11. Hukuk Dairesi 2011/1933 E. , 2012/8466 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi Taraflar arasında görülen davada Söke 1. Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 16.12.2010 tarih ve 2008/224-2010/533 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm
**11. Hukuk Dairesi 2011/1933 E. , 2012/8466 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi Taraflar arasında görülen davada Söke 1. Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 16.12.2010 tarih ve 2008/224-2010/533 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü: Davacı vekili, müvekkilinin Almanya’dan Türkiye’ye kesin dönüş yaptığını, bu sebeple Alman Emeklilik Sigortası primlerini hak ettiğini, sözkonusu primlerin 06.02.1985 günü havale yolu ile davalı ...’nın Söke şubesine gönderilmesine karşın hesaplarda görünmediğini ancak Alman Emeklilik Sigorta Kurumu tarafından gönderilen yazı içeriğinde söz konusu miktarın havale edildiğinin açık olduğunu, olay sebebiyle her iki davalının da sorumluluğunun bulunduğunu ileri sürerek, 21.336 DM karşılığı olan 18.942 TL’nin davalılardan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalılar vekilleri, davaya konu alacağın zamanaşımına uğradığını, söz konusu paranın hesaplarda görünmediğini bildirerek ayrı ayrı davanın reddini savunmuşlardır. Mahkemece, Dairemizin 17/09/2007 tarihli ve davaya konu edilen alacağın Alman Sosyal Güvenlik Kurumu tarafından davacı adına gönderildiğine ilişkin havale evrakının bulunup bulunmadığının tespiti ile davacı alacağının zamanaşımına uğrayıp uğramadığının belirlenmesinden sonra sonucuna göre karar verilmesi yönündeki bozma ilamına uyulmasına karar verilerek yapılan yargılama sonunda, davacının iddialarının araştırılmasına yönelik olarak davalı ... arşivinde yapılacak incelemeye esas olmak üzere keşif kararı verildiği, bu amaçla davacıya keşif masrafları yatırması konusunda 45 günlük kesin süre verildiği, kesin süreye uyulmaması halinde davanın mevcut delil duruma göre karara bağlanacağının ihtar edildiği ancak davacının verilen kesin süreye rağmen ilgili masrafı mahkeme veznesine yatırmadığı ve mevcut delil durumuna göre davalı Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası’nın davada pasif dava ehliyetinin bulunmadığı, diğer davalı yönünden ise davacının davasını ispatlayamadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir. 1- Davacı vekili, müvekkilinin uzun yıllar Almanya’da işçi olarak çalıştığını, kesin dönüş yaptıktan sonra Alman Sosyal Güvenlik Kurumu nezdinde biriken primlerinin kendisine iade edildiğini ve bu amaçla davalı ... Söke Şubesine gönderildiğini ileri sürerek işbu davayı açmış, yapılan yargılama sonunda mahkemece, yukarıda değinilen gerekçe ile davanın reddine karar verilmiştir. Buna karşın mahkemece alınan keşif kararı sonrasında belirlenen keşif gideri, ayrıntılı şekilde gösterilmediği gibi bilirkişiler için belirlenen ücret de emsal nitelikteki uyuşmazlıklarda tespit edilenlerin çok üzerindedir. Bu durumda mahkemece, yapılacak keşfe ilişkin daha makul bir bilirkişi ücreti belirlenerek, keşif giderlerinin kalem kalem tutarları gösterilmek, bu giderlerin yatırılma süresi ve verilen kesin sürenin gereğinin yerine getirilmemesi halinde bu durumun sonuçları açıklanmak ve gerekli ihtarat yapılmak suretiyle, davacıya usulüne uygun süre verilmesi gerektiği gözetilmeksizin yazılı şekilde ret kararı verilmesi doğru görülmemiştir. 2- Öte yandan davaya konu uyuşmazlığın esasına girilerek, davaya konu paranın davalı Merkez Bankası aracılığı ile gönderilip gönderilmediği hususu belirlenmeksizin adı geçen davalı hakkında açılan davada husumetten ret kararı verilmesi dahi doğru görülmemiş, kararın bu nedenle de bozulması gerekmiştir. SONUÇ: Yukarıda 1ve 2 numaralı bentlerde açıklanan nedenlerle, davacının temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün davacı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 21.05.2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.