T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 45. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO:2025/1322 KARAR NO:2026/276 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ:İSTANBUL 11. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO:2023/490 KARAR NO:2025/530 DAVA TARİHİ:29/01/2013 KARAR TARİHİ:10/07/2025 DAVA:Alacak (Sözleşmeden Kaynaklanan) KARAR TARİHİ:25/02/2026 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353. Maddesi uyarınca dosya incelendi, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:DAVA:Davacı vekili dav…
T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 45. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO:2025/1322 KARAR NO:2026/276 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ:İSTANBUL 11. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO:2023/490 KARAR NO:2025/530 DAVA TARİHİ:29/01/2013 KARAR TARİHİ:10/07/2025 DAVA:Alacak (Sözleşmeden Kaynaklanan) KARAR TARİHİ:25/02/2026 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353. Maddesi uyarınca dosya incelendi, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:DAVA:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Taraflar arasında 20/08/2009 tarihinde protokol akdedildiğini, protokol gereğince davalı şirket kendisine üye olan firmaların araç takip sisteminden yararlanmasını sağlarken, aynı zamanda müvekkilinin davalı yan için özel olarak belirlemiş olduğu çok düşük fiyat tarifesine ekleyeceği kar payı ile kar elde etmeyi hedeflediğini, müvekkilinin ise, bu kadar düşük kar marjı ile "sürümden" kazanma amacı taşıdığını, Protokol uyarınca davalının kendi üyelerine sunulacak araç takip hizmetleriyle ilgili finansal konularda, müşteriler ile doğrudan ilişki halinde olup tahsilatları yaparak protokolün 2-A.1 maddesinde belirlenen bedelleri müvekkili şirkete ödeyeceğini, davalının ayrıca üyeler sunulacak hizmetler ile ilgili bedellerden ve "müşteri üyeler" kaynaklı meydana gelebilecek tüm aksaklıklardan ve müvekkili şirkete teslim edilmesi gereken ama teslim edilmeyen cihazların bedelinin tazmininden, müşteriler ile akdedilen sözleşmelerdeki taahhütlerden doğrudan sorumlu olmayı yüklendiğini, cari hesap ekstresine göre müvekkilinin, müşterilere vermiş olduğu hizmetlerin bedeli olarak, bunun yanı sıra, cihaz bedeli ve sözleşme gereği tahakkuk eden bedel olarak düzenlenmiş faturalara ilişkin, şu aşamada net olarak belirlenebilen 34.867,71 TL alacağı olduğunu, Müvekkilinin, davalı yan için özel olarak uygulayacağı çok düşük fiyat tarifesi karşılığında, davalının protokolün 2-B maddesine göre tarifi ve koşulları protokolün 2-A.1 maddesinde açıklanan kiralama ve satın alma modelleri ile protokol tarihinden 60 günlük hazırlık süreci geçtikten sonra başlayacak 12 aylık dönem içerisinde 2.000 adet araç takip hizmeti almayı vadettiğini, buna göre taahhüdün gerçekleştirilmesi gereken tarih aralığının 20/10/2009-20/10/2010 olduğunu, ayrıca davalının bu taahhüdünün gerçekleştirmesini kolaylaştırmak için davalı şirket ile bağlantılı dava dışı ... AŞ firması ile de davalı ile imzalanan sözleşme hükümlerine tabi bir protokol imzalandığını, davalı ile akdedilen sözleşmenin eki niteliğinde olan bu sözleşme uyarınca dava dışı... şirketi kanalıyla alınan hizmetlerin de davalının 2.000 adetlik taahhüdünden düşüleceğini, ancak bu taahhütler yerine getirilmediğinden müvekkilinin zarara uğradığını, davacı ve dava dışı ... şirketi kanalıyla alınan tüm işlerin adetinin 1.001 adet olduğunu, taahhüdün tam olarak yerine getirilmemesi halinde davalının eksik ifa edilen kısmı kadar araç takip sistemini adet bedeli 238 USD + KDV olacak şekilde satın alacağını taahhüt ettiğini, bu durumda davalının 999 adet araç takip sistemi satın alması gerektiğini, Davalı dışında müşterilere araç takip sistemi satışı 600 USD + KDV, kiralaması aylık 40 TL + KDV iken davalı müşterilerine satışın 238 USD + KDV, kiralamanın ise aylık 12,35 TL + KDV olarak uygulandığını,Davalıya taahhütlerini yerine getirmesi için gönderilen ihtara rağmen yükümlülüklerini yerine getirmediğini, müvekkilinin doğrudan ve dolaylı olarak uğramış olduğu tüm zararların miktarının ve tazmin bedelinin şu aşamada belirlenmesi müvekkili şirketten beklenemeyeceği ve bilirkişi incelemesi neticesinde tespit edilebileceği için HMK 107.maddesi uyarınca belirsiz alacak davası olarak şimdilik 34.867,71 TL cari hesap bakiye alacağının en yüksek ticari faizin uygulanması suretiyle davalı yandan alınarak müvekkil şirkete verilmesine ayrıca karşı yanca uğratılan zararların tazmin bedelinin belirlenmesi bu aşamada mümkün olmadığından tüm kayıtlar ve ticari defterler üzerinden yapılacak inceleme neticesinde mahkemece takdiri ile belirlenebilecek olan tazminat bedellerinin en yüksek ticari faizin uygulanması suretiyle tahsiline karar verilmesi talep edilmiştir. TALEP ARTIRIM DİLEKÇESİ:Davacı vekili 23/11/2020 tarihli talep artırım dilekçesiyle dosyaya sunulan 17/07/2020 tarihli bilirkişi heyeti raporuna göre HMK'nın 107/2 maddesi gereğince davadaki taleplerini artırdıklarını belirterek; 34.867,71 TL cari hesap alacağının davalının temerrüde düştüğü 18/03/2011 tarihinden itibaren işleyecek ticari avans faizi ile birlikte, 244.426,00 USD taahhüt edilip alınmayan cihaz bedeli ve 51.170,00 USD kira süresi bitiminde teslim edilmeyen cihaz bedeli olmak üzere toplam 295.596,00 USD'nin davalının temerrüde düştüğü 18/03/2011 tarihinden itibaren, taraflar arasındaki protokolün B maddesi gereğince işleyecek aylık %12 akdi faizi ile birlikte, Döviz cinsindeki alacağa ilişkin faiz oranına yönelik işbu taleplerinin kabul edilmemesi halinde davalının temerrüde düştüğü 18/03/2011 tarihinden itibaren, 3095 Sayılı Kanun'un 4/a maddesi gereğince, Devlet Bankalarının Amerikan Doları ile açılmış bir yıl vadeli mevduat hesabına ödediği en yüksek faizi ile birlikte,Faizin başlangıç (18/03/2011) tarihine ilişkin taleplerinin yerinde görülmemesi halinde ise 34.867,71 TL'nin dava tarihinden itibaren işleyecek ticari avans faizi ile birlikte, 295.596 USD'nin dava tarihinden itibaren, 3095 Sayılı Kanun'un 4/a maddesi gereğince, Devlet Bankalarının Amerikan Doları ile açılmış bir yıl vadeli mevduat hesabına ödediği en yüksek faizi ile birlikte tahsilini istemiştir. CEVAP:Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacının iki talebi olup birincisinin cari hesap ekstresine konu 34.867,71 TL'nin ödenmesi ikinci talebi ise belirlenebilecek olan tazminat bedellerinin tahsili olup somut olayda belirsiz alacak davası koşulları oluşmadığından davanın usulden reddi aksi kanaat halinde ise eksik harcın tamamlatılması gerektiğini, müvekkili şirketin ihale neticesinde söz konusu protokolü imzaladığını ve davacı tarafın kusuru sebebiyle yerine getiremediğini, davacı şirkete TMSF tarafından el konulduğunu, müşterilere imzalatılacak sözleşmelerin sürekli talep edilmesine rağmen müvekkiline gönderilmediğini, protokol 20/08/2009 tarihinde imzalanmasına rağmen sözleşmelerin 03/12/2009 tarihinde gönderildiğini, 12/12/2009 tarihinde sözleşmeler üzerinde uzlaşma sağlandığını, bu nedenle davacı şirket tarafından 4 ay boyunca müvekkili şirkete hizmet verilmediğini, protokolde belirtilen 60 günlük organizasyon sürecinin ise 12/12/2009 tarihinden itibaren başladığını ve 15/02/2010 tarihine kadar organizasyon işlemlerinin sürdüğünü, bu süreç nedeniyle 2009 yılı Ağustos ayında sözleşme imzalandığı sırada araç takip cihazı isteyen ve bekleyen üye firmaların bir çoğunun belirsizlik nedeniyle mağdur olarak başka firmalarla sözleşmeler imzaladıklarını, Protokolün 4.maddesi gereğince davacının iş emri geçirilmesinden itibaren 3 gün içinde cihazların montajını gerçekleştirmesi gerekirken birçoğunda 1 aydan fazla sürdüğünü, kimilerinde 2 ayı bulduğunu, bu aksamaların müşteri memnuniyetsizliğine sebep olduğunu, diğer müşterilerin ise oluşan bu kötü referans nedeniyle cihazı almaktan kaçındıklarını, Protokolde yer almasına rağmen davacı tarafından, talep eden firmalara yakıt sensörü ile ilgili hizmet verilmediğini, yakıt sensörü temin edilemediği için toplam 800'ün üzerinde aracı olan 22 firmaya hizmet verilmediğini, bu nedenle yaklaşık 1.000.000,00 TL gelir kaybına uğradığını, davacı şirketin protokole aykırı olarak firmaların sisteme girişlerini kapattığını, bu durumun ise müşteriler nezdinde güveni sarstığını ve müvekkilinin ticari itibarını zedelediğini, yaşanan aksaklıklar nedeniyle müşterilerden çok sayıda şikayet aldıklarını, davacı şirketin ...'su ... olup aile hakkında basında çıkan olumsuz haberler nedeniyle bir çok üyenin davacı şirketle çalışmaktan vazgeçtiklerini, Açıklanan nedenlerle davacı tarafça sözleşmenin feshinin haksız olduğunu, davacının cari hesap ekstresine göre müşterilere verdiği hizmetin bedeli olarak bunun yanı sıra cihaz bedeli ve sözleşme gereği tahakkuk eden bedel olarak düzenlenmiş faturalara ilişkin 34.867,71 TL alacaklı olduğu yönündeki iddiasının asılsız ve gerçek dışı olduğunu, delil listesinde yer alan bir kısım fatura bedellerinin ödendiğini, bir kısım faturalara ilişkin iş emri müvekkili tarafından verilmediğiden faturaların iade edildiğini, hizmetin davacının kusuru ile aksaması nedeniyle taahhüdünün geçersiz hale geldiğini beyanla davanın reddini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİNİN VE DAİREMİZİN KARARLARI 1-Mahkemenin 13/10/2022 tarihli kararı; taraflar arasında yapılmış 20/08/2009 tarihli protokol gereğince, üyelik sözleşmelerin davalı tarafa süresinde teslim edilmediği, davalı taraf asgari alım taahhüdünün gereği gibi ifa edilmemesinin davacının kendi kusurundan kaynaklandığı, bu nedenle davacı tarafça sözleşmenin feshinin haklı nedenlere dayanmadığı, davacının 12.758,13 TL cari hesap alacağının bulunduğu, 215 adet ATS cihazı iade edilmediğinden davacının 51.170 USD alacaklı olduğu, asgari alım taahhüdünün ihlalinin davacıdan kusurundan kaynaklandığı, bu nedenle eksik cihaz alımından dolayı davalının sorumluluğunun bulunmadığı gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. 2-Dairemizin 31/05/2023 tarihli kararı; "...Mahkemece; davalı defterlerinin usulüne uygun tutulup tutulmadığının tespit edilmesi, emsal ilamda açıklandığı şekilde ispat yükü değerlendirilerek, ihtilafa konu her bir faturanın ayrı ayrı tespit edilmesi, davalıya hangi tarihte tebliğ edildiği, davalı tarafından yasal süre içerisinde iade edilip edilmediğinin belirlenmesi, taraf ticari defterlerindeki fark yönünden davacının alacaklı olduğu miktarın net olarak tespit edilmesi, yine bilirkişi raporunda araç plakaları belirtilen bir kısım faturalar yönünden alacak miktarının tenzili yoluna gidilmiş ise de davacı vekilinin rapora itiraz dilekçesinde ve istinaf dilekçesinde ... ve ... plakalı araçlar yönünden iş emri düzenlendiğini belirttiği, ... plakalı araca takılan cihazın yeni cihaz olması nedeniyle satış bedelinin tahsilinin gerektiği yönündeki itirazlarının sunmuş olduğu evraklar çerçevesinde incelenmesi, iade edilmeyen cihazlar yönünden çelişkilerin giderilmesi, taraf vekillerinin bilirkişi raporlarına karşı sunmuş olduğu itirazların tek tek incelenmesi ve bilirkişi heyetinden açıklanan hususlarda ek rapor alınarak oluşacak sonuca göre karar verilmesi gerekmektedir..." gerekçesiyle davacı vekilinin ve davalı vekilinin istinaf başvurusunun ayrı ayrı kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının 6100 sayılı HMK'nın 353/1.a.6 maddesi uyarınca kaldırılmasına karar verilmiştir. 3-Mahkemenin 10/07/2025 tarihli kararı; "...Taraflar arasındaki sözleşme hükümleri ile yetkililer arasındaki e-posta yazışmaları ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; 16/07/2024 tarihli bilirkişi kurulu raporu denetime elverişli ve gerekçeli olduğundan; her bir talep dayanaklarıyla irdelenip değerlendirildiğinden, daha önce alınan raporlara göre üstün tutulmak suretiyle mahkememizce benimsenmiş ve hükme esas alınmıştır.Dosya kapsamında aldırılan tüm kök ve ek raporlarında; asgari alım taahhüdünün ihlalinin davacının kusurundan kaynaklandığı, davacının cari hesaptan olan alacağının olduğu iade edilmeyen cihazlardan dolayı cihaz bedellerinin ödenmesi gerektiğini rapor etmiştir.Davacı, talebinde yer alan fiyat tablosundaki bedel ve menfi zararına ilişkin harçlandırma yapmadığından bu talepleri yönünden karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiştir.Aldırılan 16/07/2024 tarihli bilirkişi kurulu raporunda dayanak ve gerekçeleriyle ayrıntılı olarak açıklandığı üzere, taraflar arasında yapılmış 20/08/2009 tarihli protokol gereğince, üyelik sözleşmelerin davalı tarafa süresinde teslim edilmediği, davalı taraf asgari alım taahhüdünün gereği gibi ifa edilmemesinin davacının kendi kusurundan kaynaklandığı, bu nedenle davacı tarafça sözleşmenin feshinin haklı nedenlere dayanmadığı anlaşılmaktadır.Davacı tarafın cari hesap alacağı yönünden yapılan incelemede; en son alınan bilirkişi kurulu raporunda dayanak ve gerekçeleriyle açıklandığı üzere, taraf ticari defter ve kayıtlarına göre davacının davalıdan 30.652,52 TL bakiye cari hesap alacağının bulunduğu, bu alacağa ilişkin fatura ve kayıtların defterinde bulunduğu, aldırılan 16/07/2024 tarihli bilirkişi kurulu raporunun bu konuda denetime açık olduğu,anlaşıldığından 30.652,52 TL cari hesap alacağının davalıdan tahsiline karar vermek gerekmiştir.Davacı tarafa iade edilmeyen cihaz bedellerine ilişkin yapılan incelemede; taraflar arasındaki protokol hükümleri gereğince, davacı taraftan kiralanan mülkiyeti davacıya ait olan cihazların kira süresi bitiminden en geç 30 gün içinde davacıya iadesinin gerektiği, bu yönden davalı taraf müşterileri için davacıdan kiralanan 215 adet ATS cihazının iadesinin usulüne uygun delillerle ispatlamadığı, bu nedenle bahse konu cihaz bedelleri yönünden davalının sorumluluğunun bulunduğu; en son alınan bilirkişi kurulu raporunda dayanak ve gerekçeleriyle açıklandığı üzere, protokolün A.1 maddesi gereğince satış bedeli olan 238 USD x 215 adet cihaz olmak üzere iade edilmeyen cihaz bedeline yönelik davacının davalıdan toplam 51.170 USD alacaklı olduğu, bu miktarı aşan davacı taraf isteminin açıklanan nedenlerle yerinde olmadığı anlaşıldığından 51.170 USD iade edilmeyen cihaz bedelinin davalıdan tahsiline karar vermek gerekmiştir.Davacı tarafça, asgari alım taahhüdünün ihlali iddiası yönünden yapılan incelemede; aldırılan bilirkişi kurulu raporlarında dayanak ve gerekçeleriyle açıklandığı üzere, asgari alım taahhüdünün ihlalinin davacı kusurundan kaynaklandığı, bu nedenle eksik cihaz alımından dolayı davalının sorumluluğunun bulunmadığı..." yönünde karar verilmiştir. İSTİNAF SEBEPLERİ:Davacı vekili yasal süre içerisinde sunmuş olduğu istinaf dilekçesinde özetle; kaldırma kararının ardından alınan raporla ilk karara dayanak yapılan raporun birebir aynı olmasına rağmen yerel mahkemece rapora yönelik itirazlarının dikkate alınmadığını, bilirkişi raporu ile sunulan uzman görüşü çelişkili olmasına rağmen çelişkinin giderilmediğini, hukuki dinlenilme haklarının ihlal edildiğini, hükme esas alınan raporun kendi içinde çelişkili olduğunu, davalının taahhütlerini yerine getirmesinde müvekkili şirketten kaynaklanan bir gecikme olmadığını, davalının ... ile yapılan protokole rağmen taahhütlerini yerine getiremediğini, yeterli müşteri temin edemediğini, Sözleşmenin 2.B maddesinde sözleşmenin zamanında başlaması koşulunun değil hizmetin ...'in kusuru ile aksamaması koşulunun düzenlendiğini ancak davacının bir kusuru olmadığını, sözleşmenin konusu "yakıt sensörü" olmadığı gibi davacının yakıt sensörüne dair bir taahhüdü olmadığını, sözleşmede yakıt sensörü fiyatı konulmuş ise de bunun davalının talebi doğrultusunda sözleşme süresi içinde müvekkili eğer yakıt sensörü konusunda da faaliyet göstermeye başlar ve bu alanda da hizmet verir ise davalıya sözleşmede belirtilen fiyat üzerinden hizmet verileceğine dair bir hüküm olduğunu asla bir taahhüt olmadığını, bu yöndeki itirazlarının dikkate alınmadığını, hükme esas alınan rapordaki beyanın aksine müvekkil şirket tarafından 12 Kasım 2020 tarihinde keşide edilen ihtarnameye kadar yakıt sensörüne ilişkin olarak davalı tarafından davacıya gönderilmiş herhangi bir ihtar bulunmadığını, hiçbir delil niteliği bulunmayan e-mailin dikkate alınamayacağını, ... davalı şirket yetkilisi olmadığı gibi bahsedilen mailin gerçekten gönderilip gönderilmediği, gönderilmiş ise muhatabına ulaşıp ulaşmadığı bilinemediği gibi mail gönderildiği belirtilen kişinin ise davacı şirket yetkilisi olmadığını ve müvekkili şirketin bu mailden haberdar olmadığını, delil başlangıcı niteliği bulunmadığını, bu nedenle ürün taahhüdü nedeniyle davalının eksik kalan ürün bedelini ödemesi gerektiğini, mahkemece davacı lehine hükmedilen avukatlık ücreti ve yargılama giderlerinin de hatalı hesaplandığını beyan ederek, mahkeme hükmündeki taahhüt edilen cihaz miktarına ilişkin 3.maddesi ile yargılama giderleri ve vekalet ücretine ilişkin kısımlarının kaldırılmasını ve yeniden hüküm tesis edilmesini talep etmiştir.Davalı vekili yasal süre içerisinde sunmuş olduğu istinaf dilekçesinde özetle; Davanın tüm talepler yönünden reddedilmesi gerektiğini, sözleşmenin 2.maddesi gereği müşterilerin iade etmediği cihaz bedelleri nedeniyle müvekkilinin sorumlu tutulamayacağını, müvekkili sadece aracı kurum olduğundan tek sorumluluğunun ... ile müşteriyi bir araya getirmek olduğunu, sözleşmede de müşterinin iade etmediği cihazlar varsa bu cihaz bedellerinden ...'ın sorumlu olacağına dair bir hüküm bulunmadığını, kabul anlamına gelmemek kaydı ile 215 adet cihazın iade edilmediği kabulünün de hatalı olduğunu, zira 30/10/2017 tarihli bilirkişi raporunda yapılan yeni anlaşmalar yada değişimler nedeniyle 215 cihazdan henüz iade edilmeyen cihaz sayısının 67 olduğunun tespit edildiğini, 09/09/2018 tarihli bilirkişi raporunun teknik inceleme bölümünde dosya içerisinde bulunan iş emirlerine göre cihazların tümünün iade edildiğinin mütalaa edildiğini, sonraki raporda söküm/teslim formları olmadığından bahisle doğrudan 215 adet cihazın iade edilmediği kabul edilerek tümevarım yöntemi ile sonuca gidilmeye çalışıldığını, en son kök raporda ve ek raporda ise bu hususta özel bir inceleme yapılmadan doğrudan 215 adet cihazın iade edilmediğinin mütalaa edildiğini ancak dosyada mübrez iş emirlerine göre 215 cihazın da iade edildiğinin anlaşıldığını, bu nedenlerle iade edilmeyen cihazların bedelinden müvekkilinin sorumlu olduğu kabülünde dayanak bulunmadığını, kabul anlamına gelmemek kaydı ile bu iddia ispat edilemediği gibi miktar konusundaki çelişkinin giderilmediğini, cari hesap alacağına dayanak teşkil eden faturalar taraflar arasındaki sözleşmeye uygun bir biçimde düzenlenmediği ve birçoğuna müvekkili tarafından itiraz edildiğinden bu talebin de reddi gerektiğini beyan ederek kararın kaldırılmasını ve davanın tamamen reddine karar verilmesini talep etmiştir. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:İstinaf kanun yolu başvurusuna konu edilen karar hakkında inceleme; 6100 sayılı HMK'nın 355.maddesi uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılmış, kamu düzenine aykırılık olup olmadığı ise re'sen gözetilmiş ayrıca HMK'nın 357. maddesindeki "İlk derece mahkemesinde ileri sürülmeyen iddia ve savunma istinafta dinlenemez ve istinafta yeni delillere dayanılamaz" kuralı nazara alınmıştır.Dava; taraflar arasında yapılmış sözleşmeden kaynaklı cari hesap bakiye alacağı, iade edilmeyen cihaz bedelleri, taahhüde uyulmaması nedeniyle zarar da dahil uğranıldığı ileri sürülen zararların davalıdan tahsili istemine ilişkindir. Davalı ...tarafından, araç takip sistemleri konulu, teklif alma usulü ile ihale şartnamesi düzenlenmiştir. İşbu şartname incelendiğinde, ihale ile ilgili genel şartlar kısmında ihale sonunda tedarikçi ile yapılacak sözleşmenin 3 yıl geçerli olacağı, ... tarafından ihaleyi kazanan firmaya 1 yıl içinde 2000 adet araç takip sistemi gerçekleştirileceğin taahhüt edileceği, bu sayının garanti niteliğinde olduğu belirtilmiştir. Teklifin sunulma şekli kısmında;"8.2. Teklif 3 şekilde hazırlanmalıdır. -Aylık kiralama usulü (cihaz + montaj ve 36 aylık kullanım bedelinin aylık ödeme şekli ile) -Peşin (cihaz + montaj ve 36 aylık kullanım bedelinin peşin hesaplanması) -Cihaz ve montaj peşin aylık kullanım bedel ücreti -Firmaların yakıt kaybını önleyecek sensörün bulunması genel şarttır." şeklindedir.İhalenin ardından taraflar arasında 20/08/2009 tarihli protokol imzalanmıştır.Protokolde davacı "...", davalı "..." olarak anılmaktadır.Protokole göre;... araç takip hizmeti veren firma, ... araç takip hizmeti verilecek gerçek ve tüzel kişileri temsil eden şirkettir. ...'in araç takip sistemini alacak gerçek veya tüzel kişi olan ... üyeleri ise "Müşteri" olarak ifade edilmiştir.Protokol hükümleri incelendiğinde; "1.Anlaşmanın Konusu Ve Kapsamı; Protokol süresince ..., kendisine bağlı üyelerinin (kısaca Müşteri olarak anılacaktır.) araç takip hizmetinden yararlanmasını sağlayacaktır. İşbu protokol şartlarına göre ..., hizmet bedelini ...'e ödemesi şartıyla ...., araç takip hizmetini protokolde belirtilen şartlarda gerçekleştirecektir...ip; ... tarafından verilen cihazlar ile Müşteri tarafından ayırt edici özellik ve nitelikleri bildirilen araca/araçlara GPS uydularından yer belirleyen,...nden de merkeze yer ve konum bilgisi veren, içerisinde sim kart bulunan, cihaz montajı ve kiralanması/satışı ile kira/satış sonrası araç güvenliğini teminen telefon hatları aracılığıyla takip hizmeti verilen ve kullanıcı ve şifreyle erişimi sağlanan.... adresinden verilen hizmettir. 2.Sözleşmeye Ait Şartlar; A. ...'in hak ve yükümlülükleri A.1. ...Kiralama; Kiralama modeli 36 ay süreli olup, ...'ın Müşteri'nin aracına takılan cihaz bedelini, hat bedelini ve... adresinden verilen hizmet bedelinin, aylık olarak fatura karşılığı ödemesi ile gerçekleşen hizmettir. ..., ... tarafından Müşteri'nin aracına takılan çalışan her araç takip sistemi için aylık 12,35 (aylık hizmet bedeli 10,35 TL, aylık hat bedeli 2 TL) TL + KDV hizmet bedelini her ayın ilk 10 günü içerisinde ...'e ödemeyi taahhüt eder. Sözleşme süresi sonunda ... kiralanan tüm sistemi hasarsız ve çalışır vaziyette ...'e iade etmekle yükümlüdür. Satın Alma; Satın alma modeli 36 ay hizmet içeriğine dahil olup, ...'ın, müşterinin aracına takılan cihaz bedelini (GPRS) ve... adresinden verilen hizmet bedelinin peşin olarak fatura karşılığı ödemesi ile gerçekleşen hizmettir. ..., ... tarafından Müşteri'nin aracına takılan çalışan her araç takip sistemi için 238 USD + KDV bedeli, satış faturasının ...'a tebliğini müteakip en geç 15 gün içinde ödemeyi kabul ve taahhüt eder. Her iki model bakımından şehir içi montaj ücretsiz olup, şehir dışı montajlarda 10 adet araç sayısına ulaşıldığında montaj toplu olarak ücretsiz yapılacaktır. Şehir dışı montajlarda bu sayının altındaki araç sayısında ... tarafından 20,00 TL+KDV montaj bedeli talep edilecektir. Ayrıca 36 aylık hizmet süresi içinde gerçekleşecek aynı aracın ikinci kez montajı için 10 TL + KDV, yakıt sensörü için 35 Euro + KDV, ısı sensörü için 10 USD + KDV, pert olan her cihaz için 235 USD + KDV değer biçilmiştir. İşbu sözleşmede geçen hizmet bedeli ve ... hizmeti bedeli sistemin 2 dakikada bir güncellenmesini kapsar...A.4.... ... üzerinden gelen ve Müşteri'ye takılacak olan araç takip sistemini iş emrinden itibaren 3 gün içinde gerçekleştirecektir. ... verilen bu iş emirlerini süresinde yerine getirmeme eylemine mücbir sebep halleri dışında süreklilik kazandıramaz. Ayrıca geçerli bir sebep yokken Müşteri'ye araçtakip hizmetini gerçekleştirmez ise ... yazılı olarak yaşanan sorun veya sorunları ...'e bildirmek ile yükümlüdür. ... yazılı olarak bildirilen sorunları 30 (otuz) gün içerisinde çözmekle yükümlüdür, sorunlar bu sürede çözülmediği takdirde 3 ay önceden yazılı olarak haber vermek kaydı ile sözleşmeyi hiçbir bedel ya da tazminat ödemeksizin tek taraflı olarak feshedebilir. ... sözleşmenin bu sebeple feshinden dolayı ...'n uğrayacağı tüm zararı karşılayacaktır....A.7.... vermiş olduğu hizmetin devamlılığını sağlamak ile yükümlüdür. ... Araçtakip sistemlerini Müşteri'ye vereceği için ... hizmetin devamlılığını ve Müşterinin memnuniyetini sağlamakla yükümlüdür. B. ...'ın hak ve yükümlülükleri..., işbu sözleşmeyi imzalamasını takiben, iş emri vererek Müşteri araçlarına takılan sistemlerin ve hizmetlerin bedellerini süresinde ve tam olarak ödemek zorundadır. ..., gecikilen ödemelerde aylık %8 oranında vade farkı, temerrüt halinde ise yine bu oranın 1,5 katı temerrüt faizi uygulama hakkına sahiptir. ..., işbu Protokol'ün akdi tarihinden 60 gün (bu süre organizasyon ve anlaşma duyurusunun gerçekleşmesi süreci olarak kabul edilir.) geçtikten sonraki tarih itibarıyla başlayacak 12 aylık dönem içerisinde ... üzerinden kiralama ya da satın alma yoluyla 2.000 (iki bin) adet araca araçtakip hizmeti takılması için iş emri geçeceğini beyan ve taahhüt eder. ...'ın işbu yükümlülüğünü yerine getirememesi halinde kalan cihazları karşılıklı belirlenecek takvim ile 238 USD + KDV'ye satın alacaktır. İş bu protokoldeki taahhüt ... tarafından veilen hizmetin ...'in kusuru sebebiyle aksamaması koşulu ile verilmiştir...,..., ...'ten kiralanan hizmeti 1 ay öncesinden yazılı olarak ...'e bildirmek suretiyle durdurabilir. 1 (bir) ay öncesinden yazılı bildirim yapılmadığı takdirde hizmet ve hat bedelini bildirimin geciktiği her ay ödemeye devam edeceğini kabul ve taahhüt eder, ... sistemin herhangi bir sebeple zayi veya pert olması durumunda da bu durumu derhal ...'e bildirmekde yükümlüdür. İşbu bildirim gecikmesi halinde de geçiken süreye ilişkin hizmet ve hat bedelini ... ...'e ödeyeceğini kabul ve taahhüt eder." 4.Sözleşmenin Süresi;İşbu protokol imza tarihinden itibaren 36 ay geçerlidir. 5.Fesih Zarar-ziyan Ve Gecikme Tazminatı; Taraflar, mücbir sebep halleri dışında işbu Protokol ile taahhüt ettiği işi layıkı ile yapmaz ve birbirlerinin zarar-ziyanlarına sebep olacak hareket davramış ve işlemlerde bulunur ve/veya bu Protokol ve ekleri ile taahhüt ettiği hususları yerine getirmez ise taraflar birbirlerine bu ihlalin giderilmesi için yazılı olarak 30 gün süre vermek zorundadır. Bu süre içinde ihlal edilen durum giderilmediği takdirde haklı taraf sözleşmeyi 1 ay önceden yazılı olarak bildirmek kaydıyla feshedebilir. Sözleşmenin sona ermesine veya feshine müteakip tarafların birbirinin lehine sonuçlanmamış taahhütleri varsa iş bu sözleşme tarafların bu taahhütlerini yerine getirene kadar devam eder.Protokolün bu sebeple feshi dolayısıyla, tarafların gerek doğrudan doğruya uğrayacağı zarar ve ziyan ve yapacağı sair masrafları ve gerekse tarafların birbirlerine muhalefeti sebebiyle üçüncü şahıslara ödemek mecburiyetinde kalacağı bilcümle zarar ve ziyan miktarını, vergi, para cezası, harç, faiz vb. bilumum tutarları ve yapacağı sair tediyeleri, sözleşmenin feshine kusuruyla sebep olan taraf yasal faizleriyle beraber ödemeyi kabul ve taahhüt ederler." şeklinde hükümlere yer verilmiştir. Ayrıca ...'ın işletmeci ortağı olan ... ile davacı şirket arasında 15/12/2009 tarihinde bir protokol imzalanmış, bu protokolün 2.2.2.maddesinde; "işbu protokol kapsamında alınan ve kiralanan araç takip cihazları, ... ile ... arasında imzalanan 20/08/2009 tarihindeki anlaşma kapsamında yer alan 2000 adet taahhütten düşülecektir." hükmüne yer verilmiştir.Davacı tarafından Beşiktaş ... Noterliğinden keşide edilen 12/11/2010 tarih ve ... yevmiye no.lu ihtarnamede özetle; Protokol gereğince 2.000 adet araç takip sistemi alımına ilişkin taahhüt yerine getirmediğinden ihtarın tebliğini takip eden 30 gün içerisinde eksik kalan 1.464 (2.000-536) adet cihazın 238 USD + KDV birim fiyat üzerinden satın alınacağına dair taahhüdün ifasını, 348.432 USD'nin karşılığı (KDV dahil) 581.447,99 TL'nin protokolün 2/B maddesi uyarınca hesaplanacak vade farkı/faizi ile birlikte ödenmesini, aksi takdirde protokolün 5.maddesinde detaylandırıldığı üzere sözleşmenin feshi ile müspet ve menfi zararların tazmini yoluna gidileceğini bildirmiştir.Davalı tarafından Kadıköy ... Noterliğinden keşide edilen 03/12/2010 tarihli ve ... yevmiye no.lu ihtarnamede özetle; sözleşmenin imzalanmasından başlayarak davacının kusurlu hareketleriyle taahhüdün yerine getirilmesinin imkansızlaştırıldığını, üyelere imzalatılması gereken sözleşmelerin yaklaşık 4 ay boyunca gönderilmediğini, yakıt sensörü hizmeti ile ilgili problemlerin çözülmediğini, bu durum sebebiyle toplam 800'ün üzerinde aracı olan 22 firmaya hizmet verilemediğini, yakıt sensörü ile hizmetin verilememesinin davalının protokol ile ilgili kusurunu gösterdiğini, araç takip cihazı alan firmalardan yüze yakın şikayet alındığını, bu nedenle firmaların yapılan anlaşmaları iptal etmek istediğini, deneme amaçlı montaj yapılan firmaların araçlarına takılan cihazı almaktan vazgeçtiğini, iş emirlerinin 3 gün içinde gerçekleştirildiğini, davalının yükümlülüğünü yerine getirememesinin davacının kusurlu hareketlerinden kaynaklandığını belirterek 30 gün içinde aksaklıklar giderilmediği takdirde maddi ve manevi zarar tazmini ve sair yasal haklara başvurulacağını bildirmiştir.Davacı tarafından Beşiktaş .... Noterliğinden keşide edilen 29/12/2010 tarihli ve ... yevmiye no.lu ihtarnamede özetle; hizmet eksikliğinin söz konusu olmadığını, davalının ihtarındaki hususlarla ilgili davacıya problem iletilmediğini, ihtardaki şirketlerle sunulan hizmetlere ilişkin sorun yaşanmadığını, yakıt sensörü ile ilgili protokolde madde bulunmadığını ve taahhüt verilmediğini, abonelik sözleşmelerinin geç hazırlanması hususunda davalının basiretli bir tacir gibi davranma yükümlülüğünün hatırlatılması gerektiğini, ...'yla ilgili beyanların ticari ilişkiyle alakası olmadığını, Beşiktaş 4. Noterliği'nin 12/11/2010 tarih ve ... yevmiye numaralı ihtarnamesinin yerine getirilmesinin beklendiğini bildirmiştir.Davalı tarafından Kadıköy ... Noterliğinden keşide edilen 10/01/2011 tarihli... yevmiye no.lu ihtarnamede özetle; hizmetin davacı şirketin kusuru sebebiyle aksadığını, şikayetlerin davacı şirkete iletilmemiş olmasının şikayet olmadığı anlamına gelmeyeceğini, davacının müşterisinin davalı olduğunu, şikayetleri davalının davacıya ilettiğini, ... firmasının iş emirlerinin zamanında tamamlanmadığını, 3 gün içinde montaj taahhüdünün defalarca aksatıldığını, yakıt sensörü ile ilgili protokolde madde bulunmamasının gerçeği yansıtmadığını, muhatap şirket ve ...'su ile ilgili çıkan haberlerin protokolü olumsuz etkilediğini, Kadıköy .... Noterliği'nin 03/12/2010 tarih ve ... yevmiye numaralı ihtarnamesindeki hususların yerine getirilmesi gerektiğini bildirmiştir.Davacı tarafından Beşiktaş ... Noterliğinden keşide edilen 16/03/2011 tarihli ... yevmiye no.lu ihtarnamede; 1.464 adet cihazın 238 USD + KDV birim fiyat üzerinden satın alınacağına ilişkin taahhüt yerine getirilmediğinden ihtarnamenin tebliğinden 30 gün sonra hüküm doğurmak üzere sözleşmenin feshedildiği bildirilmiştir.Kaldırma kararının ardından Mali Müşavir Habip Kullukçu, Bilgisayar Mühendisi ... ve Hukukçu Doç. ...'tan oluşan bilirkişi heyetinden alınan 16/07/2024 tarihli raporda; davacı şirkete ait 2009-2010-2011-2012 yılı ticari defterlerinin açılış ve kapanış tasdiklerinin yasal süresinde yaptırılmış olduğu, davalı şirkete ait 2009 yılı Ticari defterlerinin açılış tasdiklerinin yasal süresinde yapıldığı, davalı şirketin 2009-2010-2011-2012 yılına ait ticari defterlerinin açılış tasdiklerinin yasal sürede yaptırıldığı ancak 2009 ve 2010 yılı envanter defterinin takip eden yılın Ocak ayında yaptırılması gereken kapanış tasdikini yaptırılmadığı, 2011-2012 ticari defterlerinin ise kapanış tasdiklerinin yasal sürede yaptırıldığı,Davacının defterlerine göre davanın açıldığı 29/01/2013 tarihi itibarıyla davalıdan 34.855,13 TL alacaklı gözüktüğü, davalının defterlerine göre ise aynı tarih itibariyle 1.148,66 TL cari hesap borcu bulunduğu, tarafların defter ve kayıtları 2010 yılında uyuşmakta ise de 2011 yılından itibaren uyuşmazlık yaşanmaya başladığı, taraflar arasında cari hesap uyuşmazlığına konu işlemler tek tek incelendiğinde davacının dava tarihi itibariyle 30.677,46 TL + 1.131,51 TL - 1.156,65 TL = 30.652,32 TL alacaklı olduğu, Davalı tarafından dosyaya ibraz edilen e-posta yazışmalarından üyelere imzalatılacak sözleşmeler ile ilgili olarak davalı yetkilisi ...'ün 23/09/2009 tarihli e-postası ile başlayan yazışmalarda davacıdan cevap beklendiği, davacının zaman zaman dönüş yapılacağını belirttiği, son olarak davacı yetkilisi ... tarafından 03/12/2009 tarihli e-posta ile sözleşmelerin gönderdiğinin anlaşıldığı, üyelere imzalatılacak sözleşmelerin gönderildiği tarihin sözleşmede öngörülen 60 günlük hazırlık sürecinin bitimi olan 20/10/2009 tarihinden sonra olduğu, buna göre davalı taahhüdünün ifasına davacıdan dolayı sözleşmede öngörülen şekilde 20/10/2009 tarihinde başlayamadığı,Taraflar arasındaki sözleşmede davacının hak ve yükümlülüklerinin düzenlendiği 2/A.1 maddesinde davacının yakıt sensörüne ilişkin yükümlülüğünün öngörüldüğü, ancak davacının yakıt sensörüne ilişkin taahhüdünü ihlal etmek suretiyle sözleşmeye aykırı davrandığının düşünüldüğü, hal böyle olunca gerek davacıdan kaynaklanan nedenle taahhüdün ifasına 20/10/2009 tarihinde başlanamaması gerekse davacının yakıt sensörü ile ilgili yükümlülüklerini gereği gibi yerine getirmemesi sebebiyle, davacının asgari alım taahhüdünün ihlal edildiği gerekçesiyle zarar tazmini talep edilemeyeceği,Davacı, davalının 2.000 adet cihaz alım taahhüdünden 2.000-536=1.464 adet eksik kalan kısmına ilişkin cihazların 238 USD + KDV birim fiyat üzerinden satın alınacağına ilişkin taahhüdün ifasını istenmiş olmasına rağmen verilen süre içinde 348.432 USD + KDV tutar ifa edilmediğinden ihtarnamenin tebliğinden itibaren 30 gün geçtikten sonra sözleşmeyi feshetmişse de 2.000 adet asgari alım taahhüdünün ifa edilmemesinin davalıdan değil davacıdan kaynaklandığı nazara alındığında sözleşmenin feshi haklı sebebe dayanmadığından davacının tazminat talebinde bulunmasının mümkün olmadığı,Mahkemece aksi kanaatte olunması yani sözleşmenin haklı sebeple feshedildiği, davalının asgari alım taahhüdünü ihlal ettiği gerekçesiyle zarar tazmin talebinde bulunabileceği kanaatine varılması halinde davacının davalıdan sözleşme kapsamında eksik kalan 1.027 adet araç takip sistemi (ATS) için (1.027 X 238 USD) = 244.426 USD alacak talebinde bulunabileceği,Taraflar arasındaki sözleşmenin 2/A.1 maddesine göre sözleşme süresi sonunda davalı tarafından kiralanan tüm sistemin hasarsız ve çalışır vaziyette en geç 30 gün içerisinde davacıya iade edilmesi gerektiği ancak bu hususun sözleşmenin haklı sebeple feshedilip edilmediğinden bağımsız bir talep olduğu, zira sözleşmenin haklı sebeple feshi zarar bir başka ifade ile tazminatın konusunu oluştururken, cihazların iade edilmemesinin mülkiyeti davacıya ait olan cihazlar yönünden davalının sebepsiz zenginleşmesini doğuracak nitelikte olduğu, aynı yönde davacının hizmet karşılığı hak ettiği alacakların da sözleşmenin haklı veya haksız feshinden bağımsız nitelikte davacının hakedişi kapsamında olduğu,Bu nedenle gerek müşterilerle yapılan kiralama sözleşmeleri sona erdikten sonra davalının mülkiyeti davacıya ait olan cihazları en geç 30 gün içinde davacıya iade etmesi gerektiği, iade edilmeyen cihaz bulunduğu takdirde cihaz bedellerinin gerekse de fatura karşılığı verilen ve fakat tahsil edilemeyen bedellerin davalıdan nakden tahsilinin talep edilebileceğinin düşünüldüğü,Bilirkişi heyetinin teknik üyesince yapılan inceleme ve değerlendirmeler neticesinde tarafların kiralık ATS Cihazları için dosyaya sunduğu belgeler incelendiğinde, 647 adet kiralık ATS cihazından, 215 adet cihazın davacıya teslim edildiğine ilişkin (teslim/söküm) formlarının dava dosyasında mevcut olmadığı, davalı tarafından excel tablosu olarak sunulan listenin nihai değerlendirmesi Mahkemeye ait olmak üzere 215 adet kiralık ATS cihazının davacıya teslim /iade edilmediği sonucuna varıldığından, taraflar arasında yapılan Protokolün A.1 maddesinde ATS cihazının satış bedeli 238 USD + KDV olarak kararlaştırıldığından, 215 adet ATS Cihazının protokolde kararlaştırılan bedelinin KDV hariç (215 x 238 USD) 51.170,00 USD olacağı hususlarında kanat bildirilmiş, ek raporda ise kök rapordaki tespit ve görüşler tekrar edilmiştir. Davacı vekili tarafından sunulan ve M. Ü. Hukuk Fakültesi Medeni Hukuk ABD Öğretim Üyesi Doç. Dr. ... tarafından düzenlenen 24/03/2025 tarihli uzman görüşünde; davacı yetkilisi ... tarafından 03/12/2009 tarihinde sözleşmeler gönderildiğinden davalı açısından alım taahhüdünün bu tarihten 60 gün sonra 04/12/2009 tarihinde başladığı ancak sözleşmenin feshedildiğinin bildirildiği 16/03/2011 ihtarname tarihinde de taahhüdün yerine getirilmemiş olduğu, bu nedenle davacının sözleşmeyi haklı nedenle feshettiği, taraflar arasında imzalanan protokolün araç takip cihazı kiralaması ve satışına ilişkin olduğu, fiyatlandırma kısmında yakıt sensörüne ilişkin fiyatlama olmadığı, davacıya iletilen iş emirlerinde ve sözleşmelerde de yakıt sensörüne ilişkin bir talep olmadığı, protokolün 6.maddesinde taraflar arasında yapılacak ihtar ve ihbarların iadeli taahhütlü posta yada noterden gönderilmesi gerektiği belirtilmekle e-posta yazışmalarına itibar edilemeyeceği ve e-posta yazışmalarının delil niteliğinde olmadığı, ... tarafından "araç içindeki yakıt seviye çalışmalarının devam ettiği" şeklinde cevaptan yakıt sensörü mü yoksa başka bir ürün çalışması mı olduğu anlaşılamadığı gibi bu kişinin davacı şirketteki yetkisinin ve davacı adına taahhütte bulunma yetkisinin olup olmadığının tespit edilemediği, davalının yakıt sensörüne ilişkin sözleşmeye uygun bir ihtarının olmadığı, davalı taahhüdünü yerine getirmediğinden sözleşmenin haklı nedenle feshedildiği ve davacının eksik kalan taahhüt nedeniyle alacak talebinin yerinde olduğu hususlarında görüş bildirilmiştir. İstinaf sebeplerinin incelenmesi;Cari hesap alacağı yönünden;6102 sayılı TTK'nın 21/2 maddesinde "Bir fatura alan kişi aldığı tarihten itibaren sekiz gün içinde, faturanın içeriği hakkında bir itirazda bulunmamışsa bu içeriği kabul etmiş sayılır." hükmü yer almaktadır.Yargıtay 15. Hukuk Dairesi'nin 11/11/2020 tarihli 2019/3926 E. 2020/2954 K. sayılı ilamında; "...Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulu'nun 27/062003 tarih ve 2001/1 E., 2003/1 K. sayılı ilamında da açıklandığı üzere; Bir faturayı alan kişi aldığı tarihten itibaren sekiz gün içinde faturanın içerdiği bilgilere itiraz etme hakkına sahiptir. Aksi taktirde faturanın içeriğini kabul etmiş sayılır. (Faturalar ve dava tarihinde yürürlükte olan 6102 sayılı TTK'nın m. 21/2.) Bu hüküm, fatura içeriğinden kabul edilen hususlara ilişkin olarak, faturayı düzenleyenin lehine; adına fatura düzenlenenin aleyhine bir karine getirmektedir. Bu karine, faturanın ispat gücüne yönelik bir düzenlemeyi ortaya koymaktadır... Faturaların tebliğ edildiğinin alacaklı tarafça kanıtlanamaması ya da kanıtlanıp da süresinde iade edildiğinin borçlu tarafça kanıtlanması halinde, borçlu taraf alacaklının hizmet vermediğini savunmakta ise, faturaya konu hizmetin verildiğinin alacaklı tarafça kanıtlanması; borçlunun faturaları tebliğ alıp süresinden sonra iade etmesi halinde de faturanın alacaklı tarafça gönderilmesi şeklindeki icabı, borçlunun (faturayı defterine kaydetmemek ve hizmet almadığını savunmak suretiyle), kabul etmemesi ya da borçlunun faturayı kendi defterine kaydetmekle birlikte süresinde itiraz ve iade etmesi halinde hizmetin verildiğini yine alacaklının kanıtlaması gerekeceğinden, bu doğrultuda alacaklının delillerinin toplanıp değerlendirilmesi, şayet borçlunun faturaları kendi defterlerine kaydetmesi (faturaları deftere kayıt öncesinde ya da sonrasında süresi geçtikten sonra itiraz ve iade etmiş olması) halinde alacaklının (hizmet vermiş olsun ya da olmasın) HMK'nın 222. (6762 sayılı TTK'nın 84. ve 85.) maddesi uyarınca alacağını ispatladığının kabul edilmesi gerektiği gözetilmelidir.." şeklindedir. Yargıtay 23. Hukuk Dairesinin 10/02/2016 tarihli 2015/4576 E. 2016/621 K. sayılı, Yargıtay 23. Hukuk Dairesinin 08/02/2016 tarihli 2015/5485 E. 2016/550 K. sayılı, Yargıtay 23. Hukuk Dairesinin 09/12/2015 tarihli 2015/2467 E. 2015/7975 K. sayılı, Yargıtay 23. Hukuk Dairesinin 11/01/2016 tarihli 2015/4473 E. 2016/19 K. sayılı ilamları da aynı mahiyettedir. Kaldırma kararının ardından taraflara ait ticari defter ve kayıtlarında yapılan inceleme neticesinde düzenlenen bilirkişi raporunda taraf defterleri arasında mutabakatsızlığa neden olan işlemler ayrı ayrı incelenmiş, hesaplamaya dahil edilen ve edilmeyen fatura ve kalemler denetime açık olacak şekilde tablo halinde gösterilmiş olup davacının 30.652,32 TL olduğu tespit edilmiştir. Cari hesap alacağından kabul edilen kısım yönünden; davalı defterlerinde kayıtlı olmayan faturaların tebliğ edildiği tarih tespit edilemediğinden, davalının da iade edip etmediği yada hangi tarihte iade ettiği tespit edilmediğinden, alacaklı olduğu hususunda ispat yükü üzerinde olan davacı tarafından sözleşmeye uygun olarak hizmet verilip fatura düzenlediği anlaşılmış ve davalının itirazının ise bir kısım faturalar yönünden sadece fatura açıklamasına veya toplu kesilmesine ilişkin olup borca bir itiraz ileri sürülmediği, bir kısım faturalar yönünden ise iş emrinin kendilerine ait olmadığı itirazına karşın faturalara konu plakaların davalı müşterine olduğu tespit edilmekle davalı tarafın bu yöndeki istinaf istemi yerinde görülmemiştir. İade edilmeyen cihaz bedeli alacağı;Taraflar arasında imzalanan protokolün 2.A.1 maddesinde, davalının sözleşme süresi sonunda kiralanan tüm sistemi hasarsız ve çalışır vaziyette davacıya iade etmekle yükümlü olduğu düzenlemiş, cihaz bedeli ise 238 USD + KDV olarak belirlenmiştir. Dosya kapsamında yer alan kayıt ve belgeler, yazışmalar itibariyle, bilirkişi raporları ile de davalı tarafından 215 cihazın teslim edilmediği tespit edilmiştir. Davalı ise bu cihazların teslim edildiğine dair bir kayıt sunamamıştır. Bu durumda teslim edilmeyen cihaz bedeli 215 X 238 = 51.170,00 USD'nin davalıdan tahsiline dair mahkemece verilen kararda bir isabetsizlik bulunmadığından, davalı tarafın bu yöndeki istinaf istemi yerinde görülmemiştir. Satın alınacağı taahhüt edilip alınmayan cihazlar yönünden zarar talebi; Taraflar arasında imzalanan Protokolün, 2.maddesinin B bendinde davalı, protokolün imza tarihinden 60 gün sonra başlamak üzere 12 aylık sürede 2000 adet araca kiralama yada satın alma yoluyla araç takip hizmeti takılmasını sağlayacağını, bu yükümlülüğünü yerine getirmemesi halinde kalan cihazları 238 USD + KDV'ye satın alacağını taahhüt etmiştir. Bu taahhüdü ise davacı tarafından verilen hizmetin davacının kusuru sebebiyle aksamaması koşuluyla vermiştir. Protokol tarihi 20/08/2009 olmasına rağmen müşteriler ile imzalanacak sözleşmeler 03/12/2009 tarihinde gönderilmiştir. Sürecin uzun sürmüş olması sebebiyle davalı tarafından birçok kez mail yoluyla sözleşmelerin gönderilmesi talep edilmiş, yine bu süreç içerisinde taraflar arasında yapılan mail yazışmalarında sözleşmenin gecikmesi nedeniyle müşterilerin başka firmalarla sözleşme imzaladığı, müşteri kaybının oluştuğu davalı tarafından bildirilmiştir. Protokolde 60 günlük süre organizasyon ve anlaşma duyurusunun gerçekleşmesi için öngörülmüştür. Sözleşmelerin gönderilmesi akabinde davalı tarafından gönderilen maillerde eğitim süreci ve broşürlerin basımına dair çeşitli yazışmalar yapılmıştır. Organizasyon ve anlaşma duyurusunu yaparak müşterilerle sözleşme imzalanmasını sağlayacak davalı olduğundan, 60 günlük sürenin 03/12/2009 tarihinde itibaren başlaması gerektiği, bu durumda 12 aylık taahhüdün başlama tarihinin ise 02/02/2010 olduğu kanaatine varılmıştır. Yani davacı tarafından sözleşmelerin 60 gün içinde gönderilmemesi sebebiyle davalının da sözleşmede belirlenen sürede taahhüdünü yerine getirmeye başlayamadığı tespit edilmiştir. Ayrıca davalı tarafça yapılan ihale şartnamesinde (davacı tarafça bir itiraz ileri sürülmediği gibi davacının delil listesinde yer alan) firmaların yakıt kaybını önleyecek sensörün bulunması genel şart olarak belirtilmiş, protokolde ...'in hak ve yükümlülükleri başlığı altında da yakıt sensörü için fiyat belirlenmiştir. Taraflar arasında süreç içerisinde tüm yazışmaların mail ortamında yapıldığı, her ne kadar ... isimli kişinin davacı şirket yetkilisi olmadığı yönünde itirazlar ileri sürülmüş ise de, bu kişi ile yapılan yazışmalarda sözleşmeleri gönderen Genel Koordinatör ... ve bu kişi tarafından Satış Müdürü olarak bildirilen ...n'in de eklendiği, yakıt sensörüne ilişkin hatalar nedeniyle ve talepler hakkınde davalı şirket adına ... tarafından 01/03/2010 ve 26/04/2010 tarihlerinde mailler gönderildiği, 28/04/2010 tarihinde ... tarafından, Satış Müdürü ...'de eklenerek ...'e "sistemimizde depo kapağı açıldı sensörü bulunmamaktadır dolayısıyla bu şekilde bir rapor veremiyoruz, Araç içerisindeki yakıt seviye çalışmaları devam ediyor" şeklinde yanıt verildiği anlaşılmaktadır. Taraflar arasında süreç içerisinde yazışmaların mail ortamında yapılmış olması, ... davalı şirket yetkilisi değil ise de gönderilen maillerde genel koordinatör ve satış müdürünün ekli olması tespitleri karşısında ve yakıt sensörünün gerek şartname gerekse protokol hükümlerinde yer alması karşısında davacının iddialarının aksine davacının yakıt sensörüne dair de yükümlülüğünün olduğu ancak yükümlülüğünü yerine getirilmediği tespit edilmiştir. Bu durumda gerek taahhüdün davacıdan kaynaklanan sebeplerle süresinde başlayamaması gerekse yakıt sensörüne dair yükümlülüğün yerine getirilmemesi sebebiyle 2000 adet araca sayısına davacıdan kaynaklanan nedenlerle ulaşılamadığı anlaşıldığından mahkemece bu talep kalemi yönünden red kararı verilmesi dosya kapsamına uygundur.HMK'nın 266.maddesinde ifade edildiği gibi mahkeme, çözümü hukuk dışında, özel veya teknik bilgiyi gerektiren hallerde, taraflardan birinin talebi üzerine yahut kendiliğinden, bilirkişinin oy ve görüşünün alınmasına karar verir. Ancak genel bilgi veya tecrübeyle ya da hakimlik mesleğinin gerektirdiği hukuki bilgiyle çözümlenmesi mümkün olan konularda bilirkişiye başvurulamaz. Davacı vekili bilirkişi raporları ile uzman görüşü arasında çelişki olduğunu ancak bu çelişkinin giderilmediğini ileri sürmüş ise de, uzman görüşü hukukçu bilirkişi tarafından düzenlenmiştir. Yani teknik bir rapor değildir. İhtilaf konusu olan hukuki sorunların çözümü ise hakimlik mesleğinin gerektirdiği genel hukuki bilgi ile çözümlenmesi mümkün olan konulara ilişkindir. Bu durumda hukuki değerlendirme mahkemeye ait olup bilirkişi raporu ile uzman görüşü arasındaki çelişkinin giderilmediği yönündeki itirazları yerinde görülmemiştir. Vekalet ücreti ve yargılama giderleri yönünden;Davacı vekilinin diğer bir istinaf sebebi vekalet ücretinin ve yargılama giderlerinin hatalı hesap edildiğinde ilişkindir. Yargıtay 6. Hukuk Dairesi'nin 24/09/2024 tarihli 2023/1605 E. 2024/2907 K. sayılı kararında; "...Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulunun 28.11.1956 tarihli, 1956/15 Esas, 1956/15 Karar sayılı İBK'nın ilgili bölümünde; "Her davada açıldığı tarihte tespit edilen vaziyet hükme esas ittihaz olunması iktiza eylemesine...." düzenlemesinin mevcut olduğu, yine Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 07.04.1993 tarihli, 1993/13-41 Esas, 1995/145 Karar sayılı ilamı ile de yabancı para alacaklarında yabancı paranın dava tarihindeki Merkez Bankası efektif satış kuruna göre bulunacak TL karşılığı üzerinden ilam harcının alınacağının benimsendiği, bu durumda mahkemece yabancı para veya yabancı paranın Türk Lirası karşılığının tahsili amacıyla açılan davalarda vekâlet ücretinin, yabancı paranın dava açıldığı tarihteki Türk Lirası karşılığına göre, ancak hüküm tarihindeki tarife hükümleri dikkate alınarak takdir edileceği, davada USD cinsinden yabancı paranın tahsili ve menfi tespiti ile Euro cinsinden teminat mektubu bedelinin iadesinin talep edildiği ve aynı cins yabancı para alacağının tahsiline, menfi tespitine ve iadesine karar verildiği, doktrin ve Dairemizin bu konudaki yerleşik uygulamalarına göre; döviz cinsinden para alacağına hükmedilmesi halinde vekalet ücretinin, o dövizin dava tarihindeki efektif satış kuru karşılığı TL (Türk Lirası) miktarına göre hesaplanıp tahsiline karar verilmesinde hata olmadığı..." yönünde karar verilmiştir.İşbu davada davacının talepleri 34.867,71 TL cari hesap alacağı, 244.426,00 USD taahhüt edilip alınmayan cihaz bedeli, 51.170,00 USD iade edilmeyen cihaz bedelidir. Dava tarihi 29/01/2013 olup bu tarihte 1 USD = 1,7709 TL'dir. Taahhüt edilip alınmayan cihaz bedeli talebi 244.426,00 X 1,7709 = 432.854,00 TL, iade edilmeyen cihaz bedeli 51.170,00 X 1,7709 = 90.616,95 TL'dir. Toplam talep 34.867,71 TL + 432.854,00 TL + 90.616,95 TL = 558.338,66 TL, kabul edilen kısım 90.616,95 TL + 30.652,32 = 121.269,27 TL hesap edilmiştir.Yargılama gideri yönünden mahkemece; "Davacı tarafından yapılan ve önceki kararda hesaplanan toplam 11.874,90-TL yargılama gideri ile bozma sonrası yapılan 135,15 TL tebligat ve 15.000,00-TL bilirkişi reddiyat gideri olmak üzere toplam 27.010,05-TL'nin kabul ve red oranına göre 1.350,50-TL'sinin davalıdan alınıp davacıya verilmesine" karar verilmiştir. Oysa davalıdan tahsil edilecek yargılama gideri tutarı 121.269,27 TL (kabul edilen tutar) / 558.338,66 TL (toplam talep tutarı) X 27.010,05 TL (masraf toplamı) = 5.866,50 TL olup davacının bu yönden istinaf talebi haklı görülmüştür.Mahkemenin karar tarihi itibariyle yürürlükte olan AAÜT'nin 3.kısmında ilk 400.000,00 TL için oran %16 olarak belirlenmiştir. Kabul edilen dava değeri 121.269,47 TL üzerinden bu oran nazara alınarak hesaplama yapıldığında vekalet ücreti 121.269,27 TL X 0,16 = 19.403,08 TL'dir. Bu tutar maktu vekalet ücreti olan 30.000,00 TL'nin altında kaldığından, mahkemece vekalet ücretinin 30.000,00 TL hesap edilmesinde bir hata bulunmadığı anlaşılmaktadır. Ancak yukarıda hesaplandığı üzere yargılama gideri yönünden mahkeme kararı hatalı olduğu için ilk derece mahkemesi kararı kaldırılarak Dairemizce yeniden hüküm tesis edilecektir. Bu durumda Dairemizin karar tarihi itibariyle yürürlükte olan AAÜT nazara alınmak suretiyle vekalet ücretinin belirlenmesi ve yürürlükte olan AAÜT gereğince gerek davacı gerekse davalı lehine 45.000,00 TL vekalet ücretine hükmedilmesi gerekmiştir. Açıklanan nedenlerle; davanın esası hakkında mahkemece kurulan hükme yönelik tarafların istinaf sebepleri yerinde görülmemiş ise de kararın yargılama giderleri yönünden hatalı olduğu tespit edildiğinden, davacı vekilinin istinaf isteminin bu yönden kabulü ile kararın kaldırılmasına karar verilerek HMK'nın 353/1.b.2 maddesi uyarınca aşağıdaki şekilde yeniden hüküm tesis edilmiştir. H Ü K Ü M:Gerekçesi yukarıda izah edildiği üzere, 1-Davalı tarafın istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE, 2-Davacı tarafın istinaf başvurusunun KABULÜ ile HMK'nın 353/1.b.2 bendi uyarınca İstanbul 11. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 10/07/2025 tarihli 2023/490 E. 2025/530 K. sayılı kararının KALDIRILMASINA ve YENİDEN HÜKÜM TESİS EDİLEREK; Davanın KISMEN KABUL KISMEN REDDİNE, a-30.652,32 TL cari hesap alacağının dava tarihi olan 29/01/2013 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile davalıdan alınarak davacıya ÖDENMESİNE, b-İade edilmeyen cihaz bedeli alacağı olan 51.170,00 USD'nin dava tarihi olan 29/01/2013 tarihinden itibaren 3095 sayılı yasanın 4/a maddesine göre işleyecek faizi ile davalıdan alınarak davacıya ÖDENMESİNE, c-Davacının fiyat tablosundaki bedele ilişkin talebi ile menfi zarara ilişkin talebine dair karar verilmesine YER OLMADIĞINA, ç-Cari hesap alacağı yönünden fazlaya ilişkin isteminin ve satın alınacağı taahhüt edilip alınmayan cihazlar yönünden alacak talebinin REDDİNE, d-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 8.283,90 TL karar ve ilam harcının, davacı tarafından yatırılan 595,50 TL peşin harç ve 39.169,27 TL ıslah harcı toplamı olan 39.764,77 TL'den mahsubu ile geriye kalan 31.480,87 TL'nin karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacıya iadesine, e-Davacı tarafça başlangıçta yatırılan peşin harç ve ıslah harcından, karar ve ilam harcına mahsup edilen 8.283,90 TL'nin davalıdan alınıp davacıya verilmesine, f-Davacı tarafından tebligat masrafları, posta masrafları, bilirkişi ücreti olarak yapılan toplam 27.010,05 TL yargılama giderinden, davanın kabul ve red oranına göre hesap edilen 5.866,50 TL yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, bakiye kısmın davacı üzerinde bırakılmasına, g-Davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden Dairemizin karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince hesap ve takdir olunan 45.000,00 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, ğ-Davalı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi'nin 13/3 maddesi gereğince hesap ve takdir olunan 45.000,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, h-Yatırılan gider avansından kalan kısmın karar kesinleştiğinde taraflara ilk derece mahkemesince iade edilmesine, 3-İstinaf yargılama giderleri yönünden; a-Davacı ve davalı tarafından ayrı ayrı yatırılan istinaf başvuru harçlarının Hazineye gelir kaydına, b-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 732,00 TL istinaf karar harcından, davacı tarafça yatırılan 615,40 TL'nin mahsubu ile bakiye 116,60 TL harcın davalıdan tahsili ile Hazineye gelir kaydına, c-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 732,00 TL istinaf karar harcının, davalı tarafça yatırılan 2.071,00 TL'den mahsubu ile bakiye 1.339,00 TL'nin karar kesinleştiğinde davalıya ilk derece mahkemesince iade edilmesine, ç-Davacı tarafından istinaf harç ve posta masrafı olarak yapılan 3.228,50 TL istinaf yargılama giderinin davalıdan alınarak, davacıya ödenmesine, d-Davalı tarafından yapılan istinaf yargılama giderinin davalı üzerinde bırakılmasına, e-Yatırılan gider avansından kalan kısmın karar kesinleştiğinde taraflara ilk derece mahkemesince iade edilmesine, f-İstinaf yargılaması sırasında duruşma açılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, 7550 sayılı Yasa'nın 20.maddesi ile değişen 6100 sayılı HMK'nın Ek 1.maddesi ve HMK'nın 361/1 maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren iki haftalık süre içerisinde Yargıtay nezdinde temyiz kanun yolu açık olmak üzere oybirliği ile karar verildi.25/02/2026