T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM 22. HUKUK DAİRESİ T.C. A N K A R A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ 22. H U K U K D A İ R E S İ ESAS NO : 2023/975 ( KABUL KALDIRMA) KARAR NO : 2025/1372 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I BAŞKAN : ... (...) ÜYE : ... (...) ÜYE : ... (...) KATİP : ... (...) İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ANKARA 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 28/02/2023 ESAS-KARAR NO : 2022/563 E 2023/145 K DAVANIN KONUSU : Tazminat KARA…
T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM 22. HUKUK DAİRESİ T.C. A N K A R A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ 22. H U K U K D A İ R E S İ ESAS NO : 2023/975 ( KABUL KALDIRMA) KARAR NO : 2025/1372 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I BAŞKAN : ... (...) ÜYE : ... (...) ÜYE : ... (...) KATİP : ... (...) İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ANKARA 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 28/02/2023 ESAS-KARAR NO : 2022/563 E 2023/145 K DAVANIN KONUSU : Tazminat KARAR TARİHİ : 14/11/2025 YAZILDIĞI TARİH : 12/12/2025 Taraflar arasında yukarıda bilgileri belirtilen kararın Dairemizce incelenmesi taraf vekilleri tarafından istenmiş, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 352. maddesi uyarınca, yapılan ön inceleme sonucu, istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği ve eksiklik bulunmadığı anlaşıldığından inceleme aşamasına geçilmiştir. İncelemenin dosya üzerinde yapılmasına karar verildi. GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ İDDİANIN ÖZETİ Davacı vekili; müvekkilinin sahibinden.com sitesinden davalı şirkete ait dorse ilanını görerek aracı 08/06/2022 tarihinde 345.000,00 TL bedelle satın aldığını, ücreti 150.000,00 TL ve 195.000,00 TL olmak üzere iki parçada yatırdığını, aracın kontrolünde ilanda belirtilen özellikleri taşımadığının fark edildiğini, davalıya ayıp ihbarı yapılarak aracın ayıplı olması nedeni ile zarara uğradığını, zararının giderilmediğini belirterek fazlaya ilişkin haklar saklı tutularak şimdilik 6.000,00 TL aracın ayıplı olması nedeniyle uğranılan zararın, 6.000,00 TL ticari kar kaybı tazminatının satın alma tarihinden işleyecek avans faizi ile birlikte tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davacı vekili 04/02/2023 tarihli ıslah dilekçesi ile, 223.963,84 TL bedel indirimi, 60.500,00 TL yoksun kalma tazminatının satış tarihinden işleyecek avans faizi ile tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. SAVUNMANIN ÖZETİ Davalı dava dilekçesinin usulüne uygun tebliğ edilmediği, yargılamadan haberdar olmadıklarını, bildirerek davanın reddine karar verilmesini istemiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ Mahkemece; dava konusu aracın ilanda görülerek 08/06/2022 tarihinde satın alındığı, her ne kadar satış akdinde 150.000,00 TL yazılı ise de 345.000,00 TL ödemenin aynı gün yapıldığı, buna ilişkin banka transfer dekontunun bulunduğu, açıklama kısmında araç satışına ilişkin olduğunun belirtildiği, davacının 17/06/2023 tarihinde araçtaki ayıbın davalı yana ihtarname ile bildirildiği ve arabuluculuk yoluna başvurulduğu, aracın ilanda teknik özelliklerini görüp beğenerek alındığı, bilirkişi raporunda bildirildiği üzere ilandaki bilgilerle aracın gerçek durumunun uyumlu olmadığı ve bu hususun açıkça belli olmadığı, aracın Trabzon ilinden alınması ve davacının Ankara ilinde bulunduğu da gözetilerek yasadaki 8 günlük süre içinde ihtarname ile satıcıya ihbarda bulunulduğu kaldı ki, araçtaki ayıbın niteliği gözetildiğinde davalının kötü niyetli olduğunun kabulü edildiği, aracın ilanda belirtilen özellikleri taşımadığı ve ayıplı olduğu, davacının süresinde ayıp ihbarında bulunduğu, davacının TBK'nun 227. maddesindeki bedel indirimi hakkını kullandığı ve aracın güncel rayiç değeri ile dönme talebi bulunmadığı gözetildiğinde davacının bu talebinin yerinde olduğu ve bu miktar üzerinden talebini artırdığı, aracın tamirinin 10 gün süreceğinin belirlendiği, aracın tespiti yapılan tarihe kadar kullanılmaması nedeni ile meydana gelen zararın doğrudan zarar kabul edilemeyeceği gibi tamamından davalının sorumlu tutulmasının hakkaniyete uygun olmayacağı değerlendirilerek davacının 10 günx500,00TL (günlük yoksun kalma bedeli) olmak üzere 5.000,00 TL yoksun kalma bedeli talep edebileceği, bakiye kısmın reddi gerektiği gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne 223.963,84 TL bedel indirim bedeli ile 5.000,00TL mahrum kalma bedelinin 27/06/2022 temerrüt tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile davalıdan alınarak davacıya verilmesine,karar verilmiş hükme karşı taraf vekilleri istinaf yasa yoluna başvurmuştur. İSTİNAF SEBEPLERİ I-)Davacı vekili; satın alma tarihinden müvekkil aracının üzerinde tespit yapılma tarihi arası müvekkil aracı hiç bir şekilde yerinden oynatmayarak mahkeme kararının bekletildiğini, müvekkilinin aracını yaklaşık 4 ay hiç kullanamadığını, mahrum kalınan karın sadece 10 gün üzerinden hesaplanarak bedele hükmedilmesi hakkaniyete aykırı olduğunu belirterek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını talepleri doğrultusunda kabulüne karar verilmesini istemiştir. II-)Davalı vekili; müvekkili şirketin MERSİS NO:0737 1047 6100 0002 olup, mahkemece bu durum göz önüne alınmadan usulsüz tebligatla yargılama devam edildiğini, davacının davaya konu römorku satın aldığı bedelin resmi satış sözleşmesinde belirlendiğini, iddia edildiği gibi 370.000TL‘ye satılmadığını, dosyaya sunulan ödeme belgelerinde davaya konu araca ilişkin olduğuna dair kayıt bulunmadığını, eksik ve yetersiz bilirkişi raporuna dayanılarak karar verilemeyeceğini, ayrıca faize ilişkin kararında hatalı olduğunu başlangıç tarihinin dava tarihi ve yasal faize karar verilmesi gerektiğini bildirerek davanın reddine karar verilmesini istemiştir. UYUŞMAZLIK KONUSU OLAN HUSUSLAR Uyuşmazlık; ayıplı römork satışı nedeniyle usulüne uygun taraf teşkilinin sağlanıp sağlanmadığı, ayıba ilişkin yapılan araştırma ve incelemenin yeterli olup olmadığı hususuna ilişkindir. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE Dava; ayıplı römork satışı nedeniyle uğranılan zararın ve araç mahrumiyet bedelinin tahsili istemine ilişkindir. İnceleme, 6100 sayılı HMK’nin 355. maddesi uyarınca istinaf dilekçesinde ileri sürülen sebeplerle sınırlı, ancak kamu düzenine ilişkin nedenler resen göz önünde tutularak yapılmıştır. Davalı ... Orman Ürünleri İth. İhrc. Nak. İnş. Taah. Ve Tur. Tic. Ltd. Ş. ‘ne dava dilekçesinin tebliğinin mevzuat gereği uygulanması gereken tebligat silsilesi uygulanmaksızın, doğrudan Tebligat Kanunu’nun 35. maddesine göre tebliğ edildiği görülmüştür. Dolayısıyla, anılan şirkete yapılan tebligat mevcut uygulama şekli itibariyle usulsüzdür. T.C. Anayasasının "Hak Arama Hürriyeti" başlıklı 36. maddesi "Herkes meşru vasıta ve yollardan faydalanmak suretiyle yargı mercileri önünde davacı veya davalı olarak iddia ve savunma ile adil yargılanma hakkına sahiptir" hükmünü içermektedir. Tebligat ile ilgili Kanun ve Yönetmelik hükümleri tamamen şeklidir. Değinilen işlemler, bilgilendirme yanında belgelendirme özelliği de bulunan bir usul işlemi olmakla, gerek tebliğ işlemi ve gerekse tebliğ tarihi ancak Kanun ve Yönetmelikte emredilen şekillerle tevsik ve dolayısıyla ispat olunabilir. Kanun ve Yönetmeliğin amacı tebligatın muhatabına en kısa zamanda ulaşması, konusu ile ilgili olan kişilerin bilgilendirilmesi (tebligatın bilgilendirme fonksiyonu) ve bu hususların belgeye (tebligatın belgelendirme fonksiyonu) bağlanmasıdır. Tebligat Kanunu ile Tebligat Kanununun Uygulanmasına Dair Yönetmelikte öngörülen şekilde işlem yapılmış olmadıkça tebliğ memuru tarafından yapılan yazılı beyan onun mücerret sözünden ibaret kalır ve dolayısıyla belgelendirilmiş sayılmaz. Nitekim, Kanunun ve Yönetmeliğin belirlediği şekilde yapılmamış ve belgelendirilmemiş olan tebligatların geçerli olmayacağı yerleşik yargısal içtihatlarda da açıkça vurgulanmıştır. (HGK'nın 21.12.2021 tarih, 2018/12-255 E. - 2021/1724 K.) Hükmi şahıslara ne şekilde tebligat yapılacağı 7201 Sayılı Tebligat Kanunu'nun 12 ve 13. maddelerinde belirlenmiştir. Borçlu şirketin tebligat adresinin, ticaret sicilinde kayıtlı adresi olması ve tevziat saatlerinde kapalı bulunması veya tebligatın alınmasından imtina edilmesi halinde, bu adrese 7201 Sayılı Tebligat Kanunu'nun 21/1. ya da 35/4. maddelerine göre tebligatın yapılması gerekir. 7201 sayılı Tebligat Kanunu'nun; "Adres Değiştirmenin Bildirilmesi Mecburiyeti" başlıklı 35. maddesinin 4. fıkrasına göre; "Daha önce tebligat yapılmamış olsa bile, tüzel kişiler bakımından resmi kayıtlardaki adresleri esas alınır ve bu madde hükümleri uygulanır." Tüzel kişilerin adreslerinin ara statü, sicil, tüzük ve kuruluş senedi gibi resmi kayıtlarda belirli olması sebebi ile meçhul olması söz konusu değildir. Davalı şirketin ticaret siciline bildirdiği adresine çıkartılan tebligat, adresin kapalı olması veya bu adresten taşınmış bulunması nedeni ile tebliğ edilemeden iade edilmiş ise, Tebligat Kanunu'nun 35. maddesinin ikinci fıkrasına göre, tebliği çıkaran merci, şirketin ticaret sicil adresine tebligat yapılmasını talep eder. Bu durumda tebliğ evrakının bir nüshası eski adrese ait binanın kapısına asılır ve asılma tarihi tebliğ tarihi sayılır. Somut olayda, davalı şirketin ticaret sicil adresine gönderilen tebligatının "Gösterilen adrese gidildi. Tanınmadığı ... ismi yazılarak sözlü beyanından tespit edilmiştir. Yeni adres bilinemiyor mercine iade'' şeklindeki şerh ile iade edildiği, bunun üzerine iade edilen tebligatla aynı adres olan, davalının ticaret sicili adresine Tebligat Kanunu'nun 35. maddesine göre tebligat işleminin yapıldığı anlaşılmaktadır. Bu tespitler karşısında; davalı şirket adına çıkarılan ve “tanınmıyor” şerhiyle mercine iade edilen tebligat üzerine TK’nın 35. maddesi gereğince yapılan dava dilekçesinin tebliğ işleminin usulsüz olduğu anlaşılmıştır. Davalı vekili; yargılamadan ıslah dilekçesi ile haberdar olduklarını belirterek delillerinin toplanmasını istemiştir. Mahkemece tebligatın usulüne uygun olduğunun kabulü ile yargılamaya devam edilerek favanın kabulüne karar verilmiştir. Davalı yana yapılan tebligatın usulsüz olması karşısında davalı yanın ıslah dilekçesiyle davadan haberdar olması nedeniyle bildirdiği delillerin toplanıp oluşacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken, davalının hukuki dinlenilme hakkı ihlal edilerek davalı delilleri toplanmaksızın yargılamaya devamla hüküm kurulması doğru olmamıştır. Bu durumda, ilk derece mahkemesince yukarıda belirtilen kanuni düzenlemedeki sıralama yapılmadan doğrudan TK’nun 35. maddesine göre tebligat yapmış olması nedeniyle davalının Anayasa ile güvence altına alınmış olan savunma hakkı (AY.md. 36) kısıtlanmış olduğundan kararın anılan nedenlerle HMK.'nin 353/1-a-6.maddesi uyarınca kaldırılmasına karar vermek gerekmiştir. Kaldırma sebep ve şekline göre, davacı ve davalı vekilinin diğer istinaf sebeplerinin şimdilik incelenmesine gerek görülmemiştir. HÜKÜM :Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davalı vekilinin istinaf başvurusunun KABULÜ ile; Ankara 3. Asliye Ticaret Mahkemesi, 2022/563Esas, 2023/145Karar ve 28/02/2023 tarihli kararının KALDIRILMASINA, 2-HMK.'nin 353/1-a-6.maddesi uyarınca davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren mahkemeye GÖNDERİLMESİNE, 3-İstinaf başvurma harcı dışında alınan istinaf karar ilam harcının istek halinde yatıranlara İADESİNE, 4-İstinaf yargılaması sırasında duruşma açılmadığından istinaf kanun yoluna başvuran lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, 5-Taraflarca yapılan istinaf yargılama giderlerinin ilk derece mahkemesince verilecek nihai kararda dikkate alınmasına, 6-Kararın tebliğinin ilk derece mahkemesince yapılmasına, HMK'nin 362/1-g maddesi gereğince kesin olmak üzere dosya üzerinden yapılan inceleme sonucu 14/11/2025 tarihinde oybirliği ile karar verildi. Başkan... e-imzalıdır Üye... e-imzalıdır Üye... e-imzalıdır Katip... e-imzalıdır NOT: BU BELGE ELEKTRONİK İMZA İLE İMZALANMIŞ OLUP, AYRICA FİZİKİ OLARAK İMZALANMAYACAKTIR. "5070 sayılı Kanun m. 5 ve 6098 sayılı TBK m. 15. uyarınca elektronik imza ile oluşturulan belgeler elle atılan fiziki imza ile aynı sonucu doğurur."