T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 14. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO: 2022/1348 KARAR NO: 2026/234 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : Bakırköy 1. Asliye Ticaret Mahkemesi TARİHİ: 25.04.2022 NUMARASI: 2022/108 Esas - 2022/462 Karar DAVA: Alacak-Tazminat Taraflar arasındaki asıl ve karşı davaların ilk derece mahkemesince yapılan yargılaması sonunda, ilamda yazılı nedenlerle asıl davanın reddine, karşı davanın kısmen kabulüne dair …
T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 14. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO: 2022/1348 KARAR NO: 2026/234 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : Bakırköy 1. Asliye Ticaret Mahkemesi TARİHİ: 25.04.2022 NUMARASI: 2022/108 Esas - 2022/462 Karar DAVA: Alacak-Tazminat Taraflar arasındaki asıl ve karşı davaların ilk derece mahkemesince yapılan yargılaması sonunda, ilamda yazılı nedenlerle asıl davanın reddine, karşı davanın kısmen kabulüne dair verilen hükme karşı, asıl davanın davacıları- karşı davalılar vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine Dairemize gönderilmiş olan dava dosyası incelendi, gereği konuşulup düşünüldü. TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ Asıl davada davacı vekili, dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin ... merkezli olarak uluslarası taşımacılık işleri yaptığını, müvekkilinin işçilerinden olan ... ve ...'in... ve ... plakalı araçlarla 01.12.2017 tarihinde İstanbul'dan aldıkları yükü ...'a götürmek üzere yola çıktıklarını, bu çalışanlarının, müvekkilinin izni ve rızası olmadan davalı ile taşıma sözleşmesi yaparak bir kısım paralar aldığını, müvekkilinin araçlarını kullanarak yük taşıdıklarını ve bu nedenle haklarında suç duyurusunda bulunulduğunu, müvekkilinin şikayetten bir süre sonra açarlarını ........Kapısında bularak teslim aldığını, bu süreçte davalının, müvekkiline ihtarlar gönderdiğini, 20.03.2018 tarihli ihtarda taşınan malların bir kısmında taşımadan kaynaklanan hasarların karşılanmasının istendiğinin bildirildiğini, 16.05.2018 tarihli ihtarda ise malın veya bedelinin ödenmesinin istendiğini, oysa taraflar arasında bir taşıma sözleşmesi bulunmadığını, izinsiz yapılan taşıma nedeniyle müvekkilinin zararları oluştuğunu, taraflar arasında geçerli bir sözleşme olmadığını, müvekkilinin şikayetçi olduğu işçilerle taşıma sözleşmesi yapıldığının iddia edildiğini, bu sözleşmenin müvekkilini bağlamayaca ğını, davalının bu sözleşme kapsamında navlun borcu ödediğini belirtmesine karşın müvekkilinin para almadığını, aksine müvek kilinin bilgisi dışında yapılan taşıma nedeniyle araçların gümrük kapasında kaldığını ve ceza ödendiğini, davalının uluslararası taşıma gibi ciddi bir konuda yetkili kişilerle sözleşme yapmadan işçilerle yaptığı sözleşmelerin geçersiz olduğunu, davalı ile sözleşme yapılması konusunda işçi veya üçüncü bir kişinin yetkilendirilmediğini, müvekkilinin oluşan zararlar nedeniyle fatura düzenleyerek davalıya tebliğ edildiğini, davalının bu faturaları usulsüz olarak iade ettiğini, müvekkilinin ... Türkiye nakliye bedeli için 9.000 USD, gümrükte kalma için 3.329 USD, transit deklarasyon kantar için 550 USD, aracın gümrükte beklemesi için 1.140 USD olmak üzere toplam 24.279,00 USD zarar oluştuğunu ileri sürerek, dava tarihindeki kur 4.6427 TL üzerinden şimdilik 4.000 USD'nin faiziyle birlikte tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.Asıl davada davalı, karşı davada davacı vekili, savunmasında ve karşı davada özetle; yetkili mahkemenin Bakırköy Asliye Ticaret Mahkemesi olduğunu, asıl davanın reddi gerektiğini, müvekkilinin ...'ın Shymkent ilinden Türkiye'ye getirmesi gereken pamuğu taşıtmak için nakliyecilerin bulunduğu yere gittiğini ve davacının sürücüsü ... ile görüşerek taşıma konusunda anlaştığını, uluslararası taşımaların bu şekilde yapıldığını, emtianın ...'ya getirilmek üzere araçlara yüklendiğini, ancak yüklenen emtianın teslim edilmediğini, müvekkilince suç duyurusunda bulunulduğunu, keşide edilen ihtarlarla malın tesliminin istendiğini, yapılan araştırmada davacının teslim aldığı malı ... Sınır Kapısında terk ettiğinin anlaşıldığını, müvekkilinin davacı ile sürücüsü arasındaki sorunlardan habersiz şekilde uluslararası taşıma kurallarına uygun şekilde sözleşme yaptığını, dava dilekçesinde belirtildiği gibi yetkisiz temsil bulunması halinde sözleşmenin geriye etkili hükümsüz olacağını ve davacının bu sözleşmeye dayalı bir talepte bulunamayacağını, buna rağmen navlun bedelinin istenmesinin çelişkili olduğunu, navlun dışındaki taleplerin hukuki dayanağının bulunmadığını, peşin navlun bedeli alınmasına rağmen teslim aldığı malları gümrük kapısına terk eden davacının talebinin haksız olduğunu savunarak, asıl davanın reddine karar verilmesini istemiştir.Karşı davada ise davalının navlun ücreti almasına rağmen taşıma işini eksik yaptığını, müvekkilinin bu taşımanın tamamlanması amacı ile 21.05.2018 tarihinde 8.024,00 TL nakliye masrafı, 2.813,00 TL ve 315,00 TL süre aşım cezası, 3.660,00 TL diğer masraflar olmak üzere toplam 14.812,00 TL masraf yaptığını ileri sürerek, bu miktarın 25.05.2018 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte karşı davalıdan tahsiline, HMK'nın 107. maddesi gereği malların geç tesliminden dolayı şimdilik 100,00 TL zararın dava tarihinden itibaren işleyecek avans faiziyle birlikte karşı davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda; "...Tarafların iddiaları doğrultusunda delilleri toplanarak taraf defterleri üzerinde bilirkişi incelemesi yapılmasına dair ihtaratlı ara karar kurulmuş ve bilirkişi incelemesi yaptırılarak uyuşmazlık çözüme kavuşturulmuştur.Ana Dava Yönünden; dava, taraflar arasında geçerli bir sözleşme olmadığından bahisle davacının araçlarının haksız yere kullanıldığı iddiası ile uğranılan zararın davalı-karşı davacıdan tahsili davasıdır. Az yukarıda açıklandığı üzere davacılar- dahili karşı davalıların esas iddiası kendisi ile davalı-karşı-davacı arasında bir sözleşme olmadığı yönündedir. TTK md 789'da taşıyıcının yardımcılarına ilişkin düzenleme mevcut olup, düzenlemeye göre; taşıyıcı kendi adamlarının, taşımanın yerine getirilmesi sırasında yararlandığı kişilerin fiil ve ihmallerinden kendi fiil ve ihmalleri gibi sorumludur. Nitekim benzer düzenleme CMR Konvansiyonu md 3'te de yer almaktadır. Davacılar miras bırakanı yetkisiz kişilerce adına sözleşme yapıldığını iddia etmekte olup, davacılar mirasbırakanı adına yetkisiz kişilerce sözleşme yapıldığı ve bu durumu karşı tarafın bildiği iddiasının davacılar- dahili karşı davalıca ispatı gerekmektedir. Aksi takdirde tacir adına yetkisiz temsilci tarafından yapılan işlemlerden kaynaklı tacirin iyi niyetli 3. Kişilere karşı sorumluluğu doğacaktır. Mevcut olayımızda davacılar mirasbırakanı her ne kadar kendi şoförleri hakkında suç duyurusunda bulunmuşsa da dosya kapsamından dava dışı şoförün sahte belge düzenlediği ve ayrıca davalı-karşı davacının bu suça ortak olduğuna dair kesinleşmiş mahkumiyete dayalı bir ceza mahkemesi kararı bulunmamaktadır. Dolayısıyla davacılar mirasbırakanı çalışanı olup, -nitekim TTK789'a göre davacı yardımcısı niteliğinde bulunan- dava dışı şoför ile davalı-karşı davacının taşımaya dair yapmış oldukları sözleşmenin geçerliliği hususu mahkememizce kabul görmüş, bu nedenle haksızlık unsuru ispat edilemediğinden zararın da meydana gelmediği kanaatine varılarak ana dava yönünden aşağıdaki şekilde karar vermek gerekmiştir.Karşı dava yönünden; dava, taşıma ilişkisine konu edim yükümlülüğünü davacı-karşı davalının yerine getirmediği iddiası ile oluşan zararın tahsili davasıdır. Az yukarıda da belirtildiği üzere ana dava yönünden yapılan değerlendirilmelerde taraflar arasında geçerli bir taşıma ilişkisi kurulmuş olduğu kanaatine varılmıştır. Bu durumda davacı-karşı davalının bu ilişkiye dayalı edimlerini gereği gibi yerine getirip getirmediği, bundan kaynaklı davalı-karşı davacının zararının olup olmadığı hususu irdelenecektir. TTk md 789'da tacir yardımcılarının fiillerinden kaynaklı taşıyıcının bizzat sorumlu olduğu hususu düzenlenmiş olup, taşıyıcının bu sorumluluğu fiili taşımayı gerçekleştiren çalışanlarının kusuru oranında kusursuz sorumluluk halidir. Nitekim olayımızda davacı-karşı davalı çalışanları davacı-karşı davalı yardımcısı statüsünde olup, dosya kapsamında davalı-karşı davacı adına gerçekleştirilen taşım fiilinin eksik gerçekleştirildiği anlaşılmıştır. Dosya kapsamından davalı-karşı davacının tekrar nakliye masrafları yapmış olduğu bu masrafın 8.024,00 TL olduğu, bu bedelin yapılan taşıma ile uyumlu olduğu bilirki raporu ile tespit edilmiş, ayrıca davacılar- dahili karşı davalıların murislerinin kusurlu hareketleri nedeniyle davalı-karşı davacının gümrükte bekleme cezası ödediği bu bdelin de 2.813,00 TL olduğu toplamda davacı-karşı davalının kusurlu hareketleri nedeniyle davalı-karşı davacı zararının 10837,00 TL olduğu anlaşılmıştır. Davalı-karşı davacının bakiye zarar iddiasına ilişkin olarak bu konuda ispata yarar yeterli delil sunamadığı dikkate alınarak tespit edilen bedel üzerinden karşı dava yönünden aşağıdaki şekilde karar vermek..." gerekçesiyle asıl davanın reddine, karşı davanın kısmen kabulü ile 10.837,00 TL'nin karşı dava tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte karşı davada davalılardan tahsili ile karşı davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine, karar verilmiştir. Bu karara karşı, asıl davada davacılar karşı davada davalılar vekilince istinaf başvurusunda bulunulmuştur. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ Davacı- karşı davalılar vekili, istinaf başvuru dilekçesinde özetle;Asıl dava yönünden müvekkillerinin murisinin sözleşmeden haberi olmadığını, geçersiz bir taşıma sözleşmesi kapsamında murise ödeme yapıldığının davalı tarafından kabul edildiğini, bu sözleşmenin geçerli kabul edilmesinin hatalı olduğunu, muristen habersiz düzenlenen sözleşmeye icazet verilmediğini, davaya konu sözleşmeyi yapan çalışanların taşıyıcı işçiler olmasına rağmen bu kişilerin işveren adına sözleşme yapma yetkileri bulunmadığını, TBK'nın 46.maddesinde de yetkisiz temsile onay verilmemesi halinde temsil olunanın sözleşme ile bağlı olmadığının düzenlendiğini, sözleşmeyi yapan davalı-karşı davacının basiretli bir tacir gibi ticari güven gereği asıl iş sahibinden icazet alınmasını beklemesi gerektiğini, yapıldığı iddia edilen ödemenin müvekkilinin eline ulaşmadığını, navlun ücretinin banka aracılığıyla gönderilmesinin kanuni yükümlülük olduğunu, ödemenin muris veya şirketlerinin hesabına yapmadığını, TBK'nın 547. maddesine göre işveren adına iş ve işlem yapabilecek kişilere yetki verildiğinde bu kişileri ticaret siciline kaydettirilmesi gerektiğini, davalının basiretli bir tacir gibi davranarak sözleşme yaptığı kişilerin daha sonra ortaya çıkabilecek olumsuzlukları önleme adına yetkili olup olmadıklarını kontrol etmesi gerektiğini, sözleşme yapıldığı belirtilen kişilerin taşımacılığın fiili kısmını üstlenen işçiler olduğunu, yetkisiz bir temsilde sonradan icazet verilmeden sözleşmenin geçerli olamayacağını, bu hususun bir çok Yargıtay kararı ile de kabul edildiğini, Karşı dava bakımından ise geçerli bir taşıma sözleşmesinin bulunmaması nedeniyle bu sözleşmeye dayanılarak zarar istenemeyeceğini, geçerli bir sözleşme bulunmamasın karşı davacının basiretli bir tacir gibi hareket etmemesinden kaynaklandığını, karşı davacının sözleşme yaptığı kişinin yetkili olduğu konusunda araştırma yapması gerektiğini, kendi özensizliği ile zarara neden olan kişinin bu zararın sözleşmeden haberi olmayan ve sözleşmeyi onaylamayan muristen talep edemeyeceğini, yetkisiz işçinin sözleşme yapabileceğinin kabul edilmesinin işçi çalıştıran işverenler açısından, ticari hayattaki güven dengesini sarsacağını, davanın sözleşmenin tarafı olan işçilere yöneltilmesi gerektiğini,Bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek, kararın kaldırılmasına ve asıl davanın kabulüne, karşı davanın reddine karar verilmesini istemiştir. İNCELEME VE GEREKÇE Asıl dava, taşıma sözleşmesinden kaynaklanan taşıma alacağı ile aracın beklemesi nedeniyle oluşan zararların tahsili istemine; karşı dava ise yurt dışından teslim alınan yükün gümrükte terk edilmesi üzerine emtianın gümrükten alınarak taşınacağı ... iline kadar taşınması için yapılan giderlerin tespiti ile tahsili istemine ilişkindir. İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda asıl davanın reddine, karşı davanın kısmen kabulüne, karar verilmiş; bu karara karşı, asıl davada davacılar karşı davada davalılar vekilince, yasal süresi içinde istinaf başvurusunda bulunulmuştur.İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi uyarınca, ileri sürülmüş olan istinaf nedenleriyle ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır.Asıl davada davacı ...'nun 23.03.2019 tarihinde ölmesi nedeniyle ilk derece mahkemesinin 15.10.2021 tarihli ve 2019/60 Esas, 2021/981 Karar sayılı ilamı, davalı-karşı davacının istinaf bsaşvurusu üzerine, ölen kişi hakkında yargılama yapılarak hüküm verilemeyeceği ve mirası reddetmeyen mirasçılarının davada yer alması için dairemizce kaldırılmıştır. Bu karar üzerine asıl davada davacı ... ...'ın mirasçılarının davaya katıldıkları ve yargılamanın mirasçıların katılımı ile yapıldığı anlaşılmaktadır. Mirasçılar ... 1. Noterliğinin 25.03.2021 tarih ve sayılı veraset belgesinden belirlenmiştir. Uyuşmazlık davacı ile davalı arasında taşıma sözleşmesi ilişkisi kurulup kurulmadığı, bu kapsamda davalı ile davacının sürücüsü arasında kurulan taşıma sözlemesinin geçerli olup olmadığı noktasındadır. Taşıma sözleşmesinin geçerliliği yazılı şekil şartına tabi değildir. TBK'nın 1. maddesi gereğince tarafların iradesinin sözleşmenin esaslı noktaları üzerinde uyuşması halinde sözleşme ilişkisinin kurulduğunun kabulü gerekecektir. Davalı ...'dan ...'ya getireceği emtiayı taşıtmak için yurt dışında bulunan davacının çalışanı ... ile taşıma sözleşmesi yapmış ve taşınacak emtia davacıya ait araçlara yüklenerek ... Sınır Kapısına getirilmiştir. Taşımının uluslararası karakteri nedeniyle CMR Konvansiyonu hükümlerine tabidir. Nitekim yüklenen emtialara ilişkin CMR senetleri düzenlenmiştir. Her iki taşıma senedinde de davacı ... ......'nun taşımacı olarak yazıldığı ve taşımacıya ilişkin matbu belgelerin kullanıldığı anlaşılmaktadır. Bilirkişi raporunun 6. sayfasında belirtildiği üzere davacı/karşı davalı tarafından taşıma sözleşmesi ilişkisinin kurulmasından üç ay sonra davalı/karşı davacı adına navlun faturası düzenlenmiştir. Davacı/karşı davalı taşıma sözleşmelerine dayanarak navlun ve bekleme ücreti alacağı talebinde bulunmuştur. Bu durum başlı başına taşıma sözleşmesine davacı/karşı davalının TBK'nın 46.maddesi uyarınca icazet verdiğini göstermektedir. Taşıma işi için kullanılan CMR senetlerinin de davacı/karşı davalının işletmesinin antetli kağıtları olduğu ve davacı/karşı davalının kaşesini taşıdığı belirlenmiştir. TTK'nın 879. maddesine göre taşımacı çalıştırdığı adamların eylemlerinden sorumludur. CMR Konvansiyonunun 3.maddesinde ise, bu Konvansiyonun uygulanması bakımından, taşımacı, temsilcilerinin, çalıştırdığı kişilerin ve taşımanın yapılması için hizmetinden yararlandığı diğer kimselerin, görevleri esnasındaki hareket veya kaçınmalarından, sanki bu hareket ve kaçınmalar kendisininmiş gibi sorumlu olur düzenlemesi bulunmaktadır. Bu durumda, davacı/karşı davalının çalışanlarının aracın başında CMR senedi düzenleyerek taşıma fiilini üstlendikleri ve emtianın araçlara yüklenerek Türkiye gümrüğüne kadar getirildiği, davacı/karşı davalın çalışanlarının bu taşıma sözleşmesinden kaynaklanan navlun ücretini aldığı anlaşılmıştır. Davacı/karşı davalının bir yandan sözleşmeye göre taşıma alacağını talep etmesine rağmen, diğer yandan sözleşmenin geçersizliğini savunması TMK'nın 2. maddesinde düzenlenen dürüstlük kuralına aykırıdır. Açıkça yetkilendirilmeyen çalışanın yetkisinin TBK'nın tacir yardımcılarına ilişkin hükümlerine göre belirlenmesi gerekir. Taşıma sözleşmesini yapan ve elinde taşımacıya ait ........ senetleri bulunan sürücü ...'un, diğer tacir yardımcılarından sayılması ve sözleşmenin geçerliliğinin yukarıda belirtilen hususlar dışında ayrıca buna göre değerlendirilmesi gerekir. TBK'nın 552. maddesi gereğince diğer tacir yardımcıları ticari işletmenin alışılmış bütün satış işlemlerini yapabileceği gibi yetkili oldukları işlemler hakkında fatura da düzenleyebilirler. Ayrıca tacir yardımcılarının ticari işletmenin alışılmış işlemlerden doğan borçlarının ifa edilmesine ve bunların hiç yada gereği gibi ifa edilmemesine ilişkin ihtar ve diğer açıklamaları işletme sahibi adına yapmak, bu nitelikteki ihtar ya da diğer açıklamaları özellikle alışılmış işlem dolayısıyla teslim edilmiş mallara ilişkin ayıp bildirimlerini ticari işletme adına kabul etmeye yetkili olduğu anlaşılmaktadır. Davacı/karşı davalının sözleşmenin sonrasındaki tutumu, dava dilekçesindeki navlun alacağı talebi dikkate alındığında tacir yardımcısı tarafından yapılan taşıma sözleşmesinin geçerli şekilde kurulduğu ve bu sözleşmenin dosyadaki talep dikkate alınarak davacı/karşı davalı tarafından benimsendiği anlaşılmakla, mahkemece sözleşmenin geçerli sayılması yerindedir. Davalı- karşı davacı taşımacının üstlendiği taşıma edimini eksik bıraktığı ve yükü alıcısına varma yerinde teslim etmediği açıktır. Bu itibarla mahkemece karşı davada yükün alıcısının ve sözleşmenin tarafı olan karşı davacının taşımanın eksik bırakılması nedeniyle uğradığı zararları tespit ederek hüküm altına alması yerinde olup, davacı/karşı davalı vekilinin yerinde görülmeyen tüm istinaf başvuru nedenlerinin reddine karar verilmiştir. Açıklanan bu gerekçelerle, davacılar/karşı davalılar vekilinin istinaf başvuru nedenleri ile sınırlı olarak dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda, ilk derece mahkemesinin kararında ve gerekçesinde yasaya ve usule aykırılık bulunmadığı gibi kamu düzenine aykırılık da görülmediğinden, davacılar/karşı davalılar vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca esastan reddine dair aşağıdaki karar verilmiştir. HÜKÜM: Yukarıda açıklanan gerekçelerle; 1-HMK'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca, davacı- karşı davalılar vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine, 2-Davacılar- karşı davalılar tarafından asıl ve karşı davalar için yatırılan istinaf başvuru ve peşin karar harçlarının Hazineye gelir kaydına; asıl dava bakımından bakiye 489,90 TL istinaf karar harcı ile karşı dava yönünden bakiye 555,18 TL istinaf karar harcının, davacı- karşı davalılardan tahsil ile Hazineye gelir kaydına, 3-Davacı- karşı davalılar tarafından yapılan kanun yolu giderlerinin kendilerinin üzerinde bırakılmasına, 4-Gerekçeli kararın ilk derece mahkemesince taraf vekillerine tebliğine, 5-Dosyanın kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine dair; HMK'nın 353.1.b.1 maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, 12.02.2026 tarihinde, oy birliğiyle ve kesin olarak karar verildi.