Tazminat Taraflar arasında görülen davada Ankara 13. Asliye Ticaret Mah…
T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20. HUKUK DAİRESİ T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20.HUKUK DAİRESİ ESAS NO : 2026/299 KARAR NO : 2026/506 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R BAŞKAN : ... ... ÜYE : ... ... ÜYE : ... ... KATİP : ... ... İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ANKARA 13. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 27/11/2025 NUMARASI : 2015/4 E. - 2025/877 K. DAVANIN KONUSU : Haksız Rekabetin Men'i, Tazminat Taraflar arasında görülen davada Ankara 13. Asliye Ticaret Mahkemesince verilen 27/11/2025 Tarih ve 2015/4 Esas - 2025/877 Karar sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davacılar ile davalılardan ... ve ... tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü: TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ :Davacılar vekili, bitki ekstreleri karışımından elde edilen kanama durdurucunun üretim ve satışını yapan müvekkili ... Gıda Ltd Şti.'nin bu buluşa ilişkin olarak keşif, araştırma ve klinik öncesi faz süreçlerini tamamladığını, klinik geliştirme fazları içindeki faz 1'in onaylandığını, 2, 3 ve 4. aşamaya ait bilimsel çalışmaların bittiğini, kendi buluşu olan bu bitkisel ürününün ruhsatlandırılması için Geleneksel Bitkisel Tıbbi Ürünler Yönetmeliği çerçevesinde Sağlık Bakanlığı'na başvurduğunu, Sağlık Bakanlığı ve Üniversitelerce kabul görmüş Etik Kurul onaylarını alarak İlaç ve Eczacılık Genel Müdürlüğü'nden "..." markası altında kanama durdurucu sprey için 25/05/2007 tarihli 2007/31 sayılı, kanama durdurucu ıslak tampon için 2007/32 sayılı ve kanama durdurucu ampul için de 31/05/2007 tarihli 2007/35 sayılı ara ürün izin belgelerinin alındığını, anılan ürünlerin reçetesiz ilaç vasfı ile ruhsatlandırılması için başlatılan işlemlerin sürdüğünü, Geleneksel Bitkisel Tıbbi Ürünler Yönetmeliği Geçici 1. maddesi kapsamındaki ürünlere ait mevcut Ara Ürün İzin Belgelerinin geçerliliğini koruduğunu, ara ürün izin belgesi alınan "... ..." markalı ürünlerin insan sağlığına zararlı olmadığı klinik deneylerle ispatlandığından ürünlerin Türkiye İlaç ve Tıbbi Cihaz Ulasal Bilgi Bankası'na 23/5/2013 tarihinde kaydedildiğini, Kamu Hastanelerinin malzeme alımlarında bu kurum kayıtlarında görülmeyen hiçbir tıbbi cihaz ve ürünün SGK kapsamındaki ödemelerden yararlanamadığını, hal böyle iken davalı ... Ltd. Şti'nin Mayıs 2012'den beri müvekkil şirketin ürettiği bitkisel ürünlerle aynı nitelikte etken maddesine sahip bitki ekstreleri karışımı olan kanama durdurucu bitkisel ürünleri "..." markasıyla tampon, sprey ve ampul formunda üretip dağıttığını, davalı şirketin sprey ve ampul formundaki bu tıbbi ürünlerin üretim ve dağıtımının yapabilmesi için müvekkili gibi insan sağlığına etkileri konusunda Sağlık Bakanlığı ve Üniversitelerce kabul görmüş Etik Kurullarca onaylanmış klinik çalışmalar yapılarak Geleneksel Bitkisel Tıbbi Ürünler Yönetmeliği ve Tıbbi Cihaz Yönetmeliğine göre ruhsatlandırması gerektiğini, üretim ve satışı yapılan bu ürünler için Sağlık Bakanlığı’nda herhangi bir kayıt ve alınan bir izin bulunmadığını, davalı şirketin ruhsat ve izin almadan "..." markası ile yapmış olduğu satışlardan dolayı SGK'dan milyonlarca TL kazanç elde ettiğini, davalı şirkete bu ürünlere ilişkin CE sertifikası veren diğer davalı ... Ltd. Şti.'nin ilaçlı tıbbi cihazlar için bu sertifikayı düzenleme yetkisinin bulunmadığını, müvekkilinin 5 yıl uğraş vererek aldığı izinlere karşın ... Ltd. Şti.'nden alınan ve yasal şartları taşımayan CE sertifikalarının yetkililer tarafından yeterli görülerek davalı ... Ltd. Şti'nin ruhsatsız ve kaçak olarak üretilen bu ürünlerine 3 yıl boyınca göz yumulduğunu, davalı ... Ltd Şti'nin önceki temsilcileri ve buluş sahibi olduğunu iddia eden kişiler hakkında Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı ve Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığı'na şikayette bulunulmuş ise de, takipsizlik kararı verildiğini, TTK.nun 55. maddesinin "İş şartlarına uymamak; özellikle kanun veya sözleşmeyle, rakiplere de yüklenmiş olan veya bir meslek dalında veya çevrede olağan olan iş şartlarına uymayanlar dürüstlüğe aykırı davranmış olur." hükmünü içerdiğini, bu itibarla müvekkili ile aynı alanda faaliyet gösteren davalı ... Ltd. Şti'nin kanunlara ve olağan iş şartlarına uymaksızın müvekkilinin "... ..." markalı kanama durdurucu ürünlerin tek rakibi olan "..." markalı ürünleri üretip satışını gerçekleştirmesinin haksız rekabet niteliğinde olduğunu, diğer davalılardan ... haksız rekabete konu "..." markasıyla üretilen ürünlerin buluş sahibi olarak gösterildiği, bu ürünün Türkiye'deki ilk olarak tanıtımını yaptığı, davalı ...'nin "..." markalı ürünlerin tanıtımına iştirak ettiği, davalı ... Ltd. Şti'nin bu ürünlere yasal şartları taşımadığı halde uygunluk belgesi vererek diğer davalıların haksız rekabet oluşturan eylemlerinin önünü açtığı, dolayısı ile davalıların müştereken ve müteselsilen meydana gelen zarardan sorumlu olduğunu ileri sürerek, haksız rekabetin tespitine, önlenmesine ve fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla 10.000,00-TL maddi tazminatın 15/7/2014 tarihinden itibaren mevduata uygulanan en yüksek banka faiziyle birlikte tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiş, 08/7/2022 tarihli ıslah dilekçesi ile dava değerini 3.990.000,00 TL artırarak 4.000.000,00 TL'ye yükseltmiş ve 10/11/2022 tarihli dilekçesi ile de talebini 237.849,02 TL olarak bildirmiştir. Davalı ... Ltd. Şti. vekili, talebin zamanaşımına uğradığını, aralarında organik bağ bulunan ve aslında aynı şirket olan davacıların talep ettikleri zararın ayrı ayrı değerlendirilmesinin mümkün olmadığını, iddialarına dayanak delil sunamadıklarını, davaya konu kanama durdurucuların 1909 yılından beri üretildiğini, buluş niteliğini haiz olmadığını, kaldı ki, davacı şirketin tüm aşamaları tamamlayarak onay almadığını, Sağlık Bakanlığı tarafından geçici olarak verilen ara ürün izin belgesinin geçiş dönemi için verilen bir izin olup halıhazırda bu nitelikte bir belgenin artık verilmediğini, müvekkilinde olmayan izin belgesine davacının da sahip olmadığını, davacılar tarafından CE belgesi alınmış ise de, üretim merkezleri bulunmadığından bu belgenin dahi geçerli sayılmayacağını, dolayısı ile davacılar tarafından iddia edildiği üzere TİTUBB kayıtlarının bulunmasının mümkün olmadığını, davacıya ait ürünün piyasadaki tek rakibinin müvekkili olmadığını, kural olarak kan durdurucu ürünler ile piyasada faaliyet göstermek için ürün güvenliği sertifikası "CE" ve "ISO 13485 Tıbbi Cihaz Üretim Sertifikası" almanın zorunlu olduğunu, bunlar haricinde başka bir belgenin aranmadığını, müvekkilinin sertifikasyon sürecine girmeden önce Sağlık Bakanlığı ile yazışarak gerekli belgeri netleştirdiğini, davacıların alınması gerektiğini ileri sürdüğü ara ürün izin belgesinin uygulamadan kaldırıldığını, 2009 yılından beri yalnızca CE belgesi uygulamasının söz konusu olduğunu, davacıların dahi daha sonra bu belge için başvurduğunu, müvekkilinin CE belgesini Sağlık Bakanlığının denetimindeki onaylı bir kuruluştan temin ettiğini, uluslararası geçerliliği olan kontrol laboratuvarında ürünlerinin insan ve hayvanlara zararlı olmadığına ilişkin irritasyon ve sensitizasyon testleri de dahil olmak üzere Tıbbi Cihaz Yönetmeliği kapsamında zorunlu olan tüm bio uyumluluk testlerin yapıldığını, bu itibarla müvekkilinin faaliyetinin kaçak olduğundan söz edilemeyeceğini, faaliyetine bu şekilde devam eden müvekkilinin verilen sertifikaların geçersiz olduğu ve ürün kayıtlarının TİTUBB sisteminden silindiğini Sağlık Bakanlığı'nca gönderilen 23/5/2014 tarihli bir e-mail ile öğrendiğini, bu yazı ile birlikte ... Ltd Şti. tarafından verilen sertifikaların salt para kazanmak amacıyla yetkisiz olarak hazırlandığının anlaşıldığını, esas olarak müvekkilinin bu şirketin yetkisiz işlem tesis etmesi nedeniyle mağduriyetinin bulunduğunu, dolayısıyla müvekkilinin haksız rekabet teşkil eden bir eyleminin bulunmadığını savunarak, davanın reddine karar verilmesini istemiştir. Davalı ... vekili, diş hekimi olan müvekkilinin tacir sıfatı bulunmadığından ticaret mahkemesinde aleyhine dava açılamayacağı gibi haksız rekabet davasının tarafı da olamayacağını, müvekkili ile davacılar veya davalılar arasında herhangi bir ilişkinin olmadığını, müvekkilinin eyleminin sözü edilen tıbbi metaları mesleki olarak kullanıp sonuçlarını kamuoyu ve meslektaşları ile paylaşmaktan ibaret olduğunu, davalılar ile herhangi iş ilişkisinin bulunmadığını, kaldı ki müvekkili hakkında yapılan suç duyurusu üzerine Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından takipsizlik kararı verilediğini savunarak, davanın reddine karar verilmesini istemiştrir. Davalı ... Ltd. Şti vekili, davanın süresi içinde açılmadığını, "... ..." markası ... Gıda Ltd Şti şirketine ait olduğundan diğer davacının aktif dava ehliyetinin bulunmadığını, müvekkilinin faaliyetini ilgili mevzuata uygun olarak yürüttüğünü, kendisine denetim yetkisi veren kurumların denetimine tabi olduğunu, diğer davalı ... Ltd Şti.'nin müvekkiline başvurarak bir ürüne ilişkin belgelendirme isteğinde bulunulduğunu, bu başvuru üzerine sprey, solisyon ve tampon formundaki ürün için başvuru formu talep eden müvekkilinin ürünün Sağlık Bakanlığının tebliği kapsamında olduğunu tespit ettikten sonra başvurucunun adresine giderek ilgili tüm belgeleri denetlendiğini, Tıbbi Cihaz Yönetmeliğine uygun olarak yapılan belgelendirmeden dolayı müvekkilinin herhangi bir sorumluluğunun bulunmadığını, Sağlık Bakanlığı tarafından yapılan denetimlerde davalı ... Ltd Şti'ye ait belgelendirilen ürünlerin "Beşeri Tıbbi Ürün Ruhsatlandırma Yönetmeliği" kapsamında değerlendirilmesi gerektiğine dair müvekkiline bir bildirimde bulunulmadığını ve ancak davacılardan ... Gıda Ltd Şti'nin Sağlık Bakanlığına başvurusu sonrasında ... Ltd Şti'ye ait ürünün tıbbi ürün ihtiva eden tıbbi cihaz kapsamında değerlendirilmesi gerektiğinin bildirilmesi ile müvekkilinin yapmış olduğu belgelendirme işleminin iptal edildiğini, belgelendirilen ürün içinde ilaç etken maddesi olup olmadığını müvekkili tarafından bilinmesi ya da ürünün bitkisel olup olmadığına karar verilmesinin hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, ... Ltd Şti. tarafından verilen deklarasyonda ürünlerin ilaç etken maddesi içermediğinin beyan edilmesi nedeniyle söz konusu belgelendirme işleminin yapıldığını ve usulüne uygun yapılan iş ve işlemlerden dolayı müvekkilinin haksız rekabet eyleminden sorumlu tutulamayacağını savunarak, davanın reddine karar verilmesini istemiştir. Davalı .... temsilcisi usulüne uygun tebligata rağmen davaya cevap vermemiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece, davacılardan ... Gıda Ltd. Şti'nin üretimini, diğer davacı ... İlaç A.Ş.'nin pazarlama ve satışını yaptığı sprey, tampon ve ampul formlarındaki "... ..." adlı bitkisel içerikli kanama durdurucu ürünlerle ilgili olarak davacı ... Gıda Ltd. Şti'nin ara ürün izin belgelerini alıp İlaç ve Tıbbi Cihaz Ulusal Bilgi Bankasına kaydını yaptırdığı, alınan bu izinler kapsamında davacıların faaliyette bulundukları, davalılardan ... Ltd. Şti.'nin tampon, sprey ve ampul formlarındaki bitkisel içerikli kanama durdurucuları usulüne uygun olmayan belgelendirmeler ile Türkiye İlaç ve Tıbbi Cihaz Ulusal Bilgi Bankasına kaydettirip sonrasında üretim, pazarlama, satış ve dağıtımını yapmak suretiyle davacı ile aynı piyasada rekabet etmeye başladığı, davacıya ait "... ..." ile davalı şirkete ait "..." markalı tıbbi ürünlerin içerik açısından aynı ilaç olmamakla birlikte kanamayı durdurucu etki oluşturan formülasyonlar açısından aynı olduklarının bilirkişilerce tespit edildiği, bu tür ürünlerin üretim ve satışının yapılabilmesi için ürün güvenliği sertifikası CE ve ISO 13485 "Tıbbi Cihaz Üretim Sertifikası" almak zorunlu iken davalı ... Ltd.Şti'nin CE belgesi veren kuruluşlar listesinde yer almayan davalı ... Ltd.Şti'den CE belgesi alarak ve Sağlık Bakanlığı İlaç ve Tıbbi Cihaz Kurumuna başvuru yapmaksızın "..." markalı tıbbi ürünün üretim ve satışını gerçekleştirdiği, gerekli ve zorunlu izinleri almadan yaptığı üretim ve satış nedeniyle kendisini rekabette avantajlı duruma getirdiği, davalının bu eyleminin rakip teşebbüs niteliğindeki davacı şirketin rekabet edebilirliğini olumsuz olarak etkilediği, yapılan bilirkişi incelemesinde davalının bu eylemi nedeniyle 2011 yılından itibaren davacının satışlarının ciddi oranda düştüğünün tespit edildiği, aynı sektörde faaliyet gösteren davalı ... Ltd.Şti'nin kanunen uyması gereken iş şartlarına riayet etmemesi nedeniyle rekabet kurallarına aykırı hareket ettiği, davalı ...'in dosya kapsamında bulunan röportaj ve haber içeriklerine göre proje sorumlusu vasfı ile davalı şirkete ait ürünlerin tanıtımını yapmak suretiyle davalı ile birlikte hareket ettiği, davalı ... Ltd. Şti.'nin ise, davalı ... Ltd.Şti.'nin bayisi olarak ürünün satışını yaptığı, internet haber sitelerinde yer alan içeriklerden 7. Avrupa Acil Tıp Kongresinde davalı şirketin ürünlerinin tanıtımını yaparak pazarlamaya başlayacaklarına ilişkin beyanlarının yer aldığı, anılan davalıların ortaklaşa gerçekleştirdikleri bu faaliyetlerin davacıyı rekabette geri bırakacak ve aynı zamanda haksız, ciddi avantajlar kazandıracak nitelikte olduğu, ancak davaya konu ürünlerin sertifikalandırılmasında yetki aşımı yaparak CE sertifikası düzenlemiş ise de, davalı ... Ltd Şti'nin diğer davalılar ile organizasyon birliği içerisinde hareket ettiğine dair delil bulunmadığı, başlı başına sertifikalandırma işlemi ile haksız rekabet arasında doğrudan illiyet bağının bulunmadığı, anılan sertifikalandırma nedeniyle bu şirketin yetkilisi hakkında güveni kötüye kullanma suçundan açılan kamu davasının beraatla sonuçlandığı gerekçeleriyle davalılar ... Sosyal Hizm. Mak. İnş. Gıda Rek.Tem. Medikal Tic.San. Ltd. Şti., ... ve ...'in fiillerinin haksız rekabet niteliğinde olduğunun tespitine, haksız rekabetin men'ine, davacıların maddi tazminat talebinin kısmen kabulü ile 237.842,02 TL maddi tazminatın (davalı .... 1.024,37-TL, davalı ...'in takdiren 50.000,00-TL ile sınırlı olarak) davalılardan tahsiline, maddi tazminatın 10.000,00-TL'sine dava tarihi olan 26/02/2015 ve 227.849,02 TL'sine ıslah tarihi olan 22/12/2022 ıslah tarihinden itibaren en yüksek banka mevduat faizini geçememek üzere değişen oranlarda avans faizi uygulanmasına ve diğer davalı ... Ltd Şti'ne yönelik davanın reddine karar verilmiştir. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacılar vekili istinaf başvuru dilekçesinde, haksız rekabetin varlığı yönünden verilen karar doğru olmakla birlikte, ... Ltd. Şti. yönünden verilen ret kararı ile hükmedilen maddi tazminat miktarı yönünden kararın doğru olmadığını, bilirkişi tarafından 2012, 2023, 2014 ve 2015 yılları için davalı şirketin toplam 237.849,02 TL net kar elde ettiği belirlenmiş ise de, Yargıtay uygulaması gereğince faaliyet giderlerinin alt kalemlerinin tek tek incelenerek dava konusu ürün ile ilgisi olmayan giderlerin brüt ürün karından mahsup edilecek kalemlerin dışında bırakılması gerektiğini, buna göre faaliyet giderlerinin alt kalemlerini oluşturan pazarlama satış dağıtım gideri, işyeri sigorta gideri, bağış ve yardımlar, MTV, araç sigorta gideri, amortisman gideri, ihbar tazminatı, kıdem tazminatı, huzur hakkı, oda aidatları, avukatlık ücretleri, damga vergisi, vergi resim ve harçlar, Aski giderleri, banka masrafları, SMMM ücretleri, YMM ücretleri, noter ve mahkeme giderleri ile temsil ve ağırlama gideri gibi ürünün üretim maliyeti ile doğrudan ilgisi olmayan onlarca kalemin faaliyet giderlerinden dışlanarak net karın belirlenmesi gerektiğini, öte yandan müvekkilinin tazminat talebinin uğramış olduğu fiili zarara ilişkin olduğunu, davalı ...'un satışa başlamasından sonra müvekkilinin satışlarının dramatik bir şekilde düştüğünü bu süre içinde 4.000.000-TL yi aşan bir zararının söz konusu olduğunu, dosyaya gelen 3. ek bilirkişi raporuna ek bilgi ve kayıtlardan davalıların Sağlık Bakanlığına bağlı hastanelere 4.000.000,00 TL'ye yakın satış yaptıklarının anlaşıldığını, ancak CD içeriğindeki hastanelere ait ilaç alım listesindeki alış fiyatı ve miktarının bilirkişilerce doğru hesaplanmadığını, CD içeriğinde yer alan ... Ltd Şti. satışlarına ait rakamlar ile 2012, 2013, 2014 ve 2015 tarihli Sosyal Güvenlik Kurumu Genel Sağlık Sigortası Genel Müdürlüğü tarafından hazırlanan Sağlık Uygulama Tebliğindeki birim fiyatlarının uyumlu olmadığını, Sağlık Uygulama Tebliğine aykırı alım yapılamayacağından, davalının SGK'ya sattığı dava konusu ürünlerin satış bedellerinin SUT'a göre hesaplanması gerektiğini, davalılardan ... Ltd Şti.'nin hareketi diğer davalıların haksız rekabet eyleminin önünü açtığından gerçekleşen sonuçtan bu davalının da sorumlu olduğunu, haksız rekabet yönünden aktif bir eyleminin bulunmamasının sorumluluğunu ortadan kaldırmadığını, maddi tazminat yönünden lehe vekalet ücretine karar verilmiş iken haksız rekabetin tespiti ve önlenmesi yönünden ayrı bir vekalet ücretine hükmedilmemiş olmasının da hukuka aykırı olduğunu ileri sürerek, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını ve davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir. Davalı ... Sosyal Hizm. Mak. İnş. Gıda Rek. Tem. Medikal Tic. San. Ltd. Şti. vekili istinaf başvuru dilekçesinde, bilirkişi heyeti içinde yer alan ve raporun sertifikasyon/ruhsatlandırma bölümünü inceleyecek olan ...'ın önceki rapor döneminde dosyadan çekildiğini, bu hususta inceleme yapılmak üzere heyete bu alanda inceleme yapacak bir bilirkişinin eklenilmesi yerel mahkemeden defalarca kez talep edilmişse de, bu yönden hiçbir ara karar tesis edilmediğini, dolayısı ile sertifikasyon/ruhsatlandırma süreci açıklığa kavuşturulmadan değerlendirme yapılmasının fahiş hatalara neden olduğunu, haksız rekabetin varlığından söz edebilmek için davacının tüm ruhsatlandırma sürecini hukuka uygun yürütmüş olması, buna karşılık müvekkil şirketin davacının tamamen doğru yürüttüğü ruhsatlandırma işlemine nazaran tesis etmediği /eksik tesis ettiği işlem ve usullerin bulunması gerektiğini, bilirkişi 3. ek raporundaki müvekkilinin eylemlerinin haksız rekabet içeren fiiller olarak değerlendirilebileceği görüşünün önceki bilirkişi raporları ile çelişkili olduğunu, zira Türkiye’de medikal ve ilaç ürünlerinin piyasa bedelinin Sosyal Güvenlik Kurumu tarafından Sağlık Uygulama Tebliği kapsamında belirlendiğini, her iki firmanın da eşit fiyat koşullarında satış yaptığını, bu hususun bilirkişi heyetinde yer alan rekabet uzmanının gözünden kaçtığını, SGK tarafından fiyatı, satış ve ihale şartları belirlenen ürünlerin haksız rekabete yol açmasının söz konusu olmadığını, kaldı ki bilirkişi 3. ek raporunda ... ve ... markalı ürünlerin ayrı kategorilerde yer aldığının saptandığını, Teknik Şartnamede belirtilen teknik bilgiler aynı olmadığından ürünler arasında rekabet bulunmadığını, müvekkilinin ürününün ilaç statüsünde olmadığını, ... Ltd. Şti'nin yetkili bulunmadığı bir konuda belge vermesinin müvekkili açısından bir sorumluluk doğurmayacağını, müvekkili şirketin işe başlamak ve devam ettirmek adına tüm yasal yükümlülüklerini yerine getirdiğini, ... Ltd Şti.nin eylemlerinin haksız fiil niteliğinde olduğunu, diğer davalı ... haksız rekabete aktif katkı sağladığı gerekçesiyle sorumlu tutulmuşken ... ltd Şti'nin sorumlu tutulmamasının hatalı olduğunu, ... markası altında aynı anda 5 ayrı şirketle ticari faaliyet gösteren bir grup olması nedeniyle davacı şirketin kar kaybının bu şirketlerin tamamının esas alınması suretiyle belirlenmesi gerektiğini, şayet bu şirketlerin tamamının defter vs belgelerinin incelenmesi halinde grup olarak büyük bir kar elde edildiğinin görüleceğini bu hususun hükme esas alınan raporu eksik ve hatalı kıldığını, dava süreci içinde Sağlık Bakanlığı tarafından toplatılan ve imha ettirilen ürünlerden bahsedilmediğini, iki marka her ne kadar bitkisel kan durdurucu olsa da içerikleri, etki mekanizması, ambalaj ve diğer farklılıkların, özellikle her iki ürünün de patentli olduğunun mahkeme tarafından gözden kaçırıldığını ileri sürerek, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını ve davanın reddine karar verilmesini istemiştir. Davalı ... vekili istinaf başvuru dilekçesinde, müvekkili yönünden alacağın zamanaşımına uğradığını, davacıların uğradıklarını iddia ettikleri zararın "...” markalı ürünün Türkiye İlaç ve Tıbbi Cihaz Kurumu'na kaydedilmesi ve sonrasında SGK tarafından satın alınmasına dayalı olduğunu, müvekkilinin bunun hiç bir aşamasında herhangi bir rolünün bulunmadığını, kamu görevi bulunmayan müvekkilinin yaptığı mesleki çalışmalar nedeniyle ilgisinin bulunmadığı şirketlerin davranışlarından sorumlu tutulamayacağını, davacı şirketin 25/12/2012 tarihli şikâyet dilekçesine karşılık, Sağlık Bakanlığı Türkiye İlaç ve Tıbbi Cihaz Kurumu'nun 15/5/2013 tarihli yazısında davalı ... şirketinin ürünlerinin Tıbbi Cihaz Yönetmeliği'ne uygun ve CE sertifikasına sahip olduğunu bildiren bir cevap verildiği açıkken müvekkilinden bu hususları bilmesinin beklenemeyeceğini, müvekkilinin davalı şirketin ürünlerini deneme amaçlı kullanması ve tespit ettiği sonuçları kamuoyu ile paylaşmasının ürün içeriği veya başkaca bir sır ile ilişkisinin olmadığını, davacı şirkete ait ürün ile davalı şirkete ait ürünün kan durdurucu özelliği esas alınarak haksız rekabetin oluştuğunun kabulünün doğru olmadığını, zira kan durdurucu olsa da, ek raporda ürün içerikleri, gönderilen numune ve kullanma kılavuzu uyarınca tepkimelerin farklı bitkilerden dolayı farklı mekanizmalarla yürüyebileceği ve ürünlerin etki mekanizmalarının ayrı olabileceği şeklinde bir görüşün bulunduğunu, dolayısı ile ürünlerin rekabet halinde olmadığını, müvekkili aleyhine hükmedilen tazminatın ne şekilde hesaplandığının açık olmadığını ve yargılama gideri ve vekalet ücretinin ıslah ile artırılan 4.000.000,00-TL üzerinden hesaplanması gerekirken 10/11/2022 tarihli ıslah dilekçesi üzerinden hesaplanmasının doğru olmadığını ileri sürerek, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını ve davanın reddine karar verilmesini istemiştir. GEREKÇE : 1- Dava, haksız rekabetin tespiti, men'i, maddi tazminat istemlerine ilişkindir. İnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. Dosya kapsamı, mevcut delil durumu ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı ve mahkemece davalılar ... Ltd. Şti, ... ve ...'in eyleminin 6102 sayılı TTK.'nın 55. maddesi anlamında haksız rekabet teşkil ettiğinin kabul edilmesinde bir isabetsizliğin bulunmadığı, zira hükme esas alınan bilirkişi raporunda açıklandığı üzere, davalı ... Ltd. Şti.'nin "..." markalı ürünlerini CE sertifikası vermeye yetkisi bulunmayan bir kurumdan temin edip Türkiye İlaç ve Tıbbi Cihaz Ulusal Bilgi Bankasına Mayıs 2012 yılında kaydettirmek suretiyle davacı ... Gıda Ltd Şti.'nin uzun uğraşlar sonucu Geleneksel Bitkisel Tıbbi Ürünler Yönetmeliği ve Tıbbi Cihaz Yönetmeliği uyarınca insan sağlığına etkilerini gösterir, hayvanlar ve insanlar üzerinde yapılmış klinik çalışma sonuçlarını ortaya koyarak ruhsatlandırmış olduğu ürünler ile piyasada rekabet etmeye başladığı, davalı şirketin gerekli izin ve ruhsatları almadan benzer ürünler ile piyasaya girdiğini öğrenen davacı ... Gıda Ltd Şti.'nin başvuruları sonucunda, davalı ... Ltd. Şti.'nin üretim ve satışını yapmış olduğu bitkisel tıbbi ürünlere dair yetkisiz merci olan ... Ltd. Şti tarafından düzenlenen belgelerin Sağlık Bakanlığı tarafından iptal edilerek, ürünlerin Ulusal Bilgi Bankasından çıkarıldığı, davalılardan ...'nin sertifikası bulunmayan bu ürünlerin satışını gerçekleştirdiği, diğer davalı ...'in de bu ürünlerin tanıtımını yaparak davalı ... Ltd Şti'nin anılan eylemine iştirak ettiği, davalıların bu eylemleri sonucunda ortakları, karar alma organları, yönetim yapısı, karar alma usulleri ile menfaatleri ortak olan ve iktisadi bir bütünlük arz eden davacıların zarara uğradığı, davalı şirketlere ait defter ve kayıtların incelenmesi sonucunda, davacıların söz konusu ürünlerin satışından doğan vergi, yönetim, pazarlama ve maliyet gibi tüm işletme ve vergi giderlerinden arındırılmış net kârın 237.849,02-TL olarak tespitinde usule aykırılık bulunmadığı, bilirkişi tarafından belirlenen bu maddi tazminat miktarının, davacılar vekili tarafından 10/11/2022 tarihli dilekçeyle uygun görülerek sınırlandırıldığı, davalıların elinde iken Sağlık Bakanlığının idari tasarrufu sonucu imha edilen ürünlerden kaynaklanan zararın sonuçlarından davacıların sorumlu tutulmasının mümkün olmadığı, davalı ...'in sorumlu olduğu maddi tazminat miktarının, haksız rekabet teşkil eden eyleminin niteliğine uygun olarak belirlendiği anlaşılmakla, davacılar vekili ile davalı ... vekilinin ve davalı ... Ltd. Şti. vekilinin aşağıdaki bentlerin kapsamı dışında kalan ve yerinde görülmeyen diğer istinaf itirazlarının esas yönünden reddine dair hüküm kurmak gerekmiştir. 2- Ancak mahkemece görüşüne başvurulan 02.07.2020 tarihli bilirkişi raporunda, dava konusu ürünlerden sprey ve ampul formlarının, Geleneksel Tıbbi Ürünler Yönetmeliğine göre ruhsatlandırılırken, tampon ürününün ruhsatlandırılmasının Tıbbi Cihaz Yönetmeliği hükümlerine tabi bulunduğu, Türkiye'de tıbbi cihazların CE sertifikasının TSE veya Avrupa Standardizasyon Komitesi tarafından akredite edilen ... A.Ş. tarafından verilebildiği, davalı ... Ltd. Şti.'nin tampon formunda ürettiği ürünlerin CE sertifikasının, ilaçlı tıbbi cihazlara CE sertifikası vermeye yetkili olmayan diğer davalı ... Ltd. Şti. tarafından verildiği, ampul ve sprey formundaki ürünlerin de Sağlık Bakanlığından gerekli izinler alınmadan ve yetkili olmayan ... Ltd. Şti. tarafından düzenlenen CE sertifikası ile belgelendirildiği, diğer bir deyişle dava konusu sprey ve ampul formlarındaki ürünler için tıbbi ürün, tampon formundaki ürün için tıbbi cihaz hakkındaki mevzuat hükümlerine göre ruhsat alınması gerekirken, tüm ürün formları yönünden tıbbi cihazlar için geçerli mevzuata göre ruhsatlandırma yapılmaya çalışıldığı, davalılarca zorunlu süreçleri tamamlanmadan dava konusu ürünleri üretip piyasaya sürülmesinin, rekabetin eşit koşullarla gerçekleşmesini engellediği, bozduğu bildirilmiştir. Yine mahkemece görüşüne başvurulan 05.04.2021 tarihli bilirkişi raporunda, davalı ... Ltd. Şti. tarafından dava konusu ürünlerde talep edilen sertifikalar bakımından yetkisinin aşılarak işlem yapıldığı ve sertifika verildiği sabit ise de, sertifika kuruluşlarının, başvuranın talep ettiği sertifikanın kapsam ve çerçevesini aşarak herhangi bir test, deney, kalibrasyon, muayene yapamayacağı, ilgili ürünlerin hangi kategoride olacağının ve hangi sertifikaların alınması gerektiğinin değerlendirilmesinin, sertifika talebinde bulunan ... Ltd. Şti.'nin sorumluluğunda olduğundan, davalı ... Ltd. Şti.'ne farklı bir mecra olan haksız rekabet sorumluluğunun atfedilemeyeceği belirtilmiştir. 18.03.2022 tarihli ek bilirkişi raporunda da davalı ... Ltd. Şti.'nin yetkisi dışında işlem yapmaktan kaynaklanan bir sorumluluğunun olabileceği, ancak bunun çözüm yerinin başka bir mecra olacağı, müşterek sorumluluk hakkındaki takdirin mahkemeye ait olduğu, ayrıca firmaların kan dondurucu ürünleri üretmek için "Ürün Güvenliği Sertifikası CE" ve "ISO 13485 Tıbbi Cihaz Üretim Sertifikası" almak zorunda olduğu bildirilmiştir. Her ne kadar ilk derece mahkemesince, bilirkişi heyetinin yukarıda açıklanan görüşlerine dayanılarak davalı ... Ltd. Şti. hakkındaki davanın reddine karar verilmişse de, yine aynı bilirkişi raporlarındaki tespitlerden, davalı ... Ltd. Şti. tarafından, diğer davalı ... Ltd. Şti.'nin talebi ile yetinilerek, tıbbi cihaz niteliği taşımayan dava konusu sprey ve ampul ürünleri için tıbbi cihazlara mahsus CE Sertifikası düzenlendiği, tıbbi cihaz niteliği taşıyan tampon ürünü için ise tıbbi cihazlara mahsus CE Sertifikası düzenlendiği, ancak davalı ... Ltd. Şti.'nin, tıbbi cihazlara CE sertifikası vermeye yetkili bir kuruluş olmadığı anlaşılmaktadır. Dolayısıyla davalı ... Ltd. Şti.'nin tıbbi cihazlara mahsus CE Sertifikası düzenleme yetkisi olmadığı halde, her üç ürün formu için de anılan sertifikayı düzenlemesi şeklinde gerçekleşen bu eylemi ile her üç ürün de tıbbi cihaz gibi işlem görmüş, davalı ... Ltd. Şti. tarafından da bu sertifikalara dayanılarak, Sağlık Bakanlığı Türkiye İlaç ve Tıbbi Cihaz Ulusal Bilgi Bankasına kayıt yaptırılmış ve yasal şartları sağlamayan ürünler üretilip satılmıştır. Sağlık Bakanlığınca durumun anlaşılması üzerine, hem dava konusu ürünler tedavülden kaldırılmış, hem de tüm sertifikalar iptal edilmiştir. Tüm bu veriler doğrultusunda Dairemizce, davalı ... Ltd. Şti.'nin tıbbi cihazlara mahsus CE Sertifikası düzenleme yetkisinin olmadığını bildiği, buna rağmen düzenlediği anılan sertifikalarla davalılarca üretim yapılabileceğini öngörebileceği, bu haliyle eyleminin de 6102 sayılı TTK'nın 54/2. maddesi uyarınca "rakipler arasında veya tedarik edenlerle müşteriler arasındaki ilişkileri etkileyen aldatıcı veya dürüstlük kuralına diğer şekillerdeki aykırı davranışlar ile ticari uygulamalar" kapsamında davacılar yönünden haksız rekabet teşkil ettiği, anılan davalının da davacıya karşı diğer davalılarla birlikte gerek haksız rekabetin tespit ve men'i gerekse de tazminat talepleri yönünden müteselsilen sorumluluğunun bulunduğu kabul edilmiş, davacılar vekili ile davalı ... ve davalı ... Ltd. Şti. vekillerinin istinaf başvurularının kabulüne karar verilmiştir. 3-Davacılar vekilinin sair istinaf itirazlarına gelince, davacılar haksız rekabetin tespiti ve önlenmesi ile birlikte 10.000,00-TL maddi tazminat talebinde bulunmuş, 08/7/2022 tarihli dilekçe ile talebi 4.000,000,00-TL olarak ıslah etmiş ve nihayet 10/11/2022 tarihli dilekçe ile taleplerini 237.849,02-TL ile sınırlandırarak fazlaya ilişkin kısmından feragat etmiş olup mahkemece, haksız rekabetin tespiti ve meni talebinin kabulü ile birlikte maddi tazminat talebinin kısmen kabulüyle 237.842,02-TL maddi tazminatın ... Ltd Şti. haricindeki davalılardan tahsiline karar verilmiştir. Bu itibarla AAÜT'nin 13. maddesi hükümleri uyarınca haksız rekabetin tespiti ve meni talebi ile maddi tazminat talebinin kabul edilen miktarı yönünden davacılar lehine iki ayrı vekalet ücretine karar verilmesi gerekirken tek bir vekalet ücretine hükmedilmesi doğru olmamıştır. Bu durum karşısında HMK'nın 353/1-b-2 maddesinde, yargılamada eksiklik bulunmamakla beraber, kanunun olaya uygulanmasında hata edilip de yeniden yargılama yapılmasına ihtiyaç duyulmadığı takdirde veya kararın gerekçesinde hata edilmişse "düzelterek yeniden esas hakkında" duruşma yapılmadan karar verilmesi gerektiği düzenlendiğinden, Dairemizce davacılar vekili ile davalı ... vekilinin ve davalı ... Ltd. Şti. vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile HMK'nın 353/1-b-2. maddesi uyarınca aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiş, bu yeni karar istinaf kararı olduğundan, istinaf karar tarihinde geçerli bulunan harç ve vekalet ücretine göre hüküm kurulmuştur. HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda belirtildiği üzere; 1-Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenle davacılar vekili ile davalı ... vekilinin ve davalı ... Ltd. Şti. vekilinin sair istinaf itirazlarının HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-Yukarıda (2) ve (3) nolu bentlerde açıklanan nedenle davacılar vekili ile davalı ... vekilinin ve davalı ... Ltd. Şti. vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b-2 maddesi gereğince kabulü ile Ankara 13. Asliye Ticaret Mahkemesince verilen 27/11/2025 gün ve 2015/4 Esas - 2025/877 Karar sayılı kararının KALDIRILMASINA, 3-Davalıların kanama durdurucu sprey, tampon ve ampul formunda ... isimli ürünleri gerekli ve zorunlu izinleri almadan üretimini, satışını ve tanıtımını yaparak aynı pazarda faaliyet gösteren davacılara karşı kendilerini rekabette avantajlı duruma geçirmek şeklindeki fiillerinin TTK 54/2, 55/1-a.2 maddesi kapsamında haksız rekabet niteliğinde olduğunun tespitine ve haksız rekabetin men'ine, 4-Davacıların maddi tazminat talebinin kısmen kabulü ile 237.842,02 TL maddi tazminatın; davalı ...'nin 1.024,37 TL'sinden, davalı ...'in takdiren 50.000,00 TL'sinden davalılar ... Sosyal Hizm. Mak. İnş. Gıda Rek.Tem. Medikal Tic.San. Ltd. Şti. ve ... Ltd. Şti.'nin tamamından sorumlu olması suretiyle, maddi tazminatın 10.000,00 TL'sine 26.02.2015 dava tarihinden itibaren 227.842,02 TL'sine 22.12.2022 ıslah tarihinden itibaren en yüksek banka mevduat faizini geçememek üzere değişen oranlarda avans faizi uygulanmak suretiyle davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacılara ödenmesine, davacıların fazlaya ilişkin maddi tazminat talebinin reddine, 5-Haksız rekabetin tespiti yönünden alınması gereken 732,00 TL maktu harç ile maddi tazminat yönünden alınması gereken 16.246,98 TL harcın 170,78 TL peşin harç, 27,70 başvurma harcı ile ıslah haçları toplamı olan 67.939,22 TL'den mahsubu ile bakiye 51.158,72 TL harcın karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacılara iadesine, 6-Davacılar kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT uyarınca hesaplanan, haksız rekabetin tespiti talebi yönünden 45.000,00 TL ve maddi tazminat yönünden 45.000,00 TL olmak üzere toplam 90.000,00 TL vekalet ücretinin (davalı ... yönünden maddi tazminata ilişkin vekalet ücreti için 1.024,37 TL'sinden sorumlu olması kaydıyla) davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacılara ödenmesine, 7-Davalı ... Sosyal Hizm. Mak. İnş. Gıda Rek.Tem. Medikal Tic.San. Ltd. Şti., ... Ltd. Şti., .... ve ... kendilerini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihindeki AAÜT'nin 13/3 maddesi gereğince 45.000,00-TL vekalet ücretinin davacılardan alınarak anılan davalılara verilmesine, 8-Davacılar tarafından ilk derece mahkemesinde yatırılan 27,70 TL peşin harç, 170,78 TL başvurma harcı, 16.246,98 TL ıslah harçları toplamı olmak üzere toplam 16.445,46 TL'nin (davalı ... 69,97 TL'sinden, davalı ... 3.415,50 TL'sinden sorumlu olmak kaydıyla) davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacılara ödenmesine, 9-Davacılar tarafından ilk derece mahkemesinde yapılan 1.560,50 TL tebligat, 455,18 TL müzekkere gideri ve 67.250,00 TL bilirkişi ücreti ile istinaf aşamasında yapılan 225,00 TL tebligat masrafı, 1.150,00 TL posta masrafı olmak üzere toplam 70.640,68 TL yargılama giderinden kabul ve red oranına göre belirlenen 4.200,30 TL yargılama giderinin (davalı ... 18,14 TL'sinden, davalı ... 883,00 TL'sinden sorumlu olmak kaydıyla) davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacılara ödenmesine, bakiye yargılama giderinin davacı üzerinde bırakılmasına, 10-Davalılar tarafından ilk derece ve istinaf aşamasında yargılama gideri yapılmadığından bu hususta karar verilmesine yer olmadığına, 11-Yatırılan ve kullanılmayan gider avansının, hükmün kesinleşmesini müteakip re'sen davacıya iadesine (HMK m.333), 12-Davalı ...'den peşin olarak alınan 615,40 TL maktu ve 853,88 TL nispi istinaf karar ve ilam harcının, karar kesinleştiğinde ve talep halinde anılan davalıya iadesine, 13-Davacılar tarafından peşin olarak alınan 615,40'ar TL maktu istinaf karar ve ilam harcının, karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacılara iadesine, 14-Davalı ... Ltd. Şti.'nden peşin alınan 4.061,75 TL nispi ve 732,00-TL maktu istinaf karar ve ilam harcının, karar kesinleştiğinde ve talep halinde anılan davalıya iadesine, 15-İstinaf aşamasında duruşma açılmadığından taraflar lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına dair, Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oybirliği ile 05/03/2026 tarihinde HMK 361. maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde Yargıtay temyiz yolu açık olmak üzere karar verildi. GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 05/03/2026 Başkan ... Üye ... Üye ... Katip ...