TÜRK MİLLETİ ADINA KARAR İNCELENEN DOSYANIN MAHKEMESİ : ANKARA 5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 21/12/2022 NUMARASI : 2020/37 Esas 2022/770 Karar DAVA : Rücuen Tazminat DAVA TARİHİ : 17/01/2020 KARAR TARİHİ : 05/12/2025 GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 05/12/2025 Taraflar arasındaki tazminat istemine ilişkin davanın yargılaması sonunda ilamda yazılı gerekçeyle davanın kısmen kabulü yönelik olarak verilen hükme karşı taraf vekillerince süresinde istinaf kanun yoluna baş…
T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 21. HUKUK DAİRESİ 2023/980 Esas 2025/1536 Karar T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 21.HUKUK DAİRESİ ESAS NO : 2023/980 KARAR NO : 2025/1536 TÜRK MİLLETİ ADINA KARAR İNCELENEN DOSYANIN MAHKEMESİ : ANKARA 5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 21/12/2022 NUMARASI : 2020/37 Esas 2022/770 Karar DAVA : Rücuen Tazminat DAVA TARİHİ : 17/01/2020 KARAR TARİHİ : 05/12/2025 GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 05/12/2025 Taraflar arasındaki tazminat istemine ilişkin davanın yargılaması sonunda ilamda yazılı gerekçeyle davanın kısmen kabulü yönelik olarak verilen hükme karşı taraf vekillerince süresinde istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; 1990 yılında TEK'in TEAŞ ve ... olmak üzere iki ayrı anonim şirkete dönüştüğü, tüm dağıtım müesseselerinin ...'a devredildiğini, 25.11.1993 tarih ve 93/T-103 sayılı kararla ...'a bağlı, Konya merkezli ... Elektrik A.Ş'nin kurulduğunu, 02.04.2004 tarihli Özelleştirme Yüksek Kurulu kararı ile şirketin özelleştirme kapsamına alınarak 30.10.2009 tarihli hisse satış sözleşmesi ile ...'ın ... EDAŞ'deki %100 hissesinin ... Enerji Dağıtım Perakende Satış Hizmetleri A.Ş'ye satılmak suretiyle şirketin özelleştirildiğini, bu özelleştirme işleminin temelinin, ... ve ... arasındaki 24.07.2006 tarihli işletme hakkı devir sözleşmesine dayandığını, sözleşmede, sözleşme tarihinden önceki işlemlerden dolayı bütün mesuliyetin ...'a ait olduğunun kararlaştırıldığını. devirden önce, 29.12.2004 tarihinde meydana gelen iş kazası neticesi vefat eden ...'ün eşi tarafından ...'a karşı Konya 1. İş Mahkemesinin 2007/293 E sayılı dosyasıyla açılan dava neticesinde maddi ve manevi tazminata hükmedildiğini, davanın ...'a ihbar edildiğini, kararın Konya 2. İcra Müdürlüğünün 2016/5750 E sayılı dosyasıyla icraya konu edildiğini, icra dosyasına 04.07.2009 tarihinde 79.045,50-TL ödeme yaptıklarını, ayrıca mahkeme dosyasına 232,22-TL gider avansı ve 3360,87-TL harç ödendiğini, 2016-2019 yılları arasında temyiz, karar, tehiri icra ve onama harçları ödendiğini, toplam ödenen tutarın 82.638,59-TL olduğunu, ödenen miktarın davalıdan rücuen tahsili hususunda arabuluculuğa başvurdukları ancak anlaşma sağlanamadığını iddia ederek 82.638,59.TL'nin 04.07.2019 ödeme tarihinden itibaren işleyecek ticari faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; rücu davalarında zamanaşımının 2 yıl olduğunu, davaya konu alacağın zamanaşımına uğradığını, 4628 sayılı kanunla enerji sektöründeki özelleştirmelerin 4046 sayılı kanun hükümleri çerçevesinde Özelleştirme İdaresi Başkanlığı tarafından gerçekleştirileceği hükmünün getirildiğini, Yüksek Planlama Kurulunun 17.03.2004 tarih ve 2004/3 sayılı kararı ile kabul edilen Elektrik Enerjisi Reformu ve Özeleştirme Strateji belgesi çerçevesinde ...'ın 02.04.2004 tarih, 2004/22 sayılı özelleştirme yüksek kurulu kararı ile özelleştirme kapsam ve programına alındığını, davacının da dahil olduğu 20 şirketin 01.03.2005 tarihi itibariyle sermayenin tamamı davalıya ait olmakla birlikte davalıdan ayrı birer tüzel kişilik olarak faaliyet göstermeye başladıklarını, Danıştay 1. Dairesinin 05.03.2004 tarih, E.2004/17, K. 2004/24 sayılı kararı ile dağıtım bölgelerinin mülkiyetinin devri dışında, işletme hakkının devri suretiyle özelleştirmenin mümkün bulunduğunun belirtilmesi üzerine dağıtım bölgesi sınırları içindeki hizmetleri görmek üzere bu şirkete 49 yıl süre ile dağıtım lisansı ve işletme hakkı verilmesini, dağıtım tesisleri dışında kalan duran varlıkların devredilmesini, bu şirket hisselerinin satışı suretiyle özelleştirmenin mümkün olup olmadığı konusunda, Danıştay 1. Dairesinin 26.11.2004 tarih E:2004/444, K.2004/409 sayılı kararında bahsedilen modelin uygulandığını, modele uygun olarak 4628 sayılı yasanın 14/2 maddesine istinaden gerekli işlemler yapıldıktan sonra ... % 100 hisselerine sahip olduğu 20 elektrik dağıtım şirketi arasında işletme hakkı devir sözleşmesi imzaladığını, Özelleştirme Daire Başkanlığının 25.5.2006 tarih ve 5013 sayılı talimatı doğrultusunda 31.03.2006 tarihi baz alınarak taraflar arasındaki kısmi bölünme işlemleri gerçekleştirilip bilançonun yeniden yapılandırıldığını, yapılandırma neticesinde dağıtım şirketin aktifindeki bazı alacaklarla muhasebe kayıtlarındaki son ay faturası dışında kalan mülga TETAŞ ve TEİAŞ'yle ilişkili olanların tedaşa devredildiği kalanların dağıtım şirketinin bilançosuna bırakıldığını, şirketlere ait taşınmazların ...'a devredildiğini, işletme hakkı sözleşmelerinin 24.7.2006 tarihinde ... yetkililerince imzalandığını, Özelleştirme İdaresi Başkanlığının mali konulardaki talimatları doğrultusunda 30.09.2009 tarihinde ... EDAŞ tarafından düzenlenen ve beyan edilen devre esas mizan kayıtları esas alınarak devre esas bilanço düzenlemeleri yapılmak suretiyle geçmişe yönelik borç ve alacak işlemlerini kesinleştirildiğini, hisse devir sözleşmesi, ihale şartnamesi ve işletme hakkı devir sözleşmesi bir bütünlük arz ettiğinden üçünün birlikte yorumlanması gerektiğini, davacının davalıdan herhangi bir tatepte bulunamayacağını, diğer şirketlerce açıları rücu davalarının reddine karar verildiğini, taraflar arasında, takip edilen dosyalara ilişkin listeler hazırlanıp tespit tutanağı düzenlendiğini, tutanağın her iki şirket yönetim kurullarından geçerek kesinleştiğini, ihale aşamasında, ... EDAŞ'ın tüm dava ve icra dosyalarıyla ilgili bilgilere de yer verilerek katılımcıların bilgisine sunulduğunu, sözleşmenin 7. maddesinde, daha sonra açılacak davaların kim tarafından yürütüleceği ile ilgili olduğunun belirlendiğini, hisse devri öncesi tamamlanan dosyaların bu kapsamda değerlendirilemeyeceğini, dava edilen tutarın, ... EDAŞ'nin/100 hissesinin ...'a ait olduğu dönemde gerçekleştirilmiş olup devre esas bilanço kayıtlarında, şirket lehine alacak olarak yer aldığını, davacının, kuruluş tarihi olan 17.02.2005'ten önce, faaliyet bölgesindeki elektrik dağıtım faaliyetlerinin davalıdan ayrı bir tüzel kişiliği olan şirketlerce gerçekleştirilirken özelleştirme kapsamına alındığını, 25.2.2005 tarihli yönetim kurulu toplantısında, dağıtımı müesseselerinin tüzel kişiliği sona erdirilip müesseselerin il müdürlüklerine dönüştürülerek tüm hak ve borçlarıyla ... EDAŞ'ye bağlandığını, bu tarihten öncesine ait sorumluluğun davalıya değil, ayrı bir tüzel kişiliği bulunan elektrik dağıtım müesseselerine ait olduğunu, talep edilen alacağın, iş kazasından kaynaklı olduğu, 7. madde kapsamında değerlendirilemeyeceğini, maddede, üçüncü kişilerin hak iddialarının düzenlendiği,ni taşeron işçilerinin bu kapsamda olmadığını, 7. maddeye göre sorumluluğun, dava konusu olayda 3.kişinin zararının olup olmadığını ve olayın dağıtım faaliyetinin ... tarafından yürütüldüğü dönemde meydana gelip gelmemesine göre belirlenebileceğini, olayda, davacı şirket ya da yüklenici firma işçisinin alacağı söz konusu olduğundan, üçüncü kişinin zararından bahsedilemeyeceğini, kabul anlamına gelmemekle birlikte, ödeme tarihinden itibaren faiz istenemeyeceğini, davalıya bildirim yapılmadığından davaya ilişkin faizi ve icra dosyasına ilişkin giderlerin talep edilemeyeceğini, kabul anlamına gelmemekle birlikte, yalnızca mahkeme kararında belirtilen tutardan sorumlu olacaklarını beyanla davanın reddini istemiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI Mahkemece,davalının işletme hakkı devir sözleşmesinin 7.4. maddesi gereğince, davacı tarafından rücuya esas mahkeme ilamı uyarınca ödediği tüm tutardan sorumlu olduğu, taraflar arasındaki işletme hakkı devir sözleşmesinin 7.2 maddesine göre dağıtım tesislerinin mülkiyetine ilişkin olarak sözleşmenin imza tarihinden sonra ortaya çıkacak idari ve hukuki ihtilafların derhal ihbarı gerekli olup eldeki davanın dayanağı ihtilafın mülkiyetten kaynaklanmadığı gibi sözleşmenin imza tarihinden önceki bir olaya dayalı olup davanın zaten davalı aleyhine açıldığı, rücu hakkı başkasına ait bir borcu yerine getiren kişinin mal varlığında meydana gelen kaybı gidermeye yönelen tazminat niteliğinde bir talep hakkı olduğundan ve davacının mal varlığındaki eksilme ödeme tarihinde gerçekleştiğinden ödeme gününden itibaren avans faize hükmedilmesi gerektiği gerekçeleriyle davanın kısmen kabulü ile kısmen reddine, 80.974,70 TL rücuen alacağın 04/07/2019 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile davalıdan alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine, karar verilmiştir. İSTİNAF SEBEPLERİ Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; mahkeme tarafından esas alınan bilirkişi raporundaki hatalı hesaplama yapıldığını, rücu edilecek miktarda müvekkilin ödediği tüm dosya borcu üzerinden değerlendirilmesi gerektiğini, müvekkilinin borcun tamamını ödemek durumda kaldığı için alacaklının haklarına halef olacağından mahkeme tarafından da kabul edildiği üzere 24.07.2006 tarihli İHDS’nin 7. maddesinin 4.fıkrası gereğince davalının sorumluluğunun zaten ortada olup halefiyet kuralları gereğince davalı tarafın tüm borçtan sorumlu olduğunu bildirerek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir. Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; devre esas bilanço düzenlemesi ile her türlü borç ve alacak işlemleri kesinleştiğini, davanın kabulüne karar verilmesinin müvekkili tarafından mükerrer olarak ödeme yapılması sonucunu doğuracağını, bu hususta emsal kararlar bulunduğunu, dava konusu uyuşmazlık davacının yaptığı ödemenin müvekkili ile davacı arasında akdedilen 24.07.2006 tarihli İşletme Hakkı Devir Sözleşmesi gereğince müvekkilden istenip istenemeyeceğine ilişkin olduğunu, yapılan bilanço düzenlemelerinde şirketin devrine ilişkin bilanço düzenlemelerinde de borç ve alacak devir işlemlerinin tekrarlandığını, İşletme hakkı devir sözleşmesi, ihale şartnamesi ve hisse devir sözleşmesinin birlikte değerlendirilmesi gerektiğini, devre esas bilanço düzenlemeleri yapılmak suretiyle geçmişe yönelik borç ve alacak işlemleri kesinleştirildiğinden geçmiş yıllara ilişkin olarak ...'tan herhangi bir talepte bulunamayacağını, rücu davasına konu mahkeme kararında bahsi geçen alacak türünün ...'a bırakılan alacaklardan olmadığını, dayanak davaya konu iş kazasında kazaya uğrayan işçi şirket yüklenicisinin işçisi olup, şirketle sözleşme ilişkisi olduğundan işçinin 3. kişi olarak kabul edilmesinin mümkün olmadığını, dolayısıyla bu davaya ilişkin olarak müvekkilinden talepte bulunulmasının işletme hakkı devir sözleşmesine aykırı olduğunu, kök davada müşterek ve müteselsil sorumluların bulunduğunu, mahkemece yapılan hesaplamanın hatalı olduğunu, anılan karara ilişkin olarak icra dosyasına ödenen bedel göz önünde bulundurulduğunda bu bağlamda bir an için davacının haklı olduğu düşünülse dahi müvekkilinin yalnızca mahkeme kararında belirtilen kusuru oranındaki tutardan sorumlu olduğunu, müvekkilinin icra takibine ilişkin giderlerden, vekalet ücretinden, karara ilişkin olarak yapılan diğer masraflardan ve faizden sorumlu olmadığını, bildirim yükümlülüğünü yerine getirmeyen ve icra takibine sebep olan davacının söz konusu davava ilişkin faizi ve icra dosyasına ilişkin giderleri talep hakkının bulunmadığını, işbu dava yönünden ödeme tarihinden itibaren avans faiz talep edilmesinin, hukuka hakkaniyete aykırı olduğunu, hükme esas alınan bilirkişi raporundaki hesaplamanın hatalı olduğunu bildirerek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, davanın reddine karar verilmesini istemiştir. HUKUKİ NİTELENDİRME, DELİLLERİN VE İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ Dava, işletme hakkı devir sözleşmesinden kaynaklanan rücuen tazminat istemine ilişkindir. 6100 Sayılı HMK'nın 355. maddesi gereğince, istinaf incelemesinin istinafa gelen tarafın sıfatı ile istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak kamu düzenine aykırılık bulunup bulunmadığı hususu gözetilerek ilk derece mahkemesinin taraflar arasındaki ihtilafta görevli mahkeme oluşu ve eldeki davada kesin yetki kuralına da aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla işin esasına girilerek yapılan incelemede; ... ile ... arasındaki 24.07.2006 tarihli işletme hakkı devir sözleşmesi, Konya 1. İş Mahkemesinin 2007/293 E sayılı dosyası, Konya 2. İcra Müdürlüğünün 2016/5750 Esas sayılı dosyası, bilirkişi raporu vs delilleri dosya arasında mevcuttur. Davacı vekilinin istinaf itirazlarının incelenmesinde; Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 24/11/2016 tarihli ve 6763 sayılı Kanun'un 41. maddesi ile değiştirilen 341/2. fıkrasında öngörülen kesinlik sınırı üç bin Türk Lirasıdır. 01/01/2022 tarihinden itibaren ise bu sınır 8.000,00 TL'dir. Davacı yanca eldeki davada 82.638,59 TL alacağın tahsili talep edilmiş, mahkemece 80.974,70 TL'nin davalıdan tahsiline karar verilmiş olup, davacı tarafından istinafa konu edilen miktarın 1.663,89 TL olması nedeniyle 21/12/2022 tarihli karar kesin niteliktedir. Kesin olan kararlara karşı HMK'nun 346/1. maddesi hükmü uyarınca ilk derece mahkemesince istinaf dilekçesinin reddine karar verilebileceği gibi, HMK'nun 352. maddesi gereğince yapılan ön inceleme neticesinde Bölge Adliye Mahkemesince de bu yönde karar verilebilir. Bu karar usule ilişkin nihai bir karardır (Tolga Akkaya, Medeni Usul Hukukunda İstinaf sayfa 176). Hal böyle olunca, davacı vekilinin istinaf başvurusunun kesinlik yönünden reddine karar vermek gerekmiştir. Davalı vekilinin istinaf itirazlarının incelenmesine gelince; Konya 1. İş Mahkemesi'nin 2018/11 Esas ve 2018/448 Karar sayılı ilamının incelenmesinde; davacısı ..., davalıları ... ... ile diğerleri olup, 29/12/2024 tarihinde meydana gelen iş kazası sonucu işçinin vefatı nedeniyle uğranılan maddi ve manevi zararın tazmini talebiyle açılan davada maddi ve manevi tazminat talebinin kısmen kabulüne karar verildiği, kararın Yargıtay 21. Hukuk Dairesi'nin 11/06/2019 tarih 2018/6717 Esas 2019/4162 Karar sayılı ilamıyla onanarak kesinleştiği görülmüştür. Konya 2. İcra Müdürlüğünün 2016/5750 E sayılı dosyasının ve davacının sunduğu ödeme belgelerinin incelenmesinde; Yargıtay 21. Hukuk Dairesi' nin bozma kararı sonrası Konya 1. İş Mahkemesinin 2018/11 E. 2018/411 Karar sayılı ilamına dayalı olarak toplam 64.049,54-TL'nin tahsili için ... Müessese Müdürlüğü aleyhine ilamlı icra takibi başlatıldığı, davacının takipteki alacaklılar vekilinin banka hesabına 04/07/2019 tarihinde toplam 79.045,50-TL ödeme yaptığı anlaşılmıştır. 27/10/2020 tarihli bilirkişi raporunda özetle; davacının davalıdan rücuen tahsilini talep edip edemeyeceği hususunda takdirin mahkemeye ait olduğunu belirterek, Konya 1. İş Mahkemesinin 2018/11 E sayılı dosyasından verilen kararın icrasına ilişkin Konya 2. İcra Müdürlüğünün 2016/5750 E sayılı takip dosyasına ödenen, ... sorumluluğundaki miktar ve dava dosyasına yatırıları miktarların; 68.373,441.TL 04.07,2019 tarihinde icra dosyasına yapılan ödeme 1.167,55.TL 23.02.2016 tarihinde ödenen bakiye karar harcı 150,00.TL 23.02.2016 tarihinde ödenen delil avansı, 143,50.TL 23.02.2016 tarikinde ödenen temyiz yoluna başvurma harcı, 48,10.TL 98.08.2016 tarihinde ödenen tehir-i icra karar harcı, 468,60.TL 12.06.2018 tarihinde ödenen temyiz yoluna başvuru ve temyiz karar harcı, 1533,12.TL Onama harcı olmak üzere toplam 72.197,08.TL olduğunu, Yargıtay 21. H.D. 11.06.2019 tarihli kararı ile hükmedilen ödendiğine dair bahsedilen 18.06.2019 tarikli belgenin dosyada mevcut olmadığını, 1.533,12.TL'lik ödemeye dair belgenin dosyaya sunulmaması halinde, dosyada belgesi bulunan toplam ödeme tutarının 70.663,96,TL olduğunu belirtmiştir. 23/06/2021 tarihli bilirkişi ek raporunda özetle; Konya 1. İş Mahkemesinin 2018/11 E sayılı dosyasından verilen kararın icrasına ilişkin Konya 2. İcra Müdürlüğünün 2016/5750 E sayılı takip dosyasına ödenen, ... sorumluluğundaki miktar ve dava dosyasına yatırılan miktarların; bozma öncesi ilama göre düzenlenen ilk icra emri toplam alacağına bozma sonrası yargılama giderinden kaynaklanan fark dahil edilerek hesaplama yapıldığında; 78.169,29.TL 04.07.2019 tarihinde icra dosyasına yapılan ödeme 1.167,55.TL 23.02.2016 tarihinde ödenen bakiye karar harcı 150,00.TL 23.02.2016 tarihinde ödenen delil avansı 143,50.TL 23.02.2016 tarihinde ödenen temyiz yoluna başvurma harcı 48,10.TL 08.08.2016 tarihinde ödenen tehir-i icra karar harcı 468,60.TL 12.06.2018 tarihinde ödenen temyiz yoluna başvuru ve temyiz karar harcı 1.533,12.TL Onama harcı; olmak üzere toplam 81.417,68.TL olduğunu, Yargıtay 21. H.D. 11.06.2019 tarihli kararı ile hükmedilen ödendiğine dair bahsedilen 18.06.2019 tarihli belgenin dosyada mevcut olmadığı, 1.533,12.TL'lik ödemeye dair belgenin dosyaya sunulmaması halinde, dosyada belgesi bulunan toplam ödeme tutarının 80.147,04.TL olduğunu, bozma sonrası ilama göre yeniden düzenlenen icra emrine göre hesaplama yapıldığında; 77.369,76.TL 04.07.2019 tarihinde icra dosyasına yapılan ödeme 1.167,55.TL 23.02.2016 tarihinde ödenen bakiye karar harcı, 150,00.TL 23.02.2016 tarihinde ödenen delil avansı, 143,50.TL 23.02.2016 tarihinde ödenen temyiz yoluna başvurma harcı, 48,10.TL 08.08.2016 tarihinde ödenen tehir-i icra karar harcı, 468,60.TL 12.06.2018 tarihinde ödenen temyiz yoluna başvuru ve temyiz karar harcı, 1.533,12.TL Onama harcı olmak üzere toplam 81.193,43.TL olduğunu, Yargıtay 21. H.D. 11.06.2019 tarihli kararı ile hükmedilen ödendiğine dair bahsedilen 18.06.2019 tarihli belgenin dosyada mevcut olmadığı, 1.533,12.TL'Tik ödemeye dair belgenin dosyaya sunulmaması halinde, dosyada belgesi bulunan toplam ödeme tutarının 79.660,31.TL olduğu bildirilmiştir. Davacının, Konya 1. İş Mahkemesi'nin 15.05.2018 tarih ve 2018/11 Esas 2018/448 Karar sayılı kararının Konya 2.İcra Müdürlüğünün 2016/5750 Esas sayılı dosyası ile ilamlı icra takibine konu edilmesi nedeniyle icra dosyasına 04.07.2019 tarihinde 79.045,50 TL ödeme yaptığı, yine müvekkil şirket tarafından Konya 1. İş Mahkemesi'nin 2018/11 Esas sayılı dosyasında 23.02.2016 tarih ve 8995 makbuz numarası ile ödenen 150,00 TL delil avansı, 12.06.2018 tarih ve 36064 makbuz numarası İle ödenen 200,00 TL gider avansı (İşbu makbuzdaki avansın 117,78 TL iade edilmiş olup 82,22 TL talep edilmiştir), 23.02.2016 tarih ve 13308 sayman mutemet alındısı ile ödenen 143,50 TL temyiz yoluna başvuru harcı (işbu makbuzdaki temyiz karar harcı iade istenmiştir), 23.02.2016 tarih ve 13364 sayman mutemet alındısı ile ödenen 1.167,55 TL bakiye karar harcı, 08.08.2016 tarih ve 54946 sayman mutemet alındısı ile ödenen 48,10 TL tehiri icra karar harcı, 12.06.2018 tarih ve 42125 sayman mutemet alındısı ile ödenen 176,60 TL temyiz yoluna başvuru harcı, 12.06.2018 tarih ve 42125 sayman mutemet alındısı ile ödenen 292,00 TL temyiz karar harcı, 18.06.2019 tarih ve 47295 sayman mutemet alındısı ile ödenen 1.533,12 TL onama harcı olmak üzere toplam 232,22 TL gider avansı, 3.360,87 TL harç ödemesi olmak üzere toplam 82.638,59 TL ödeme yaptığı anlaşılmakta olup ilgili sayman mutemet alındıları ve tahsilat makbuzları dosya arasında mevcuttur. Taraflar arasında akdedildiği hususunda her hangi bir ihtilaf bulunmayan 24/07/2006 tarihli İşletme Hakkı Devir Sözleşmesinin 7.1 maddesinde; sözleşmenin imza tarihinden önce başlamış idari ve hukuki ihtilafların takip edilmesi, çözüme kavuşturulması ve bundan kaynaklanan her türlü sorumluluğun ...'a ait olduğu, 7.4 ve 7.6 maddesinde de; dağıtım faaliyetinin ... tarafından yürütüldüğü dönemde bu faaliyetler nedeniyle üçüncü kişiler tarafından ileri sürülecek her türlü talebin muhatabının ... olduğu hükme bağlanmıştır. Somut uyuşmazlıkta davacı tarafından icra dosyasına yapılan ödeme İşletme Hakkı Devir Sözleşmesi'nin imzalandığı tarihten önceki döneme isabet eden olaya dayanmaktadır. Rücuen alacağa dayanak olan Konya 1. İş Mahkemesi'nin 15.05.2018 tarih ve 2018/11 Esas 2018/448 Karar sayılı davanın davacısı da bu sözleşme çerçevesinde üçüncü kişi konumunda olup İHDS'nin 7.4 ve 7.6 maddeleri gereğince davacının icra dosyasına ödediği bedeli davalıdan rücuen talep ve dava hakkı bulunmaktadır. Rücuen alacağa dayanak davadaki uyuşmazlığın dağıtım tesislerinin mülkiyetine ilişkin olmaması karşısında sözleşmenin 7.2 maddesi uyarınca davacının ihbar yükümlülüğü de bulunmamaktadır. Bu nedenle davalı vekilinin anılan hususlara ilişkin istinaf isteminin reddi gerekmiştir (Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 23/03/2016 tarih 2015/13510 esas 2016/3219 karar sayılı emsal içtihadı). Davalı vekilinin zamanaşımına ilişkin istinaf itirazının incelenmesinde; alacak taraflar arasında imzalanan İşletme Hakkı Devir Sözleşmesi'ne dayandığından bu davada uygulanması gerekli olan zamanaşımı süresi Türk Borçlar Kanunu'nun 146. maddesi uyarınca 10 yıl olup davanın da bu süre içerisinde açıldığı anlaşıldığından bu yöndeki itiraz yerinde görülmemiştir. Öte yandan, Hisse Satış Sözleşmesi'nin 9.4. maddesinde "...İşletme Hakkı Devir Sözleşmesindeki hükümler saklı kalmak kaydıyla", 22. maddesinin f bendinde "Alıcı ihale konusu hisseleri devir aldığı tarihten önceki döneme ilişkin olarak İşletme Hakkı Devir Sözleşmesindeki hükümler saklı kalmak kaydıyla..." hükümleri yer almaktadır. Anılan hükümler gözetildiğinde Hisse Satış Sözleşmesi karşısında İşletme Hakkı Devir Sözleşmesi'nin öncelikle uygulanacağı anlaşıldığından davalı vekilinin bu hususa yönelik itirazlarına Dairemizce itibar edilmemiştir. Davalı vekilinin açılan davada avans faizi uygulanamayacağına yönelik itirazına gelindiğinde, rücuen tazminat talebi, başkasına ait bir borcu yerine getiren kişinin mal varlığında meydana gelen kaybı gidermeye yönelik tazminat niteliğinde olup, davacının mal varlığındaki eksilme ödeme tarihinde gerçekleştiğinden ödeme gününden itibaren her iki tarafta tacir olduğundan avans faizi talep edebilir (Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 13/04/2016 tarih ve 2016/2239-2016/4044 E.-K. Sayılı emsal kararı). Bununla birlikte, ilk derece mahkemesince alınan bilirkişi raporlarında, mahkemenin hüküm kısmında yer alan ve tahsiline karar verilen " 80.974,70 TL" rakamı yer almayıp, mahkeme gerekçesinde de söz konusu rakama nasıl ulaşıldığı açıklanmadığından Dairemizce usul ekonomisi ve davacı vekilinin istinaf itirazlarının miktar itibariyle reddedilmiş olduğu gözetilerek yapılan değerlendirme sonucu; Yukarıda açıklandığı üzere her ne kadar davacı yanca eldeki davada icra dosyası ve dava dosyasına ödenen toplam 82.638,59 TL talep edilebilecek ise de, mahkemece "80.974,70 TL" alacağın tahsiline karar verilmiş olup, söz konusu miktarın 79.045,50 TL'sinin icra dairesine ödenen miktar olup bu miktara 04/07/2019 tarihinden itibaren avans faizi işletilmesi gerektiği, bakiye 1.929,20 TL'ye ise ödeme tarihlerinden itibaren faiz işletilmesi gerekmekle ve ödeme tarihlerinin 04/07/2019 tarihinden önce olmakla birlikte davacının dava dilekçesindeki talebinin alacağın tamamına 04/07/2019 tarihinden itibaren faiz işletilmesi talep edildiğinden Dairemizce de aleyhe bozma yasağı gözetilerek 80.974,70 TL'nin 04/07/2019 tarihinden itibaren davalıdan alınıp davacıya verilmesine karar verilmesi gerekmiş, ilk derece mahkemesince anılan hususlarda herhangi bir gerekçe yazılmadığından ve kararın gerekçesi Dairemizce yazıldığından ilk derece mahkemesi kararı gerekçe yönünden kaldırılmıştır. Tüm bu nedenlerle HMK'nun m.352'deki düzenleme gereğince reddedilen miktarın kesin olması nedeniyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun usulden reddine, davalı vekilinin istinaf başvurusunun ise kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının gerekçe yönünden kaldırılmasına karar vermek gerekmiş ve takdiren aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM: Yukarıda Açıklanan Nedenlerle; A)1-İlk derece mahkemesi hükmü HMK'nın 341/(2). maddesi gereğince miktar yönünden kesin olduğundan davacı vekilinin istinaf başvurusunun USULDEN REDDİNE, 2-Davacı tarafından yatırılan 179,90 TL istinaf karar harcı ve 492,00 TL istinaf kanun yoluna başvurma harcı olmak üzere toplam 671,90 TL'nin talep halinde davacıya iadesine, 3-Davacı tarafından yapılan yargılama giderinin kendi üzerinde bırakılmasına, B)1-Davalı vekilinin istinaf başvurusunun KABULÜNE, 2-Ankara 5. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 21/12/2022 tarih 2020/37 Esas 2022/770 Karar sayılı kararının HMK'nun 353/(1)-b.2. maddesi gereğince gerekçe yönünden KALDIRILMASINA, 80.974,70 TL rücuen alacağın 04/07/2019 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile davalıdan alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine, 3-492 sayılı Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 5.531,38 TL harçtan peşin alınan 1.411,27 TL harcın mahsubu ile bakiye 4.120,11 TL harcın davalıdan alınarak Hazine’ye gelir kaydına hükmedilmesi gerekmekte ise de, anılan bakiye harcın davalı tarafından istinaf aşamasında yatırıldığından bu hususta karar verilmesine yer olmadığına, 4-Davacı tarafından yatırılan 1.411,27 TL peşin harç ile 54,40 TL başvurma harcının davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 5-Davacı tarafından yapılan 650,00 TL bilirkişi ücreti ve 556,00 TL posta ve tebligat gideri olmak üzere toplam 1.206,00 TL yargılama giderinin davanın kabul ve reddi oranına göre hesaplanan 1.181,72 TL'sinin davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, bakiye kısmın davacı üzerinde bırakılmasına, 6-Davacının yargılamada vekil ile temsil edildiği anlaşıldığından yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca hesaplanan 12.955,95 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 7-Davalının yargılamada vekil ile temsil edildiği anlaşıldığından yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca hesaplanan 1.663,89 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, 8- 6325 Sayılı Kanunun 18/A-14 maddesi gereğince Adalet Bakanlığı bütçesinden karşılanacak olan 1.320,00 arabuluculuk giderinin kabul ve red oranı gözetilerek 1.293,42 TL'sinin davalıdan, 26,57 TL'sini davacıdan tahsili ile Hazineye irat kaydına , 9-Taraflarca yatırılan ve kullanılmayan gider ve delil avansının HMK'nin 333. maddesi uyarınca karar kesinleştikten sonra Hukuk Muhakemeleri Kanunu Gider Avansı Tarifesinin 5. maddesi dikkate alınarak yatıranlara iadesine, C)1-Davalı taraftan istinaf karar harcı olarak alınan 1.383,00 TL nispi karar harcı ile 492,00 TL istinaf kanun yoluna başvurma harcının karar kesinleştiğinde ve talep halinde davalıya iadesine, 2-Davalı taraftan istinaf aşamasında posta gideri olarak yapılan 321,00 TL'nin davadaki haklılık durumu gözetilerek hesaplanan 6,46 TL'sinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, bakiye kısmın davalı üzerinde bırakılmasına, 3-İstinaf incelemesi sırasında duruşma açılmadığından davalı yararına vekalet ücreti taktirine yer olmadığına, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda uyuşmazlık konusu miktar dikkate alındığında HMK'nın 362. maddesi gereğince kesin olmak üzere, tarafların yokluğunda oy birliği ile karar verildi. 05/12/2025 Başkan- Üye - Üye - Zabıt Katibi -