İSTİNAF KARAR TARİHİ: 17/12/2025 Taraflar arasında görülen dava neticesinde ilk derece mahkemesince verilen hükmün davacı vekilince istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü; TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; taraflar arasında 3 adet ... 180 ... Baskı Makinesi alım-satımı için anlaşma sağlandığı, anlaşma uyarınca; 05.10.2016 tarih ve 542475 no'lu 197.012,80 TL meblağlı, …
T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 43. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO: 2022/954 KARAR NO : 2025/1928 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: İSTANBUL 13. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ: 22/02/2022 NUMARASI : 2020/670 Esas - 2022/126 Karar DAVA: İstirdat (Ticari Satıma Konu Malın İadesi) İSTİNAF KARAR TARİHİ: 17/12/2025 Taraflar arasında görülen dava neticesinde ilk derece mahkemesince verilen hükmün davacı vekilince istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü; TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; taraflar arasında 3 adet ... 180 ... Baskı Makinesi alım-satımı için anlaşma sağlandığı, anlaşma uyarınca; 05.10.2016 tarih ve 542475 no'lu 197.012,80 TL meblağlı, 10.10.2016 tarih ve 542498 no'lu 200.935,30 TL meblağlı ve 15.03.2017 tarih ve ... no'lu 207.621,00 TL meblağlı faturalarla makineler teslim alındığı, makinelerin toplam değeri 605.569,10 TL olup, kurulumunu davalı şirket tarafından yapıldığını, işbu makinelerin 605.569,10 TL'lik toplam bedeli ödendiği, makinelerin kataloğunda 265 m2/saat baskı hızına göre 176 metre tüle 310 m2/saat baskı hızında çalıştığında 206 metre tüle tekabül ettiği belirtildiği, makinelerin kurulduktan kısa süre sonra çalışmadığını, makinelerin çalışmadığının satıcı-davalı şirkete bildirildiğini, davalının teknik ekibini arızaların giderilmesi için yönlendirdiğini, makinelerin tamir edildiğini, bir müddette olsa arıza verene kadar çalıştığı sürede katalogda belirtilen verimde çalışmadığını, arızaların sürekli tekrar etmiş, her defasında teknik ekip gelip arızaları tamir etmeye çalıştığını, makinelerin bir sonraki arızalanacağı ana kadar çalıştırılabildiğinde 2 pas hızda 55 metre tül, 1 pas hız da ise 100 metre tüle baskı yapılabildiğini, bu makinelerin ve parçalarının ithal edildiği ve Türkiye’ye ithal eden tek şirketin de davalı şirket olduğu dikkate alındığında davalının 2018 yılında gerçekleşen el konulma nedeniyle ithalatı durdurduğu, teknik servisini kapattığı, arızaları gidermediği, parça tedariki sağlamadığı sabit olup, 2018 tarihinde garanti süresi dolmamış makinaların yedek parçasının olmaması da ayrı bir sorun ve ayıp olarak karşılarına çıktığını, 2018 yılında müvekkili şirketin makinelerin ayıbı nedeniyle davalıya başvurmuşsa da bu kez netice alamadığı, müşterisine yapmış olduğu bir işten dolayı reklamasyon faturasına maruz kaldığını, bu haliyle müvekkili şirketin ayıp ve arızalara katlanılamaz hale geldiğinden ve artık yedek parçası da bulunmayan ve tamir edilmeyen makinelerin davalıya iadesi ve bedelinin istirdatı için Bakırköy 23. Noterliği'nin 23 Ocak 2019 tarih ve ... yevmiye no'lu ihtarnamesini keşide ederek davalıya gönderdiği, davalı şirketin, makinelerin orjinal halinde oynama yaptığı, kağıt sarımı arkadayken öne aldığı, makinelerin önüne operatör eklediği, bu hususun aynı marka ve davalı tarafından satılmış olan makineler için bir başka müvekkilinin şirket lehine davalı aleyhine açmış olduğu ve halen derdest olan Bakırköy 2. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2018/1092 Esas sayılı davasında bilirkişi tarafından düzenlenen raporda da tespit ve sübut etmiş olduğu üzere, makinelerin üretiminde hataların bulunduğu ve üretim hatası olan mekanik, elektronik sistem ve tasarımıyla ilgili hataları gidermek istemesidir ki; zaten en başında ayıplı üretilmiş makinelerin ayıp oranını daha da ağırlaştırdığı, makinelerin ayıplı olduğunu bilen bu ayıpları gidermek için makinenin orijinal halinde oynama yapan ancak ayıpları gideremediği gibi daha da artıran davalı-satıcının, ayıpları bile bile ayıplı makineleri sattığı, devir ve teslim ettiği, davalının ağır kusurlu olduğu ve T.B.K.'nun 231. maddesindeki sürelerden yararlanamayacağı, davacı şirketin giderilemeyen ve kullanıldıkça ortaya çıkan gizli ayıp nedeniyle TBK’nun 227’nci maddesine göre; seçimlik haklarından satılanı geri vermeye hazır olduğunu bildirerek sözleşmeden dönme seçimlik hakkını kullandığını, müvekkili şirketin ödemiş olduğu satış bedelinin, faiziyle birlikte geri verilmesini isteme hakkının mevcut olduğunu beyanla dayanaklı ve haklı davalarının kabulüne, ağır kusura dayalı ayıplar nedeniyle sözleşmeden dönüldüğünden/fesih edildiğinden ayıplı malların davalıya iadesi/geri verilmesi suretiyle davacı müvekkili şirketin ödemiş olduğu 605.569,10-TL'nin şimdilik kaydıyla 30.557,00-TL' sinin ( kısmi olup, bakiye kısım için haklarımız saklıdır.) fatura tarihlerinden ödeme gününe kadar geçecek sürede işleyecek avans faizinin de eklenmesi suretiyle davalı tarafından müvekkili şirkete geriye ödenmesine, iadesine, istirdadına, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalıya tahmiline, karar verilmesini talep etmiştir. CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davalı ...'ne (şirket) 6758 sayılı Kanun'un 19/2 maddesi hükmü uyarınca CMK'nın 133. Maddesi gereğince İstanbul 3. Sulh Ceza Mahkemesinin, 20/09/2018 tarihli, 2018/4598 D.iş Sayılı kararı ile el konulmuş ve Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu (Fon) kayyım olarak atandığı, taraflarınca da TMSF tarafından vekalet verildiğini, davacının makineleri aldıktan 4 yıl sonra ayıp iddiasına dayalı işbu davayı açtığını, müvekkili şirkete gönderildiği iddia edilen Bakırköy 23. Noterliğinin ... Yevmiye Numaralı ihtarname ise 23/01/2019 tarihli olduğunu, yani makinelerin alımının üzerinden 3 yıl geçtikten sonra ihtar gönderildiğini, hak düşürücü süre geçtikten sonra açılan davanın reddi gerektiğini, davaya konu makinelerin ayıplı olduğu iddiasının asılsız olduğunu, davacı tarafın dilekçesinde makinelerin kurulduktan çok kısa bir süre sonra ve hatta baştan beri çalışmadığını iddia etmiş olsa da bu iddianın kesinlikle gerçeği yansıtmadığını, makinelerin alındığı tarihe bakıldığında makinelerin belirli aralıklarla sipariş edildiğini, basiretli bir tacirin memnun kalmadığı bir makine için ilgili firmaya makinelerin ayıplı olduğuna dair bildirimde bulunmak yerine aynı makineden iki adet daha sipariş vermesinin beklenemeyeceğini, davacının makine bedellerinin ödendiğine ilişkin delil sunmadığından bedel iadesi talebinin reddi gerektiğini, davacı firmanın müvekkili firmaya borçlu olup bu borçtan kurtulmak için haksız ve kötü niyetli olarak işbu davayı ikame ettiğini, hali hazırda ticari kayıtlara göre davacı firmanın müvekkili firmaya borçlu durumda olduğunu, davacı tarafın müvekkili şirketten almış olduğu makine ve boyalara ilişkin borçlarını ödememiş olup bu hususta kendilerine İstanbul 34. İcra Dairesi...E. Sayılı dosyasından takip başlatıldığını ancak davalı tarafından bu takibe de kötüniyetli olarak itiraz edildiğini ve hemen akabinde de işbu davayı açtığını, davacı tarafın makinelerin hızı ile ilgileri mahkemeyi yanıltmaya yönelik olup davacının, müvekkili şirkete kayyum atanmasını fırsata çevirmeye çalıştığını, makine üzerinde yapılan değişikler makinenin merkezi ile ilgili olmayıp davacı tarafından da bilindiği üzere makinelerin çalışma performansını etkilemediği, emsal gösterilen davaya ait bilirkişi raporunu kabul etmek mümkün olmadığını, davacının dayandığı raporun tamamen taraflı olarak hazırlandığı ve taraflarından itiraz edilmiş bir rapor olup, yargılamasının da halen devam ettiğini, bu nedenle bu raporların işbu dosyada esas alınmasının hiçbir şekilde mümkün olmadığını, teknik servis ve parça tedariki olmadığı bilgisi de gerçeği yansıtmadığını, müvekkili firmada makinelere servis verecek tüm parçalar bulunduğunu, müvekkili firmaya el konulduğu tarihte halihazırda satışı yapılmış tüm makinelerin bakımına yıllarca yetecek parça mevcut olup gerek görülmesi halinde yedek parça stok listesininde mahkemeye sunulacağını, emsal gösterilen davanın davacı tarafı ile işbu dosyadaki davacı taraf arasında bağ olduğunu, nitekim uyap kaydında da emsal gösterilen dosyanın davacısı iş bu dosyaya davacı olarak eklendiğini beyanla usûl ve yasaya aykırı olan davanın reddini, mahkeme masrafları ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI : İstinaf incelemesine konu kararı veren ilk derece Mahkemesince eldeki dava hakkında yapılan yargılama sonunda, "Toplanan tüm delillere ve dosya kapsamına göre; davacı tarafından taşınır mal alım satım sözleşmesine konu malda ağır kusurdan kaynaklı gizli ayıp nedeniyle sözleşmenin feshi ile ayıplı malların iadesi ile bugüne kadar ödenmiş olan bedellerden şimdilik 30.557,00 TL 'sinin davalıdan tazmini istemiyle Mahkememizde açılan iş bu davada mahkememiz tarafından yapılan yargılama sırasında bilirkişi heyetinden alınan raporda dava konusu 3 adet ... 180 dijital baskı makinelerinin üretimden kaynaklı gizli ayıplı olmadığının ancak davalı satıcı ... ... Ltd. Şti.'nin ... terör soruşturmasına konu olması ve 2018 yılı son çeyreğinde TMSF'ye devredilmesi nedeniyle teknik uzman kadrosunun işten ayrılması, yeterli servis hizmeti verilememesi, parça ve sarf malzeme tedariği yapılamaması sonucu makinelerin kullanılmaz ve atıl hale geldiği; teknik uzman kadrosuna ve yeterli stoğa sahip yetkili servisin makineleri çalışır hale getirebileceği ancak Türkiye'de davalı satıcı ... ... Ltd. Şti. dışında başka yetkili servis olmadığı için makinelerin kullanılmadığı; Dijital baskı makinelerinin 31.12.2018 tarihine kadar normal kullanılabildiğinin anlaşıldığı ve ekonomik kullanım ömrünün 10 yıl olduğu dikkate alındığında toplam 605.569,10 TL fatura tutarının, 125.872,10 TL kısmının kullanıldığı, 479.697,00 TL kısmının kullanılmadığı; servis hizmetinin verilmesi, parça ve malzeme tedarikinin sağlanmasının yan edim yükümlülüğü niteliğinde olduğu, servis hizmetinin sağlanamadığı, parça ve sarf malzemesi tedarik edilemediği için yan edim yükümlülüğü bakımından hiç veya gereği gibi ifa edilememenin söz konusu olduğu, sözleşmede meydana gelen bu aykırılığın sözleşmenin olumlu ihlali olarak kabul edilmesi gerektiği, sözleşmeye aykırılığa bağlı olarak alıcının sözleşmeden dönme hakkını kullanabileceği; sözleşmeden dönme halinde tarafların karşılıklı olarak ifa yükümlülüğünden kurtulduğu, önce ifa ettikleri edimleri geri isteyebilecekleri, buna göre davacı teslim aldığı makineleri iade ile yükümlüyken, ödemiş olduğu satış bedelinin de iadesini talep edebileceği; sözleşmeden dönen taraf bazı yararlar elde etmişse bunların denkleştirilmesi gerektiği, dava konusu olan makinelerin belirli bir süre davacı tarafından kullanılarak menfaat elde edildiği, iade edilmesi gereken satış bedelinden elde edilen bu menfaatlerin indirilmesi gerektiği tespit edilmiş ise davacının talebinin taşınır mal alım satım sözleşmesine konu malda ağır kusurdan kaynaklı gizli ayıp nedeniyle sözleşmenin feshi ile ayıplı malların iadesi ile bugüne kadar ödenmiş olan bedellerin davalıdan tahsile ilişkin olup davacı tarafın teknik servis alınmamasından kaynaklı makilerin atıl kalmasından dolayı zarar talebinde bulunmadığı, taşınır mal alım satım sözleşmesine konu malda ağır kusurdan kaynaklı gizli ayıba dayanmış olup taleple bağlılık ilkesi gereği davacının dayanmadığı bir hususta değerlendirme yapılamayacağı mevcut talebine göre bilirkişi heyeti tarafından da belirtildiği üzere dava konusu 3 adet ... 180 dijital baskı makinelerinin üretimden kaynaklı gizli ayıplı olmadığı anlaşılmakla davanın reddine, ..." karar verilmiştir. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ : Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; ıslah hakkının kullandırılmadığını, usule ve yasaya aykırı yargılama yapmış, adeta taraflı ve hatalı karar verdiğini, hilenin ve ayıbın ispatı için bildirdiği tanığın da dinlenmeden karar oluşturulduğunu, arızaların giderilememesi, yedek parça ve boya sağlanılamaması hizmet ayıbı olup çalışmayan ve baskı yapmayan ve bilirkişi tarafından da tespit edildiği üzere atıl hale gelen makinelerin ayıplı olmadığına dair rapor düzenlemek doğru olmadığını,çalışmayan makinelerin ayıplı olup olmadığını bilmenin imkansız olduğunu, makinelerin ömrünün 10 yıl olduğu ve şirketin 2018 yılı son çeyreğinde TMSF'ye devredilmesi nedeniyle teknik uzman kadrosunun işten ayrılması, yeterli servis hizmeti verilememesi, parça ve sarf malzeme tedariği yapılamaması sonucu makinelerin kullanılmaz ve atıl hale geldiği; teknik uzman kadrosuna ve yeterli stoğa sahip yetkili servisin makineleri çalışır hale getirebileceği ancak Türkiye'de davalı satıcı ... ... Ltd. Şti. dışında başka yetkili servis olmadığı için makinelerin kullanılmadığını, dijital baskı makinelerinin 31.12.2018 tarihine kadar normal kullanılabildiğinin anlaşıldığı ve ekonomik kullanım ömrünün 10 yıl olduğu dikkate alındığında toplam 605.569,10 TL fatura tutarının, 125.872,10 TL kısmının kullanıldığı 479.697,00 TL kısmının kullanılmadığını, servis hizmetinin verilmesi, parça ve malzeme tedarikinin sağlanmasının yan edim yükümlülüğü niteliğinde olduğu, servis hizmetinin sağlanamadığı, parça ve sarf malzemesi tedarik edilemediği için yan edim yükümlülüğü bakımından hiç veya gereği gibi ifa edilememenin söz konusu olduğu, sözleşmede meydana gelen bu aykırılığın sözleşmenin olumlu ihlali olarak kabul edilmesi gerektiği, davalının 479.697,00 TL'nı davacıya iadeyle yükümlü olduğu hususu sübut etmiş olup bu nedenlerden dolayı, davanın tamamen ıslahı için taraflarına süre verilmesi suretiyle yapılacak ıslah sonucunda davalının davacı yan edim yükümlülüğü nedeniyle iade etmesi gereken 479.697,00 TL'nin tahsiline karar verilmesi gerektiğini beyanla, ilk derece Mahkemesince verilen kararın kaldırılmasını ve davanın kabulüne karar verilmesini talep ve istinaf etmiştir. GEREKÇE : Dava, ticari satım sözleşmesi kapsamında satılanın ayıplı olduğu iddiasıyla sözleşmeden dönülerek sözleşme bedelinin iadesi tazmini davasıdır.İstinafa gelen uyuşmazlık temelde, sözleşmeye konu ürünlerin ayıplı olup olmadığı ve ayıp ihbarının yapılıp yapılmadığı, davacının sözleşmeden dönüp bedel iadesi talep edip edemeyeceği noktalarındadır.İlk derece mahkemesince davanın reddine karar verilmiş, davacı vekili tarafından yukarda yazılı sebepler ile istinaf başvurusunda bulunulmuştur.Davacı taraf, taraflar arasında 3 adet ... 180 ... Baskı Makinesi alım-satımı için anlaşma sağlanmış olup, anlaşma uyarınca; 05.10.2016 tarih ve 542475 numaralı 197.012,80 TL tutarlı, 10.10.2016 tarih ve 542498 numaralı 200.935,30 TL bedelli ve 15.03.2017 tarih ve ... numaralı 207.621,00 TL bedelli fatura bedelleri davacı tarafından ödenerek, davacı tarafından makinelerin teslim alındığı, makinelerin toplam değeri 605.569,10 TL olduğunu, makinelerin kurulduktan kısa süre sonra çalışmadığını, davalının teknik ekibini arızaların giderilmesi için yönlendirdiğini, makinelerin tamir edildiğini, bir müddette olsa arıza verene kadar çalıştığı sürede katalogda belirtilen verimde çalışmadığını, arızaların sürekli tekrar ettiğini, davalının 2018 yılında gerçekleşen el konulma nedeniyle ithalatı durdurduğu, teknik servisini kapattığı, arızaları gidermediği, parça tedariki sağlamadığı sabit olup, 2018 tarihinde garanti süresi dolmamış makinaların yedek parçasının bulunmadığını, müvekkili şirketin ayıp ve arızalara katlanılamaz hale geldiğinden ve artık yedek parçası da bulunmayan ve tamir edilmeyen makinelerin davalıya iadesi ve bedelinin iadesi talep edilmiştir.Öğretide ayıp satılanda, hasarın geçtiği anda, vaad edilen nitelikleri bir diğer ifade ile bulunması gereken bir özelliğin bulunmaması ya da bulunmaması gereken bir kusurun ya da eksikliğin bulunması ya da dürüstlük kuralı gereğince ondan beklenen lüzumlu vasıfları taşımaması hali olarak tanımlanmakta ve maddi, hukuki ya da ekonomik ayıp şeklinde sınıflandırılmaktadır. Maddi ayıp bir malda madden hata bulunmasıdır (örneğin malın yırtık, kırık, bozuk, lekeli olması gibi). Hukuki ayıp malın kullanımının hukuken sınırlandırılmış olmasıdır (malın üzerinde rehin, haciz, intifa hakkı gibi kısıtlamalar bulunması gibi). Ekonomik ayıp ise malın iktisadi vasıflarında eksiklik olmasıdır(Yargıtay HGK'nın 24.05.2017 tarih, 2017/19-1633 E.- 2017/1013 K. Sayılı kararı).Ayıba karşı tekeffül borcu, satılan şeyde satıcı tarafından zikir ve vaat edilen vasıfların bulunmamasından veya satılan şeyin değerini yahut akit gereğince ondan beklenen faydaları azaltan veya kaldıran noksanları bulunmasından satıcının sorumlu tutulmasını ifade eder. Satıcının ayıba karşı tekeffül borcunun doğabilmesi için ayıbın sözleşmenin kurulduğu anda mevcut olması, ayıbın önemli olması, alıcının sözleşmenin kurulduğu anda ayıbın varlığından haberdar olmaması ve en nihayetinden alıcının kendisine düşen muayene ve ihbar yükümlülüklerini yerine getirmiş olması gerekir. Aksi halde satılan, alıcı tarafından mevcut haliyle kabul edilmiş sayılır.6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu(TTK)'nun 23/1-c maddesi; "Malın ayıplı olduğu teslim sırasında açıkça belli ise alıcı iki gün içinde durumu satıcıya ihbar etmelidir. Açıkça belli değilse alıcı malı teslim aldıktan sonra sekiz gün içinde incelemek veya incelettirmekle ve bu inceleme sonucunda malın ayıplı olduğu ortaya çıkarsa, haklarını korumak için durumu bu süre içinde satıcıya ihbarla yükümlüdür. Diğer durumlarda, Türk Borçlar Kanununun 223 üncü maddesinin ikinci fıkrası uygulanır." şeklinde düzenlenmiştir.6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu(TBK)'nun 223/2. Maddesine göre ise, alıcı gözden geçirmeyi ve bildirimde bulunmayı ihmal ederse, satılanı kabul etmiş sayılır. Ancak, satılanda olağan bir gözden geçirmeyle ortaya çıkarılamayacak bir ayıp bulunması hâlinde, bu hüküm uygulanmaz. Bu tür bir ayıbın bulunduğu sonradan anlaşılırsa, hemen satıcıya bildirilmelidir; bildirilmezse satılan bu ayıpla birlikte kabul edilmiş sayılır.Satış sözleşmesinde, satıcı zapttan ve ayıptan ari bir şekilde satılanın, mülkiyetini geçirmek amacıyla, zilyetliğini alıcıya devretmekle yükümlüdür. Satılanın ayıplı olması halinde alıcı TBK'nın 227/1. maddesinde düzenlenen seçimlik haklarını kullanabilir. Anılan maddenin ikinci fıkrasında ise, alıcının genel hükümlere göre tazminat isteme hakkı saklı tutulmuştur.Mahkemece alınan bilirkişi raporunda, dava konusu makinelerin üretimden kaynaklı gizli ayıplı olmadığı ancak davalı ... Ltd. Şti.'nin terör soruşturmasına konu olması ve 2018 yılı son çeyreğinde TMSF'ye devredilmesi nedeniyle teknik uzman kadrosunun işten ayrılması yeterli servis hizmeti verilmemesi, parça ve sarf malzeme tedariği yapılamaması sonucu makinelerin kullanılmaz ve atıl hale geldiği, teknik uzman kadrosuna ve yeterli stoğa sahip yetkili servisin makineleri çalışır hale getirebileceği ancak Türkiye'de davalı satıcı ... ... Ltd. Şti. dışında başka yetkili servis olmadığı için makinelerin kullanılmadığı, servis hizmetinin verilmesi, parça ve malzeme tedarikinin sağlanmasının yan edim yükümlülüğü niteliğinde olduğu, servis hizmetinin sağlanamadığı, parça ve sarf malzemesi tedarik edilemediği için yan edim yükümlülüğü bakımından hiç veya gereği gibi ifa edilememenin söz konusu olduğu, sözleşmede meydana gelen bu aykırılığın sözleşmenin olumlu ihlali olarak kabul edilmesi gerektiği, sözleşmeye aykırılığa bağlı olarak alıcının sözleşmeden dönme hakkını kullanabileceği, sözleşmeden dönen taraf bazı yararlar elde etmişse bunların denkleştirilmesi gerektiği, dava konusu olan makinelerin belirli bir süre davacı tarafından kullanılarak menfaat elde edildiği, makinelerin kullanımına bağlı elde edilen menfaatler toplamının 125.872,10 TL olduğu, bu bedelin satış bedeli olan 605.569,10 TL'den indirilmesi sonucu davacının 479.697,00 TL bedelin iadesini talep edebileceği tespit edilmiştir.Somut olayda, taraflar arasında dava konusu makinelere ilişkin satım sözleşmesi yapılarak, söz konusu makinelerin yaklaşık iki yıl kullanıldığı, davalı şirkete 2018 yılında TMSF tarafından el konulmasından sonra, davalının servis ve yedek parça hizmetini elinde olmayan nedenlerle sunamadığı, taraflar arasındaki sözleşmede de yedek parça ve servis hizmeti sunulacağının açıkça düzenlendiğinin davacı tarafından ispat edilemediği, buna ilişkin herhangi bir sözleşme sunulmadığı, bilirkişi raporunda ki tespitlerden, servis hizmeti sağlanamaması nedeniyle makinelerin kullanılamadığının tespit edildiği, makinalarda ayıp bulunmadığı, salt servis hizmetinin verilmemesinin ayıp nedeniyle sözleşmeden dönme hakkkını vermeyeceği, söz konusu makinelerin ayıplı olup olmadığı hususu hakimin takdirinde olmadığı, yapılacak teknik bilirkişi raporu ile tespit edileceğinden tanık dinlenmesinin sonucu da etkisi olmayacağı ve ıslah talebinin tahkikatın bitimine kadar yapılacağından davacının bu hususlardaki istinaf itirazı yerinde görülmeyerek, dava konusu makinelerin üretimden kaynaklı gizli ayıplı olmadığı bilirkişi raporu ile de sabit olması karşında, Mahkemece davanın reddine karar verilmesine bir isabetsizlik görülmemiştir.HMK'nın 355. maddesi uyarınca kamu düzenine aykırılık ve istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılan istinaf incelemesi sonunda; ilk derece mahkemesi kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu anlaşıldığından davacı vekilinin yerinde görülmeyen istinaf başvurusunun reddine karar vermek gerekmiştir. KARAR : Yukarıda ayrıntısı ile açıklanan nedenlerle; 1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353(1)b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE, 2-Davacı tarafından başvuru sırasında peşin olarak yatırılan 80,70 TL harcın, alınması gerekli olan 615,40 TL harçtan mahsubu ile bakiye 534,70 TL istinaf karar harcının davacıdan alınarak hazineye irat kaydına, 3-Davacı tarafından istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına, 4-Kararın, HMK'nın 359/4 maddesi uyarınca Dairemiz Yazı İşleri Müdürlüğünce taraflara resen tebliğine, Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda, gerekçeli kararın taraflara tebliğinden itibaren 2(iki) hafta içerisinde Yargıtay'a temyiz yasa yolu açık olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.17/12/2025