İSTİNAF KARAR TARİHİ: 10/12/2025 İSTİNAF KARAR YAZIM TARİHİ: 10/12/2025 Kayseri 2. Asliye Ticaret Mahkemesi 'nin 2023/41 Esas 2024/443 Karar sayılı ilamına karşı , davalı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine dosya dairemize gelmekle dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda ; TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkilinin ... A.Ş Sermaye Piyasası kurulunun gözetim ve denetimi altında faaliyet gösteren bir…
T.C. KAYSERİ BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 6. HUKUK DAİRESİ ESAS NO: 2025/2120 KARAR N: 2025/2370 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: KAYSERİ 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ: 08/05/2024 NUMARASI: 2023/41Esas - 2024/443Karar DAVANIN KONUSU: İtirazın İptali (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan) İSTİNAF KARAR TARİHİ: 10/12/2025 İSTİNAF KARAR YAZIM TARİHİ: 10/12/2025 Kayseri 2. Asliye Ticaret Mahkemesi 'nin 2023/41 Esas 2024/443 Karar sayılı ilamına karşı , davalı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine dosya dairemize gelmekle dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda ; TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkilinin ... A.Ş Sermaye Piyasası kurulunun gözetim ve denetimi altında faaliyet gösteren bir aracı kurum olduğunu, davalı ... ise müvekkili şirketi ise arasında imzalanan 26/04/2016 tarihli Kaldıraçlı Alım Satım İşlemleri Çerçeve Sözleşmesi kapsamında müvekkili şirketin müşterisi olduğunu, müvekkilinin yasal yükümlülüğü gereği vergi sorumlusu sıfatı ile vergi yükümlüsü olan müşterilerinin hesabında gerçekleştirdiği işlemelerden kaynaklı stopaj vergisini ... Vergi Dairesine ödendiğini, müşterinin hesabında oluşan vergi borcunu vergi dairesine ödeyen müvekkili şirketin ilgili tutarı davalıdan talep etmesine rağmen davalı bu tutarı müvekkili şirkete ödemediğini, sonrasında davalı müvekkili şirkete Kayseri 8. Noterliğince göndermiş olduğu ... tarihli ... yevmiye nolu ihtarname ile söz konusu vergi borcunu kabul etmediğini vergi borcundan sorumluluğunun olmadığını, tüm sorumluğunu şirketlerine ait olduğunu iddia ettiğini ve her ne kadar müvekkili şirketçe zarar ettiği bildirilmişse de 20/12/2021 tarihinde ... müşteri numarası ile yapılan sorgulama neticesinde ulaşılan kar zarar özet bilgisinde elde edilen net karın 1.202.822,28 TL olarak görüldüğünü, müvekkili şirketçe gönderilen Beşiktaş 26. Noterliğince düzenlenen ... tarihli ... yevmiye nolu cevabi ihtarnamede ise ...'nın ihtaren ödenmesini talep ettiği karın kur farkının dikkate alınması nedeniyle vergi matrahında ortaya çıkan bir kar olduğu ve müvekkili şirketi nezdinde ki hesapta fiili herhangi bir kadar söz edilemeyeceği detaylı bir biçimde davalıya açıklandığını, davalının söz konusu borcunu müvekkili şirkete ödemekten imtina etmesi üzerine müvekkili şirketin toplam 120.747,91 TL tutarındaki alacağı için 24/02/2022 tarihinde İstanbul 18. İcra Müdürlüğünün ... esas sayılı icra dosyası üzerinden takibe geçildiğini, davalı 03/03/2022 tarihli dilekçesi ile yetkiye borca ve ferilerine itiraz etmiş ve ilgili müdürlükçe takibin durdurulmasına karar verildiğini, müvekkilinin muaccel alacağını tahsil imkanının yargılama sonunda ortadan kalkmasının önlenmesi için teminat aranmaksızın davalının menkul ve gayrimenkul malları ile üçüncü kişilerdeki hak ve alacaklarının alacaklarını karşılayacak miktarına ihtiyaten haczini, davalının Kayseri Genel İcra Müdürlüğünün ... esas sayılı icra dosyasından gönderilen ödeme emrine yaptığı itirazın iptalini ve takibin takip tarihinden itibaren işleyecek bankalar arası para piyasasında oluşan bir gecelik ağırlıklı ortalama faiz oranının 2 katı oranında yıllık faizi ile devamını, davalı tarafın davaya esas değerin %20 sinden aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatı ödemeye mahkum edilmesini, yargılama giderlerinin ve avukatlık ücretinin davalı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Davacı tarafından müvekkili aleyhine İstanbul 18. İcra Müdürlüğünün ... esas sayılı dosyası üzerinden takip başlatıldığını, ilgili takibe karşı müvekkilinin 03/03/2022 tarihli dilekçesi ile borca ve yetkiye itiraz ettiğini, akabinde davacı tarafından Kayseri Genel İcra Dairesinin ... esas sayılı dosyası kapsamında ilamsız icra takibi başlatıldığını, mesnetsiz olarak yapılan bu takibe karşı müvekkili tarafından 18/03/2022 tarihli dilekçe ve itiraz edildiğini, davacı tarafından itirazın iptali amacıyla işbu dava açıldığını, mesnetsiz olarak müvekkili aleyhine başlatılan icra takibine yapılan itirazın iptali amacıyla açılan bu davanın reddine gerektiğini, müvekkili ile davacı şirket arasına Kaldıraçlı Alım Satım İşlemleri Çerçeve Sözleşmesi imzalandığını, müvekkili bu anlaşmaya istinaden ilgili şirket üzerinden yatırım işlemleri yaptığını, davacı şirket müvekkiline yapmış olduğu işlemler dolayısıyla zarar ettiğini bildirdiğini, 120.282,23 TL vergi borcunun karşılanmasını istediğini, müvekkili tarafından şirkete karşı bir ihtarname gönderilmesi ve bu ihtarnamede her ne kadar şirket tarafından müvekkiline zarar ettiği bildirilmişse de 20/12/2021 tarihinde... müşteri numarası ile yapılan sorgulama neticesinde ulaşılan kar zarar özet bilgisi de elde edilen net karın 1.202.822,28 TL olduğunun görüldüğü, şirketin bildirdiği gibi ortada bir zarar olmadığı aksine kar olduğu, ilgili kar üzerinden ödenmesi gereken vergi olması halinde müvekkili tarafından karşılanacağı ilgili karın müvekkiline verilmesi talep edildiğin, müvekkili kar etmesine rağmen davacı tarafından zarar ettiği beyan edilerek ilgili kar payı ödenmediğini, zarar edilen bir işlemden gelir vergisi kanunu kapsamında vergi alınmasının mümkün olmadığını, kur farkı nedeniyle oluşacak bir zarar durumunun gelir kabul edilerek stopaja tabi tutulması açıkça vergi hatası olacağını, ilgili yasal düzenlenme ile hesaplanarak kesilen verginin ödenmesi gereken vergiden fazla olması halinde fazla kesilen verginin müşterinin hesabına aktarılacağı ifade edildiğini, davacı şirket tarafından müvekkilinin zarar etiği beyan edilmesine rağmen herhangi bir fazlaya ilişkin vergi iadesi yapılmadığını, haksız ve kötü niyetli olarak açılan işbu davanın reddini, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı taraf üzerine bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: İlk derece mahkemesi tarafından yapılan yargılama sonucunda;" Mahkemece yapılan yargılama sonucunda, her ne kadar davalı tarafça davanın reddine karar verilmesi talep edilmiş ise de, delillerin toplanmasından sonra davacının takip konusu alacak nedeni ile alacaklı olup olmadığı, ödenen stopaj- gelir vergisinden davalının sorumlu olup olmadığının tespiti için bilirkişi heyetinden 09/01/2024 tarihli rapor alınmış ve raporda, davacının ödemiş olduğu vergi sebebi ile davalıdan talepte bulunabileceğinin belirtildiği görülmüş olmakla, denetime açık bilirkişi raporuna itibar edilmiş ..." gerekçesiyle DAVANIN KABULÜ İLE, Kayseri Genel İcra Dairesi’nin ... sayılı dosyasına davalı tarafça yapılmış olan itirazın iptali ile takibin 120.747,91 TL asıl alacak üzerinden devamına, 2-Kabul edilen alacak bedeli olan 120.747,91 TL'nin %20 si oranında icra inkar tazminatının İİK madde 67 gereğince davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, karar verilmiştir. İşbu kararı davalı vekili süresinde istinaf etmiştir. İSTİNAF SEBEPLERİ : Davalı vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle;Davacı ... A.Ş. tarafından müvekkil aleyhine İstanbul 18. İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı dosyası üzerinden takip başlatıldığını, ilgili takibe karşı müvekkil 03.03.2022 tarihli dilekçe ile borca ve yetkiye itiraz ettiğini, akabinde davacı tarafından Kayseri Genel İcra Dairesinin ... Esas sayılı dosyası kapsamında ilamsız icra takibi başlatıldığını, mesnetsiz olarak yapılan bu takibe karşı müvekkil tarafından 18.03.2022 tarihli dilekçe ile itiraz edildiğini, davacı tarafından itirazın iptali amacıyla işbu dava açıldığını, mahkemece davanın kabulüne karar verildiğini, verilen karar hukuka aykırı olup kaldırılması gerektiğini, müvekkil ile davacı şirket arasında "Kaldıraçlı Alım Satım İşlemleri Çerçeve Sözleşmesi" imzalandığını, müvekkil bu anlaşmaya istinaden ilgili şirket üzerinden yatırım işlemleri yaptığını, davacı şirket müvekkile yaptığı işlemler dolayısıyla zarar ettiğini bildirdiğini ve 120.282,23 TL vergi borcunun karşılanmasını istediğini, müvekkil tarafından şirkete karşı bir ihtarname gönderildiğini ve bu ihtarnamede; her ne kadar şirket tarafından müvekkile zarar ettiği bildirilmişse de, 20/12/2021 tarihinde... müşteri numarası ile yapılan sorgulama neticesinde ulaşılan kar zarar özet bilgisinde elde edilen net karın 1.202.822,28 TL olduğunun görüldüğü, şirketin bildirdiği gibi ortada bir zarar olmadığı aksine kar olduğu, ilgili kar üzerinden ödenmesi gereken vergi olması halinde müvekkil tarafından karşılanacağı, ilgili karın müvekkile verilmesi talep edildiğini, davacı şirket, ihtara vermiş olduğu cevapta ortada bir kar olmadığını aksine zarar olduğunu, görünen bu karın kur farkının dikkate alınması nedeniyle vergi matrahında ortaya çıkan kar olup fiili bir karın olmadığını ifade ettiğini, davanın mahiyetinin anlaşılması için ...ve kaldıraçlı alım satım işlemlerinin tanımlanması gerektiğini, ..., bir ülkenin para birimi karşılığında başka bir ülke parasının alımı ya da satımı olarak tanımlanabildiğini, döviz satım alım işlemleri ticari veya yatırım amacıyla yıllardır uluslararası piyasalarda gerçekleştirildiğini, ...işlemi son yıllarda yatırım amacıyla büyük rağbet gördüğünü, bu işlemlerde yatırımcılara, yatırdıkları teminatın belirli bir katına kadar işlem yapma olanağı verildiğini, bu oranda kaldıraç olarak adlandırıldığını, taraflar arasında da kaldıraç oranlarının saptandığı "Kaldıraçlı Alım Satım Sözleşmeleri" imzalandığını, son düzenlemelerle birlikte ilgili işlemlerden kaynaklanan karlarda gelir vergisi kapsamına alındığını, zarar edilen bir işlemden gelir vergisi kanunu kapsamında vergi alınması mümkün olmadığını, kur farkı nedeniyle oluşacak bir zarar durumunun gelir kabul edilmesi mümkün olmadığını, davacı tarafça, müvekkil adına vergi ödendiğini gösterir herhangi bir kayıt sunulmadığını, ödenmeyen tutarın tarafından tahsili talep edildiğini, dosya kapsamında davacı şirket tarafından müvekkil adına vergi dairesine ödeme yapıldığı ileri sürülmüşse de, bu hususu doğrulayan herhangi bir resmî belge veya vergi dairesi kayıtları dosyaya sunulmadığını, dolayısıyla, öncelikle iddianın ispatı bulunmadığını, bilirkişi raporunda da verginin ödendiği kanaati belirtilmiş ise de bu kanaatin nasıl oluştuğu belli olmadığını, ödemeye ilişkin herhangi bir kayıt dosyada mevcut olmadığını, davacı vergi sorumlusu olarak ortada vergi hatası olmasına rağmen ilgili yerlere başvururak düzeltme talep etmediğini, mahkemece bu husus araştırılmadığını, gelir olmayan bir işlemden gelir vergisi doğmuş olması hukuka aykırı olup, davacı tarafça sorumluluk yerine getirilmemiş, düzeltme için gerekli işlemler yapılmadığını, davacının bu kusuru nedeniyle de müvekkil zarara uğramış durumda olduğunu, düzeltme için başvuru yapıldığını ve dava açılmış ise de mahkemece bu durum araştırılmadan karar verildiğini, stopajın usulüne uygun olarak her işlem sonrası tahsil edilmesi gerekirken, kısa süreli işlemler üzerinden toplu vergi yükü çıkarılması ve yıllık bazda fiili gelir olmamasına rağmen vergi talep edilmesi hukuka aykırı olduğunu, stopaj ödemelerinin niteliği itibariyle, ilgili kesintilerin her bir alım-satım işlemi sonrasında ve yerinde tahsil edilmesi esas olduğunu, nitekim müvekkilin daha önceki tüm işlemlerinde bu uygulama aynen gerçekleştirildiğini, vergisel yükümlülükler doğdukça anında yerine getirildiğini, ancak somut olayda, önceki uygulamadan farklı olarak, davacı şirket tarafından belirli bir işlem periyodu beklenmiş ve yaklaşık bir haftalık süre içerisindeki birkaç işlem bir arada değerlendirilerek müvekkil adına toplu bir vergi yükü doğmuş gibi gösterildiğini, bu uygulama hem teamüle aykırı, hem de mevzuatın öngördüğü tahsilat yöntemine aykırı olduğunu, somut döneme ilişkin TL bazında görünen dalgalanma, müvekkilin yıl genelinde fiili bir gelir elde ettiği anlamına gelmediğini, yıl sonu itibarıyla yapılan değerlendirmede, müvekkilin yaklaşık 25-30.000 USD tutarında zararı bulunduğu, Türk Lirası bazında da hesabın neredeyse sıfırlandığının açık olduğunu, bu durum, müvekkilin o dönem itibarıyla hiçbir şekilde gelir elde etmediğini, bilakis zararda olduğunu kanıtladığını, vergi, ancak fiilen elde edilen kazanç üzerinden alınabildiğini, bu nedenle ortada gerçek bir kazanç yokken müvekkile yansıtılan vergi yükü, hukuken dayanaksız ve açıkça vergi hatası niteliğinde olduğunu, müvekkil eğer bir kar etmiş ise bu kar davacı şirket tarafından müvekkile ödenmediğinden gelir vergisi doğması mümkün olmadığını, şayet zarar etmiş ise yine gelir elde edilmiş olmadığından gelir vergisi doğması yine mümkün olmadığını, doğmamış bir vergiyi ödemiş olan davacının müvekkilden ödediğini iddia ettiği vergiyi talep hakkı bulunmadığını, davacı tarafça verginin ödendiğine dair herhangi bir kayıt da sunulmadığını, ödenmeyen bedelin taraflarından talep edilmesi de mümkün olmadığını, dolayısı ile verilen kararın kaldırılarak davanın reddine karar verilmesi talebi bulunduğunu, gelir bulunmamasına rağmen gelir vergisi doğmuş olduğundan, davacı tarafça bu verginin ödendiğine dair herhangi bir kayıt bulunmadığından, gelir olmamasına rağmen hukuka aykırı olarak doğmuş olan gelir vergisine karşı gerekli itirazlar davacı tarafça yapılmamış olduğundan, icra takibinde işletilen faiz oranı fahiş yüksek olduğundan, verilen karar hukuka aykırı olduğundan Kayseri 2. Asliye Ticaret Mahkemesi 2023/41 Esas ve 2024/443 Karar sayılı kararının kaldırılmasına, haksız ve kötü niyetli olarak açılan işbu davanın reddine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı taraf üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir. Davacı vekili istinaf dilekçesine karşı sunduğu cevap dilekçesinde özetle ; Davalı'nın Fiilen Elde Ettiği Bir Kar Olmamasına Karşın İşlemleri Neticesinde Vergi Doğmasının Sebebi Gelir Vergisi Kanunu'na Eklenen Madde Sebebiyle Verginin Hesaplanmasına İlişkin Olarak Tevkifat Matrahının Tespitinde Alış ve Satış Bedelinin İşlem Tarihindeki Türk Lirası Karşılıklarının Başka Bir Deyişle Kur Farkının Dikkate Alınması gerektiğini, bu Durum da Tıpkı Davalı'nın İşlemlerinde Olduğu Gibi Fiilen Kâr Elde Etmeyen Müşterilerin de Şayet Kur Farkı Nedeniyle Elde Ettikleri Bir Kar Var ise Stopaj Vergisi Ödemesine Yol Açtığını, bu Husus Davalı'ya Tüm Detaylarıyla Defaatle Açıklanmış Olmasına Rağmen Davalı Halen Kötü Niyetli Bir Biçimde Vergi Mevzuatına Dayalı Açıklamalar Yaparak Müvekkil Şirket'e Olan Borcunu Ödemekten İmtina Ettiğini, söz konusu düzenleme sonrasında ilgili hükmün uygulanmasına yönelik aracı kurumlar nezdinde tereddütler hasıl olduğundan Türkiye Sermaye Piyasaları Birliği (TSPB) tarafından T.C. Hazine ve Maliye Bakanlığı Gelir İdaresi Başkanlığı'ndan tereddütlerin giderilmesi ve uygulamaya yön verilmesi için ...tarihinde açıklama talebinde bulunulduğunu ve bu talebe istinaden Gelir İdaresi Başkanlığı ... tarih ve ... sayılı yazısı ile tereddüt oluşturan hususlara ilişkin açıklama yaptığını, söz konusu cevabi yazı TSPB tarafından 29.01.2021 tarih, No: 841 sayılı ve 'Kaldıraçlı Alım Satım İşlemlerinden Elde Edilen Gelirlerinin G.V.K. Geçici 67. Maddesi Kapsamında Vergilendirilmesi Hk.' Konulu "GENEL MEKTUP" ile aracı kurumlara gönderildiğini, buna göre söz konusu yazıda yatırımcıların kaldıraçlı alım satım işlemlerinden elde edecekleri gelirlerin vergiye tabi olduğu açıkça belirtildiğini, müvekkil şirket, vergi idaresinin belirlemiş olduğu işbu usul ve esaslar kapsamında kur farkı gelirlerini de dahil etmek suretiyle vergi matrahını hesaplamış, vergi matrahı üzerinden hesaplanan vergiyi de vergi sorumlusu olarak, Davalı adına, ... Vergi Dairesi'ne ödediğini, davalı'nın müvekkil şirket nezdindeki hesabında ilgili vergi tutarını ödeyecek nakdin bulunmaması nedeniyle Müvekkil Şirket söz konusu tutarı kendi mal varlığından karşıladığını, davalı'nın itiraz ettiği tutar, Müvekkil Şirket'in vergi sorumlusu sıfatıyla Davalı adına ancak kendi malvarlığından ilgili vergi idaresine ödediği tutar olduğunu, işbu dosya kapsamında alınan Bilirkişi Raporu ile de bu husus açıkça tespit edilmiş olup Davalı'nın aksi yöndeki iddialarının kabul edilmemesi, istinaf başvurusunun reddi gerektiğini, bu noktada tekrar hatırlatmak gerekir ki, şayet Davalı'nın işbu vergi düzenlemesine ilişkin bir itirazı var ise İdare ve Vergi Mahkemeleri nezdinde dava açma hakkı her zaman bulunduğunu, ilgili vergi düzenlemesini yasa koyucu olmayan Müvekkil Şirket'in getirmediği ve ancak söz konusu yasaya uyması dolayısı ile vergi sorumlusu olarak Davalı'nın vergi borcunu vergi dairesine ödemekle yükümlü olduğu izahtan vareste olduğunu, davalı İstinaf Dilekçesinde Gerçeğe Aykırı Bir Biçimde ... Adına Ödeme Yapıldığını Gösterir Herhangi Bir Kaydın Dosyada Yer Almadığını İddia Ettiğini, oysaki Dava Dosyası Üzerinden Gerçekleştirilecek Yüzeysel Bir İnceleme ile Dahi Tarafımızca Dava Dilekçesinde ve Sonraki Dilekçelerde Ödemeleri Gösterir Evrakların Tamamının Sunulduğu, Üstelik İlk Derece Mahkemesi Tarafından Bunlarla da Yetinilmeyip ... Vergi Dairesi'nden Ödemeleri Gösterir Kayıtların Talep Edildiği ve ... Vergi Dairesi Tarafından Ödemeleri Gösterir Kayıtların Sunulduğu Görüleceğini, dolayısıyla Dosyada Hem Tarafca Sunulan Deliller Hem De ...Vergi Dairesi Tarafından Sunulan Kayıtlar ile ... Adına Müvekkilimiz Şirket Tarafından 120.747,91-TL Tutarında Ödemenin Gerçekleştirildiği İspatlandığını, davalı'nın Bu Denli Açık Bir Hususta Dahi Mahkemenizi Yanıltmaya Yönelik İşbu Kötü Niyetli Beyanlarının Kabul Edilmesi Mümkün olmadığını, davalı Müvekkil Şirket'in Bu Yönde Bir Zorunluluğu / Yükümlülüğü Bulunmamasına Karşın Neden Kendisi Adına Söz Konusu Düzenlemelere İtiraz Edilmediğini Sorguladığını, müvekkil Şirket'in İşbu Getirilen Düzenlemelere İlişkin İtiraz Yükümlülüğü Bulunmadığı Gibi Şayet Bir Vergi Hatası Var ise de Bunun Bizzat Davalı Tarafından ve İdare/ Vergi Mahkemeleri Nezdinde Açılması Gerektiğini, işbu Dava, Davalı'nın Gerçekleştirdiği İşlemleri Nedeniyle Yükümlüsü Olduğu, Mevzuat Uyarınca da Müvekkil Şirket Tarafından Ödenen Vergi Tutarının Müvekkil Şirket'e İadesinden İbaret Olup Davalı'nın Mahkemenizi Yanıltmaya Yönelik Söz Konusu Beyanlarına İtiraz Ettiğini, davalının Tam Olarak Hangi İşlemlerin Hesaplanmasına İtiraz Ettiği Anlaşılamamakla Birlikte Mevzuat İncelendiğinde Görüleceği Üzere İŞlem Bazında Verginin Hesaplanmasında ve Tevkif Edilmesinde herhangi Bir Hukuka Aykırılık Mevcut Değildir. Kaldı ki Davalıya yapılan Vergi İadeleri ile de Her Halükarda Davalının Fazla Vergi Ödemesinin Önüne Geçildiğini ,davalı'nın mahkemeyi yanıltmaya yönelik işbu istinaf sebeplerinin de kabulü mümkün olmayıp istinaf başvurusunun reddi gerektiğini, davalı 24.09.2025 tarihli istinaf dilekçesinde bir diğer istinaf sebebi olarak işlemlerinin vergilendirilme dönemlerinde hata olduğuna ilişkin iddialarda bulunduğunu, müvekkil Şirket söz konusu vergi tutarının hesaplanması, ödenmesi süreci başta olmak üzere tüm bu süreçte ilgili mevzuat ve diğer aracı kurum uygulamaları ile uyumlu hareket ettiğini, müvekkil şirket'in vergi dairesine karşı muhatap olan tüzel kişi konumuyla "vergi sorumlusu", Davalı ...'nın ise hesabında gerçekleştirdiği işlemlerden kaynaklanan %10 stopaj vergisinin borçlusu, kanundaki ifadeyle "vergi yükümlüsü" olduğu açık olup bu hüküm uyarınca Müvekkil Şirket tarafından yapılan ödemeden bizahiti Davalı'nın kendisinin sorumlu olduğu söz konusu tutarı Müvekkil Şirket'e ödemek zorunda olduğu açık olduğunu, Kayseri 2. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 08.05.2024 tarih, 2023/41 E. ve 2024/443 K. sayılı gerekçeli kararında bu kapsamda davanın kabulüne karar verilmiş olup haklı ve hukuka uygun işbu kararın onanmasına, Davalı tarafın 24.09.2025 tarihli haksız ve hukuka aykırı istinaf başvurusunun reddine karar verilmesini talep ettiğini , davalı tarafın 24.09.2025 tarihli haksız ve hukuka aykırı istinaf başvurusunun reddine, Kayseri 2. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 08.05.2024 tarih, 2023/41 E. ve 2024/443 K. sayılı haklı ve hukuka uygun kararının onanmasına, yargılama giderleri ve avukatlık ücretinin davalı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir. HUKUKİ NİTELENDİRME, DELİLLERİN VE İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ: Dairemizce HMK'nın 355. maddesi uyarınca istinaf nedenleriyle ve resen kamu düzeniyle sınırlı olarak istinaf incelemesi yapılmıştır. Dava, aralarındaki Sermaye Piyasası Araçları Alım Satımına Aracılık İşlemleri Çerçeve Sözleşmesi (Çerçeve Sözleşme) ve Kaldıraçlı Alım-Satım İşlemlerine Aracılık Sözleşmesi kapsamında davalının yaptığı işlemlere ilişkin davacı kurum tarafından stopaj yoluyla ödenen gelir vergisinin davalıdan tahsili için girişilen takibe yapılan itirazın iptaline ilişkindir. İlk derece mahkemesi tarafından bir mali müşavir, bir vergi uzmanı ve bir şirketler hukuku uzmanı bilirkişiden alınan heyet raporunda verginin sorumluluğunun davalıya ait olduğu belirtilmiş olmakla itirazın iptali yönünde hüküm tesisi yerinde görülmüştür. Davacı tacir olup, davaya konu sözleşmede nazara alınarak 6102 sayılı TTK'nın 19/2. maddesi gereğince taraflardan biri için ticari iş niteliğinde olan sözleşmeler, kanunda aksine hüküm yoksa diğer taraf için de ticari iş sayılmaktadır. Ticari işlerde 3095 sayılı Yasa'nın 2/2. maddesine göre avans oranında faiz istenebilecektir. Bu sebeple takipten sonra işleyen faizin değişen oranlarda avans faizi olarak düzeltilmesi gerekmiştir.Fakat bu husus ayrıca yargılama yapılmasını gerektirmediğinden davalının istinaf isteminin bu nedenle kabulü ile kararın kaldırılarak, hükmün bu yönleriyle HMK.353/1-b.2 mad gereği düzeltilmesine karar verilmiştir. HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Kayseri 2. Asliye Ticaret Mahkemesi 'nin 2023/41 Esas 2024/443 sayılı kararına karşı, davalı vekilinin istinaf başvurusunun KABULÜNE, 2-HMK 353/1-b.2 md. gereğince, Kayseri 2. Asliye Ticaret Mahkemesi 'nin 2023/41 Esas 2024/443 sayılı kararının KALDIRILMASINA, Düzeltilerek yeniden karar verilmesine, buna göre; "1-DAVANIN KABULÜ İLE, Kayseri Genel İcra Dairesi’nin ... sayılı dosyasına davalı tarafça yapılmış olan itirazın iptali ile takibin 120.747,91 TL asıl alacak üzerinden devamına, takip tarihinden itibaren asıl alacağa değişen oranlarda avans faiz işletilmesine, 2-Kabul edilen alacak bedeli olan 120.747,91 TL'nin %20 si oranında icra inkar tazminatının İİK madde 67 gereğince davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, 3-Alınması gereken 8.248,29 TL karar ve ilam harcından dava açılırken davacıdan alınan 1.458,34-TL peşin harç ile icra dosyasına yatırılan 603,74-TL peşin harçtan mahsubuyla eksik kalan 6.186,21 TL karar ve ilam harcının davalıdan alınarak HAZİNEYE GELİR KAYDINA, 4-Davacı tarafından yatırılan 179,90 TL başvurma harcı, 1.458,34 TL peşin harç ile icra dosyasına yatırılan 603,74-TL peşin harcın davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 5-Davacı tarafından yargılama boyunca yapılan; 540,00-TL posta gideri, 161,00-TL tebligat gideri, 6.000,00-TL bilirkişi ücreti olmak üzere toplam 6.701,00-TL yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 6-Artan gider avansı olması halinde karar kesinleştiğinde ve talep halinde harcanmayan gider avansının davacıya iadesine, 7-Davacı taraf kendisini bir vekil ile temsil ettirdiğinden A.A.Ü.T. uyarınca davacı lehine takdir edilen 19.319,67-TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 8-6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu 18/A-13. maddesi uyarınca ve Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliği Tarife hükümleri uyarınca Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen 1.560,00-TL arabuluculuk ücretinin (yargılama gideri) davalıdan alınarak HAZİNE'YE GELİR KAYDINA," 4-İstinaf başvurusunda bulunan davalı tarafından yatırılan 615,40TL (maktu) istinaf karar harcı ve 1.446,70TL (nispi) istinaf karar harcının talebi halinde davalıya iadesine, 5-İstinaf başvurusunda bulunan davalı tarafından yapılan 55,00TL istinaf tebligat, 550,00TL posta giderinin ve istinaf kanun yoluna başvurma harcı 1.683,10 TLnin davacıdan alınarak davalıya verilmesine 6-HMK'nın 302/5.maddesi gereğince kesinleşme kaydı ve kesinleşme kaydı yapılan kararların yerine getirilmesi için gerekli bildirimlerin; harç tahsil işlemlerinin, HMK'nın 359/4 maddesi gereğince işbu kararın taraflara tebliği işlemlerinin yapılması ve varsa artan gider avansının ilgili tarafa iadesi işlemlerinin İlk Derece Mahkemesi tarafından yapılmasına, 7-İstinaf incelemesi duruşmalı olarak yapılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme ile HMK 362/1-a maddesi uyarınca KESİN olarak oy birliği ile karar verildi. 10/12/2025