T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM 22. HUKUK DAİRESİ T.C. A N K A R A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ 22. H U K U K D A İ R E S İ ESAS NO : 2023/1440 ( KABUL KALDIRMA) KARAR NO : 2025/1474 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I BAŞKAN : ... (...) ÜYE : ... (...) ÜYE : ... (...) KATİP : ... (...) İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ANKARA 14. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 09/06/2023 ESAS-KARAR NO : 2023/150 E 2023/350 K DAVANIN KONUSU : Menfi Tespi…
T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM 22. HUKUK DAİRESİ T.C. A N K A R A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ 22. H U K U K D A İ R E S İ ESAS NO : 2023/1440 ( KABUL KALDIRMA) KARAR NO : 2025/1474 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I BAŞKAN : ... (...) ÜYE : ... (...) ÜYE : ... (...) KATİP : ... (...) İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ANKARA 14. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 09/06/2023 ESAS-KARAR NO : 2023/150 E 2023/350 K DAVANIN KONUSU : Menfi Tespit KARAR TARİHİ : 27/11/2025 YAZILDIĞI TARİH : 25/12/2025 Taraflar arasında yukarıda bilgileri belirtilen kararın Dairemizce incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 352. maddesi uyarınca, yapılan ön inceleme sonucu, istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği ve eksiklik bulunmadığı anlaşıldığından inceleme aşamasına geçilmiştir. İncelemenin dosya üzerinde yapılmasına karar verildi. GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ İDDİANIN ÖZETİ Davacı vekili; müvekkili ile davalılar arasında hayvan alım satımına dair ticari ilişki bulunduğunu, yapılan küçük baş hayvan alımına ilişkin mutabakat sonrasında 57.000,00 TL bedelli senet düzenlendiğini, borcun ödendiğinde senedin iade edileceğinin kararlaştırıldığını, müvekkiline teslim edilmesi gereken hayvanların teslim edilmediğini, senedin bedelsiz kaldığını belirterek müvekkili aleyhine takibe konu edilen senet nedeniyle borçlu olmadığının tespitine, %20 kötüniyet tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. SAVUNMANIN ÖZETİ Davalılar vekili; davacının davaya konu bono bedelini ödemediğinden davanın reddi gerektiğini, davacının bonodaki imzayı ikrar etmediğini, bu nedenle alacaklarını ispat ettiklerini, davacının tanık dinletme talebine muvafakatlerinin olmadığını bildirerek davanın reddine karar verilmesini, istemiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ Mahkemece; soyut bir hukuki işlem düzenlenen bonodan dolayı bedelsiz olduğu konusundaki iddiasının ispat yükü borçluya ait olduğu, tüm dosya kapsamı üzerinde yapılan değerlendirme neticesinde, davacının menfi tespitini talep ettiği bononun teminat olarak verildiğine dair iddiasını usulüne uygun delilerle ispatlayamadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, hükme karşı davacı vekilince istinaf yasa yoluna başvurulmuştur. İSTİNAF SEBEPLERİ Davacı vekili; müvekkilinin hayvan alım satım ilişkisi kapsamında senet düzenleyerek davalılara verdiğini davalıların mal teslim etmediğini, mahkemece eksik inceleme ve araştırma sonucu karar verildiğini, müvekkilinin iddiaları ve delilleri üzerinde durulmadığını belirterek ilk derece mahkeme kararının kaldırılarak davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir. UYUŞMAZLIK KONUSU OLAN HUSUSLAR Uyuşmazlık hayvan alım satımına dair ticari ilişki kapsamında avans olarak verilip verilmediği mal teslim edilmediği için bedelsiz kaldığı iddiasının kanıtlanıp kanıtlanamadığı hususuna ilişkindir. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE Dava; hayvan alım satımına dair sözleşme kapsamında davalılara teslime edilen avans senedinin bedelsiz kaldığı iddiasına dayalı menfi tespit ve fazladan ödenen bedelin iadesi istemine ilişkindir. İnceleme, 6100 sayılı HMK’nin 355.maddesi uyarınca istinaf dilekçesinde ileri sürülen sebeplerle sınırlı, ancak kamu düzenine ilişkin nedenler resen göz önünde tutularak yapılmıştır. Davaya konu senedin; satım sözleşmesi kapsamında avans olarak düzenlenerek davalılara teslim ettiği davalıların mal teslimini gerçekleştirmediği, senedin bedelsiz kaldığı ve senet nedeniyle borçlu olmadığının tespitine, karar verilmesini istemiştir. Davalılar ise senedin mevcut bir borcun tasfiyesi için verildiği ve bedelinin ödenmediği, davacının iddialarını ispat etmesi gerektiğini savunmuştur. Menfi tespit davasında borçlu, ya borçlanma iradesinin bulunmadığını ya da borçlanma iradesi bulunmakla birlikte daha sonra ödeme gibi bir nedenle düştüğünü ileri sürebilir. Borçlu borcun varlığını inkâr ediyorsa, bu durumlarda ispat yükü davalı durumunda olmasına karşın alacaklıya düşer. Borçlu varlığını kabul ettiği borcun ödeme gibi bir nedenle düştüğünü ileri sürüyorsa, bu durumda doğal olarak ispat yükü kendisine düşecektir. Görülmektedir ki, menfi tespit davasında kural olarak, hukuki ilişkinin varlığını ispat yükü davalı/alacaklıdadır ve alacaklı hukuki ilişkinin (borcun) varlığını kanıtlamak durumundadır. Borçlu bir hukuki ilişkinin varlığını kabul etmiş, ancak bu hukuki ilişkinin senette görülenden farklı bir ilişki olduğunu ileri sürmüşse bu kez, hukuki ilişkinin kendisinin ileri sürdüğü ilişki olduğunu ispat külfeti davacı borçluya düşmektedir. Zira davacı borçlu senedin bir hukuki ilişkiye dayanmadığını değil, başka bir hukuki ilişkiye dayandığını ileri sürmekte; temelde bir hukuki ilişkinin varlığını kabul etmektedir. Türk Borçlar Kanunu’nun 207. maddesinde tanımı yapılan satış sözleşmesine ilişkin Madde aynen;“Satış sözleşmesi, satıcının, satılanın zilyetlik ve mülkiyetini alıcıya devretme, alıcının ise buna karşılık bir bedel ödeme borcunu üstlendiği sözleşmedir. Sözleşme ile aksi kararlaştırılmadıkça veya aksine bir âdet bulunmadıkça, satıcı ve alıcı borçlarını aynı anda ifa etmekle yükümlüdürler. Durum ve koşullara göre belirlenmesi mümkün olan bedel, kararlaştırılmış bedel hükmündedir.” açıklamalarını içermektedir. Bu madde hükmüne göre; aksi kararlaştırılmadıkça alım-satım ilişkilerinde alıcı ile satıcının edimlerini aynı anda eda etmeleri esastır. O hâlde meselâ alım satım akdine konu malı teslim almadan satıcıya senedi verdiğini veya senedin mal tesliminin temini için verildiğini iddia eden menfi tespit davacısı, aslın hilafını iddia edildiğinden (ettiğinden) bu iddiasını ispat yükü altındadır. Yukarıda yapılan açıklamalar ışığında somut olay değerlendirildiğinde; davacı yan iddiasını ispat noktasında bilirkişi incelemesine delil olarak dayandığına göre tarafların tacir olup olmadığı ticari defter kayıtlarının bulunup bulunmadığı hususu üzerinde durularak taraf defter ve kayıtları üzerinde yapılan bilirkişi incelemesi ile; tarafların defter ve kayıtlarının usulüne uygun tutulup tutulmadığı, tarafların ticari defter kayıtların birbirini doğrulayıp doğrulamadığı, ticari defter kayıtlarında davaya konu senedin giriş kaydının bulunup bulunmadığı, avans olarak verildiğine dair her hangi bir yazılı bir kayıt bulunup bulunmadığı hususu üzerinde durularak oluşacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken bu husus üzerinde durulmaması doğru olmamıştır. Davacı taraf dava dilekçesinde yemin deliline dayanmıştır. Bir vakıayı ispat yükü kendisine düşen taraf o vakıayı başka delillerle ispat edemezse diğer tarafa yemin teklif eder. Yemin teklifini ispat yükü kendisine düşen taraf yapar. Yemin teklifine dayanan taraf bunu dava dilekçesinde veya cevap dilekçesinde açıkça belirtmesi gerekir. Mahkeme ancak bu halde dava dilekçesinde yemin deliline dayanıldığının bildirilmesi halinde yemin teklifini hatırlatmakla yükümlüdür. Kendisine yemin teklif edilen taraf, yemin teklifinin kabulünden sonra, usulüne uygun biçimde (HMK m. 233) yemin eder ise, yemin teklif eden tarafın iddia ettiği vakıanın mevcut olmadığı kesin delil ile ispat edilmiş olur. Yemin teklif eden taraf, bundan sonra iddiasını ispat için başkaca delil gösteremez. Davanın esasıyla ilgili olarak gösterilen “uyuşmazlığın çözümünde etkili olabilecek ölçüde önemli delillerin” toplanmaması ile anlaşılması gerekenin hakimin belirli bir yargıya vararak karar vermesinde etkili/esaslı nitelikteki deliller söz edilmekte olup bu özellikte delillerin toplanmaması tahkikatın büyük ölçüde yeniden yapılmasını gerektirir nitelikte ise HMK’nin 353/I-a-6. maddesi kapsamında değerlendirilmesi gerekmektedir. Bu bakımdan ilk derece mahkemesince davanın esasına yönelik uyuşmazlığın giderilmesi için yukarıda açıklanan delilin toplanmaması ve bu delille ilişkin her hangi bir değerlendirme yapılmamış olması bakımından davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nin 353/1-a-6. maddesi uyarınca kabulüne ve ilk derece mahkemesinin kararının anılan gerekçelerle kaldırılmasına karar vermek gerekmiştir. HÜKÜM :Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun KABULÜ ile; Ankara 14. Asliye Ticaret Mahkemesi, 2023/150Esas, 2023/350Karar ve 09/06/2023 tarihli kararının KALDIRILMASINA, 2-HMK.'nin 353/1-a-6.maddesi uyarınca davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren mahkemeye GÖNDERİLMESİNE, 3-İstinaf başvurma harcı dışında alınan istinaf karar ilam harcının istek halinde yatırana İADESİNE, 4-İstinaf yargılaması sırasında duruşma açılmadığından istinaf kanun yoluna başvuran lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, 5-Davacı tarafça yapılan istinaf yargılama giderlerinin ilk derece mahkemesince verilecek nihai kararda dikkate alınmasına, 6-Kararın tebliğinin ilk derece mahkemesince yapılmasına, HMK'nin 362/1-g maddesi gereğince kesin olmak üzere dosya üzerinden yapılan inceleme sonucu 27/11/2025 tarihinde oybirliği ile karar verildi. Başkan... e-imzalıdır Üye... e-imzalıdır Üye... e-imzalıdır Katip... e-imzalıdır NOT: BU BELGE ELEKTRONİK İMZA İLE İMZALANMIŞ OLUP, AYRICA FİZİKİ OLARAK İMZALANMAYACAKTIR. "5070 sayılı Kanun m. 5 ve 6098 sayılı TBK m. 15. uyarınca elektronik imza ile oluşturulan belgeler elle atılan fiziki imza ile aynı sonucu doğurur."