T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM 20. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2023/1779 - 2025/2028 T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20.HUKUK DAİRESİ ESAS NO : 2023/1779 KARAR NO : 2025/2028 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ANKARA 1. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ TARİHİ : 01/11/2022 NUMARASI : 2021/365 E. - 2022/335 K. DAVANIN KONUSU : YİDK Kararının İptali Taraflar arasında görülen davada Ankara 1. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkem…
T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM 20. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2023/1779 - 2025/2028 T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20.HUKUK DAİRESİ ESAS NO : 2023/1779 KARAR NO : 2025/2028 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ANKARA 1. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ TARİHİ : 01/11/2022 NUMARASI : 2021/365 E. - 2022/335 K. DAVANIN KONUSU : YİDK Kararının İptali Taraflar arasında görülen davada Ankara 1. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 01/11/2022 tarih ve 2021/365 E. - 2022/335 K. sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davacı tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü: TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ :Davacı vekili, müvekkilinin "..." esas unsurlu 153215, 2003/14119, 2001/19732, 2001/14249, 99/010420, 2015/36625, 2013/64398, 2013/64396 sayılı markalarının bulunduğunu, dava konusu 2019/132125 sayılı "... ..." ibareli marka başvurusunu yaptığını, davalı Şirketin "..." ibareli markalarına dayalı olarak müvekkili başvurusuna itiraz ettiğini, Markalar Dairesi Başkanlığı tarafından davalı itirazının kısmen kabul edildiğini ve SMK'nın 6/1 maddesi gerekçesiyle bir kısımım malları başvuru kapsamından çıkardığını, müvekkilince bu karara yapılan itirazın ise YİDK tarafından reddedildiğini, verilen kararın hatalı olduğunu, müvekkilinin seri marka yaratmaya çalıştığını, müvekkilinin, başvuru kapsamından çıkarılan "Metalden hırdavatçı (nalburiye) eşyası: vidalar, çiviler, cıvatalar, somunlar, pimler, pullar, dağcılar için metal pitonlar, zincirler, metal mobilya bağlantıları ve tekerlekleri, sanayide kullanılan metal tekerlekler" malları yönünden müktesep hak sahibi olduğunu, işlem dosyasında kullanım ispatı talebinde bulunduklarını, itiraz sahibinin sadece "metal kilitler, menteşeler" mallarında markalarının kullanımını ispatladığını, YİDK kararında, kullanımı ispatlanan mallar bakımından değil daha geniş bir yorumda bulunularak benzerlik değerlendirmesi yapıldığını, müvekkili markaları ile davalı markasının farklı olduğunu, markaların karıştırılmayacaklarını ileri sürerek, "Metalden hırdavatçı (nalburiye) eşyası: vidalar, çiviler, cıvatalar, somunlar, pimler, pullar, dağcılar için metal pitonlar, zincirler, metal mobilya bağlantıları ve tekerlekleri, sanayide kullanılan metal tekerlekler" malları bakımından YİDK'in 2021-M-7512 sayılı kararının iptaline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı ... vekili, Kurum kararının usul ve yasaya uygun olduğunu, dava konusu başvuru ile redde mesnet marka arasında, başvuru kapsamından çıkarılan mallar yönünden karıştırılmaya yol açacak düzeyde benzerlik bulunduğunu, davacı yararına müktesep hak koşullarının oluşmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir. Davalı Şirket vekili, davacı yanın önceki tarihli "..." esas unsurlu markalarının, dava konusu başvuru açısından müktesep hak sağlamayacağını, tescili talep edilen işaret ile önceki markaları oluşturan işaretlerin aynı olmadığını, kaldı ki ret konusu mallar açısından da davacı yanın önceki markalarının kapsamının aynı bulunmadığını, davacı şirket yetkilisinin müvekkili şirket yetkilisi ile abi kardeş olduğunu, davacının iyi niyetli olmadığını, bu nedenle müktesep hak karinesinden yararlanamayacağını, davacının kullanımın ispatlandığı malların geniş yorumlandığı yönündeki iddiasının da yerinde olmadığını, taraf markaları arasında karıştırılma ihtimalinin bulunduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece, davalı adına tescilli "..." esas ibareli markalar ile davacının "... ..." ibareli markası arasında biçim, renk, grafik unsurlar, düzenleme ve tertip tarzı olarak görsel, sesçil ve anlamsal olarak ortalama tüketicileri iltibasa düşürecek derecede bir benzerlik bulunduğu, tescilli markaların bir uzantısı, yeni bir versiyonu, yeni bir serisi olarak algılanmasının ihtimal dahilinde olduğu, davacı yanın 2013/64398 ve 2013/64396 sayılı markaları ile birlikte 2015/36625 ve 2017/86926 sayılı markalarının, dava konusu markanın başvuru tarihi itibariyle tescilleri üzerinden 5 yıl henüz geçmediğinden, müktesep hak açısından dikkate alınamayacağı, 2007/12857 sayılı markasının ise dava konusu markadan tamamen farklı bir görsel algıya haiz olması nedeniyle müktesep hak oluşturmayacağı, davacı markalarından 2006/34332 sayılı markanın kapsamında uyuşmazlık konusu mallar yer almadığından müktesep hak karinesine esas teşkil etmeyeceği, her ne kadar davacı yanın 99/010420, 2004/28478, 153215 ve 2001/14249 sayılı markalarının tamamının "..." esas unsurunu, dava konusu markadaki kullanım ile birebir aynı şekilde taşıdığı, bu markaların tescilleri üzerinden beş yıldan fazla süre geçtiği ve markaların tescilleri kapsamındaki malların aynı/aynı türdeki hırdavat ürünlerine yönelik metal malzemeleri kapsadığı tespit edilmiş ise de müktesep hak için aranılan bir diğer kriter olan sonraki başvuru için, önceki dayanak markaların kullanım ile de taraflar arasında çekişme konusu olmaktan çıktığı yönünde bir kanaate işlem dosyasına sunulmuş sınırlı sayıda delilden varılmasının mümkün olmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı vekili, mahkemece hükme esas alınan bilirkişi raporuna yaptıkları itirazlar değerlendirilmeden davanın reddine karar verildiğini, tarafların uzun yıllardır "..." ibaresi ile aralarında hiç bir ihtilaf çıkmadan ve karıştırılma yaşanmadan faaliyet gösterdiklerini, "..." ibaresini içeren müvekkili markaları ve şirketleri mevcut iken, bu ibarenin yanına güçlü ayırt ediciliği haiz "..." ibaresinin eklenmesi ile oluşturulan dava konusu markanın, davalı markaları ile karıştırılacağından söz edilmesinin hukuka aykırı olduğu gibi hayatın olağan akışına da aykırı bulunduğunu, müvekkilinin 1994 yılından bu yana tescilli "..." markalarını, gerek tek başına ve gerekse türetilen seri markalarında aynı yazım özellikleri ile kullandığını, davalı yanın bugüne kadar bahsi geçen tesciller ve seri markalarla ilgili hiç bir davasının söz konusu olmadığını, nitekim davalının da müvekkili müşterisi olduğunun ispat edildiğini, kazanılmış hak iddiasının kanıtlanamadığı tespitinin dosya kapsamı ve ... kayıtları ile çeliştiğini, müvekkiline ait "... ..." markasının, önceki markaların serisi olduğunu, taraf markalarının kapsamlarındaki emtianın farklı bulunduğunu, tarafların sunduğu malların, halkın veya tüketicilerin direkt olarak son kullanıcı olduğu ürünler olmadığını, davalı Şirketin sadece "metal kilitler, menteşeler" mallarında, markalarının kullanımını ispatladığını, buna rağmen YİDK tarafından bu tespiti aşacak şekilde "metalden hırdavatçı (nalburiye) eşyası: vidalar, çiviler, cıvatalar, somunlar, pimler, pullar, dağcılar için metal pitonlar, zincirler, metal mobilya bağlantıları ve tekerlekleri, sanayide kullanılan metal tekerlekler," mallarının başvuru kapsamından çıkarılmasının hakkaniyete uygun olmadığı gibi SMK'nın Uygulanmasına Dair Yönetmeliğin "kullanımın ispatı" kenar başlıklı 29/3 maddesine de uygun düşmediğini, müvekkili başvurusunda yer verilen "..." ibaresi gibi güçlü ayırt ediciliği olan bir ibarenin yok sayılarak inceleme yapıldığını, ayrıca marka kapsamında yer alan malların hitap ettiği tüketici kitlesinin, uzman kullanıcılar olduğunun da göz ardı edildiğini ileri sürerek, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını ve davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir. GEREKÇE : Dava, YİDK kararının iptali istemine ilişkindir. İnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. Yukarıda yapılan özetten anlaşılacağı üzere ilk derece mahkemesince, davalı adına tescilli "..." esas ibareli markalar ile davacının "... ..." ibareli markası arasında ortalama tüketicileri iltibasa düşürecek derecede bir benzerlik bulunduğu, davacının önceki tarihli 99/010420, 2004/28478, 153215 ve 2001/14249 sayılı markalarının tamamının "..." esas unsurunu, dava konusu markadaki kullanım ile birebir aynı şekilde taşıdığı, bu markaların tescilleri üzerinden beş yıldan fazla süre geçtiği ve markaların tescilleri kapsamındaki malların aynı/aynı türdeki hırdavat ürünlerine yönelik metal malzemeleri kapsadığı, ancak müktesep hak için aranılan bir diğer kriter olan önceki tarihli dayanak markaların kullanımı ile taraflar arasında çekişme konusu olmaktan çıktığı yönünde bir kanaate işlem dosyasına sunulmuş sınırlı sayıda delilden varılmasının mümkün olmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. İlk derece mahkemesince hükme esas alınan bilirkişi raporunda, dava konusu edilen mallar yönünden "..." ibaresinin, davacı tarafça kullanıldığına dair yeterli sayıda delilin işlem dosyasına sunulmadığı belirtilmiş ise de kazanılmış hak iddiası yönünden marka işlem dosyasına, davacının web sitesi görselleri, ... sitesinden alınmış ekran görüntüsüne, 2017 ve 2018 yıllarında çıkarılmış dergi görselleri sunulmuştur. Öte yandan, SMK'nın 19/1 maddesinde "Kurum gerekli gördüğü takdirde taraflardan ek bilgi ve belge sunmalarını isteyebilir." hükmüne de yer verilmiştir. Bu durumda, davacının marka işlem dosyasına önceki markalarının kullanımını ispat için sunduğu delillerin, bu markaların kullanımlarını ispata yeterli olup olmadığı husunda içinde bilgisayar mühendisi bulunan bir bilirkişi heyetinden, davacının dayandığı internet kayıtları da incelenmek suretiyle bilirkişi raporu alınması ve sonucuna göre değerlendirme yapılması gerektiğinden, yetersiz inceleme ile yazılı şekilde hüküm kurulması doğru olmamıştır. Bu itibarla, yukarıdaki belirtilen hususların araştırılması işbu dava yönünden esasa etkili delil niteliğinde bulunduğundan, davacı vekilinin istinaf itirazlarının kabulü ile HMK’nın 353/1-a-6. maddesi gereğince ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, dosyanın davanın yeniden görülebilmesi için mahkemesine iadesine, kararın niteliğine göre, davacı vekilinin diğer istinaf itirazlarının bu aşamada incelenilmesine yer olmadığına karar vermek gerekmiştir. HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda belirtildiği üzere; 1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-a-6 maddesi gereğince KABULÜ ile Ankara 1. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 01/11/2022 gün ve 2021/365 E. - 2022/335 K. sayılı kararının KALDIRILMASINA, 2-Dosyanın, davanın yeniden görülmesi için mahkemesine İADESİNE, 3-Davacı vekilinin diğer istinaf itirazlarının bu aşamada incelenmesine yer olmadığına, 4-Davacı tarafından istinaf başvurusunda peşin olarak yatırılan 179,90-TL maktu istinaf karar ve ilam harcının istek halinde davacıya iadesine, 5-İstinaf aşamasında duruşma açılmadığından taraflar lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, 6-İstinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin ilk derece mahkemesince yapılacak yargılamada değerlendirilmesine, 7-Kararın tebliği ve harç işlemlerinin yerel mahkeme tarafından yaptırılmasına, Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oybirliği ile 24/10/2025 tarihinde HMK 353/1-a-6 maddesi uyarınca KESİN olmak üzere karar verildi. GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 24/10/2025 Başkan Üye Üye Katip Bu belge 5070 sayılı Yasa hükümlerine göre elektronik olarak imzalanmıştır.