İSTİNAF KARAR TARİHİ: 30/10/2025 Taraflar arasında görülen dava neticesinde ilk derece mahkemesince verilen hükmün asıl ve birleşen dava davacı vekilince istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü; TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ DAVA:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; fona devredilen ... ile ... Yağ ve Yem Anonim Şirketi arasında genel kredi sözleşmesinin imzalandığını, davalıların da bu sözleşmenin müteselsi…
T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 43. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO: 2022/1557 KARAR NO : 2025/1510 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: İSTANBUL 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ: 14/06/2022 NUMARASI : 2014/126 Esas - 2022/585 Karar DAVA: Banka Dışındaki Diğer Kredi Kuruluşlarına İlişkin Düzenlemelerden Kaynaklanan (İtirazın İptali) İSTİNAF KARAR TARİHİ: 30/10/2025 Taraflar arasında görülen dava neticesinde ilk derece mahkemesince verilen hükmün asıl ve birleşen dava davacı vekilince istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü; TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ DAVA:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; fona devredilen ... ile ... Yağ ve Yem Anonim Şirketi arasında genel kredi sözleşmesinin imzalandığını, davalıların da bu sözleşmenin müteselsil kefilleri olduklarını, borcun ödenmemesi üzerine hesabın kat edilerek İzmir 3. Noterliğinin 21/11/2002 tarih ... yevmiye, Beşiktaş 17. Noterliğinin 17/06/2008 tarih ... yevmiye numarası ile ihtarname çekildiğini, buna rağmen borç ödenmeyince kefil davalılar hakkında İstanbul 3. İcra Müdürlüğünün ... Esaslı dosyasında icra takibi başlatıldığını, davalıların takibe itiraz ettiklerini, borçlular hakkında başlatılan takibe konu alacağın 2 adet teminat mektubunun 23/12/2001 - 23/03/2002 dönemine ait (... Anonim Şirketi'de) ödenmeyen komisyon borçları ve ihtarname masrafından oluştuğunu, teminat mektubu iade edilinceye kadar davacının komisyon talep etmek hakkının olduğunu, itirazın iptali ile icra inkar tazminatına hükmedilmesini talep ve dava etmiştir. CEVAP: Davalılar ... ve ... vekili cevap dilekçesinde özetle; Bodrum ve İzmir Mahkemelerinin yetkili olduğunu, alacağın zaman aşımına uğradığını, davanın reddini, %20 kötü niyet tazminatına hükmedilmesini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI : İstinaf incelemesine konu kararı veren ilk derece Mahkemesince eldeki dava hakkında yapılan yargılama sonunda, " ...Diğer davalılar ... ve ... hakkında davaya devam olunmuş, deliller toplanmış, önce bilirkişi .. .'ten rapor alınmış, raporun yetersiz görülmesi üzerine ...'dan ikinci rapor ve ek rapor alınmıştır. Bilirkişi ...'un 06/05/2021 tarihli ek raporu dosyadaki delillere uygun oluşu göz önüne alınarak bu rapor hükme esas alınmıştır. Bilirkişinin tespit ettiği rakamlar kefalet limitinin altında olup kefiller bu miktarlardan sorumludurlar. Davalıların zaman aşımı itirazları var ise de fon alacakları için zaman aşımı 20 yıl olup zaman aşımı süresi takip tarihi itibarıyla geçmemiştir. Yine yetki itirazı var ise de dava konusunun para alacağı olduğu, para alacaklarının ödeme zamanı alacaklının ödeme yerinde ödenmesi gereken alacaklardan olduğu ve para alacaklarında ifa yeri mahkemesinin de yetkili olduğu davacı ...'nın (temlik alan) ve temlik eden bankanın merkezlerinin mahkememiz yargı çevresinde bulunması nedeniyle yetki itirazları kabul edilmemiştir. Hükme esas alınan 06/05/2021 tarihli ek rapora göre davalılar ... ve ... yönünden itirazın iptali davasının kısmen kabulü ile; bu iki davalının İstanbul 3. İcra Dairesinin ... Esaslı dosyasında yaptıkları itirazın 2.854,51 TL asıl alacak 6.086,10 TL işlemiş faiz 304,31 TL BSMV olmak üzere toplam 9.244,92 TL için iptali ile; 2.854,51 TL asıl alacağa takip tarihinden itibaren %93,50 oranında temerrüt faizi ve bu faizin %5 'i oranında BSMV uygulanmak suretiyle takibin devamına, kabul edilen kısım için alacak likit itiraz haksız olduğundan %20 icra inkar tazminatına hükmedilmiştir. Davacı taraf kötü niyetli olmadığından ret edilen kısım için davalılar ... ve ...'in kötü niyet tazminatı talepleri kabul edilmemiştir.Davacının davalılar ..., ... Cider'e karşı açtığı davanın pasif husumet ehliyeti yokluğundan reddine, Davacı, davalı ...'e karşı açtığı davasını 25/04/2014 tarihli dilekçesi ile atiye bıraktığından bu davalıya yönelik dava konusunda karar verilmesine yer olmadığına," karar verilmiştir. Bu karara karşı asıl ve birleşen dava davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ : Asıl ve birleşen davada davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; bilirkişi hesaplamasının hatalı ve eksik olduğunu, farkların kabulünün mümkün olmadığını, ihtarname ile temerrüdün gerçekleştiğini, buna aykırı bilirkişi görüşü ve mahkeme hükmünün kabulünün mümkün olmadığını, önceki bilirkişiden alınan bilirkişi raporları ile son alınan bilirkişi kök ve ek raporu arasında fahiş fark ve çelişki bulunduğunu, bu farkın kabul edilmesinin mümkün olmadığını, çelişkinin giderilmesi gerektiğini, bu yöndeki taleplerin reddedilerek hüküm kurulmasının usul ve yasaya aykırı olduğunu, mahkeme hükmünde davacı banka lehine hükmedilen icra inkar tazminatının eksik olduğunu, tutarın da belirtilmediğini, icrai işlemlerde karışıklığa neden olacak bu durumun usul ve yasaya aykırı olduğunu, birleşen davada davacı banka aleyhine yargılama gideri ve vekalet ücretine hükmedilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu, davalıların mirasın reddi kararlarını kesinleştirmemeleri ve tescil ettirmemelerine ve davacı bankanın mirasın reddini bilmesinin mümkün olmaması karşısında hiçbir kusurunun olmamasına rağmen aleyhine vekalet ücreti ve yargılama giderine hükmedilmesinin kabul edilemez olduğunu, davalıların kusurlarının davacı bankaya yükletilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu beyanla, ilk derece Mahkemesince verilen kararın kaldırılmasını yeniden yargılama yapılarak itirazları doğrultusunda davanın aynen kabulüne karar verilmesini, davalılar aleyhine icra inkar tazminatına hükmedilmesini, vekalet ücreti, harç ve yargılama giderlerinin davalılara yükletilmesini talep ve istinaf etmiştir. GEREKÇE : Dava; dava dışı asıl borçlu ... A.Ş nin Tasarruf Mevduatı sigorta fonuna devredilen ... A.Ş.'den kullandığı krediye, kredi borçlusu ile birlikte müştereken ve müteselsilen kefil olan davalılar hakkında başlatılan icra takibine yaptığı itirazın iptaline ilişkindir. Mahkemece dosyaya toplanan deliller ile davanın kısmen kabulüne karar verilmiş, karara karşı davacı vekilince istinaf yasa yoluna başvurulmuştur. İlk derece mahkemesince hükme esas alınan bilirkişi raporunun taraflar arasındaki sözleşme hükümlerine ve mevzuata uygun hazırlandığı temerrüt tarihinin ve faiz hesaplarının doğru yapıldığı anlaşılmaktadır. 2004 sayılı İİK’nun 68/b maddesi ise; “Borçlu cari hesap veya kısa, orta ve uzun vadeli kredi şeklinde işleyen kredilerde krediyi kullandıran taraf, krediyi kullanan tarafın kredi sözleşmesinde belirttiği adresine, borçlu cari hesap sözleşmesinde belirtilen dönemleri veya kısa, orta, uzun vadeli kredi sözleşmelerinde yazılı faiz tahakkuk dönemlerini takip eden on beş gün içinde bir hesap özetini noter aracılığı ile göndermek zorundadır. Sözleşmede gösterilen adresin değiştirilmesi, yurt içinde bir adresin noter aracılığıyla krediyi kullandıran tarafa bildirilmesi halinde sonuç doğurur; yeni adresin bu şekilde bildirilmemesi halinde hesap özetinin eski adrese ulaştığı tarih tebliğ tarihi sayılır,” düzenlemesini içermektedir.Kefil asıl borçlunun; asıl borcu ve temerrüt faizi borcundan kefalet limiti kadar sorumludur. Ancak kendi temerrüdü oluştu ise bu aşamadan sonra limit ile sınırlı olmaksızın kendi sorumluluğu başlar. Kefil, takipten önce temerrüde düşürülmemişse hesap kat tarihinden takip tarihine kadar işleyen akdi faizden limiti dahilinde sorumlu olur.Temerrüt için hesap kat ihtarının kefile tebliği şarttır. Asıl borçlu yönünden sözleşmede, belirlenen adrese tebligat çıkartılması ve tebliğ edilememesi halinde de temerrüdün gerçekleşeceğine ilişkin hüküm konulmuş olması halinde İİK. 68/b maddesi uyarınca asıl borçlu yönünden temerrüt oluşur ise de bu hükmün kefil yönünden uygulanması mümkün değildir. Kefilin temerrüdü, cari hesabın kesilmesi ve kat edilecek ihtarnamenin kefile tebliği ile doğabileceği hem yasa ve hem de emsal Yargıtay Kararları gereğidir. Bu durumda asıl borçlu şirket yönünden tebligatın iade edildiği tarihi itibarıyla tebligat yapılmış sayılması gerektiği, asıl borçlu yönünden temerrüdün verilen süre dikkate alınarak oluştuğu, davalı kefillere çıkarılan tebligatlar iade edilmiş olmakla temerrüdün takip tarihinde oluştuğunun kabulü gerekir. Bu durumda davacının bu yönlere ilişen istinaf istemleri yerinde değildir. Birleşen dava yönünden husumet yokluğundan davanın reddi nedeniyle davalılar yararına vekalet ücreti verilmesinde de bir isabetsizlik yoktur.İcra inkar tazminatı yönünden kurulan hükümde "kabul edilen kısım için %20 icra inkar tazminatının" şeklinde kurulan hükümde tereddüt oluşturacak bir durum olmadığı kabul edilen kısmın hüküm fıkrasında açıkça yazılı olduğu anlaşılmakla bu yöne ilişen istinaf istemleri de yerinde değildir. Son alınan bilirkişi raporu denetime elverişli, hüküm kurmaya yeterli ve dosya içeriğine uygun olmakla bu yöne ilişen istinaf istemleri de yerinde değildir. HMK'nın 355. Maddesi uyarınca kamu düzenine aykırılık ve istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılan istinaf incelemesi sonunda; ilk derece mahkemesi kararınında bir isabetsizlik bulunmadığı anlaşıldığından asıl ve birleşen davada davacı vekilinin yerinde görülmeyen istinaf başvurusunun ayrı ayrı reddine karar vermek gerekmiştir. HÜKÜM:Yukarıda açıklanan nedenlerle: 1-Asıl ve birleşen davada davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353(1)b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,2-Davacı harçtan muaf olduğundan bu hususta karar verilmesine yer olmadığına,3-Davacı tarafından istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,4-Kararın, HMK'nın 359/4 maddesi uyarınca Dairemiz Yazı İşleri Müdürlüğünce taraflara resen tebliğine,Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda, gerekçeli kararın taraflara tebliğinden itibaren 2(iki) hafta içerisinde Yargıtay'a temyiz yasa yolu açık olmak üzere oy birliğiyle karar verildi. 30/10/2025