T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 23. HUKUK DAİRESİ T.C. A N K A R A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ 23. H U K U K D A İ R E S İ (İ S T İ N A F B A Ş V U R U S U N U N E S A S T A N R E D D İ) ESAS NO : 2020/1865 KARAR NO : 2025/1215 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I BAŞKAN : ... ... ÜYE : ... ... ÜYE : ... ... KATİP : ... ... İNCELENEN KARARIN: MAHKEMESİ : Ankara 5. Asliye Ticaret Mahkemesi TARİHİ : 04/02/2019 ESAS-K…
T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 23. HUKUK DAİRESİ T.C. A N K A R A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ 23. H U K U K D A İ R E S İ (İ S T İ N A F B A Ş V U R U S U N U N E S A S T A N R E D D İ) ESAS NO : 2020/1865 KARAR NO : 2025/1215 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I BAŞKAN : ... ... ÜYE : ... ... ÜYE : ... ... KATİP : ... ... İNCELENEN KARARIN: MAHKEMESİ : Ankara 5. Asliye Ticaret Mahkemesi TARİHİ : 04/02/2019 ESAS-KARAR NUMARASI : 2015/885E., 2019/71K. DAVA : Alacak (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan) KARAR TARİHİ : 18/12/2025 YAZIM TARİHİ : 19/12/2025 Davacı vekili tarafından istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine, Hukuk Muhakemeleri Kanunu (HMK) 352. maddesi uyarınca yapılan ön inceleme sonucu eksiklik bulunmadığı anlaşılmakla, istinaf incelemesinin dosya üzerinde yapılmasına karar verilerek dosya incelendi. GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ : Davacı vekili özetle; taraflar arasında davalının ... İşletme Müdürlüğü Kestelek Açık İşletme ve Konsantratör Birimde, 18 aylık sürede, 140 kişiyle, 500.000 ton cevher hazırlama ve kalite iyileştirmesi işi için hizmet alımı sözleşmesi imzaladığını, sözleşme süresinin sona ermesi üzerine, davalının dava dışı firma ile sözleşme imzaladığını ve davacının sözleşme sırasında çalıştırdığı 140 kişiden büyük çoğunluğunun da bu yeni firmada çalışmaya devam ettiğini, bu durumun, Yargı uygulamasında ve doktrinde 4857 sayılı İş Kanunu'nun 6. maddesinde düzenlenen, işyerinin dolayısıyla iş sözleşmelerinin, örtülü bir biçimde önceki alt işverenden sonraki alt işverene devri olarak kabul edildiğini, davacının sözleşmesinin sona ermesi ile birlikte daha önce davacı bünyesinde çalışan işçilerin aynı şekilde aynı işyerinde ve davalı ile sözleşme yapan dava dışı firma bünyesinde çalışmaya devam ettiklerini, davacı ile anılan dava dışı firma arasında bir işyeri devri söz konusu olup, işçilerin alacaklarından ötürü her iki firmanın da sorumluluğunun söz konusu olduğunu, davalının da asıl işveren olarak teselsül sorumluluğu bulunduğunu, davacının işçisi iken, işyeri devri sonrasında yeni işverenle çalışmaya devam eden işçilerden bazılarının çalışmayı bıraktığını; işçilerin kıdem ve ihbar tazminatları dışındaki her türlü alacaklarının kendilerine ödendiğini; ancak bu işçilerin çıkışına ilişkin bilgilerin davacının elinde olmaması sebebiyle bu işçilere davacı tarafından ödeme yapılmadığını, davacının 09.12.2014 tarihli ihtarnamesi ile sözleşmenin 22. maddesinin 2. fıkrasının A bendinde geçen kesin kabulün yapılarak alıkonulan hak edişin kendisine iadesini davalı taraftan talep etmişse de, hizmet alımı sözleşmesinin 22. maddenin 2. fıkrasının A bendi gereğince bu isteğinin kabul görmediğini, anılan sözleşme maddesinin kanuna aykırı olduğunu ileri sürerek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik 10.000,00 TL hakediş tutarının faiziyle tahsilini talep ve dava etmiştir. Davacı vekili özetle;Davacının hak edişlerine konulan blokaj miktarı belli olduğundan davacının belirsiz alacak davası veya kısmi dava açmasına hukuki yarar bulunmadığını, davacının işçilerinin iş sözleşmelerini tasfiye etmediğini, çalıştırdığı döneme isabet eden kıdem tazminatlarını ödemediğini bu nedenle davalının taraflar arasındaki sözleşmenin 22. Maddesi uyarınca davacının hak edişlerine bloke koymasının yerinde olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir. İlk derece mahkemesince "... taraflar arasındaki hizmet sözleşmesinin süresinin sona ermesi ile birlikte davalının aynı iş için dava dışı firma ile sözleşme imzalandığı, davacı nezdinde çalışan bir kısım işçilerin yeni sözleşme imzalanan dava dışı şirkette çalışmaya devam ettiği, davacının bu işçilerden , kıdem tazminatı hak edenlere, kendi dönemi ile sorumlu olmak kaydıyla, kıdem tazminatını ödemediği, davalının bu nedenle taraflar arasındaki sözleşmenin 22. maddesine dayanarak davacının hak edişlerine bloke koyduğu, bu hususlarda taraflar arasında uyuşmazlık bulunmadığı, davacı tarafça bu işçiler yönünden iş yeri devrinin söz konusu olduğu iddia edilerek davalının yaptığı blokaj işleminin yerinde olmadığı iddiasıyla işbu dava açılmış ise de az yukarıda ifade edildiği üzere davacı ile davalı taraf arasındaki sözleşmenin süresi sona erdikten sonra dava dışı şirketle çalışmaya devam edildiğinden İş Kanunun 6. maddesi anlamında işyeri devrinin somut olayda gerçekleşmediği ve anılan maddenin asıl işverenin işçi karşısındaki durumunu belirlemeye yönelik olduğundan davacının bu iddiasının yerinde olmadığı, davacının taraflar arasındaki sözleşmenin 22. maddesinde belirtilen yükümlülükleri yerine getirmediğinden davalının anılan madde uyarınca davacının hak edişlerini bloke etmesinin yerinde olduğu anlaşıldığından davanın reddine..." karar verilmiştir. Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; müvekkilinin davalı kurum ile sözleşmesi bittikten sonra işçilerin aynı işi alan sonraki firmada çalışmaya devam ettiklerini, Hizmet alım sözleşmesinin 22. maddesinin İş kanunun 6. maddesine aykırı olduğunu, sözleşme hükmünce işlem yapılmasının mümkün olmadığını, İş kanununda işçilere hangi durumda kıdem tazminatı ödemesi yapılacağının açıkça belirtildiğini, yani kendi isteğiyle istifa eden bir işçinin kıdem tazminatını hak etmesinin mümkün olmadığını, Kanunlara göre işçilerin daha kıdem tazminatını hak edip etmeyeceği dahi belirli değilken müvekkilinden varsayıma dayalı olarak tüm çalıştırdığı işçiler için kıdem tazminatı kesintisi yapılmasının da hukuka aykırı olduğunu, Müvekkili ile davalı kurum arasında imzalanan sözleşmenin 22. maddesi uyarınca davalı kurumun bu işçilerin iş akitlerini sonlandırma yetkisi varken, bu işçilerin iş akitlerini sonlandırmadığını, blokedeki parayı da bu işçilere ödemediğini, yani davalı kurumun ilgili sözleşmeye aykırı davrandığını, 6552 sayılı kanunla İş Kanunu 112. maddesinde yapılan değişiklikle, kamu kurumlarında çalışan işçilerin kıdem tazminatlarından asıl işveren olan kamu kurumunun sorumlu olacağının açıkça düzenlendiğini, müvekkili firmanın bu konuda herhangi bir borcunun da bulunmadığını, sözleşmenin kanuna uygun olup olmadığı hususunda yerel mahkemeden iş hukuku konusunda da uzman bir bilirkişiden rapor alınması veya iş hukuku konusunda uzman bir bilirkişininde içinde bulunduğu heyetten rapor alınmasını talep etmelerine rağmen gerekçesiz olarak bu taleplerinin reddedildiğini, oysa maddi olaydaki anlaşmazlığın İş Kanunu'ndan kaynaklandığını, İş Kanuna aykırı olarak düzenlenmiş bir sözleşmeye dayalı olarak müvekkilinden kesinti yapılmasının hukuka aykırı olduğunu beyan ederek; ilk derece mahkemesinin kararının kaldırılmasını talep etmiştir. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ, HUKUKİ SEBEP VE GEREKÇE: Dava, taraflar arasında akdedilen hizmet sözleşmesi uyarınca alacak istemine ilişkindir. Dosya kapsamındaki yazı, belge ve bilgilere, yasaya uygun gerektirici nedenlere, İlk Derece Mahkemesi kararının gerekçesinde dayanılan delillerle, delillerin tartışılması sonucu maddi olay ve hukuki değerlendirmede usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına, HMK m. 355/1 gereği incelemenin istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılıp, re'sen gözetilmesi gereken, kamu düzenine herhangi bir aykırılığın da bulunmamasına, kararın usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğunun anlaşılmasına göre; davacı vekilinin istinaf itirazları yerinde görülmediğinden HMK m. 353/1.b.1 gereğince istinaf başvurusunun esastan reddine karar vermek gerekmiştir. HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere: 1-) Davacı vekilinin HMK m. 353/1.b.1 gereğince İSTİNAF BAŞVURUSUNUN ESASTAN REDDİNE, 2-) Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 615,40 TL maktu istinaf karar harcından peşin olarak alınan 171,00 TL'nin mahsubu ile kalan 444,40 TL'nin davacıdan alınarak Hazine'ye gelir kaydına. 3-) İstinaf yasa yoluna başvuran tarafından istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına, kullanılmayan avansın karar kesinleştiğinde gideri içerisinden karşılanarak iadesine, 4-) HMK m. 359/4 gereğince kararın tebliği, harç tahsil müzekkeresi yazılması ve gider avansı iadesi işlemleri ile m. 302/5 gereğince kesinleşme kaydı ve kesinleşme kaydı yapılan kararların yerine getirilmesi için gerekli bildirimlerin İlk Derece Mahkemesi tarafından yapılmasına, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, HMK m. 353/1.a ve 362/1.g gereğince KESİN olmak üzere OYBİRLİĞİYLE karar verildi. 19/12/2025 Başkan ... Üye ... Üye ... Katip ...