T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 45. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO: 2023/1261 KARAR NO : 2025/1171 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: İSTANBUL 6. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ: 09/02/2023 NUMARASI : 2017/940 Esas - 2023/94 Karar DAVANIN KONUSU: Tazminat (Sözleşmeden Kaynaklanan) KARAR TARİHİ: 22/10/2025 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353. Maddesi uyarınca dosya incelendi; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: DAVA: Davacı vekili dava …
T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 45. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO: 2023/1261 KARAR NO : 2025/1171 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: İSTANBUL 6. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ: 09/02/2023 NUMARASI : 2017/940 Esas - 2023/94 Karar DAVANIN KONUSU: Tazminat (Sözleşmeden Kaynaklanan) KARAR TARİHİ: 22/10/2025 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353. Maddesi uyarınca dosya incelendi; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: DAVA: Davacı vekili dava dilekçesi ile; müvekkili şirketin çocuk ve gençlere yönelik rehabilitasyon hizmetleri alanında faaliyet gösterdiğini, müvekkili şirketin davalı ... şirketi ile 30/06/2015 başlangıç ve 30/06/2016 bitiş tarihli .../0 Poliçe numarası ile İşler ...Sigorta Poliçesi imzaladığını ve davaya konu işyerini ve işyerinde bulunan tüm demirbaşları davalı ... şirketine sigortalattığını, yine müvekkili şirket ile davalı ... şirketi ile 07/07/2015 başlangıç ve 07/07/2016 bitiş tarihli, .../0 Poliçe numarası ile Kar Kaybı Sigorta Poliçesi imzalandığını ve davaya konu işyerinden elde edeceği karı, davalı ... şirketine sigortalattığını, daha sonra müvekkilinin faaliyet gösterdiği Nusaybin ilçesinde, meydana gelen ve davacı müvekkili tarafından öngörülmeyen ve öngörülmesi dahi mümkün olmayan terör olayları cereyan ettiğini, Nusaybin ilçesinde Mardin Valiliği tarafından 01/10/2015 tarihi itibariyle sokağa çıkma yasağı ilan edildiğini, davacı müvekkilinin işyeri kapalı kalmış ve çalışamamış olduğunu neticede 10 aylık kadar kar kaybına uğradığını, davacı müvekkilinin fazlaya ilişkin hakları saklı kaydıyla; 10 aylık kazanca denk gelen yaklaşık tahmini 11.382,22 TL'lik bir kar kaybı oluştuğunu, terör olaylarının devam etmesi nedeniyle müvekkili işyerinin 13/03/2016 tarihinde tamamen yıkıldığını, müvekkili işyerinde demirbaş ve eşyaları yerle bir olduğunu, söz konusu faturaların toplamı 18 adet fatura olup toplamda 62.152,83 TL olduğunu, müvekkili şirketin davalı şirkete zararlarının ödenmesi için başvurulduğunu ancak başvuruların reddedildiğini, bu nedenlerle İşler ...Sigorta Poliçe'nden kaynaklı 62.152,83 TL'nin talep tarihinden itibaren yasal faiziyle birlikte davalıdan alınarak müvekkiline verilmesini, Kar Kaybı Sigorta Poliçesi'nden kaynaklı şimdilik 1.000 TL'nin talep tarihinden itibaren yasal faiziyle birlikte tahsilini, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalıya tahmil edilmesine karar verilmesini talep etmiştir.Alınan bilirkişi raporları sonrasında davacı vekili sunmuş olduğu ıslah dilekçesi ile; kar kaybı alacağı yönünden talep edilen 1.000,00 TL tazminat alacağının 8.410,33 TL'ye çıkartmıştır. CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesi ile; Abdulkadirpaşa Mah. Umut Cad. ... Nusaybin/Mardin adresinde mukim iş yeri, müvekkili şirkete 30/06/2015-2016 ve 07/06/2015-2016 tarihleri arasında ... ve ... sayılı poliçeler ile bu poliçelerde verilen teminatlar çerçevesinde sigortalı ise de poliçe başlangıçtan itibaren hükümsüz olduğundan husumetin taraflarına yöneltilmesi hukuken mümkün olmadığını, ve reddinin gerektiğini, poliçenin yapıldığı tarihte sigortalı tarafından rizikonun gerçekleştiği bilinmekte olup bu durum kasten müvekkilden gizlenerek poliçe akdettirildiğini, bu nedenle doğmamış poliçe ve hukuken korunmayan menfaat nedeniyle müvekkilin sorumluluğundan söz edilemeyeceğini, davacı sigortalının hasar ihbarı üzerine müvekkili şirket nezdinde *********** sayılı hasar dosyası açıldığını, yapılan inceleme neticesinde hasarın Yangın Sigortası Genel Şartları teminatı dışında kaldığı anlaşılarak talebin reddedildiğini, her ne kadar davacı yan, dava konusu olayın poliçe kapsamında kaldığını poliçede yer alan terör teminatına dayandırmakta ise de yukarıda zikredilen madde anlamında meydana gelen riziko, mahiyeti itibari ile ve uluslararası literatürde kabul edildiği haliyle terör olayı olarak nitelendirilemeyeceğini, bu nedenle bu kloz kapsamında müvekkilin bir sorumluluğu doğmayacağını, başvurunun reddinin gerektiğini, kabul anlamına gelmemek kaydı ile geçerli bir poliçe bulunduğuna ve tazminat sorumluluğuna hükmedilmesi halinde, poliçenin iptali sonrası sigortalıya iade edilen primlerin de tazminattan mahsubu, ayrıca poliçe özel şartları gereği kıymet tenzili, sovtaj tenzili, muafiyet gibi tüm indirim sebeplerinin de incelemede dikkate alınmasını talep ettiklerini, talebin poliçe teminatında kaldığını kabul anlamına gelmemek kaydı ile talep edilen zarar miktarı fahiş olduğundan başvurunun da reddinin gerektiğini, davanın Kaymakamlık ve Valilik Zarar Tespit Komisyonuna ihbar edilmesini ve davacının dava konusu taşınmazın uğradığı hasar ile ilgili komisyonca çalışma ve nakdi veya ayni ödeme yapılıp yapılmayacağı hususunun sorulmasını, davanın aktif husumet ve menfaat yokluğu sebebi ile reddine, yürürlükte olmayan ve hükümsüz poliçe nedeniyle sorumluluğu bulunmayan müvekkili hakkında açılan davanın reddine, esasa geçilmesi halinde poliçe teminat kapsamında kalmayan, idare hukuku ilkelerine göre idarenin kusursuz sorumluluğu kapsamında devlet tarafından giderilecek zarar nedeni ile açılan haksız ve mesnetsiz davanın reddine, masraf ve vekalet ücretinin davacıya yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI Mahkemece, " ...Mardin ili Nusaybin ilçesinde yaşanan terör olayları nedeni ile Nusaybin Kaymakamlığı'nın 12/03/2019 tarihli yazısı ile bildirildiği üzere 01/10/2015 tarihinden başlayarak çeşitli tarihlerde çeşitli süreler ile birden çok defa sokağa çıkma yasağı ilan edilmiştir. Taraflar arasındaki 30/06/2015-30/06/2016 dönemi arasında akdedilen işler ...sigorta poliçesi ve 07/07/2015-07/07/2016 dönemi arasında akdedilen kar kaybı sigorta poliçesi ile sigortalıya terör teminatı verilmiş, meydana gelen terör eylemleri sonucunda davacının işyeri zarar görmüştür.Sigortacı tarafından gerçek durumun bilinmesi başlıklı, Madde 1438 “ (1) Bildirilmeyen veya yanlış bildirilen bir hususun ya da olgunun gerçek durumu sigortacı tarafından biliniyorsa, sigortacı beyan yükümlülüğünün ihlal edilmiş olduğunu ileri sürerek sözleşmeden cayamaz. İspat yükü sigorta ettirene aittir" düzenlemesini haizdir. Olay tarihlerinde güvenlik güçlerinin terör örgütü üyelerine yönelik operasyonlar yaptığı ulusal televizyon ve basında yer almıştır. Anılan bölgede uzun yıllardır terör örgütüne karşı güvenlik güçlerinin operasyonlarının devam ettiği ve bunun tüm kamuoyu tarafından bilindiği dikkate alındığında davalının TTK'nın 18/2. maddesine göre basiretli bir tacir gibi hareket etmesi ve riziko analizi konusunda gerekli dikkat ve özeni göstermesi gerekeceğinden, dava konusu olayda TTK'nın 1435. maddesi anlamında sigortalının beyan yükümlülüğünü ihlal ettiğine yönelik delil bulunmamaktadır. Bu nedenle davalı tarafın poliçenin hükümsüz olduğuna dair savunmalarına itibar edilmemimiştir. Diğer taraftan, sözleşmenin yapıldığı sırada davacının evi hasar görmediğinden, riskin muhtemel olmaktan çıkıp kesin hal aldığı" iddiası da kabul edilemez. Sözleşmenin yapılması sırasında, riskin gerçekleşeceği, diğer bir ifâde ile evin hasar göreceği de mutlak değildir, Nasıl ki deprem bölgesi olan yerler için de deprem teminatı verilebiliyorsa, terör bölgesi olan yerde de teröre karşı teminat verilebilir. Zaten, sigorta gerçekleşebilme ihtimali olan olaylar için yapılır. Riskin gerçekleşme ihirnalinin yüksek olması ise riskin mutlak surette gerçekleşeceği anlamına gelmez. Ayrıca, risk ölçümünde ve değerlendirilmesinde uzman olan sigortacı, bölgeyi bilmesine rağmen, teröre karşı teminat vermiştir.Sigorta sözleşmesi 6102 sayılı TTK'nın 1401.maddesinde tanımlanmıştır. Hükme göre sigorta sözleşmesi, "sigortacının bir prim karşılığında, kişinin para ile ölçülebilir bir menfaatini zarara uğratan tehlikenin, rizikonun, meydana gelmesi halinde bunu tazmin etmeyi ya da bir veya birkaç kişinin hayat süreleri sebebiyle ya da hayatlarında gerçekleşen bazı olaylar dolayısıyla bir para ödemeyi veya diğer edimlerde bulunmayı yükümlendiği sözleşmedir." Bu hükme göre sigortacı belli bir prim karşılığında sigorta ettirenin malını yahut bedensel zararlarını doğabilecek rizikolara sigorta etmeyi kabul etmektedir. Bu hüküm kapsamında değerlendirecek olursak sigorta sözleşmesinin riziko unsurunu ve menfaat unsurunu içinde barındırması gerekmektedir. Bu nedenledir ki sigorta sözleşmesi sigortacının ve sigorta ettirenin karşılıklı güven ilişkisine dayanmaktadır. Somut olayda o güven ilişkisi kurularak davalı ... şirketi ile davacı şirket arasında davacının işyerinin davacının menfaati ölçüsünde ödenecek primlerle garantisi sağlanmış ve sözleşme işyeri sigorta poliçesi kapsamında imzalanmıştır. İmzalanan bu sözleşme kapsamında TTK'nın 1409. Maddesi hükmüne göre sigortacı, sözleşmede öngörülen rizikonun gerçekleşmesinden doğan zarardan veya bedelden sorumlu olacaktır. 01/10/2015 tarihinden başlayarak çeşitli tarihlerde çeşitli süreler ile birden çok defa Mardin ili Nusaybin ilçesinde sokağa çıkma yasağı ilan edildiği, terör örgütü üyeleri tarafından yapılan eylemlere karşılık güvenlik güçlerince operasyonlar gerçekleştirildiği, operasyonlar sırasında sivil vatandaşların zarar görmemesi için sokağa çıkma yasağı ilan edildiği, bu sırada güvenlik güçleri ile terör örgütü üyeleri arasındaki çatışma sırasında zarar meydana geldiği anlaşılmaktadır. Oluşan zarar, poliçenin atıfta bulunduğu Yangın Sigortası Genel Şartları A.4 maddesinde düzenlenen savaş, her türlü savaş olayları, istila, yabancı düşman hareketleri, çarpışma, iç savaş, ihtilal, isyan, ayaklanma ve bunların gerektirdiği intibati ve askeri hareketler nedeniyle meydana gelen zararlar olarak kabul edilemez. Bu nedenle zararın terör klozu teminatı dahilinde olduğu anlaşılmakta olduğu kanaatine varıldığından davalı taraf bu yöndeki savunmalarına itibar edilmemiştir. Bu nedenle de meydana gelen hasar poliçe kapsamında kalmakta olup davalının sigorta poliçesi gereği sorumlu olduğu anlaşılmaktadır. Davacı taraf 30/06/2015-30/06/2016 dönemi arasında akdedilen işler ...sigorta poliçesi kapsamında davacıya ait işyerindeki eşya ile demirbaş zararını ve 07/07/2015-07/07/2016 dönemi arasında akdedilen kar kaybı sigorta poliçesi ile de kar kaybını talep etmektedir. Eşya ve demirbaş zararına ilişkin olarak dosyaya sunulan fotoğraflar, eksper raporu ve bilirkişi raporu ile de tespit edildiği üzere işyerinin tamamen yıkılması nedeniyle davacının kullanabileceği herhangi bir eşya ve demirbaşın kalmadığı da anlaşılmakla dosyaya sunulan faturalarda dikkate alınarak muafiyet tenzilinin de uygulandığı 23/06/2022 tarihli nitelikli hesaplama uzmanının denetime açık, hüküm kurmaya elverişli davalı tarafça itiraz edilmeyen raporuna itibar edilmiş ve davacının 62.152,83 TL demirbaş ile eşya zararının bulunduğu kanaatine varılmıştır. Kar kaybına ilişkin olarak ise mali müşavir bilirkişinin davacı ticari defter ve kayıtları üzerinde de inceleme yapılarak poliçe dönemine ait tarihlere ilişkin teknik nitelikteki kar kaybı hesaplamasını içerir denetime açık, hüküm kurmaya elverişli davalı tarafça itiraz edilmeyen raporuna itibar edilmiş, davacının 8.140,33 TL kar kaybının bulunduğu kanaatine varılmıştır.Davacı vekili 14/11/2022 tarihinde ıslah dilekçesi sunmuş, ıslah ettiği miktara ilişkin harcı yatırmış dilekçeden bir suret davalı vekiline tebliğ edilmiştir. Davacı vekili faiz başlangıç tarihi olarak talep tarihini belirtmiş ise de, Yangın Sigortası Genel Şartları B.8.1. Maddesi uyarınca: "sigortacı kesinleşmiş olan tazminat miktarını en geç bir ay içerisinde sigorta ettirene/sigortalıya ödemek zorundadır." Bu nedenle eksper rapor tarihi olan 29/12/2016 tarihinden 1 ay sonrası olan 30/01/2017 tarihinden itibaren faize hükmedilmiştir." gerekçesi davanın kabulü ile 62.152,83 TL demirbaş ile eşya zararı ve 8.410,33 TL kar kaybı olmak üzere toplam 70.563,16 TL maddi tazminatın 30/01/2017 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir. İSTİNAF SEBEPLERİ Davalı vekili tarafından yasal süresi içinde sunulan istinaf dilekçesinde; Dava konusu hasarın meydana gelmesi ve davanın açılış tarihi dikkate alındığında gerek huzurdaki davanın zamanaşımı yönünden reddi ile gerekse davacının ıslah talebinin zamanaşımına uğramış olduğu dikkate alınması gerekmekte iken yerel mahkeme tarafından bu hususta herhangi bir inceleme yapılmadan karar verildiğini,Yerel mahkeme tarafından sigorta hukukuna aykırı değerlendirme yapılmış olup, öncelikle poliçe başlangıçtan itibaren hükümsüz olduğundan davanın reddi gerektiği yönündeki itirazlarımız dikkate alınmadığını, poliçenin başından beri geçersiz olduğuna, müvekkil şirketin böyle bir poliçeyi yapmasının "hayatın olağan akışına aykırı olduğu" açıkça ortada iken, kaldı ki müvekkil şirketin bu durumu bilseydi bu teminatı vermeyeceği, verse bile primin bu denli düşük hesaplanmayacağı da açık olmasına karşın sayın mahkeme tarafından bu husustaki itirazlarımız dikkate alınmamış olup, karar sigorta mevzuatına açıkça aykırı ve hakkiniyet ilkeleriyle de asla bağdaşmadığını,Davayı kabul anlamına gelmemek kaydıyla davacının talepleri Yangın Sigortası Genel Şartları'nın A-4 maddesi uyarınca teminat dışında olmasına karşın yerel mahkeme tarafından davanın kabulüne karar verilmesi hatalı olduğunu,İdare hukukundaki kusursuz sorumluluk ilkesi uyarınca zararı giderme yükümlüsü "devlet" olup, dava konusu edilen olayın bu bakımdan da bir bütün olarak ele alınması gerekirken savunmalarımızda değinilen bu hususa yerel mahkeme tarafından hiç değinilmemiş olması da açıkça usul ve yasaya aykırı olduğunu, 5233 sayılı Terörle Mücadeleden Doğan Zararların Karşılanması Hakkındaki Kanun gereği terör zararları zarar tespit komisyonu tarafından yapılan tespitler çerçevesinde ilgili valilik tarafından karşılandığını,Hükmedilen "kar kaybı" tazminatı da kabul edilemez nitelikte olduğunu, kesinlikle davayı kabul anlamına gelmemek kaydıyla; bir an için aksi düşünüldüğünde bile sigortacının sorumluluğu gerçek zararla sınırlı olup, yerel mahkeme tarafından bilimsellikten uzak varsayımsal çıkarımlarla tanzim edilmiş bulunan bilirkişi raporu uyarınca hesap yapılması usul ve yasaya aykırı olduğunu,Yerel mahkeme tarafından ıslah edilen tutarın tamamına dava tarihinden itibaren faiz işletilmesinin de usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. DELİLLERİN DEĞERLENDİRMESİ VE GEREKÇE HMK'nın 355. ve 357. maddeleri gereğince istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle bağlı olarak ve kamu düzenine aykırılık hususlarını da gözetilerek yapılan inceleme neticesinde; Dava işyeri sigorta poliçesinden kaynaklanan tazminat istemine ilişkindir.Dosya kapsamından, davacının Mardin/Nusaybin adresinde kain binada kiracı olarak çocuk ve gençlere yönelik rehabilitasyon hizmetleri alanında ticari faaliyette bulunduğu, davalı taraf ile imzalanan İşler ...Sigorta Poliçe ile 30.06.2015-2016 dönemi için davaya konu işyerinde bulunan tüm demirbaşlar bina ile birlikte davalı şirkete sigortalatıldığı, bina için 250.000,00 TL, işyerinde bulunan bilumum demirbaşlar için 100.000,00 TL teminat verildiği, ayrıca aynı işyeri için 07.07.2015-2016 dönemi için davalı şirket ile imzalanan Kar Kaybı Sigorta Poliçesi ile davaya konu işyerinden elde edilecek karın, 210.000,00 TL teminat bedeli ile sınırlı olmak üzere sigortalatıldığı, bölgedeki terör eylemleri nedeniyle sigortalı konutta hasar meydana geldiği, imzalanan poliçelerin başlangıçtan itibaren hükümsüz olduğundan bahisle herhangi bir hasar ödemesi yapılmadığı için işbu davanın açıldığı anlaşılmıştır.Zamanaşımı İtirazı YönündenDavalı vekili her ne kadar istinaf dilekçesinde, sigorta poliçesinden kaynaklı alacak isteminin iki yıllık zamanaşımı süresine tabi olduğu, iki yıllık zamanaşımı süresi dolduktan sonra işbu davanın açıldığını ileri sürmüş ise de gerek cevap dilekçesinde gerekse yargılama sırasında zamanaşımı definde bulunmadığı görülmüştür. HMK 357/1 maddesinde, bölge adliye mahkemesince resen göz önünde tutulacaklar dışında, ilk derece mahkemesinde ileri sürülmeyen iddia ve savunmalar dinlemeyeceği hükmüne yer verilmiştir. Bu itibarla davalı vekilinin zamanaşımı itirazı kamu düzenine ilişkin olmadığı gözetilerek zamanaşımı itirazı yönünden bir değerlendirme yapılmamıştır.-Davalının rizikonun gerçekleştiği, sigortalının bildirim yükümlülüğüne aykırı davrandığı, sözleşmenin geçersiz olduğuna ve hasarın teminat kapsamı haricinde olduğuna dair itirazları yönünden;6102 sayılı TTK'da ''Sigorta ettirenin yükümlülükleri başlığı altındaki sözleşmenin yapılmasında beyan yükümlülüğü'' alt başlıklı 1435. Maddesinde; ''(1) Sigorta ettiren sözleşmenin yapılması sırasında bildiği veya bilmesi gereken tüm önemli hususları sigortacıya bildirmekle yükümlüdür. Sigortacıya bildirilmeyen, eksik veya yanlış bildirilen hususlar, sözleşmenin yapılmamasını veya değişik şartlarda yapılmasını gerektirecek nitelikte ise, önemli kabul edilir. Sigortacı tarafından yazılı veya sözlü olarak sorulan hususlar, aksi ispat edilinceye kadar önemli sayılır.''"Sigortacı tarafından gerçek durumun bilinmesi" başlıklı 1438. maddesinde;"(1) Bildirilmeyen veya yanlış bildirilen bir hususun ya da olgunun gerçek durumu sigortacı tarafından biliniyorsa, sigortacı beyan yükümlülüğünün ihlal edilmiş olduğunu ileri sürerek sözleşmeden cayamaz. İspat yükü sigorta ettirene aittir. ""Yaptırım" başlıklı 1439. Maddesinde "(1) Sigortacı için önemli olan bir husus bildirilmemiş veya yanlış bildirilmiş olduğu takdirde, sigortacı 1440 ıncı maddede belirtilen süre içinde sözleşmeden cayabilir veya prim farkı isteyebilir. İstenilen prim farkının on gün içinde kabul edilmemesi hâlinde, sözleşmeden cayılmış kabul olunur. Önemli olan bir hususun sigorta ettirenin kusuru sonucu öğrenilememiş olması veya sigorta ettiren tarafından önemli sayılmaması durumu değiştirmez. (2) Rizikonun gerçekleşmesinden sonra, sigorta ettirenin ihmali ile beyan yükümlülüğü ihlal edildiği takdirde, bu ihlal tazminatın veya bedelin miktarına yahut rizikonun gerçekleşmesine etki edebilecek nitelikte ise, ihmalin derecesine göre tazminattan indirim yapılır. Sigorta ettirenin kusuru kast derecesinde ise beyan yükümlülüğünün ihlali ile gerçekleşen riziko arasında bağlantı varsa, sigortacının tazminat veya bedel ödeme borcu ortadan kalkar; bağlantı yoksa, sigortacı ödenen primle ödenmesi gereken prim arasındaki oranı dikkate alarak sigorta tazminatını veya bedelini öder."Caymanın şekli ve süresi" başlıklık 1440. maddesinde;"(1) Caymanın, sigorta ettirene bir beyanla yöneltilmesi şarttır. (2) Cayma, onbeş gün içinde sigorta ettirene bildirilir. Bu süre sigortacının bildirim yükümlülüğünün ihlal edilmiş olduğunu öğrendiği tarihten itibaren başlar""Geçmişe etkili sigorta'' başlıklı 1458. Maddesinde; ''(1) Sigorta, sigorta koruması sözleşmenin yapılmasından önceki bir tarihten itibaren sağlanacak şekilde yapılabilir. Ancak, rizikonun gerçekleştiği veya gerçekleşme ihtimalinin ortadan kalkmış olduğu, sözleşmenin yapılması sırasında, sigortacı ile sigorta ettiren ve sigortadan haberi olmak şartıyla, sigortalı tarafından biliniyorsa sözleşme geçersizdir. Rizikonun gerçekleştiği veya gerçekleşme ihtimalinin ortadan kalktığının sigorta ettiren veya sigortalı tarafından bilinip sigortacı tarafından bilinmediği durumlarda, sigortacı sözleşme ile bağlı olmamakla birlikte, ödenmesi gereken primin tamamına hak kazanır." düzenlemelerine yer verilmiştir. Somut olayda; söz konusu poliçelerin sokağa çıkma yasağının ilan edildiği 01/10/2015 tarihinden yaklaşık 3 ay önce düzenlendiği, sokağa çıkma yasağı ilan edildikten sonra güvenlik güçleri ile terör örgütü üyeleri arasındaki çatışma sırasında dava konusu konutun tamamen yıkıldığı, meydana gelen zararın, poliçenin atıfta bulunduğu Yangın Sigortası Genel Şartlarının A/4. maddesinde düzenlenen, savaş, her türlü savaş olayları, istila, yabancı düşman hareketleri, çarpışma, iş savaş, ihtilal, isyan, ayaklanma ve bunların gerektirdiği inzibati ve askeri hareketler nedeniyle meydana gelen zararlar olarak kabul edilemeyeceğinden, zararın terör klozu teminatı dahilinde olduğu anlaşılmıştır. Öte yandan dava konusu terör olayları, poliçenin düzenlendiği tarihten sonra gerçekleştiğinden, sigortacı davalının TTK 1458 maddesine dayanarak rizikonun bilinmezliğine aykırılıktan bahisle sözleşmenin geçersizliğini ileri süremeyeceği gibi olay tarihlerinden önce bölgede güvenlik güçlerinin terör örgütü üyelerine yönelik operasyonlar yaptığının ulusal televizyon ve basında yer aldığı, davalı şirketin acentesinin olaylardan önce konut sigortası poliçesi tanzim etmesinin, davalıyı muhtemel risklere karşı uyarmamasının davalı ... şirketi ile acente arasındaki ilişkiyi ilgilendirdiği, rizikodan önce poliçe tanzim edilmesinin tek başına kötü niyeti göstermeyeceği, kaldı ki anılan bölgede uzun yıllardır terör örgütüne karşı güvenlik güçlerinin operasyonlarının devam ettiği, davalının TTK'nın 18/2. maddesine göre basiretli bir tacir gibi hareket etmesi, riziko analizi konusunda gerekli dikkat ve özeni göstermesi gerektiğinden dava konusu olayda TTK'nın 1435. maddesi anlamında sigortalının beyan yükümlülüğünü ihlal ettiğinden söz edilemez.Taraflar arasında düzenlenen atıfta bulunduğu Yangın Sigortası Genel Şartları'nın 11. maddesinde düzenlenen terör klozuna göre 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanununda belirtilen terör eylemleri ve bu eylemlerden doğan sabotaj ile bunları önlemek ve etkilerini azaltmak amacıyla yetkili organlar tarafından yapılan müdahaleler sonucu sigortalı şeylerde meydana gelen zararlar teminata ilave edilmiştir. Somut olayda, terör örgütü üyeleri tarafından yapılan eylemlere mukabil güvenlik güçlerince operasyonlar gerçekleştirildiği, operasyonlar sırasında sivil vatandaşların zarar görmemesi için sokağa çıkma yasağı ilan edildiği, bu sırada güvenlik güçleri ile terör örgütü üyeleri arasındaki çatışma sırasında dava konusu konutların zarar gördüğü, poliçenin atıfta bulunduğu, Yangın Sigortası Genel Şartlarının A/4. maddesinde düzenlenen, savaş, her türlü savaş olayları, istila, yabancı düşman hareketleri, çarpışma, iç savaş, ihtilal, isyan, ayaklanma ve bunların gerektirdiği inzibati ve askeri hareketler nedeniyle meydana gelen zararlar olarak kabul edilemeyeceğinden zararın, terör klozu teminatı dahilinde olduğu anlaşılmıştır. Sokağa çıkma yasağı ilan edildikten sonra güvenlik güçleri ile terör örgütü üyeleri arasındaki çatışma sırasında dava konusu işyerini ve içindeki eşyaların/demirbaşların zarar gördüğü, meydana gelen zararın, terör klozu teminatı dahilinde olduğu anlaşılmıştır. Açıklanan nedenlerle davalı vekilinin poliçenin hükümsüzlüğü ve zararın poliçe teminatı dışında olduğuna ilişkin istinaf itirazları yerinde görülmemiştir.-Zararın giderilme yükümlülüğünün devlette olduğu itirazı yönünden5233 sayılı Terör ve Terörle Mücadeleden Doğan Zararların Karşılanması Hakkında Kanunun 7. maddesinde karşılanacak zararlar belirtilmiş olup söz konusu Kanun’un uygulanmasına dair Yönetmeliğin 23. maddesinde zarar görenlere ödenecek tazminattan mahsup edilecek miktarlar içerisinde “c” bendi gereğince sigorta şirketlerince yapılacak ödemelerin hesaplanan gayri safi zarar miktarından mahsup edileceği düzenlenmiştir. Ayrıca 5233 sayılı Kanun’un 9. maddesinin 5. fıkrası “Bu Kanun kapsamındaki zararlardan dolayı, zarar gören kişilere gerçek veya özel hukuk tüzel kişileri tarafından yapılan ödemeler sebebiyle Devlete rücu edilemez” hükmünü içermektedir.Bu yasa ve yönetmelik hükümleri ile sigortalıların mevcut koruma dışında taşınmazlarını sigorta örtüsü altına almak istemeleri birlikte değerlendirildiğinde; İdare'ce 5233 sayılı Kanun kapsamında yapılacak ödemelerin, resmi kurumlar tarafından konut yapılmasının veya diğer kanunlar uyarınca yardımda bulunulmasının, sigorta şirketinin sorumluluğunu ortadan kaldırmadığı anlaşılmaktadır. Bu nedenle zararın idarece karşılanıp karşılanmadığı hususunun mahkemece dikkate alınmamasında usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamaktadır.Tazminat Hesabı Yönünden ;Fen Bilirkişisi Harita Müh. ... tarafından hazırlanan bilirkişi raporunda özetle; Dava konusu Abdulkadirpaşa Mah. ... Ada 12 nolu parseli sınırları krokide kırmızı kalemle çizildiğini, 430,60 m2 yüzölçümünde tapu kaydında avlulu kargir evve arsası vasfında olduğu ancak mevcut durumun evin yıkıldığı ve arsa vasfında olduğu,Mali Müşavir ... tarafından hazırlanan 02/12/2020 tarihli bilirkişi raporunda özetle; dosya ve davacı ... Eğitim Nak. Tic. Ltd. Şti'ye ait defter ve belgelerinde yapılan incelemede rehabilitasyon merkezinde kullanılmak üzere 2004 yılında sokağa çıkma yasaklarından önce 2015 yılına kadar raporda belirtilen tabloda belirtilen demirbaş listesinden de anlaşılacağı gibi KDV hariç toplam 115.475,86 TL değerinde demirbaş aldıklarının tespit edildiği,Sigorta Bilirkişisi ... tarafından hazırlanan 21/05/2021 tarihli bilirkişi raporunda özetle; davacıya ait riziko mahallinde bulunan işyerinde meydana gelen hasarın terör kapsamında değerlendirilmesi gerektiği, terör teminatının da davacının sigorta poliçesinde var olduğu, ... numaralı işyeri poliçesinin hem bina ve hem de demirbaş değerlerini teminat altına aldığı, hasarın ilgili poliçe kapsamında karşılanması gerektiği, eksper tarafından bina hasarı işyerinin tam zayi olması nedeniyle eksik sigorta uygulanmaksızın poliçede belirtilen 250.000,00 TL bedel üzerinden poliçedeki terör özel şartı gereği %20 müşterek ve %2 muafiyet tenzili düşüldükten sonra bina hasar tutarının 196.000,00 TL tespit edildiği, demirbaş hasarı için ise işyerinin tam zayi olması nedeniyle eksik sigorta uygulanmaksızın poliçede belirtilen 100.000,00 TL bedel üzerinden, poliçedeki terör özel şartı gereği %20 müşterek ve %2 muafiyet tenzili düşüldükten sonra demirbaş hasar tutarının 78.400,00 TL olmak üzere toplam işyeri hasarının 274.400,00 TL olduğunun anlaşıldığı, dava konusu olayda işyerinde meydana gelen terör sonucu oluşan kazanç/kar kaybının sigorta şirketinin sorumluluğu kapsamında olduğu, belirtilen tazminat hesabı ile alanında uzman Mali Müşavir bilirkişisi tarafından hesaplanacak kar kaybı hasarının da sigortalının poliçesi kapsamına değerlendirilmesi gerektiği,Davacının defterleri ve Vergi Dairesi kayıtları itibariyle 01/10/2015-07/07/2016 tarihleri arasında kar kaybı olup olmadığı, var ise miktarı hususlarında bilirkişi ... tarafından hazırlanan 24/02/2022 tarihli bilirkişi raporunda özetle; davacı tarafın faaliyet gösterdiği Nusaybin de poliçe döneminde meydana gelen terör olayları nedeniyle mücbir sebep ilan edildiği ve bu süreçte davacı tarafın işyerinin kapalı kaldığının anlaşıldığı, davacı şirketin kar mahrumiyeti talep ettiği 01.10.2015-07.07.2016 dönemi faaliyet sonuçları ile ilgili yapılan incelemeler ve muhtemel kar tutarının hesaplanmasında, davacı şirketin kar mahrumiyeti talep etmiş olduğu 01.10.2015-07.07.2016 tarihleri arasındaki faaliyet sonuçları çıkartıldığı, yukarıda yeralan 01.10.2015-07.07.2016 tarihleri arası faaliyet sonuçları incelendiğinde şirketin toplam 366.966,50.-TL net satış hasılatına karşılık 80.664,58.- TL tutarında ticari zarar elde ettiği görüldüğü, şirketin 2013 yılında 11.051,08.-TL ve 2014 yılında 10.798,83.- TL ticari kar elde ettiği görülmekle birlikte şirketin 2015 yılında cirolarını arttırdığı görüldüğü, bu durum davacı şirketin büyüme potansiyeli olduğunu gösterdiği sayın mahkemenin takdirinde olduğu, açıklanan nedenlerle davacı şirketinelde etmesi muhtemel kar tutarı 2013 ve 2014 yılı verilerine göreortalama günlük kar tutarı 2013 yılı ticari kar tutarı + 2014 yılı ticari kar tutarı = 11.051,08 + 10.798,83 = 21.850,63.-TL / 730 gün (2 yıl) = 29,93 TL/gün esas alınarak kar mahrumiyeti talep edilen dönem olan 01.10.2015-07.07.2016 tarihleri arası 281 gün olduğundan talep edilebilecek kar mahrumiyeti tutarı 29,93 x 281 = 8.410,33 TL olarak hesaplandığı, davacıya ait işyerinin bu süreçte yıkılması nedeniyle işyerinde mevcut demirbaş ve eşyaların enkaz altında kaldığı ve zarar gördüğü, buna göre davacı tarafın dilekçe ekinde sunulan faturalar aşağıya detaylandırıldığı, davacı taraf dilekçesinde her ne kadar demirbaşa konu faturaların toplamının 18 adet ve 62.152,83 TL bedel olduğu ifade edilmiş bile olsa faturaların amortisman hesaplamaları KDV hariç bedel üzerinden yapıldığı, bu tabloya göre 18 adet faturanın KDV Hariç bedeli 54.239,09 TL, 2012-2013-2014 ve 2015 yıllarında ayrılan ve gider yazılan amortisman toplam tutarı 24.864,04 TL 31.12.2015 tarihi itibariyle bu demirbaşların net defter değieri 29.375,05 TL olarak hesaplandığı, Dava dilekçesinde talep edilen demirbaş ve eşyaların rizikonun gerçekleşmesi anındaki dosya kapsamına davacı tarafça sunulan belgeler, ticari defter ve kayıtlardaki değerler, faturalar, bu eşya ve demirbaşlarda oluşabilecek muhtemelen eskime ve yıpranma dikkate alınarak kıymetinin belirlenmesi, ile sigorta poliçesindeki terör klozuna binaen muafiyet indirimi yapılarak davacının talebine konu değerlerinin ne kadar olduğunun denetime elverişli hesaplama yapılması hususunda Sigorta Uzmanı Öğretim Üyesi Yrd. Doç. Dr. ... tarafından hazırlanan 23/06/2022 tarihli bilirkişi raporunda özetle; Poliçe kapsamında olmakla terör riskinin gerçekleşmesi sonucunda ... no.lu İşler Rayında Kobi Sigorta Poliçesi gereği oluşan hasar poliçe teminatı kapsamında karşılanması uygun olacağı, poliçede, terör özel şartı gereği %20 müşterek ve %2 muafiyet tenzili bulunmakta olup bu şartların uygulanması ile bina hasarının 196.000,-TL (250.000,00 TLx%80=200.000,-TLx%98=196.000, TL) olacağı, demirbaşların ise sigorta başlangıç tarihi ile hasar tarihinin yakın olması nedeniyle herhangi bir kıymet tenzili uygulanmaksızın poliçede yazılı 100.000,-TL sigorta bedelinin poliçedeki terör özel şartı gereği %20 müşterek ve %2 muafiyet tenzili bulunmakta olup bu şartların uygulanması ile demirbaş hasarının 78.400,-TL (100.000,-TLx%80=80.000,-TLx%98=78.400,-TL) olacağı, bu rakamın da davacının demirbaş eşya yönünden 62.152,83 TL’lik talebini kapsadığı, ... Poliçe Numarası İle Kar Kaybı Sigorta Poliçesi bakımından; 07.07.2015- 07.07.2016 dönemini kapsayan Kar Kaybı Sigorta Poliçesi ile verilen teminatın terör hadisesi sonucundan davacının uğradığı kar kaybı zararını kapsadığı ve sigorta şirketine uzman mali müşavir tarafından hesaplanacak meblağ kadar ödeme sorumluluğu getireceği, uzmanlık alanımızın dışında olması nedeniyle kar kaybının uzman mali müşavir tarafından hesaplanmasının uygun olacağı, dosyada bulunan uzman mali müşavir Sn. ... tarafından hazırlanan 24.02.2022 tarihli raporda hesaplanan “muhtemel kar kaybının” tarafınca uygun mütalaa edildiği, bildirilmiştir.Davaya konu poliçelerdeki teminatlar incelendiğinde; demirbaş/eşyalar için 100.000,00, kar kaybı için 210.000,00 TL teminat verildiği, bölgedeki terör olayları nedeniyle güvenlik güçlerinin, terör örgütü üyelerine yönelik operasyonları sırasında çıkan çatışmalar sonucunda sigortalı işyerinin tamamen yıkılması nedeniyle sigortalının faturaya dayalı bildirmiş olduğu demirbaş/eşyaların tam ziyaya uğradığı, diğer yandan Valilik tarafından alınan 01/10/2015 tarihinden itibaren başlayan sokağa çıkma yasakları ve akabinde sigortalı işyerinin yıkılması nedeniyle davacının, ticari faaliyetin durmasından kaynaklı kar kaybı zararı bulunduğu sabittir. Demirbaş/eşya ile kar kaybı yönünden zarar tespiti konusunda alınan bilirkişi raporu denetime açık ve hüküm kurmaya elverişli bulunmuş ise de kar kaybı yönünden GLKHHKNH ve terör klozu kapsamında, sigorta bedelinin %20'si sigortalı üzerinde kalmak suretiyle müşterek sigorta şeklinde düzenlendiği gözetilerek %20 müşterek tenzilatın uygulanmaması hatalı olmuştur. Buna göre %20 müşterek tenzilat uygulandığında kar kaybı tazminatı 6.728,26 TL hesaplanmıştır. Ne var ki bu yanlışlığın giderilmesi yeniden yargılamayı gerektirmediğinden hükmün düzeltilmesi cihetine gidilmiştir. Temerrüt tarihi yönünden ; 1427. Maddesi ise ''...(2) Sigorta tazminatı veya bedeli, rizikonun gerçekleşmesini müteakip ve rizikoyla ilgili belgelerin sigortacıya verilmesinden sonra sigortacının edimine ilişkin araştırmaları bitince ve her hâlde 1446 ncı maddeye göre yapılacak ihbardan kırkbeş gün sonra muaccel olur. Can sigortaları için bu süre onbeş gündür. Sigortacıya yüklenemeyen bir kusurdan dolayı inceleme gecikmiş ise süre işlemez. ... (4) Borç muaccel olunca, sigortacı ihtara gerek kalmaksızın temerrüde düşer.'' hükmünü düzenlemiştir. Mal sigortalarında TTK'da ayrı bir hüküm olmadığından sigorta hukuku genel hükümlerdeki bu madde mal sigortalarında da uygulanır.Yangın Sigortası Genel Şartlarının B.I. 1/1. maddesine göre Sigorta ettiren/Sigortalı, rizikonun gerçekleştiğini öğrendiği tarihten itibaren en geç beş iş günü içinde sigortacıya bildirimde bulunmakla yükümlüdür.6102 Sayılı TTK ve Yangın Sigortası Genel Şartları hükümleri birarada değerlendirildiğinde; sigorta tazminatının rizikonun gerçekleşmesinden itibaren 5 günlük süre içerisinde yapılacak ihbardan 45 gün sonra muaccel olacağı, 5 günlük süre içerisinde ihbar yapılmamış olması halinde 45 günlük sürenin 5 günlük ihbar süresinden sonra başlayacağı sonucuna varılmaktadır. TTK 1427/4. maddesinde yer alan "borç muaccel olunca, sigortacı ihtara gerek kalmaksızın temerrüde düşer" hükmü gereğince sigorta tazminatı bakımından muacceliyet tarihi aynı zamanda temerrüt tarihidir.Dosya kapsamına göre; hasarın hangi tarihte gerçekleştiğinin tespiti mümkün değilse de dosyaya sunulan ekspertiz raporuna göre davacının davalı ... şirketine 13/07/2016 tarihinde hasar ihbarında bulunduğu, TTK 1427/2. maddesinde belirtilen 45 günlük sürenin sonunda alacağın 28/08/2016 tarihinde muaccel olduğu, bu tarihten itibaren temerrüt gerçekleşmiş ise de mahkemece hukuki yanılgı ile 30/01/2027 tarihinde itibaren temerrüt faize hükmedilmiştir. Ancak bu husus davacı tarafça istinaf edilmediğinden ve davalının istinafı yerinde görülmediğinden eleştiri konusu yapılmıştır.Açıklanan nedenlerle davalı vekilinin istinaf başvurusunun, hükmedilen kar kaybı tazminatı yönünden kısmen kabulü ile HMK 353/1.b-2 madde uyarınca kazanılmış haklar gözetilerek davanın esası hakkında yeniden hüküm kurulmasına, karar verilmiş aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir. H Ü K Ü M : Gerekçesi yukarıda izah edildiği üzere; 1-Davalının istinaf başvurusunun KISMEN KABULÜ ile, İSTANBUL 6. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ'nin 09/02/2023 tarihli ve 2017/940 Esas 2023/94 Karar sayılı kararının 6100 sayılı HMK'nun 353/1.b.2 maddesi uyarınca KALDIRILMASINA,2-Davanın KISMEN KABUL KISMEN REDDİ İLE; 62.152,83 TL demirbaş ile eşya zararı ve 6.728,26 TL kar kaybı olmak üzere toplam 68.881,09 TL maddi tazminatın 30/01/2017 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya VERİLMESİNE,2-Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 4.705,26 TL karar ve ilam harcından, davacı tarafça peşin olarak yatırılan 1.078,50 TL ile 126,55 TL ıslah harcı olmak üzere toplam 1.205,05 TL'nin mahsubu ile bakiye 3.500,21 TL'nin davalıdan tahsili ile Hazine' ye gelir kaydına,3-Davacının yatırdığı peşin harçtan mahsup edilen toplam 1.205,05 TL ile davacı tarafça sarfedilen 1.068,85 TL posta masrafı, 31,40 TL başvuru harcı, 314,00 TL keşif ücreti, 3.600,00-TL bilirkişi ücreti olmak üzere toplam 5.014,25 TL yargılama giderinin kabul-red oranına göre hesaplanan 4.894,40 TL olmak üçere toplam 6.099,45 TL'nin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,4-Davalı tarafından yapılan yargılama gideri bulunmadığından bu konuda karar verilmesine yer olmadığına,5-Davacı taraf kendisini vekille temsil ettirdiğinden kabul edilen miktar bakımından karar tarihinde geçerli ...Ü.T. uyarınca belirlenen 30.000,00 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,6-Davalı taraf kendisini vekille temsil ettirdiğinden reddedilen miktar bakımından karar tarihinde geçerli ...Ü.T. uyarınca belirlenen 1.682,07 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,7-HMK'nun 333/1. maddesi gereğince varsa artan delil avansından kullanılmayan kısmın karar kesinleşmesinden sonra yatıran ilgili tarafa iadesine,İstinaf giderleryönünden; 1-Davalı tarafından yatırılan istinaf başvuru harcının Hazineye gelir kaydına, yatırılan 1.205,05 TL harçtan, alınması gerekli 615,40 TL harcın mahsubu ile bakiye kalan 589,65 TL'nin ilk derece mahkemesince davalıya iadesine,2-Davalı tarafından sarfedilen 492,00 TL istinaf başvuru harcı ile 615,40 TL istinaf karar harcı, 120,85 TL tebligat-posta masrafı olmak üzere toplam 1.228,25 TL istinaf yargılama giderinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,3-İstinaf yargılaması duruşmasız yapıldığından vekalet ücreti hakkında karar verilmesine yer olmadığına,Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, 6100 sayılı HMK'nın 361/1 ve 7550 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanunun 20/2 maddesi uyarınca HMK'nın ek 1.maddesindeki değişiklik dikkate alınarak kararın tebliğinden itibaren iki haftalık süre içerisinde Yargıtay nezdinde temyiz kanun yolu açık olmak üzere oybirliği ile karar verildi.22/10/2025