T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 14. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO: 2022/1268 KARAR NO : 2026/218 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: İSTANBUL ANADOLU 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ: 11/01/2022 NUMARASI : 2020/658 Esas - 2022/12 Karar DAVANIN KONUSU: İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının ilk derece mahkemesince yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerle davanın …
T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 14. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO: 2022/1268 KARAR NO : 2026/218 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: İSTANBUL ANADOLU 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ: 11/01/2022 NUMARASI : 2020/658 Esas - 2022/12 Karar DAVANIN KONUSU: İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının ilk derece mahkemesince yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerle davanın kabulüne dair verilen karara karşı, davalı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine Dairemize gönderilmiş olan dava dosyası incelendi, gereği konuşulup düşünüldü. TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Davalının, dava dışı ... ile birlikte “... Clup ...- ... Ortaklığı” adı altında adi ortaklık kurduğunu, söz konusu adi ortaklık adı altında müvekkili şirket ile sözleşme imzaladığını, davalı ile davacı müvekkili arasında “Gazlı ve Gazsız Ürün-Miktar Direkt Satış Noktası Sözleşmesi” akdedildiğini, davalı ile imzalanan sözleşme gereğince sözleşmenin başlangıç tarihi olan 10.04.2014 tarihinden itibaren 3.500 koli/kasa miktarında ürünü müşterilerine satma yükümlülüğünü üstlendiğini ve müvekkili şirketin de sözleşme kapsamında davalı tarafın bu hedefini gerçekleştiremediği takdirde kıstelyevm usulü hesap edilerek iade edilmek şartı ile ve her türlü pazarlama faaliyetine katkıda bulunmak amacı ile davalı tarafa KDV dahil 30.000,00 TL tutarlı ödeme yaptığını, ancak ... ve ... Ortaklığı-... Clup ile müvekkili şirket arasında akdedilen sözleşmenin ilgili hükümlerine aykırı hareket ederek faaliyetine son verdiğini, sözleşmenin 7.maddesinde; “İşletmeci, Şirketin ve Bayinin yazılı onayını almadan, bu sözleşme ve oluşmuşsa eklerini hak veya yükümlülüklerini başkasına devir ve temlik etmemeyi, sözleşme sürecinde satış noktasında sözleşmenin devam ettirilmesine etki edecek hiçbir değişiklik (satış noktasını kapatmak, devretmek, faaliyet türünü değiştirmek vb.) yapmamayı kabul eder” denildiğini, 07.06.2017 tarihinde Beyoğlu 17. Noterliğince düzenlenen ... yevmiye no.lu Düzenleme Şeklinde Tutanak gereğince ... Sk. ... Maslak/İstanbul adresindeki ... ve ... Ortaklığı- ...'a ait işletmenin 07.06.2017 tarihi itibariyle faaliyette olmadığının tespit edildiğini, müvekkili şirket tarafından ödenen tutara rağmen davalının sözleşmedeki taahhütlerine aykırı davranması ve sözleşme ile vaat edilen ürünü almaması sebebiyle İstanbul Anadolu 12. İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı dosyasından, sözleşmeye aykırılıktan dolayı pazarlama faaliyetlerine katılım bedeli alacağı, noter tespit masrafı bedeline ilişkin toplam 27.159,12 TL üzerinden icra takibi başlattıklarını, davalı şirket tarafından yapılan itiraz üzerine takibin durduğunu, davalı itirazının icra takibini sürüncemede bırakmaya yönelik ve haksız olduğunu iddia ederek, itirazın iptali ile takibin devamına, alacağın %20'sinden aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili savunmasında özetle; müvekkilinin Samsun ilinde ikamet eden ev kadını olduğunu, adi ortaklık için İstanbul'a annesini ziyarete geldiğinde dayısına yardımcı olmak için noterden adi ortaklık sözleşmesini imzaladığını, sözleşmede yazılı adresin bile annesinin adresi olduğunu, ayrıca dayısı...'a vekalet vermekten başka bir bağının olmadığını, söz konusu işletmenin, müvekkilinin dayısı...'ın vergi borcu olması sebebiyle müvekkili adına açılmak için...'a vekalet vererek ... ile birlikte adi ortaklık şeklinde açılmış olan işletmede müvekkilinin sözleşme hariç hiçbir evrak üzerinde şahsi imzasının mevcut olmadığını, davacı şirket ile yapılan sözleşmede ve kesilen faturada müvekkilinin imzasının olmadığını, ... ile...'ın imzasının olduğunu, işyeri ile ilgili elektrik, su, kira sözleşmeleri, vergi dairesi ve SGK gibi kurumlarda dahi müvekkilinin imzasının olmadığını, çünkü işletmeyi ...'un tek başına işlettiğini, davacı şirketten gönderilen dava konusu paranın bile ... Levent Şubesine gönderildiğini, buradan parayı tahsil edenin de ... olduğunu, müvekkilinin başını ağrıtan her türlü borçları ödemeyen ...'un kiralanmış olan işyerini 05.05.2016 tarihinde başka birisine devir ederek ortadan kaybolduğunu, piyasayı dolandırdığını, davacı şirketin 2014 yılında verdiğini iddia ettiği para için neden 2018 yılını beklemiş olduğunu anlamadıklarını, bu iş yerinin 2016 yılında resmen kapatılmış olduğunun görüldüğünü, İstanbul 23. Asliye Ceza Mahkemesi'nin 2017/536 E- 2018/682 K sayılı işyeri ile ilgili kaçak elektrik davasında bile hiçbir ilgisi olmadığı halde müvekkilinin yargılandığını ve beraat ettiğini, davacı şirketten müvekkilinin aldığı bir para olmadığı için hiçbir borcunun olmadığını, davalı şirket ile muhatap olan ve onlardan parayı alanın ... olduğunun açıkça belli olduğunu, müvekkilinin davacı şirket ile hiçbir ticari alışverişi olmadığı için bir borcunun da olmadığını, gönderildiği söylenen parayı kendisi almadığı gibi davacı şirket ile yapıldığı söylenilen sözleşmede de imzasının bulunmadığını savunarak açılan davanın reddine, %20'den aşağı olmamak üzere tazminata karar verilmesini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda; "...Alınan bilirkişi raporu oluşa ve denetime uygun bulunmakla Mahkemece de hükme esas alınmıştır. Davalı taraf her ne kadar davacı ile imzalana sözleşmede ve adi ortaklığa ilişkin diğer belgelerde imzası olmadığını savunmuş ise de sözleşmenin imzalanması için dayısı...'a vekaletname verdiğini beyan etmiştir. Ayrıca davacı ile imzalanan bayilik sözleşmesinde işletmeci kısmında adi ortaklığa ayrılan bölümde üç ayrı imza bulunmakta olup bu imzalardan birisi de davalı imzasına benzerlik göstermekle birilikte davalı sözleşmenin yetki verdiği vekili tarafından imzalanmadığını iddia etmemiştir. Davalının anılan sözleşme ile bağlı olduğu değerlendirilmiştir. Açıklığa kavuşturulması gereken bir diğer husus ise davanın İİK 67/1.madde de öngörülen sürede açılıp açılmadığı hususudur. Davacı tarafça İstanbul Anadolu 10.Asliye Ticaret Mahkemesinin 2019/1090 Esasında 27.08.2019 tarihinde açılan dava ile İstanbul Anadolu 1.İcra Müdürlüğünün ... Esasında başlatılan takibe davalının itirazı üzerine, takibe yönelik itirazın iptali talep edilmiştir. Anılan davada Mahkemenin 05.12.2019 tarih ve 2019/875 sayılı kararı ile; adi ortaklığa husumet yöneltilemeyeceği, adi ortaklığı oluşturan kişilerin tek tek borçlu olarak gösterilmek suretiyle takip başlatılması gerektiğ, belirtilen gerekçeler ile takibin adi ortaklığa yönelik başlatılması sebebiyle davanın usulden reddine karar verilmiştir. Mahkeme kararı ile davacı tarafça İstanbul Anadolu 1.İcra müdürlüğünün ... Esasında başlatılan takibin usulsuz olduğu tespit edilmekle ve akabinde davacı tarafça İstanbul Anadolu 12.İcra Müdürlüğünün ... Esasında usulüne uygun takip yapıldığı görülmekle mahkememizde açılan davanın süresinde bulunduğu, mükerrer takip olmadığı, anılan dosya ile Mahkememiz dosyası arasında derdestlik durumunun bulunmadığı anlaşılmıştır. Taraflar arasındaki Sözleşmenin 7.maddesinde; “işletmeci, şirketin ve bayinin yazılı onayını almadan, bu sözleşme ve oluşmuşsa eklerindeki hak veya yükümlülüklerini başkasına devir ve temlik etmemeyi, sözleşme süresince satış noktasında sözleşmenin devam ettirilmesine etki edecek hiçbir değişiklik (satış noktasını kapatmak, devretmek, faaliyet türünü değiştirmek vb.) yapmamayı kabul ve taahhüt eder.” şeklindedir. Yine Sözleşmenin "Özel Hükümler" başlıklı kısmında; Şirketin işletmeciye bir defaya mahsus olmak üzere 30.00-TL her türlü pazarlama faaliyetine katkıda bulunmak için ödeme yapacağını, işletmecinin sözleşmede öngörülen yükümlülüklere aykırı davranması neticesinde sözleşmenin süresinden önce sona ermesine sebebiyet vermesi halinde bu meblağın kıstalyevm usulü belirlenecek olan kısmını KDV'si ile birlikte şirkete iade edileceği kararlaştırılmıştır. Dosyaya bir örneği sunulu Beyoğlu 17. Noterliği'nin 07.06.2017 tarih, ... yevmiye no.lu "Düzenleme Seklinde Tutanak" başlıklı belgesinde “...tespite konu isyerinin faaliyette olmadığı, yerine aynı adreste, tespite ekli fotoğraflarda da görüldüğü gibi, ... tabela unvanlı işletmenin bulunduğunu gördüm ve tespit ettim...” şeklinde noter tespitinin yapıldığı, vergi dairesi müdürlüğünün cevabi yazısında da Ortaklığın 01.12.2015 tarihinde faaliyetini sonlandırdığı bildirilmiş olduğu görülmektedir. ...-... adi ortaklığının sözleşmenin 7.maddesinde belirtildiği şekilde davacı şirketin onayını almış olduğuna dair bir belgenin bulunmadığı, davacı tarafça ortaklığa ödenen 30.000,00 TL tutarlı pazarlama faaliyetlerine katkıda bulunma bedelinin davalı şirketin satım taahhüdüne bağlı olarak, kararlaştırılan ürün miktarı, satışı yapılan ürün miktarı ve davacı tarafından yapılan ödemenin oranlaması yapıldığında, davalı ortaklığın %10,20 oranında alım gerçekleştirdiği, gerçekleşmeyen kısmın 89,80 olduğu, bu oranlara göre davacının talep edebileceği tutarın kıstelyevm hesabına göre KDV dahil 26. 939,23 TL olduğu bilirkişi hesaplaması ile ortaya konulmuştur. TBK'nun 638. maddesinde, ortakların birlikte veya bir temsilci aracılığı ile, bir üçüncü kişiye karşı, ortaklık ilişkisi çerçevesinde üstlendikleri borçlardan, aksi kararlaştırılmadıkça müteselsilen sorumlu olacakları düzenlenmiştir. Belirtilen sebeple, davalının takip konusu borçtan sorumlu olmadığı yönündeki savunmasına itibar edilmemiş, davalının takibe yönelik itirazının iptali ile takibin 26.939,23-TL pazarlama katılım bedeli, 219,89-TL noter tespit masrafı olmak üzere toplam 27.159,12-TL üzerinden ve taleple bağlı kalınarak alacağa takip tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle devamına, takip konusu alacak takip öncesi itibariyle belirlenebilir olduğundan takip tutarının % 20 oranında icra inkar tazminatının davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine karar vermek gerekmiş olup..." gerekçesiyle davanın kabulüne; davalının İstanbul Anadolu 12. İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyasına yapmış olduğu itirazın iptaline; takibin 26.939,23-TL pazarlama katılım bedeli, 219,89-TL noter tespit masrafı olmak üzere toplam 27.159,12-TL üzerinden ve taleple bağlı kalınarak alacağa takip tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle devamına, takip tutarının % 20'si oranında icra inkâr tazminatının davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, karar verilmiştir. Bu karara karşı, davalı vekilince istinaf başvurusunda bulunulmuştur. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ Davalı vekili, istinaf başvuru dilekçesinde özetle; Davacı şirket tarafından İstanbul Anadolu 1. İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyasında müvekkili ile diğer adi sözleşme ortağı ... hakkında yapılan takip üzerine takibe itiraz ettiklerini, diğer ortak hakkındaki takibin devam ettiğini, icra dosyasının aynı borçtan dolayı devam etmekte olduğunu, kendi müvekkili hakkında açılan İstanbul Anadolu 10. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2019/1090 Esas, 2019/875 Karar ile takibin iptal edildiğini, yeniden İstanbul Anadolu 12. İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyası ile yapılan takip içinde itiraz edilince itirazın iptali davası açıldığını, kararın aleyhlerine verildiğini, her iki icra dosyasında aynı borçtan dolayı iki icra takip dosyasının devam ettiğini, tahsilde tekerrür olabileceği ihtimali yüksek olmasına rağmen bu konuda karar verilmediğini, ilamın 3.sayfasında mükerrer takip olmadığı, derdestlik durumunun bulunmadığının anlaşıldığı şekilde beyana rağmen tahsilde tekerrür ile ilgili bir beyanın olmadığını, yetki itirazlarının olduğunu, mahkemenin yetkili olmadığını, Samsun veya İstanbul Asliye Ticaret Mahkemelerinin yetkili olduğunu, bilirkişi raporunda adi ortaklığın 1.71 TL borcu olduğu görüldüğünün beyan edildiğini, raporda sözleşmeden bahsedildiğini, sözleşmede müvekkilinin imzasının olmadığını, rapora itirazlarının mevcut olduğunu, davacı şirket tarafından gönderilen 30.000,00 T L paranın ... Levent Şubesinden 28.04.2014 tarihinde ... tarafından tamamının çekildiğinin banka kayıtlarından görüldüğünü, adi ortaklığın 26.11.2013 tarihinde maliye kaydının açıldığını, 01.12.2015 tarihinde sonlandırıldığını, davacı şirketin parayı 25.04.2014 tarihinde gönderdiğini, noter tespitini ise 07.06.2017 tarihinde yaptığını, davacı şirkete alacağını takip etmediğini ve neden dava açmadıklarının sorulması gerektiğini, İstanbul 23. Asliye Ceza Mahkemesinin 2017/536 Esas sayılı dosyasında müvekkili hakkında kaçak elektrik kullanımı suçlaması ile dava açıldığını, 09.07.2018 tarihli tutanakta ... isimli kişinin iş yerini işlettiğine dair bilgi olduğunu, TBK 637.maddesi gereğince kendi adına ve ortaklık hesabına bir üçüncü kişi ile işlemde bulunan ortağın bu kişiye karşı kendisinin alacaklı ve borçlu olduğunu, davacı ile imzalanan bayilik sözleşmesinde adi ortaklığa ayrılan bölümde üç ayrı imzanın bulunduğunu, imzalardan birinin davalı imzasına benzerlik göstermekle birlikte davalının sözleşmeyi yetki verdiği vekili tarafından imzalandığını iddia etmediğini, davacı ile yapılan sözleşmede ve kesilen faturada müvekkilinin imzasının olmadığını, ... ve...'ın imzası olduğunu beyan etmiş olmasına rağmen sözleşme ve fatura üzerinde imza incelemesi taleplerinin değerlendirilmediğini belirterek, kararın kaldırılmasını talep etmiştir. İNCELEME VE GEREKÇE Dava, direkt bayilik bölgesi satış noktası sözleşmesi kapsamında pazarlama faaliyetlerine katılım bedeli fatura alacağının tahsili amacı ile başlatılan ilamsız icra takibine karşı yapılan itirazın İİK'nın 67.maddesi uyarınca iptali istemine ilişkindir. İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda davanın kabulüne karar verilmiş; bu karara karşı, davalı vekilince, yasal süresi içinde istinaf başvurusunda bulunulmuştur. İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi uyarınca, ileri sürülmüş olan istinaf nedenleriyle ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır. Taraflar arasında, direkt satış sözleşmesinin varlığı, sözleşmenin adi ortaklık tarafından imzalanmış olduğu, adi ortaklığın ... - ... ... olduğu hususlarında herhangi bir uyuşmazlık mevcut değildir. Uyuşmazlık, davalının söz konusu sözleşmeyi imzalayıp imzalamadığı, imza incelemesinin yapılmasının gerekip gerekmediği, mahkemenin yetkili mahkeme olup olmadığı, mükerrer icra takibinin bulunup bulunmadığı, mahkeme hükmünün usul ve yasaya uygun olup olmadığına ilişkindir. Dosya kapsamından, sözleşmede, davalı ve dava dışı ... ortaklığı ... Clup kaşesinin ve iki imzanın yer aldığı, bayilik bölgesi direkt satış noktası sözleşmesinin 10.09.2014 tarihinde imzalanmış olduğu, işletmeci olan adi ortaklık kaşe üzerinde üç adet imzanın yer aldığı, sözleşmenin 10.maddesinde; işletmecinin sözleşme ve eklerinde yer alan yükümlülüklerinden herhangi birine uymaması halinde şirketin ve/veya bayinin önceden kendisine uyarıda bulunması, önel tanıması, hüküm alması veya başka bir merasim uygulaması gerekmeksizin sözleşmeyi tek yanlı olarak fesih etmekte serbest ve yetkili olacağını ve hem de 30.000,00 TL tutarını cezai şart olarak şirket ve/veya bayiye derhal ve defaten ödemeyi kabul ve taahhüt edeceği, satış noktasında başka marka gazlı ürünlerin satılması halinin iş bu madde kapsamı dışında olduğu, bu durumda cezai şart hükmünün uygulanmayacağı hususuna yer verildiği, sözleşmenin davacı şirketin bayisi dava dışı ... AŞ şirketi tarafından davalı işletmeci ile imzalandığı, maktu sözleşmede davacı şirketin unvanının yer aldığı, sözleşmenin 3.maddesinde; işletmecinin haksız bir nedenle bayiye iade etmemek koşulu ile 3.500 kasa/koli miktarında ve özel hükümlerde belirtilen ürünün bayiden satın almak suretiyle müşterilerine satmayı planladığı, sözleşmenin herhangi bir süre sınırlaması olmaksızın iş bu satış miktarının tamamlanması ile birlikte kendiliğinden sona ereceğinin belirtildiği, sözleşmenin 1.maddesinde; işletmecinin sözleşmenin yürürlüğü süresince münhansıran şirketin bayi eli ile dağıtımını yaptığı ve ileride dağıtımını yapabileceği gazsız ürünler ile kullanım amaçları bakımından gazsız ürünler katagorisinde yer alan eş ürünleri bayiden satın almak suretiyle işlettiği satış noktasında müşterilerine yeniden satmayı fakat bu ürünleri rekabet halinde bulunabilecek olan bir başka firma tarafından sağlanan her türlü meşrubat, meyve suyu... vb ürünleri tedarik etmemeyi ve satmamayı kabul ve taahhüt ettiği, maddede anılan münhasırlığın yalnızca gazsız ürünler için geçerli olduğu ve 5 yıl süre ile sınırlı olduğunun belirtildiği, sözleşmenin 7.maddesinde, işletmecinin şirketin bayinin yazılı onayını almadan sözleşme ve oluşmuşsa eklerindeki hak veya yükümlülüklerini başkasına devir ve temlik etmemeyi sözleşme süresince satış noktasında sözleşmenin devam ettirilmesine etki edecek hiçbir değişiklik yapmamayı kabul ve taahhüt ettiğine yer verildiği, sözleşmenin 15.maddesinde; tarafların sözleşme ve eki sayılan belgelerden doğacak her türlü uyuşmazlık halinde İstanbul Mahkemelerinin, İstanbul Anadolu Mahkemelerinin, Ankara Mahkemelerinin, İzmir Mahkemelerinin ve Mersin Mahkemelerinin yetkili olacaklarını ve tarafların ticari defterlerinin ve kayıtlarının kesin delil teşkil edeceğinin kabul ettiklerine yer verildiği, sözleşmenin ekinde özel hükümlerin düzenlendiği, ilk bentte; işletmecinin satış noktasında şirket ürünleri etkin bir şekilde satışını sağlamak amacı ile yapacağı her türlü pazarlama faaliyetlerine katkıda bulunmak için ve bir defaya mahsus olmak üzere fatura mukabilinde 30.000,00 TL ödeyeceği ancak işletmecinin sözleşmenin iş bu sözleşmede öngörülen yükümlülüklerine aykırı davranması neticesinde süresinden önce sona ermesine sebebiyet vermesi üzerine bu meblağın kıstalyevm usulü belirlenecek olan kısmını KDV ile birlikte şirkete derhal iade edeceğine yer verildiği, davacı tarafça ... ve ... adi ortaklığına ait ... Levent şubesindeki hesaba ödemeyi gerçekleştirdiği, davacının talebi üzerine 07.06.2017 tarihinde Beyoğlu 17. Noterliğinde düzenleme şeklinde tutanak hazırlandığı, söz konusu tutanakta Maslak İstanbul adresindeki ... ve ... ortaklığı - ...'a ait işletmenin 07.06.2017 tarihi itibariyle halen faaliyette olup olmadığının tespitinin talep edildiğini, ilgili talep üzerine 07.06.2017 tarihinde yaklaşık 10:30 sıralarında yazılı adresteki iş yerine gidildiğinde iş yerinin faaliyette olmadığı, yerine aynı adreste tespiti ekli fotoğraflarda da görüldüğü gibi... unvanlı işletmenin bulunduğunun görüldüğü ve tespit edildiğinin belirtildiği, beyana göre tespite konu işletmenin kendilerinden önce adreste bulunduğu işletmenin faaliyette olmadığı, kendilerinden önce faaliyette olduğunun anlaşıldığı belirtilerek tutanağı işletmeye ait fotoğrafların ekli olduğu, davacı tarafça davalı adi ortaklık adına 15.04.2014 tarihinde pazarlama faaliyetlerine katılım bedeli altında KDV dahil 30.000,00 TL tutarında fatura düzenlendiği, söz konusu faturanın 26.939,23 TL'lik kısmı ile işlemiş faiz ve yargılama giderlerinden oluşan toplam 27.313,15 TL tutarındaki alacağın tahsili amacı ile davacı şirket tarafından adi ortaklık hakkında İstanbul Anadolu 1. İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyasında 25.07.2018 tarihinde ilamsız icra takibi başlattığı, takibe itiraz üzerine davacının İstanbul Anadolu 10. Asliye Ticaret Mahkemesine açmış olduğu itirazın iptali davasının mahkemenin 2019/1090 Esas, 2019/875 Karar ve 05.12.2019 tarihli kararı ile adi ortaklığın taraf ehliyetinin olmadığı gerekçesiyle davanın özel dava şartı nedeniyle usulden reddine karar verildiği, davacı şirketin bu kez dava konusu olan İstanbul Anadolu 12. İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyasında adi ortaklığın her iki ortağı aleyhine 15.06.2020 tarihinde 26.939,23 TL pazarlama faaliyetlerine katılım bedeli alacağı ile 219,89 TL noter tespit masrafı olmak üzere toplam 27.159,12 TL alacağın tahsili amacıyla ilamsız icra takibi başlattığı, davalı borçlu tarafından icra takibine karşı itiraz edildiği, davacının ise İİK 67.maddesi gereğince bir yıl içerisinde iş bu itirazın iptali davasını açmış olduğu anlaşılmıştır. Davalı vekili yasal süresi içerisinde yetki itirazında bulunarak müvekkilinin Samsun adresinde ikamet ettiğini, yetkili mahkemenin Samsun Asliye Ticaret Mahkemesi olması gerektiğini, adi ortaklık adresinin ise Maslak Sarıyer hudutlarında olduğunu, İstanbul Asliye Ticaret Mahkemelerinin yetkili olacağını belirterek mahkemenin yetkisizliğine dair itirazda bulunmuştur. HMK'nın 17. maddesinde yetki sözleşmesi düzenlenmiştir. Söz konusu düzenlemde; tacirler ve kamu tüzel kişilerinin aralarında doğmuş veya doğabilecek bir uyuşmazlık hakkında bir veya birden fazla mahkemeyi sözleşme ile yetkili kılabilecekleri, taraflarca aksi kararlaştırılmadıkça davanın sadece sözleşme ile belirlenen bu mahkemelerde açılacağı ifadelerine yer verilmiştir. Somut olayda, davalı gerçek kişinin tacir olup olmadığı anlaşılamamaktadır. Dava adi ortaklığı oluşturan gerçek kişiye karşı açılmıştır. Dosya kapsamından, davacı şirketin ticari merkezinin İstanbul ili Ümraniye ilçesinde, davalı adresinin ise Samsun Atakum'da yer aldığı anlaşılmaktadır. Takibe konu alacak faturadan kaynaklanan alacaktır. Sözleşmeden doğan para borcu TBK'nın 89/1.fıkrası gereğince alacaklının ödeme zamanındaki yerleşim yerinde ödenir. Takip faturaya dayanan bir miktar paranın ödenmesine ilişkindir. Alacaklı davacının yerleşim yeri İstanbul Ümraniye ilçesi İstanbul Anadolu Asliye Ticaret Mahkemesi yetki alanı içerisinde olduğundan davalının yetkiye yönelik itirazının yerinde olmadığı sonucuna varılarak işin esasının incelenmesi gerekmiştir. 25.10.2021 tarihli bilirkişi raporunda; sözleşmenin Özel Şartlar bölümünde belirtilen ürünlerin satımının tamamlanması ile birlikte kendiliğinden sona ereceğinin kararlaştırılmış olduğu, sözleşmenin 7.maddesinde; “İşletmeci, Şirketin ve Bayinin yazılı onayını almadan, bu sözleşme ve oluşmuşsa eklerindeki hak veya yükümlülüklerini başkasına devir ve temlik etmemeyi, sözleşme süresince Satış Noktasında sözleşmenin devam ettirilmesine etki edecek hiçbir değişiklik (satış noktasını kapatmak, devretmek, faaliyet türünü değiştirmek vb.) yapmamayı kabul ve taahhüt eder.” şeklinde kararlaştırılmış olduğu, dava dilekçesi ekinde sunulan Beyoğlu 17. Noterliği'nin 07.06.2017 tarih, ... yevmiye no.lu düzenleme Şeklinde Tutanak ile “... tespite konu işyerinin faaliyette olmadığı, yerine aynı adreste, tespite ekli fotoğraflarda da görüldüğü gibi, ... tabela unvanlı işletmenin bulunduğunu gördüm ve tespit ettim...” şeklinde noter tespitinin olduğuna dair belgenin bulunmadığı, taraflar arasında imzalanan sözleşme doğrultusunda davacının Pazarlama Faaliyetlerine Katılım Bedelinden kalan alacağını talep edebileceği yönünde hüküm kurulması halinde, davacının sözleşme başında davalı şirkete ödemiş olduğu KDV dahil 30.000,00 TL tutarlı Pazarlama Faaliyetlerine Katkıda Bulunma bedelinin davalı şirketin satım taahhüdüne bağlı olarak, kararlaştırılan ürün miktarı, satışı yapılan ürün miktarı ve davacı tarafından yapılan ödemenin oranlaması yapıldığında davalı şirketin %10,20 oranında alım gerçekleştirdiği, gerçekleşmeyen kısmın % 89,80 olduğu, bu oranlara göre davacının talep edebileceği kıstelyevm hesabının KDV dahil 26. 939,23 TL olarak hesaplandığı, noter tespit tutanağı talebi yönünden: davacı vekilinin icra takibine konu etmiş olduğu noter tespit tutanağı masrafına ilişkin dosyaya sunmuş olduğu ödeme makbuzunun bulunmadığı belirtilmiştir. Mahkemece, davanın kabulüne dair yukarıda yer verilen gerekçelere istinaden hüküm tesis edilmiştir. Davacı ve adi ortaklık arasında sözleşmenin imzalanmış olduğu tartışmasızdır. Dosyaya celp edilen Beyoğlu 32. Noterliğinde düzenlenen vekaletname ile davacının dava dışı...'ı vekil olarak tayin etmiş olduğu anlaşılmaktadır. Davalı vekilinin cevap dilekçesinde de kabul etmiş olduğu üzere vekil tarafından imzalanan sözleşmede her ne kadar vekaleten imzalandığına dair açıklamaya yer verilmemiş ise de davacı tarafça sözleşmenin devamında yapılan işleme karşı bir itirazda bulunulmadığından, davalının imzaya itirazının kendi ikrarı neticesinde yerinde olmadığı sonucuna varılmıştır. TBK'nın 620 vd. maddelerde düzenlenen adi ortaklığın taraf ehliyeti yoktur. Adi ortaklığı oluşturan kişilerin taraf olarak hep birlikte hareket etmeleri gerekir. Somut davada, davacı şirket tarafından sözleşmenin ihlali nedeniyle alım taahhüdünün yerine getirilmemesinden dolayı adi ortaklığa sözleşme gereğince peşin olarak ödenen pazarlama faaliyetlerine katılım bedelinin bakiyesinin tahsilini talep etmiştir. Davacı şirket söz konusu talebini öncelikle adi ortaklığa yönelterek takip başlatmış ise de söz konusu takibe yapılan itiraz üzerine İstanbul Anadolu 10. Asliye Ticaret Mahkemesinin yukarıda yer verilen kararında dava usulden reddedilmiştir. Davacı şirket dava konusu icra takibini adi ortaklığı teşkil eden davalı ve dava dışı ortağa karşı başlatmıştır. Davalı vekilince her ne kadar mükerrer takip olduğu belirtilmiş ise de önceki başlatılan takibin geçerli olmadığı mahkeme kararı ile sübuta erdiğinden mükerrer takipten söz edilemeyecektir. Davacı alacağı, sözleşme, yapılan tespit ve bilirkişi raporu neticesinde tespit edilmiştir. Mahkemenin katkı bedeline ilişkin kabulünde herhangi isabetsizlik mevcut değildir. Bu nedenlerle, davalı vekilinin ileri sürdüğü istinaf başvuru nedenleri yerinde görülmemiştir. Ne var ki takip talebindeki noter tespit masrafının asıl alacağa dâhil edilerek hüküm tesisi isabetli görülmemiştir. Söz konusu noter tespit masrafının yargılama giderleri arasında değerlendirilmesi gerekir. Şöyle ki yargılama giderlerinin kapsamını düzenleyen HMK'nın 323.maddesinin 1/ç bendinde; "...Geçici hukuki koruma tedbirleri ve protesto, ihbar, ihtarname ve vekâletname düzenlenmesine ilişkin giderler. f bendinde,Resmi dairelerden alınan belgeler için ödenen harç ,vergi ,ücret ve sair giderler" yargılama giderleri arasında sayılmıştır. Ancak yapılan hata yeniden yargılamayı gerektirmediğinden mahkemece asıl alacak içerisinde yer verilen 219,89 TL noter tespit masrafının yargılama giderleri içerisinde değerlendirilerek hükmün resen düzeltilmesi gerekmiştir. Ayrıca icra takibine itiraz etmeyen borçlunun varlığı göz önünde bulundurularak tahsilde tekerrür olmamak kaydı ifadesine hükümde yer verilmiştir. Açıklanan gerekçelerle, davalı vekilinin ileri sürdüğü istinaf nedenleri yerinde görülmemekle birlikte, HMK'nın 33,355 ve 353/1.b.2 maddeleri gereğince resen yapılan inceleme sonucunda, ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının düzeltilmesine dair aşağıdaki hüküm kurulmuştur. HÜKÜM:Yukarıda açıklandığı üzere; Davalı vekilinin ileri sürdüğü istinaf nedenleri yerinde görülmemekle birlikte, HMK'nın 33,355 ve 353/1.b.2 maddeleri gereğince resen yapılan inceleme sonucunda, ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının düzeltilmek üzere kaldırılmasına, davanın esası hakkında Dairemizce yeniden karar verilmesine, bu doğrultuda; 1-Davanın kabulü ile davalının İstanbul Anadolu 12. İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyasına yapmış olduğu itirazın iptaline; takibin, 26.939,23 TL alacağın icra takip tarihinden itibaren işleyecek yasal temerrüt faizi ile birlikte tahsili için devamına, 2-Takip tutarının % 20 oranında hesaplanan 5.387,85 TL icra inkâr tazminatının davalıdan alınıp davacıya verilmesine, 3-Alınması gerekli 1.840,22 TL harçtan, davacı tarafından peşin olarak yatırılan 328,01 TL harcın mahsubu ile bakiye 1.474,21 TL harcın davalıdan tahsili ile Hazineye irad kaydına, 4-Davacı tarafından dava açılırken yatırılan 54,40 TL başvurma harcı, 328,01 TL peşin harcın toplamı olan 382,41 TL harç giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 5-Davacı tarafından harç dışında sarfedilen toplam 797,00 TL ile 219,89 TL noter tespit gideri olmak üzere toplam 1016,89 yargılama giderlerinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 6-Davalı tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerine bırakılması, 7-Kullanılmayan gider avansılarının yatıran taraflara iadesine, 8-Avukatlık asgari ücret tarifesine göre davacı vekili için takdir olunan 5.100,00 TL nispi vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 9-6325 sayılı Kanun'un 18-A/13. bendi uyarınca Adalet Bakanlığı tarafından karşılanan 1.320,00 TL zorunlu arabuluculuk ücretinin davalıdan alınarak hazineye gelir olarak kaydedilmesine, 10-İstinaf aşamasındaki harç ve yargılama giderleri yönünden; a-Davalı tarafından yatırılan istinaf başvuru harcının Hazineye gelir kaydına; davalı tarafından yatırılan nispi istinaf peşin karar harcının, talep hâlinde, ilk derece mahkemesince davalıya iadesine, b-Davalı tarafından yapılan kanun yolu giderlerinin takdiren kendi üzerinde bırakılmasına, 11-Gerekçeli kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğine, 12-Dosyanın kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine dair; HMK'nın 353/1.b.2 maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, oybirliğiyle ve kesin olarak karar verildi. 12.02.2026 KANUN YOLU: HMK'nın 362/1.a. maddesi uyarınca, dava konusunun miktarına göre karar kesindir.