7. Hukuk Dairesi 2012/8110 E. , 2013/623 K. Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün, Yargıtayca incelenmesi davalı ... ve ... tarafından istenilmekle, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dosya incelendi, gereği görüşüldü: Dava, taşınmaz üzerinde bulunan ağaç niteliğindeki muhdesatların mülkiyetinin tespiti ve tapu kütüğünün beyanlar hanesinde gösterilmesi istemine ilişkindir. İddia ve savunmaya, duruşma tutanaklarına yansıyan bilgi ve belgelere, topla…
**7. Hukuk Dairesi 2012/8110 E. , 2013/623 K.** **"İçtihat Metni"** Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün, Yargıtayca incelenmesi davalı ... ve ... tarafından istenilmekle, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dosya incelendi, gereği görüşüldü: Dava, taşınmaz üzerinde bulunan ağaç niteliğindeki muhdesatların mülkiyetinin tespiti ve tapu kütüğünün beyanlar hanesinde gösterilmesi istemine ilişkindir. İddia ve savunmaya, duruşma tutanaklarına yansıyan bilgi ve belgelere, toplanıp değerlendirilen delillere ve hüküm yerinde gösterilen gerekçelere göre mahkemece davaya konu taşınmaz üzerinde bulunan muhdesat niteliğindeki ağaçların murisin sağlığında, davacı ... tarafından kendi adına ve hesabına yaptırıldığının kabul edilmesinde bir isabetsizlik bulunmadığından davalılar ... ve ...'nün sair temyiz itirazları yerinde değildir. Ne var ki; davacı söz konusu muhdesatların mülkiyetinin tespitini ve bu hususun tapu kütüğünün beyanlar hanesinde gösterilmesine karar verilmesini istemiş ise de mahkemece bu konuda olumlu ya da olumsuz bir hüküm kurulmamıştır. 4721 Sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 684. maddesi hükmünde, bir şeye malik olan kimsenin o şeyin bütünleyici parçalarına da malik olacağı, 718. maddesi hükmünde de, arazi üzerindeki mülkiyetin kullanılmasında yarar olduğu ölçüde üstündeki hava ve altındaki arz katmanlarını da kapsayacağı, bu mülkiyetin kapsamına yasal sınırlamalar saklı kalmak üzere yapılar, bitkiler ve kaynakların da gireceği açıklanmıştır. Genel kuralı oluşturan bu hükümler dikkate alındığında taşınmaz üzerinde bulunan bina, ağaç gibi bütünleyici parça niteliğindeki muhtesatların mülkiyetinin kural olarak arzın mukadderatına tabi olacağı, muhtesatların taşınmazın arzından ayrı bir mülkiyetinin varlığından söz edilemeyeceği, aksine bir kanun hükmü bulunmadıkça da muhtesatların mülkiyetinin taşınmazın malik veya maliklerinden başka birisine veya maliklerden bir veya birkaçına ait olduğunun tespitinin dava edilemeyeceği, mahkemelerce de bu sonucu doğuracak şekilde hüküm verilemeyeceği kuşkusuzdur. Ne var ki, böyle bir istemle dava açılması halinde "Çoğun içinde azı da vardır" kuralı gözetilerek diğer koşulların da varlığı halinde davanın kısmen kabulü ile muhtesatın davacı tarafından meydana getirildiğinin tespitine karar verilmesi gerekir. Yine aynı Kanunun 1006. maddesi hükmünde hangi hakların tapu kütüğüne tescil, 1009, 1010 ve 1011 maddeleri hükmünde hangi hakların şerh edilebileceği, 1012 maddesinde de taşınmazın eklentilerinin malikin istemi üzerine kütükteki beyanlar sütununa yazılacağı, taşınmaz mülkiyetine ilişkin kamu hukuku kısıtlamalarının beyanlar sütununa yazılması ve bu sütuna yazılabilecek diğer hususların tüzükle belirleneceği açıklanmış, özel kanun hükümleri saklı tutulmuştur. Benzer hükümler yürürlükten kaldırılan 743 sayılı Türk Kanunu Medenisi'nde de mevcuttur. 3402 Sayılı Kadastro Kanunu'nun 19. maddesinin birinci fıkrası hükmünde ise tapuda kayıtlı taşınmaz malın zilyet lehine tespitinde mevcut ve her türlü takyid ile sınırlı ayni hakların saklı tutulacağı, eski tapu kayıtlarındaki bu tür hak ve mükellefiyetlerin kadastro tutanağında belirtilerek yeni kütüklere aynen geçirileceği, ikinci fıkrasında da taşınmaz üzerinde malikinden başka bir kimseye veya paydaşlardan birine ait muhdesat mevcut ise bunun sahibi, cinsi, ihdas tarihi ve iktisap sebebi belirtilerek tutanağın ve kütüğün beyanlar hanesinde gösterileceği belirtilmiştir. Bu madde gereğince taşınmaz üzerinde bulunan muhtesatın kadastro tutanağı ve taşınmazın tapu kütüğünün beyanlar hanesinde gösterilebilmesi için muhtesatın kadastro tespit gününden önce meydana getirilmiş olması gerekir. Anılan bu ayrık hüküm dışında kanunlarımızda ve Tapu Sicil Tüzüğü'nde taşınmaz üzerinde bulunan muhtesatların tapu kütüğüne tescil veya şerh edilebileceğine veya kütüğün beyanlar hanesinde gösterilebileceğine ilişkin başkaca bir hüküm de bulunmamaktadır. Somut olaya gelince; davacı taşınmazlar üzerinde bulunan ağaçların kendisinin mülkiyetinde olduğunun tespiti ile bu hususun tapu kütüğünün beyanlar hanesine şerhini istemiştir. Taşınmazların tapuda tarla niteliği ile kayıtlı olduğu gözetildiğinde muhtesatların kadastro tespitinden sonra yapıldığı anlaşıldığından somut olayda mülkiyetin tespiti istenemeyeceği gibi ve 3402 Sayılı Kadastro Kanununun 19. maddesi hükmündeki ayrık hükmün uygulanma koşullarının oluşmaması nedeniyle de tapu kütüğünün beyanlar hanesinde şerhe karar verilemeyeceği kuşkusuzdur. Hal böyle olunca, az yukarıda açıklanan hukuksal olgular gözetilerek mahkemece davanın kısmen kabulü ile 175, 851 ve 818 parsel sayılı taşınmazlar üzerinde bulunan ağaçların yaşı, cinsi ve sayısı belirtilerek davacı tarafından kendi adına ve hesabına yaptırıldığının tespitine karar verilmekle yetinilmesi, mülkiyet tespiti ve şerhe yönelik istemlerin ise reddedilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulması isabetsiz, davalılar ... ve ...'nün temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde görüldüğünden kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin alınan harcın istek halinde davalılara iadesine, 30.01.2013 gününde oybirliği ile karar verildi.