11. Hukuk Dairesi 2009/2263 E. , 2011/402 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi Taraflar arasında görülen davada İstanbul 13.Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 29.12.2008 tarih ve 2006/29 - 2008/625 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi duruşmalı olarak davalı vekili tarafından istenmiş olmakla, duruşma için belirlenen 18.01.2011 gününde davacı asil ... ile davalı avukatı .....gelip, temyiz dilekçesinin süresinde verildiği anlaşıldıktan ve duruşmada hazır bulunan davacı asil ve daval
**11. Hukuk Dairesi 2009/2263 E. , 2011/402 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi Taraflar arasında görülen davada İstanbul 13.Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 29.12.2008 tarih ve 2006/29 - 2008/625 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi duruşmalı olarak davalı vekili tarafından istenmiş olmakla, duruşma için belirlenen 18.01.2011 gününde davacı asil ... ile davalı avukatı .....gelip, temyiz dilekçesinin süresinde verildiği anlaşıldıktan ve duruşmada hazır bulunan davacı asil ve davalı avukatı dinlenildikten sonra, duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakılmıştı. Dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü: Davacı vekili, müvekkilinin ortağı olduğu davalı limited şirketin muayyen süreli olup, Anasözleşmenin 6.maddesine göre sürenin 31.12.2005 tarihinde sona erdiğini, müvekkili ile davalı limited şirketin diğer ortakları arasındaki husumet nedeniyle açılan ceza davalarının derdest olduğunu, süresi dolan ve bu nedenle infisah eden şirketin ortakları arasındaki anlaşmazlık nedeniyle bir araya gelip tasfiye memuru tayin etmelerinin mümkün olmadığını ileri sürerek, süresi sona eren davalı şirkete tasfiye memuru tayin edilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili, 03.01.2006 tarihli ortaklar kurulu toplantısında hisseleri %90’ı bulan 5 ortağın şirket süresinin 31.12.2005 tarihinden itibaren 99 yıl uzatıldığını, bahsi geçen kararın iptali için de dava açılmadığını, şirketin faaliyetlerine devam ettiğini, şirket ortaklarından biri hakkında Eyüp 1.Ağır Ceza Mahkemesi’nde 2002/288 Esas sayı ile açılan davada beraat kararı verildiğini ve kararın kesinleştiğini, davacı iddialarının yerinde olmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir. Mahkemece, iddia, savunma ve dosya kapsamına göre, Yargıtay 11.Hukuk Dairesi'nin 29.05.1986 tarih ve 2763-3319 sayılı kararında da belirtildiği gibi şirket süresinin bitmesinden sonra dahi alınabilecek bir karar ile şirket süresinin uzatılması mümkün ise de, davalı şirketin anasözleşmesinin 11.08.1989 tarihinde tadil edilmiş 6.maddesinde şirket süresinin uzatılması veya kısaltılması için şirket ortaklarının oybirliği ve Ticaret ve Sanayi Bakanlığı’nın olurlarının arandığı, TTK’nun 513 ve 514.maddeleri gereğince sözleşme değişikliklerinin bakanlık tasdiki ile tekemmül edeceği, bu tasdik hususunun re’sen araştırılması gerektiği, dava konusu olayda bakanlıktan alınmış bir tasdik olmadığı gibi anasözleşmenin süreye ilişkin maddenin değiştirilmesine ilişkin kararın oybirliği ile alınmadığı, davalı şirketin süresinin 31.12.2005 tarihinde dolduğu ve bu tarihte münfesih olduğu sonucuna varılarak, davalı limited şirketin münfesin olduğunun tespiti ile davalı şirketin fesih ve tasfiyesine, tasfiye memuru olarak mali müşavir Mehmet Esen’in tayinine karar verilmiştir. Karar, davalı vekilince temyiz edilmiştir. Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına ve TTK’nun 514.maddesinin 11.06.2003 tarih ve 4884 sayılı Yasa’nın 5.maddesi ile yürürlükten kaldırılmış olmasına, mahkemece anılan hüküm gereği davalı şirket tarafından gerekli iznin alınmadığı yönündeki kararın yerinde olmamasına karşın, 07.09.1989 tarihinde tescil edilen davalı limited şirketin tadil edilen anasözleşmesinin 6.maddesinde “Şirketin müddeti 31 Aralık 2005 yılında sona erer. Ortaklar bu müddeti ittifak kararı ile Sanayi ve Ticaret Bakanlığı'ndan izin almak kaydıyla uzatabilir veya kısaltabilir.” şeklinde benzer bir hükme yer verilmiş bulunmasına göre, davalı vekilinin tüm temyiz itirazları yerinde değildir. SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerden dolayı, davalı vekilinin bütün temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun bulunan hükmün ONANMASINA, davacı vekil ile temsil olunmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, aşağıda yazılı bakiye 02,80 TL temyiz ilam harcının temyiz edenden alınmasına, 20.01.2011 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.