T.C. İSTANBUL 22. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO:2025/432 Esas KARAR NO :2026/48 DAVA:Ticaret Sicil Memurunun Kararına İtiraz DAVA TARİHİ:09/09/2025 KARAR TARİHİ:27/01/2026 Mahkememizde görülen Ticaret Sicil Memurunun Kararına İtiraz davasının dosya üzerinden yapılan incelemesi sonunda; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin ...'nin kooperatif ortağı olduğunu, 28/06/2025 tarihli genel kurulda, kooperatif ortağı olmayan ...'nın yönetim kurulun…
T.C. İSTANBUL 22. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO:2025/432 Esas KARAR NO :2026/48 DAVA:Ticaret Sicil Memurunun Kararına İtiraz DAVA TARİHİ:09/09/2025 KARAR TARİHİ:27/01/2026 Mahkememizde görülen Ticaret Sicil Memurunun Kararına İtiraz davasının dosya üzerinden yapılan incelemesi sonunda; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin ...'nin kooperatif ortağı olduğunu, 28/06/2025 tarihli genel kurulda, kooperatif ortağı olmayan ...'nın yönetim kuruluna seçildiğini, bu seçimin Kooperatifler Kanunu'nun 55. maddesi ve Kooperatif Ana Sözleşmesi'nin 43, 44 ve devamı maddeleri uyarınca geçersiz olduğunu, her iki düzenlemede de açıkça yönetim kurulu üyeliği için kooperatif ortaklığı şartının arandığını belirterek, İstanbul Ticaret Sicil Gazetesi'nde yayımlanan ve 04/07/2025 tarihinde tescil edilen, 07/07/2025 tarihinde 11366 sayılı Ticaret Sicil Gazetesi'nde ilan edilen, ... ünvanlı şirkete ait yönetim kurulu üyelerinin seçimi konulu tescil ilanının iptaline karar verilmesini ve söz konusu tescilde kararda adı geçen ...'nın yönetim kurulu üyesi olmadığından alınacak herhangi bir kararda, kooperatif ve haliyle ortak olan müvekkilinin de zarar göreceğini beyan ederek bu nedenle bu tescil ilanının yürütülmesinin durdurulması yönünde tedbir kararı verilmesini talep etmiştir. Davacı vekili 25/09/2025 tarihli dilekçesinde; ...'nin dava dilekçesinde sehven davalı olarak gösterildiğini, HMK'nın 124. maddesine göre adı geçen kooperatifin davalı olarak taraf sıfatının silinmesine ve davalı olarak yalnızca İstanbul Ticaret Sicil Müdürlüğü'nün kalmasına karar verilmesini talep etmiş, mahkememizce 26/09/2025 tarihinde ara karar oluşturularak; HMK'nın 124/4. maddesi uyarınca davacı tarafın ... ni taraf olarak göstermesi kabul edilebilir bir yanılgıya dayandığı ve karar tarihi itibari ile dosyada henüz işlem yapılmadığı ve adı geçen tarafa tebligat dahi çıkarılmadığı anlaşıldığı gerekçeleriyle davacı tarafın adı geçen kooperatifin davalı olarak taraf sıfatının silinmesine dair talebinin kabulüne karar verilerek dava dilekçesinde davalı olarak gösterilen ...'nin taraf sıfatının silinmesine karar verilmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davanın tescilin terkini talebi ile açıldığını, tescil edilmiş bir olgunun terkininin aslında mahiyeti itibariyle bir iptal davası olduğunu ve iptal davasında da müvekkiline husumet yöneltilmesinin mümkün olmadığını, kaldı ki davacının kanunda adı geçen ilgililer arasında bulunmaması nedeniyle aktif husumet ehliyetinin bulunmadığını, bu nedenlerle davanın husumet yokluğundan reddi gerektiğini, mahkeme tarafından husumet itirazları kabul edilmediği takdirde Ticaret Sicili Yönetmeliği'nin 35. maddesi gereğince ve bu hükümde belirtildiği şekilde bir red kararı yazılmadığı için, huzurdaki davanın usulden reddi gerektiğini, dava usulden reddedilmediği takdirde, müvekkili Ticaret Sicili Müdürlüğü'nün, TTK'nın 32. ve Ticaret Sicili Yönetmeliği'nin 34. maddeleri hükümleri çerçevesinde işlem yaptığını, Kooperatifler Kanunu'nun 98. maddesi uyarınca; kooperatifler için aksine açıklama bulunmayan hususlarda Türk Ticaret Kanunu'ndaki anonim şirketlere ait hükümlerin uygulandığını, anılan hükme istinaden de kooperatiflerde hisse devrileri bakımından 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun anonim şirketlere ilişkin düzenlemelerin geçerli olduğunu, anonim şirketlerde hisse senetlerinin devrinin tescile tabi olmadığını, kooperatiflerin kuruluş tescilinden sonra meydana gelen pay geçişlerine ait değişiklikler tescile tabi olmadığından kooperatif ortaklarının sicil kayıtlarından saptanmasının mümkün olmadığını, kooperatif genel kurullarında üyelik şartlarının, denetçi tarafından araştırılması gerektiğini, bu bağlamda; kooperatif üyelik şartlarını ticaret sicili kayıtlarından tespit etmesi mümkün olmayan müvekkilinin, genel kurulda denetçi tarafından kontrol edilmesi gereken üyelik şartlarının var olup olmadığını hukuken ve de fiilen kontrol etme yetki ve yükümlülüğüne haiz olmadığını beyan ederek haksız ve yasal dayanaktan yoksun davanın öncelikle usulden, mahkeme aksi kanaatte ise esastan reddine karar verilmesini talep etmiştir. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: Dava, ticaret sicil müdürlüğü kararına itiraza ilişkindir. Taraf sıfatı, bir başka deyişle husumet ehliyeti; dava konusu hak ile kişiler arasındaki ilişkiyi ifade eder. Sıfat, bir maddi hukuk ilişkisinde tarafların o hak ile ilişkisinin olup olmadığının belirlenmesi anlamına gelir. Davacı sıfatı, dava konusu hakkın sahibini, davalı sıfatı ise dava konusu hakkın yükümlüsünü belirler. Uygulamada davacı sıfatı, aktif husumeti, davalı sıfatı ise pasif husumeti karşılayacak şekilde kabul edilmektedir. Dava konusu şey üzerinde kim ya da kimler hak sahibi ise, davayı bu kişi veya kişilerin açması ve kime karşı hukuki koruma isteniyor ise o kişi veya kişilere davanın yöneltilmesi gerekir. Bir kimsenin davacı veya davalı sıfatına sahip olup olmadığı tıpkı hakkın mevcut olup olmadığının tayininde olduğu gibi maddi hukuka göre belirlenir. Taraf sıfatı bu anlamda, def'i değil itiraz niteliğinde olup; taraflarca süreye ve davanın aşamasına bakılmaksızın her zaman ileri sürülebileceği gibi taraflar ileri sürmemiş olsalar bile mahkemece re'sen nazara alınmalıdır. (Yargıtay (Kapatılan) 15. Hukuk Dairesi’nin 30.05.2019 tarih, 2019/1144 Esas ve 2019/2622 Karar sayılı ilamı) Yargıtay HGK'nın 27.11.2013 gün ve 2013/439 Esas ve 2013/1595 Karar sayılı kararında da vurgulandığı üzere; bir davada taraf olarak gösterilen kişiler, taraf ve dava ehliyetine ve davayı takip yetkisine sahip olsalar bile, bu kişilerden birinin o davada gerçekten davacı veya davalı sıfatı yoksa, dava konusu hakkın esasına ilişkin bir karar verilemez. Dava sıfat yokluğundan (husumetten) reddedilir. Bir sübjektif hakkı dava etme yetkisi (dava hakkı) kural olarak o hakkın sahibine aittir. Bu nedenle, o hakka ilişkin bir davada davacı olma sıfatı (aktif husumet ehliyeti) da o hakkın sahibine aittir. Bir sübjektif hak kendisinden davalı olarak istenebilecek olan kişi, o hakka uymakla yükümlü (borçlu) olan kişidir (pasif husumet ehliyeti). (Kuru Baki/Arslan Ramazan/Yılmaz Ejder, Medeni Usul Hukuku, 22. Baskı, Ankara 2011, s. 234; Ejder Yılmaz, Hukuk Muhakemeleri Kanunu Şerhi, Ankara 2012, s. 530; Abdurrahim Karslı, Medeni Muhakeme Hukuku Ders Kitabı, 2. Bası, İst. 2011, s. 311- 312). Ayrıca, Ticaret Sicili Yönetmeliği'nin 110. Maddesinin 2. fıkrası ".. (2) Kooperatiflerle ilgili olarak yukarıda yer almayan hususlara ilişkin tescil başvurularında anonim şirketlere ilişkin hükümler kıyasen uygulanır. " hükmüne yer verilmiş olup; kooperatiflerle ilgili olarak maddenin birinci fıkrasında sayılan hususlar dışındaki tescil başvurularında anonim şirketlere ilişkin hükümlerin kıyasen uygulanması gerekmektedir. Yine, Ticaret Sicil Yönetmeliği'nin 22. maddesinde "Başvuruya yetkili kişiler" başlığı altında "ilgililerden" söz edildiği, TTK'nın 622. maddesi göndermesiyle TTK'nın 450. maddesine göre de müdürün/müdürlerin/yönetim kurulunun ilgili sıfatına haiz olduğu hususu anlaşılmaktadır. TTK'nın 28/1 maddesi uyarınca da; tescil istemi ilgililer, temsilcileri veya hukuki halefleri tarafından istenebilecektir. Mahkememizce yapılan yargılama ve toplanan deliller hep birlikte değerlendirildiğinde; davacı kooperatif ortağının halihazırda dava konusu kooperatifin yetkilisi olmadığı yada yetkili olarak seçilmediği, yönetim kurulu seçiminin görüşüldüğü tescil başvurusunu yapmaya yetkisi bulunmadığı ve Kanun'da aranan ilgili sıfatını taşımadığı, davacının aktif husumet ehliyetinin bulunmadığı anlaşıldığından (Benzer şekildeYargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 13.06.2013 tarih, 2013/7686 Esas - 2013/12362 Karar sayılı ilamı; Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 06.11.2019 tarih, 2018/5723 Esas - 2019/6909 Karar sayılı ilamı; İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 43. Hukuk Dairesi'nin 13.06.2024 tarih, 2024/360 Esas - 2024/921 Karar sayılı ilamı; İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesi'nin 10.11.2022 tarih 2022/2130 Esas - 2022/1563 Karar ve 10.11.2022 tarih, 2022/2129 Esas - 2022/1560 Karar sayılı ilamları) davanın dava şartı yokluğundan usulden reddine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM: Yukarıda açıklanan gerekçelerle; 1-Aktif husumet ehliyeti yokluğu nedeniyle davanın HMK'nın 114/1-d ve 115. maddeleri gereğince dava şartı yokluğundan USULDEN REDDİNE, 2-Alınması gerekli 732,00-TL karar ve ilam harcından peşin alınan 615,40-TL harcın mahsubu ile eksik 116,60-TL karar ve ilam harcının davacıdan tahsili ile Hazine'ye gelir kaydına, 3-Davalı taraf kendisini vekille temsil ettiğinden yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca hesaplanan 45.000,00-TL vekalet ücretinin davacı taraftan tahsili ile davalı tarafa verilmesine, 4-Davacı tarafça yapılan yargılama giderinin kendi üzerinde bırakılmasına, 5-Davacı tarafından yatırılan gider avansından yargılama sırasında yapılan masraflar ile karar tebliğ giderleri düşüldükten sonra geriye kalan avansın karar kesinleştiğinde resen davacı tarafa iadesine, Dair, tarafların yokluğunda, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda HMK'nın 341. maddesi uyarınca gerekçeli kararın taraflara tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içerisinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde istinaf yasa yolu açık olmak üzere oybirliği ile karar verildi. Başkan ... ¸e-imzalıdır Üye ... ¸e-imzalıdır Üye ... ¸e-imzalıdır Katip ... ¸e-imzalıdır