İSTİNAF KARAR TARİHİ: 17/11/2025 Taraflar arasında görülen dava neticesinde ilk derece mahkemesince verilen hükmün davacı ve davalı vekillerince istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü; TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkili davacının davalıdan fatura ve cari hesap ekstresine dayalı alacağının tahsili amacıyla İstanbul Anadolu 19.İcra Müdürlüğü'nün... Esas sayılı …
T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 43. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO: 2022/655 KARAR NO : 2025/1633 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: İSTANBUL ANADOLU 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ: 09/11/2021 NUMARASI : 2020/140 Esas - 2021/729 Karar DAVA: İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) İSTİNAF KARAR TARİHİ: 17/11/2025 Taraflar arasında görülen dava neticesinde ilk derece mahkemesince verilen hükmün davacı ve davalı vekillerince istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü; TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkili davacının davalıdan fatura ve cari hesap ekstresine dayalı alacağının tahsili amacıyla İstanbul Anadolu 19.İcra Müdürlüğü'nün... Esas sayılı dosyasında yaptıkları icra takibine davalı taralından haksız ve kötüniyetli olarak itiraz edildiğini ve takibin durdurulduğunu, 11.11.2019 tarihli cari hesap ekstresi. borcun dayanağı olan 30/04/2018 tarihli Fatura defter ve kayıtlar incelendiğinde davalının mevcut bakiye borcu açıkça görüldüğü, iş bu borca yapılan itirazın davacının alacağını almasını geciktirmekten başka hiçbir amaç taşımadığını.TTK'da faturalara itiraz süresinin sekiz gün olduğu ve davacının bu faturalara süresi içinde itiraz etmediğinden faturaların kesinleşmiş olduğunu ve karşılığının ödenmediğini, takibe konu alacak ticari mahiyet taşıdığından dava açılmadan önce, İstanbul Anadolu Arabuluculuk Bürosunun 2020/2328 büro dosya numaralı. 2020/24210 arabuluculuk numaralı dosyasında davalı tarafla yapılan görüşmeler sonuçsuz kaldığını ve anlaşamama son tutanağı düzenlendiğini, bu nedenle davalı borçlunun itirazının iptaline ve takibin. takip tarihi itibariyle 13.6022.54 'TL üzerinden devamına karar verilmesi için mahkemenize başvurma zarureti doğduğunu, Sonuç olarak; yukarıda açıklanan sebeplerle Fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla, Davalının İstanbul Anadolu 19.İcra Müdürlüğü'nün... Esas Sayılı icra dosyasına haksız ve kötü niyetli itirazının iptali ile takibin devamına. Davalı yanın %20'den az olmamak icra inkar tazminatına ve yargılama giderleri ile vekalet ücretinin karşı tarafa yüklenilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Davalı müvekkilin davacı yan ile arasındaki alım satım ilişkisinden kaynaklanan borcun tamamını suretlerini ekte sundukları 24/04/2018 tarih 3.500,00TL, 02/05/2018 tarik 3.500 TL, 10/05/2018 tarih 4.887,32 TL tutarlı makbuzlarla davacıya ödediğini ve Bu suretle davalı yanın davacı tarafa takip ve dava konusu edilen fatura alacak sebebiyle herhangi bir borcu bulunmadığını fakat davacı tarafın bu dekontları mahkemeye sunmadığını ve bu ödenen paraların görmezden gelinerek haksız ve kötü niyetli bir şekilde icra takibi başlatıldığını, Ödenmiş olan borca istinaden yapılan icra takibine davalı müvekkilinin itirazının haklı olduğunu, takibinde haksız ve kötü niyetli olduğu aşikar olan alacaklı-davacının mesnetsiz davasının reddi ile %20 kötü niyet tazminatı İstemek zorunluluğu hasıl olduğunu, Sonuç olarak: Yukarıda açıklanan nedenlerle davanın reddine karar verilerek davacı yan aleyhine % 20' den aşağı olmamak üzere davacı aleyhine kötü niyet tazminatına hükmedilmesi ile vekalet ücreti ve yargılama giderlerinin davacıya yüklenilmesini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI : İstinaf incelemesine konu kararı veren ilk derece Mahkemesince eldeki dava hakkında yapılan yargılama sonunda, " ...Davalı yanın borcun ödendğine dair sundukları 24.04.2018 tarih 3.500 TL, 02.05.2018 tarih 3.500 TL, 10.05.2018 tarih 4.887,32 TL tediye makbuzlarının ilgili tarihlerinde davacı cari hesabına aksettirilmediği ve kayıtlarının ayrı ayrı yapılmamış olduğu, bu kayıtlar yerine 27.12.2018 tarihinde 151 fiş numarası ile 331-Ortaklara Borçlar hesabına bilirkişi raporunun 7.sayfasında gösterildiği şekilde kaydedildiği tespit edilmiştir. Davalı vekili, borcun ödediğine dair üzerinde davacı şirketin kaşesi ve kime ait olduğu bilinmeyen imzaların bulunduğu makbuz sunmuştur. Davalı vekili , makbuzlardaki imzaların davacı şirketi temsilen... tarafından atıldığını iddia ederek , ... 'a ait imza sirkülerini ibraz etmiştir. İbraz edilen makbuzlar üzerinde yapılan incelemede, 10.05.2018 tarihinde 4.887,32 TL, 24.04.2018 tarihinde 3.500,00 TL ve 02.05.2018 tarihinde ise yine 3.500,00 TL olmak üzere toplamda 11.887,32 TL ödeme yapıldığı anlaşılmıştır. Davacı vekili ise...'ın söz konusu makbuzları gösterilen tarihlerde değil, şirketi temsil yetkisi sona erdikten sonra tanzim edildiğini ve imza atıldığını savunmaktadır. Mahkememizce makbuzlar üzerinde imzası bulunduğu iddia edilen ve davacının da imzanın kendisine ait olduğunu kabul ettiği...'a davetiye çıkarılarak , tanık olarak beyanı alınmıştır. Tanık... beyanında imzaların kendisine ait olduğunu ve davacı şirketin temsilcisi sıfatıyla attığını beyan etmiştir. Bu kapsamda makbuzlar üzerindeki imzaların davacı şirketi temsilen... tarafından atıldığı ve takibe konu edilen borcun davalı tarafından ödendiği anlaşılmakla davanın reddine," karar verilmiştir. Bu karara karşı davacı ve davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ : Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davacının davalıdan alacağı sabit olmasına karşın yerel mahkeme tarafından eksik inceleme ve hatalı nitelendirme sonucunda davanın reddine karar verilmesinin hukuka aykırı olduğunu, tanık olarak dinlenen... ile davacı şirket arasında İstanbul Anadolu 24.İş Mahkemesi'nin 2020/419 esas sayılı dosyasında yargılama yapıldığını, şahsın beyanlarının objektif olmasının mümkün olmadığını, tanığın tamamen yetkisiz elinde bulundurduğu makbuz ve kaşeyi kullanarak sonraki bir tarihte sanki önceden ödenmiş gibi bir makbuz düzenlediğini ve davalı tarafın da bunu bu dosyada kullandığını beyanla, ilk derece Mahkemesince verilen kararın kaldırılmasını ve davanın kabulüne karar verilmesini talep ve istinaf etmiştir.Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; takibe konu edilen borcun davalı/borçlu tarafından ödendiği gerekçesiyle haksız ve kötü niyetli davanın reddine karar verildiğini, ancak ilk derece mahkemesince 2004 Sayılı İİK m.67/2 gereği lehe hükmedilmesi gereken kötü niyet tazminatına ilişkin hüküm kurulmadığını, davacının takibi açmakta "kötü niyetli" olduğu yapılan yargılamada tespit edilmesine rağmen ilk derece mahkemesinin davacı aleyhine tazminata hükmetmemesinin hukuka aykırı olduğunu beyanla, ilk derece Mahkemesince verilen kararın kaldırılmasını, davacı/alacaklı aleyhine kötü niyet tazminatına hükmedilmesini talep ve istinaf etmiştir. GEREKÇE : Dava, ticari satım sözleşmesinden kaynaklanan açık hesap alacağının tahsili istemiyle başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali davasıdır.İlk derece mahkemesince dosyaya toplanan deliller ile davanın reddine karar verilmiş, karara karşı davacı ve davalı vekilleri tarafından yukarıda yazılı sebepler ile istinaf başvurusunda bulunulmuştur.Davacı tarafça davalı hakkında, İstanbul Anadolu 19. İcra Müdürlüğü'nün... Esas sayılı takip dosyası ile " cari hesap ekstresinde yer alan bakiye alacak" borcun sebebi gösterilerek 11.887,32 TL asıl alacak ve 1.735,22 TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 13.622,54 TL alacağının tahsili istemiyle ilamsız takip başlatıldığı, takibe cari hesap ekstresi ve fatura suretinin eklendiği, borçlunun itirazı üzerine itirazın iptaline ilişkin iş bu davanın açıldığı görülmektedir.Türk Medeni Kanunu’nun 6. Maddesi; “Kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça, taraflardan her biri, hakkını dayandırdığı olguların varlığını ispatla yükümlüdür” hükmünü içermektedir. Yine HMK’nın 190/1. maddesine göre ise, ispat yükü, iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir. Öte yandan ispat yüküyle ilgili kanunda açık bir hüküm bulunması halinde öncelikle ona bakılmalıdır. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu(HMK)'nun 222. maddesine göre, Ticari defterlerin, ticari davalarda delil olarak kabul edilebilmesi için, kanuna göre eksiksiz ve usulüne uygun olarak tutulmuş, açılış ve kapanış onayları yaptırılmış ve defter kayıtlarının birbirini doğrulamış olması şarttır. Ayrıca ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması veya diğer tarafın ticari defterlerini ibraz etmemesi yahut defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerekir. Diğer tarafın 2.fıkra hükmüne uygun olarak tutulan ticari defterlerinin ilgili hususta hiç bir kayıt içermemesi halinde ticari defterler sahibi leline delil olarak kullanılamaz. Maddede sayılan şartların birlikte bulunması halinde ticari defterler kesin delillerdendir ve aksi ancak senet veya diğer kesin deliller ile ispatlanabilir. Taraflar arasında fatura konusu malların teslim edildiği ve bedeli uyuşmazlık konusu değildir. Her iki tarafın sahibi lehine delil olma niteliğindeki ticari defterlerinde fatura kaydı aynen işlenmiştir. Davalı davacıya 3 adet makbuz ile ödeme yaptığını iddia etmekte buna ilişkin kendi ticari defterlerinde ödeme tarihinden 7 ay sonra yaptığı kayıtla ticari defterlerinde borcun kalmadığı görülmektedir. Davacı taraf ticari defterlerinde ise ödemeye ilişkin herhangi bir kayıt mevcut değildir. Davalı yanın borcun ödendiğine dair 24.04.2018 tarih 3.500,00 TL, 02.05.2018 tarih 3.500,00 TL, 10.05.2018 tarih 4.887,32 TL toplamda 11.887,32 TL miktarlı tediye makbuzlarının üzerinde davacı şirketin kaşesi ve kime ait olduğu bilinmeyen imzaların bulunduğu, davalı tarafça makbuzlardaki imzaların davacı şirketi temsilen... tarafından atıldığını iddia ettiği, davacı tarafça...'ın söz konusu makbuzları gösterilen tarihlerde değil, şirketi temsil yetkisi sona erdikten sonra tanzim edildiğini ve imzalandığını savunmuştur. ilk derece mahkemesince makbuzlar üzerinde imzası bulunduğu iddia edilen ...' mahkemece tanık olarak alınan beyanında imzaların kendisine ait olduğunu ve davacı şirketin temsilcisi sıfatıyla attığını beyan etmiştir. ... 'ın makbuzların üzerinde atılı tarihlerde davacı şirketin yetkili temsilcisi olduğu da sabit olup uyuşmazlık konusu eğildir. Bu aşamada çözülmesi gereken sorun makbuzların üzerinde atılı yani ... 'ın şirketi temsile yetkili olduğu dönemde mi yoksa bu yetkisi kaldırıldıktan sonraki dönemde mi tanzim edildiği hususudur. Davalının dayandığı yazılı belge ve davacı şirketin makbuzda imzası bulunan yetkilisinin yeminli beyanlarına karşılık ilgili makbuzlardaki tarihin gerçeği yansıtmadığı, şirket adına para tahsil yetkisinin kalmadığı bir tarihte düzenlendiği hususunu ispat külfeti davacıya aittir. Bahsi geçen makbuzların düzenleme tarihinden 7 ay sonra davalı ticari defterlerine toplu olarak kaydedilmiş olması tek başına bu hususu ispatlamaya yeterli değildir. Bu hususta başkaca delilde ibraz edilmemiş olmakla davanın reddine dair verilen kararda bir isabetsizlik yoktur. İİK 67 maddesi gereği kötü niyet tazminatına hükmedilebilmesi için; geçerli bir ilamsız takibin bulunması, süresi içinde usulünce itiraz edilmiş olması, yasal süresi içinde açılmış bir itirazın iptali davası bulunması, davacının takibinde ve itirazın iptali davası açmasında haksız ve kötü niyetli olması, açılmış olan itirazın iptali davasının reddedilmiş olması ve davalı tarafça kötü niyet tazminatının talep edilmiş olması gerekir. Yine itirazın iptali davasının dava şartı yokluğundan reddi halinde davacı kötü niyet tazminatı ile sorumlu tutulamaz. Somut dosyada davacı tarafından alacağının faturaya dayalı olup davalının yaptığını iddia ettiği ödemelerin ticari defterlerinde kayıt olmadığı, davacı tarafça ödeme makbuzlarının şirketin yetkilisi tarafından temsil yetkisinin kalkmasından sonra düzenlendiği hususu ispat edilememesi, davacının takipte kötü niyetli olduğunu göstermeyeceği ve dosya kapsamı itibariyle kötü niyet iddiası ispat edilemediğinden Mahkemece davalının kötü niyet tazminatı talebinin reddine karar verilmesinde isabetsizlik yoktur. Açıklanan nedenlerle HMK'nın 355. Maddesi uyarınca kamu düzenine aykırılık ve istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılan istinaf incelemesi sonunda, ilk derece mahkemesi kararında bir isabetsizlik görülmediğinden davacı ve davalı vekillerinin istinaf taleplerinin reddine ilişkin aşağıdaki şeklide karar verilmiştir. KARAR : Yukarıda ayrıntısı ile açıklanan nedenlerle; 1-Davacı ve davalı vekillerinin istinaf başvurularının HMK'nın 353(1)b-1 maddesi uyarınca ayrı ayrı ESASTAN REDDİNE,2-Davacı tarafından başvuru sırasında peşin olarak yatırılan 232,64 TL harcın, alınması gerekli olan 615,40 TL harçtan mahsubu ile bakiye 382,76 TL istinaf karar harcının davacıdan alınarak hazineye irat kaydına,3-Davalı tarafından başvuru sırasında peşin olarak yatırılan 80,70 TL harcın, alınması gerekli olan 615,40 TL harçtan mahsubu ile bakiye 534,70 TL istinaf karar harcının davalıdan alınarak hazineye irat kaydına,4-Taraflarca istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda, HMK'nın 362(1)a maddesi uyarınca kesin olarak oy birliğiyle karar verildi. 17/11/2025