11. Hukuk Dairesi 2011/121 E. , 2012/20478 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :TİCARET MAHKEMESİ Taraflar arasında görülen davada İstanbul 1. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 26.05.2010 tarih ve 2008/177-2010/216 sayılı kararın duruşmalı olarak incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş olup, duruşma için belirlenen 11.12.2012 günü başkaca gelen olmadığı yoklama ile anlaşılıp hazır bulunan davacı vekili Av. .... dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin inc
**11. Hukuk Dairesi 2011/121 E. , 2012/20478 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :TİCARET MAHKEMESİ Taraflar arasında görülen davada İstanbul 1. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 26.05.2010 tarih ve 2008/177-2010/216 sayılı kararın duruşmalı olarak incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş olup, duruşma için belirlenen 11.12.2012 günü başkaca gelen olmadığı yoklama ile anlaşılıp hazır bulunan davacı vekili Av. .... dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü: Davacı vekili, müvekkili Kurumun davalı şirketin %15 payını devir aldığını, bu davalının 1999 yılı olağan genel kurulunun 24.03.2000 tarihinde yapıldığını, sermayesinin 500.000.000.000 TL’den 1.500.000.000.000 TL’ye çıkarılmasının karara bağlandığını, TTK’nun 392'nci maddesi koşullarına uyulmadığını, esas sermayenin dörtte birinin yatırlmadığını veya taahhüt edilmediğini, 1995/1 sayılı tebliğ hükümlerine uyulmadığını, ticaret siciline yazılmasının da temelinin bulunmadığı ileri sürerek, 24.03.2000 tarihli genel kurul toplantısında alınan sermaye artırım kararının butlan nedeniyle geçersizliğinin tespit edilmesine, bu kararın sicilden terkinine ve müvekkilinin hisse oranın %15 ve şirket sermayesinin 500.000 YTL olduğunun belirlenmesine karar verilmesini istemiştir. Davalı ... vekili, müvekkilinin TTK’nun 34 ve Ticaret Sicil Tüzüğü’nün 28'inci maddeleri uyarınca işlem yaptığını savunarak, davanın reddini istemiştir. Diğer davalı vekili, talebin haklı bulunduğunu, müvekkilinin dava açılmasına neden olmadığını açıklayarak, takdirin mahkemeye ait bulunduğunu bildirmiştir. Mahkemece, iddia, savunma, toplanan kanıtlar ve benimsenen bilirkişi raporuna göre, genel kurulda alınan kararların geçersizliğinin tespitinin süreye bağlı olmaksızın istenebileceği, davacının da davalı şirketin payını devir alarak ortak sıfatını kazandığı, geçersizliğinin tespitini istediği davalı şirketin 24.03.2000 tarihli genel kurulunda sermayenin artırım kararının kısa yoldan esas sermaye artırımı yoluyla gerçekleştirildiği, bu şekilde yapılan sermaye artırımlarında, genel kurulun esas sermayenin artırıldığını ve artırılan sermayenin tamamının taahhüt edilmiş ve peşin ödenmesi gereken nakdi sermayenin ödenmiş bulunduğunu ya da üç ay içinde ödeneceğini tespit eden kararından sonra genel kurulun artırıma ilişin anasözleşme değişikliği kararının ticaret siciline tescili ve TSG ilan edilmesiyle artırım kararına ilişkin sürecin tamamlandığı, somut olaya uygulanacak 1995/1 sayılı İç Ticaret Tebliği’ne göre de esas sermayenin artırılmasına ilişkin anasözleşme değişikliği önerisinde önceki sermayenin tamamen ödenmiş ve artırılan sermayenin muvazaadan ari bir şekilde tamamen taahhüt edilmiş olduğu hususlarının yanında, peşin ödeme söz konusu değil ise en az 1/4’nün sermaye artırımının tescilinden itibaren en geç üç ay içinde ve kalanın ise yine tescilden itibaren en geç üç yıl içerisinde ödeneceği hususlarının yer almasının zorunlu tutulduğu, bu zorunluluğa uyularak karar alındığı, ayrıca bedeli tamamen ödenmemiş payları devir alan davacının şekil noksanı nedeniyle artırım kararının batıl olduğunu ileri sürmesinin TMK’nun 2'nci maddesiyle bağdaşmayacağı, sermayenin azaltılması kararının alınmasına engel hal bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir. Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davacı vekilinin tüm temyiz itirazları yerinde değildir. SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerden dolayı, davacı vekilinin bütün temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun bulunan hükmün ONANMASINA, davacı harçtan muaf olduğundan dolayı, harç alınmasına mahal olmadığına, 11.12.2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.