İSTİNAF KARAR TARİHİ:06/02/2026 Taraflar arasındaki İtirazın İptali davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükme karşı süresi içinde davalı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine dosya içerisindeki tüm belgeler okunup, incelendi, gereği konuşulup düşünüldü. TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ DAVA:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Davalı şirketin 13.05.2016 Tarihli Araç Kir…
T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 43. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO: 2022/1339 KARAR NO: 2026/196 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ:İSTANBUL ANADOLU 9. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ:22/03/2022 NUMARASI:2020/397 Esas - 2022/211 Karar DAVA:İtirazın İptali (Ticari Nitelikteki Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan) İSTİNAF KARAR TARİHİ:06/02/2026 Taraflar arasındaki İtirazın İptali davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükme karşı süresi içinde davalı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine dosya içerisindeki tüm belgeler okunup, incelendi, gereği konuşulup düşünüldü. TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ DAVA:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Davalı şirketin 13.05.2016 Tarihli Araç Kiralama Sözleşmesini ve 24.05.2016 tarihli B tipi yetkili satıcılık sözleşmesinin imzalayarak ... Yetkili satıcısı olduğunu ve davacı şirketten sözleşme uyarınca kiralık araç temin etmeye başladığını, her iki sözleşme de davacı tarafça incelendiğini ve değerlendirilerek imzalandığını, davalı şirket sisteme katıldıktan sonra ödemesi gereken aidat bedellerini ödemediği gibi davacı şirketten kiralamış olduğu araçların köprü geçiş cezalarına ilişkin kesilen faturaların da ödenmediğini, davacının söz konusu alacağını tahsil etmek için icra takibi başlatıldığını, ancak davalı itirazı ile icra takibini durdurduğunu, itiraz sebebiyle uyuşmazlığın çözümlenmesi amacıyla davacı tarafından arabuluculuk sürecine başvurulduğunu ancak yapılan görüşmeler neticesinde anlaşmaya varılmadığını beyan etmiş, bu nedenlerle itirazın iptaline, takibin devamına, %20'den az olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesine, yargılama giderleri ve avukatlık ücretinin de davalı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. CEVAP:Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Öncelikle yetki itirazlarının bulunduğunu, yetkili mahkemenin Ankara Asliye Ticaret Mahkemeleri olduğunu, davalının sözleşmeden doğan bu aidat ve giriş ücreti ödemelerini ödediğini, sözleşmeden doğan tüm yükümlülüklerini yerine getirdiğini, davacı ile sözleşme imzalandıktan sonra ilk yıl davacı yükümlülüklerini yerine getirmiş olmasına rağmen 2017 yılından sözleşmenin feshedildiğini, 30.01.2019 tarihine kadar hiçbir yükümlülüğünü yerine getirmediğini, aksine bir kısım usulsüzlüklerin davalı tarafından tespit edildiğini, davalının herhangi bir borcu olduğunu kabul anlamına gelmemekle birlikte var olması ihtimalinde dahi davalı şirketin alacaklı olduğu tutar daha fazla olduğundan alacaklı oldukları tutarın mahsup edilmesi gerekirken, İstanbul Anadolu 10. Asliye Ticaret Mahkemesi 2019/622 Esas sayılı alacak davası devam ederken davacı tarafından icra takibi başlatılması ve devamında huzurdaki davanın ikame etmesinde hukuki yarar bulunmadığını, hangi faturanın hangi tarihli cezaya ilişkin olduğu belli olmamakla birlikte, davalı şirkete de faturaların dayanağı olan ve davalı şirketçe ödenmesi gerektiği iddia olunan Trafik Para Cezası Karar Tutanakları gönderilmemiş olduğundan ve davalı şirketin iddia edilenin aksine davacıya herhangi bir borcu bulunmadığından davacı tarafından başlatılan takibe itiraz etme gereği hasıl olduğunu beyan etmiş, bu nedenlerle haksız davanın reddine yetki itirazlarının kabulüne, kötü niyetli olarak %20'den aşağı olmamak üzere tazminatın davalıya ödenmesine, yargılama giderleri ve avukatlık ücretinin de davacı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ve beyan etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI:İstinaf incelemesine konu kararı veren ilk derece Mahkemesince eldeki dava hakkında yapılan yargılama sonunda, " , Taraflar arasında 13.05.2016 tarihli Taşıt Kiralama Sözleşmesi ve 24.05.2016 tarihli B Tipi Yetkili Satıcılık Sözleşmesi imzalandığı hususlarında ihtilaf bulunmadığı, taraflar arasında Taşıt Kiralama Sözleşmesi ve B Tipi Satıcılık Sözleşmesi kapsamında ticari ilişki bulunduğu, davacı şirketin davalı şirketten sözleşmeden kaynaklanan hizmet bedeli/aidat faturalarından kaynaklı alacağı bulunduğu, yine davalı şirkete kiraladığı araçların köprü geçiş cezalarının davalı tarafından ödenmemesi üzerine davacı tarafından ödendiği, ödenen bedeller yönünden davalı tarafa düzenlenen yansıtma faturalarından kaynaklanan alacağının bulunduğu, davacı tarafından davalı adına düzenlenen takibe ve davaya konu faturaların e-fatura olarak davalı tarafa iletildiği, yasal süresinde davalı tarafından faturalara itiraz edilmediği, davacı tarafın ticari defter ve kayıtlarında davalı taraftan 15.665,93 TL alacaklı olduğu, davalı tarafın ticari defterlerinde kayıtlı 4.701,94 TL toplam ödemelerin davacı ticari defterlerinde aynen kayıtlı olduğu, ancak davacı tarafından davalı adına düzenlenen takibe ve davaya konu e-faturaların sistem üzerinden davalı tarafa gönderilmesine rağmen davalı tarafın ticari defter ve kayıtlarında yer almadığı, e-fatura olarak gönderilen hizme bedeli ve yansıtma faturaları davalı tarafın ticari defter ve kayıtlarında yer almasa da, e-faturaların sistem üzerinden gönderilmesi ve yasal süresinde e-faturalara itiraz edilmediğinden fatura ve muhteviyatının davalının kabulünde olduğu, davalı tarafa sistem üzerinden gönderilen ve kabulünde sayılan fatura bedellerinin ödendiğinin ispat edilemediği, alacağın faturaya dayalı olduğu, faturaların e-arşiv fatura olarak davalı tarafa sistem üzerinden tebliğ edildiği, yasal süresinde e-arşiv faturalara itiraz edilmediği, alacağın davalı tarafından belirli ve bilinebilir olduğu, itirazın haksız olduğu, icra ve inkar tazminatı koşullarının oluştuğu anlaşılmakla, davanın kabulüne..." karar verilmiştir. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; mahkemece verilen gerekçeli kararda, delillerin tartışılması, gerekçenin tartışılan deliller üzerinden ayrıntılı olarak açıklanması gerekirken işbu dosyadan taraflarına tebliğ edilen gerekçeli kararda dosyaya sunulmuş deliller, müzekkere cevapları tartışılmadığını ve gerekçelendirilmediğini, dosya kapsamında sunulan deliller ve alınan bilirkişi raporları arasında çelişki mevcutken işbu çelişki giderilmeksizin hatalı ve eksik rapor üzerinden dosyanın karara çıkarılması hatalı olmuş ve bozmayı gerektirdiğini, dosyanın bekletici mesele yapılması gerekmekteyken karara çıkarılmasının hatalı olduğunu, davaya konu fatura döneminde müvekkilinin e-arşiv fatura sistemi mevcut bulunmamakta iken, e -arşiv mükellefi gibi inceleme yapılmış ve hatalı tespitlerde bulunulduğunu, bu husus araştırılmaksızın müvekkilinin faturalar hakkında bilgi sahibi olduğundan bahisle borcun mevcut olduğunun tespit edilmesi hatalı olmuş ve bozmayı gerektirdiğini, yargılamayı gerektiren likit olmayan bir alacak mevcut olduğundan, icra inkar tazminatına hükmedilmemesi gerekmekte iken aksi yönde verilen kararın hatalı olduğunu, söz konusu cezaların Resmi Gazetede yayınlanan af kapsamında olup olmadığının tespitini gerektirdiğinden yargılamayı gerektiren bir konu olması ve alacağın likit olmaması dolayısıyla yasal şartları oluşmayan icra inkar tazminatına hükmedilmemesi gerekmekte iken aksi yönde verilmiş olan karar hatalı olduğunu, istinaf taleplerinin kabulü ile itirazlarının kabulüne, mahkeme kararının bozularak kaldırılmasına, davanın reddine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ve istinaf etmiştir. GEREKÇE:Dava, ticari satım sözleşmesine dayalı faturadan kaynaklanan alacağın tahsili istemiyle başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali davasıdır.İlk derece mahkemesince dosyaya toplanan deliller ile davanın kabulüne karar verilmiş, karara karşı davalı vekili tarafından yukarıda yazılı sebepler ile istinaf başvurusunda bulunulmuştur.İstinafa gelen uyuşmazlık temelde, davanın ispat edilip edilmediği, davacının davalıdan alacaklı olup olmadığı, alacaklı ise ne kadar alacaklı olduğu noktalarındadır.Davacı takip alacaklısı tarafından, davalı takip borçlusu hakkında, İstanbul Anadolu 8. İcra Müdürlüğünün ... sayılı takip dosyasında, "Diğer Alacak Bilgisi 15.665,93 TL tutarında fatura alacakları" sebebine dayalı olarak 15.665,93 TL asıl alacağın tahsili istemiyle 09/10/2018 tarihli takip talebi ile ilamsız icra takibi başlatılmış, itiraz üzerine takip durmuştur. Davacı tarafça, 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu(İİK)'nun 67. maddesi uyarınca itirazın iptaline karar verilmesi istemiyle eldeki dava açılmıştır.İlk derece mahkemesince uyuşmazlığın çözümü için tarafların ticari defterlerinin incelenmesine karar verilmiştir. Kural olarak salt faturanın düzenlenmiş olması, dayanağı kanıtlanamayan faturaların düzenleyenin defterlerinde kayıtlı olması ve faturaya itiraz edilmemiş olması tek başına akdi ilişkinin kanıtı olamaz. (Yargıtay HGK'nun 19/09/2018 Tarih, 2017/19-915 Esas ve 2018/1338 Karar Sayılı İlamı). Başka bir ifadeyle dava konusu faturaya konu sözleşmesel ilişkinin varlığı ile edimin ifa edildiğinin HMK'nın 200 ve devamı maddeleri uyarınca yazılı delillerle ispatlanması gereklidir. Zira fatura, sözleşmenin infaz aşamasına ilişkin vesikalardan olup sözleşmesel ilişkinin ve edimin ifasının ispatında başkaca delillerle desteklenmediği sürece delil niteliğini haiz olmaz. Türk Medeni Kanunu’nun 6. Maddesi; “Kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça, taraflardan her biri, hakkını dayandırdığı olguların varlığını ispatla yükümlüdür” hükmünü içermektedir.Yine HMK’nın 190/1. maddesine göre ise, ispat yükü, iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir. Öte yandan ispat yüküyle ilgili kanunda açık bir hüküm bulunması halinde öncelikle ona bakılmalıdır. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu(HMK)'nun 222. maddesine göre, Ticari defterlerin, ticari davalarda delil olarak kabul edilebilmesi için, kanuna göre eksiksiz ve usulüne uygun olarak tutulmuş, açılış ve kapanış onayları yaptırılmış ve defter kayıtlarının birbirini doğrulamış olması şarttır.Ayrıca ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması veya diğer tarafın ticari defterlerini ibraz etmemesi yahut defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerekir. Diğer tarafın 2. fıkra hükmüne uygun olarak tutulan ticari defterlerinin ilgili hususta hiç bir kayıt içermemesi halinde ticari defterler sahibi leline delil olarak kullanılamaz. Maddede sayılan şartların birlikte bulunması halinde ticari defterler kesin delillerdendir ve aksi ancak senet veya diğer kesin deliller ile ispatlanabilir. Mahkemece alınan bilirkişi raporunda, davalının ticari defter ve kayıtlarına göre, davacı tarafından düzenlenen 6 adet toplam 4.738,45 TL tutarlı faturanın davalının defterlerinde kayıtlı olduğu ve davalının davacıya toplam 4.738,45 TL tutarlı fatura bedellerinden dolayı 4.701,94 TL borçlu olduğunu, davacı tarafından düzenlenen 7 adet toplam 10.963,99 TL tutarlı faturanın davalının ticari defterlerinde kayıtlı olmadığı, davacının ticari defterlerine göre, davalı adına tanzim edilen takibe konu faturaların e-arşiv şeklinde usulüne uygun düzenlendiği, faturanın davalıya e-arşiv portalı üzerinden teslim edildiği, davalının faturaya takip öncesi itirazının olmadığı, davacının takip dayanağı alacağına esas fatura münderecatındaki hizmetinin davalının bilgisi dahilinde olduğu kanaati hasıl olarak, davacının icra takip tarihi itibariyle davalıdan 15.665,93 TL alacaklı olduğu tespit edilmiştir.Davalı tarafından davacıya karşı açılan, İstanbul 10. Asliye Ticaret Mahkemesi 20.10.2022 tarihli, 2019/622 E., 2022/652 K. sayılı dosyasında, davanın özü, taraflar arasında imzalandığı anlaşılan "... (...) yetkili satıcı sözleşmesi" ve " araç kiralama sözleşmesi" kapsamında oluşturulan ticari ilişki nedeniyle davalının mezkur sözleşmelere aykırı davranıp davranmadığı, davacının bu nedenle zarara uğrayıp uğramadığı noktasında toplandığı, taraflar arasında akdedilen sözleşmede, davalı tarafından davacıya temin edilecek yıllık araç sayısına ilişkin bir düzenleme bulunmadığı, otoshops (b tipi) yetkili satıcı sözleşmesinin 5.7 maddesinin ikinci fıkrasında, davacının ikinci el araç teminine ilişkin tek tedarikçisinin davalı şirket olarak düzenlenmediği; üçüncü kişilerden de satmak üzere araç temin edebileceği, sözleşme kapsamında, davalı şirketin davacıya araç temin etmesi bir yükümlülük olarak düzenlenmediği, taraflar arasında imzalanmış araç kiralamaya ilişkin sözleşmenin 3. maddesinde davacının davalıdan kiralayacağı araçları talep etmesi düzenlendiği, davalının, her yıl belirli bir miktarda davacıya araç kiralama taahhüdü sözleşmede bulunmadığı, davacının davalıdan kiralık araç temin etmek istediğine ve bu isteğinin ise davalı tarafından yerine getirilmediğine ilişkin bir bilgi ve belgenin dosyaya ibraz edilmediği, bu nedenle taraflar arasındaki çerçeve sözleşmeye göre, davalı şirketin davacıya kiralık araç temin etmek zorunluluğu bulunmadığı, davacı şirketin faaliyet gösterdiği satış galerisinin yaklaşık 10 metre yanına rakip bir bayinin kurulmasına davalı şirketin onay verip vermediği, taraflar arasındaki elektronik posta yazışmalarından, davacı şirketin faaliyet gösterdiği satış galerisinin yaklaşık 10 metre yanına rakip bir bayinin kurulmasına davalı şirketin onay verip vermediği yönündeki iddiasına karşı davacı şirket tarafından yapılmış bir tespit mevcut ise bunu bildirmesi istenilmesine rağmen davacının dava öncesi bu bildirimi davalıya yaptığına ilişkin bilgi ve belgeleri mahkememize sunmadığı hususları hep bir arada değerlendirilerek, davacının davasını ispatlayamadığı anlaşılmakla davacının davasının reddine karar verilmiş olduğu görülmüştür.Mahsup, bir alacağı doğuran olayla ilgili olarak, alacaklının elde ettiği bazı menfaatlerin ya da borçlunun katlandığı bazı yükümlülüklerin alacaktan indirilmesidir. Mahsuplaşmada, takastan farklı olarak iki ayrı alacak bulunmamaktadır. Buna göre, alacak miktarından tenzil edilecek değer, karşı alacak olmayıp gerçek alacağı bulmak üzere hesaplanan alacaktan indirilmesi gereken bir bedeldir. Bu nedenle, mahsupta hukuken karşılıklı alacaklılık ilişkisinden öte, alacağın gerçek miktarının tespiti için yapılan bir işlemin varlığı kabul edilmelidir. Mahsupta, doğmuş bir alacaktan söz edilemeyeceği için, mahsubun borcu sona erdiren bir neden olduğu da düşünülemez. Ayrıca, mahsup talebi hukuki niteliği itibariyle def’i olmayıp; itiraz niteliğinde olduğundan, savunmanın genişletilmesi yasağına tabi kabul edilmez. Bu yönüyle, yerleşik yargı kararlarında belirtildiği gibi mahsubun yargılama devam ettiği sürece karşı tarafın muvafakatı olmaksızın ileri sürülmesi mümkündür. TBK 76/2, 325/2, 408. Maddeleri, TTK 1427/3 maddesi yasada düzenlenen mahsup işlemine örnek olarak gösterilebilir. Mahsup yenilik doğuran bir hakkın kullanılması olmayıp sadece alacağın gerçek miktarını belirlemek üzere yapılan bir işlemdir. Burada ayrı ve müstakil iki alacak bulunmamaktadır. Mahsup savunmasını, alacak miktarının indirilmesinde yararı olan herkes ileri sürebilir ve borcu sona erdiren durum olması nedeniyle hâkim tarafından re’sen nazara alınır (Hukuk Genel Kurulunun 04.03.2021 tarihli ve 2017/15-496 E., 2021/208 K. sayılı kararı).Türk Borçlar Kanunu’nun borçların ve borç ilişkilerinin sonra ermesi başlıklı birinci kısım 3. Bölümünde, 139 vd. maddelerinde düzenlenmiş olan Takas; bir miktar para ya da konuları itibariyle aynı türden malı birbirine borçlu olan tarafların, borçların muaccel olması ve takas itirazının dermeyan edilmesi kaydıyla, az olan borcun çok olana nazaran sona erdirilmesi olarak tanımlanabilir. Takas, hukuki niteliği itibariyle bozucu yenilik doğuran bir hak olup, sözleşme niteliğinde bulunmadığından, takas iradesinin muhatabına ulaşmasıyla birlikte sonuç doğurmaya başlayacağı kabul edilir. Bu nedenle, takas iradesinin açıklanmamış olması ya da açıklansa bile karşı tarafa varmaması halinde borçların takasından söz edilemez. Tanımdan da anlaşılacağı üzere, takas, borcu sona erdiren nedenlerden biridir. Takasın şartları ise; Borçların karşılıklı olması, borçların benzer olması, borçların muaccel olması, (her ne kadar kanunda her iki alacağın muaccel olması lazım gibi bir anlam çıkmakta ise de takas hakkını kullanan tarafın alacağının muaccel olması yeterlidir), alacağın dava edilebilir olması ve takas açıklamasında bulunulmuş olması olarak sayılabilir. (Emsal Yargıtay Hukuk Genel Kurulu 2017/(19)11-3087 E. 2020/691 K. - Yargıtay- 15. HD. 2015/2802 E. 2015/5758 K. sayılı ilamları )Davalının, taraflar arasındaki ... (...) yetkili satıcı sözleşmesi ve araç kiralama sözleşmesi nedeniyle davacıdan alacaklı olduğu, bu nedenle açtıkları İstanbul 10. Asliye Ticaret Mahkemesi 20.10.2022 tarihli, 2019/622 E., 2022/652 K. sayılı dosyasının bekletici mesele yapılması ve alacağının mahsup edilmesi itirazı, İstanbul 10. Asliye Ticaret Mahkemesi 20.10.2022 tarihli, 2019/622 E., 2022/652 K. Sayılı dosyasında davanın reddine karar verilmiş olması, davalı tarafından mahsup edilecek bir bedelin de ispat edilmediği görülerek, davalın bu yönlere ilişkin savunması ve istinaf istemi yerinde değildir. Fatura düzenlenmesi ve dayanağı kanıtlanamayan bu faturanın davacı defterlerinde kayıtlı olması ve faturaya itiraz edilmemiş olması tek başına akdi ilişkinin kanıtını oluşturmaz(Yargıtay HGK'nun 19/09/2018 Tarih, 2017/19-915 Esas ve 2018/1338 Karar Sayılı İlamı). Davada ispat külfeti faturalar nedeniyle alacaklı olduğunu iddia eden davacı üzerindedir. Davacının düzenlediği yansıtma ve hizmet bedeline ilişkin faturaların usulüne uygun delillerle ispatlaması gerekir. Fatura düzenlenmesi ve tebliğ edilen bu faturaya süresinde itiraz edilmemesi tek başına alacağın varlığını göstermez. Somut olayda, her ne kadar bilirkişi raporuna göre, e-fatura olarak gönderilen hizmet bedeli ve yansıtma faturaları davalı tarafın ticari defter ve kayıtlarında yer almasa da, e-faturaların sistem üzerinden gönderilmesi ve yasal süresinde e-faturalara itiraz edilmediğinden fatura ve muhteviyatının davalının kabulünde olduğu gerekçesi ile davanın kabulüne karar verilmişse de, davalının defter ve kayıtlarında bulunmayan, davacı tarafından dayanağı da kanıtlanamayan faturalar nedeniyle davalının borçlu olduğuna karar verilerek davanın kabulüne karar verilmesi isabetsiz görülmüş, davalının defter kayıtlarına göre davacıya 4.701,94 TL borçlu olduğu tespit edilmiş olduğundan, bu tutar yönünden davanın kabulüne karar verilmiştir.İcra inkar tazminatına hükmedilebilmesi için takibe konu alacağın likit olması zorunludur. Her uyuşmazlığın kendine özgü özelliklerine göre değişmekle birlikte, bir uyuşmazlıkta alacağın likit olup olmadığı belirlenirken alacak ve onun borçlusu birlikte değerlendirilmelidir. Buna göre, likit bir alacaktan söz edilebilmesi için ya alacağın gerçek miktarının belli ve sabit olması ya da borçlusu tarafından belirlenebilmesi için bütün unsurların bilinmesi veya bilinmesinin gerekmekte olması; böylece, borçlunun borç tutarını tahkik ve tayin etmesinin mümkün bulunması; başka bir ifadeyle, borçlunun yalnız başına ne kadar borçlu olduğunu tespit edebilir durumda olması gerekir. Gerek borç ve gerekse borçlu bakımından, bu koşullar mevcut olduğunda ortada likit bir alacak bulunduğu kabul edilmelidir. Eldeki davada, dava konusu fatura alacağı likit (belirlenebilir) olup, mahkemece hükme esas alınan miktar üzerinden davacı yararına icra inkar tazminatına hükmedilmesinde de bir isabetsizlik bulunmamaktadır.HMK'nın 355. maddesi uyarınca kamu düzenine aykırılık ve istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılan istinaf incelemesi sonunda; ilk derece mahkemesince asıl alacağa takdirinin hatalı olması nedeniyle davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, yeniden yargılama yapılmasına gerek bulunmadığından Dairemizce ilk derece mahkemesi kararı düzeltilerek yeniden esas hakkında aşağıdaki şekilde karar verilmiştir. HÜKÜM:Yukarıda açıklanan nedenlerle:Davalı vekilinin istinaf başvurusunun KABULÜNE, istinafa konu ilk derece mahkemesinin kararının HMK.'nın 353(1)b-2 maddesi gereği KALDIRILMASINA, 1-Davanın KISMEN KABULÜ KISMEN REDDİ ile, 2-Davalı tarafın Anadolu 8. İcra Dairesi'nin ... sayılı takibe yaptığı itirazının kısmen kabulü ile 4.701,94 TL asıl alacak yönünden iptali ile takibin bu miktar alacak üzerinden takip tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile devamına, fazlaya dair istemin reddine, 3-Asıl alacağın %20 si oranında 940,38 TL icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 4-Alınması gerekli 732,00 TL harçtan peşin alınan 267,53 TL harcın ve icra takibi peşin harcı 78,33 harcın mahsubu ile bakiye 386,14 TL harcın davalıdan alınarak hazineye irad kaydına, 5-Davacı tarafından dava açılırken yatırılan 345,86- TL peşin harcın davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 6-Davacı tarafından yapılan 54,40 TL başvurma harcı, posta ve tebligat gideri 124,10 TL, bilirkişi ücreti 800,00 TL olmak üzere 978,50 TL yargılama giderinin davanın kabul ve red oranına göre hesaplanan 293,68 TL'sinin davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, bakiye kısmın davacı üzerinde bırakılmasına, 7-Davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden AAÜT gereğince 4.701,94 TL vekalet ücretinin davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, 8-Davalı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden AAÜT gereğince 4.701,94 TL vekalet ücretinin davacıdan tahsili ile davalıya verilmesine, 9-Karar kesinleştiğinde, HMK Gider Avansı Tarifesinin 5. maddesi uyarınca artan gider avansının davacı tarafa; davalı tarafından yatırılan ve artan delil avansının kendisine iadesine, 10-İstinaf yargılamasına ilişkin olarak; a-Davalı vekilince yatırılan istinaf karar harcının istemi halinde kendisine iadesine, b-Davalı tarafından istinaf aşamasında yapılan istinaf başvuru harcı 220,70 TL, posta ve tebligat gideri 57,80 TL olmak üzere toplam 278,50 TL yargılama masrafının davacıdan alınarak davalıya verilmesine,Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda, HMK'nın 362(1)a maddesi uyarınca kesin olarak oy birliğiyle karar verildi. 06/02/2026