T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 14. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO: 2022/204 KARAR NO : 2025/1605 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: İSTANBUL ANADOLU 10. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ: 28/09/2021 NUMARASI : 2019/834 E. - 2021/684 K. DAVANIN KONUSU: İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının ilk derece mahkemesince yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerle davanın kab…
T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 14. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO: 2022/204 KARAR NO : 2025/1605 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: İSTANBUL ANADOLU 10. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ: 28/09/2021 NUMARASI : 2019/834 E. - 2021/684 K. DAVANIN KONUSU: İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının ilk derece mahkemesince yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerle davanın kabulüne dair verilen karara karşı, davalı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine Dairemize gönderilmiş olan dava dosyası incelendi, gereği konuşulup düşünüldü. TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ Davacı vekili, dava dilekçesinde özetle; davalının müvekkiline 20 adet çelik kapı ve 9 adet yangın kapısı siparişi verdiğini, buna istinaden kapıların davalıya gönderilip 16.10.2018 tarihinde montajının yapılarak 43.424,00 TL bedelli fatura düzenlendiğini, davalının ödeme yapmak için bir çok kez süre talep ettiğini, buna karşın ödeme yapılmaması nedeniyle icra takibi başlatıldığını fakat borçlunun itirazda bulunduğunu, davalı şirket çalışanının müvekkiline gelerek ... ... firmasına iş yaptırdıklarını fakat işleri yarım bıraktıklarından dolayı 20 adet çelik kapı ile 9 adet yangın kapısının eksik kaldığını ve müvekkilden gelip satın almak istediklerini belirttiğini, itirazın haksız olduğunu iddia ederek, itirazın iptali ile takibin devamına, %20'den az olmamak üzere icra inkâr tazminatının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.Davalı vekili, savunmasında özetle; 2017 Ağustos ayında Sancaktepe İstanbul projesinin inşasında kullanılmak üzere dava dışı ... ... Ltd.Şti.'ne çeşitli ürün siparişleri verildiğini, ürünlerin tedarik edilmesi için dava dışı ... ... ile dava dışı ... Mimarlık arasında sözleşme imzalandığını, ... Mimarlığın ... Araçlara 80 adet Çelik Kapı ile 22 adet yangın çıkış kapısı siparişi verdiğini, ... araçların ... Mimarlığa 31.03.2018 tarih ve 110.000 TL tutarlı fatura düzenlediğini, bu faturanın müvekkili şirkete ibraz edildiğini ve müvekkil firmanın da 7 adet çelik kapı için 30.04.2018 tarihli iade faturası düzenlediğini, kalan tutarın cari alacak olarak kaydedildiğini, nihayetinde müvekkili firma şantiyesine 73 Kapı ve 22 Yangın kapısının teslim edildiğini, bu teslimatın ... araçların tedarikçisi olan ... Kapı tarafından yapıldığını, bu işlemlerden dolayı ... ... firmasına 80.500 TL bedelli çek verildiğini, ... ... firmasından aldığı çekin karşılıksız çıkması ve ödeme güçlüğüne düşmesi sonrasında davacının alacağını tahsil edebilmek için ikinci bir fatura keserek ticari münasebeti bulunmayan müvekkili firmaya yöneldiğini, davacının iddia ettiği sipariş formlarında müvekkili firma çalışanlarından kimsenin imzasının bulunmadığı gibi, sipariş formunda teslimat adresinin dahi yer almadığını, ilgili sipariş formunu mahkemeyi yanıltmak maksadıyla davacının kendisi tarafından doldurulduğunu savunarak, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda; "...Dava konusu alacağa dayanak çelik kapıların davalı şirkete ve davalı şirket çalışanlarının imzası ile teslim edildiği, bu haliyle taraflar arasında hukuki ilişkinin mevcut olduğu, davalı tarafça hukuki ilişkinin inkar edildiği ve dosyaya herhangi bir ödeme belgesinin de sunulmadığı anlaşılmakla, haklı davanın ve alacağın faturaya dayalı ve likit olması nedeniyle icra inkar tazminatı talebinin kabulüne karar verilerek..." gerekçesiyle, davanın kabulü ile davalı borçlunun İstanbul Anadolu 25. İcra Müdürlüğünün ... E. sayılı icra takip dosyasına yaptığı itirazın iptali ile takibin aynen devamına, asıl alacağın %20'si oranındaki 8.684,80 TL icra inkâr tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine, karar verilmiştir. Bu karara karşı, davalı vekilince istinaf başvurusunda bulunulmuştur. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ Davalı vekili, istinaf başvuru dilekçesinde özetle; Dosya içerisindeki hiçbir belgede kök ve ek raporlarda müvekkili aleyhine hiçbir delil veya tespit olmamasına rağmen mahkeme tarafından aleyhe karar verildiğini, kararın hukuka aykırı olduğunu, davacı vekili tarafından dava dilekçesinde, 16.10.2018 tarihinde müvekkili şirkete 20 adet çelik kapı ve 9 adet yangın kapısı teslim edildiği, 43.424,00 TL bedelli 24.12.2018 tarihli bir adet fatura tanzim edildiği ve faturanın teslim edildiği gerekçesiyle fatura alacağı için icra takibi başlatıldığını, davacı iddiasının ispatlanması gerektiğini, davacı beyanlarının asılsız olduğunu, 2017 yılının Ağustos ayında başlanmış olan Sancaktepe İstanbul Projesi kapsamında dava dışı ... ... ile müvekkili arasında satın alma sözleşmesi imzalandığını, 80 adet çelik kapı ve 22 adet yangın çıkış kapısının siparişi verildiğini, sözleşme yapılan ... Araçlara yapılması gereken tüm ödemelerin çek ve nakit olarak yapıldığını, ... Araçların ise kendi tedarikçisi bulunan davacıdan bu kapıları satın aldığını ve karşılığında 80.500,00 T L bedelli çek verdiğini, davacının tedarikçi olduğunu, takibin dayanağı olarak sunulan faturada müvekkiline ait herhangi bir kaşe ya da imza bulunmadığını, kendi el yazısından bir faturayı sunduğunu, dosya kapsamından anlaşılacağı üzere eksik ve hatalı incelemeye dayalı aynı kapıların bedelinin hem dava dışı ... Araçlara hem de davacıya ödenmek zorunda kalındığını, davacının ... Araçlardan almış olduğu siparişi müvekkilden almış gibi bir imaj yarattığını, mükerrer tahsilat sağlanmasının kabul edilemeyeceğini, Yargıtay kararlarında da görüleceği üzere sadece karşı tarafın ticari defterinde bulunan faturanın hiçbir ticari ilişkinin ispatı niteliğinde olmadığını, bilirkişiler tarafından ticari defterler üzerinde inceleme yapıldığını, müvekkili lehine kanaat oluştuğunu, ek rapor düzenlendiğini, rapordaki görüşün korunduğunu, ...'in isticvap edilmesinin hukuka ve yasalara aykırı olduğunu, davanın taraflarına ilişkin yürütülen iş bu usulü işlemin davanın tarafı olmayan ... tarafından hukuki sonucun doğurmaması gerektiğini, HMK'nın 169. maddesinde mahkemenin kendiliğinden veya talep üzerine taraflardan her birinin isticvabına karar verilebileceğinin düzenlendiğini, davanın tarafları dışındaki bir üçüncü kişilerin isticvap edilmesinin kanuna aykırı olduğunu, kabulü mümkün olmadığını, mahkeme huzurunda dinlenen ...'in usulüne uygun şekilde davet edilmediğini, görülmekte olan davanın taraflarca getirilme ilkesine tabi olduğunu, bu nedenle ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının hukuka aykırı olduğunu belirterek, kararın kaldırılmasına ve davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. İNCELEME VE GEREKÇE Dava, ticari satıma ilişkin faturadan kaynaklanan alacağın tahsili amacı ile başlatılan ilamsız icra takibine karşı yapılan itirazın İİK'nın 67.maddesi uyarınca iptali istemine ilişkindir. İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda davanın kabulüne karar verilmiş; bu karara karşı, davacı vekilince, yasal süresi içinde istinaf başvurusunda bulunulmuştur.İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi uyarınca, ileri sürülmüş olan istinaf nedenleriyle ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır.Dosya kapsamından, ... Kapı tarafından davalı şirket adına 14.10.2018 tarihinde sipariş teklif formunun düzenlenmiş olduğu, teklif formunda 20 adet çelik kapı toplam tutarın 26.000,00 TL, 9 yangın kapısı 10.800,00 TL olmak üzere 36.800,00 TL olarak belirlendiği, sipariş teklif formunun alt kısmında maktu olarak hesap sahibinin ödeme şekli ibaresinin altında davacı ... adının yazılı olduğu ve banka hesap numaralarının belirtildiği, altında teslimat ve montaj tarihinin düzenlendiği, söz konusu düzenlemede satış teslimat ve montaj yükümlülükleri olarak sözleşmenin iki taraf için geçerli olduğu, müşteri teslimat ve montaj zamanının üç gün önceden bildirilmesi gerektiği, sipariş verildiği yukarıda meblağın ödeneceğinin imza ile teyit edildiğinin ifade edildiği, müşterinin davalı firma yetkilisi olarak ise davacının imzasının yer aldığı, ayrıca el yazılı olarak düzenlenen adi yazılı belge düzenlendiği, 11.02.2019 tarihli belge altında sorunsuz teslim aldım ibaresi ile ...'in imzasının olduğu, teslim edenin ise ... olarak yer aldığı, adi yazılı belge üzerinde ... Mimarlık A blok ... parsel, B Blok 5 parsel, C Blok 14 parsel açıklamalarının altında mevcut katlarda bulunan yangın kapılarından kapanmayanların ve hasarlı olanların belirtildiği; el yazılı başka bir belgenin ise 16.10.2018 tarihli olarak düzenlendiği, üç binaya çelik kapının takıldığı, aksesuar ve kilitlerin eksiksiz olarak teslim edildiği, teslim edenin ..., ... isimleri yazılarak paraflandığı, teslim alanın ise ... ve Kadir Bey ile Engin Bartan isminin belirtilerek paraflanmış olduğu, davacının ... Kapı ... olarak davalı şirket adına 24.12.2018 tarihli 20 adet çelik kapı, 9 adet yangın kapısı olmak üzere KDV dahil toplam 43.424,00 TL tutarında irsaliyeli fatura düzenlendiği, söz konusu faturanın teslim eden ve teslim alan kısımlarında imzanın yer almadığı, davacı alacağın tahsili amacıyla davalı şirket hakkında İstanbul Anadolu 25. İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyasında 25.01.2019 tarihinde ilamsız icra takibi başlattığı, davalı şirket tarafından icra takibine karşı itiraz edildiği, itiraz dilekçesinde müvekkili şirket tarafından .... Ltd. Şirketinde Sancaktepe adresindeki ofisler şantiyesine teslim edilmek üzere 80 adet çelik kapı ve 22 adet yangın kapısı siparişi verildiğini ve söz konusu şirket tarafından kendilerine fatura kesildiğini, 7 kapı için adı geçen şirkete iade faturası düzenlendiğini, adı geçen firmanın faturaya konu borcunun kalmadığını, yapılan araştırma sonucunda dosya alacaklısının ... Araçların tedarikçisi olduğu, ... Araçlara tedarik ettiği mal karşılığında almış olduğu çekin karşılıksız çıkması dolayısıyla ... Araçlara ve şirketin mal sağladığı üçüncü kişilere aynı anda ve aynı alacak konularına ilişkin mükerrer takip başlattığı bilgisinin alındığının belirtildiği, davacı vekili tarafından İİK'nın 67. maddesi gereğince yasal süresi içinde iş bu itirazın iptali davasının açılmış olduğu anlaşılmıştır. Uyuşmazlık, davacının takibe konu etmiş olduğu faturadan dolayı alacak iddiasını usulüne uygun delillerle ispat edip edemediği, davalı savunmasının aksini gösteren delillerini dosyaya ibraz edip edemediği ve mahkeme kararının usul ve yasaya uygun olup olmadığına, ayrıca dava dışı ...'ün isticvap edilerek dinlenilmesinin usul ve yasaya uygun olup olmadığına dairdir. Davalı vekili tarafından 21.10.2019 tarihli dilekçe ile davaya ilişkin deliller dosyaya bildirilmiştir. Dilekçede, ... Mimarlık adına gelen Volkan isimli bir çalışanın sipariş formu oluşturulduğunun beyan edildiği, davacı tarafından tanzim edilen ve üzerinde imza bulunmayan sipariş formunun tanzim edildiği tarih ve tarihi kapsar üç aylık çalışan listenin sunulduğu, Volkan isimli çalışanın olmadığı, dava konusu kapıların ... Araçlardan alındığını gösterir davada taraf olmayan fakat kapı teslim eden şantiyenin sahibi bulunan ... ... Ltd. Şirketi arasındaki cari hesap sözleşmesi ve tedarik sözleşmesinin olduğunu, davacının alındığı ve ödeme taahhüdünde bulunulduğunu iddia ettiği, takibe konu faturanın iade edildiğini gösterir barkod takip numarası olduğunu, mahkemenin tanık dinlemeyi uygun görmesi halinde ... ... yetkilisi ...'ün bu konuda tanık olarak dinlenebileceğini belirtmiştir. Dilekçenin ekine davalı şirket çalışanlarına ait SGK kayıtları, dava dışı ... Araçlarla ilgili cari hesap ekstre örneği ibraz edilmiştir. Tarafların delillerini ibraz ve ilgili delillerin celbi sonrasında bilirkişi incelemesi gerçekleştirilmiştir. 20.11.2019 tarihli bilirkişi raporunda; davacı yasal defterlerinin usulüne uygun olarak tutulduğu, ticari defterlerinin lehine delil olarak ileri sürülebileceği, davalı ticari defterlerinin usulüne uygun olarak tutulduğu, lehine delil olarak ileri sürülebileceği, dava nezdinde davalı şirketin hesap hareketlerinin incelendiği davalı adına düzenlenen 24.12.2018 tarihli faturanın 20 adet çelik kapı ile 9 adet yangın kapısı için olduğu, davacı kayıtlarında davalıdan 43.424,00 TL borçlu olduğunun görüldüğü, davalı şirket nezdinde davacı firmaya ait herhangi bir kayda rastlanmadığı, iddia konusu olan davacının davalıya 20 adet çelik kapı ile 9 adet yangın kapısı siparişi verdiğini gösterir nitelikte tespite elverişli belgenin ibrazının istendiği, 14.10.2018 tarihli sipariş teklif formunun ibraz edildiği, ilgili formda 20 adet çelik kapı ile 9 adet yangın kapısı için 36.800,00 TL + KDV bedel ödeneceğinin belirtildiği, müşteri kısmında "... Mimarlık adına ... teslimde" ibaresinin yazıldığı, firma yetkilisi kısmında ise ... isim ve imzasının bulunduğu, formda davalı şirketin kaşe ve imzasının bulunmadığı, müşteri ile firma yetkilisi kısmında kaleme alınan yazı karakterlerinin aynı kişi tarafından yazıldığının tahmin edildiği, davalı savunması doğrultusunda dava dışı ... ... Firması ile davacı arasındaki ticari işlemlerin incelendiği, yapılan incelemede davacının 31.03.2018 tarihli fatura ile dava dışı ... ... Firmasına 80.500,00 TL tutarlı 22 adet yangın kapısı ile 8 adet çelik kapı sattığı, bu işlem için 30.03.2018 tarihinde 80.500,00 TL tutarlı avans çeki aldığı, alınan çekin ....09.2019 tarihinde iade edildiğinin tespit edildiği, davacı tarafça davalı ile aralarında ticari satımdan kaynaklanan bir satış sözleşmesi kurulduğu, 20 adet çelik kapı ile 9 adet yangın kapısının satılarak teslim edildiğinin iddia olunduğu, satış sözleşmesinin kurulduğunun dosya kayıtlarında anlaşılamadığı, mali inceleme neticesinde fatura kaydının davalı defterlerinde yer almadığı, bununla birlikte, söz konusu faturanın davalıya gönderildiğine dair dosyada bir belgeye de rastlanılmadığı, hatta fatura kaydının olmasının da tek başına bir delil olmayacağı, davacı tarafça malın satıldığının yanında, satışa konu olan emtianın da davalı tarafa teslim edildiğinin de davacı tarafça ispatlanması gerekeceği, yani ticari defterlerde kayıt olmasının başlı başına, taraflar arasındaki sözleşmenin varlığı ve bu satışa konu emtianın teslim edildiği anlamına gelmediği, yukarıda arz ve izah edilmeye çalışılan hususlar ile emsal Yargıtay kararları doğrultusunda davacının davalı şirket ile aralarında bir satım sözleşmesi ilişkisi kurulduğuna dair dosyada bilgi mevcut olmadığı, davacı kayıtlarındaki bilgilerin davacının iddiasını ispatlaması için yeterli delil olmayacağı, davacının sözleşmenin varlığının yanında, sözleşmeye konu fatura ile fatura konusu emtianın davalı tarafa teslim edildiğini yazılı delil ile ispatlaması gerekmesi nedeniyle, davacının davalıdan alacağı bulunmadığı sonuç ve kanaatine varıldığı belirtilmiştir. Davacı vekili bilirkişi raporuna karşı itiraz ve beyan dilekçesinde; dava konusu faturanın davalı şirkete gönderildiğini, kötü niyetli hareket edilerek faturanın iade edildiğini, her ne kadar ... ... ile müvekkili arasında ticari ilişki incelenmiş ise de müvekkilinin ... araçları ile ticaretinin tamamen ayrı olduğunu, 22 adet yangın kapısı ve 8 adet çelik kapı satışının gerçekleştirildiğini, bu satışa istinaden ... Araçların istediği araçlara teslimatlar yapıldığını, montaj ve bakım servislerinin verildiğini, davalı ile arasındaki ticari ilişkinin ... Araçlarla hiçbir ilgi ve alakasının olmadığını, gerekli görülmesi halinde ... ... yetkilisi ...'ün tanık olarak dinlenmesini talep ettiklerini, müvekkiline davalı şirket çalışanı ...'in geldiğini, sehven Volkan olarak yazıldığını, 20 adet çelik kapı, 9 adet yangın kapısı siparişi verdiğini, ...'in kendi el yazısı ile yazdığı fiyat teklifi bulunan kağıdın dilekçe ekinde olduğunu, müvekkili ile davalı şirket çalışanı arasında sözlü olarak anlaşmaya varmaları sonucunda kapıların teslim ve montajının yapılmış olmasının davalı şirketinde kapıları kabul etmesinden sözleşmenin varlığının anlaşıldığını, davalı şirketin faturayı iade ettiğini, 16.10.2018 tarihli ... Mimarlık Sancaktepe başlıklı teslim tutanağı ile müvekkili çalışanı teslim eden ... imzalı davalı şirket çalışanları ..., ...'ın kendi el yazıları ve imzaları ile atılan tutanak olduğunu ayrıca davalı şirkete kapı bakım ve servis verildiğine dair 11.02.2019 tarihli beyan olduğunu belirterek, ek rapor alınması talep edilmiştir. 24.06.2020 tarihli ek bilirkişi heyet raporunda; kök rapordaki görüşün korunduğu belirtilmiştir. Davacı vekili ek rapora karşı itiraz dilekçesinde; teslim tutanağında teslim aldığını beyan eden şahsın davalı firmanın o tarihteki SGK'lı çalışanı olduğunu, karşı tarafın her ne kadar ... Taşıtları Firmasının işlerinin devamı olduğunu belirtilse de adı geçen firma ile müvekkilinin ticareti nedeniyle verilen çekin karşılıksız çıkması durumunun davalı şirketle yapılan ticaretten aylar öncesinde sonlandığını daha sonra onun namına ve hesabına işlem yapılmadığını, müvekkilinin ... Taşıtlar ile ticaret yapmasının mümkün olmadığını, davalı şirkete kurulan kapıların üç blok inşaat üzerine olup montajı yapılan kapılarında 100 adet ve üzerinde olduğunu, ...'in tanık olarak dinlenmesi durumunda ticari ilişkinin varlığının ispatlanacağını, adı geçenin tanık olarak dinlenmesini talep ettiklerini belirtmiştir. Davalı vekili, davadışı ...'in isticvap edilmesinin mümkün olmadığını, mahkemenin 27.10.2020 tarihli duruşması ile SGK müzekkere cevabına ekli listede yer alan ... ve ...'in HMK'nın 31. maddesi kapsamında mahkemece resen tanık olarak dinlenmek üzere isticvap davetiyesi çıkarılması şeklinde ara karar kurulduğunu, 01.12.2020 tarihli duruşma ile ...'in isticvap edildiğini, HMK'nın 169. maddesi gereğince ancak tarafların isticvap edilebileceğini, adı geçenin usulüne uygun davet edilmediğini, HMK'nın 25. maddesi gereğince görülmekte olan davada taraflarca getirilme ilkesinin geçerli olduğunu belirterek, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. Mahkemece, 08.10.2019 tarihli ön inceleme duruşmasının 3 nolu ara kararı ile; dava konusu uyuşmazlığın değeri ... önünde bulundurularak davacı tarafın tanık dinletme talebinin reddine karar verilmiştir. 06.10.2020 tarihli duruşmada davacı vekili tanık dinletme talebinde bulunduklarını ancak tanığı hazır edemediklerini, tanığı hazır etmek için süre talep ettiklerini belirtmiştir. Davalı vekili ise tanık dinletme talebine muvafakatları olmadığını belirterek ifadesini zapta geçirtmiştir. Mahkemenin 1 nolu ara kararı ile davacı tarafın tanık dinletme talebinin davanın esasına etkili olmayacağı gerekçesiyle reddine dair ara karar tesis edilmiştir. 27.10.2020 tarihli celsede; davalı vekili tarafından bilirkişi raporu ile müvekkili firma ve davacı firma arasında ticari ilişkinin olmadığının tespit edildiğini belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. Davacı vekili zapta geçen beyanında; yemine ilişkin beyanlarını sunmak üzere taraflarına süre verilmesini talep etmiştir. Mahkeme ise 1 nolu ara kararı ile; "...SGK' müzekkere cevabına ekli listede yer alan ... ve ...'e HMK 31 kapsamında mahkememizce re'sen tanık olarak dinlenmek üzere isticvab davetiyesi çıkarılmasına..." karar verilmiştir. Davalı şirket çalışanı ... 01.12.2020 tarihli celsede; isticvap edilerek beyanı alınmıştır. Söz konusu beyanında 2015 yılında davalı şirkette çalışmaya başladığını, halen çalıştığını, 11.02.2019 tarihli belgede bulunan imzanın kendisine ait olduğunu, ... olarak imzası bulunan diğer kişinin çelik kapıları takan firmanın çalışanı olduğunu, çelik kapılardaki sorunları tespit ettiğini, sorunların giderildiğini, sorunsuz şekilde teslim edildiğini, kendisinin davacıyı tanımadığını, ismini duymadığını, ...'ın firmanın kartonpiyer ve fayans işlerini taşeron işlerini yaptırdıkları kişi olduğunu, ...'unda bekçi olduğunu, ...'in malzeme alım ve takibinde yetkili ve sorumlu kişi olduğunu, firmanın Sancaktepe'deki şubesine gelen malları imza karşılığında aldığını beyan etmiştir.Mahkemece, yukarıda yer verilen gerekçelere istinaden davanın kabulüne dair hüküm tesis edilmiştir. HMK'nın 190. maddesinde, ispat yükünün, kanunda özel bir düzenleme bulunmadıkça iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa ait olduğu, TMK'nın 6. maddesinde ise taraflardan her birinin hakkını dayandırdığı olguların varlığını ispatla yükümlü olduğu belirtilmiştir. Somut olayda, takibe konu edilen fatura alacağını ispat külfeti davacı tarafa aittir. Takip konusu alacak faturaya dayanmaktadır. Davalı şirket tarafından ticari ilişkinin varlığı inkâr edilmiştir. Satım akdi şekle tabi değilse de davalı taraf akdî ilişkiyi inkâr ettiğinden, iddianın yazılı delille kanıtlanması gerekir. Çünkü takip konusu fatura bedeli 43.424,00 TL'dir. Dava tarihinde yürürlükte bulunan HMK'nın 200. maddesinde senetle ispat zorunluluğu düzenlenmiştir. Takip konusu alacak miktarı senetle ispatı gereken miktardadır. Aynı yasanın 201. maddesinde; senede karşı tanıkla ispat yasağına yer verilmiştir. HMK'nın 200/2. fıkrasında ise bu madde uyarınca senetle ispatı gereken hususlarla 1. fıkradaki düzenleme hatırlatılarak karşı tarafın açık muvafakatı halinde tanık dinlenebileceği belirtilmiştir. Somut davada, davalı tarafça tanık dinlenilmesine muvafakat edilmediği belirtilmiştir. Mahkemece yukarıda yer verildiği üzere tanık dinletilmesi talebi ara karar ile reddedilmiştir. Ancak davacı tarafın göstermiş olduğu kişi HMK'nın 169. maddesi kapsamınca isticvap edilmek üzere davet edilerek dinlenilmişlerdir. Buna ilişkin gerekçede HMK'nın 31. maddesine de yer verilmiştir. Mahkemenin davalı tarafın göstermiş olduğu tanıkları isticvap ederek dinlemiş olması usul ve yasaya uygun düşmemiştir. Çünkü HMK'nın 169/1.fıkrada; mahkemenin kendiliğinden veya talep üzerine taraflardan her birinin isticvabına karar verebileceği belirtilmiştir. HMK'nın 170. maddesinde ise isticvap olunacak kişilerin belirlenmesi düzenlenmiştir. Şu hâlde isticvap edilecek kişinin taraf sıfatını taşıması gerekmektedir. Taraf sıfatı taşımayan kişilerin isticvap edilerek dinlenilmesi ve bu hususun hükme esas alınması usul ve yasaya uygun görülmemiştir. Bu sebeple mahkemenin yasal düzenlemenin aksine gerekçelerle HMK'nın 24, 25 ve 26. maddelerine de aykırılık teşkil edecek şekilde isticvap kararı ile birlikte tanık olarak gösterilen kişileri resen dinlemiş olması usul ve yasaya uygun görülmemiştir. Mahkemece her ne kadar isticvap adı altında olsa dahi isticvapla ilgili yasal düzenlemeye uygun olmayacak şeklide resen gösterilen tanıkların dinlenilmiş olması, açıklanan nedenlerle usul ve yasaya uygun görülmemiştir. Yine mahkeme tarafından talep dışına çıkılarak elde edilen bilgi ve belgelerin hükme esas alınması da usul ve yasaya aykırılık oluşturmuştur. Fatura tek başına alacağın varlığını ispata yeterli olmadığı gibi, davalı tarafça akdî ilişki inkar edilmiştir. Bu durumda öncelikle davacı geçerli delillerle akdi ilişkinin varlığını ispat etme külfeti altındadır. Davacı tarafça akdî ilişkinin varlığı somut davada usulüne uygun delillerle ispat edilememiştir. Mahkemenin isticvapla ilgili karar vermiş olduğu celsede her ne kadar davacı vekili yeminle ilgili beyanda bulunacaklarına dair süre talep etmişler ise de dava dilekçesinde yemin deliline açıkça dayanılmadığı anlaşılmaktadır. Bu nedenlerle ispat külfeti üzerinde olan davacının ticari ilişkinin varlığını ve bu ilişki kapsamında mal teslim edimini yerine getirdiğini ispat edememiş olmasından dolayı davanın reddine karar verilmesi gerekirken, usul ve yasaya uygun olmayan gerekçelerle davanın kabulüne dair hüküm tesisi isabetli görülmemiştir.Bu nedenle davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının kaldırılmasına ve neticede davanın reddine karar vermek gerekmiştir. Davacının icra takibine girişmekte kötü niyetli olduğu sabit görülmediğinden, davalının kötü niyet tazminatı talebinin reddine karar vermek gerekmiştir.Açıklanan bu gerekçelerle, HMK'nın 353/1.b.2 hükmü uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının kaldırılmasına, davanın esası hakkında yeniden karar verilmesine ve neticede davanın reddine dair aşağıdaki hüküm verilmiştir. HÜKÜM : Yukarıda açıklanan gerekçelerle; Davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1.b.2 maddesi uyarınca kabulü ile ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararın kaldırılmasına, davanın esası hakkında Dairemizce yeniden karar verilmesine, bu doğrultuda; 1-Davanın reddine,2-Yasal koşullar oluşmadığından, davalının kötü niyet tazminat talebinin reddine, 3-Alınması gerekli 615,40 TL harçtan, peşin alınan 524,46 TL'nin mahsubu ile bakiye 90,94 TL harcın davacıdan tahsili ile Hazineye gelir kaydına, 4-Davalı kendisini vekille temsil ettirdiğinden, hüküm tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT uyarınca belirlenen 30.000,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, 5-Arabuluculuk ücreti olarak kamudan harcanmış olan 1.320,00 TL'nin davacıdan tahsili ile Hazineye gelir kaydına, 6-Davacının yapmış olduğu yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,7-İstinaf aşamasındaki harç ve yargılama giderleri yönünden;a-Davalı tarafından yatırılan istinaf başvuru harcının Hazineye gelir kaydına; davalı tarafından yatırılan istinaf peşin karar harcının, talebi hâlinde, ilk derece mahkemesince davalıya iadesine,b-Davalı tarafından yapılan 162,10 TL istinaf başvuru harç gideri ile 50,00 TL posta gideri olmak üzere toplam 212,10 TL kanun yolu giderinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,8-Gerekçeli kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğine,9-Dosyanın, kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine dair; HMK'nın 353/1.b.2 maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, oy birliğiyle ve kesin olarak karar verildi. 16.10.2025 KANUN YOLU : HMK'nın 362/1.a maddesi uyarınca, dava konusunun miktarına göre karar kesindir.