T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 45. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO :2025/1696 KARAR NO :2026/298 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ:BAKIRKÖY 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ:03/09/2025 NUMARASI :2024/391 Esas 2025/788 Karar DAVANIN KONUSU:Konkordato (Adi Konkordatodan Kaynaklanan (İİK 285 İla 308/h)) KARAR TARİHİ:25/02/2026 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353. Maddesi uyarınca dosya incelendi; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:DAVA:D…
T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 45. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO :2025/1696 KARAR NO :2026/298 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ:BAKIRKÖY 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ:03/09/2025 NUMARASI :2024/391 Esas 2025/788 Karar DAVANIN KONUSU:Konkordato (Adi Konkordatodan Kaynaklanan (İİK 285 İla 308/h)) KARAR TARİHİ:25/02/2026 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353. Maddesi uyarınca dosya incelendi; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:DAVA:Davacılar vekili dava dilekçesi ile; müvekkillerinin ödeme güçlüğüne düştüğünden bahisle, İİK 285 vd. maddeleri gereği müvekkili hakkında alacaklarıyla konkordato akdetmesini sağlamak amacı ile konkordato mühleti verilmesini ve konkordatonun tasdikini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI Mahkemece, "...Davacıların teklif ettiği tutarın, borçlunun iflası halinde alacaklıların eline geçebilecek muhtemel miktardan fazla olduğu, teklif edilen tutarın borçlunun kaynakları ile orantılı olduğu, konkordato projesinin İİK'nun 302.maddede öngörülen çoğunlukla kabul edildiği, teminat koşulunun yerine getirildiği, konkordatonun tasdikinin gerektirdiği yargılama giderleri ile konkordatonun tasdiki durumunda alacaklılara ödenmesi kararlaştırılan para üzerinden alınması gereken harcın, tasdik kararından önce borçlu tarafından mahkeme veznesine depo edildiği " gerekçesiyle açılan davanın kabulü ile 1-İstanbul Ticaret Sicil Müdürlüğü'nün ... sicil numarasında kayıtlı ... Şirketi İle ... Şirketi’nin konkordato projesinin İİK’nun 305. maddesindeki tasdik şartlarının gerçekleştiği anlaşılmakla tasdiki ile davacı şirketlerin konkordatoya tabi borçlarının 30/09/2025 tarihinden başlamak üzere, yıllık % 25 faiz ilavesi ile, toplam 24 ayda tamamlanmak üzere, 3’er ayda bir eşit taksitler halinde ödenmesine, karar verilmiştir. İSTİNAF SEBEPLERİ Davacılar vekili yasal süresi içinde sunmuş olduğu istinaf dilekçesinde; Mahkemenin konkordato projesinin tasdikine yönelik kararı hukuka uygun olduğunu, ancak müvekkil şirketler, konkordato talebi kapsamında sunulan 07/07/2025 tarihli revize ön projelerde, ilk taksit ödemesi 31.12.2025 tarihinde başlamak üzere, üç ayda bir eşit taksitler halinde, toplam 13 taksit olmak üzere ve toplam 36 ayda, ana para + %25 ek ödeme ile birlikte olmak üzere ödenmesini teklif ederek toplam ödeme süresinin bu plan dahilinde yürütülmesi gerektiği belirtilmiş her iki müvekkil şirketin alacaklılar oylama toplantısı da 07.07.2025 tarihli revize konkordato ön projesinde yer alan teklif üzerinden alacaklıların onayına sunulduğunu ve her iki müvekkil şirket yönünden alacaklılar hem sayı ve hem de borç tutarı yönünden yasanın aradığı çoğunluğun çok üzerinde bu planı kabul edildiğini, mahkeme 03/09/2025 tarihli kararında ise "Davacı şirketlerin konkordatoya tabi borçlarının 30/09/2025 tarihinden başlamak üzere, yıllık % 25 faiz ilavesi ile, toplam 24 ayda tamamlanmak üzere, 3’er ayda bir eşit taksitler halinde ödenmesine" karar verildiğini, mahkemenin bu kararı usul ve yasaya aykırı olduğunu, mahkemece, müvekkil şirketlerin konkordato kaynakları ve likiditesinin mahkemece tasdik edildiği şekliyle borç ödemelerine uygun olup olmadığı hususunda hiçbir inceleme ve değerlendirme yapılmadığını, mahkemenin projeyi bu şekilde tasdik etmesi müvekkil şirketleri çok zor durumda bıraktığını, alacaklıları karşısında bir kez daha zora düşürdüğünü ve borç ödemelerinde tekrar sıkıntı yaşamasına sebep olduğunu, kaldı ki projedeki bu esaslı değişikliği mahkemenin kendiliğinden yapması da ayrıca hatalı olduğunu, mahkemenin bu konuda ya konkordato komiserlerine görev vermesi ya da bilirkişi görevlendirmesi müvekkil şirketlerin mali yapılarının borç ödemelerine uygun olup olmadığının araştırılması ve eğer mahkemenin tasdik ettiği şekliyle müvekkil şirketlerin ödeyeceği tespit edilmişse müvekkil şirketlere revize proje hazırlanması hususunda süre vermesi gerektiğini, bu sebeple sayın mahkemenin kararı bu yönden usul ve yasaya aykırı olduğunu,Diğer yandan konkordato komiseri oylama sonrası hazırlanan raporda müvekkil ... şirketinin borca batık olduğu şeklinde fahiş hata yapıldığını, konkordato komiser heyeti tarafından dosyaya sunulan hiçbir raporda müvekkil ... şirketinin borca batık olduğu tespit edilmemişken ve ... şirketi borca batık değilken sanki ... şirketi borca batıkmış gibi ... şirketinin ... şirketine olan kefalet tutarını şirketin borcuna eklenmek suretiyle hatalı bir şekilde ... Şirketinin borca batık durumda olduğu tespit edildiğini, ... Şirketi, ... Şirketine olan kefaleti sebebiyle borca eklenen miktar (36.609.699,41) kadar aktifte ... Şirketinden olan alacağına da (... şirketi borca batık olmadığından) eklenmesi gerektiğinden, bu husus dikkate alındığında ... şirketi borca batık durumda olmayacağını belirterek ilk derece mahkemesinin konkordatonun tasdikine ilişkin kararının, ödeme planına dair kısmının kaldırılarak alacaklılar tarafından kabul edilen revize ön projedeki teklif olan her iki şirketin konkordatoya tabi borçlarının ilk taksit ödemesi 31.12.2025 tarihinde başlamak üzere, üç ayda bir eşit taksitler halinde, toplam 13 taksit olmak üzere ve toplam 36 ayda, ana para + %25 ek Ödeme ile birlikte ödenmesine, projenin bu şekilde tasdikine, ... şirketimizin borca batık olmadığına karar verilmesini talep etmiştir.Müdahil alacaklı ... vekili yasal süresi içinde sunmuş olduğu istinaf dilekçesinde;Konkordato sürecinde yapılan değerlendirme ve verilen kararda kurum alacakları dikkate dikkate alınması gerekirken kurumumuz bakımından hiç bir açıklama yapılmadan konkordato projesinin kabulüne karar verildiğini, kurum alacakları konkordatodan etkilenmediğinden konkordato projesinin onaylanması halinde kurum alacaklarının 6183 sayılı Kanunun 206. Maddesindeki sıra gözetilerek ve tam olarak ödenmesi gerektiğini, konkordato sonuçları açısından imtiyazlı, bazı rehinli ve amme alacakları için konkordato bağlayıcı hüküm arz etmeyeceğini bu nedenle eksik inceleme sonucu verilen mahkeme kararının kaldırılarak davacının konkordato projesinin tasdiki talebinin reddine karar verilmesini talep etmiştir.Müdahil alacaklı ... Bankası vekili yasal süresi içinde sunmuş olduğu istinaf dilekçesinde; müvekkil Banka'nın davacı/borçludan alacak miktarı, nisaba dahil edilen meblağdan çok daha fazla olmasına rağmen ne müdahale dilekçemizde bildirmiş olduğumuz meblağ, ne de alacak bildirimizde bildirdiğimiz meblağ dikkate alınmadığını, davacılar, borçlarını müvekkil banka kayıtlarına göre ödeyeceğini kabul, beyan ve taahhüt ettiğini, konkordatonun ucuz kredi temin etme yolu olmadığını, bu kapsamda alacaklıların menfaatleri göz önüne alınarak davacıların borca batıklıklarının daha da artmaması, daha fazla borçlanmalarına engel olunması ve ödeme güçlerinin daha fazla azalmaması adına yerel mahkemece verilmiş konkordato taleplerinin kabulüne ilişkin karar yasaya ve usule aykırı olduğunu ileri sürmüştür.Müdahil alacaklı ... A.Ş. vekili yasal süresi içinde sunmuş olduğu istinaf dilekçesinde; Tasdik edilen konkordato projesi alacaklılar aleyhine dengesizlik oluşturduğunu ve kanunun aradığı şartlara aykırılık teşkil ettiğini, ancak ilk derece mahkemesince bu hususlar göz ardı edilerek konkordato talebinin kabulüne karar verildiğini, emsal Yargıtay kararlarından da anlaşılacağı üzere davacıya uzun yıllar boyunca faizden kurtulmasını sağlayacak şekilde konkordato imkanı sağlaması açıkça hukuka aykırılık teşkil ettiğini ileri sürmüştür.Müdahil alacaklı ... A.Ş. vekili yasal süresi içinde sunmuş olduğu istinaf dilekçesinde;İcra İflas Kanunu hükümleri çerçevesinde davacı şirket konkordato talep edebilme şartlarını taşımadığını, emsal Yargıtay kararlarında konkordato kurumunun ucuz kredi temini aracı olarak kullanılmaması gerektiği hükmü vurgulandığını, borca batık olmayan ve faaliyetlerine ve ciro / sermaye artışına devam eden borçlu şirketlerin, borçlarını tenzilatlı olarak ve faizsiz ve uzun vadeye yayarak ödeme teklifi ile konkordato kurumunu ucuz kredi amacıyla kullanmaya çalıştıkları ve borç ödeme yükümlülüğünü konkordato tedbirlerinden yararlanarak öteleme niyetinde oldukları çok açık olup konkordato hükümlerinin borçlu firmalar tarafından kötü niyetli olarak kullanılmasının engellenmesini teminen konkordato tasdik kararının kaldırılmasını talep etmiştir. Müdahil alacaklı ...Bankası A.Ş. vekili yasal süresi içinde sunmuş olduğu istinaf dilekçesinde;İcra İflas Kanunu hükümleri çerçevesinde davacı şirket konkordato talep edebilme şartlarını taşımadığını, emsal Yargıtay kararlarında konkordato kurumunun ucuz kredi temini aracı olarak kullanılmaması gerektiği hükmü vurgulandığını, borca batık olmayan ve faaliyetlerine ve ciro / sermaye artışına devam eden borçlu şirketlerin, borçlarını tenzilatlı olarak ve faizsiz ve uzun vadeye yayarak ödeme teklifi ile konkordato kurumunu ucuz kredi amacıyla kullanmaya çalıştıkları ve borç ödeme yükümlülüğünü konkordato tedbirlerinden yararlanarak öteleme niyetinde oldukları çok açık olup konkordato hükümlerinin borçlu firmalar tarafından kötü niyetli olarak kullanılmasının engellenmesini teminen konkordato tasdik kararının kaldırılmasını talep etmiştir. Müdahil alacaklı .... vekili yasal süresi içinde sunmuş olduğu istinaf dilekçesinde;Müvekkil ile davacı arasındaki ticari ilişki nedeniyle davacının müvekkile borcu doğmuş olup müvekkil borcunu tahsil edemediği için Almanya'da yasal yollara başvurduğunu, Alman mahkeme kararı ile davacının müvekkile olan borcu kesinleştiğini, söz konusu mahkeme kararına göre davacı ... müvekkil .... Şirketine 918.885,66 Euro, borçlu olduğunu, söz konusu mahkeme kararını ekte sunulduğunu, müdahale dilekçemizde alacağımızı bildirmemize rağmen bir mahkeme kararı ile kesinleşmiş alacağımız ödeme planına dahil edilmediğini, davacının kayıtlarında müvekkil şirketin bir "bağlı ortaklık" olarak gözükmesi, konkordatonun tasdikini sağlamak adına bir yanıltma amacı taşıdığını, zira davacı ... şirketinin müvekkil ... şirketinde hiçbir hissesi veya kontrolü bulunmadığını ileri sürmüştür.Müdahil alacaklı .... vekili yasal süresi içinde sunmuş olduğu istinaf dilekçesinde; Müvekkil ile davacı arasındaki ticari ilişki nedeniyle davacının müvekkile borcu doğmuş olup müvekkil borcunu tahsil edemediği için Almanya'da yasal yollara başvurduğunu, Alman mahkeme kararı ile davacının müvekkile olan borcu kesinleştiğini, söz konusu mahkeme kararına göre davacı ... müvekkil ... şirketine 437.032,25 Euro, borçlu olduğunu, söz konusu mahkeme kararını ekte sunulduğunu, müdahale dilekçemizde alacağımızı bildirmemize rağmen bir mahkeme kararı ile kesinleşmiş alacağımız ödeme planına dahil edilmediğini, davacının kayıtlarında müvekkil şirketin bir "bağlı ortaklık" olarak gözükmesi, konkordatonun tasdikini sağlamak adına bir yanıltma amacı taşıdığını, zira davacı ... şirketinin müvekkil .... şirketinde hiçbir hissesi veya kontrolü bulunmadığını ileri sürmüştür.Müdahil alacaklı ... Bank A.Ş. vekili yasal süresi içinde sunmuş olduğu istinaf dilekçesinde; Yerleşik Yargıtay içtihatları uyarınca konkordato projesinin tasdiki kararı verilirken; hakimin alacaklılar lehine projeye müdahele etmesi gerekliliği, ödeme sürelerinin uzun olmamasına dikkat edilmesi, ödemesiz dönemin olmaması, konkordatonun ucuz kredi imkanı olarak görülmemesi, uygulanmaması, ve teklif edilen ödemelerin kaynaklarla orantılı olması tasdik şartları olarak arandığını borçlu şirket bir buçuk yıldır faaliyetlerine devam etmekte ve kar elde ettiğini, mahkemece tasdikine karar verilen proje, şirketin faliyet degerine göre çok düşük kaldığını ve buna rağmen ödemeler üç aylık taksitlerle uzun vadeye yayıldığını, bu durumda İ.İ.K. 305. maddesinde düzenlenen ve konkordatonun tasdiki şartlarında aranan teklif edilen tutarın borçlunun kaynakları ile orantılı olması ilkesi açıkça ihlal edildiğini ileri sürmüştür.Müdahil alacaklı ... Bankası A.Ş vekili yasal süresi içinde sunmuş olduğu istinaf dilekçesinde; Müvekkil bankanın konkordato komiserliğine yaptırdığı alacak kaydının bir kısmı davalı tarafından kabul edildiğini, bir kısmı ise reddedilmiş olup yine komiser raporlarında alacağımız düşük olarak dikkate alındığını, tasdik kararına konu proje, şirket kaynakları ile orantılı olmadığı gibi, alacaklılara zarar verme ihtimali yüksek ve başarı ihtimali olmayan bir proje olduğunu, konkordato projesinin mahkeme tarafından tasdik edilebilmesi için birlikte olması gereken koşullar gerçekleşmediğini ileri sürmüştür.Müdahil alacaklı, ... Bankası A.Ş. vekili yasal süresi içinde sunmuş olduğu istinaf dilekçesinde; İcra İflas Kanunu hükümleri çerçevesinde davacı şirket konkordato talep edebilme şartlarını taşımadığını, müvekkil bankanın alacak miktarı, nisaba dahil edilen alacak tutarımızdan daha fazla olmasına rağmen komiser heyetince hazırlanan raporlarda alacak kaydı ve itiraz dilekçelerimizde bildirmiş olduğumuz tutarlar dikkate alınmadığını ileri sürmüştür.Müdahil alacaklı ... Bankası A.Ş vekili yasal süresi içinde sunmuş olduğu istinaf dilekçesinde; İcra İflas Kanunu hükümleri çerçevesinde davacı şirket konkordato talep edebilme şartlarını taşımadığını, emsal Yargıtay kararlarında konkordato kurumunun ucuz kredi temini aracı olarak kullanılmaması gerektiği hükmü vurgulandığını, konkordato talep eden davacı şirketlerin aciz halinde olmaması, ticari faaliyetlerine devam ediyor olması ve borçlarını ödeyebilme imkanlarının bulunmasına rağmen, anlaşma sağlanamayan alacaklılar yönünden en uzun vade ile ödenmesine yönelik tasdik edilen konkordato projesi borçlu şirketle anlaşma sağlayan alacaklılar ile borçlu şirketle anlaşma sağlanamayan alacaklılar arasındaki eşitlik ilkesini bozduğunu, müvekkil bankanın alacak miktarı, nisaba dahil edilen alacak tutarımızdan daha fazla olmasına rağmen komiser heyetince hazırlanan raporlarda alacak kaydı ve itiraz dilekçelerimizde bildirmiş olduğumuz tutarlar dikkate alınmadığını ileri sürmüştür. DELİLLERİN DEĞERLENDİRMESİ VE GEREKÇE Dava, İİK.nun 285 ve devamı maddelerince açılan konkordato talebine ilişkin olup uyuşmazlık konkordatonun tasdiki şartlarının gerçekleşip gerçekleşmediği noktasındadır.İİK'nun kanun yolları başlıklı 308/a- maddesinde; konkordato hakkında verilen karara karşı borçlu veya konkordato talep eden alacaklı, kararın tebliğinden, itiraz eden diğer alacaklılar ise tasdik kararının ilânından itibaren iki hafta içinde istinaf yoluna başvurabileceği, konkordatonun tasdiki kararı, kapsamı ve ilânı başlıklı 306/3. maddesinde; tasdik kararı mahkemece, 288 inci madde uyarınca ilân olunacağı ve ilgili yerlere bildirileceği, geçici mühletin sonuçları, ilânı ve bildirimi başlıklı 288/2. maddesinde; mahkemece geçici mühlet kararı, ticaret sicili gazetesinde ve Basın-İlan Kurumunun resmî ilân portalında ilân olunacağı hükmüne yer verilmiştir. Somut olayda; 03/09/2025 tarihli tasdik duruşmasında borçlu şirketlerin projelerin tasdiki ile konkordatoya tabi borçlarının 30/09/2025 tarihinden başlamak üzere, yıllık % 25 faiz ilavesi ile, toplam 24 ayda tamamlanmak üzere, 3’er ayda bir eşit taksitler halinde ödenmesine karar verilmiş olup verilen karar 08/09/2025 tarihinde Basın-İlan Kurumunun resmî ilân portalı ile Türkiye Ticaret Sicil Gazetesinde ilan olunmuştur.İlk Derece Mahkemesinin 24/09/2025, 08/10/2025, 16/10/2025, 27/10/2025 ve 28/10/2025 tarihli İstinaf Başvurusunun Değerlendirilmesi Kararı ile: Müdahiller ... Bankası A.Ş., ...Şti., ... A.Ş, ... A.Ş ve ... Şti.'nin istinaf başvurularının kanuni süre geçtikten sonra yapılmış olması nedeniyle HMK. 346/1 Maddesi uyarınca, alacaklı ...'nun istinaf başvurusunun hukuki yarar bulunmadığından usulden reddine karar verilmiş olup verilen karar istinaf eden alacaklı vekillerine tebliğ edilmiştir.Mahkemenin istinaf talebinin değerlendirilmesine dair kararlardan sadece 24/09/2025 tarihli alacaklı ...'nın hukuki yararı olmadığı gerekçesiyle istinaf talebinin reddine dair karar ... vekili tarafından sunulan dilekçe ile süresinde istinaf yoluna başvurulmuş, kararın kaldırılması ve istinaf sebeplerinin incelenmesi talep edilmiştir. Öncelikle ...'nın istinaf talebi yönünden mahkemece verilen 24/09/2025 tarihli kararın incelenmesi gerekmiştir. Zira mahkemece hukuki yarar yokluğundan istinaf isteminin reddine karar verilmiştir. Ancak istinaf talebinde hukuki yarar olup olmadığına dair yapılacak değerlendirme ilk derece mahkemesine değil, bölge adliye mahkemesine aittir. Bu nedenle ilk derece mahkemesinin ...'nın istinaf talebinin değerlendirilmesine dair 24/09/2025 tarihli kararının kaldırılmasına karar vermek gerekmiştir. Diğer yandan yukarıda ifade edildiği üzere İİK 308/a hükmünde itiraz eden müdahil alacaklıların tasdik kararının ilânından itibaren iki hafta içinde istinaf yoluna başvurabileceği düzenlenmiş olup en son ilanın yapıldığı 08/09/2025 tarihinden itibaren istinaf yoluna başvuru için son gün 22/09/2025 tarihidir. Dosya kapsamına göre istinaf talebinde bulunan alacaklılar ... Bankası A.Ş., ...Şti., ...A.Ş, ... A.Ş ve ... Şti. dışındaki diğer alacaklılar kanuni süre içerisinde istinaf talebinde bulundukları görülmüştür.15/03/2018 tarihinde Resmi Gazetede yayımlanan 7101 sayılı İcra ve İflas Kanunu ve Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun'un 37 maddesi ile 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'na eklenen "Kanun Yolları" başlıklı 308/a maddesinde "Konkordato hakkında verilen karara karşı borçlu veya konkordato talep eden alacaklı, kararın tebliğinden; itiraz eden diğer alacaklılar ise tasdik kararının ilânından itibaren iki hafta içinde istinaf yoluna başvurabilir. Bölge adliye mahkemesi kararına karşı iki hafta içinde temyiz yoluna başvurulabilir. İstinaf ve temyiz incelemeleri, Hukuk Muhakemeleri Kanunu hükümlerine göre yapılır." düzenlemesi ile itiraz eden alacaklıların tasdik kararının ilanından itibaren iki hafta içinde istinaf yoluna başvurabilecekleri düzenlenmiştir.İİK'nın konkordatonun mahkemede incelenmesi başlıklı 304/1. maddesinde "(Değişik: 28/2/2018-7101/32 md.) Komiserin gerekçeli raporunu ve dosyayı tevdi alan mahkeme, konkordato hakkında karar vermek üzere yargılamaya başlar. Mahkeme, komiseri dinledikten sonra kısa bir zamanda ve her hâlde kesin mühlet içinde kararını vermek zorundadır. Karar vermek için tayin olunan duruşma günü, 288 inci madde uyarınca ilân edilir. İtiraz edenlerin, itiraz sebeplerini duruşma gününden en az üç gün önce yazılı olarak bildirmek kaydıyla duruşmada hazır bulunabilecekleri de ilâna yazılır." hükmü yer almaktadır. İİK 304. maddesinin birinci fıkrasında, konkordatoya itiraz eden alacaklılar, itiraz sebeplerini duruşma gününden en az üç gün önce yazılı olarak bildirmeleri koşuluyla duruşmada hazır bulunabilecekleri hükmüne yer verilmiştir. Bu sayede "alacaklılar itirazlarıyla ya konkordatonun tasdikine engel olmayı ya da konkordato şartlarının kendileri açısından düzeltilmesini isteyebileceklerdir. İİK m. 308/a hükmü alacaklıların itirazına önemli bir sonuç bağlamıştır. Madde gereğince konkordato hakkında verilen hükme karşı istinaf ve temyiz yoluna başvurmak isteyen alacaklının daha önce konkordatoya itiraz etmiş olması gerekir." (Selçuk Öztek / Ali Cem Budak, Müjgan Tunç Yücel, Serdar Kale, Bilgehan Yeşilova, Yeni Konkordato Hukuku, 2. Baskı, Ankara 2019 s. 522)Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 22/05/2024 tarihli 2024/6-148 E. 2024/273 K. sayılı kararında; "...İcra ve İflas Kanunu’nun 304 üncü maddesine ilişkin Adalet Komisyonu raporunda, itiraz edenlerin duruşmada hazır bulunabilmeleri için, itiraz sebeplerini mahkemeye duruşma gününden en az üç gün önce ve yazılı olarak bildirmiş olmaları gerektiği, aksi hâlde duruşmada hazır bulunarak itirazlarını dermeyan etmelerinin mümkün olmadığı, böyle bir sınırlama getirilmesinin nedeninin her alacaklının duruşmada hazır bulunarak itirazlarını ileri sürmesinin yargılamayı çok aksatabileceği endişesi olduğu belirtilmiştir.İcra ve İflas Kanunu’nun 304 üncü maddesinin gerekçesi de “Mevcut Kanunun 296 ncı maddesinin ikinci fıkrası hükmü, güncellenerek metne alınmaktadır. Buna göre, mahkemenin komiseri dinledikten sonra kararını her halde kesin mühlet içinde vermesi emredilmektedir. Duruşma günü 288 inci maddesi uyarınca ilan edilecektir. Yine mevcut düzenlemeden farklı olarak, itiraz edenlerin duruşmada hazır bulunabilmelerinin şartı, itiraz sebeplerini, mahkemeye, duruşma gününden en az üç gün önce ve yazılı olarak bildirmiş olmalarıdır. Aksi halde duruşmada hazır bulunarak itirazlarını dermeyan etmeleri mümkün olmayacaktır. Böyle bir sınırlama getirilmesinin nedeni, her alacaklının duruşmada hazır bulunarak itirazlarını ileri sürmesinin yargılamayı çok aksatabileceği endişesidir,…” şeklinde olup tüm alacaklıların duruşmada hazır bulunarak itirazları ileri sürmesinin konkordato sürecini aksatabileceği düşüncesiyle duruşmada hazır olabilmek için itirazların tasdik duruşmasından en az üç gün önce yazılı olarak bildirilmesi gerektiği belirtilmiştir.Bununla birlikte konkordatonun yapısı tamamen şeklî olduğundan tasdik işlemlerinin bir an önce tamamlanması gerekmekte olup, konkordatoya ilişkin kanunda yer alan düzenlemelere bakıldığında borçlu lehine verilen birçok kararda kanun yolunun tamamen kapatıldığı ve sürecin bir an evvel sonuçlandırılmasının istendiği anlaşılmaktadır.Örneğin İlk Derece Mahkemesince verilecek geçici mühlet talebinin kabulü, geçici komiser görevlendirilmesi, geçici mühletin uzatılması ve tedbirlere ilişkin kararlara karşı kanun yoluna başvurulamayacağı (2004 sayılı Kanun md. 287/son), kesin mühlet talebinin kabulü ile mühletin kaldırılması talebinin reddine ilişkin kararlara karşı kanun yolunun kapalı olduğu (2004 sayılı Kanun md. 293/1) görülmektedir.Komiserlerin tasdik talebine ilişkin nihai raporu ve dosyayı mahkemeye sunmasına kadar geçen süreçte alacaklının öncesinde, teklif edilen konkordato projesine ret oyu kullanması, herhangi bir hususta komisere ya da doğrudan mahkemeye dilekçe vermesi, tasdik talebini inceleyen mahkeme bakımından hiçbir anlam ifade etmemektedir. Alacaklının, ancak tasdik talebine ilişkin nihai raporun ve dosyanın mahkemeye sunulmasından sonra tasdik raporuna karşı duruşma gününden üç gün öncesine kadar itirazlarını bildirmesi hâlinde mahkemece dikkate alınacaktır. Henüz tasdik talebine ilişkin komiser raporunun sunulmadığı aşamada verilen dilekçeler, mahkemece verilecek tasdik kararına karşı yasa yollarına başvuru imkânı tanımayacaktır.Bu yasal düzenlemelerden hareketle, 2004 sayılı Kanun'un 308/a maddesinde kanun yoluna başvuru hakkı tanınan “itiraz eden alacaklı” deyiminden, “tasdik duruşmasından önce itirazlarını bildiren alacaklı” olduğunun kabul edilmesi gerekmektedir. ..., ..., ... ve ...’nın İcra ve İflas Kanunu ve İlgili Mevzuat (8.b., Ankara 2022, md. 308/a, s. 291) adlı eserinde, kanun yollarına ilişkin 308/a maddesinde itiraz eden ibaresinin yanına 304/1 inci maddesine atıf yapıldığını gösterecek şekilde bu maddenin numarası yazılarak 2004 sayılı Kanun'un 308/a maddesindeki itirazın, 2004 sayılı Kanun'un 304/1 inci maddesinde düzenlenen itiraz olduğu belirtilmiştir.İcra İflas Kanunu’nun 304 üncü maddesinin gerekçesine bakıldığında, duruşmaya gelecek olanları “yargılamanın uzayacağı” endişesi ile sınırlayan yasa koyucunun aynı yasanın 308 inci maddesinde temyiz yoluna gelecek olanları sınırlamadığını kabul etmek konkordatonun sistemine de aykırıdır.Kanun'un öngörmediği bir yasa yolu ve yasa yoluna başvuru hakkı yorum yoluyla da olsa kabul edilemez. 2004 sayılı Kanun'un 308/a maddesindeki düzenleme de 2709 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının (Anayasa) kabul ettiği anlamda temel hak niteliğindeki hak arama özgürlüğünü kullanmayı "itiraz" şartına bağlamış olup bu durum da Anayasa’ya uygun bir sınırlama yöntemi olmakla, “itiraz eden alacaklı” deyiminden 2004 sayılı Kanun'un 304 üncü maddesinde belirtilen alacaklıları kabul etmek, hak arama özgürlüğünün ihlâli olarak değerlendirilemeyecektir.Nitekim Hukuk Genel Kurulunun 10.03.2022 tarihli ve 2021/(15)6-966 Esas, 2022/283 Karar; 10.03.2022 tarihli ve 2022/(15)6-71 Esas, 2022/284 Karar; 19.10.2022 tarihli ve 2022/6-628 Esas, 2022/1339 Karar; 19.10.2022 tarihli ve 2022/6-661 Esas, 2022/1319 Karar; 09.11.2022 tarihli ve 2022/6-855 Esas, 2022/1471 Karar; 08.12.2022 tarihli ve 2022/6-1089 Esas, 2022/1707 Karar; 08.03.2023 tarihli ve 2023/6-149 Esas, 2023/170 Karar; 22.03.2023 tarihli ve 2023/6-177 Esas, 2023/250 Karar ile 24.01.2024 tarihli ve 2023/6-1161 Esas, 2024/5 Karar sayılı kararlarında da aynı ilkeler benimsenmiştir."Yargıtay 6. Hukuk Dairesi'nin 30/05/2024 tarih 2024/1497 E. 2024/1871 K. sayılı kararında; "İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 17. Hukuk Dairesinin 11.05.2023 tarihli ve 2023/817 E:, 2023/936 K. sayılı kararıyla alacaklının istinaf başvurusunun usulden reddine karar verilmiştir.Dairemizin 19.10.2023 tarihli ve 2023/2952 E., 2023/3400 K. sayılı kararıyla; alacaklı ... Bankası A.Ş.’nin toplantıya katıldığı ve red oyu kullandığı, 21.01.2022 ve 18.11.2022 tarihli dilekçelerinde konkordatonun reddini talep ettiği ve duruşmada konkordatonun reddi yönünden beyanda bulunduğu, bu durumda istinaf hakkının bulunduğu gerekçesiyle, Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir.Bölge Adliye Mahkemesi yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile mahkemece tasdik yargılamasına ilişkin duruşma gününün Ticaret Sicil Gazetesi'nde 15/02/2023 tarihinde ve Basın İlan Kurumu'nda 17/02/2023 tarihinde ilan edilmesine ve ilana itiraz edenlerin itiraz sebeplerini duruşma gününden en az 3 gün önce yazılı olarak mahkemeye bildirmek kaydı ile duruşmada hazır bulunabileceklerinin şerh düşülmesine rağmen alacaklı vekili tarafından herhangi bir itiraz dilekçesi verilmeden duruşma günü olan 03/03/2023 tarihinde duruşmaya katılarak sözlü beyanda bulunulduğu, bu sebeple tasdik kararını istinaf hakkı bulunmadığından bahisle direnme kararı verilmiştir.İcra ve İflas Kanunu'nun 304. maddesinde, komiserin gerekçeli raporunu ve dosyayı tevdi alan mahkemenin tasdik yargılamasına başlayacağı, karar vermek için tayin olunan duruşma gününün, Kanunun 288 inci maddesi uyarınca ilân edileceği ve itiraz edenlerin, itiraz sebeplerini duruşma gününden en az üç gün önce yazılı olarak bildirmek kaydıyla duruşmada hazır bulunabilecekleri hususunun ilânda bulunması gerektiği düzenlenmiştir. Bu usule uygun olarak itirazlarını bildiren alacaklılar tasdik kararının ilânından itibaren on gün içinde istinaf yoluna başvurabilir. Bölge adliye mahkemesi kararına karşı on gün içinde temyiz yoluna başvurulabilir. Kanun yolunun düzenlendiği bu hükme göre itiraz eden alacaklılar istinaf yoluna başvurabilecek bunun karşı anlamıyla itirazlarını bildirmeyen alacaklılar istinaf yoluna başvuramayacaktır. Bu husus Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 24.11.2022 tarih 2022/6-1040 Esas, 2022/1578 Karar sayılı kararı, 10.03.2022 tarihli ve 2021/(15)6-966 Esas, 2022/283 Karar sayılı kararı; 10.03.2022 tarihli ve 2022/(15)6-71 Esas, 2022/284 Karar sayılı kararlarında da benimsenmiştir.Temyizen incelenen direnme kararı tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup alacaklı vekili tarafından temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir..." Yargıtay 6. Hukuk Dairesi'nin 04/06/2024 tarih 2024/1309 E. 2024/1961 K. sayılı kararında; "...İlk Derece Mahkemesi kararına karşı bir kısım müdahil alacaklılar vekilince istinaf yoluna başvurulması üzerine, İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 17. Hukuk Dairesi tarafından projenin örtülü tenzilat ve vade konkordatosu içerdiği, davacının borca batık olmadığı bu nedenle borçlunun kaynakları ile teklifin uyumlu olmadığı gerekçesi ile kararın kaldırılmasına ve davanın reddine karar verilmiştir.İstinaf Mahkemesinin verdiği karara karşı davacılar vekili ve müdahil ... Bankası A.Ş. vekilince temyiz yoluna başvurulması üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:Dava konusu somut olayda mahkemece tasdik yargılama duruşma gününün İİK'nın 304/1. maddesine uygun olarak İİK'nun 288. maddesi uyarınca Ticaret Sicil Gazetesin'de ve Basın İlan Kurumu Portalında gerekli ilanların yapıldığı, ilana itiraz edenlerin itiraz sebeplerini duruşma gününden en az üç gün önce yazılı olarak mahkemeye bildirmek kaydı ile duruşmada hazır bulunabileceklerinin şerh düşülmesine rağmen, temyiz yoluna başvuran ... Bankası A.Ş. vekili tarafından Yasa'nın (İİK m.304/I) ifade ettiği biçimde "itiraz" edilmediğinden, İcra ve İflas Kanunu'nun 308/a maddesi uyarınca müdahil ... Bankası A.Ş. vekilinin temyiz hakkı bulunmadığından ... Bankası A.Ş. vekilinin temyiz istemlerinin reddi gerekmiştir..."Yargıtay Hukuk Genel Kurulunda kabul edilen görüş; alacaklıların İİK'nın 304.maddesi uyarınca yapılacak ilan uyarınca duruşmadan 3 gün önce yazılı olarak itirazlarını bildirmek koşuluyla tasdik kararına karşı kanun yoluna başvuru hakları olduğu yönündedir. Yargıtay 6. Hukuk Dairesi de yukarıda yer verilen kararları ile önceki uygulamasından dönerek, Yargıtay Hukuk Genel Kurulunda kabul edilen görüşü benimsemiş, yani alacaklılar toplantısında red oyu kullansa dahi İİK'nın 304.maddesi uyarınca yapılacak ilan uyarınca duruşmadan 3 gün önce yazılı olarak itirazlarını bildirmeyen alacaklıların, karara karşı kanun yoluna başvuru haklarının olmadığını kabul etmiştir. Benzer olaylara aynı hukuki sonuçlar bağlanması anlamına gelen yargısal kararlardaki istikrar, adil yargılanma hakkının, hakkaniyete uygun yargılama ilkesinin gereğidir. İstikrarlı karar verme, hukuki belirliliği ve öngörülebilirliği sağladığı gibi, kişilerin yargı sistemine ve mahkeme kararlarına güvenini de tesis eder. Bu nedenle Dairemizce, İİK'nın 304.maddesi uyarınca yapılacak ilan uyarınca duruşmadan 3 gün önce yazılı olarak itirazlarını bildirmeyen ancak alacaklılar toplantısında red oyu kullanan alacaklıların istinaf yoluna başvurabileceği yönündeki önceki uygulamasından dönülmüş, gerek Yargıtay Hukuk Genel Kurulunda, gerekse konkordato konusunda görevli Yargıtay 6. Hukuk Dairesi'nde kabul gören görüş nazara alınarak, alacaklıların İİK'nın 304.maddesi uyarınca yapılacak ilan uyarınca duruşmadan 3 gün önce yazılı olarak itirazlarını bildirmek koşuluyla tasdik kararına istinaf yoluna başvurabileceği kabul edilmiştir.Dosya kapsamına göre; mahkemece İİK'nın 304. maddesi uyarınca "itiraz edenlerin itiraz sebeplerini duruşma gününden en az üç gün önce yazılı olarak mahkemeye bildirmek kaydı ile duruşmada hazır bulunabilecekleri" ihtarını içerir şekilde tasdik yargılamasına ilişkin ilanın, 20/08/2025 tarihinde Basın İlan Kurumu İlan Portalında ve 19/08/2025 tarihinde Türkiye Ticaret Sicili Gazetesinde yapıldığı tespit edilmiştir. Tasdik duruşması 08/09/2025 tarihinde yapılmış ancak dosya kapsamında ve UYAP sisteminde, süresi içerisinde istinaf yoluna başvuran müdahil alacaklılardan ... Bankası, ... Bankası ile ... A.Ş vekillerinin itiraz sebeplerinin tasdik duruşmasından en az üç gün önce ve yazılı olarak bildirdiği, diğer süresinde istinaf eden alacaklılar ... Bankası, ... Bank, ...., ... Bankası, ...., ..., ..., ... Bankası ve ... vekillerinin itirazının bulunmadığı tespit edilmiştir. Bu durumda müdahil alacaklılar ... Bankası, ... Bank, ...., ... Bankası, ...., ..., ..., ... Bankası ve ... vekillerinin istinaf başvurularının İİK'nın 304.maddesi uyarınca usulüne uygun olarak itiraz edilmediğinden, tasdik kararına karşı istinaf hakkı bulunmadığı anlaşılmakla HMK 352/1.ç "başvuru şartlarının yerine getirilmemesi" maddesi uyarınca istinaf isteminin usulden reddine karar verilmiştir.Tasdik kararı sonrası 15/01/2025 tarihli kayyum raporunda;".... A.Ş. Bakımından: Sonuç itibariyle proje kapsamında ödeme yapılması gereken 252 alacaklıdan 45'inin borcunun 30/04/2026'dan itibaren ödenmesini kabul ettiği, 6 alacaklının kendilerine projeye göre ödeme yapılmadığından bahisle konkordatonun kısmen feshini talep ettiği, konkordatonun feshini talep edenler de dahil olmak üzere 207 alacaklıya 30/12/2025 tarihinde herhangi bir ödeme yapılmadığı tespit edildiği,... Şirketi Bakımından ;Daha önce alacağından feragat eden 9 alacaklı haricinde 53 alacaklının alacağını 30/04/2026 tarihinden itibaren tahsil etmeyi kabul ettiği, 7 alacaklının kendilerine hiçbir ödeme yapılmadığı gerekçesiyle konkordatonun feshini talep ettikleri, taksit ertelemesini kabul eden alacaklılar dışında, konkordatonun feshini talep eden alacaklılar da dahil olmak üzere 197 alacaklıya 30/12/2025 tarihinde hiçbir ödeme yapılmadığı tespit edildiği" bildirilmiştir ...İİK m.286 vd.hükümleri çerçevesinde konkordato müessesinin dürüst borçlular tarafından talep olunabileceğine dair normatif bir düzenleme mevcut olmasa dahi doktrinde de kabul olunduğu üzere konkordato esasen elinde olmayan nedenlerle, işleri iyi gitmeyen ve mali durumu bozulmuş olan, dürüst borçluları korumak için kabul edilmiş bir müessesedir...,...Yine konkordato talep eden davacı borçlunun konkordato talep ederken alacaklıları zarara uğratma amacı ile hareket etmelerinin engellenmesi amacıyla 2004 sayılı İİK m.292/f.1-bend(c) hükmü ile kanun koyucu açıkça düzenleme yapmış, borçlunun alacaklıların zarara uğratma amacı ile hareket ettiğinin anlaşılması durumunda bu durumu kesin mühletin kaldırılması, konkordato talebinin reddi ve hatta davacı borçlu tacir ise iflas nedeni dahi saymıştır. Bu noktada kanun koyucunun, konkordato talep eden davacı borçlu lehine İİK m.294 hükmünde belirtmiş olduğu takip yasağı başta olmak üzere birçok lehe düzenlemeler getirmiş olması ve bu hükümlerin uygulanmasının davacı borçlu tarafından talep olunması imkanının kötüye kullanılmaması da esastır. Özellikle konkordato ile alacaklılar iflâsın gerektirdiği masrafları yapmadan ve dolayısı ile daha fazla ölçüde alacaklarını elde ederler. 4949 sayılı Kanun ile 2003 yılında yapılan değişiklik sonucunda «alacaklılara da konkordato işlemlerinin başlatılmasını isteme hakkı» tanınarak «borçlu ile alacaklılar» ve «alacaklılar» arasında eşitlik sağlanmış, başka bir deyişle bu suretle konkordatoda «borçlu ile alacaklıların menfaatleri eşit olarak» gözetilmiştir. Bu eşitliği bozmaya yönelik her türlü çabanın, hakkın kötüye kullanılması niteliğinde olup olmadığı irdelenmelidir...,...Bu durumda kanunun konkordato talep eden davacı borçluya, konkordato talep etme ve kanunun kendisine tanıdığı imkanlardan yararlanma imkanını kayıtsız, şartsız ve sınırsız olarak verdiği kabul olunamaz. Zira yukarıda açıklandığı, üzere hakkın kötüye kullanılması hukuk düzeni tarafından korunamaz. Hakim, yukarıda belirtilen yasa maddeleri gereğince yasadaki boşluğu,objektif iyi niyet kuralları çerçevesinde doldurmak zorundadır. Konkordato kurumu açısından kanun boşluğu olmak bir tarafa, kanun koyucu açıkça alacaklıları zarara uğratma amacına dönük konkordato taleplerinin engellenmesi yönünde de açık düzenleme getirerek konuya dikkat çekmiş hakkın kötüye kullanılmamasını önemsemiştir.Zaten "292.maddeye 7155 sayılı kanunla yapılan değişiklikle (c) bendine "uymazsa" ibaresinden sonra gelmek üzere "ya da borçlunun alacaklıları zarara uğratma amacıyla hareket ettiği anlaşılıyorsa" ibaresi eklenmiştir. Esasen kanunun amacı dikkate alındığında, "borçlunun alacaklıları zarara uğratma amacıyla hareket ettiği" hallerde konkordatonun başarıya ulaşması söz konusu olamaz. Bu sebeple anılan (c) bendindeki ilave,kanuna değişiklik değil açıklık getirmek için yapılmış sayılmalı ve geçici 16.maddenin birinci fıkrasının aksi yöndeki lafzına rağmen aynı kural 7155 sayılı kanunun yürürlüğe girmesinden önce talep edilen konkordatolarda da uygulanmalıdır. (Prof.Dr.Selçuk Öztek, Prof.Dr.Ali Cem Budak, Doç.Dr.Müjgan Tunç Yücel, Doç.Dr.Serdar Kale, Doç.Dr.Bilgehan Yeşilova, Yeni Konkordato Hukuku, 2. Baskı, Ankara, 2019, sayfa 317) Bir başka deyişle alacaklıları zarara uğratma amacıyla hareket edenin, konkordato kurumunun amaçladığı hedeflere ulaşabilmesi mantık kuralları çerçevesinde zaten beklenmemelidir. Ne var ki kanun koyucunun bu hususları açıkça düzenlemiş olması, konkordato talep edenlerin iyiniyetli olmasının ve alacaklıları zarara uğratma amacı bulunmamasının önemini ortaya koymak açısından fevkalade önem arzetmektedir.Diğer yandan İİK 305. maddede belirtilen tasdik şartları gerçekleşmemesi nedeniyle konkordato talebinin reddine karar verilmesi durumunda İİK 308. maddesinde düzenlenen iflas şartının değerlendirilmesi gerekir. Konkordatonun tasdik edilmemesi ve borçlunun iflası başlıklı 308. maddesi " Konkordato tasdik edilmezse mahkeme konkordato talebinin reddine karar verir ve bu karar 288. madde uyarınca ilan edilerek ilgili yerlere bildirilir. Borçlunun iflasa tabi şahıslardan olması ve doğrudan doğruya iflas sebeplerinden birinin bulunması halinde mahkeme, borçlunun iflasına karar verilir." şeklinde düzenlenmiştir. Doğrudan doğruya iflas sebepleri ise İİK 177 ila 179. maddelerde ( İİK m. 179 atfıyla TTK 377 m.) düzenlenmiştir. İİK 179. maddesine göre," Sermaye şirketleri ile kooperatiflerin, aktiflerin muhtemel satış fiyatları üzerinden düzenlenen ara bilançoya göre borca batık olduğu idare ve temsil ile vazifelendirilmiş kimseler veya şirket ya da kooperatif tasfiye hâlinde ise tasfiye memurları veya bir alacaklı tarafından beyan ve mahkemece tespit edilirse, önceden takibe hacet kalmaksızın bunların iflâsına karar verilir. Türk Ticaret Kanununun 377 nci ve 634 üncü maddeleri ile 24/4/1969 tarihli ve 1163 sayılı Kooperatifler Kanununun 63 üncü maddesi hükmü saklıdır." Borca batıklığın tespiti için TTK'nın 324. maddesi uyarınca son durumu itibariyle rayiç değerler üzerinden borca batık olup olmadığının tereddüte yer bırakmayacak şekilde bir borca batıklık bilançosu hazırlanmalıdır. TTK'nın 324. maddesine göre borca batıklık bilançonda aktiflerin rayiç değerden bilançoya geçirilerek borca batıklık bilançonun çıkarılması gerekir. Böyle bir talep üzerine mahkemece, bu şirketin öncelikle borca batık durumda olup olmadığı rayiç değerlere göre tespit edilmelidir. Somut olayda; talep eden borçlu şirketler hakkında; projelerin tasdiki ile konkordatoya tabi borçlarının 30/09/2025 tarihinden başlamak üzere, yıllık % 25 faiz ilavesi ile toplam 24 ayda tamamlanmak üzere 3’er ayda bir eşit taksitler halinde ödenmesine karar verilmesine rağmen .... A.Ş. yönünden 30/04/2026'dan itibaren ödeme yapılmasını kabul eden 45 alacaklı dışında konkordatonun feshini talep edenler de dahil olmak üzere büyük çoğunluğu oluşuran 207 alacaklıya, ... Şirketi yönünden 30/04/2026'dan itibaren ödeme yapılmasını kabul eden 53 alacaklı dışında konkordatonun feshini talep edenler de dahil olmak üzere büyük çoğunluğu oluşuran 197 alacaklıya 30/12/2025 tarihinde herhangi bir ödeme yapıldığına dair dosyaya sunulmuş bilgi ve belge bulunmamaktadır. Davacılar vekili her ne kadar konkordato talebi kapsamında sunulan 07/07/2025 tarihli revize ön projelerde, ilk taksit ödemesi 31.12.2025 tarihinde başlamak üzere, üç ayda bir eşit taksitler halinde, toplam 13 taksit olmak üzere ve toplam 36 ayda, ana para + %25 ek ödeme ile birlikte olmak üzere ödenmesi teklif edildiğini, 07.07.2025 tarihli revize konkordato ön projesinde yer alan teklif üzerinden alacaklıların onayına sunulduğunu, alacaklılar tarafından yeterli çoğunlukla kabul edilen proje kapsamında konkordatonun kabul edilmemesi hukuka aykırı olduğunu ileri sürmüş ise de borçlu şirketlerin revize proje kapsamında dahi teklif edilen tarihte yani 30/12/2025 tarihinde ödeme yapmadıkları, azınlığı oluşturan bir kısım alacaklı dışında 30/04/2026'dan itibaren ödeme yapılmasını kabul eden alacaklı bulunmadığı anlaşılmıştır.Bu durumda öncelikle borçlu şirketlerin alacaklıları zarara uğratmak amacıyla hareket edip etmediği araştırılarak İİK 292/c maddesinin uygulama imkanı bulunup bulunmadığı, aksi durumda teklif edilen revize projeye göre bile ilk taksiti dahi ödeyemeyen borçlu şirketlerin sunmuş olduğu teklifin kaynakları ile orantılı olmadığı, İİK 305 maddesi uyarınca tasdik şartlarının oluşmadığı anlaşılmakla İİK 308 maddesi uyarınca güncel rayiç değerler üzerinden borca batık durumda olup olmadığı tespit edilerek karar verilmelidir.Ancak borca batıklık hesabında dikkat edilmesi gereken diğer bir husus Yargıtay içtihatlarında sabit olduğu üzere grup şirketler arasındaki kefalet ilişkisinin borca batıklığın tespiti açısından önem arz etmektedir. Özellikle bir borca ilişkin kefaletin birden fazla şirketin pasif hesabında gösterilmesi nedeniyle bir borçtan dolayı grup şirketlerin tamamı kayden borca batık hale gelebilmektedir. Bu durumda, grup şirketlerde borcun asıl borçlu şirket pasifinde gösterilmesi, ayrıca borca kefil olan grup şirketin pasifinde kefil olunan bu borca yer verilmeden borca batıklığın hesaplanması gerekmektedir. Bu durum Yargıtay 23. Hukuk Dairesi 2016/8295 E. - 2019/1898 K. ve 09.05.2019 tarihli kararında; "Davacı şirketlerin grup şirketleri olması durumunda, grup şirketler açısından kefalet ilişkisi borca batıklığın tespiti açısından kötüye kullanabilmekte ve bir borca ilişkin kefaletin birden fazla şirketin pasif hesabında gösterilmesi nedeniyle bir borçtan dolayı grup şirketlerin tamamı kayden borca batık hale gelmektedir. Bu durumda, grup şirketlerde borcun asıl borçlu şirket pasifinde gösterilmesi ayrıca borca kefil olan grup şirketin pasifinde kefil olunan bu borca yer verilmeden borca batıklığın hesaplanması gerekmektedir." şeklinde ifade edilmiştir. Ancak gruba dahil şirketlerin hepsinin mal varlığı tek bir mal varlığı gibi mütalaa edilerek borca batıklık hesabı yapılması mümkün değildir. Bu nedenle borçlu şirketlerin güncel durumu itibariyle, grup şirketlerine olan kefaletler dahil edilmeksizin, borca batık olup olmadığının tereddüte yer bırakmayacak şekilde belirlenmesi gerekmektedir.Açıklanan nedenlerle, müdahil alacaklılardan ... Bankası, ... Bank, ...., ... Bankası, ...., ..., ..., ... Bankası ve ... vekillerinin istinaf başvurularının, istinaf hakkı bulunmadığından HMK'nın 3 352/(1)-ç maddesi uyarınca usulden reddine, davacı .... A.Ş. 'nin istinaf başvurusunun esastan reddine, ... Şirketi vekilinin istinaf başvurusunun borca batıklık yönünden kısmen kabulü ile diğer alacaklılar ... Bankası, ... Bankası ile ... A.Ş. vekillerinin istinaf başvurusunun kabulü ile kararın açıklanan gerekçeler doğrultusunda kaldırılmasına ve davanın yeniden görülmesi için 6100 sayılı HMK'nın 353-(1).a.6 maddesi gereğince dosyanın mahkemesine iadesine karar verilmiş, aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir. H Ü K Ü M:Gerekçesi yukarıda izah edildiği üzere; 1-Müdahil alacaklılardan ... Bankası, ... Bank, ...., ... Bankası, ...., ..., ..., ... Bankası ve ... vekillerinin istinaf başvurularının, istinaf hakkı bulunmadığından HMK'nın 3 352/(1)-ç maddesi uyarınca USULDEN REDDİNE, 2-Davacı .... A.Ş.'nin istinaf başvurusunun ESASTAN REDDİNE, 3-Davacı ... Şirketi vekilinin istinaf başvurusunun borca batıklık yönünden KISMEN KABULÜ İLE, diğer alacaklılar ... Bankası, ... Bankası ile ... A.Ş. vekillerinin istinaf başvurusunun KABULÜ ile, BAKIRKÖY 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ'nin 03/09/2025 tarihli ve 2024/391 Esas 2025/788 Karar sayılı kararının 6100 sayılı HMK'nun 353/1.a.6 maddesi uyarınca KALDIRILMASINA, 4-Dosyanın, Dairemiz kararına uygun şekilde yargılama yapılarak yeniden bir karar verilmek üzere mahal mahkemesine İADESİNE, 5-Müdahil alacaklı ... harçtan muaf olduğundan harç alınmasına yer olmadığına, 6-Harçlar Kanunu gereğince davacılar ile bir kısım müdahil alacaklılar tarafından yatırılan istinaf başvuru harçlarının hazineye gelir kaydına, 7-Davacı .... A.Ş.'den alınması gerekli olan 732,00 TL istinaf karar harcından, yatırılan 615,40 TL harcın mahsubu ile bakiye kalan 116,60 TL harcının davacıdan tahsili ile hazineye irat kaydına, 8-Bir kısım alacaklılar tarafından yatırılan karar harcının istemi halinde bu alacaklılara iadesine, 9-Alacaklılar ... Şirketi, ... Bankası, ... Bankası ile ... A.Ş. yapmış olduğu istinaf yargılama giderlerinin ilk derece mahkemesince yeniden verilecek kararda dikkate alınmasına, 10-Diğer müdahil alacaklıların yapmış olduğu yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına, 11-İstinaf yargılaması sırasında duruşma açılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, 12-Kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğine,Dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 362/1.g bendi gereğince kesin olmak üzere oy birliği ile karar verildi.25/02/2026