T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM 20. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2025/1552 - 2025/1774 T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20.HUKUK DAİRESİ ESAS NO : 2025/1552 KARAR NO : 2025/1774 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ANKARA 3. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ TARİHİ : 25/02/2025 NUMARASI : 2023/500 E. - 2025/65 K. DAVANIN KONUSU : Marka Hükümsüzlüğü, Haksız Rekabetin Tespiti, Unvan Terkini Taraflar arasında görülen davada Ankara …
T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM 20. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2025/1552 - 2025/1774 T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20.HUKUK DAİRESİ ESAS NO : 2025/1552 KARAR NO : 2025/1774 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ANKARA 3. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ TARİHİ : 25/02/2025 NUMARASI : 2023/500 E. - 2025/65 K. DAVANIN KONUSU : Marka Hükümsüzlüğü, Haksız Rekabetin Tespiti, Unvan Terkini Taraflar arasında görülen davada Ankara 3. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 25/02/2025 tarih ve 2023/500 E. - 2025/65 K. sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü: TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ : Davacı vekili, “...” ibareli markanın çeşitli sınıflarda müvekkili adına tescilli olduğunu ve 1982 yılından beri müvekkili tarafından kullanıldığını, müvekkilinin markası ile davalının 2020/53152 sayılı "...+ŞEKİL" markasının tüketici nezdinde karıştırılma ihtimalinin bulunduğunu, markaların benzer olduğunu ve benzer sınıflarda tescilli bulunduğunu, davalı markasının tescilli olduğu 14. sınıf ile müvekkili markasının tescilli olduğu 25. sınıfta bulunan malların benzer mallar kapsamında olduğunu, müvekkilinin 14. sınıfta tescilli 2015/11821 sayılı "şekil" markasının bulunduğunu, davalının müvekkiline ait “...” markasının benzerini mağazasında, "www...com" adlı internet sayfasında ve "@..." adlı Instagram sayfasında, fatura ve diğer işletmesel dokümanlarda müvekkiline ait markaların iktibas veya iltibas yaratacak surette benzerini kullandığını ileri sürerek, davalıya ait 2020/53152 sayılı markanın hükümsüzlüğü ile sicilden terkinine, davalı markasının müvekkiline ait 2004/12723 ve 2015/11821 sayılı markalarına tecavüz ve haksız rekabet oluşturduğunun tespitine, tecavüzün durdurulmasına ve önlenmesine, davalının ticaret unvanının sicilden silinmesine, hüküm özetinin ilanına karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili, davacının kuyumculuk sektöründe faaliyetinin bulunmadığını, “...” ibaresini kötü niyetli olarak sınıf ve marka kapatmak için tescil ettirdiğini, davacı adına tescilli markaların 25 ve 35. sınıfları kapsadığını, müvekkilinin kuyumculuk sektöründe “...” markasının gerçek hak sahibi olduğunu, markayı ihtilafsız olarak 15 yıldır kullandığını, “...” markasının kuyumculuk sektöründe ilk olarak ... tarafından kullanıldığını, "... Mücevher" markalı işletmenin 20.10.2008 tarihinde kurulduğunu, müvekkili şirketin ortağı ve kurucusu olan ...’nin bahsi geçen işletmeyi ve marka hakkını devraldığını, daha sonra müvekkili şirketi kurarak bu şirket üzerinden faaliyete devam ettiğini, müvekkili şirketin markasını 2020/53152 sayı ile tescil ettirdiğini, birlikte var olma ilkesi gereğince davacının markaya tecavüz iddiasında bulunmasına imkan olmadığını, davacı şirketin yalnızca tekstil sınıfında faaliyet gösterdiğini, 25. sınıf ile 14. sınıftaki emtia arasında benzerlik bulunmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece dava konusu edilen ve hükümsülüğü talep edilen 2020/53152 tescil numaralı markanın, Türk Patent ve Marka Kurumu tarafından alınan bilgi ve belgeler doğrultusunda, 22/05/2022 tarihinden 28/06/2024 tarihine kadar ... adına tescilli olduğu, 28/06/2024 tarihinden itibaren ve halen davalı ... Değerli Taş Mücevherat Ticaret Limited Şirketi adına tescilli bulunduğu, davanın açılış tarihi olan 05/09/2023 tarihinde dava konusu markanın davalı adına tescilli olmadığı, kural olarak her davanın açıldığı tarihteki koşullara göre görülüp karara bağlanacağı, davanın açıldığı tarihte davalı adına tescilli olmayan bir markanın hükümsüzlüğünün istenemeyeceği, öte yandan marka hakkına tecavüz iddiasının sadece marka tesciline dayalı olduğu gerekçesiyle pasif husumet yokluğu nedeni ile HMK 114/1-d ve 115/2 maddeleri gereğince dava şartı yokluğu nedeni ile davanın usulden reddine karar verilmiştir. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ : Davacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde, eldeki dosyada davaların yığılmasının söz konusu olduğunu, yerel mahkemece usul ve yasaya aykırı olarak yalnızca hükümsüzlük davası bakımından inceleme yapılarak karar verildiğini, 6100 sayılı HMK'nın "Davaların Yığılması" kenar başlıklı 110. maddesinde: "Davacı, aynı davalıya karşı olan, birbirinden bağımsız birden fazla asli talebini, aynı dava dilekçesinde ileri sürebilir." denildiğini, eldeki dosyada davalı aleyhine birbirinden bağımsız olarak birden fazla davanın açıldığını, bu davaların 2020/53152 sayılı markanın hükümsüzlüğü ile sicilden terkini, müvekkilinin marka hakkına tecavüzün ve haksız rekabetin tespiti, durdurulması ve önlenmesi, müvekkilinin markası ile benzer olan ticaret unvanının sicilden silinmesi yahut değiştirilmesi olduğunu, davaların yığılmasında görünüşte tek bir dava olsa da aslında talep sayısınca davanın bulunduğunu, eldeki dosyada da 3 ayrı davanın olduğunu, bu nedenle mahkemenin davaların her biri bakımından ayrı ayrı inceleme yapmak, ayrı ayrı karar vermek ve bunları hüküm kısmında da ayrı ayrı göstermek zorunda bulunduğunu, yerel mahkemenin ise her bir dava bakımından ayrı ayrı değerlendirme yapmadığını, yalnızca hükümsüzlük davası bakımından inceleme yaptığını ve yalnızca hükümsüzlük davası bakımından karar verdiğini, oysaki müvekkilinin marka hakkına tecavüzün ve haksız rekabetin tespiti, durdurulması ve önlenmesi davası ile müvekkilin markası ile benzer olan ... Değerli Taş Mücevherat Tic. Ltd. Şti. ticaret unvanının sicilden silinmesi yahut değiştirilmesi davasının da bulunduğunu ve bu davalarda husumetin doğru belirlendiğini, ayrıca Yerel Mahkemece hükümsüzlük davasına ilişkin olarak dürüstlük kurallarına uygun şekilde yaptıkları taraf değişikliği talebinin de kabulüne karar verilmesi gerekirken, hükümsüzlük davasının pasif husumet yokluğu nedeni ile dava şartı yokluğundan usulden reddine karar verilmesinin de yanlış olduğunu, davalının müvekkilini açık bir şekilde yanılgıya düşürdüğünü ve hükümsüzlük davasının da kendisi aleyhine açılmasına sebebiyet verdiğini, zira eldeki dava açılmadan evvel davalının 21.07.2023 tarihli noter ihtarnamesi ile müvekkiline "Müvekkilimiz Türkiye'de kuyumculuk sektörünün önde gelen isimleri ve şirketleri arasındadır ve aynı zamanda adı olan "..." tescilli markasıdır. (Türk Patent ve Marka Kurumu, başvuru no:2020/53152, 18.04.2022 tarihinde tescil edilmiştir)" denildiğinden iyi niyetle ihtarnamedeki beyana dayalı olarak hükümsüzlük davasının da keşideci şirkete karşı açıldığını, eldeki davanın açılmasından sonra ise davalı tarafça husumet itirazında bulunulmayıp, bilakis dava konusu 2020/53152 numaralı marka tesciline dayanarak müvekkiline karşı dava ikame edildiğini, anılan karşı davanın Ankara 3. Fikri ve Sınai Haklar Mahkemesinin 2023/319 Esas sayılı dosyası ile görüldüğünü ve davalının 2020/53152 numaralı marka tesciline dayanarak ikame ettiği davanın kabul edildiğini, halbuki davalının dava tarihi itibariyle 2020/53152 tescil numaralı markanın hak sahibi olmadığı gözetildiğinde, anılan davasının da reddinin gerektiğini, yerel mahkemenin birbirinden tamamen farklı kararlar vermesinin çelişki yarattığını ve adil yargılanma hakkının ihlaline sebebiyet verdiğini, davalının bu yanıltıcı hareketlerinin yargılama esnasında tespit edilmiş olup, 06.03.2024 tarihli dilekçeleri ile taraf değişikliği talep edildiğini, bu taleplerinin yerel mahkemenin 25.04.2024 tarihli duruşmasında da belirtilmiş olup, bu hususun duruşma zaptına da geçtiğini, HMK m.115/2 ile HMK m. 124/3 ve 124/4 gereğince taraf değişikliği taleplerinin kabulü gerekirken mahkemece reddine karar verilmesinin hukuka aykırı olduğunu ileri sürerek, yerel mahkemenin kararının istinaf incelemesi yapılarak kaldırılmasını ve davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir. GEREKÇE : Dava, marka hükümsüzlüğü, marka hakkına tecavüzün ve haksız rekabetin tespiti, durdurulması ve önlenmesi, ticaret unvanının terkini istemlerine ilişkindir. İnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. Davacı vekilince sunulan dava dilekçesinde, 2020/53152 sayılı markanın hükümsüzlüğü isteminin yanında, davalının müvekkiline ait “...” markasının iltibas yaratacak surette benzerini mağazasında, "www...com" adlı internet sayfasında ve "@..." adlı Instagram sayfasında, fatura ve diğer işletmesel dokümanlarda ve ticaret unvanında kullandığını ileri sürerek, müvekkiline ait marka hakkına tecavüzün ve haksız rekabetin tespitini, durdurulmasını ve önlenmesini ve davalının ticaret unvanının terkinini istemiştir. 6100 sayılı HMK'nın "Davaların Yığılması" kenar başlıklı 110. maddesinde: "Davacı, aynı davalıya karşı olan, birbirinden bağımsız birden fazla asli talebini, aynı dava dilekçesinde ileri sürebilir." denmiştir. Eldeki davada da davacı vekilince davalı aleyhine birbirinden bağımsız olarak birden fazla talepte bulunulmuştur. Ayrıca ilk derece mahkemesince karar yerinde belirtildiğinin aksine, davacının marka hakkına tecavüz iddiası, sadece davalının marka tesciline dayandırılmamış, davalının davacı markasını mağazasında, internet sayfasında, Instagram sayfasında, fatura ve diğer işletmesel dokümanlarda kullanımının da davacının marka hakkına tecavüz olduğu ileri sürülmüştür. Kaldı ki davacının, davalıya ait ticaret unvanının terkini talebi de bulunmaktadır. Bu durum karşısında mahkemece, davacının diğer taleplerinin de incelenip sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiş, Dairemizce, davacı vekilinin yukarıdaki hususlara ilişkin istinaf itirazlarının kabulü ile HMK’nın 353/1-a-6. maddesi gereğince yerel mahkeme kararının kaldırılmasına, davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren mahkemeye gönderilmesine, kararın niteliğine göre davacı vekilinin diğer istinaf itirazlarının bu aşamada incelenmesine yer olmadığına karar vermek gerekmiştir. HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda belirtildiği üzere; 1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-a-6 maddesi gereğince KABULÜ ile Ankara 3. Fikri Ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi 25/02/2025 gün ve 2023/500 E. - 2025/65 K. sayılı kararının KALDIRILMASINA; 2-Dosyanın, davanın yeniden görülmesi için mahkemesine İADESİNE, 3-Davacı vekilinin diğer istinaf itirazlarının bu aşamada incelenmesine yer olmadığına, 4-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 615,40-TL maktu istinaf karar ve ilam harcı davacı vekili tarafından peşin olarak yatırıldığından başkaca harç alınmasına yer olmadığına, 5-İstinaf aşamasında duruşma açılmadığından taraflar lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, 6-İstinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin ilk derece mahkemesince yapılacak yargılamada değerlendirilmesine, 7-Kararın tebliği ve harç işlemlerinin yerel mahkeme tarafından yaptırılmasına, Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oybirliği ile 03/10/2025 tarihinde HMK 353/1-a-6 maddesi uyarınca KESİN olmak üzere karar verildi. GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 03/10/2025 Başkan Üye Üye Katip Bu belge 5070 sayılı Yasa hükümlerine göre elektronik olarak imzalanmıştır.