7. Hukuk Dairesi 2012/4818 E. , 2013/9483 K. Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün, Yargıtayca incelenmesi bir kısım davacılar tarafından istenilmekle, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dosya incelendi, gereği görüşüldü: Kadastro sırasında dava konusu 169 ada 6 parsel sayılı 882376,84 m2 yüzölçümündeki taşınmaz ham toprak niteliğiyle davalı Hazine adına, 169 ada 2, 3, 4 ve 5 parsel sayılı yüzölçümleri tutanaklarında yazılı taşınmazlar ise yaylak n…
**7. Hukuk Dairesi 2012/4818 E. , 2013/9483 K.** **"İçtihat Metni"** Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün, Yargıtayca incelenmesi bir kısım davacılar tarafından istenilmekle, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dosya incelendi, gereği görüşüldü: Kadastro sırasında dava konusu 169 ada 6 parsel sayılı 882376,84 m2 yüzölçümündeki taşınmaz ham toprak niteliğiyle davalı Hazine adına, 169 ada 2, 3, 4 ve 5 parsel sayılı yüzölçümleri tutanaklarında yazılı taşınmazlar ise yaylak niteliğiyle sınırlandırılmak suretiyle tespit edilmiştir. Davacı ... ve 223 arkadaşı tapu kaydına, miras yoluyla gelen hakka ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanarak dava açmıştır. Mahkemece davanın reddine, dava konusu 169 ada 2, 3, 4 ve 5 parsel sayılı taşınmazların tespit gibi yaylak olarak sınırlandırılmasına ve özel siciline yazılmasına, 169 ada 6 parsel sayılı taşınmazın tespit gibi tapuya tesciline karar verilmiş; hüküm, bir kısım davacılar tarafından temyiz edilmiştir. Mahkemece davacı tarafın tutunduğu tapu kayıt maliklerinin ya da onların mirasçılarının davaya dahil edilip taraf teşkilini sağlayamadıkları, ayrıca tapu kayıt malikleri ile aralarındaki ırsi ilişkiyi ispat edemedikleri, yaylak niteliğindeki taşınmazların da zilyetlik yoluyla iktisabının mümkün olmadığı gerekçe gösterilmek suretiyle davanın reddine karar verilmiş ise de, mahkemece yapılan araştırma, soruşturma ve uygulama hüküm vermeye yeterli değildir. Kadastro Mahkemesinde tapu kayıt malikleri ve mirasçıları tek başına dava açabilirler, dava açmayan maliklerin davaya dahil edilmelerine gerek yoktur. Tapuda müşterek mülkiyetin söz konusu olduğu durumlarda müşterek malikin kendi payına yönelik olarak tek başına dava açabilmesi mümkündür. İştirak halinde mülkiyette ise malik olan paydaş tüm tereke adına dava açabilir. Mahkemece davacı tarafın tutunduğu tapu kaydı ilk oluştuğu tarihten itibaren tüm tedavülleri ile birlikte getirtilmediği gibi getirtilen bir kısım pay tapu kayıtlarında ise bir kısım davacının paydaş olduğu hususu dahi gözardı edilmiştir. Öte yandan dava konusu 169 ada 2, 3, 4 ve 5 parsel sayılı taşınmazların tespit nedenleri dikkate alınarak yöntemine uygun biçimde yaylak araştırması da yapılmamıştır. Kural olarak mahkemece bir yerin yaylak olarak kabul edilebilmesi için taşınmazın yaylak olarak yetkili idari merciiler tarafından tahsis edilmesi ya da taşınmazın öncesinin bilinmeyen bir zamandan beri geleneksel biçimde yaylak olarak kullanılmış olmasına bağlıdır. Az yukarıda vurgulandığı biçimde bu doğrultuda yeterli ve yöntemine uygun bir araştırma ve soruşturma yapılmamıştır. O halde saptanan dava niteliği dikkate alındığında sağlıklı bir sonuca varılabilmesi için öncelikle davacı tarafın tutunduğu tapu kaydı ilk oluştuğu günden itibaren tüm tedavülleri ile birlikte dayanağı harita ve eki belgelerle birlikte Kadastro Genel Müdürlüğü ve Tapu Sicil Müdürlüğünden getirtilmeli, bundan sonra tapu kaydına dayanan davacı tarafın kayıt maliki ya da malikleri ile irsi ilişkisi sorulup saptanmalı, bu nedenle kayıt maliki ya da maliklerinin tüm mirasçılarını gösterecek şekilde onaylı nüfus aile kayıt örnekleri, ilgili Nüfus Müdürlüğünden getirtilmeli ya da bu konuda istihsal edilmiş veraset belgesi varsa davacıya ibraz ettirilmeli, bu yolla irsi ilişki sağlıklı biçimde duraksamasız belirlenmeli, dava konusu taşınmazların bulunduğu bölgeye ait askeri ve memleket haritaları getirtilmeli, ayrıca bu bölgede 4753 ve 5618 Sayılı Yasa uyarınca yaylak tahsisi yapılıp yapılmadığı Özel İdare Müdürlüğünden, 4342 Sayılı Yasa uyarınca mera tahsisi yapılıp yapılmadığı ise Mülki Amirlikten sorulup saptanmalı, yapılmış ise tahsis haritası ve eki belgeler yerinden getirtilmeli, kayda dayanan tarafın tapu kayıt maliki ya da malikleri ile irsi ilişkisi gereği gibi saptandığı takdirde dayanılan tapu kaydının dava dışı başka taşınmaz ya da taşınmazlara revizyon görüp görmediği, Tapu Sicil Müdürlüğü ve Kadastro Müdürlüğünden ayrı ayrı sorulup saptanmalı, revizyon görmüş ise dava konusu taşınmazla birlikte revizyon gördüğü dava dışı taşınmazları ve bu taşınmazlara dıştan komşu taşınmazları da bir arada gösterecek şekilde geniş kapsamlı birleşik harita Kadastro Müdürlüğünden getirtilmeli, bundan sonra dıştan komşu taşınmazların tümünün tespit tutanakları ve varsa dayanakları kayıtlar davalı iseler dava dosyaları da getirtilmeli, dayanılan tapu kaydının dava dışı başka taşınmazlara revizyon gördüğü ve davalı oldukları saptandığı takdirde usulün 45 ve onu izleyen maddeleri hükmü uyarınca dava dosyalarının birleştirilip birleştirilmeyeceği yönü üzerinde durulmalı, vurgulanan bu olgunun dava ekonomisi ve tapu kaydının kapsamının sağlıklı biçimde belirlenebilmesi için zorunlu olduğu özellikle dikkate alınmalı, daha sonra dava sonucunda yararı olmayan çekişmeli taşınmazın bulunduğu köye komşu belde ya da köyler halkından yöreyi iyi bilen elverdiğince yaşlı, yansız yerel bilirkişi ve uzman bilirkişi fen elemanı, tutanak bilirkişilerinin tümü, tarafların aynı yöntemle göstereceği tanıklar hazır olduğu halde çekişmeli taşınmaz başında yeniden keşif yapılmalı, 3402 Sayılı Kadastro Kanununun 20.maddesi hükmü uyarınca davacı tarafın dayandığı tapu kaydı ile yaylak tahsisi yapılmış ise yaylak tahsis haritası ve eki belgeler yerel bilirkişi yardımı, uzman bilirkişi fen elemanı eliyle yerine uygulanmalı, geniş kapsamlı kadastro paftasının ölçeği ile yaylak tahsis haritası ve davacının tutunduğu tapu kaydının varsa dayanağı haritanın ölçekleri eşitlendikten sonra haritalar yerel bilirkişi yardımı, uzman bilirkişi fen elemanı eliyle çakıştırılarak yerine uygulanmalı, uygulamada haritalarda tarif edilen belli poligon ve röper noktalar ile arz üzerindeki doğal yada yapay sınır yerlerinden varsa değişmez nitelikte sınır yeri sayılabilecek kişi taşınmazlarından da yararlanılmalı, uygulamada kaydın revizyon gördüğü dava dışı taşınmazlar varsa özellikle gözönünde tutulmalı, tapu kaydının dayanağı haritası yoksa kayıtta tarif edilen sınır yerleri esas alınarak uygulama yapılmalı, tapu kaydında tarif edilen sınır yerlerinden yerel bilirkişice bilinemeyen sınır yerleri bulunduğu takdirde bu konuda taraflara tanık dinletme olanağı sağlanmalı, uzman bilirkişiye tapu kaydında tarif edilen sınır yerleri düzenleyeceği haritada ayrı ayrı işaret ettirilmeli, uygulamaya ilişkin yerel bilirkişi ve tanık sözleri, dıştan komşu taşınmazların tespit tutanağı içeriği ve varsa dayanakları kayıtlarla denetlenmeli, bu yolla öncelikle dava konusu taşınmazın dayanılan tapu kaydının kapsamında kalıp kalmadığı ayrıca taşınmazın bölgede yaylak tahsisi yapılmış ise taşınmazın yaylak tahsis haritasının kapsamında kalıp kalmadığı da duraksamasız saptanmalı, kuşkusuz taşınmazın bulunduğu bölgede yaylak tahsisi yapılmamış ise kadim yaylak olup olmadığı hususunda araştırma ve soruşturma yapılmalı, yerel bilirkişi ve tanıklardan bu konularda ayrıntılı gerekçeli olaylara dayalı bilgiler alınmalı, dava konusu taşınmazın tümü yada bir bölümü dayanılan tapu kaydı ile yaylak tahsis haritasının kapsamı dışında kaldığı saptandığı takdirde tapu kayıt ve yaylak tahsis haritasının kapsamı dışında kalan taşınmaz ya da taşınmaz bölümleri yönünden yeterli biçimde zilyetlik araştırması yapılmalı, bu konuda taşınmaz üzerinde sürdürülen zilyetliğin başlangıç günü, süresi ve sürdürülüş biçimi hakkında ve taşınmazın öncesinin kime ait olduğu, kimden kime kaldığı yolunda yerel bilirkişi ve tanıklardan olaylara dayalı bilgi alınmalı, tespit tutanağı bilirkişilerinin beyanları ile yerel bilirkişi ve tanık beyanları arasında aykırılık bulunduğu takdirde tespit tutanağı bilirkişileri de çekişmeli taşınmaz başında ayrı ayrı dinlenerek, çelişki duraksamasız giderilmeli, uzman bilirkişiden keşfi izlemeye, yerel bilirkişi ve tanık sözlerini denetlemeye imkan verecek şekilde ayrıntılı, gerekçeli yargı denetimine açık rapor alınmalı, bundan sonra toplanan ve toplanacak tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna uygun bir karar verilmelidir. Mahkemece böylesine bir araştırma ve soruşturma yapılmaksızın yazılı şekilde hüküm kurulması isabetsiz olduğu gibi, bir kısım davacıya aleyhlerindeki mahkeme hükmünün usulüne uygun olarak tebliğ edilmemesi dahi isabetsiz, bir kısım davacıların temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde görüldüğünden kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin alınan harcın istek halinde hükmü temyiz eden bir kısım davacılara iadesine, 23.05.2013 gününde oybirliği ile karar verildi.