İSTİNAF KARARININ KARAR TARİHİ : 10/02/2026 YAZIM TARİHİ : 11/02/2026 Davacı tarafından davalı aleyhine Konya ... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ... Esas sayılı dosyası ile açılan menfi tespit davasında 04/03/2025 tarihinde tesis edilen davanın reddine ilişkin karara karşı, davacının istinaf kanun yoluna başvurması üzerine, üye hakimin görüşleri alındıktan sonra dosya incelendiğinde; DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davalı tarafça davacı kooperatif aleyhine; 30.08.…
T.C. KONYA BAM 6. HUKUK DAİRESİ T.C. KONYA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 6. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO : ... KARAR NO : ... T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I BAŞKAN : ... (...) ÜYE : ... (...) ÜYE : ... (...) KATİP : ... (...) İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: Konya ... ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 04/03/2025 NUMARASI : ... Esas ... Karar İSTİNAF EDEN DAVACI : ...... VEKİLİ : Av... DAVALI : ... VEKİLLERİ : Av... Av... DAVA : Menfi Tespit İSTİNAF KARARININ KARAR TARİHİ : 10/02/2026 YAZIM TARİHİ : 11/02/2026 Davacı tarafından davalı aleyhine Konya ... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ... Esas sayılı dosyası ile açılan menfi tespit davasında 04/03/2025 tarihinde tesis edilen davanın reddine ilişkin karara karşı, davacının istinaf kanun yoluna başvurması üzerine, üye hakimin görüşleri alındıktan sonra dosya incelendiğinde; DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davalı tarafça davacı kooperatif aleyhine; 30.08.2010 tanzim, 30.10.2010 ödeme tarihli 50.000,00 TL bedelli, 30.09.2010 tanzim, 30.11.2010 ödeme tarihli 50.000,00 TL bedelli, toplam miktarı 100.000,00 TL olmak üzere alacaklısı ... olan 2 adet bononun Konya .... İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı dosyasıyla kambiyo senetlerine özgü haciz yoluyla takibe konulduğunu, davacı kooperatifin davalıya böyle bir borcu bulunmadığını, yapılmış olan takibin haksız ve kötüniyetli olduğunu, davaya konu takip dosyası incelendiğinde bu maddede belirttikleri hususların açıkça ortaya çıkacağını, davacı kooperatifin son genel kurulunu 20.06.2010 tarihinde yaptığını, yapılan son genel kurulda kooperatif yönetim ve denetim kurullarının değiştiğini, takibe konu senetlerin tanzim tarihleri itibariyle senet üzerinde imzası bulunan ...... ve ......'ın yetkili kişiler olmadığını, zira 20.06.2010 tarihinde yapılan genel kurul ile yöneticilik görevlerinin son bulduğunu, takibe konu senetler incelendiğinde senetlerin tanzim tarihinin 30.08.2010 ve 30.09.2010 olduğunun görüleceğini, bu durumda kooperatif adına senetlere imza atan ...... ve ......'ın bu tarihlerde kooperatifi temsile ve imzaya yetkili kişiler olmadıklarının görüleceğini, dilekçe ekinde mahkemeye sundukları 20.06.2010 tarihli Genel Kurul Tutanağı incelendiğinde bu hususun ortaya çıkacağını, öte yandan davalı ...'nın 13.12.2009 tarihli genel kurulda denetim kurulu yedek üyeliğine seçildiğini, yani davalı ...'nın yasanın ve Yargıtay İçtihatlarının aradığı gibi iyi niyetli 3 kişi olmadığını, davalının, kooperatifin her türlü işleminden doğrudan doğruya bilgi sahibi olan bir kişi olduğunu, dolayısıyla davalının kooperatif yöneticilerinin değiştiğini bilmemesinin imkansız olduğunu, hatta bu kişinin denetçi olduğu için kooperatifin her türlü işlemini doğrudan bilen kişi olduğunu, kendilerinin ......, ...... ve ... hakkında suç duyurusunda bulunulduğunu, bu kişilerin kooperatif kayıtlarında türlü usulsüzlükler yaptıklarını, defterleri yeni yönetime teslim etmediğini, hatta Konya .... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ... Esas ... Karar sayılı kooperatife kayyım atanmasına ilişkin dosyasında mahkemece bu kişilerden kooperatif defterlerini sunması istenmesine rağmen defterleri mahkemeye ibraz etmediklerini, tüm bu sebeplerden dolayı kooperatif defterlerine ulaşılamadığını, bu surette var olmayan borçlar yarattıklarını, hatta ......'ın yasak olmasına rağmen kooperatife karşı alacaklı olduğu iddiası ile başka dosyalardan icra takibi yaptığını, üstelik bu takibi davalıya temlik ettiğini, yine davalının kooperatif denetçisi olması sebebiyle kooperatif ile ticaret yapma yasağı bulunduğunu, bu kişilerin eylemlerinin ağır cezayı gerektirecek derecede olduğu ceza yargılaması sonucunda ortaya çıkacağını, takip konusu senetlerin “malen” düzenlendiğini, oysa kooperatifin kesinlikle mal almadığının ortada olduğunu, davalının kooperatife hiçbir mal vermediğini, davalının iyi niyetli 3.kişi olmadığını, dava konusu senetler dışında da davalının icraya koyduğu senetler olduğunu, müvekkili kooperatifin dava konusu Konya .... İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı takibine konu iki adet 50.000,00 TL'lik bonolardan dolayı davalıya borçlu olmadığının tespitine ve bonoların iptaline, davalının hiçbir alacağı olmadığını bile bile ve hatta suç teşkil edecek şekilde dava konusu bonoları icraya koyduğu ve satış aşamasına getirmiş olması sebebiyle açıkça kötü niyetli olduğundan %40'dan aşağı olmamak üzere kötüniyet tazminatına mahkum edilmesine, ileride telafisi imkansız zararların önüne geçilmesi için Konya .... İcra Müdürlüğü'nün ... E. sayılı dosyasının mümkünse teminatsız, mümkün değil ise uygun görülecek teminat mukabilinde dava sonuna kadar ihtiyati tedbir kararı ile durdurulmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir. CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; icra takibine konu senetlerin keşide tarihi itibariyle kooperatifi temsile yetkili kişiler tarafından imzalandığını, en son 12.01.2010 tarihli yönetim kurulu üye isim ve yetki süresinin Konya Ticaret Müdürlüğünde tescilli olduğunu, 08.01.2010 tarihli kararı ile de 13.12.2009 tarihinde yapılan genel kurul toplantısında 2 (iki) yıl müddetle yönetim kurulu başkanı ......, başkan yardımcısı Kamil Unvan ve muhasip üyesi ......'ın herhangi ikisinin müştereken, kooperatifi temsile yetkili bulunduklarının sabit olduğunu, senetlerin keşide tarihleri itibariyle kooperatiflere bakmakla görevli kurum Çevre ve Şehircilik Müdürlükleri değil, Ticaret Sicil Müdürlükleri olduğunu, Ticaret Sicil Kayıtları ile de (Ek:1) sabit olduğu üzere 13.12.2009 tarihinden itibaren 2 yıl müddetle müştereken yetkili bulunan ...... ve ...... tarafından dava konusu senetlerin yetki süreleri içerisinde 30.08.2010 ve 30.09.2010 tarihlerinde keşide edildiğini, senetlerin keşide tarihi itibariyle davacı kooperatifi temsile yetkili kişiler tarafından imza edildiğinden davacının bu yöndeki beyanları ve taleplerinin yersiz olduğunu, senetlerin keşide tarihlerinden ve icra takip tarihlerinden sonraki tarih olan 17.08.2011 tarihinden sonra Çevre ve Şehircilik Müdürlüğüne bildirilen kooperatif yönetim değişikliklerine dair kararların da davalıyı bağlamadığını, davacı kooperatifin 10.06.2010 tarihinde yeni yönetim seçtiği iddiası ve yeni yönetim tarafından senetlerin keşide edilmesi gerektiği yönündeki beyanlarının da iyi niyetli 3. kişi konumundaki davalıyı etkilemediğini, davaya konu senetlerin müvekkilin davacı-kooperatifteki iki adet villa üyeliğinden istifası nedeniyle sıralı senetler olarak verildiğini, dava konusu senetlerin gerçek tanzim tarihlerinin 10.01.2010 tarihi olduğunu, müvekkilinin 13.12.2009 tarihinde denetçi olduğu ve yönetim değişikliğinden haberdar olduğu iyiniyetli olmadığı ve diğer iftiraya yönelik iddia ve beyanları da kesinlikle kabul etmediklerini, davacının iddia ettiği savcılık şikayetlerine konu olaylarla müvekkilinin bir ilgisinin bulunmadığını, öncelikle haksız ve mesnetsiz davanın reddine, müvekkili lehine %40'dan aşağı olmamak üzere tazminata mahkum edilmesine karar verilmesini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: İlk derece mahkemesince; "...(a) Davacı Kooperatif Yönetim Kurulunun 21/04/2006 Tarih ve 51 sıra nolu kararında 26/01/2006 tarihinde yapılan olağan toplantısında alınan 12 nolu karar gereğince ... nolu dublex villanın tercihli üye olarak davalıya satışına karar verildiği, 09/08/2006 tarih ve 60 sıra nolu kararında ise 28/01/2006 tarihinde yapılan olağan genel kurul toplantısında alınan 13 nolu karar gereğince ... Blok numaralı dubleks villanın davalıya verilmesine, 1 kat daire tercihli üyeye verilemediğinden dolayı benzer daire bedeli olan 125.000,00 YTL’nin mahsup edilmesine, geri kalan 40.000 YTL’nin kooperatif yönetim kurulu ve tercihli üye arasında bir ödeme emri dahilinde belirlenerek dubleks villanın teknik özel şartlarını belirten tercihli üyelik sözleşmesinin yapılmasına oy birliği ile karar verildiği, (b) 05/01/2009 tarih ve 01 sıra nolu Yönetim Kurulu Kararı ile 04/02/2009 Tarih ve 08 sıra nolu Yönetim Kurulu Kararı ile dair satış sözleşmelerinin karşılıklı olarak fesh edildiği, bu villalara ilişkin olarak dava konusu senetler ile dava konusu edilmeyen toplamda 325.000 TL’lik toplam 7 adet senet verildiği, (c) İspat yükü Açısından Yapılan Değerlendirmede: Dava dilekçesinin incelenmesinde imza edenlerin yetkisine itirazın yanı sıra senetlerin bedelsiz olduğunun iddia edildiği, bir başka ifade ile taraflar arasında ticari ilişki olmadığının açıkça dava dilekçesinin 3. Sayfasında ikrar edildiği, davalı tarafından ise villaların süresinde teslim edilmemesi sebebiyle davalı tarafından ödenen bedele istinaden dava konusu bonoların düzenlendiğinin savunulduğu, bu savunma karşısında T.C. Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 05/02/2019 Tarih ve 2017/19-821 Esas-2019/58 Karar sayılı ilamı da emsal alındığında "malen" kayıtlı ihdas nedeninin iki tarafça talil edilmesi sebebiyle ispat yükünün yer değiştirmediği, (ç) Davacının ticari defter ve belgelerinin ilgili mevzuat hükümlerine uygun tutulmadığı, bu sebeple lehine delil niteliği taşımasa dahi 6100 Sayılı Kanunun 222/4 maddesi gereğince aleyhine delil niteliği taşıdığı, (d) Senetlerin Gerçek Tanzim Tarihi ve İmza Edenlerin Yetkili Olup Olmadığı Açısından Yapılan Değerlendirmede: Her ne kadar dava konusu senetlerin üzerinde tanzim tarihi olarak 30/08/2010 ve 30/09/2010 tarihi yazılmış olmasına ise de kooperatif yevmiye defterinde davalıya senetlerin verilmesine ilişkin yevmiye kaydı tarihinin 10/01/2010 tarihi olduğu, bir başka ifade ile 6100 Sayılı Kanunun 201/1 maddesi de nazara alındığında senedin tanzim tarihine ilişkin davalı savunmasının, davacıya ait ticari defterlerde yer alan yevmiye kaydı ile ispatlandığı, buradan hareketle senedin gerçekte tanzim tarihinin 10/01/2010 tarihi olduğu ve bu tarih itibariyle keşide eden yönetim kurulu üyelerinin yetkisinin bulunduğu, (e) Üyeliğin feshine ilişkin 2 adet yönetim kurulu kararı bulunduğu, ilk kararda kooperatifin zararları göz önüne alınarak üyelik alacağının % 30 eksiği ile 3 yıl sonra kendisine ödenmesine karar verilmişken sonraki tarihli ikinci kararda “kooperatiften doğan alacağının kooperatifin bilanço durumuna göre kendisine ödeme yapılması” şeklinde olduğu, kooperatif yevmiye defterlerinde yer alan 10/01/2010 tarihli kayıt da davalıya 325.000 TL tutuarında senet verilmesi durumu dikkate alındığında ikinci kararın esas alındığı, bu sebeple davalının alacağının muaccel olduğu, (f) Ödemeye ilişkin ispat külfetinin davacı üzerinde olduğu lakin davacının herhangi bir ödeme iddiası bulunmadığı gibi incelenen ticari defter ve belgelerinde ödemeye ilişkin de bir kayıt bulunmadığı, (g) Davacı kooperatifin ticari defter ve belgelerinin muhasebe usul ve esaslarına uygun olarak tutulmamış olması, tam olarak ibraz edilemesi ve davacının kooperatif ticari defter ve belgelerinin usulüne uygun olarak tutulmamasından davalının sorumlu tutulamayacağı da nazara alındığında davacının davasının reddine karar verilmesi hususunda Mahkememizde vicdani kanaat hasıl olmuştur. (8) Kötüniyet tazminatı açısından yapılan değerlendirmede: Mahkememizin 17/02/2012 tarihli tensip zaptının 10 nolu ara kararı gereğince davacının ihtiyati tedbir kararının teminatsız olarak kabulü ile takibin durdurulmasına karar verildiği anlaşılmakla T.C. Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 19/04/2017 Tarih ve ... Esas-... Karar sayılı ilamı ile takip tarihi de nazara alınarak yasal şartların oluştuğuna kanaat edilmekle 2004 Sayılı Kanunun 72/4. Maddesi gereğince T.C. Konya .... İcra Dairesi ... Esas sayılı icra dosyasında Mahkememizin kabulü ve menfi tespit davası sonucu tespit edilen miktar üzerinden %40 oranında hesaplanan 40.000,00 TL kötüniyet tazminatının davacıdan alınarak davalıya verilmesine...." gerekçesiyle davacının davasının reddine, dava takip alacaklısı lehine neticelendiğinden mahkememizin 17/02/2012 tarihli ara kararı ile verilen ihtiyati tedbir kararının 2004 sayılı İİK'nın 72/4 maddesi gereğince derhal kaldırılmasına karar verilmiştir. İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davanın kabulü gerekirken reddi yönünde verilen kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu, müvekkili kooperatifin son genel kurulunu 20.06.2010 tarihinde yaptığını, yapılan son genel kurulda kooperatif yönetim ve denetim kurullarının değiştiğini, takibe konu senetlerin tanzim tarihleri itibariyle senet üzerinde imzası bulunan ...... ve ......’ın yetkili kişiler olmadığının açık olduğunu, 20.06.2010 tarihinde yapılan genel kurul ile yöneticilik görevlerinin son bulduğunu, takibe konu senetler incelendiğinde senetlerin tanzim tarihi 30.08.2010 ve 30.09.2010 olduğundan senetlerin geçersiz olduğu ve müvekkili kooperatifin bir borcu olmadığının ortada olduğunu, davalının 13.12.2009 tarihli genel kurulda denetim kurulu yedek üyeliğine seçildiğini, davalının, kooperatifin her türlü işleminden doğrudan doğruya bilgi sahibi olan bir kişi olduğunu ve kooperatif yöneticilerinin değiştiğini bilmemesinin de imkansız olduğunu, senet üstündeki tanzim tarihlerinin açık olduğunu, ayrıca senetlerin malen düzenlendiğinin de ortada olduğunu beyanla 04.03.2025 tarihli kararın kaldırılmasını, davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: Dava; menfi tespit istemine ilişkindir. İstinaf incelemesi HMK 355. madde gereğince istinaf dilekçesinde ileri sürülen sebeplerle ve resen kamu düzenine aykırılık yönünden sınırlı olarak yapılmıştır. Türk Medeni Kanunu'nun 6. maddesi uyarınca herkes iddiasını ispatla yükümlüdür. Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 190. maddesine göre; “İspat yükü, kanunda özel bir düzenleme bulunmadıkça, iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir. Kanuni bir karineye dayanan taraf, sadece karinenin temelini oluşturan vakıaya ilişkin ispat yükü altındadır. Kanunda öngörülen istisnalar dışında, karşı taraf, kanuni karinenin aksini ispat edebilir.” şeklindedir. Menfi tespit davasında da anılan yasa hükümlerindeki ispat yüküne ilişkin kuralın uygulanması gerekir. Buna göre, menfi tespit davasında ispat yükü kural olarak alacaklı olduğunu iddia eden tarafa yani davalıya düşer. Ancak davalının alacağı senede dayanıyorsa ispat yükü yer değiştirerek senetten dolayı borçlu olmadığını iddia eden davacı tarafa düşer (Yargıtay 19. Hukuk Dairesinin 2017/3521 Esas 2019/1844 Karar sayılı ilamı). Davacının Konya .... İcra Müdürlüğü'nün ... (Önceki Esası: ...) Esas sayılı dosyasında takibe konu senetlerdeki imzaların kooperatif yetkililerine ait olmadığını, ayrıca dava konusu senetlerin malen düzenlendiğinin yazılı olduğunu, davalının kooperatife mal vermediğini belirterek borçlu olmadığının tespiti talebinde bulunduğu, alınan bilirkişi raporuna göre davacı kooperatifin yevmiye defterinin 10.01.2010 tarihli 3 nolu yevmiye maddesine göre dava konusu senetlerinde içinde bulunduğu 7 adet senedin davalının kooperatif aidatlarının iadesine ilişkin olarak verildiğinin yazılı olduğu, davacının defterindeki bu kayıtların aleyhine delil olacağı, senetlerin verildiği tarih itibariyle senetleri imzalayanların kooperatifi temsile yetkili oldukları, ilk derece mahkemesinin karar başlığında görevi sona eren kayyımın gösterilmesi hatalı ise de davanın yeni seçilen yöneticilerin vekaletname verdiği avukat tarafından takip edildiği, bunun sonuca etkili olmadığı bu nedenle ilk derece mahkemesi kararının usul ve yasaya uygun olduğu anlaşıldığından davacının istinaf başvuru talebinin HMK'nın 353/1.b.1 maddesi gereğince esastan reddine ilişkin aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1- Davacının istinaf başvuru talebinin ESASTAN REDDİNE, 2- Alınması gereken 732,00 TL harçtan peşin alınan 615,40 TL harcın mahsubu ile bakiye 116,60 TL karar ve ilam harcının davacıdan tahsili ile hazineye irad kaydına, 3- İstinaf incelemesi duruşmalı yapılmadığından ücret-i vekalet ile ilgili hüküm kurulmasına yer olmadığına, 4- İstinafa başvuran davacı tarafından yapılan istinaf yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına, 5- Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 359/4.maddesi gereğince kararın dairemiz tarafından tebliğe çıkarılmasına, 6- Dava dosyasının temyiz edilmeden kesinleşmesi halinde ilk derece mahkemesine gönderilmesine, Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda verilen kararın HMK'nın 361/1 maddesi gereğince; taraflara tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde dairemize, temyiz edenin bulunduğu yer Bölge Adliye Mahkemesi Hukuk Dairesi'ne veya ilk derece mahkemesine verilecek dilekçe ile temyiz kanun yoluna başvurma talebinde bulunulabileceğine 10/02/2026 tarihinde oybirliği ile karar verildi. Başkan ... e-imzalıdır Üye ... e-imzalıdır Üye ... e-imzalıdır Katip ... e-imzalıdır ...