T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 13. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO: 2023/907 Esas KARAR NO : 2026/52 Karar T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: İSTANBUL 8. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ NUMARASI : 2020/73 Esas - 2022/865Karar TARİH: 19/12/2022 DAVA: İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) KARAR TARİHİ: 15/01/2026 İlk derece Mahkemesinde yapılan inceleme sonucunda verilen karara karşı istinaf kanun yolun…
T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 13. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO: 2023/907 Esas KARAR NO : 2026/52 Karar T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: İSTANBUL 8. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ NUMARASI : 2020/73 Esas - 2022/865Karar TARİH: 19/12/2022 DAVA: İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) KARAR TARİHİ: 15/01/2026 İlk derece Mahkemesinde yapılan inceleme sonucunda verilen karara karşı istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla dava dosyası incelendi: TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMASININ ÖZETİ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Davalı borçlu şirket ile müvekkili arasında ticari ilişki olduğunu ve borçlunun kendi üzerine düşen edimini yerine getirmediğini, fatura alacaklarını tahsil edemediklerini ve bunun üzerine icra takibi başlattıklarını, borçlu şirketin süresi içerisinde borcunun olmadığını iddia ederek borca itiraz edip takibi durdurduklarını, arabuluculuğa başvurduklarını ancak anlaşamadıklarını, itirazın iptali ile takibin devamını, icra inkar tazminatına hükmedilmesini ve yargılama gideri ile vekalet ücretinin davalı üzerinde bırakılmasını talep etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Davacı müvekkili şirket aleyhine 124.000,00-TL alacak iddiasıyla İstanbul 27. İcra Dairesinin ... esas sayılı dosyasıyla fatura alacağına ilişkin ilamsız takip başlattıklarını ancak borçlu olmamaları nedeniyle takibe, takipteki miktara ve ferilerine itiraz edilerek icra takibini durdurduklarını, takibe dayanak yapılan 17.08.2018, 10.08.2018 ve 03.08.2018 tarihli faturalara konu malların taraflarına teslim edilmediğini, teslim edildiğine dair herhangi bir kayıt ve imzanın da mevcut olmadığını, davacı tarafın dava dilekçesinde tanık deliline dayandığını ancak iddia edilen alacak miktarının 124.000,00-TL olması sebebiyle HMK gereği tanıkla ispat edilemeyeceğini ve bu yönde tanık dinletilmesine muvafakatlerinin olmadığını, davanın reddi ile kötü niyet tazminatına hükmedilmelerini, yargılama gideri ve vekalet ücretinin davacı üzerine bırakılmasını talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARININ ÖZETİ: İlk Derece Mahkemesi 19/12/2022 tarih ve 2020/73 Esas - 2022/865Karar sayılı kararında;"....Mahkememizce görülüp karara bağlanan davanın, taraflar arasındaki ticari ilişkiye istinaden düzenlen faturalara dayanarak başlatılan icra takibine yönelik itirazın iptali ile takibin devamı ve icra inkar tazminatı istemine ilişkin bulunduğu, davacı tarafça İstanbul 27. İcra Dairesinin ... Esas sayılı sayılı icra dosyası üzerinden davacı/alacaklının, davalı/borçlu hakkında, ticari ilişkiden kaynaklanan fatura alacağına dayalı olarak; 124.000,00-TL alacağın tahsili için ilamsız icra takibi yaptığı ve davalı/borçlunun süresi içerisinde, takip alacaklısına herhangi bir borcunun bulunmadığından bahisle borca, faize ve borcun tüm ferilerine itiraz ederek takibi durdurduğu, alacaklı vekilinin yasal süresi içerisinde itirazın iptaline ve davalı aleyhine icra inkar tazminatına karar verilmesini talep ve dava ettiği, mahkememizce bilirkişi incelemesine ilişkin ara karar kurulduğu, taraflara ait ticari defter ve kayıtlar üzerinde bilirkişi incelemesi yaptırıldığı, dosyaya ibraz edilen, dosya kapsamına ve bilimsel gerçeklere uygun olan ve hukuki yönleri ayrık olmak üzere yapılan mali tespitler açısından ayrıntılı ve gerekçeli olduğu anlaşılan bilirkişi raporu sonucu; davacı yanın ticari defterlerinin usulüne uygun tutulup işlendiği, açılış tasdiklerinin yasal süreleri içerisinde yaptırıldığı, kapanış tasdiki zorunluluğuna tabi olmadığı, davalı yanın dosyaya ticari defterlerini sunmaktan imtina ettiği ve bu nedenle bir inceleme yapılamadığı, davacı yanın yasal olarak BA-BS formu verme zorunluluğunun bulunmadığı ve bu nedenle BA-BS formu vermediği, davalı yanın yasal olarak BA-BS formu verme zorunluluğunun bulunduğu, kendi vergi dairesine ibraz etmiş olduğu BA formunda dava konusu 3 adet faturayı beyan ettiğinin tespit edildiği, her ne kadar davalı yanca cevap dilekçesinde; takibe dayanak yapılan 17.08.2018,10.08.2018 ve 03.08.2018 tarihli faturalara konu malların taraflarına teslim edilmediği, teslim edildiğine dair herhangi bir kayıt ve imzanın da mevcut olmadığı beyan edilmiş ise de; dosyaya celp olunan BS-BA kayıtları ile davacı ticari defter ve kayıtları üzerinde yaptırılan bilirkişi incelemesi sonucu alınan rapor ile; icra takibinin ve dava konusu alacağın dayanağını oluşturan tüm faturaların davalı firma ticari tarafından BS-BA formları ile vergi dairesine bildirilmiş olduğu anlaşıldığından bu haliyle de; davacı yanca faturalar içeriği malların/hizmetin davalıya teslim edildiğinin/verildiğinin kabulü gerektiği, (Benzer bir hususta bknz. Yargıtay 19. HD'nin 2015/12329 Esas-2016/6138 Karar ve 2014/11846 Esas-15110 Karar, İstanbul BAM 13. H.D.'nin 2019/2649 Esas-2020/903 Karar sayılı kararları) sonuç ve vicdani kanaatine ulaşıldığından, davalı yanın az yukarıda yazılı savunmalarına itibar edilmemiş ve ayrıca davalı yanca, herhangi bir ödeme iddiasında bulunulmadığı gibi, fatura bedellerinin davacı firmaya ödendiğine dair herhangi bir bilgi ve belgenin de ibraz edilmemiş ve sonuç olarak da; davacının 123.156,80-TL alacak yönünden dava açmakta haklı ve hukuki yararının bulunduğu anlaşıldığından davanın 123.156,80-TL alacak yönünden kısmen kabulüne ve ayrıca takip konusu alacak likit olduğundan, itirazın iptaline karar verilen alacağın %20'si oranında hesaplanan icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. "gerekçesi ile, '' Davanın KISMEN KABULÜ ile; 1-Davalı-Borçlunun, İstanbul 27. İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı takip dosyasına vaki itirazın, 123.156,80 TL üzerinden KISMEN İPTALİ ile; takibin iş bu miktar (123.156,80 TL Asıl alacak) üzerinden takip talebindeki şartlarla aynen DEVAMINA,-Fazlaya ilişkin istemin REDDİNE, -Hükmolunan (123.156,80-TL) alacağın %20'si nispetinde hesaplanan 24.631,36 TL icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya VERİLMESİNE, '' karar verilmiş ve karara karşı davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; Davacının işletme defterinin kapanış onayının yapılmaması sebebiyle ticari defterlerinin usulüne uygun tutulmadığını ve lehine delil olmadığını, sevk irsaliyelerinin usulüne uygun düzenlenmediğini ve teslim alan isim ve imzasının bulunmadığını, BA-BS formlarının faturalara konu malların teslimini ispat için yeterli olmadığını, bu haliyle davacı tarafından faturalara konu malların tesliminin ispat edilemediğini, icra inkar tazminatı koşullarının oluşmadığını, davalı lehine hükmedilen vekalet ücretinin hatalı olduğunu, dava ispat edilemediğinden davalı aleyhine yargılama giderine hükmedilmesinin de hatalı olduğunu ileri sürerek kararın kaldırılmasını talep etmiştir. İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ: HMK'nın 355. maddesine göre istinaf incelemesi; istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırılık görüldüğü takdirde ise resen gözetilmek suretiyle yapılmıştır. Dava; dava konusu icra takibi dayanağı faturalara konu malların davalıya teslim edilmesine rağmen bedelinin ödenmediği iddiasıyla alacağın tahsili için başlatılan icra takibine itirazın iptaline ve davacı lehine icra inkar tazminatına hükmedilmesine karar verilmesi talebine ilişkindir. Mahkemece yapılan yargılama sonucunda davanın kısmen kabulüne karar verilmiş, karara karşı davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur. Mahkemece alınan kök bilirkişi raporuna göre davacının 2018-2019 yılına ilişkin ticari defterlerinin 6102 sayılı TTK. 64 md. ve 213 sayılı VUK. ilgili hükümleri gereğince yasal ve usulüne uygun tutulup işlendiği, VUK. Kanunun, 215 Md. gereğince açılış tasdiklerinin süresinde yapıldığı, VUK. 228- 226 Md. gereğince muhasebe usul ve tebliğlere uygun tutulup işlendiği, kazıntı ve silintiye rastlanmadığı ve sahibi lehine delil vasfına sahip olduğunun tespit edildiği, yine ek raporda belirtildiği üzere TTK 64 maddesi uyarınca işletme defterinin kapanış onayına tabi olmadığı anlaşıldığından davalı vekilinin ticari defterlerin usulüne uygun tutulmadığı yönünündeki istinaf sebebi yerinde görülmemiştir. Davacı tarafından düzenlenen icra takibine konu faturalar davalı tarafından kabul edilerek BA formlarında beyan edilmiş olmakla faturalara konu malların teslim alındığı davalı tarafından karine olarak kabul edilmiş, söz konusu karinenin aksi davalı tarafından yazılı delil ile ispat edilememiş olup, Mahkemece malların tesliminin ispat edildiği yönündeki kabulü yerindedir. Davacı alacağı faturalar ile likit olduğundan davacı lehine icra inkar tazminatına hükmedilmesi, HMK'nın 326/2 maddesi uyarınca tarafların haklılık durumuna göre yargılama giderlerine hükmedilmesi ve karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT'nin 13/2 maddesi dikkate alınarak davalı lehine hükmedilen vekalet ücreti reddedilen miktarı geçemeyeceğinden davalı lehine reddedilen miktar kadar vekalet ücreti takdirine karar verilmesi usul ve yasaya uygun olup, davalı vekilinin aksi yöndeki istinaf sebepleri yerinde görülmemiştir. Sonuç itibariyle; ilk derece mahkemesi hüküm ve gerekçesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmadığı gibi kamu düzenine aykırılık da tespit edilmediğinden davalının istinaf başvurusunun 6100 Sayılı HMK'nun 353/1-b1 maddesi uyarınca esastan reddine karar vermek gerekmiştir. HÜKÜM : Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Davalının istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK'nın 353/1-b1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-Harçlar Kanunu gereğince istinaf eden davalı tarafından yatırılan istinaf kanun yoluna başvurma harcının hazineye gelir kaydına, 3-Karar tarihi itibariyle Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 8.412,84 TL istinaf karar harcından istinaf eden davalı tarafından peşin olarak yatırılan 2.104,00 TL harcın mahsubu ile bakiye 6.308,84 TL'nin davalıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına, 4-İstinaf yargılama giderlerinin istinaf eden davalı üzerinde bırakılmasına, 5-Artan gider avansı bulunması halinde karar kesinleştiğinde yatıran tarafa iadesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda HMK'nın 361/1. maddesi gereğince kararın taraflara tebliğ tarihinden itibaren iki haftalık yasal süre içerisinde Yargıtay temyiz yasa yolu açık olmak üzere 15/01/2026 tarihinde oy birliği ile karar verildi.