İSTİNAF KARAR TARİHİ: 17/04/2026 Davanın kısmen kabulüne-reddine ilişkin kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü; DAVA: Davacı vekili; müvekkili bankanın Beşyüzevler-İstanbul Şubesince Davalı ...'a Kredi Çerçeve Sözleşmesine istinaden kredi kullandırıldığını, diğer davalının sözleşmeyi müteselsil kefil olarak imzaladığı, borcun ödenmemesi üzerine; davalı ...'a Beşiktaş 17.Noterliği’nin 31.Mart.2021 tarih ve …
T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 12. HUKUK DAİRESİ ESAS NO : 2026/594 KARAR NO : 2026/725 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: İSTANBUL 9. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ: 18/06/2025 NUMARASI : 2024/395 Esas - 2025/383 Karar DAVA: İtirazın İptali (Genel Kredi Sözleşmesinden Kaynaklanan ) İSTİNAF KARAR TARİHİ: 17/04/2026 Davanın kısmen kabulüne-reddine ilişkin kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü; DAVA: Davacı vekili; müvekkili bankanın Beşyüzevler-İstanbul Şubesince Davalı ...'a Kredi Çerçeve Sözleşmesine istinaden kredi kullandırıldığını, diğer davalının sözleşmeyi müteselsil kefil olarak imzaladığı, borcun ödenmemesi üzerine; davalı ...'a Beşiktaş 17.Noterliği’nin 31.Mart.2021 tarih ve ... yevmiye nolu ihtarnamesi keşide edilerek kredi hesaplarının kat edildiğini, 337.929,78- TL nakit, 42.720- TL gayri nakit olan borçlarının ödenmesi ihtar edilmiş ise de ödenmediğini, ... aleyhinde İstanbul Gayrimenkul Satış İcra Müd.nün ... Esas sayılı dosyasından ipoteğin paraya çevrilmesi yoluyla icra takibi yapıldığını ve ipotekli taşınmaz satılarak bedelinin borçtan düşüldüğünü, bakiye alacak için davalılar aleyhinde İstanbul Banka Alacakları İcra Dairesinin ... Esas sayılı dosyası ile 19.01.2024 tarihinde alacağın tahsili talebiyle başlatılan icra takibine davalıların itiraz ettiğini,davalı ...'a ihtarname keşide edilmediğinden icra takibi ile temerrüte düştüğü kabul edilerek ayrı bir hesaplama yapılmış ve işbu hesaplama sonucu tespit edilen 75.919,78 TL Asıl alacak, 35.120,42 TL İşlemiş Faiz, 4.256,02 TL BSMV, olmak üzere toplam 165.296,22- TL nakdi ve 62.240,00 TL gayrinakdi alacağın tamamı için itirazın iptali talep edildiğini, davalı ... hakkında ise alacağın tamamı üzerinden itirazın iptali talep edildiğini, belirterek davalıların itirazlarının iptaline, davalıların alacağın %20'sinden aşağı olmamak üzere icra inkâr tazminatı ödemeye mahkum edilmesine karar verilmesini talep etmiştir. CEVAP: Davalılar davaya cevap vermemiştir. İLK DERECE MAHKEME KARARI: Mahkemece; Davacı banka ile davalı ... arasında 16/04/2020 tarihli kredi çerçeve sözleşmesinin imzalandığı, diğer davalı ... da bu sözleşmeyi müteselsil kefil sıfatıyla imzaladığı, bu kredi sözleşmesine istinaden borcun ödenmemesi üzerine davalılar hakkında icra takibi yapıldığı ve davalıların itirazı üzerine takibin durduğu, kredi çerçeve sözleşmesi, ihtarname, icra dosyası, davacı bankanın kayıtları, bilirkişi raporları ile tüm dosya kapsamına göre; davacı bankanın davalılardan icra takip tarihi itibariyle; davaya konu kredi için hüküm kısmında belirtilen miktarlarda alacaklı olduğu gerekçesiyle davalıların itirazın kısmen iptali ile takibin, a1)Davalı ... yönünden 57.368,22 TL asıl alacak, 63.914,83 TL işlemiş faiz, 3.195,74 TL BSMV olmak üzere toplam 124.478,79 TL üzerinden devamına, fazla talebin reddine,asıl alacağa takip tarihinden itibaren yıllık %11,25 oranında temerrüt faizi ve %5 BSMV uygulanarak takibin devamına,... için 62.240 TL gayrinakdi alacağın davacı bankada açılacak bir hesaba depo edilmesi suretiyle takibin devamına, Davalı ... yönünden takibin 11.473,28-TL asıl alacak, 35.120,42- TL işlemiş faiz, 3.287,85- TL BSMV toplamı olan 49.881,55- TL üzerinden devamına, fazla talebin reddine,asıl alacağa takip tarihinden itibaren yıllık %11,25 oranında temerrüt faizi ve %5 BSMV uygulanarak takibin devamına, Davalı ... için gayrinakdi alacak talebinin reddine, alacağın %20'si oranındaicra inkar tazminatının davalılardan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir. İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı vekili; Bilirkişi incelemesi öncesi Bilirkişi tarafından düzenlenen talep dilekçesinde temerrüt tarihi yanlış bildirildiğinden müvekkil Banka tarafından mahkemeye hatalı bilgi verildiğini, temerrüt tarihi 06.04.2021 olmasına rağmen Bilirkişi tarafından düzenlenen talep dilekçesinde temerrüt tarihi sehven ocak-2024(icra takip tarihi) olarak belirtilerek bu tarihlere ilişkin uygulanan faiz oranına ilişkin ekstre talep edilmesi üzerine - 2024 Ocak ayında bankaca Türkiye genelinde kredilere uygulanan %28 faiz oranının uygulandığını gösteren herhangi bir hesap ekstresi(isim çizili)Bilirkişi raporunda da belirtildiği üzere temerrüt tarihi 06.04.2021 tarihi olduğunu, Ocak-2024 tarihi ise davaya konu icra takibinin yapıldığı tarih olduğunu, daha sonra Nisan-2021 dönemine ilişkin iki ayrı krediye ilişkin örnek belgeler dava dosyasına sunulduğunu, bu belgelere göre ilgili dönemde cari faiz %19, temerrüt faizi ise %50 fazlası olarak %28.5 olarak uygulandığı bilgisi verildiğini, ayrıca Bilirkişi talep dilekçesinde belirtilen ocak-2024 tarihine ilişkin, bu dönemde kullanılan bir krediye ilişkin belgelerin de dosyaya sunulduğunu, bu dönemde cari faiz aylık % 4.0834 yıllık %49, temerrüt faizi ise %50 fazlası olarak %73.5 olarak uygulandığını, bilirkişi raporuna karşı itirazları, dosyaya sunulan belgeler doğrultusunda ek rapor alındığını, bu raporda davalı ... açısından talep edilebilecek alacak miktarı 298.149,22 TL, diğer davalı ... açısından ise 49.971,55 TL olarak hesaplandığını, ancak mahkemece bu hesaplamalar dikkate alınmayarak ilk raporda belirtilen rakamlar üzerinden davanın kabulüne karar verildiğini, gayrinakdi alacak ile ilgili Davalının sorumlu tutulamayacağı görüşü kendi içerisinde de çelişkili olduğunu, gayri nakdi alacak tazmin, ödeme gibi nedenlerle nakdi alacağa dönüştüğünde kefil bu borçtan sorumlu olmakta, ama tazmin edilmezde depo edilmesi talep edilirse kefilin sorumluluğu bulunmadığı görüşünün kendi içinde çeliştiğini ileri sürerek kararın kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir. GEREKÇE: Dava genel kredi sözleşmesi gereği doğan alacağın tahsili için başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkindir.Davacı vekili temerrüt tarihinin 16.04.2021 tarihi olduğunu, bu tarihte fiilen uygulanan faiz oranlarının bilirkişi raporuna itiraz dilekçesi ekinde mahkemeye sunduklarını, mahkemenin bu belgelere göre ek rapor aldığını ancak yine kök rapora göre karar verildiğini ileri sürmüştür.Sözleşmenin temerrüt faizine ilişkin 4.2 maddesinde "müşterinin borçlarının sözleşme kapsamında muaccel kılınması halinde, alacağın muaccel hale geldiği tarihten müşteriye yapılan ihtarda belirtilen sürenin hitamına kadar geçecek sürede TCMB ne bildirilen en yüksek cari akdi faiz oranı uygulanacağı, müşteri temerrütün doğduğu tarihten itibaren aynı tür krediler ve hesaplar için Banka tarafından TCMB ne bildirilen TL/YP en yüksek cari akdi faiz oranının %50 fazlası olarak belirlenen oranda ve bu oranların değişmesi halinde değişen oranlarda değişen oranlara göre temerrüt faizi ödeneceği" kararlaştırılmıştır. Yerleşik yargı uygulamasında temerrüt faizi belirlenmesinde bankanın TCMB ne uygulanacağını bildirdiği en yüksek oranlar esas alınmamakta, fiilen uygulanan akdi faiz oranları esas alınmaktadır. Bilirkişi kök raporunda bu mealde olan Yargıtay 19 HD, 11, HGK kararlarına atıf yaparak krediye uygulanan %7,5 oranda akdi faiz esas alınarak hesaplama yapılmıştır.Davacı vekili tarafından 14.01.2025 tarihli dilekçe ekinde temerrüt faizini belirlemeye yarar kredi kullandırım belgelerini ibraz ederek kök bilirkişi raporuna itiraz etmiştir. İtiraz üzerine alınan ek raporda da kredi kullandırım belgelerine göre uygulanabilecek temerrüt faizi hesaplamasını seçenekli olarak hesaplayarak takdiri mahkemeye bırakmıştır. Mahkemece ;İlk derece mahkemesince bilirkişiden alınan kök ve ek rapor gerekçeli kararda özetlenerek bilirkişi tarafından verilen kök rapora neden itibar edildiği açıklanmadan kök raporda yapılan hesaplamaya göre karar verilmiştir.6100 sayılı HMK'nın 297 ve 298. maddeleri uyarınca mahkeme kararları, asgari olarak iki tarafın iddia ve savunmalarının özetlerini, incelenen maddi ve hukuki olayın özünü, mahkemeyi sonuca götüren gerekçelerin neler olduğu hususlarını ihtiva etmelidir. Anayasanın 141. maddesinin 3. fıkrası hükmü de mahkeme kararlarının gerekçeli olması gerektiğini düzenlemektedir. Dolayısıyla gerekçe, bir hükmün olmazsa olmaz unsurudur. Taraflar, ancak kararlara konulması gereken gerekçeler sayesinde hükmün hangi maddi ve hukuki nedene dayandırıldığını anlayabilirler. Ayrıca, karar aleyhine yasa yollarına başvurulduğunda da denetim sırasında gerekçe sayesinde kararın usul ve yasaya uygun olup olmadığı denetlenebilir. HMK'nın 297/1-c maddesi gereğince hükümde; taraflar arasındaki çekişmeli vakıalar, bu vakıalar hakkında toplanan delillerin neler olduğu, toplanan delillerin ne suretle tartışılıp değerlendirildiği, bunun sonucunda hangi vakıaların sabit görüldüğü, bunlardan çıkarılan sonuç ve hukuki sebeplerin neler olduğunun gösterilmesi zorunludur. Bu itibarla, denetime elverişli nitelikte olmayan bir kararla ilgili olarak istinaf denetim ve yargılaması yapılarak bir hüküm verilemeyecektir. Kararın gerekçesiz olması, kısa karar gerekçeli karar çelişkisi, gerekçe ile hüküm çelişkisi olması kamu düzenine ilişkin bir aykırılık olup delillerin hiç değerlendirilmemiş olduğu derecesinde yargılama işlemlerinin eksik bırakıldığının kabulü gerekmektedir. Zira HMK’nın 355. maddesi gereği de Bölge Adliye Mahkemesi kamu düzenine aykırılık gördüğü takdirde bunu resen gözetir. Açıklanan nedenlerle; mahkemece sözleşmenin 4.2 maddesi hükmü üzerinde durulmadan bilirkişi kök ve ek raporu özetlenerek verilen karar denetlenebilir nitelikte değildir. Gerek temerrüt faizi belirlenmesine gerekse gayrinakdi alacağa ilişkin kefillerin sorumluluğuna ilişkin sözleşme hükümleri gerekse elde edilen tespitler değerlendirilerek kararın gerekçelendirilerek kazanılmış haklar da gözetilerek bir karar verilmek üzere kararın kaldırılmasına, esasa ilişkin istinaf nedenleri incelenmeden kararın kaldırılmasına karar verilmiştir. HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle: Davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne; İstanbul 9. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 18/06/2025 Tarih 2024/395 Esas - 2025/383 Karar sayılı kararın HMK 353(1)a-6 gereği KALDIRILMASINA; "Dava yeniden görülmek üzere dosyanın kararı veren mahkemeye gönderilmesine" Davacı tarafından yatırılan 732-TL peşin istinaf karar harcının istek halinde kendisine iadesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda HMK 362(1)-g maddesi uyarınca kesin olmak üzere oy birliği ile karar verildi.17/04/2026