T.C. KONYA BAM 6. HUKUK DAİRESİ T.C. KONYA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 6. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO : ... KARAR NO : ... T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I BAŞKAN : ... (...) ÜYE : ... (...) ÜYE : ... (...) KATİP : ... (...) İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : Konya .... ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ARA KARAR TARİHİ: 14/10/2025 NUMARASI : ... Esas ASIL DAVA DOSYASINDA DAVACI : .... VEKİLİ : Av. ... DAVALI : ... VEKİLİ : Av. ... BİRLEŞEN Konya .... ASLİYE TİCARET MAHKEMES…
T.C. KONYA BAM 6. HUKUK DAİRESİ T.C. KONYA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 6. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO : ... KARAR NO : ... T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I BAŞKAN : ... (...) ÜYE : ... (...) ÜYE : ... (...) KATİP : ... (...) İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : Konya .... ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ARA KARAR TARİHİ: 14/10/2025 NUMARASI : ... Esas ASIL DAVA DOSYASINDA DAVACI : .... VEKİLİ : Av. ... DAVALI : ... VEKİLİ : Av. ... BİRLEŞEN Konya .... ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ'NİN ... ESAS - ... KARAR SAYILI DOSYASINDA İSTİNAF EDEN DAVACI : ... VEKİLİ : Av. ... DAVALI : ... ASIL VE BİRLEŞEN DAVA: Menfi Tespit İSTİNAF KARARININ KARAR TARİHİ : 13/01/2026 YAZIM TARİHİ : 14/01/2026 Asıl ve birleşen dava davacıları tarafından davalı aleyhine Konya .... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ... Esas sayılı dosyası ile açılan menfi tespit davasında birleşen davaya yönelik 14/10/2025 tarihinde tesis edilen ara karara karşı birleşen dava davacısının istinaf kanun yoluna başvurması üzerine, üye hakimin görüşleri alındıktan sonra dosya incelendiğinde; . BİRLEŞEN DAVA: Birleşen dava davacısı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin, muris ...'nun kızı olduğunu, murisin 20/10/2021 tarihinde vefat ettiğini, mirasını kızına ve oğlu ...'ya bırakmamak için tüm malvarlığını diğer oğlu ......'nın çocuklarına, yakınlarına kendi oturduğu evde dahil olmak üzere 2016 yılında devir ve temlik ettiğini, bu muris muvazaasına karşı müvekkili ve kardeşi ...'nun Konya .... Asliye Hukuk Mahkemesi'nin ... Esas sayılı dosyası ve birleşen dosyalardan oluşan muris muvazaası nedeniyle tapu iptali tescil davası ikame ettiklerini, davanın derdest olduğunu, taraflar yine bir başka muvazaa yaparak ileride müvekkili ve kardeşinin açacağı muris muvazaası nedeniyle tapu iptali tescil davalarını akamete uğratmak amacıyla aralarında esasında gerçeği yansıtmayan, taraflar arasında herhangi bir alacak borç ilişkisi olmamasına karşın muvazaalı bir bono düzenlendiğini, bu bonoda da davalının alacaklı olarak göründüğünü, davalının 96.500 USD'yi müvekkiline borç olarak verecek maddi bir durumu olmadığı gibi murisin böyle bir borç almasını gerektirecek herhangi bir olumsuz maddi durumunun da olmadığını, ayrıca muris herhangi bir bono ya da çekle hiçbir kimseye borçlanmadığını, davalının, ......'nun arkadaşı olduğunu, ......'nun kendisine duyduğu güven nedeniyle bu bonoda alacaklı olarak görünmediğini, davaya konu bono incelendiğinde bononun keşide tarihi 10.10.2020, vade tarihi ise 15.03.2023 tarihi olduğunun görüleceğini, ancak bu durumun hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, kimsenin 3 yıl vade ile bir başkasına aralarında daha önce böyle hiçbir ilişki yaşanmaksızın ve borçlunun üzerine hiçbir malvarlığı olmamasına rağmen 74 yaşına gelmiş emekli bir insana 96.500 USD borç vermesinin düşünelemeyeceğini, kaldı ki mirasçılardan ......'nun bu bonoya karşı hiçbir işlem yapmaması ve yine icra takip dosyasından ......'ya karşı hiçbir haciz işlemi yapılmamasının da tarafların fikir ve eylem birlikteliği içerisinde hareket ederek sırf müvekkilinin miras hakkını engellemek için böyle bir yola tevessül ettiklerinin en büyük delili olduğunu, dava konusu bononun bedel kısımlarında açıkça tahrifat yapıldığını, senedin üst kısmında yer alan 'TL' ibaresinin çizilerek 'USD' yazıldığını, ancak bu değişikliğin keşidecinin iradesini gösterir herhangi bir paraf, imza veya teyit şerhi ile onaylanmadığını, dava konusu bonoya ilişkin uyuşmazlığın, murisin imzasının aidiyeti üzerinden değil; senedin gerçekte mevcut bir borç veya alacak ilişkisine dayanmaksızın düzenlenmiş olması ve murisin mirasçılarından mal kaçırma kastıyla, davalı lehine muvazaalı biçimde senet düzenlenmesi olgusuna dayandığını, temel alacak hiç doğmamış ya da geçersiz ise kambiyo taahhüdünün bedelsiz sayılacağını, ayrıca müvekkilinin bu davayı murisin haklarına halef olarak değil, kendi miras hakkına yönelen muvazaalı senet düzenlemesinin ortadan kaldırılması için açtığını, bu nedenle müvekkilinin, senedin tarafı değil üçüncü kişi konumunda olduğunu, bu çerçevede muvazaa ve bedelsizlik iddialarının tanık dahil her türlü delille ispat edilebileceğini, muris ...’nun senedin düzenlendiği tarihte fiil ehliyeti ve ayırt etme gücünden yoksun olduğunu beyan ederek müvekkilinin Konya ...İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı icra takibine konu edilen bono nedeniyle müvekkilin borçlu olmadığının tespitine ve bononun iptaline, ayrıca faiz yönünden de borçlu olmadığının tespitine, bononun icra takibine konu edilmesi nedeni ile davanın mahiyeti gereğince miktarın yüksek olması da gözetilerek, takdiren ve tensiben teminatsız veya %15 teminat mukabilin de Konya ...İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı icra dosyasından yapılan takibin, HMK nın 209, 211 ve 214. maddeleri ve HMK 393 gereğince ve Usul ekonomisi gereğince dava sonuna ve hüküm kesinleşinceye kadar ihtiyati tedbir yolu ile durdurulmasına ve takip miktarının %20'sinden az olmamak üzere kötüniyet tazminatına hükmedilmesine, yargılama aşamasında ödeme yapılması halinde; davanın istirdat davası olarak devamına ve ödeme tarihinden itibaren işleyecek reeskont avans faiz oranı ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. İSTİNAF EDİLEN ARA KARARIN ÖZETİ: İlk derece mahkemesince; "...Somut olayda; İİK.'nın 72/3. maddesine göre; icra takibinden sonra açılan menfi tespit davalarında tedbir yoluyla takip durdurulamayacağından tedbir talebinin reddine karar vermek gerekmiştir. Senetteki imza inkar edildiğinden 6100 s. HMK'nın 209. maddesine göre ihtiyati tedbir kararı verilmesi mümkün görülmüş ise de; birleşen davada davacı tarafın 6100 s. HMK.nın 390/3. maddesi gereğince haklılığını henüz yaklaşık olarak ispat etmiş olmadığından, 6100 s. HMK'nın 209. maddesine göre de tedbir kararı verilemeyeceği sonucuna varılmış ve talep reddedilmiştir." gerekçesiyle, birleşen davanın davacısının dava dilekçesindeki ihtiyati tedbir talebinin reddine karar verilmiştir. İSTİNAF SEBEPLERİ: Birleşen dava davacısı vekili istinaf dilekçesinde özetle; müvekkilinin, muris ...'nun kızı olduğunu, murisin 20/10/2021 tarihinde vefat ettiğini, mirasını kızına ve oğlu ...'ya bırakmamak için tüm malvarlığını diğer oğlu ......'nın çocuklarına, yakınlarına kendi oturduğu evde dahil olmak üzere 2016 yılında devir ve temlik ettiğini, bu muris muvazaasına durumundan kaynaklı tapu iptali ve tescil davalarının halen derdest olduğunu, murisin amacının tüm mal varlığını oğlu ......'ya bırakmak olduğunu, taraflar yine bir başka muvazaa yaparak ileride müvekkili ve kardeşinin açacağı muris muvazaası nedeniyle tapu iptali tescil davalarını akamete uğratmak amacıyla aralarında esasında gerçeği yansıtmayan, taraflar arasında herhangi bir alacak borç ilişkisi olmamasına karşın muvazaalı bir bono düzenlediklerini bu bonoda da davalının alacaklı olarak göründüğünü, davalının 96.500 USD'yi müvekkiline borç olarak verecek maddi bir durumu olmadığı gibi murisin böyle bir borç almasını gerektirecek herhangi bir olumsuz maddi durumunun da olmadığını, davalının, ......'nun arkadaşı olduğunu, ......'nun kendisine duyduğu güven nedeniyle bu bonoda alacaklı olarak görünmediğini, davaya konu bono incelendiğinde bononun keşide tarihi 10.10.2020, vade tarihi ise 15.03.2023 tarihi olduğunun görüleceğini, ancak bu durumun hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, günün ekonomik koşulları düşünüldüğünde kimsenin 3 yıl vade ile bir başkasına aralarında daha önce böyle hiçbir ilişki yaşanmaksızın ve borçlunun üzerine hiçbir malvarlığı olmamasına rağmen 74 yaşına gelmiş emekli bir insana 96.500 USD borç vermesinin düşünelemeyeceğini, kaldı ki mirasçılardan ......'nun bu bonoya karşı hiçbir işlem yapmaması ve yine icra takip dosyasından ......'ya karşı hiçbir haciz işlemi yapılmamasının da tarafların fikir ve eylem birlikteliği içerisinde hareket ederek sırf müvekkilinin miras hakkını engellemek için böyle bir yola tevessül ettiklerinin en büyük delili olduğunu, dava konusu bononun bedel kısımlarında açıkça tahrifat yapıldığını, senedin üst kısmında yer alan 'TL' ibaresinin çizilerek 'USD' yazıldığını, ancak bu değişikliğin keşidecinin iradesini gösterir herhangi bir paraf, imza veya teyit şerhi ile onaylanmadığını,, ihtiyati tedbir kararı verilebilmesi için aranan koşulların gerçekleştiğini, mahkemece verilen ara karar ile müvekkilinin, haklarını elde edebilmesinin önemli ölçüde zorlaştığını hatta tamamen imkansız hale geldiğini beyan ederek ilk derece mahkemesi ara kararın kaldırılmasını ve ihtiyati tedbir kararı verilmesini talep etmiştir. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: Talep; ihtiyati tedbir istemine ilişkindir. İstinaf incelemesi HMK 355. madde gereğince istinaf dilekçesinde ileri sürülen sebeplerle ve resen kamu düzenine aykırılık yönünden sınırlı olarak yapılmıştır. 2004 sayılı İİK'nın 72/3 maddesinde ''İcra takibinden sonra açılan menfi tespit davasında ihtiyati tedbir yolu ile takibin durdurulmasına karar verilemez. Ancak, borçlu gecikmeden doğan zararları karşılamak ve alacağın yüzde onbeşinden aşağı olmamak üzere göstereceği teminat karşılığında, mahkemeden ihtiyati tedbir yoluyla icra veznesindeki paranın alacaklıya verilmemesini isteyebilir.'' hükmü düzenlenmiştir. Dosya kapsamı, mevcut delil durumu ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında, İİK'nın 72/3 maddesi uyarınca icra takibinden sonra açılan menfi tespit davasında ihtiyati tedbir yolu ile takibin durdurulmasına karar verilemeyeceğinden birleşen dava davacısının talebi de icra takibinin durdurulması olduğundan mahkemece icra takibinin durdurulmasına ilişkin ihtiyati tedbir talebinin reddine karar verilmesinde bir isabetsizliğin bulunmadığı anlaşılmakla, ihtiyati tedbir talep eden birleşen dava davacısının istinaf başvuru talebinin HMK'nın 353/1.b.1 maddesi gereğince esastan reddi gerektiği sonuç ve kanaatiyle aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Birleşen dava davacısının istinaf başvuru talebinin ESASTAN REDDİNE, 2-Alınması gereken 732,00 TL harçtan, peşin alınan 615,40 TL harcın mahsubu ile bakiye 116,60 TL karar ve ilam harcının birleşen dava davacısından tahsili ile hazineye irad kaydına, 3-İstinaf incelemesi duruşmalı yapılmadığından ücret-i vekalet ile ilgili hüküm kurulmasına yer olmadığına, 4-İstinafa başvuran birleşen dava davacısı tarafından yapılan istinaf yargılama giderlerinin kendisi üzerinde bırakılmasına, 5-Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 359/4.maddesi gereğince; kararın tebliği işlemlerinin ilk derece mahkemesi tarafından yapılmasına, 6-Dava dosyasının ilk derece mahkemesine gönderilmesine, Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda 13/01/2026 tarihinde oybirliği ile HMK'nın 362/1.f maddesi gereğince kesin olarak karar verildi. Başkan ... Üye ... Üye ... Katip ... e-imzalıdır e-imzalıdır e-imzalıdır e-imzalıdır ...